Amerika
Trump, MAGA dostu Avrupalı düşünce kuruluşlarını fonlayacak

ABD, MAGA ideolojisini Avrupa’ya ihraç etmek için dış finansman programını yeniden yönlendiriyor.
POLITICO’nun aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, MAGA’yı (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) destekleyen yeni Fransız düşünce kuruluşu Western Arc ve İngiliz savunma grubu Free Speech Union’ın temsilcileriyle hükümet finansmanı konusunda ilk görüşmeleri gerçekleştirdi.
Bu girişimler, Washington merkezli Heritage Vakfı’nın MAGA ile aynı çizgide olan düşünce kuruluşuna “aynı görüşte” olarak tanımladığı grupların ABD’li yetkililere verdiği bir listeye dayanıyor.
İtalya ve Brüksel’deki diğer sağcı ve muhafazakâr gruplar da POLITICO’ya, müttefik olarak gördükleri ABD yönetiminin desteğiyle ilgilendiklerini söylediler.
“Liberalizmin müjdesi” yerine “medeniyet ittifakı”
POLITICO, hepsi bir şekilde aşırı sağcı siyasetle bağlantılı 10 Avrupa düşünce kuruluşu ve politika grubunun temsilcileriyle görüştü.
Temsilciler, son yıllarda hızla profesyonelleşen ve Atlantik’in diğer yakasındaki benzer gruplarla işbirliği kurmak için çalışan, ideolojik olarak aynı görüşte olan kuruluşların hızla gelişen ekosistemini anlattılar.
ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci başkanlığı, Avrupalı milliyetçilere ve muhafazakârlara dünyanın en büyük iktisadi ve askeri gücünün başında bir destekçi kazandırırken, Atlantik’in her iki yakasındaki gruplar bu fırsatı değerlendirmek istiyor.
Hedefleri, Amerika’nın bir zamanlar “liberalizmin müjdesini” yaymak için kullandığı yumuşak güç araçlarını yeniden kullanarak, erişimlerini ve güçlerini genişletmek ve nihayetinde Batıyı kendi imajlarına göre yeniden inşa etmek.
Her iki taraf da bu projeye “medeniyet ittifakı” diyor.
“Milli muhfazakârlar” konferansı: Elektrikli testere ve “Roma selamı”nın ötesinde
Fransız bağlantısı: Western Arc
Republicans Overseas France’in eski medya direktörü Nicolas Conquer, aralık ayında Paris’te “MAGA’dan ilham alan” bir düşünce kuruluşu olan Western Arc’ı kurdu.
Fransız-Amerikan vatandaşı olan Conquer, ABD Dışişleri Bakanlığından birkaç yetkiliyle finansman alabilecek belirli projeler hakkında görüştüğünü söyledi.
Western Arc, “Batı medeniyetinin yenilenmesini organize etmek” için Atlantik’in iki yakasındaki “fikirleri, insanları ve projeleri” birbirine bağlamayı taahhüt ediyor.
Misyon beyanı, yeni ABD Ulusal Güvenlik Stratejisinin (NSS) diline ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey danışmanı Samuel Samson’un daha önceki bir makalesine çok benziyor.
Conquer, son birkaç aydır Samson ve ABD Dışişleri Bakanlığındaki diğer yetkililerle temas halinde olduğunu ve “paydaş haritalama” veya “hedef gruplar için transatlantik geziler” gibi karşılıklı çıkarları olan projeler için fikirler araştırdığını söyledi.
Bu projeler arasında, bu yılın temmuz ayında ABD’nin bağımsızlığının 250. yıldönümü kutlamaları da yer alıyor.
Yeni ABD stratejisinin AB ayağı: “Milli-muhafazakâr enternasyonal” güçlendirilecek
İngiliz bağlantısı: CFABB
The Centre for a Better Britain (CFABB), eski Reform UK yöneticisi Jonathan Brown tarafından kuruldu.
CFABB, açıkça Trumpist bir iktisat politikası önererek, Birleşik Krallık’ın çok fazla borçlandığını ve yakında bir borç krizine sürükleneceğini öne sürüyor.
Farage’ın danışman kadrosuna girmeden önce CFABB liderliini yürüten Cambridge’li ilahiyatçı James Orr, “milli muhafazakârlık” hareketinin önde gelen isimlerinden biri.
Orr, CFABB’yi “Brexit sonrası, ulus yanlısı, egemenlik yanlısı, Britanya yanlısı” bir proje olarak tanımlıyor.
JD Vance’in “entelektüel akıl hocası” olarak tanınan Orr, geçen yaz aylarında ABD Başkan Yardımcısı’nın ev sahipliğinde düzenlenen Cotswolds toplantısına konuk olarak katılmıştı.
Vance’in yakın arkadaşı olan Orr, daha önce Ocak 2021’deki ABD Kongre Binası baskınının “küresel sol” tarafından abartıldığını söylemişti.
CFABB’nin misyonu, web sitesinde belirtildiği üzere, “İngiltere’nin tamamen çökmüş durumda” olduğu iddiasına yaslanıyor ve ülkenin “hızlı, radikal bir reforma” ihtiyaç duyduğunu öne sürüyor.
En önemli öncelikleri arasında, “2029’da kurulacak yeni hükümetin hazırlıklarına yardımcı olmak” için anayasa reformu ve yeni politika seçenekleri geliştirmek yer alıyor. Think-tank’in planı açıkça Heritage’ın “Project 2025″inden ilham alıyor.
CFABB, Oval Ofis’teki başkanlık masasının yapımında kullanılan HMS Resolute Kraliyet Donanması gemisine atfen Resolute 1850 adıyla kurulmuştu.
Bu gemi, 1880 yılında Kraliçe Victoria tarafından minnettarlık ve dostluğun sembolü olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne hediye edildi.
Grup, ABD’de de varlığını hissettirmeye başladı ve Donald Trump’ı iki kez Beyaz Saray’a taşıyan MAGA hareketinden ilham almak ve milyonlarca dolar toplamak için Teksas eyaletinin Dallas kentinde bir şirket kurdu.
Financial Times‘ın (FT) geçen mart ayında gördüğü sunuma göre grup, Donald Trump’ı destekleyen Center for Renewing America ve America First Policy Institute gibi bağımsız olarak finanse edilen fakat siyasi partileri açıkça destekleyen Amerikan kuruluşları örnek alınarak oluşturuldu.
Sunumda, ilk fonların İngiltere’den ve “MAGA, teknoloji ve dindar muhafazakâr kesimden [gelen] ABD’li bağışçılardan” sağlanacağı belirtiliyordu.
Amerikan dışişlerindeki bağlantı memuru: Samuel Samson
Conquer, “Proje bazlı finansman konusunda çok sağlıklı olduğunu düşündüğüm bir mantık var,” dedi.
ABD’nin Avrupa kuruluşlarına sağladığı finansmanla ilgili bir soruya yanıt olarak, bir dışişleri sözcüsü, “Bu, ABD’nin yurtdışındaki çıkarlarını ve değerlerini ilerletmek için kaynakların şeffaf ve yasal bir şekilde kullanılması,” dedi.
Samson, geçen yıl Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen’i desteklemek için Amerikan vergi mükelleflerinin fonlarının kullanılmasını önermesiyle gündem olmuştu.
Geçen mayıs ayında, STK’lar ve sivil toplum gruplarıyla görüşmek üzere Avrupa başkentlerini ziyaret etti.
Heritage Vakfı’na liste hazırlama görevi
Heritage Vakfı Kıdemli Araştırma Görevlisi Paul McCarthy, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin geçen yılın ikinci yarısında Heritage Vakfı’na başvurarak Avrupa’da hangi kuruluşların fonlama için uygun hedefler olabileceğini sorduklarını söyledi:
“Yaz sonu, sonbahar başında bazı kurumlar, birkaç kuruluşun adını önerdik. Belki de bu, bunun temelini oluşturdu.”
O zaman tartışılan para miktarı “çok azdı.” Bu, NSS’in Avrupa’da “direnişi teşvik etme” ve “kıtayı dönüştüren ve çatışmalar yaratan” solcuların “sansür” ve göç politikalarına karşı çıkan kuruluşları destekleme politikasını ortaya koymasından önceydi.
McCarthy, “Ulusal stratejide onay aldıklarında, şu anda gerçekten hızla ilerliyor,” dedi ve Dışişleri Bakanlığı’nın son planları hakkında içeriden bilgi sahibi olmadığını vurguladı.
Geçen hafta Financial Times, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Sarah Rogers’ın Londra, Brüksel, Paris ve Berlin’e odaklanan düşünce kuruluşları ve enstitüler için bir finansman programı yürüttüğünü bildirdi.
Aralık ayında, İngiliz yorumcu ve Free Speech Union’ın (FSU) kurucusu Toby Young ile bir araya geldi.
Young şunları söyledi:
“Dışişleri Bakanlığı’nın dünyanın diğer bölgelerindeki FSU’nun kardeş kuruluşlarına finansman sağlama olasılığını tartıştık, fakat benim yönettiğim kuruluş dahil değil.”
Hangi kuruluşları kastettiği konusunda net bir açıklama yapmadı, fakat İngiliz FSU Avustralya, Kanada, Güney Afrika ve Yeni Zelanda’daki benzer kuruluşlarla bağlantılı; bu da ABD Dışişleri Bakanlığı’nın planlarının Avrupa ile sınırlı olmayabileceğini gösteriyor.
ABD’nin Avrupa’yı fonlama stratejisi değişiyor
ABD hükümetinin Avrupa kurumlarına sağladığı finansman yeni bir olgu değil: Savaş sonrası dönem boyunca ABD, “demokratik” idealleri ve “Amerikan tarzı” liberalizmi teşvik eden projeleri desteklemişti.
1950’lerden bu yana, Radio Free Europe, komünizme ve Sovyetler Birliği’ne karşı “kapitalist özgürlüğün” sesini Doğu Avrupa’ya yaymıştı.
Bu, ABD’nin “hayırseverlik” fonlarıyla birlikte, Avrupa’da ana akım liberal değerlere dayanan birçok düşünce kuruluşu ve diğer kuruluşların gelişmesine yardımcı oldu.
Birçoğu, bakanlık bildirilerine dönüştürülebilecek raporlar ve yasalar hazırlayan, görünürde “kamu hizmeti” görevi gören, geniş ağlara sahip politika merkezleri haline geldi.
Şimdi Amerika ve Avrupa sağı da bu stratejiyi gündemine almış görünüyor.
Macaristan’da Trump’ın müttefiki Viktor Orbán hükümetiyle yakın bağları olan özel bir eğitim enstitüsü tarafından finanse edilen düşünce kuruluşu MCC Brussels’in (Mathias Corvinus Collegium) iletişim başkanı John O’Brien, “Bir zamanlar sağ inanılmaz derecede profesyonelce davranmıyordu, bağlantıları yoktu ve kendi ulusal meseleleriyle o kadar meşguldü ki, bunun ötesini görmekte zorlanıyordu,” dedi.
O’Brien, bunun hızla değiştiğini söyledi. Artık sağcı aktivistler ve düşünürler, Muhafazakâr Siyasi Eylem Komitesi (CPAC) ve Milli Muhafazakârlık (NatCon) konferansları serisi gibi büyük etkinliklerde düzenli olarak bir araya geliyor.
Ayrıca birbirlerini toplantılara ortak ev sahipliği yapmak veya panelist olarak etkinliklere katılmak için davet ediyorlar.
Avrupa federalizmine, yeşil dönüşüme, LGBT aktivizmine karşı
ABD tarafından, Trump’ın hükümet için hazırladığı Project 2025 planının yazarı olan Heritage Vakfı, Avrupa sağının sık sık konuğu oluyor.
Örneğin salı günü, Heritage’dan McCarthy, Fondazione Machiavelli ile ortaklaşa düzenlenen bir panelde Roma’da göründü.
McCarthy, Heritage’ın ortak zirve düzenleme ve araştırma yoluyla Avrupa’daki gruplarla bağları güçlendirdiğini söyledi.
Amaçları, “Avrupa federalizmi”ne ve “yeşil dönüşüm çılgınlığına” karşı çıkarken, eşcinsel çiftleri ve trans haklarını dışlayan ve daha yüksek doğum oranlarını teşvik eden bir aile vizyonunu desteklemek.
CPAC zirvesinde “milli muhafazakâr enternasyonal” bir aradaydı
Küresel “milli-muhafazakâr” şebeke büyüyor
Fondazione Machiavelli Başkanı Scalea, bu tür gruplar arasındaki işbirliğinin “giderek arttığını” söyledi.
Merkez, web sitesinde, bir dizi diğer sağcı grupla resmi ortaklıklar veya imzalanmış mutabakatlar duyuruyor: Heritage Vakfı, Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü (JISS), Macaristan’dan Oeconomus Ekonomik Araştırma Vakfı ve CPAC’yi düzenleyen Temel Haklar Merkezi.
Scalea şunları söyledi:
“Ama bu daha çok bir dostluk gibi. Ortak misyonlarımız olduğu için, ortak değerlerimiz ve ortak gelecek görüşlerimiz var… Resmi olarak birbirimize bağlı değiliz, kurumsal bir bağımız ve bağlantımız yok, para veya kaynak alışverişinde bulunmuyoruz… Sadece birlikte çalışıyoruz çünkü bu, herkes için daha etkili oluyor.”
Scalea, enstitüsünün “Trump yönetimi ile birçok ortak noktası” olduğunu da ekledi.
Şu ana kadar ABD hükümetinden, onun gibi kuruluşlara fon sağlanacağına dair doğrudan bir haber almadı, fakat herhangi bir fon teklifini değerlendireceğini söyledi.
Yetkili, “Göreceğiz. Ama şimdilik, somut bir fırsat veya değerlendirilecek bir şey yok,” dedi.
Trumpist Avrupa sağında “Batının birliği” heyecanı
Bu yıl Trump, Danimarka’ya dünyanın en büyük adası olan Grönland’ın kontrolünü devretmesi için baskı yaparak Avrupa ile ABD arasındaki mevcut gerilimi daha da tırmandırdı.
Bu durum, birçok sağcı grubu Avrupa’nın egemenliğini savunmak ile Beyaz Saray ile ideolojik ittifaklarını sürdürmek arasında ince bir çizgide yürümek zorunda bıraktı.
Öte yandan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen gibi liderlerin “Avrupa’nın bağımsızlığı” çağrıları, sağcı gruplara kendilerini Batı ittifakının gerçek savunucuları olarak konumlandırma fırsatı sundu.
Örneğin Heritage Vakfı ile ortaklık yapan bir başka İtalyan düşünce kuruluşu olan Nazione Futura’nın başkanı Francesco Giubilei şunları söyledi:
“Özellikle şu anda Batı dünyasında birliği korumak oldukça önemli. Bu kolay değil. Trump’ın tutumunun bazen Avrupa’nın tutumundan farklı olduğunu anlıyoruz. Ama şu anda ABD ile Avrupa arasında bir bölünme yaratırsak, Çin’e ve Rusya’ya iyilik yapmış olacağımızı düşünüyoruz.”
POLITICO’nun temas kurduğu bazı kuruluşlar, yabancı bir hükümetten finansman almaya ilgi duymadıklarını söyledi. Fakat Avrupa yasaları siyasi partilere doğrudan yabancı finansman sağlanmasını engellediğinden, bazıları başka işbirliği yolları buluyor.
Macaristan, AB’yi “ulus-devlet odaklı hale” getirmek isteyen ABD stratejisi için kritik
AfD, Beyaz Saray’ın gediklilerinden oldu
Almanya için Alternatif (AfD) partisinden milletvekili Gerald Otten, ocak ayında Alman Federal Meclisi heyetinin bir parçası olarak Washington’a gitmişti.
Ziyaretinden önce, ABD büyükelçiliği tarafından olası ortak çalışmalar hakkında görüşmek üzere davet edilmişti.
AfD yetkilileri, Cumhuriyetçi Kongre üyesi Anna Paulina Luna tarafından “karşı Davos” olarak adlandırılan bir etkinlik için mart ayında ABD’ye gitmeyi planlıyor.
AfD’nin önde gelen dış politika milletvekili ve eş başkan Alice Weidel’in vekili Markus Frohnmaier da bugün başlayacak Münih Güvenlik Konferansı’nın marjlarında Rogers ile görüşecek.
Fondazione Machiavelli’den Scalea, Trump’ın Beyaz Saray’da olmasıyla Avrupa’daki grupların artık marjinal olmadıklarını hissettiklerini söylüyor:
“Bir müttefikimiz, güçlü bir sesimiz var. Kitlesel göçün bizi bir ulus olarak zayıflattığını söylememiz sadece bir komplo teorisi değil, aynı zamanda ittifakımızın lideri tarafından da söylenen bir şey. Bu bizim için açıkça yararlı.”
CPAC, Macaristan’da toplanmaya hazırlanıyor
CPAC’nin Macaristan ayağı 21 Mart’ta Budapeşte’de toplanacak. Konferans, yukarıda adı geçen Budapeşte merkezli muhafazakâr düşünce kuruluşu Temel Haklar Merkezi tarafından düzenleniyor.
Etkinliğin tarihi, ülkede parlamento seçimlerinin yapılmasından bir ay sonra, Macaristan siyasetinde oldukça gergin bir dönem olacak.
Hungarian Conservative‘de yer alan habere göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahuda CPAC Macaristan 2026’da öne çıkan konuşmacılardan biri olacak.
Orbán’ın desteklediği en önemli düşünce kuruluşlarından MCC Brussels’in milyonlarca avroluk fon aldığı ortaya çıkmıştı.
MCC Brüksel tarafından geçen eylülde sunulan şeffaflık kaydı, düşünce kuruluşunun geçen yıl “Avrupalı politika yapıcıları, günümüzün siyasi, sosyo-ekonomik ve kültürel sorunlarına yönelik kendine özgü yaklaşımıyla tanıştırmak ve etkilemek” amacıyla 6 milyon avrodan fazla fon aldığını doğruladı.
Bu fonların yüzde 99’undan fazlası, yani grubun tüm işletme bütçesi, Orbán’ın yakın siyasi müttefikleri tarafından kontrol edilen Budapeşte merkezli bir eğitim kurumu olan Mathias Corvinus Collegium Alapítvány’ın verdiği hibe kapsamında sağlandı.
Amerika
Cumhuriyetçiler Hegseth’in 37 milyar dolarlık savaş bütçesine şüpheyle yaklaşıyor

ABD Savaş Bakanı Hegseth, İran savaşının hızla tüketen stokları ve bütçeyi karşılamak için talep ettiği on milyarlarca dolarlık finansman konusunda Senato’da kayda değer bir destek kazanamadı. Çarşamba akşamı iki saati aşan kapalı toplantıya rağmen Cumhuriyetçi senatörler, 73 milyar dolarlık savunma ve istihbarat fonunu içeren 95 milyar dolarlık uzlaşma paketi konusunda ikna olmuş değil veya sessiz kalmayı tercih ediyor.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, İran savaşının hızla tükettiği ABD stoklarını ve Pentagon kasalarını yeniden doldurmak için Trump yönetiminin talep ettiği on milyarlarca dolarlık acil finansman konusunda Senato’da henüz kayda değer bir destekçi kazanamadı.
Savaşın sonu görünmeden altıncı ayına girmesiyle birlikte Cumhuriyetçi senatörlerin Hegseth’in ordu liderliğine olan güveni de azalıyor.
Parti içinde bazı isimler, yönetimin kendilerini çatışmanın maliyeti konusunda tam olarak hazırlamadığını belirtiyor.
Hegseth Temmuz ayı başında maliyetin 37,5 milyar dolara ulaştığını açıklamıştı ancak Moody Analytics gibi bağımsız analistler rakamın en az 132 milyar dolar olduğunu öngörüyor.
Çarşamba akşamı Savaş Bakanı ile kilit senatörler arasında iki saatten uzun süren bir toplantı yapıldı.
Görüşmenin ardından Beyaz Saray’ın talebi konusunda hala kararsız olan milletvekilleri, 73 milyar dolarlık Pentagon ve ABD istihbarat teşkilatları finansmanını da içeren 95 milyar dolarlık uzlaşma paketini ilerletip ilerletmeyecekleri konusunda ya ikna olmadıklarını belirtti ya da sessiz kaldı.
Yaz boyunca devam eden benzer görüşmeler zincirinin son halkası olan bu toplantı, yönetimin derin bir hoşnutsuzluğa yol açan savaşı finanse etme ve Başkan Trump’ın arzuladığı askeri planları hayata geçirecek başka bir uzlaşma tasarısını geçirme konusundaki sürekli mücadelesini gözler önüne serdi.
Cumhuriyetçi Alaska Senatörü Lisa Murkowski gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantının “bakan ve ekibinin savunma harcamaları vizyonunu ortaya koyması için daha çok bir fırsat” olduğunu söyledi.
Murkowski, “Bu tür brifingler partiler üstü olduğunda daha faydalı olur çünkü bence konu özellikle ülkemizin savunmasıysa hepimiz anlamalıyız” diye konuştu.
Murkowski’ye ABD’nin uzlaşma tasarısında yönetimin talep ettiği tutarı harcaması gerektiğine ikna olup olmadığı sorulduğunda, “Bence buna henüz karar verilmedi” yanıtını verdi.
Hegseth talebe ilişkin soruları yanıtlamak üzere 21 Temmuz’da Senato Tahsisat Komisyonu huzuruna çıkmıştı.
Iowa Cumhuriyetçi Senatörü Joni Ernst, bu ifadenin ardından “Onu neden Kongre’ye çağırıp rakamları sunmasını istediklerini düşünüyorum ve hala bu konuda fazla bir netlik olduğunu sanmıyorum. Sanırım birçok insanın endişe duyduğu şey de bu” dedi.
Trump ile harcama yetkisi konusunda mücadele eden Maine Cumhuriyetçi Senatörü ve Senato Tahsisat Komisyonu Başkanı Susan Collins, geçen haftaki toplantı hakkında yorum yapmayı reddetti ve gerekçe olarak toplantının gizli niteliğini gösterdi.
Maine’de zorlu bir yeniden seçim kampanyası yürüten Collins, daha önce başka bir bütçe uzlaşma paketinin geçme ihtimaline şüphecilikle yaklaşmıştı.
Collins, komisyondan partiler üstü mutabakat gerektiren normal tahsisat süreci yerine uzlaşma sürecinin kullanılmasına uzun süredir mesafeli duruyor.
Trump parti çizgisinde bir harcama yasasını imzalamayı umuyor ancak Senato’da engellerle karşılaşıyor. Savunma şahinleri daha fazla harcama yapılması gerektiğini savunurken açığı dikkate alan diğer Cumhuriyetçiler daha düşük bir tutardan yana.
Senato Çoğunluk Lideri John Thune Perşembe günü yaptığı açıklamada, Senato beş haftalık Ağustos tatili için Washington’dan ayrılmadan önce gelecek hafta oylama yapılabilmesi adına hükümet finansman anlaşmasının zamanında sonuçlanmasını umduğunu söyledi.
Temsilciler Meclisi yasa için 95 milyar dolarlık bir bütçe taslağını zaten kabul etti.
Uzlaşma paketi gündemdeyken Trump yönetimi ayrıca 87,6 milyar dolarlık bir ek paket talep ediyor. Bu paketin büyük kısmı, bu hafta Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’e düzenlenen saldırılarla yeniden alevlenen İran savaşı nedeniyle Pentagon’u takviye etmek için ayrılacak.
Trump ayrıca 2027 mali yılı için 1,15 trilyon dolarlık ana bütçe satırı ve 350 milyar dolarlık bir uzlaşma tasarısıyla birlikte tarihi bir 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi istiyor.
ABD Başkanı, Cuma günü Camp David’deki kabine toplantısında ABD ordusuna yapılan “emsalsiz yatırımı” vurguladı ve 1,5 trilyon doları “dört gözle beklediğini” söyledi.
Trump söz konusu tutar hakkında “İnsanlar artık bunun ne kadar önemli olduğunu görüyor. Güvenli bir ülke sağlamak istiyoruz” dedi. Ancak ordu için talep edilen toplam dolar miktarı Kongre için zorlu bir istek haline geldi ve bu durum Hegseth’i desteği pekiştirmek için son birkaç aydır çok sayıda kez Temsilciler Meclisi ve Senato Cumhuriyetçi milletvekilleriyle bir araya gelmeye sevk etti.
Hegseth’in Kongre’deki son toplantısından önce Beyaz Saray Bütçe Direktörü Russell Vought ve Trump’ın en üst düzey yasama yardımcısı James Braid, günün erken saatlerinde Senato Cumhuriyetçileriyle kapalı kapılar ardında bir öğle yemeğinde buluştu.
Florida Cumhuriyetçi Senatörü Rick Scott, milletvekilleri ve yönetim yetkililerinin Hegseth toplantısından “çok iş çıkardığını” ancak Temsilciler Meclisi’nin belirlediğinden daha fazla para sağlamanın zor olacağını söyledi.
Scott, daha fazla finansman sağlamayı istese de Kongre’nin bunu ara seçimlerden sonra başka bir uzlaşma paketiyle yapması gerekeceğini ekledi.
Cumhuriyetçi Utah Senatörü John Curtis ise Kongre tarafından yetkilendirilmediği takdirde İran savaşı için finansmanı desteklemeyeceğini ima etti.
The Hill tarafından geçen hafta 73 milyar dolarlık savunma finansmanının önünü açacak bir bütçe kararına yönelik oylamayı destekleyip desteklemeyeceği sorulan Curtis, “İçinde ne olduğuna dair sıfır bilgim var” yanıtını verdi.
Amerika
ABD Senatosu, hükümetin kapanmasını engelleyecek bütçe tasarısında anlaştı

ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyeleri, eylül sonunda hükümetin kapanmasını önleyecek ve aralık ayına kadar finansman sağlayacak geçici bütçe tasarısında uzlaştı. Tasarı kapsamında ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması ve Senato tatile girmeden metnin yasalaşması hedefleniyor.
ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyesi senatörler, eylül sonunda hükümetin kapanmasını engelleyecek ve hükümeti aralık ayının bir bölümüne kadar finanse edecek bütçe tasarısı üzerinde pazar günü anlaşmaya vardı.
Senato liderleri, tatile girmeden önce tasarıyı kabul etmeyi hedeflerken metne ilişkin ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması planlanıyor. Tasarının kabul edilmesi halinde hükümetin finansmanı 11 Aralıka kadar güvence altına alınacak.
Hazırlanan tasarı; Kadınlar, Bebekler ve Çocuklar İçin Özel İlave Beslenme Programı (WIC), Afet Yardım Fonu ve çeşitli deniz araçlarını kapsayan gemi yapımı için “gerekli ayarlamaları” içeriyor. Düzenleme aynı zamanda Beyaz Sarayın hibe onay süreçlerinde değişiklik yapmasını geçici olarak engelliyor.
Komisyonun Başkan Yardımcısı Demokrat Senatör Patty Murray yaptığı açıklamada, “Bu kısa vadeli finansman tasarısı, Trump’ın daha fazla federal hibeyi rehin almasına izin verecek yozlaşmış bir politikayı engelliyor ve Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçilerin diğer kurumlardan fon çekip Sınır Devriyesine aktarmak için kullandığı açık kapıyı kapatıyor” dedi.
Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins ise yaptığı açıklamada, “Partiler üstü bu anlaşmanın, Yönetim ve Bütçe Ofisinin (OMB) federal finansal yardımlara ilişkin önerdiği kuralın yürürlüğe girmesini engellemesinden memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Collins açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu önlem, yıllık hükümet finansmanını yürütmede her zaman güçlü tercihim olan partiler üstü tahsisat tasarıları üzerindeki çalışmalarımıza devam etmemiz için Kongreye ihtiyacımız olan zamanı kazandırıyor. Meslektaşlarımın emeği için müteşekkirim; bu geçici bütçe tasarısı, yalnızca hayati programlara ve federal çalışanlara zarar veren yıkıcı bir kapanmayı önleme yolunda büyük bir adımdır.”
Senato Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda Murray’nin adını anarak hibe onay sürecinin durdurulmasından dolayı kendisine teşekkür etti.
Schumer, geçici önlemi “Amerikalı ailelerin yararına sonuçlar üreten bir bütçe üzerinde partiler üstü müzakerelerin devam etmesine imkan tanıyan sorumlu bir ilerleme yolu” olarak niteledi.
Schumer, “Demokratlar, çalışkan Amerikalıların ilerlemesine yardımcı olan ve Trump’ın aileleri başarısızlığa uğratan israfçı ve yozlaşmış gündemini engelleyen finansman müzakerelerine bağlı kalmayı sürdürüyor” değerlendirmesini yaptı.
Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune’un sözcüsü Ryan Wrasse, Politico’ya yaptığı açıklamada tasarının “şimdi kabul edilmesinin sonbaharda maliyetli bir hükümet kapanmasını önleyeceğini” bildirdi.
Thune, perşembe günü yaptığı açıklamada, Senatonun bu hafta oylayabilmesine yetişecek şekilde bir finansman anlaşmasının hazırlanmasını umduğunu söylemişti.
Collins, hibeler üzerindeki nihai onay yetkisine ilişkin düzenlemeyi “son derece kusurlu bir kural” olarak nitelemiş ve geçen ayın başlarında OMB Direktörü Russell Vought’a bir mektup yazarak yapılması gereken değişiklikleri iletmişti.
Collins daha önce The Hill’e yaptığı açıklamada, “Bir senatörden OMB’ye muhalefetimizi ifade eden ilk mektubu ben yazdım. Buna karşı çıkan devasa bir kuruluş grubu var” demişti.
Amerika
Kripto sektörü ABD ara seçimlerine 200 milyon dolar yatırdı

Kripto sektörü, dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların Kongre’den geçmesi amacıyla kasım ayındaki ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktardı. Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen raporuna göre sektör, adaylara doğrudan bağış yapmayan ve bağımsız faaliyetleri fonlayan Fairshake adlı süper PAC üzerinden 189 milyon dolar harcadı.
Kripto sektörü, kasım ayında yapılacak ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktararak dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların geçmesi yönünde Kongre üzerindeki nüfuzunu ortaya koydu.
Sektör temsilcilerinin Senato’nun ağustos tatiline girmesinden önce tasarının yasalaşması için bu hafta kritik bir zaman dilimine girdiği belirtiliyor.
Sektörün bu harcama hamlesi, 2024 seçimlerinde Kongre adaylarını desteklemek için harcanan ve birçoğu yarışları kazanan 170 milyon dolarlık bütçenin devamı niteliğinde değerlendiriliyor.
Bu finansal destek, Kongre’nin geçen yıl dolar endeksli kripto jetonlar olarak bilinen sabit coin’ler için kurallar oluşturan ve bunların kullanımını artırma potansiyeli taşıyan Genius Yasası’nı kabul etmesinde rol oynadı.
Sektör ayrıca, destekçilerinin kripto endüstrisini daha güçlü bir yasal zemine oturtarak kullanımını yaygınlaştıracağını savunduğu daha kapsamlı Clarity Yasası’nın Kongre’den geçmesini talep ediyor.
Senato’da görüşülmeye devam eden tasarının ağustos tatilinden önce yasalaşması için sınırlı bir zaman aralığı bulunuyor.
Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre sektör, bu yılki seçimlere 189 milyon dolar harcadı. Bu miktarın büyük bir kısmı, kripto yanlısı adayları desteklemek amacıyla kurulan Fairshake adlı süper siyasi eylem komitesi (PAC) üzerinden aktarıldı.
ABD Federal Seçim Komisyonu (FEC) kayıtları, Fairshake’in fonlarını Demokrat ve Cumhuriyetçi ortaklı iki ayrı süper PAC aracılığıyla adayları destekleyen reklam ve benzeri bağımsız faaliyetlere yönlendirdiğini gösteriyor. Süper PAC’ler doğrudan adaylara bağış yapamıyor.
Reuters’ın haberine göre Fairshake’in seçim sürecinde en fazla harcama yaptığı 10 Kongre adayı ve detayları şu şekilde:
1. Barry Moore (Cumhuriyetçi): 9,43 milyon dolar
Alabama Cumhuriyetçi Temsilcisi ve Senato adayı Barry Moore, Genius Yasası dahil olmak üzere kripto dostu birden fazla düzenlemenin öne çıkması yönünde oy kullandı.
Moore, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’ndeki Clarity Yasası metnine de onay verdi. Temsilci Moore, stratejik bir bitcoin rezervi ile Hazine Bakanlığı bünyesinde bir dijital varlık stoku oluşturulmasını resmiyete dökecek bir yasa tasarısı sundu.
ABD Başkanı Donald Trump geçen yıl her iki yapının kurulması için bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı. Ancak analizciler, bu kararların onun yönetiminden sonra da kalıcı olabilmesi için yasalaşması gerektiğini vurguluyor.
2. Andy Barr (Cumhuriyetçi): 7,17 milyon dolar
Kentucky’den Senato adaylığı koyan Cumhuriyetçi Temsilci Andy Barr, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’nde hem Genius hem de Clarity yasalarına evet oyu verdi. Barr ayrıca, eski Demokrat Başkan Joe Biden dönemindeki bankacılık düzenleyicilerinin kripto şirketlerini hedef aldığı ve haksız yere banka hesabı vermediği yönündeki iddialara destek sundu. Bankalar ve düzenleme kurumları ise bu iddiaları reddediyor.
3. Christian Menefee (Demokrat): 6,47 milyon dolar
Demokrat partili Christian Menefee, yapılan ara seçimin ardından şubat ayından bu yana Teksas Temsilcisi olarak görev yapıyor ve henüz kriptoyla ilgili bir yasa tasarısında oy kullanmadı. Teksas’taki seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi nedeniyle Menefee, kripto sektörünü “Kongre’yi kontrol etmek için milyonlarca dolar harcamakla” suçlayan uzun süreli Temsilci Al Green’e karşı ön seçimde yarıştı.
Ön seçimi kazanan Menefee, kasım ayındaki seçimlerde yeniden düzenlenen bölge sandalyesi için mücadele edecek.
4. Jasmine Clark (Demokrat): 4,21 milyon dolar
Georgia’da eyalet temsilcisi olan Demokrat Jasmine Clark, Georgia’nın 13. kongre bölgesini temsil etmek üzere adaylığını koydu. Clark, mart ayında Georgia’da sabit coin’ler için eyalet düzeyinde düzenleme ve lisanslama çerçevesi sağlayan yasa tasarısının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Clark mart ayındaki bir sosyal medya paylaşımında, “Kongre benzer düzenlemeleri değerlendirirken, dijital varlıkların geleceği temsil ettiğini ve bankacılık hizmetlerine erişimi olmayan topluluklar için gecikmiş finansal araçlar sunduğunu unutmamalıdır” ifadesini kullandı.
5. Adrian Boafo (Demokrat): 3,29 milyon dolar
Maryland Eyalet Temsilcisi olan Demokrat Adrian Boafo, Temsilciler Meclisi için yarışıyor. Boafo, mart ayında Maryland Genel Kuruluna eyalet kurumlarının dijital varlıklar üzerindeki belirli kısıtlamalarını yasaklayacak bir tasarı sundu ancak bu tasarı yasalaşmadı.
Boafo ayrıca ocak ayında Maryland’de kripto kullanımına ilişkin tavsiyelerde bulunmak üzere bir Dijital Varlık ve Blokzincir Teknolojisi Görev Gücü kurulmasını öngören yasa tasarısını Genel Kurula sundu. Yasa tasarısı Maryland Valisi Wes Moore tarafından onaylandı.
6. Randy Fine (Cumhuriyetçi): 1,67 milyon dolar
Cumhuriyetçi Temsilci Randy Fine, 2025 yılında Florida’da yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden seçilmek için yarışıyor. Fairshake’in Cumhuriyetçi ayağı olan Defend American Jobs, geçen yılki ara seçim sırasında Fine’ı desteklemek için 1,67 milyon dolar harcadı.
Fine, Genius ve Clarity yasalarının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Ocak 2025’te yaptığı bir sosyal medya paylaşımında, “Floridalılar kripto inovasyonu istiyor” değerlendirmesinde bulunan Fine, “yenilikçi istihdamı Amerika’da tutmak için” çalışacağını ifade etti.
7. James Walkinshaw (Demokrat): 1,01 milyon dolar
Demokrat Temsilci James Walkinshaw, geçen yıl Virginia’da eski Temsilci Gerry Connolly’nin yerine seçilmek üzere yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden aday oldu. Fairshake’in Demokrat kolu Protect Progress, ara seçim sürecinde Walkinshaw’u desteklemek amacıyla 1,01 milyon dolar harcadı.
Walkinshaw, Genius ve Clarity yasaları Temsilciler Meclisi’nde görüşülürken Kongre üyesi değildi. Ancak Haziran 2025’te yerel bir gazetede, blokzincir teknolojisinin kendi bölgesindeki ekonomiyi çeşitlendirebileceğini savunan bir makaleyi ortak yazar olarak kaleme aldı.
8. Jessica Hart Steinmann (Cumhuriyetçi): 771 bin 657 dolar
Trump’ın ilk başkanlık döneminde Adalet Bakanlığı’nda görev yapan Cumhuriyetçi Jessica Hart Steinmann, Teksas’ta bir bölgeyi temsil etmek için yarışıyor.
Kripto borsası Coinbase tarafından desteklenen ve adaylar ile seçilmiş yetkililerin kripto pozisyonlarını takip eden Stand With Crypto adlı savunma grubu, Steinmann’ın “dijital varlıkları düzenlemek için net yasal çerçeveleri” desteklediğini belirttiğini aktarıyor.
9. Houston Gaines (Cumhuriyetçi): 708 bin 828 dolar
Cumhuriyetçi Georgia eyalet temsilcisi Houston Gaines, Kongre için adaylığını koydu. Stand With Crypto’nun aktardığına göre Gaines, Genius ve Clarity yasalarını destekliyor.
10. Carlos De La Cruz (Cumhuriyetçi): 615 bin 885 dolar
Carlos De La Cruz, Teksas’taki bir kongre bölgesini temsil etmek üzere aday oldu. Stand With Crypto’nun aktardığı bilgilere göre Cumhuriyetçi aday De La Cruz, inovasyonu teşvik edecek net federal kuralları destekliyor.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa7 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’










