Bizi Takip Edin

Amerika

Trump yine geri adım attı: Özgürlük Projesi’ni durdurdu

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz krizinden çıkış yolu ararken Özgürlük Projesi’ni durdurdu.

Donald Trump, ABD Başkanı ve üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin görevin faydalarını övmesinden yalnızca birkaç saat sonra, salı günü ticari gemilere Hürmüz Boğazı’ndan geçişte rehberlik etme planını askıya aldı.

Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, görevin başlamasından bir gün sonra ‘Özgürlük Projesi’ni durduracağını duyurdu. Bu karar, petrol ve gaz ticareti açısından stratejik öneme sahip su yolunu yeniden açmaya yönelik sancılı çabalarında son dönemeç oldu.

Center for Naval Analyses’te analist olan Joshua Tallis, bu hamlenin yönetim açısından Tahran’a zeytin dalı uzatmanın “düşük riskli bir yolu” gibi göründüğünü söyledi.

Bu ani geri dönüş, Trump’ın İran’la boğaz konusunda giderek gerilen çıkmazı aşma çabasında bocaladığı ve savaşın daha geniş çaplı sonuçlarını kontrol altına almakta zorlandığı bir sırada geldi.

Çatışma, Beyaz Saray’ın başlangıçta öngördüğünden daha uzun sürdü; Amerikalıların Orta Doğu’da yeni bir savaşa ve hızla yükselen benzin fiyatlarına tepki göstermesiyle başkanın kamuoyu desteğine zarar verdi.

Bir ay önce ateşkes ilan edilmiş olmasına rağmen ABD, İran’la kalıcı bir çözüm için anlaşmaya varmayı başaramadı.

Maryland’den Demokrat senatör Chris Van Hollen, durdurma kararı açıklanmadan önce FT’ye yaptığı açıklamada, “Şu anda yaptıkları tek şey daha fazla kaos ve kafa karışıklığı yaratmak; ortada siyasi bir çözüm dışında bir çıkış yolu görünmüyor, fakat Trump ekibi buna ulaşmaktan aciz görünüyor,” dedi.

“Benim görüşüm şu: Bir çukur kazıyorsanız, kazmayı bırakıp oradan çıkmalısınız,” diye ekledi.

Trump, Özgürlük Projesi’ni durdurmasını Pakistan ve diğer ülkelerden gelen bir talebe yanıt olarak açıkladı; amacın Washington ile Tahran arasındaki müzakerelere alan açmak olduğunu söyledi.

Başkan, Truth Social’da yaptığı paylaşımda görüşmelerde “Büyük İlerleme” kaydedildiğini belirtti ve durdurmanın “Anlaşmanın tamamlanıp imzalanıp imzalanamayacağını görmek için” “kısa bir süre” devam edeceğini söyledi.

Ancak pazartesi günü başlayan ve ticari gemilere boğazdan güvenli geçiş sağlamayı hedefleyen ABD girişimi, küresel enerji krizini hafifletip hafifletemeyeceği konusunda daha en başından şüphelerle karşı karşıyaydı.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Endowment for International Peace’ten Aaron David Miller, “Bu bir çıkmaz sokak ve onun buradan nasıl çıkacağını göremiyorum,” dedi.

Miller, “Project Freedom yarım bir önlem. Bazı taşıyıcılar ve sigortacılar için sınırlı sayıda deniz yolu oluşturabilir; fakat boğazın içinde bulunan farklı boyut ve kapasitedeki tankerleri ve dışarıdakileri serbest bırakmanın bir yolunu hiçbir şekilde sunmuyor,” diye ekledi.

Eski bir ABD Donanması yetkilisi, “gemilerin, uçakların ve diğer imkânların kullanılmasının İran’ı saldırılardan caydırmadığını” ve “ticari deniz taşımacılığını korumak için daha fazla ABD ya da koalisyon gücü eklemenin boğazlardan geçiş riskini azaltacak gibi görünmediğini” söyledi.

Pentagon’a göre yeni görevin ilk gününde iki Amerikan bayraklı gemi ve ABD savaş gemileri boğazdan geçti. Ancak ABD ve İran güçleri arasında yaşanan karşılıklı ateş, görevin ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne serdi.

ABD Donanması’ndan emekli tümamiral Mark Montgomery, zamanla günde 10 ya da 12 ticari geminin geçiş yapabileceğini tahmin etti; ancak bu sayı, savaştan önce boğazdan geçen 130 geminin çok altında.

Montgomery ayrıca, ticari gemiler “kendilerini rahat hissetmedikleri” sürece boğaz trafiğinin “kesinlikle” tamamen normale dönmeyeceği uyarısında bulundu.

Salı günü “durdurma” kararını açıklamasından saatler önce Trump, Oval Ofis’te düzenlenen bir etkinlikte bu zorlukları önemsemedi ve ABD’nin boğaz üzerinde “tam kontrol” sahibi olduğunu iddia etti.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, İran’ın saldırılarının Washington ile Tahran arasındaki ateşkesin ihlali anlamına gelmediğini söyledi. Caine, bunları “düşük yoğunluklu taciz ateşi” olarak nitelendirdi ve “son çırpınışlar” şeklinde tanımladı.

Bununla birlikte Trump’ın müdahaleleri, enerji yatırımcılarını petrol sevkiyatlarının boğaz üzerinden yeniden başlayacağına ikna edemedi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın eski istihbarat direktörü, emekli Korgeneral Karen Gibson, “Piyasalar kalıcı geçişlere tepki verecektir,” dedi. “İran’ın amacı, risk algısını yükseltmek ve meseleyi siyasi olarak çözümsüz tutmak için boğazı ticari açıdan sigortalanamaz halde tutmaktır” diye ekledi.

ABD Savunma Bakanlığı’nda Körfez ve Arap Yarımadası’ndan sorumlu eski direktör Liz Dent ise ABD ordusunun İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasına ilişkin uzun süredir acil durum planları bulunduğunu, ancak Trump yönetiminin bunu dikkate almamış gibi göründüğünü söyledi.

“Boğazı açmanın en iyi yolunu bulmak için herkes telaş içinde,” dedi. “Ayrıca İranlıların gerçekte sahip olduğu kozların temelden yanlış anlaşıldığını düşünüyorum… Ve düşmanınızın ne yaptığı ya da ne yapacağı konusunda yanlış hesap yapmaya devam ederseniz, tuhaf tercihler yapmayı sürdürürsünüz” diye ekledi.

Center for a New American Security adlı düşünce kuruluşunun başkanı Richard Fontaine, “Boğaz konusunda dar kapsamlı bir anlaşmaya razı olup nükleer görüşmeleri ertelerse, ABD İran limanlarını abluka altına alarak elde ettiği kaldıraç gücünden vazgeçmiş olur. Daha kapsamlı bir anlaşma için diretirse, küresel ekonomik zarar devam eder. Bombardımanlara geri dönerse, bunun İran’ı müzakere masasına daha tavizkâr bir şekilde döndüreceğine dair bahse girmek zorunda kalır. İkilem bu” dedi.

Emekli Amiral James Foggo ise “Bence herkes burada askeri bir çözüm olmadığını biliyor,” dedi ve “her iki taraftaki insanlar artık diplomatik bir çözüm olması gerektiği gerçeğini kabul etme noktasına geliyor,” ifadelerini kullandı.

Amerika

Pentagon, Tomahawk çiplerinde tedarik sorunu yaşıyor

Yayınlanma

Financial Times’ın haberine göre ABD’li savunma şirketleri, Tomahawk füzelerinde kullanılan mikroelektronik bileşenlerin yerli tedarikinde zorluklarla karşılaşıyor. SkyWater Technology yöneticisi Jim Will, geçmişte bu çipleri üreten ABD’deki fabrikanın artık faaliyet göstermediğini söyledi. Pentagon ise mühimmat üretimini artırma çabaları kapsamında yeni nesil savunma şirketleriyle anlaşmalar yapıyor.

ABD’nin önde gelen savunma şirketlerinin, Tomahawk seyir füzelerinin üretimi için ihtiyaç duyulan yerli mikroelektronik tedarikçilerini bulmakta ciddi zorluklar yaşadığı bildirildi.

Minnesota merkezli çip üreticisi SkyWater Technology şirketinin Direktörü Jim Will, Financial Times (FT) gazetesine yaptığı açıklamada, tedarik zincirindeki aksamaları doğruladı.

Jim Will konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Tomahawk füzelerindeki elektronik aksam iki yıllık değil, 10 veya 15 yıllık teknolojilere dayanıyor. Ancak üretimin yurt dışına kaydırılması veya diğer belirsiz nedenlerden dolayı, 10 yıl önce bu çipleri üreten Amerikan fabrikası artık mevcut değil” ifadelerini kullandı.

Haberde, Pentagon’un üretimi artırma planları kapsamında, geleneksel yöntemler yerine ticari usullere ve teknolojilere daha fazla ağırlık veren yeni nesil savunma şirketlerine yöneldiği kaydedildi.

ABD’li savunma yüklenicilerinin, İran’daki savaş sürecinde tükenen askeri stokları hızla yenileme baskısı altında olduğu ve Pentagon’un mühimmat üretimini artırma taleplerini karşılamakta zorlandığı belirtildi.

Üretimdeki bu gecikmelerin, ABD Başkanı Donald Trump ile ülkenin önde gelen savunma sanayisi yöneticileri arasında yapılacak toplantının ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Ulusal Savunma Sanayii Birliği Başkan Yardımcısı Jen Stewart, Washington’da şirketlerin önündeki engellerin kaldırılması ve daha hızlı hareket edilmesi konusunda partiler üstü bir uzlaşma olduğunu ifade etti.

Stewart, buna karşın ABD’deki savunma işletmelerinin sayısının 1990’lardan bu yana ciddi oranda azaldığına dikkat çekti.

FT’nin aktardığı bilgilere göre ABD hükümeti, Mayıs ayında Anduril, CoAspire, Leidos ve Zone 5 firmalarıyla, 2027 yılından itibaren başlamak üzere üç yıl boyunca düşük maliyetli seyir füzeleri üretilmesi amacıyla bir çerçeve anlaşma imzaladı.

Gelişmelerin öncesinde ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Ford ve General Motors dahil bazı otomotiv üreticilerinin Patriot ve Tomahawk füzeleri ile diğer silah sistemlerinin üretimine başlayabileceğini belirtmişti.

Savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Anduril Industries şirketinin Üst Yöneticisi (CEO) Brian Schimpf ise 14 Haziran’da yaptığı açıklamada, ABD’nin mevcut ihracat kontrol sisteminin gözden geçirilmesi çağrısında bulunmuştu.

Schimpf, askeri ticaret alanındaki katı kuralların düşük maliyetli ve etkili silahların seri üretimini engellediğini savunmuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de CEO maaşlarında rekor artış

Yayınlanma

The Wall Street Journal’ın 391 üst düzey yöneticiyi kapsayan araştırmasına göre, 70 yönetici geçen yıl 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti. Gazete, bu artışın temel nedeninin şirket performansına ve piyasa değerine bağlanan hisse ve opsiyon paketleri olduğunu yazdı. Bazı yöneticilerin yıllık tazminat paketleri 200 milyon doların üzerine çıktı.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) hazırladığı yeni sıralamaya göre, ABD’deki üst düzey yöneticilerin tazminat paketlerinde dikkat çekici bir artış yaşandı.

Gazetenin araştırmasına göre 100 milyon doların üzerinde gelir elde eden yönetici sayısı belirgin şekilde yükselirken, bazı yöneticilerin yıllık kazançları 200 milyon dolar eşiğini de geçti.

Gazete, toplam 391 üst düzey yöneticinin verilerini inceledi.

Araştırmaya göre bu yöneticilerden 70’i 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti.

Listenin zirvesinde yer alan Elon Musk’ın tazminat paketinin değeri 158 milyar dolar olarak hesaplandı. WSJ, bu tutarın sıralamadaki diğer tüm yöneticilere yapılan ödemelerin toplamının 16 katına karşılık geldiğini yazdı.

Gazetenin hesaplamalarına göre geçen yıl 200 milyon doların üzerinde tazminat paketi alan yöneticiler arasında Figma’nın kurucusu ve yöneticisi Dylan Field 864 milyon dolarla ilk sırada yer aldı.

Onu 821 milyon dolarla yatırım ortaklığı Welltower’ın yöneticisi Shankh Mitra, 741 milyon dolarla gayrimenkul işlem platformu Opendoor Technologies’in CEO’su Kaz Nejatian, 248 milyon dolarla siber güvenlik şirketi CrowdStrike’ın CEO’su George Kurtz ve 205 milyon dolarla yarı iletken üreticisi Broadcom’un CEO’su Hock Tan izledi.

Yaşlı bakım evleri, hastaneler ve polikliniklere yatırım yapan Welltower’da ise dört üst düzey yönetici 100 milyon doların üzerinde tazminat paketi aldı.

Bu dört yöneticiye verilen toplam ödeme 1,3 milyar dolara ulaştı. Şirketin finans direktörü Tim McHugh’un tazminat paketi ise 167 milyon dolar olarak hesaplandı.

Araştırmaya göre S&P 500 şirketlerindeki CEO’ların medyan yıllık geliri 17,9 milyon dolarla rekor seviyeye çıktı. Listede yer alan yöneticilerin yarısından fazlası bir önceki yıla göre yüzde 9,8’in üzerinde gelir artışı elde etti.

WSJ, bu yükselişin temel nedeninin nakit ödemelerden ziyade “moonshot packages” olarak adlandırılan uzun vadeli hisse ve opsiyon planları olduğunu belirtti.

“Moonshot” ifadesi, son derece iddialı ve dönüştürücü hedefleri ifade etmek için kullanılıyor. Bu tür planlarda yönetim kurulları, üst düzey yöneticilere belirli miktarda hisse veya opsiyon tahsis ediyor; ancak bu ödüller yalnızca şirketin piyasa değerinde çok büyük artışlar gerçekleşmesi halinde hak ediliyor.

Gazete ayrıca CEO ücretleri ile hissedar getirileri arasında güçlü bir ilişki bulunmadığını da kaydetti.

Örnek olarak Robinhood’u gösteren WSJ, şirketin CEO’sunun yıllık ücretinin 3 milyon dolar olduğunu, ancak geçmiş yıllarda verilen hisse bazlı ödüllerin şirket hisselerindeki yükseliş sayesinde yaklaşık 1,1 milyar dolar değerine ulaştığını aktardı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de Altın Kubbe savunma sistemi ilk sınavını geçti

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Altın Kubbe füze savunma programı kapsamındaki ilk kritik testlerin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Hegseth, sistemin ileri yönlendirilmiş enerji teknolojileri kullanarak insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil yaklaşan hedefleri otonom şekilde tespit edip imha ettiğini belirtti. Altın Kubbe projesi, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız sistemlere karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir savunma ağı olarak geliştiriliyor.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik füze savunma sistemi testlerinin başarıyla tamamlandığını duyurdu.

Hegseth, “Bugün Amerika için Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik testler tam başarıyla sonuçlandı ve buna bizzat tanıklık etme fırsatı buldum” ifadelerini kullandı.

Savaş Bakanı, testlerde ileri yönlendirilmiş enerji teknolojilerinin kullanıldığını belirterek sistemin yaklaşan hedefleri otonom biçimde tespit edip imha ettiğini söyledi.

Hegseth’e göre testlerde insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil tüm hedefler vuruldu ve süreç planlandığı takvime uygun şekilde yürütüldü.

Hegseth ayrıca yeni nesil teknolojilerle askeri unsurların entegrasyonunu sahada gözlemlediğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, 40. ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu hayata geçirdiğini ifade eden Hegseth, “Altın Kubbe ile Savunma Bakanlığı ülkemizi daha önce hiç olmadığı kadar güçlü şekilde koruyacak. Altın Kubbe gerçek, güçlü ve planlandığı şekilde ilerliyor” dedi.

Altın Kubbe nedir?

Altın Kubbe, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız hava araçlarına karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir füze savunma sistemi olarak tasarlanıyor.

Program, yaklaşan tehditleri tespit etmek, takip etmek ve gerektiğinde önlemek için geniş bir uydu ağı kurulmasını öngörüyor. Sistemin yüzlerce uydu içerebileceği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, küresel ölçekte bir füze savunma sistemi oluşturulmasına ilişkin kararı Ocak 2025’te imzaladı. Trump daha önce sistemin görev süresinin sona ereceği 2029 yılına kadar devreye alınmasını hedeflediğini açıklamıştı.

Projenin koordinasyonu Mayıs 2025’te ABD Uzay Kuvvetleri Generali Michael Guetlein’e verildi. Pentagon’un, Guetlein’in liderliğinde program planını Eylül 2025’te tamamladığı bildirildi.

Uzay tabanlı savunma ağı hedefleniyor

Trump, sistemin kara, deniz ve uzay tabanlı yeni nesil teknolojilerden oluşacağını açıkladı. Reuters’ın kaynaklarına dayandırdığı haberine göre proje, füze tespiti ve takibi için 400 ila 1.000’in üzerinde uydu ile bunları imha etmek amacıyla kinetik önleyiciler veya lazerlerle donatılmış yaklaşık 200 saldırı uydusunun konuşlandırılmasını öngörüyor.

Japonya merkezli Nikkei, Japonya’nın da projeye katılabileceğini ve füze tespit sistemlerinde yapay zeka ile kuantum teknolojilerinin kullanılmasının değerlendirildiğini yazdı.

Trump, Altın Kubbe’nin maliyetini 175 milyar dolar olarak açıklarken, projeye yönelik ilk 25 milyar doların ekonomik düzenleme paketi “One Big Beautiful Bill” (Büyük, Güzel Yasa) içinde yer aldığını söyledi.

Buna karşılık ABD Kongresi Bütçe Ofisi, sistemin önümüzdeki 20 yıldaki toplam maliyetinin 831 milyar dolara ulaşabileceğini hesapladı.

Bloomberg ise Aralık 2025’te yayımladığı değerlendirmede, Çin, Rusya ve Kuzey Kore’nin birleşik kapasitesine karşı tam kapsamlı koruma sağlayacak bir sistemin maliyetinin 1,1 trilyon dolara çıkabileceğini öngördü.

Reuters, Nisan 2025’te Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin, yazılım firması Palantir ve insansız sistem üreticisi Anduril ile birlikte sistemin temel bileşenleri için yürütülen yarışta öne çıktığını aktardı.

Northrop Grumman, L3Harris Technologies, Boeing, RTX ve Lockheed Martin de potansiyel yükleniciler arasında gösteriliyor.

Guardian: Sistem aşamalı devreye alınacak

The Guardian daha önce yayımladığı haberinde, Trump’ın açıklamalarına rağmen Altın Kubbe’nin 2028 sonuna kadar tam kapasiteyle hizmete girmesinin beklenmediğini yazdı.

Habere göre sistem aşamalı olarak devreye alınacak; ilk aşamada Pentagon veri entegrasyonuna odaklanacak, daha sonra uzay tabanlı silah sistemlerinin geliştirilmesine geçilecek.

Kaynaklara göre ABD’nin yaklaşık 18 ay içinde yaklaşan füze tehditlerini takip edecek askeri uydu ve uzay iletişim ağını kurması mümkün görülüyor. Bu ağın Altın Kubbe’nin temelini oluşturacağı değerlendiriliyor.

Rusya ve Çin’den tepki

Altın Kubbe projesi Rusya ve Çin’in tepkisini çekti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada projenin stratejik istikrarı zayıflattığını belirtirken, Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova sistemi ABD’nin önleyici saldırı doktrininin “son derece tehlikeli” bir yansıması olarak nitelendirdi. Kremlin ise yeni füze savunma sistemi geliştirilmesini ABD’nin egemenlik hakkı olarak değerlendirdi.

Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zhang Xiaogang, projenin uzayda silahlanma yarışını hızlandırabileceği uyarısında bulundu. Rusya ve Çin daha sonra ortak açıklamalarında, uzayın silahlı çatışma amacıyla kullanılmasına yönelik girişimlere karşı olduklarını bildirdi.

Kuzey Kore de projeye karşı çıkarak bunun uzayda nükleer çatışma riskini artırabileceğini savundu. Kanada Başbakanı Mark Carney ise ülkesinin projeye yatırım yapma ihtimalini değerlendirdiğini açıkladı. Japonya da programda yer alma seçeneğini inceleyen ülkeler arasında bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English