Diplomasi
Ukrayna’nın Avrupa füze sistemi Freyja için ilk prototip hedefi 2027

Ukrayna, Rusya’nın balistik füze saldırılarına karşı koyabilmek amacıyla Avrupa ortaklığıyla geliştirilen Freyja füze savunma sisteminin ilk prototipini 2027’nin ilk yarısında tamamlamayı hedefliyor. Kiev yönetimi, Patriot sistemlerine olan bağımlılığı azaltmayı amaçlayan proje kapsamında müttefiklerinden kritik teknoloji desteği bekliyor. Fransa, İtalya, Almanya ve İsveç merkezli savunma devlerinin yer aldığı konsorsiyum, açık mimariye sahip uygun maliyetli bir hava savunma ağı kurmayı planlıyor.
Ukrayna, Rusya’nın füze saldırılarını engelleyecek yeni silah kapasitesine ulaşmak için müttefiklerine yönelik girişimlerini sürdürürken, Avrupa ortaklığıyla geliştirilen Freyja kod adlı antibalistik sistemin prototipinin önümüzdeki yılın ilk yarısında hazır olmasını istiyor.
Reuters’ın aktardığına göre Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreter Yardımcısı ve Freyja projesinin yöneticisi David Aloyan, araştırma ile geliştirme maliyetlerini hesaplamakla görevlendirilen uluslararası yönlendirme komitesinin yakın zamanda ilk kez bir araya geleceğini açıkladı.
Antibalistik koalisyon, iki hafta önce Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen zirveyle resmi olarak kuruldu. Zirveye Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin de aralarında yer aldığı 10 Avrupa ülkesinin liderleri ile yaklaşık 12 savunma sanayisi üreticisi katıldı.
Süreç hakkında bilgi veren Aloyan, “Çok dar bir takvimde çalıştığımız için iddialı bir hedefimiz var. Önümüzdeki yılın ilk yarısında ilk pratik sonuçlarını gösterebilecek uygulanabilir bir prototipe sahip olmayı amaçlıyoruz” dedi.
Patriot sistemine alternatif arayışı
Ukrayna, Rusya’nın ses hızının katlarca üzerine çıkan balistik füzelerini güvenli biçimde düşürebilen tek silah olan ABD yapımı Patriot hava savunma sistemlerine kronik olarak bağımlı durumda bulunuyor. Ancak Patriot tedariki; siyasi dalgalanmalar, düşük stok seviyeleri ve uzun üretim süreçleri nedeniyle aksıyor.
Rusya ordusu bu ay içinde başkent Kiev ile güneydeki liman kenti Odesa’ya yönelik balistik füze saldırılarını artırdı. Onlarca füzenin fırlatıldığı saldırılarda Ukrayna, önleyici mühimmat eksikliği nedeniyle füzelerin büyük bölümünü imha edemedi.
Ukrayna yönetimi, Freyja projesine bir fırlatma rampası ile bir önleyici füze sağlamaya hazır olduğunu bildirdi. Devlet Başkanı Zelenski, bu ay yaptığı değerlendirmede durumun artık yalnızca bir “test meselesi” olduğunu ifade etti ve sistemin bir yıl içinde operasyonel hale gelmesini umduğunu belirtti.
Kiev, müttefiklerinden modern radarlar, sensörler, füze yönlendirme ve kontrol elektroniği konularında uzmanlık ile teknoloji katkısı bekliyor. Projeye katılan savunma şirketleri arasında SAMP-T sistemini üreten Eurosam konsorsiyumunun yanı sıra Leonardo, Thales ve Saab yer alıyor.
Flamingo seyir füzesini geliştiren Ukraynalı füze ve insansız hava aracı üreticisi Fire Point, projenin ana sanayi ortağı olacağını duyurdu. Şirket, geçen ay projenin radar ihtiyacını karşılamak üzere Alman savunma üreticisi Hensoldt ile anlaşma sağladığını açıkladı.
Açık mimarili modüler yapı
Freyja projesi, birçok Avrupa ülkesinin de bağımlı olduğu Patriot sistemine karşı daha düşük maliyetli bir alternatif oluşturma çabası olarak öne çıkıyor. Fransız-İtalyan ortak yapımı SAMP/T ve Alman üretimi IRIS-T gibi diğer hava savunma sistemleri, balistik füzeleri engelleme konusunda henüz yeterli kabiliyeti kanıtlayamadı.
Zelenski, Freyja koalisyonunun çalışma modelini, savunma sanayisi liderlerinin parçalarını birleştirdiği bir Lego yapısına benzetti.
Sistemin esnekliğine dikkat çeken Aloyan, üreticilere değiştirilebilir parçalara sahip bir sistem çerçevesi geliştirme görevi verildiğini belirterek şunları kaydetti:
“Bu sistemin temel mantığı açık bir mimariye sahip olmasıdır. Danimarka ‘Ben Danimarka yapımı Weibel radarına sahip bir Freyja sistemi istiyorum’ derse bu mümkündür. İsveç, Saab sistemini kullanmak istediğini söylerse bu da sorun teşkil etmez.”
Aloyan, projeye yapılacak tüm katkıları yönlendirmek ve istikrarlı finansman sağlamak amacıyla özel bir organ veya fon kurulmasının değerlendirilen fikirler arasında olduğunu aktardı.
Ukraynalı yetkili, hükümetlerin yanı sıra şirketlerin projede doğrudan yer almasının bürokrasiyi azaltacağını vurgulayarak, “Koalisyon siyasi olmaktan ziyade pratik bir zeminde ilerlemelidir” dedi.
Diplomasi
AB ve Almanya, “Rusya destekli” nükleer tesis nedeniyle eleştiriliyor

Rusya’nın Rosatom şirketinin bir iştiraki, Almanya’da altıgen nükleer yakıt çubukları üretmek için gerekli teknoloji, lisanslar ve ekipmanı sağlayacak.
Aşağı Saksonya’da 60.000’den az nüfusa sahip bir kasaba olan Lingen, nükleer yakıt üretim tesisini genişletme planları nedeniyle yıllardır süren bir tartışmanın merkezinde yer alıyor.
Proje, Fransa’nın önde gelen enerji üreticisi Électricité de France’ın (EDF) Orta Avrupa’daki Sovyet dönemi reaktörleri için altıgen yakıt çubukları üretmek istemesi nedeniyle özellikle hassas bir konu.
Perşembe günü, yerel çevre bakanlığı planları onayladı.
Teknoloji, bir zamanlar “Rus askeri kompleksinin derinliklerine yerleşmiş” olarak tanımlanan Rus nükleer şirketi Rosatom’un bir iştiraki olan TVEL tarafından sağlanacak.
Şirketin mevcut CEO’su ABD ve Birleşik Krallık tarafından yaptırımlara tabi tutulurken, eski direktörü şu anda Rusya genelkurmay başkan yardımcısı olarak görev yapıyor.
TVEL’in bu ortak girişimdeki ortağı, %80’i devlet şirketi EDF’ye ait olan Framatome’un bir iştiraki olan Advanced Nuclear Fuels GmbH (ANF).
Framatome, projenin Soğuk Savaş dönemi teknolojisine dayanan Çekya, Bulgaristan, Slovakya, Macaristan ve Finlandiya’daki reaktörlere yönelik yakıt tedarikini güçlendireceğini savunuyor.
Euractiv’e konuşan Ukraynalı düşünce kuruluşu DIXI Group’tan uzman Diana Sushkova, “Yakıt Almanya’da üretilse de, Rus teknolojisine, üretim bilgi birikimine ve Rosatom’un iştiraki TVEL ile yapılan lisans anlaşmalarına dayanacak,” dedi.
Proje, Almanya’nın on yıllardır süren ucuz Rus doğalgazına bağımlılığıyla karşılaştırılıyor. Rusya, 2024 yılında nükleer yakıta işlenebilen zenginleştirilmiş uranyum ihracatından yaklaşık 700 milyon avro kazandı.
Girişime AB çapında da tepkiler var. Fin Yeşiller Partisi milletvekili Ville Niinistö, “Bence Almanya, Rusya’ya olan gaz bağımlılığından aldığı dersleri hatırlamalı,” dedi.
Niinistö, 2027 sonbaharında tam olarak yürürlüğe girecek olan geçen yılki Rus gaz ithalatı yasağının müzakerelerini yürütmüştü.
Niinistö, Euractiv’e verdiği demeçte, “Rusya, nükleer kapasiteler de dahil olmak üzere her türlü enerji ihracatını dış politikasının jeopolitik bir uzantısı olarak kullanıyor,” iddiasında bulundu.
Ona göre Fransız-Rus ortak girişiminin onaylanması, “Putin’in savaşına ve iktidarına destek vermekle eşdeğer.”
Almanya, Fransa ve AB’nin geri kalanının “bunu unutmaması” gerektiğini savunan Fin siyasetçi, “Rus nükleer ihracatı yasaklanmalı,” diye ekledi.
Sushkova, projenin, Kremlin kontrolündeki teknoloji ve lisanslara tamamen bağımlı kalmasına rağmen “AB’de Üretilmiştir” etiketini taşıyacak Rus nükleer teknolojisi için bir “arka kapı” yarattığını söyledi.
Onay, savaşın beşinci yılında projenin devam etmesine izin vermenin sorumluluğunun kime ait olduğu konusunda bir tartışmaya yol açtı.
Tesisin onayını veren Aşağı Saksonya eyaleti, Berlin’deki Almanya federal çevre bakanlığının fiilen kendisinden izin vermesini talep ettiğini öne sürdü.
Eyaletin çevre bakanı ve aynı zamanda Yeşiller Partisi üyesi olan Christian Meyer, kararı “temelden yanlış” olarak nitelendirdi.
Berlin, Meyer’in bakanlığının kararında “bağımsız” olduğunu belirtti. Aşağı Saksonya ise federal bakanlığın, izni engellemek için yasal bir dayanak olmadığı sonucuna vardığını öne sürdü.
Her iki taraf da, Avrupa Komisyonu’nun Rus nükleer yakıt ithalatını yasaklayacak bir yasal öneriyi henüz yayınlamadığı Brüksel’e işaret ediyor.
Federal Çevre Bakanlığı sözcüsü, “Nükleer sektörde Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarını savunmaya devam ediyoruz,” dedi.
Rus nükleer şirketlerine yaptırım uygulamak şu ana kadar oldukça zor oldu. AB, geçen hafta bankacılıktan gübreye kadar çeşitli sektörleri hedef alan, Rusya’ya yönelik 21. yaptırım paketini kabul etti.
Rus teknolojisi ve zenginleştirilmiş uranyum, Doğu Avrupa’da hâlâ yaygın olarak kullanılıyor.
Eski Varşova Paktı ülkelerinden birçoğu, elektrik ihtiyaçlarının büyük bir kısmını Sovyet döneminden kalma Su-Su Enerji Reaktörleri’ne (VVER) dayandırıyor.
Komisyon’daki görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, özellikle Paris’in, Rus teknolojisi ve yakıtına bağımlı kalan Macaristan gibi ülkelerin desteğiyle, Rosatom ve bağlı şirketler ağına yönelik yaptırımları engellediğini öne sürüyor. Fransa ise bunu reddediyor.
Fransa’nın AB Nezdindeki Daimi Temsilciliği sözcüsü, “Hiçbir zaman böyle bir öneri gelmedi, dolayısıyla biz de bunu engellemedik,” dedi.
Enerji Komiseri Dan Jørgensen daha önce, Komisyon’un 2025’in başlarında “Rusya’nın zenginleştirilmiş uranyumu ve diğer nükleer malzemelere yönelik yeni kısıtlamalar” önereceğini vaat etmişti.
Yaptırımların aksine AB hükümetlerinin oybirliği gerektirmeyecek olan Rus nükleer ürünlerine yüksek gümrük vergileri getirilmesi, siyasi bir çözüm yolu olarak tartışıldı. Henüz böyle bir öneri yayınlanmadı.
Bir Komisyon sözcüsü geçen perşembe günü gazetecilere, yürütme organının “bu konu üzerinde çalıştığını” ve bir öneri sunma kararlılığını sürdürdüğünü söyledi. Jørgensen ise yorum yapmaktan kaçındı.
Diplomasi
ABD, Rusya ve Ukrayna’ya hava ateşkesi sunacak

ABD yönetimi, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sonlandırmaya yönelik yeni bir teklif paketi hazırlıyor. Reuters’ın haberine göre Washington ve Kiev arasında müzakere edilen plan, tarafların birbirine yönelik hava saldırılarını karşılıklı olarak durdurmasını öngörüyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, teklif metnini değerlendirmek ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmek üzere 28 Temmuz Salı günü ABD’ye gidecek.
ABD, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmek amacıyla yeni bir öneri paketi hazırlığı yürütüyor. Reuters’ın konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı habere göre söz konusu planın temel maddelerinden birini, tarafların birbirine düzenlediği hava saldırılarını karşılıklı olarak durdurması oluşturuyor.
Washington ve Kiev yönetimleri tarafından yürütülen ortak görüşmelerin ardından teklifin resmi olarak Moskova’ya sunulması planlanıyor. Süreçle bağlantılı olarak Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABD Başkanı Donald Trump ile bir bir araya gelmek üzere 28 Temmuz Salı günü ABD’ye gidecek.
Reuters’a konuşan kaynak, Kiev yönetiminin daha önce de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e benzer bir ateşkes teklifi götürdüğünü ancak bu talebin Kremlin tarafından reddedildiğini hatırlattı.
Bununla birlikte bazı Batılı yetkililer, Ukrayna ordusunun Rus petrol rafinerilerine ve lojistik tesislerine yönelik yoğunlaştırılmış saldırılarının ülke ekonomisine verdiği zarar nedeniyle Kremlin’in bu kez teklife olumlu yaklaşabileceğini değerlendiriyor.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise haberlere ilişkin yorum yapmaktan kaçınarak, “Bu haberlerin ne kadar güvenilir olduğunu ve kimden kaynaklandığını bilmediğini” kaydetti.
Hafta başında Zelenski, Trump’ın temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Görüşmede, şubat ayında tıkanan Rusya ile müzakere sürecinin yeniden başlatılması imkanları ele alınmıştı.
Bloomberg’e konuşan Kremlin’e yakın kaynaklar ise 22 Temmuz’da yaptıkları değerlendirmede, Putin’in Donbass bölgesinin tamamı kontrol altına alınmadan Ukrayna ile temas kurmayı planlamadığını öne sürmüştü.
Kaynaklar ayrıca Rusya’nın Harkov ve Sumı bölgelerinde ele geçirdiği alanları Ukrayna’ya geri vermeyi düşünmediğini, bu hatları tampon bölgeye dönüştürmeyi hedeflediğini aktarmıştı.
Aynı kaynaklar, Putin’in Ağustos 2025’te Anchorage’da düzenlenen zirvede Trump ile Donbass konusunda vardığı gayriresmi mutabakatın artık geçerliliğini yitirdiğine karar verdiğini ve bu nedenle daha önceki arazi takası fikrinden vazgeçtiğini savundu. Washington yönetimi ise Anchorage’da böyle bir anlaşmanın varlığını reddetmişti.
Putin, 28 Haziran’da yaptığı kamuoyu açıklamasında, derin alanlara yönelik saldırıların durdurulması ve çatışmaların Donetsk, Lugansk, Herson ve Zaporijya bölgeleriyle sınırlandırılması yönünde kendisine teklifler geldiğini doğrulamıştı.
Rus lider, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin diğer cephelerden birlik kaydırmasına imkan tanıyacağı gerekçesiyle Rusya’nın bu şartları kabul etmediğini ifade etmişti.
Diplomatik sahada yeni fikir arayışı
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 23 Temmuz’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Alaska’da ele alınan seçeneklerin “çöktüğünü” ve savaşın sona erdirilmesi için “yeni fikirlere” ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Rubio, Alaska’da sunulan önerilerin Kiev için geçmişte de kabul edilemez olduğunu, mevcut şartlarda ise tamamen imkansız hale geldiğini vurguladı.
Bu açıklamalara yanıt veren Lavrov, Trump’ı “delikanlılığa sığmayan davranışlar sergilemekle” suçladı. Kremlin’den yapılan paralel açıklamada ise Ukrayna krizinin çözümüne ilişkin “aşırı iyimserliğe” kapılınmaması gerektiği bildirilerek, “Şu aşamada yeni bir dinamizmden bahsetmenin mümkün olmadığı” kaydedildi.
Diplomasi
Çin, Alman silah tekeli Rheinmetall’i yaptırım listesine aldı

Çin Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketine misilleme olarak sekiz üye ülkedeki 14 kurumu İhracat Kontrol Listesi’ne ekledi. Karar kapsamında, aralarında Rheinmetall ve TATRA’nın da bulunduğu savunma ve teknoloji şirketlerine Çin menşeli çift kullanımlı ürünlerin tedariki yasaklandı.
Çin Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği (AB) Konseyi’nin 23 Temmuz 2026 tarihinde Rusya’ya karşı kabul ettiği 21’inci kısıtlayıcı tedbirler paketine yanıt olarak 14 Avrupalı kurumu İhracat Kontrol Listesi’ne ekledi.
AB’nin, mikroelektronik, bilgisayarlı sayısal denetimli takım tezgahları ve yarı iletken üretim ekipmanları bağlamında Rusya’nın ihracat kontrollerini aşmasına yardım ettikleri gerekçesiyle Çin anakarası ve Hong Kong merkezli 14 şirketi yaptırım listesine almasının hemen ardından, Pekin yönetimi 24 Temmuz’da 2026 tarihli 30 sayılı duyuruyu yayımladı.
Derhal yürürlüğe giren karar, Çinli ihracatçıların söz konusu kurumlara kontrole tabi çift kullanımlı ürünler tedarik etmesini ve yurtdışındaki tarafların Çin menşeli çift kullanımlı ürünleri bu kurumlara aktarmasını yasaklıyor.
Halihazırda devam eden işlemlerin derhal durdurulmasını emreden düzenleme, istisnai durumlar için bir lisans kanalı açık bırakıyor.
Ticaret Bakanlığı, İhracat Kontrol Yasası ile Çift Kullanımlı Ürünlerin İhracat Kontrolü Yönetmeliği’ne dayandırdığı bu adımı, AB’nin “korkunç davranışına” verilmiş bir yanıt olarak nitelendirdi.
Bakanlık sözcüsü basına yaptığı açıklamada, “AB tarafının 23 Temmuz akşamı Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketini resmen yayımlayarak 14 Çin anakarası ve Hong Kong işletmesine yaptırım uyguladığını” hatırlatarak, ulusal güvenliği ve çıkarları korumak amacıyla bu adımın atıldığını kaydetti.
Çin’in listesinin hızı, ölçeği ve bileşimi, kararın arkasında birden fazla etkenin bulunduğunu gösteriyor. İlk ve en belirgin gerekçe karşılıklı misilleme ilkesine dayanıyor.
AB’nin 14 Çinli ve Hong Konglu şirketi hedef almasından bir gün sonra Çin’in tam 14 Avrupalı kurumu listeye eklemesi, Pekin’in tepkisini orantılı ve kurallara dayalı bir hamle olarak sunmasını sağlıyor. Bu durum, Çinli firmalara yönelik olası yeni listelemelerin bir bedeli olacağı mesajını taşıyor.
Hedeflerin seçiminde tedarik zinciri dinamikleri de belirleyici bir rol oynuyor. Listeye alınan Avrupalı kurumların birçoğu, Çin’in galyum, germanyum, antimon, tungsten, nadir toprak ürünleri, kalıcı mıknatıslar veya doğrusal olmayan optik kristallere değişen derecelerde bağımlı olan sektörlerde faaliyet gösteriyor.
Çin’in 2023’ten bu yana bu malzemeler etrafında kademeli olarak inşa ettiği ihracat lisanslama rejimleri, artık yalnızca sınırda uygulanan genel bir kontrol mekanizması olmaktan çıkarak belirli yabancı son kullanıcılara karşı taarruz amaçlı kullanılabiliyor.
Bir diğer husus, Avrupa’nın savunma sanayisi tabanına yönelik caydırıcılık stratejisidir. Liste; önde gelen savunma yüklenicilerini, askeri araç ve insansız hava aracı üreticilerini, optoelektronik firmalarını ve çift kullanımlı araştırma kuruluşlarını kapsıyor.
Rheinmetall, TATRA, Cavok UAS, Opticoelectron ve III-V Lab, Ukrayna’yı destekleyen daha geniş Avrupa tedarik zincirinde farklı işlevler üstleniyor.
Çin menşeli girdilere erişimlerinin kısıtlanması üretimi tamamen durdurmasa da maliyetleri artırabilir, yeterlilik döngülerini uzatabilir ve halihazırda zorlu olan savunma üretim artışını karmaşıklaştırabilir.
Söz konusu duyuru, AB-Çin ticari ilişkilerindeki genel bozulma bağlamında da değerlendiriliyor. Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında JD.com‘un Ceconomy’yi satın alma teklifine yönelik soruşturma, Komisyon’un FSR’ye ilişkin ilk değerlendirmesi, Ticaret Genel Müdürlüğünün ithalat barometresini güçlendirmesi ve 2026/1540 sayılı Yönetmelik uyarınca Çin lastiklerine uygulanan anti-damping vergilerinin ardından gelen bu karar, Pekin’in AB yaptırımlarının Çinli firmalara genişlemesine karşı net bir çizgi çekme niyetini yansıtıyor.
2024 ile 2026 yılları arasında İhracat Kontrol Listesi’ne veya Güvenilmez Kuruluş Listesi’ne yapılan eklemelerin çoğu ABD’li savunma yüklenicilerini veya Tayvan’a tedarik sağlayan şirketleri kapsıyordu.
24 Temmuz eylemi, İhracat Kontrol Listesi’nin bir AB yaptırım paketine karşı bu hızda, sayısal simetride ve koordinasyonla kullanıldığı ilk örnek olarak kayda geçti.
Listeye alınan 14 kurum sekiz farklı AB üyesi ülkede faaliyet gösteriyor
Listede yer alan 14 kurum sekiz AB üye ülkesine dağılıyor: Almanya’dan Rheinmetall, Sindlhauser Materials ve Antraco Chemie; Fransa’dan InPACT, III-V Lab ve Cavok UAS; İtalya’dan Lafert ve Garnet; Polonya’dan Vigo Photonics ve Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi; Hollanda’dan IHC Merwede; Çek Cumhuriyeti’nden TATRA TRUCKS; Bulgaristan’dan Opticoelectron Group ve Litvanya’dan Ekspla. Bu sekiz ülkenin tamamının Ukrayna’ya destek bağlamında ulusal ticaret, finans veya savunma sanayisi taahhütlerinde bulunmuş olması belirleyici bir ortak özellik taşıyor.
Sektörel açıdan liste; savunma ve çift kullanımlı üretim, fotonik, kızılötesi sistemler, lazerler ve uzmanlık gerektiren malzemelere odaklanıyor.
Rheinmetall, TATRA, Cavok UAS ve Opticoelectron savunma ana yüklenicileri veya sistem entegratörleri olarak öne çıkarken; III-V Lab, Vigo Photonics, Ekspla ve Opticoelectron fotonik, kızılötesi algılama veya lazer alanlarında faaliyet gösteriyor. Sindlhauser, Antraco, Garnet ve InPACT malzeme, kimya veya özel mühendislik kapsamına giriyor. Lafert ve IHC Merwede sırasıyla endüstriyel motorlar ve deniz sistemleri üretiyor. Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ise listedeki tek akademik kurum konumunda.
İtalya merkezli Sumitomo grubu bünyesindeki Lafert, IE4 ve IE5 sabit mıknatıslı motorlar dahil olmak üzere yüksek verimli endüstriyel motorlar üretiyor.
Şirketin en belirgin zafiyeti, yüksek performanslı mıknatıs sistemlerinde kullanılan neodimyum, praseodimyum, disprosyum ve terbiyum ile sinterlenmiş neodimyum-demir-bor mıknatıslar üzerinden şekilleniyor.
Concorezzo merkezli endüstriyel mühendislik tedarikçisi Garnet’in riski ise doğrudan ham maddelerden ziyade hassas bileşenler ve elektronik alt montajlar üzerinden dolaylı olarak ortaya çıkıyor.
Almanya’da Kempten merkezli Sindlhauser Materials, kaplama ve vakum uygulamalarında kullanılan saçtırma hedefleri, lantan hekzaborür seramikler, bağlı nadir toprak metalleri ile tungsten, tantal ve molibden bileşenleri tedarik ediyor.
Listenin en büyük şirketi olan Alman savunma yüklenicisi Rheinmetall; mühimmat, zırhlı araçlar, hava savunması ve askeri elektronik alanlarında faaliyet gösteriyor. Şirketin etkilenebilecek girdileri arasında mühimmattaki antimon, deliciler ve zırhlardaki tungsten, nadir toprak malzemeleri, magnezyum ile galyum veya germanyum içeren elektronik bileşenler yer alıyor.
Çin, lisanslama gereksinimlerini daha da sıkılaştırmadan önce 2024-2025 yıllarında dünyadaki rafine antimon üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını gerçekleştirdi. Duisburg merkezli özel kimyasallar tüccarı Antraco Chemie ise Çinli kimyasal üreticileriyle doğrudan tedarik ilişkileri ve aracı rolü nedeniyle listeye dahil edildi.
Fransa’nın Saint-Marcel bölgesinde metalurji ve hassas işlenmiş bileşenler üzerine uzmanlaşan InPACT’ın tungsten, molibden ve belirli nadir toprak ürünleri gibi alaşım malzemelerine maruz kaldığı değerlendiriliyor.
Thales, Nokia Bell Labs ve CEA-Leti tarafından kurulan ortak araştırma laboratuvarı III-V Lab, galyum arsenit, indiyum fosfit ve galyum nitrür epitaksi üzerine çalışarak galyum, indiyum ve germanyuma doğrudan bağımlılık gösteriyor. Çin, küresel birincil galyum üretiminin yüzde 90’ından fazlasını sağlıyor.
Sainte-Menehould merkezli Cavok UAS ise savunma odaklı insansız hava araçları geliştiriyor ve Çin menşeli motorlar, elektronik hız kontrol cihazları, kameralar, kızılötesi veya optik modüller kullanıyor.
Polonyalı Vigo Photonics, kızılötesi dedektörler ve modüller üretirken galyum, indiyum, germanyum, kadmiyum ve tellür gibi özel yarı iletken hammaddelerine ihtiyaç duyuyor. Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi malzeme bilimi, fotonik, yarı iletkenler ve siber güvenlik alanlarında araştırmalar yürütüyor.
Kurumun listeye alınması, araştırma reaktifleri, test levhaları ve lazerlerin yanı sıra Çinli ortaklarla yürütülen programlara erişimini etkileyebilir. Hollandalı Royal IHC, tarak gemileri ve açık deniz kurulum gemileri inşa ediyor ve tahrik sistemlerinde sabit mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.
Çek Cumhuriyeti merkezli TATRA TRUCKS, askeri ve ağır hizmet kamyon şasileri üretiyor. Şirket; yüksek mukavemetli uygulamalarda tungsten ve molibden, tahrik ve kontrol sistemlerinde sabit mıknatıslar ve üçüncü taraflarca sağlanan kızılötesi ekipmanlarda Çin menşeli içerik kullanıyor.
Bulgar Opticoelectron Group, gece görüş cihazları ve termal nişangahlar gibi optoelektronik ekipmanlar üretiyor ve germanyum optikler ile antimon bileşiklerine ihtiyaç duyuyor. Litvanyalı Ekspla ise femtosaniye, pikosaniye ve nanosaniye lazerler üreterek Çinli tedarikçilerin küresel kapasitenin büyük bölümünü elinde tuttuğu BBO, LBO ve KTP gibi doğrusal olmayan optik kristalleri kullanıyor.
Çin’in kısıtlamaları dört farklı katmanda uygulanacak
Çin’in İhracat Kontrol Listesi’ne dahil edilmek, bir şirketin Çin’de faaliyet göstermesini veya varlıklarının dondurulmasını otomatik olarak gerektirmiyor; asıl etki, kontrole tabi Çin menşeli girdilere erişimde hissediliyor.
İlk katman olan doğrudan ihracat yasağı kapsamında, Çinli tedarikçiler kontrole tabi çift kullanımlı ürünlerin 14 kuruma ihracatını askıya almak zorunda. İkinci katmanda ise yurtdışındaki yeniden transfer kısıtlaması yer alıyor.
Çin dışındaki distribütörler ve bayiler, listelenen kurumlara Çin menşeli çift kullanımlı ürünler tedarik edemeyecek. Bu durum, Avrupa, ABD veya Japonya’daki aracılar üzerinden Çin menşeli içerik tedarik eden Rheinmetall, TATRA, Royal IHC ve Lafert gibi şirketleri doğrudan ilgilendiriyor.
Üçüncü katman sözleşme, bankacılık ve sigorta etkilerinden oluşuyor. Müşteriler, kreditörler ve sigortacılar, belirli bir işlem kontrole tabi bir ürün içermese bile Çin’in listesini kendi tarama sistemlerine ekleyebiliyor. Dördüncü katman ise itibar ve kurumsal ilişkileri kapsıyor. Çinli ortaklar, Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi veya Çin’de ortak girişimleri bulunan şirketlerle çalışmaktan kaçınabiliyor.
Ekonomik etki şirketler arasında farklılık gösterecek. 2025’te 10 milyar avroyu aşan yıllık grup geliriyle Rheinmetall, listedeki en büyük şirket konumunda bulunuyor.
Royal IHC, Lafert, TATRA ve III-V Lab da önemli bir ölçekte faaliyet gösteriyor. Vigo Photonics, Ekspla, Opticoelectron ve Sindlhauser gibi gelirleri on milyonlar ile düşük yüz milyonlarca avro bandında olan daha küçük uzman tedarikçiler için belirli bir Çin girdisinin kaybı, ciro içindeki payı bakımından daha sarsıcı olabiliyor.
Galyum, germanyum, antimon, nadir toprak malzemeleri ve doğrusal olmayan kristaller için alternatif tedarikler mevcut olsa da, yeterlilik süreci yıllar alabiliyor ve birim maliyetler katlanabiliyor.
Çin’in AB listelerine bir gün içinde ve listeye karşı liste temelinde yanıt verebileceğini kanıtlaması, gelecekteki AB yaptırım paketlerinin uzun süreli diplomatik protestolar yerine doğrudan Çin’in kontrol listesi yanıtını tetikleme ihtimalini artırıyor.
Bir devlet üniversitesinin listeye alınması ise Çin’in karşı tedbirlerinin laboratuvar tedarik zincirlerine ve kurumsal ortaklıklara kadar uzanabileceğini gösteriyor. Uygulamaya dair istisnai durumların kapsamı, yedek parçaların durumu ve Hong Kong üzerinden yönlendirilen işlemlerin nasıl ele alınacağı gibi sorular, Ticaret Bakanlığının vereceği ilk lisans kararlarıyla netleşecek.
Avrupa tarafında ise bir sonraki yanıtların Almanya, Fransa ve Çek Cumhuriyeti sanayi bakanlıkları ile Avrupa Komisyonu Ticaret Genel Müdürlüğünden gelmesi bekleniyor.
Komisyonun 2023/2675 sayılı Yönetmelik kapsamındaki Zorlama Karşıtı Aracı değerlendirmesi ihtimal dahilinde bulunsa da, bu adımın atılması Çin’in tedbirinin yönetmeliğin eşiğini karşıladığına dair mutabakat gerektiriyor ve önemli bir siyasi tırmanışı temsil ediyor.
Diplomasi2 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Görüş2 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Ortadoğu2 hafta önceİran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır
Rusya2 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Amerika2 hafta önceLindsey Graham’a muhtaç olan sistem
Asya2 hafta önceDeepSeek, önümüzdeki yıl halka arz planlıyor
Asya2 hafta önceÇin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu












