Bizi Takip Edin

Diplomasi

Ukraynalı firari oligarkın şirketi iflasın eşiğine geldi

Yayınlanma

Ukraynalı firari oligark Konstantin Jevago ile Kiev yönetimi arasındaki anlaşmazlık, madencilik şirketi Ferrexpo’yu iflasın eşiğine getirdi. Ukrayna hükümeti 90 milyon dolarlık KDV iadesini tutarken, şirkette yüzde 49 hisseyi kontrol eden Jevago ek hisse ihracını engelliyor.

Ukraynalı firari oligark Konstantin Jevago ile Kiev makamları arasındaki anlaşmazlık, madencilik şirketi Ferrexpo’yu fiilen ödeme güçlüğü sınırına getirdi.

The Financial Times’ın (FT) Ukraynalı kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Ukrayna hükümeti şirkete 90 milyon dolarlık katma değer vergisi (KDV) iadesini ödemezken, hisselerin yüzde 49’unu kontrol eden Jevago ise ek sermaye artırımı için hisse ihracı yapılmasını engelliyor.

Jevago tarafından kurulan Ferrexpo, 2021 yılında 3 milyar dolarlık piyasa değeri ve 2,5 milyar dolara varan yıllık satış geliriyle küresel çapta önemli bir demir cevheri peleti tedarikçisi konumundaydı.

Gazetenin aktardığına göre, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, şirket çalışanlarının askere alınması ve Ukraynalı yetkililerle yaşanan adli ihtilaflar bu tabloyu köklü biçimde değiştirdi.

Mayıs ayında denetçilerin finansal tabloları imzalamayı reddetmesi üzerine şirket hisselerinin borsadaki işlemleri durduruldu ve piyasa değeri 200 milyon dolara kadar geriledi. Ferrexpo, ağustos ayı başında ise madencilik faaliyetlerini tamamen durdurarak stoktaki ürünlerini satmaya başladı.

Eylül ortasına kadar 100 milyon dolar bulunamazsa iflas başvurusu yapılacak

Ferrexpo’nun faaliyetlerini sürdürebilmek için eylül ayı ortasına kadar en az 100 milyon dolar kaynak temin etmesi gerekiyor. Haziran ayı sonu itibarıyla kasasında yalnızca 27 milyon dolar bulunan şirket, yürütülen görüşmelerin sonuçsuz kalması durumunda iflas başvurusunda bulunabileceğini belirtiyor.

Ferrexpo Geçici İcra Kurulu Başkanı Lucio Genovese FT’ye yaptığı açıklamada, “Ferrexpo’nun, Ukrayna ile en büyük hissedarımız [Jevago] arasındaki anlaşmazlığın içine haksız yere çekildiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullanarak resmi makamlarla görüşmelerin sürdüğünü kaydetti.

Şirket açısından temel sorun, kurucusu ve en büyük hissedarı olan Jevago’nun hukuki durumu olmaya devam ediyor. 2015 yılında Finans ve Kredi Bankası’nın iflası sürecinde zimmete para geçirme suçlamasıyla Ukrayna’da aranan eski milletvekili, Ferrexpo’nun yüzde 49’una sahip olan Fevamotinico tröstünün intifa hakkı sahibi olmayı sürdürüyor.

Kiev yönetiminin Şubat 2025’te Jevago’ya yönelik kişisel yaptırımlar uygulamasının ardından vergi dairesi, kısıtlamaları gerekçe göstererek mart ayından itibaren şirkete KDV iadesi yapmayı durdurdu.

Şirkete yakın bir kaynak, bu gelişmenin ardından durumun hızla kötüleştiğini belirtti. Kaynağın aktardığına göre Jevago, sermaye artırımına yalnızca mevcut hisse oranının korunması şartıyla onay veriyor; Ukraynalı yetkililer ise Fevamotinico’nun payının azaltılmasının Ferrexpo’nun durumunu belirgin biçimde kolaylaştıracağını ifade ediyor.

Hakkındaki suçlamaları reddeden Jevago ise FT’ye yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Ukrayna’da şahsıma yöneltilen asılsız suçlamalar ve uygulanan yaptırımlar haksızdır ve siyasi saiklerle alınmıştır. Ukrayna mahkemesinde bu suçlamalara itiraz etmek için adil bir fırsatım olmadı. Adaletin ve gerçeğin galip geleceğine dair iyimserliğimi koruyorum ve Ferrexpo’nun parlak bir geleceği olduğuna inanıyorum.”

FT’nin aktardığına göre, Ferrexpo’nun bağlı ortaklığı Poltava Mining şirketine ağustos ayında 788 milyon dolarlık vergi cezası kesildi. Şirketin bir diğer birimi ise iflas prosedürü kapsamında Maxi Capital yatırım ve finans grubu ile hukuki uyuşmazlık yaşıyor.

Fransa iade taleplerini reddetmişti

RBC-Ukrayna’nın haberine göre, Jevago hakkında ceza soruşturması kapsamındaki suç şüphesi Eylül 2019’da açıklandı. İfade vermeye gitmeyen oligark yurtdışına çıktı. Jevago, 2015’te iflas eden Finans ve Kredi Bankası’ndan 113 milyon doları zimmetine geçirmekle suçlandı ve suçlamaları defalarca reddetti.

İnterpol, Ukrayna’nın talebi üzerine 2021 yılında Jevago hakkında kırmızı bülten çıkardı. Gözaltına alınan iş insanının Ukrayna’ya iadesi Fransa mahkemesi tarafından reddedildi; Ukrayna tarafının yaptığı temyiz başvurusu da geri çevrildi.

Aralık 2022’de Fransa’nın Courchevel kayak merkezinde Kiev’in talebiyle yeniden gözaltına alınan Jevago’nun iadesi, Fransız mahkemesi tarafından bir kez daha reddedildi.

Jevago, Forbes’un 2026 yılı küresel milyarderler sıralamasında yer alan yedi Ukraynalı arasında bulunuyor. İş insanının servetinin 1,2 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Diplomasi

Netanyahu, Kushner ve Blair ile bir araya geldi

Yayınlanma

Jared Kushner, Barış Kurulu Başkanı Nikolay Mladenov ve Tony Blair, bugün (17 Ağustos) Başbakan Binyamin Netanyahu ve diğer üst düzey İsrailli yetkililerle bir araya geldi.

Bu isimler, İsrail’e Gazze için ABD planının bir sonraki aşamasına geçmesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin 15 maddelik belgeyi de içeren ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 maddelik planını ilerletmesi yönünde baskı uygulamaya devam ettiler.

Kudüs’teki toplantı öncesinde, “Barış Kurulu”ndan üst düzey bir yetkili Jerusalem Post gazetesine yaptığı açıklamada, Kushner, Mladenov ve Blair’in yol haritasındaki sonraki adımları somut uygulama önlemlerine dönüştürmek amacıyla Mısır’ın El Alamein kentinde üst düzey Mısırlı yetkililer ve diğer arabulucularla toplantılar yaptıklarını söyledi.

Üçlü ayrıca Gazze İdaresi Ulusal Komitesi ile bir araya gelerek, Gazze Şeridindeki yönetim yetkisinin bu teknokratik kuruma devredilmesi öncesinde komite üyeleriyle planları gözden geçirdi.

Üst düzey yetkiliye göre, Kudüs’teki görüşmeler Trump’ın 20 maddelik planının uygulanmasını hızlandırmanın yollarına odaklanacak ve “ABD ile İsrail, nihai hedef konusunda mutabık kalacak: silahsızlandırılmış bir Hamas.”

Yetkili, hedefin Hamas’ın yönetim yetkisini Filistinli teknokratik hükümete tamamen devrettiği ve böylece Gazze Şeridinin yeniden inşasının devam etmesine olanak tanıyan silahsızlandırılmış bir Gazze’ye ulaşmak olduğunu da sözlerine ekledi.

Ayrıca yetkili, bu adımların ateşkesi korumayı, tüm yönetim yetkisini Gazze İdaresi Ulusal Komitesi’ne devretmeye başlamayı ve Hamas’ın Gazze Şeridinin geleceğinin yönetilmesinde hiçbir rol oynamamasını sağlamayı amaçladığını belirtti.

Aynı zamanda bu süreç, Hamas’ın kapsamlı bir şekilde silahsızlandırılmasına ve askeri altyapısının devre dışı bırakılmasına başlanmasını, Uluslararası İstikrar Gücü’nün konuşlandırılmasını mümkün kılmayı ve buna bağlı olarak İsrail’in geri çekilmesine olanak sağlamayı amaçlıyor.

“Barış Kurulu” ayrıca, yardımların çalınmamasını ve tehdit altında başka amaçlarla kullanılmamasını sağlarken, Gazze Şeridine insani yardımın ulaşmasını ve yeniden yapılanma sürecini hızlandırmayı hedefliyor.

Yetkili, Barış Kurulunun bakış açısına göre Hamas’tan ne beklendiği konusunda artık hiçbir belirsizliğin kalmadığını vurguladı.

Yetkili, “Hamas, yönetim yetkisini, tüm silahlarını ve askeri altyapısını teslim etmeli. Gazze, bir daha asla İsrail’e karşı terörizmin kaynağı olamaz,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İsrail ve Honduras arasında savunma işbirliği derinleşiyor

Yayınlanma

İsrail Savunma Bakanlığı, Honduras ile savunma işbirliğini derinleştirmek amacıyla bir mutabakat zaptı imzalandığını duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ile Honduras Savunma Bakanı Enrique Rodríguez Burchard’ın, her iki ülkenin savunma bakanlıklarından üst düzey yetkililerin de katıldığı, İsrail’de düzenlenen bir toplantı sırasında mutabakat metnini imzaladıkları belirtildi.

Açıklamada, “Bugün imzalanan mutabakat metni, iki ülke arasındaki savunma ilişkilerinin güçlendirilmesinde önemli bir dönüm noktası teşkil ediyor ve ortak çıkarlar ile değerlere dayalı uzun vadeli bir işbirliği çerçevesi oluşturuyor,” denildi.

Bakanlık şunları ekledi:

“Honduras heyeti, İsrail’in son yıllarda karşılaştığı güvenlik ve operasyonel zorluklar hakkında bilgilendirildi; bu bilgilendirme, çok cepheli savaştan ve bölgedeki değişen ve ortaya çıkan tehditlerle mücadeleden çıkarılan önemli dersleri de içeriyordu.”

Törene ayrıca İsrail Savunma Bakanlığı Genel Müdürü Emekli Tümgeneral Amir Baram, Politika ve Siyasi-Askeri Büro Kıdemli Başkan Yardımcısı, İsrail’in Honduras Savunma Ataşesi ve her iki ülkeden diğer üst düzey yetkililer de katıldı.

İsrail diplomasisinin yeni hedefi Latin Amerika

Bakanlık, yapılan görüşmelerin bir kısmının ortak stratejik ve güvenlik meselelerinin yanı sıra işbirliğinin genişletilme yollarını da içerdiğini belirtti.

Honduraslı yetkililere İsrail’in son birkaç yıldaki savaşlarından çıkarılan “önemli dersler” hakkında bilgi verildi.

Buna ek olarak, heyete İsrail Savunma Bakanlığının mevcut faaliyetleri ile “İsrail’in savunma ve savunma sanayi yapısının temel unsurları” hakkında bilgi aktarıldı.

Açıklamada, bu mutabakat zaptının geçtiğimiz yıl boyunca bakanlık tarafından tasarlanan bir dizi anlaşmanın parçası olduğu belirtildi.

Bu adımlar, “Bakanlığın, İsrail’in savunma ortaklıkları çemberini genişletme, dost ülkelerle stratejik bağları güçlendirme ve İsrail savunma sanayisi ile uluslararası pazarlar arasındaki işbirliğini derinleştirme stratejisinin bir parçası” olarak nitelendirildi.

Açıklamada Honduras, Orta Amerika’daki “önemli bir ortak” olarak nitelendirildi ve bu ülkenin yıllar boyunca uluslararası alanda İsrail’i desteklediği belirtildi.

2017 yılında Honduras, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasını kınayan BM Genel Kurulu kararına karşı oy kullanan dokuz ülkeden biriydi.

2021 yılında Honduras, ABD, Guatemala ve Kosova’nın ardından büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyan ilk ülkelerden biri oldu.

7 Ekim Aksa Tufanı operasyonunun ardından İsrail’deki büyükelçisini geri çeken Honduras, ağustos ayı başında yeni bir büyükelçi atadı.

Bu büyükelçi, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog tarafından kabul edildi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD tarifeleri, Çinli tedarikçilere olan bağımlılığı azaltmadı

Yayınlanma

ABD’nin Çin’e uyguladığı gümrük vergileri, Çin’e olan bağımlılığını azaltmaktan çok, Çin menşeli ürünlerin ABD’ye ulaşma yollarını değiştirdi.

2024 yılına kadar olan katma değerli ticaret akışlarının incelenmesi, ABD’nin Çinli üreticilere olan bağımlılığının, ikili ticaret verilerinin gösterdiğinden çok daha az azaldığını ortaya koyuyor.

Başkan Donald Trump’ın ilk dönemindeki Çin’e yönelik gümrük vergilerinin de etkisiyle, Çin mal ve hizmetleri, üçüncü ülkelerden yapılan ABD ithalatına dahil olarak giderek artan bir şekilde ABD pazarına giriyor.

Katma değerli ticaret akışlarının ölçülmesi, malların ABD’ye ulaşmadan önce geçtiği son sınırdan ziyade, ithal edilen ürünlerin nihai kaynağını belirler.

Örneğin, ABD’nin Vietnam’dan 1.000 dolarlık bir dizüstü bilgisayar ithal etmesi, ABD ile Vietnam arasındaki ikili ticaret olarak ölçülür. 

Fakat diyelim ki dizüstü bilgisayarın nihai değerinin yüzde 60’ı Çin menşeli parçalardan oluşuyor. Katma değerli ticaret yöntemlerine göre, dizüstü bilgisayarın Vietnam’dan yapılan ABD katma değerli ithalatı 400 dolar, Çin’den yapılan ABD katma değerli ithalatı ise 600 dolar olarak ölçülür.

The Peterson Institute for International Economics (PIIE) tarafından yapılan araştırmaya göre, ABD ithalatındaki toplam katma değerde Çin’in payı, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ayrışmanın, Çin’in toplam ABD ithalatındaki payına kıyasla önemli ölçüde daha az olduğunu gösteriyor.

Trump’ın ilk ticaret savaşından hemen önceki yıllarda, bu iki gösterge neredeyse birbirine yaklaşmıştı: 2017 itibarıyla Çin, toplam ABD ithalatının yaklaşık yüzde 18’ini oluştururken, Çin kaynaklı katma değer ise ABD ithalatında yer alan toplam katma değerin tahmini olarak yüzde 17,7’sini oluşturuyordu. 

Fakat 2018’den sonra bu iki gösterge keskin bir şekilde birbirinden uzaklaştı. Çin’in toplam ABD ithalatındaki payı istikrarlı bir şekilde azalarak 2024’te yaklaşık yüzde 11’e geriledi.

Buna karşılık, katma değer payı 2018’den sonra daha da yükseldi, 2021’de yüzde 19’un biraz üzerinde zirveye ulaştı ve ardından 2024’te yüzde 15,4’e hafifçe geriledi.

Başka bir deyişle, ikili ithalat göstergesi ticaret savaşı öncesi seviyesine kıyasla yaklaşık 7 puanlık bir düşüş gösterirken, katma değer göstergesi yalnızca 2,3 puanlık bir düşüşe işaret ediyor.

Dolayısıyla katma değer verileri, Çin menşeli ürünlerin gümrük vergilerini aşmanın yollarını bulduğunu gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English