Diplomasi
Trump ve Xi’nin nisan ayında bir araya gelmesi bekleniyor

Diplomatik kaynakların South China Morning Post’a aktardığına göre, ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana Pekin ile bir anlaşma yapmaya odaklanmış göründüğü için önümüzdeki ayın başlarında Çin’i ziyaret edebilir.
Kaynaklara göre her iki ülkenin başkanları da karşı tarafın ziyaretini diplomatik bir zafer olarak sunmak istiyor ancak ilk tartışmalar Trump’ın Çin’i ziyareti etrafında şekillendi.
Olası bir ziyaretle ilgili görüşmelerin ne kadar ilerlediği belli değil.
Çinli bir kaynak “Washington köklü değişikliklerden geçtiği için Pekinli yetkililerin Washington’daki mevkidaşlarıyla konuşmasının Biden yönetimine kıyasla daha zor olduğunu” söyledi.
Trump 20 Ocak’ta Beyaz Saray’a dönmeden birkaç gün önce, Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping bir telefon görüşmesi yaptı ve çok çeşitli konularda konuştular.
Bir hafta sonra Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD’li mevkidaşı Marco Rubio ile konuştu ancak henüz resmi bir görüşme gerçekleştirmediler. Rubio Pekin tarafından yaptırıma tabi tutuldu ve teknik olarak Çin’i ziyaret edemiyor.
İkinci bir kaynak ise her iki ülkenin de Trump ve Xi arasında bir zirve yapılmasını görüştüğünü ve tarihlerin henüz kesinleşmemesine rağmen nisan ayında bir zirve yapılması için çalıştıklarını söyledi.
Kaynak, Trump’ın Xi’nin Florida’daki Mar-a-Lago malikanesini ziyaret etmesini umduğunu açıkça ifade ettiğini, iki liderin daha önce 2017’de bir araya geldiğini, ancak Pekin’in Washington’da daha resmi bir toplantı yapılmasını ya da Trump’ın Çin’e davet edilmesini umduğunu söyledi.
Bu hafta sona erecek olan Çin’in en büyük yıllık siyasi toplantısına atıfta bulunan kaynak, “Özellikle Xi için, eğer Trump ‘iki oturumdan’ sonra Çin’i ziyaret ederse, bu önemli bir diplomatik zafer olacaktır” dedi.
Amerikalı bir kaynak ise “Trump’ın Çin’i ziyaret etmesi için en erken nisan ayı” dedi.
Daha önceki haberlere göre Trump danışmanlarına görevdeki ilk 100 gününde Çin’e seyahat etmek istediğini ve nisan ayında yapılacak bir ziyaretin bu 100 günlük süreye denk geleceğini söyledi.
Ticaret Savaşı 2.0: Çin, ABD tarım ürünlerine gümrük vergisi getirdi
Trump’ın bu ay Çin mallarına yönelik gümrük vergilerini iki katına çıkarmasının ardından Çin-ABD ticaret sürtüşmeleri artmaya devam ederken bir ziyaret gerçekleşebilir.
Trump’ın daha önce talimat verdiği üzere Çin’in ticaret uygulamalarına yönelik bir soruşturmanın nisan ayına kadar sonuçlanması bekleniyor ve bu soruşturmanın sonuçları Pekin’e yönelik yeni ticari eylemlerin temelini oluşturabilir.
Ancak kendisini bir anlaşma yapıcı olarak tanıtan Trump, şubat ayında Çin ile yeni bir ticaret anlaşması yapmanın “mümkün” olduğuna inandığını söyleyerek Çin ile müzakere etmeye istekli olduğunun da sinyallerini verdi.
Trump Beyaz Saray’a döndüğünden bu yana birçok kez Xi ile olan “çok iyi kişisel ilişkisi” ile övündü. Geçtiğimiz ay Xi’nin ABD’yi ziyaret etmesini beklediğini söyledi ancak ziyaret için somut bir zaman çizelgesi sunmadı.
Trump ilk başkanlığı sırasında Kasım 2017’de Çin’i ziyaret etmişti. Pekin, Trump’ın Çin’e karşı bir ticaret savaşı başlatmasından sadece aylar önce kendisine kırmızı halı sermiş ve Yasak Şehir’de bir akşam yemeği ısmarlamıştı. Halefi Joe Biden ise ABD başkanlığı döneminde Çin’i ziyaret etmedi.
Xi, 2023 yılında San Francisco’da düzenlenen Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesine katıldı ve etkinlik kapsamında Biden ile bir zirve gerçekleştirdi. Çin protokolüne göre Amerikan liderinin bir sonraki ziyaretini Çin’e yapması gerekiyor.
Washington’da bulunan ve durum hakkında bilgi sahibi olan bir başka Amerikalı kaynak South China Morning Post’a yaptığı açıklamada ABD liderinin nisan ya da mayıs ayında Çin’i ziyaret etmesinin beklendiğini ve Trump’ın Çin’e yönelik bir sonraki hamlesine dair “işaretlerin” “çok yakında” ortaya çıkabileceğini söyledi.
Bir İngiliz kaynağa göre iki liderin zirvesi için zemin hazırlıkları devam ediyor ve “oldukça üst düzey” bir Çin heyetinin “birkaç hafta önce” Trump yönetimiyle temaslarda bulunmak üzere Washington’u ziyaret ettiği bildirildi.
New York Times bu ay, aralarında Çin’in eski ABD Büyükelçisi Cui Tiankai’nin de bulunduğu yetkililerden oluşan bir heyetin Washington’da düşünce kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldiğini ve Çinlilerin potansiyel bir ticaret anlaşması için fikirler ortaya attığını bildirdi.
Ancak konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen kaynak, ABD’li yetkililerin Washington’un Çin politikasından emin olmadıklarını ve “[politika] henüz ifade edilmediği için ne söyleyeceklerini bilemeyeceklerini” öne sürdü.
Çin ve ABD arasındaki gerilim, Washington’un ticaret ve teknoloji kısıtlamaları, Tayvan ve Güney Çin Denizi de dahil olmak üzere bir dizi konuda yüksek seyretmeye devam ediyor.
Geçtiğimiz hafta Pekin’in yeni Trump yönetimiyle nasıl bir ilişki kuracağı sorulduğunda Dışişleri Bakanı Wang güçlü bir uyarıda bulunarak “hiçbir ülke aynı anda hem Çin’i baskı altında tutabileceğini hem de Çin ile iyi ilişkiler sürdürebileceğini hayal etmemelidir” dedi.
Cuma günü bir basın toplantısı düzenleyen Wang, “Bu tür iki yüzlü davranışlar ikili ilişkilerin istikrarı ya da karşılıklı güven inşası için iyi değildir” dedi.
Washington’un Pekin’e yönelik “baskısından” da bahseden Wang, ABD’yi “Çin’in gelişimine objektif ve rasyonel bir bakış açısıyla yaklaşmaya, Çin ile proaktif bir şekilde pratik alışverişlerde bulunmaya ve iki ülkenin ve tüm dünyanın yararına olacak şekilde birbirleriyle iyi geçinmenin doğru yolunu izlemek için Çin ile birlikte çalışmaya” çağırdı.
İki Toplantı: Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin açıklamalarından öne çıkanlar
Diplomasi
Washington ile bağı kopma noktasında olan İsrail harekete geçti

ABD ile ilişkileri tarihin en gerilimli dönemlerinden birini yaşayan İsrail ve destekçileri, Washington’daki imaj kaybını telafi etmek için çok yönlü bir çalışma yürütüyor. Politico’nun haberine göre Temsilciler Meclisindeki yardım oylaması ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in suçlamalarıyla tırmanan krize karşı, Washington’da diplomatik temaslar ve lobicilik faaliyetleri hız kazandı.
İsrail ve ABD’deki müttefikleri, ülkenin ABD genelinde ağır darbe alan itibarını kurtarmak amacıyla geniş kapsamlı bir mücadele yürütüyor.
Ortadoğu ülkesi ve onu destekleyen kuruluşlar, ABD’de hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler kanadından gelen ve alışılmışın dışındaki yoğun eleştiri dalgasına karşı kamuoyu önünde ve kapalı kapılar ardında karşı hamleler yapıyor.
İsrail karşıtı bu öfke dalgası, bu hafta Temsilciler Meclisindeki 100’den fazla Demokrat üyenin İsrail’e yönelik yardımları kesmeyi öngören ancak başarısızlıkla sonuçlanan tasarıya destek vermesiyle yeni bir boyuta ulaştı. Eşzamanlı olarak ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de İsrail’i kendisine karşı internet üzerinden organize bir saldırı yürütmekle suçladı.
Farklı grupların liderlerinden ve İsrailli bir yetkiliden edinilen bilgilere göre, İsrail yanlısı cephesinin büyük ölçüde koordinasyonsuz ilerleyen yanıtı; kongre üyelerine yönelik lobi faaliyetlerini, hedefli seçim harcamalarını ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bu ayın sonlarında ABD’ye yapması beklenen ziyareti kapsıyor.
ABD, İsrail’in küresel ölçekteki en hayati müttefiki olduğu için mevcut durum büyük önem taşıyor. Ancak İsrail, Washington ile geçmişte yaşadığı fikir ayrılıklarına kıyasla, bugünkü gerilimi düşürme konusunda çok daha çetin bir sınav veriyor. Gazze, İran ve Batı Şeria gibi farklı cephelerdeki askeri adımlara yönelik Washington’daki hoşnutsuzluk, 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırılarının ardından başlayan ilk operasyonlardan bu yana sürekli tırmanıyor. Gelinen noktada ilişkilerin kopma noktasına yaklaştığı görülüyor.
Kamuoyu araştırmaları da Amerikan halkının İsrail’e yönelik eleştirilerinin arttığını, siyasetçilerin de seçmen eğilimlerini takip etmeye başladığını ortaya koyuyor.
İsrail’de yaklaşan seçimler ve Netanyahu’nun siyasi geleceğine dair belirsizlik ise İsrail hükümeti ile destekçilerinin uzun vadeli bir iletişim stratejisi belirlemesini zorlaştırıyor.
Bazı İsrail yanlısı gruplar, ellerinde kalan müttefiklerle olan ilişkileri sağlamlaştırmaya odaklanıyor.
Ülkenin en büyük Ortodoks Yahudi kuruluşu olan Ortodoks Birliğinin kamu politikaları organı Ortodoks Birliği Savunculuk Merkezi, üyelerinden İsrail’e yardımların kesilmesi yönündeki tasarıya hayır oyu veren Demokratlara teşekkür etmelerini istiyor. Merkezin icra direktörü Nathan Diament, öncelikli amaçlarının yanlarında duran dostlarına destek vermek olduğunu ifade ediyor.
Amerikan Yahudi Komitesinin üst yöneticisi Ted Deutch ise ABD’li kongre üyeleriyle yaptığı görüşmeleri sıklaştırdığını belirtiyor. Deutch, antisemitizmle mücadele için hazırladıkları eylem planını Kongre üyeleri ve personeliyle kapsamlı şekilde paylaştıklarını, bunun sürecin önemli parçası olduğunu kaydediyor.
Bu sırada İsrailli yetkililer de Washington’daki görünürlüklerini artırıyor.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, aşırı sol grupların gerçekleştirdiği iddia edilen terör eylemlerindeki artışa odaklanan bir toplantı vesilesiyle bu hafta ABD’de bulunuyor. Sa’ar’ın bu ziyaret kapsamında ABD’li yetkililerle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirmeyi hedeflediği öngörülüyor.
Politico’ya konuşan İsrailli bir yetkilinin aktardığına göre, İsrail’in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ise Kongre’deki Demokrat ve Cumhuriyetçi üyelerle düzenli olarak bir araya geliyor ve sosyal medya üzerinden İsrail’e yöneltilen eleştirilere yanıt veriyor.
Temsilciler Meclisindeki oylama ve Vance’in suçlamaları, son haftalarda İsrail’in aldığı darbelerden yalnızca ikisini oluşturuyor.
Gelecekte başkan adayı olabileceği belirtilen Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Ro Khanna, milyonlarca Filistinlinin İsrail işgali altında yaşadığı Batı Şeria’ya yaptığı ziyaret sırasında İsrailli yerleşimciler ve askerler tarafından fiilen alıkonulduğunu açıkladı. Bir diğer potansiyel Demokrat başkan adayı Rahm Emanuel de İsrail’de yaptığı konuşmada, özellikle Filistinli sivillere ve mülklerine yönelik şiddet son bulmadığı takdirde ülkenin yaptırımlarla karşılaşabileceği ve ABD askeri yardımlarını kaybedebileceği uyarısında bulundu.
Büyükelçi Leiter, Khanna’nın Batı Şeria’daki durumla ilgili iddialarına karşı çıkarak, kongre üyesini seyahatini İsrail makamlarıyla koordine etmemekle suçladı.
Buna rağmen Demokrat Parti ve Amerikan kamuoyunun önemli bir kısmı, İsrail’in imajını düzeltmeye yönelik çabalarına karşı mesafeli duruyor.
Biden ve Obama yönetimlerinde üst düzey görevlerde yer alan eski yetkili Ned Price, mevcut durumun yüksek bütçeli lobicilik sözleşmeleriyle çözülemeyeceğini, meselenin doğrudan sahadaki askeri ve siyasi uygulamalarla ilgili olduğunu belirtiyor.
Anketler, İsrail’e olan desteğin hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında gerilediğini gösteriyor. Bu durum, Filistinlilere daha fazla sempati duyan genç neslin eğilimlerini yansıtırken, diğer yandan ABD ile İsrail’in İran’la yaşadığı ve sonu gelmez görünen çatışmalardan rahatsız olan bazı Cumhuriyetçilerin huzursuzluğunu ortaya koyuyor.
Washington’daki bazı lobi faaliyetleri, İsrail’in Amerika’daki dostlarını kaybettiğinin netleşmesi üzerine aylardır ya da yıllardır yürütülen çalışmaların devamı niteliğini taşıyor.
Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) ve Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu gibi kuruluşlar, İsrail’e veya Yahudi toplumuna destek vermeyeceğini düşündükleri sağ ve sol kanattaki siyasi adayları hedef almak için seçim bütçelerini kullanıyor.
İsrail tarafının hasar tespit ve onarım çalışmalarındaki en somut adımının ise önümüzdeki haftalarda atılması bekleniyor.
Amerikan kamuoyundaki tepkilerin odak noktasında yer alan Netanyahu, bu ay içinde ABD’yi ziyaret etmeyi planlıyor. Diplomatik temasları görüşmek üzere kimliğinin gizli kalmasını isteyen İsrailli yetkili, bu seyahatin hayatını kaybeden Güney Carolina’nın Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham için düzenlenecek anma törenine denk getirilmesinin öngörüldüğünü aktarıyor.
Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu ise önümüzdeki ay düzenlenecek liderlik zirvesinde tezlerini savunma fırsatı bulacak. Las Vegas’taki bu buluşmaya Vance ve Trump’ın da katılması bekleniyor. Etkinliğin gündeminde, ABD-İsrail ilişkilerinden rahatsızlık duyan Trump destekçisi muhafazakarların endişelerine yanıt verilmesi hedefleniyor.
Trump, ilk başkanlık döneminde Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak da dahil olmak üzere genel olarak İsrail’e güçlü destek verdi. Mevcut ekibi ise şu sıralarda İsrail-Lübnan ilişkilerini düzeltmeye çalışıyor.
İran’a yönelik yeni hava saldırıları emri veren ve ateşkes sürecinin bittiğini ilan eden Trump, buna rağmen ABD ve küresel ekonomiye zarar veren bir savaşın uzamasından kaçınıyor. Trump, İran’daki mevcut yönetimi tamamen devirmek isteyen Netanyahu ile zaman zaman görüş ayrılıkları yaşıyor.
Konuya ilişkin açıklama yapan Beyaz Saray, ABD’nin İsrail ile güçlü bir ilişkisi olduğunu belirterek, “İsrailli ortaklarımızla yakın koordinasyonumuzu sürdürüyoruz” ifadesini kullandı.
İsrail’in Washington’daki bazı destekçileri ise daha yapıcı ancak eleştirel bir yaklaşım sergiliyor. İsrail yanlısı Demokratları destekleyen “İsrail İçin Demokratik Çoğunluk” grubu, Temsilciler Meclisindeki oylamanın ardından yayımladığı bildiride İsrail’i karşı karşıya olduğu riskleri görmeye çağırdı.
Açıklamada, Demokratların Netanyahu hükümetine yönelik derin bir hoşnutsuzluk duyduğu; bu tepkinin arkasında yerleşim yerlerinin genişletilmesi, Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik şiddet, koalisyondaki aşırılık yanlısı isimler ve Gazze’deki yıkımın yer aldığı vurgulandı. Bildiride, İsrail’in bu oylamayı, Demokratlarla ilişkileri onarmak için ciddi adımlar atılması gerektiğine dair bir uyarı olarak kabul etmesi gerektiği kaydedildi.
Time dergisinde yer alan bir haberde, İsrail’in muhafazakar seçmen tabanını hedef alan milyonlarca dolarlık bir etki operasyonu yürüttüğü, Vance’in de bu faaliyeti İran ile yürüttüğü diplomasiyi baltalama girişimi olarak nitelendirdiği belirtildi. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise bu haberi iftira olarak nitelendirerek reddetti.
Yürütülen bazı propaganda çalışmaları ise açık şekilde yapılıyor. Büyükelçi Leiter, mayıs ayında Gazze’deki askeri faaliyetlere yönelik soykırım ve aç bırakma suçlamalarını çürütmeyi amaçlayan bir kitapçık yayımladı.
Bazı İsrailli analistler ve yetkililer ise ülkenin Amerika’daki imajını düzeltmesi için daha geniş ve kapsamlı bir stratejiye ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.
Diplomasi
NATO, Yunanistan’a Patriot füzelerini Ukrayna’ya devretmesi için baskı yapıyor

NATO ve Avrupa Birliği ülkeleri, ellerindeki Patriot hava savunma sistemi füzelerini Ukrayna’ya devretmesi için Yunanistan’a baskı yapıyor. Atina yönetiminin askeri stoklarından 200 adet PAC-2 füzesi talep eden Kiev, bu füzelerin bir kısmının 23 yıllık kullanım süresinin ardından ömrünü tamamlamak üzere olduğunu belirtiyor.
NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Ukrayna’ya hava savunma desteği sağlanması amacıyla Yunanistan’a ait Patriot hava savunma sistemi füzelerinin devredilmesi yönünde Atina yönetimine baskı yapıyor.
Yunanistan’da yayımlanan Kathimerini gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre Kiev yönetimi, Yunanistan Hava Kuvvetlerinin envanterinde yer alan Patriot sistemlerinden 200 adede kadar PAC-2 füzesinin kendilerine verilmesini talep ediyor.
Ukrayna tarafı, söz konusu füzelerin bir kısmının 23 yıllık hizmet süresinin ardından kullanım ömrünün sonuna yaklaştığı görüşünü paylaşıyor.
Haberde, müttefiklerin daha önce Yunanistan’a ait altı Patriot bataryasından bir kısmının doğrudan Ukrayna’ya devredilmesi seçeneğini tartıştığı ancak bu konuda bir uzlaşıya varılamadığı aktarıldı.
Yeni müzakerelerde ise doğrudan sistemlerin kendisi yerine füzelerin teslim edilmesi seçeneğine odaklanıldığı belirtildi.
Mevcut durumda masadaki formüllerden biri, Yunanistan’ın bu füzeleri önce Norveç’e satmasını, Norveç’in de ardından bunları Ukrayna’ya hibe etmesini öngörüyor.
Ancak Atina yönetimi bu girişime henüz yeşil ışık yakmadı. Yunan yetkililer, ülkenin müttefiklerin ortak güvenliğine halihazırda önemli katkılar sunduğuna dikkati çekiyor.
Bu kapsamda, Yunanistan’a ait bir Patriot bataryasının petrol altyapısını korumak amacıyla Suudi Arabistan’da konuşlandırılmış olduğu hatırlatılıyor.
Yunanistan ayrıca, kullanım ömürlerinin sonuna yaklaşan Sea Sparrow ve Crotale tipi füzeleri daha önce Ukrayna’ya sevk ettiğini belirtiyor.
Atina ile Kiev arasında askeri işbirliği gerilimi
Yunanistan ve Ukrayna arasında mayıs ayında askeri işbirliği alanında birden fazla konuda görüş ayrılığı yaşandı.
Kathimerini gazetesine yansıyan ilk gelişmede, tarafların insansız deniz araçlarının ortak üretimine ilişkin müzakerelerde zorluklarla karşılaştığı bildirildi.
Kiev’in bu araçların kullanımında Yunan ordusuyla ortak karar alma hakkı ısrarına karşılık Atina bu şartı kabul etmedi.
Hemen ardından İyon Denizi’ndeki Lefkada Adası yakınlarında Ukrayna’ya ait Cossack Mamai tipi bir askeri deniz dronunun bulunması iki ülke ilişkilerindeki gerilimi tırmandırdı.
Atina yönetimi, Kiev’den deniz dronlarını kendi kıyılarından uzak tutmasını talep ederek resmi bir özür ve benzer bir olayın tekrarlanmayacağına dair garanti istedi. Ukrayna’ya diplomatik nota veren Yunanistan, askeri operasyonların Akdeniz’e taşınmasının seyrüsefer güvenliğini tehlikeye attığını ve ülke ekonomisine zarar verebileceğini vurguladı.
Ukrayna Dışişleri Bakanlığı haziran ayı başında yaşanan bu olay nedeniyle resmi olarak özür diledi. Daha sonra Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği görüşmede askeri faaliyetlerin çatışma bölgesinin dışına yayılmasının kabul edilemez olduğu uyarısında bulundu.
Temmuz ayı başında ise ABD Başkanı Donald Trump, Zelenskiy’nin daha önceki talepleri doğrultusunda Ukrayna’ya Patriot önleme füzeleri üretmesi için lisans verileceğini duyurdu.
Ancak Bloomberg’in yayımladığı verilere göre Kiev’in kendi füzelerini üretme sürecini başlatması yıllar alabilir.
Diplomasi
Ukrayna Savunma Bakanlığına geçici olarak Hmara getirildi

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Genelkurmay Başkanı ve başkomutanın görevden alınmasını talep eden Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un parlamento tarafından azledilmesinin ardından boşalan göreve geçici olarak Evgeniy Hmara’yı atadı. Zelenskiy, resmi atama prosedürleri tamamlanana kadar bakanlığa vekalet edecek Hmara’nın teknolojik saldırı operasyonlarındaki deneyimine ve uzun menzilli askeri etkinliğe odaklanacağını açıkladı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) Başkan Vekili Evgeniy Hmara’yı, resmi atama süreçleri tamamlanana kadar geçici olarak Ukrayna Savunma Bakanlığı liderliğine getirdi.
Zelenskiy, 16 Temmuz Perşembe günü resmi Telegram kanalı üzerinden yaptığı açıklamada, Ukrayna Parlamentosu Verhovna Rada’nın aynı gün içinde Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’u görevden aldığını bildirdi.
Ukrayna lideri, hukuki prosedürlerin tamamlanmasının ardından Hmara’nın daimi bakanlık adaylığını parlamentonun onayına sunacağını kaydetti.
Yeni Savunma Bakanı’nın askeri alandaki reform sürecini sürdürmesi gerektiğini belirten Zelenskiy, “Evgeniy Hmara, teknolojik saldırı operasyonlarının yürütülmesinde büyük ve pek çok açıdan emsalsiz bir deneyim kazandı. Bu savaşta savunmamızın odaklanması gereken temel alan tam olarak budur” ifadelerini kullandı.
Zelenskiy, Hmara’nın göreve gelişinin uzun menzilli operasyonlarda gerçek bir etkinlik ve Savunma Kuvvetleri birimlerinde verimli bir yönetim sağlayacağını ekledi.
Görevi sona eren Fedorov ise bakanlık dönemine dair düzenlediği basın toplantısında, ülke yönetimiyle askeri kadrolaşma konusunda derin fikir ayrılıkları yaşadığını açıkladı.
Fedorov, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Oleksandr Sırskiy ile Genelkurmay Başkanı Andriy Gnatov’un görevden alınmasını Zelenskiy’e teklif ettiğini ancak Devlet Başkanı’nın bu girişimi desteklemediğini ifade etti.
Eski Bakan Fedorov, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Hangi kararlar önerildi? Hem başkomutanın hem de genelkurmay başkanının değiştirilmesini içeren köklü kadro kararları sunuldu. Düşmanı asimetrik yöntemlerle ve en az kayıpla mağlup etmek istiyorsak başka çıkış yolumuz yok.”
Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı
Yeni başkomutanı seçme yetkisinin devlet başlanına ait olduğunu vurgulayan Fedorov, Zelenskiy’nin Sırskiy’yi değiştirme talebini reddetmesine rağmen mevcut ordu yönetimiyle çalışmaya hazır olduğunu belirtti.
Fedorov, “Devlet Başkanı, Sırskiy’yi değiştirmeyi planlamadığını söylediğinde bu onun başkomutan olarak kendi kararıydı. Bu kararı tamamen kabul ettim ve kendisiyle çalışmayı öğreneceğimi belirttim” dedi.
Buna karşın, kendi ekibinin geliştirdiği projelerin Genelkurmay Başkanlığı tarafından sistematik olarak engellendiğini öne süren eski Bakan, Başkomutan Sırskiy’yi sorunları açıkça konuşmaya hazır olmamak ve kulis faaliyetleri yürütmekle suçladı.
Fedorov, “Böyle bir yapı içinde bu savaşı nasıl kazanabileceğimizi şahsen ben bilmiyorum” diyerek Zelenskiy’nin kendisine sunduğu devlet başkanlığı danışmanlığı teklifini de geri çevirdiğini açıkladı.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya1 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Dünya Basını2 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Diplomasi1 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti









