Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump ve Xi’nin nisan ayında bir araya gelmesi bekleniyor

Yayınlanma

Diplomatik kaynakların South China Morning Post’a aktardığına göre, ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana Pekin ile bir anlaşma yapmaya odaklanmış göründüğü için önümüzdeki ayın başlarında Çin’i ziyaret edebilir.

Kaynaklara göre her iki ülkenin başkanları da karşı tarafın ziyaretini diplomatik bir zafer olarak sunmak istiyor ancak ilk tartışmalar Trump’ın Çin’i ziyareti etrafında şekillendi.

Olası bir ziyaretle ilgili görüşmelerin ne kadar ilerlediği belli değil.

Çinli bir kaynak “Washington köklü değişikliklerden geçtiği için Pekinli yetkililerin Washington’daki mevkidaşlarıyla konuşmasının Biden yönetimine kıyasla daha zor olduğunu” söyledi.

Trump 20 Ocak’ta Beyaz Saray’a dönmeden birkaç gün önce, Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping bir telefon görüşmesi yaptı ve çok çeşitli konularda konuştular.

Bir hafta sonra Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD’li mevkidaşı Marco Rubio ile konuştu ancak henüz resmi bir görüşme gerçekleştirmediler. Rubio Pekin tarafından yaptırıma tabi tutuldu ve teknik olarak Çin’i ziyaret edemiyor.

İkinci bir kaynak ise her iki ülkenin de Trump ve Xi arasında bir zirve yapılmasını görüştüğünü ve tarihlerin henüz kesinleşmemesine rağmen nisan ayında bir zirve yapılması için çalıştıklarını söyledi.

Kaynak, Trump’ın Xi’nin Florida’daki Mar-a-Lago malikanesini ziyaret etmesini umduğunu açıkça ifade ettiğini, iki liderin daha önce 2017’de bir araya geldiğini, ancak Pekin’in Washington’da daha resmi bir toplantı yapılmasını ya da Trump’ın Çin’e davet edilmesini umduğunu söyledi.

Bu hafta sona erecek olan Çin’in en büyük yıllık siyasi toplantısına atıfta bulunan kaynak, “Özellikle Xi için, eğer Trump ‘iki oturumdan’ sonra Çin’i ziyaret ederse, bu önemli bir diplomatik zafer olacaktır” dedi.

Amerikalı bir kaynak ise “Trump’ın Çin’i ziyaret etmesi için en erken nisan ayı” dedi.

Daha önceki haberlere göre Trump danışmanlarına görevdeki ilk 100 gününde Çin’e seyahat etmek istediğini ve nisan ayında yapılacak bir ziyaretin bu 100 günlük süreye denk geleceğini söyledi.

Ticaret Savaşı 2.0: Çin, ABD tarım ürünlerine gümrük vergisi getirdi

Trump’ın bu ay Çin mallarına yönelik gümrük vergilerini iki katına çıkarmasının ardından Çin-ABD ticaret sürtüşmeleri artmaya devam ederken bir ziyaret gerçekleşebilir.

Trump’ın daha önce talimat verdiği üzere Çin’in ticaret uygulamalarına yönelik bir soruşturmanın nisan ayına kadar sonuçlanması bekleniyor ve bu soruşturmanın sonuçları Pekin’e yönelik yeni ticari eylemlerin temelini oluşturabilir.

Ancak kendisini bir anlaşma yapıcı olarak tanıtan Trump, şubat ayında Çin ile yeni bir ticaret anlaşması yapmanın “mümkün” olduğuna inandığını söyleyerek Çin ile müzakere etmeye istekli olduğunun da sinyallerini verdi.

Trump Beyaz Saray’a döndüğünden bu yana birçok kez Xi ile olan “çok iyi kişisel ilişkisi” ile övündü. Geçtiğimiz ay Xi’nin ABD’yi ziyaret etmesini beklediğini söyledi ancak ziyaret için somut bir zaman çizelgesi sunmadı.

Trump ilk başkanlığı sırasında Kasım 2017’de Çin’i ziyaret etmişti. Pekin, Trump’ın Çin’e karşı bir ticaret savaşı başlatmasından sadece aylar önce kendisine kırmızı halı sermiş ve Yasak Şehir’de bir akşam yemeği ısmarlamıştı. Halefi Joe Biden ise ABD başkanlığı döneminde Çin’i ziyaret etmedi.

Xi, 2023 yılında San Francisco’da düzenlenen Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesine katıldı ve etkinlik kapsamında Biden ile bir zirve gerçekleştirdi. Çin protokolüne göre Amerikan liderinin bir sonraki ziyaretini Çin’e yapması gerekiyor.

Washington’da bulunan ve durum hakkında bilgi sahibi olan bir başka Amerikalı kaynak South China Morning Post’a yaptığı açıklamada ABD liderinin nisan ya da mayıs ayında Çin’i ziyaret etmesinin beklendiğini ve Trump’ın Çin’e yönelik bir sonraki hamlesine dair “işaretlerin” “çok yakında” ortaya çıkabileceğini söyledi.

Bir İngiliz kaynağa göre iki liderin zirvesi için zemin hazırlıkları devam ediyor ve “oldukça üst düzey” bir Çin heyetinin “birkaç hafta önce” Trump yönetimiyle temaslarda bulunmak üzere Washington’u ziyaret ettiği bildirildi.

New York Times bu ay, aralarında Çin’in eski ABD Büyükelçisi Cui Tiankai’nin de bulunduğu yetkililerden oluşan bir heyetin Washington’da düşünce kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldiğini ve Çinlilerin potansiyel bir ticaret anlaşması için fikirler ortaya attığını bildirdi.

Ancak konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen kaynak, ABD’li yetkililerin Washington’un Çin politikasından emin olmadıklarını ve “[politika] henüz ifade edilmediği için ne söyleyeceklerini bilemeyeceklerini” öne sürdü.

Çin ve ABD arasındaki gerilim, Washington’un ticaret ve teknoloji kısıtlamaları, Tayvan ve Güney Çin Denizi de dahil olmak üzere bir dizi konuda yüksek seyretmeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta Pekin’in yeni Trump yönetimiyle nasıl bir ilişki kuracağı sorulduğunda Dışişleri Bakanı Wang güçlü bir uyarıda bulunarak “hiçbir ülke aynı anda hem Çin’i baskı altında tutabileceğini hem de Çin ile iyi ilişkiler sürdürebileceğini hayal etmemelidir” dedi.

Cuma günü bir basın toplantısı düzenleyen Wang, “Bu tür iki yüzlü davranışlar ikili ilişkilerin istikrarı ya da karşılıklı güven inşası için iyi değildir” dedi.

Washington’un Pekin’e yönelik “baskısından” da bahseden Wang, ABD’yi “Çin’in gelişimine objektif ve rasyonel bir bakış açısıyla yaklaşmaya, Çin ile proaktif bir şekilde pratik alışverişlerde bulunmaya ve iki ülkenin ve tüm dünyanın yararına olacak şekilde birbirleriyle iyi geçinmenin doğru yolunu izlemek için Çin ile birlikte çalışmaya” çağırdı.

İki Toplantı: Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin açıklamalarından öne çıkanlar

Diplomasi

NATO, Ankara zirvesinde dev silah anlaşmaları imzalayacak

Yayınlanma

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO zirvesinde müttefiklerin milyarlarca dolarlık yeni silah sözleşmeleri ve savunma sanayisi üretimi taahhüt etmesi bekleniyor. Politico’ya konuşan diplomatlar, liderler bildirisinin taslağında Ukrayna’ya askeri destek, Rusya ve İran’a dair kritik başlıkların yer aldığını bildirdi.

NATO müttefiklerinin, gelecek ay Ankara’da düzenlenecek ittifak zirvesinde milyarlarca dolar değerinde yeni silah sözleşmeleri imzalamayı ve silah üretimini artırmayı taahhüt etmesi bekleniyor.

Beş NATO diplomatının Politico’ya verdiği bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen yıl göreve dönmesinden bu yana müttefikleri sürekli eleştirmesine rağmen, ülkeler ortak bildiride NATO’nun 5. maddesindeki karşılıklı savunma taahhüdünü teyit etmeye ve Rusya’yı yeniden uzun vadeli bir tehdit olarak tanımlamaya hazırlanıyor.

Trump dahil NATO liderleri, 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’nin başkenti Ankara’da bir araya gelecek. Zirve, Avrupa ülkelerinin İran’daki savaşta Washington’a yeterli desteği vermediğine yönelik ABD eleştirilerinin gölgesinde gerçekleşecek.

Diplomatlar, konunun hassasiyeti nedeniyle gizli kalması koşuluyla taslak bildirinin ayrıntılarını paylaşarak ortak açıklamanın geçen yıl olduğu gibi kısa tutulacağını belirtti.

NATO büyükelçileri, son dakikaya kadar değişiklik yapılabilecek liderler bildirisinin detaylarını müzakere etmeyi sürdürüyor. Metin, Ankara’da devlet ve hükümet başkanları tarafından onaylanacak.

Silah sözleşmelerinin kesin tutarı henüz netleşmezken, tedarik anlaşmalarının en azından bir kısmının önceden kararlaştırılarak yeniden paketlenmesi öngörülüyor.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, müttefikler arasındaki iç anlaşmazlıkları perdeleyecek birleştirici bir başlık bulma arayışıyla zirvenin odağını öncelikle savunma sanayisi üretimini artırmaya kaydırmak istiyor.

İttifak genelinde üretimi ölçeklendirme çabası, Avrupa savunma sanayisini yüksek maliyetli butik silahlardan hızlı kitle üretimine geçirme zorluğunu yansıtıyor.

Rutte, ABD’nin de yararına olacak yeni savunma anlaşmaları vaat ederek Trump’ın önemsediği ekonomik argümanları öne çıkarmayı hedefliyor.

Geçen hafta müttefiklerin 2035’e kadar GSYİH’lerinin yüzde 3,5’ini savunmaya harcamayı kabul ettiğini hatırlatan Rutte, Avrupa müttefikleri ve Kanada’nın geçen yıl, 2024’e kıyasla savunma bütçelerine 139 milyar dolar daha fazla kaynak aktardığını açıklamıştı.

Taslak metne göre NATO müttefikleri, Ukrayna’ya 70 milyar avroluk askeri destek sağlama taahhüdünde bulunurken gelecek yıl için de en az bu miktara eş değer bir kaynak vaat ediyor.

Politico’nun ilk kez duyurduğu ve ABD’nin katılması beklenmeyen bu finansman hedefi, bir diplomata göre zirvedeki en tartışmalı konulardan biri olmaya aday.

Ancak kıdemli bir başka NATO diplomatı, taslak bildiri üzerindeki görüşmelerin genel olarak pürüzsüz ilerlediğini kaydetti.

CSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması

Avrupa kendi savunmasında daha fazla rol üstlenmeyi taahhüt ediyor

ABD’nin önceliklerini başka bölgelere kaydırmasıyla birlikte, Avrupa’nın kıtanın caydırıcılık ve savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmesi konusu da bildirinin merkezinde yer alacak.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, geçen hafta müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaları için baskı yapmak amacıyla Avrupa’daki Amerikan askeri varlığına ilişkin altı aylık bir inceleme başlatılacağını duyurmuştu.

Bu karar, Washington’ın müttefiklerine, savaş durumunda NATO’nun kullanabileceği uçak, denizaltı ve insansız hava araçları gibi muharebe teçhizatlarının tahsisini derhal azaltacağını bildirmesinden sadece haftalar sonra geldi.

Diplomatlar, Avrupalı müttefiklerin taslak metinde derin darbe yetenekleri, hava savunma sistemleri ve insansız hava araçlarına yatırımı vurgulayarak kıta savunmasında daha fazla rol üstlenme sözü verdiklerini aktardı.

Cephe hattının arkasındaki düşman hedeflerini vurabilen uzun menzilli füzeler, yani derin darbe yetenekleri, ABD ile Avrupa arasında anlaşmazlık konusu olmaya devam ediyor.

Avrupalı ülkeler Rusya’yı caydırmak için bu teknolojiyi geliştirmek isterken, Washington bu tür silahların Avrupa tarafından operasyonel hale getirilmesine mesafeli yaklaşıyor.

Pentagon, Moskova’nın bunu bir gerilim tırmanışı olarak algılayabileceği gerekçesiyle son dönemde Almanya’ya Tomahawk füzeleri göndermeyi reddetmişti.

NATO müttefikleri, Avrupa ile Washington arasındaki bir diğer gerilim kaynağı olan İran’daki savaşı da yumuşatmayı hedefliyor.

ABD, çatışmayı sona erdirmek için ön bir anlaşma imzalamış olsa da Avrupalı yetkililer, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması gibi çözülmemiş konuların Ankara’daki zirvede ana gündem maddesi haline gelmesinden endişe ediyor.

Diplomatlar, savaşa dair derin görüş ayrılıklarına rağmen Trump’a bir zeytin dalı uzatmak amacıyla taslak bildiride müttefiklerin İran’a kritik ticaret rotasında seyrüsefer serbestisine saygı gösterme çağrısında bulunacağını belirtti.

Taslak metinde ayrıca, İran’ın asla nükleer silah edinmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Donald Trump: Andy Burnham aşırı liberalmiş

Yayınlanma

Donald Trump, Birleşik Krallık’ın muhtemel başbakanı hakkında yaptığı ilk açıklamada, Andy Burnham’ın “aşırı liberal” olduğunu duyduğunu söyledi.

Greater Manchester’ın eski belediye başkanı hakkında ne bildiği sorulduğunda Trump şöyle dedi:

“Hiçbir şey bilmiyorum. Sanırım bir kasabanın belediye başkanıymış. Duyduğuma göre aşırı liberalmiş, gerçekten aşırı. Bu da muhtemelen Kuzey Denizi’ni açmayacağı anlamına gelir.”

Burnham’ın, İşçi Partisi lideri ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ı koltuğundan etmek için yürüttüğü kampanya iç politikaya odaklanmış olsa da, ABD başkanıyla ilişkisini yönetmek onun en büyük zorluklarından biri olacak.

6 Ocak 2021’deki Kongre Binası isyanları sırasında Burnham, X’te yaptığı açıklamada, “Trump’a zaman ayıran herhangi bir Birleşik Krallık politikacısı şu anda utanmalı,” demişti.

Geçen yıl Burnham, The London Economic’e verdiği bir röportajda ABD başkanını “dünyaya istikrarsızlık getirdiği” için eleştirmişti.

Makerfield ara seçim kampanyasının son günlerinde, Burnham, Birleşik Krallık’ın “toplumdaki insanların artık birbirleriyle işbirliği yapmadığı, kutuplaşmış, zehirli bir siyaset” olarak tanımladığı Amerikan siyasetine doğru bir yol izlemesinden duyduğu endişeleri dile getirmişti.

İngiltere’de Burnham adım adım başbakanlığa yürüyor

Fakat Burnham ABD başkanının adını açıkça anmaktan kaçınmıştı.

Starmer, İran’daki savaşı desteklememesi nedeniyle Trump tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti. ABD başkanı onu “Winston Churchill değil” diyerek hedef almıştı. 

Trump ayrıca, Starmer hükümetini, Birleşik Krallık’ın petrol ve gaz endüstrisini yok etmeye yönelik bir girişim olarak nitelendirdiği politikalar nedeniyle defalarca eleştirdi.

Geçen hafta sonu Truth Social’da paylaştığı bir gönderide Trump, Starmer’ın enerji konusunda “büyük bir başarısızlık” yaşadığını söyledi.

Burnham’ın 2024 yılında İşçi Partisi’nden Liverpool şehir bölgesi belediye başkanı Steve Rotheram ile birlikte kaleme aldığı Head North adlı kitabında ikili, Trump’ın “politikacıların yaşadıkları yeri ihmal ettiğini düşünen; politikacıların kendi ailelerini değil, diğer aileleri etkileyen meselelere odaklandığını hisseden insanlarla bağlantı kurmada etkili” olduğunu kabul etmişti.

Ayrıca, ulusal siyaseti domine eden Washington ve Londra’daki elitlere karşı hayal kırıklığına uğramış ABD ve Birleşik Krallık seçmenleri arasında paralellikler kurdular.

Burnham uzun süredir daha radikal bir yetki devri çağrısında bulunuyor ve Başbakanlık faaliyetlerinin bir kısmını Manchester’a kaydırmayı düşünüyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Paşinyan: Sorunlar çözülmezse AEB’nin dağılması kaçınılmaz

Yayınlanma

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılma amacı taşımadığını ancak birlik içindeki sorunların bir an önce çözülmesi gerektiğini söyledi. Serbest dolaşım ilkelerinin sekteye uğraması halinde birliğin dağılmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Paşinyan, kısıtlamaların kalıcı hale gelmesinden endişe duyduklarını ifade etti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) çıkmayı planlamadığını, ancak birlik bünyesinde ortaya çıkan sorunların bir an önce çözülmesini gerekli gördüğünü açıkladı.

1lurer.am ve NewsAm‘nin aktardığına göre hükümet toplantısında yaptığı açıklamada, AEB bünyesinde yaşanan gelişmelerin endişe verici olduğunu kabul eden Paşinyan, bu durumun diğer ortakları da kaygılandırması gerektiğine inandığını ifade etti.

Paşinyan, “Diğer ortakların da endişeli olduğundan eminim çünkü aynı şeyin kendi başlarına da gelebileceğini biliyorlar. AEB’den çıkmak gibi bir hedefimiz yok ancak bu sorun çözülmezse AEB’nin dağılması kaçınılmazdır” dedi.

Başbakan Paşinyan, birliğin temelinde mal, hizmet, iş gücü ve sermayenin serbest dolaşımı olmak üzere dört temel ilkenin yer aldığını hatırlattı.

Bu ilkelerin işlememesi halinde birliğin varlığının sorgulanır hale geleceğini vurgulayan Paşinyan, geçici zorlukların yaşanabileceğini ancak kısıtlamaların aylarca sürmesi durumunda bunun artık geçici bir sorun olmaktan çıktığını belirtti.

Paşinyan, “Eğer bir sorun bir, iki, üç ay devam eder ve dördüncü ayda da kalırsa, bu durum AEB’nin var olmadığı anlamına gelir. Eğer AEB artık var olmadığını ilan ederse biz ne yapabiliriz?” ifadelerini kullandı.

Paşinyan ayrıca, organizasyondaki tüm kararların üye ülkelerin oy birliğiyle alınması nedeniyle Ermenistan’ın AEB üyeliğinden çıkarılamayacağını da sözlerine ekledi.

Ermenistan, son yıllarda Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini istikrarlı şekilde geliştiriyor. Ülke parlamentosu, 2025 ilkbaharında AB’ye katılım sürecinin başlatılmasını öngören yasayı kabul etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Ermeni makamlarını AB ile AEB arasındaki katılım tercihini bir an önce yapmaları konusunda defalarca uyardı ve ancak bu durumda “yumuşak ve akılcı bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etti.

Ermenistan Başbakanı’nın katılımı olmadan 29 Mayıs’ta gerçekleştirilen Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısında; Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Erivan’a AEB üyeliği ile Avrupa entegrasyonu rotası arasında bir an önce karar vermesi çağrısında bulunarak bu konuda bir referandum düzenlenmesini önermişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English