Bizi Takip Edin

Diplomasi

Ukrayna’nın Avrupa füze sistemi Freyja için ilk prototip hedefi 2027

Yayınlanma

Ukrayna, Rusya’nın balistik füze saldırılarına karşı koyabilmek amacıyla Avrupa ortaklığıyla geliştirilen Freyja füze savunma sisteminin ilk prototipini 2027’nin ilk yarısında tamamlamayı hedefliyor. Kiev yönetimi, Patriot sistemlerine olan bağımlılığı azaltmayı amaçlayan proje kapsamında müttefiklerinden kritik teknoloji desteği bekliyor. Fransa, İtalya, Almanya ve İsveç merkezli savunma devlerinin yer aldığı konsorsiyum, açık mimariye sahip uygun maliyetli bir hava savunma ağı kurmayı planlıyor.

Ukrayna, Rusya’nın füze saldırılarını engelleyecek yeni silah kapasitesine ulaşmak için müttefiklerine yönelik girişimlerini sürdürürken, Avrupa ortaklığıyla geliştirilen Freyja kod adlı antibalistik sistemin prototipinin önümüzdeki yılın ilk yarısında hazır olmasını istiyor.

Reuters’ın aktardığına göre Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreter Yardımcısı ve Freyja projesinin yöneticisi David Aloyan, araştırma ile geliştirme maliyetlerini hesaplamakla görevlendirilen uluslararası yönlendirme komitesinin yakın zamanda ilk kez bir araya geleceğini açıkladı.

Antibalistik koalisyon, iki hafta önce Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen zirveyle resmi olarak kuruldu. Zirveye Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin de aralarında yer aldığı 10 Avrupa ülkesinin liderleri ile yaklaşık 12 savunma sanayisi üreticisi katıldı.

Süreç hakkında bilgi veren Aloyan, “Çok dar bir takvimde çalıştığımız için iddialı bir hedefimiz var. Önümüzdeki yılın ilk yarısında ilk pratik sonuçlarını gösterebilecek uygulanabilir bir prototipe sahip olmayı amaçlıyoruz” dedi.

Patriot sistemine alternatif arayışı

Ukrayna, Rusya’nın ses hızının katlarca üzerine çıkan balistik füzelerini güvenli biçimde düşürebilen tek silah olan ABD yapımı Patriot hava savunma sistemlerine kronik olarak bağımlı durumda bulunuyor. Ancak Patriot tedariki; siyasi dalgalanmalar, düşük stok seviyeleri ve uzun üretim süreçleri nedeniyle aksıyor.

Rusya ordusu bu ay içinde başkent Kiev ile güneydeki liman kenti Odesa’ya yönelik balistik füze saldırılarını artırdı. Onlarca füzenin fırlatıldığı saldırılarda Ukrayna, önleyici mühimmat eksikliği nedeniyle füzelerin büyük bölümünü imha edemedi.

Ukrayna yönetimi, Freyja projesine bir fırlatma rampası ile bir önleyici füze sağlamaya hazır olduğunu bildirdi. Devlet Başkanı Zelenski, bu ay yaptığı değerlendirmede durumun artık yalnızca bir “test meselesi” olduğunu ifade etti ve sistemin bir yıl içinde operasyonel hale gelmesini umduğunu belirtti.

Kiev, müttefiklerinden modern radarlar, sensörler, füze yönlendirme ve kontrol elektroniği konularında uzmanlık ile teknoloji katkısı bekliyor. Projeye katılan savunma şirketleri arasında SAMP-T sistemini üreten Eurosam konsorsiyumunun yanı sıra Leonardo, Thales ve Saab yer alıyor.

Flamingo seyir füzesini geliştiren Ukraynalı füze ve insansız hava aracı üreticisi Fire Point, projenin ana sanayi ortağı olacağını duyurdu. Şirket, geçen ay projenin radar ihtiyacını karşılamak üzere Alman savunma üreticisi Hensoldt ile anlaşma sağladığını açıkladı.

Açık mimarili modüler yapı

Freyja projesi, birçok Avrupa ülkesinin de bağımlı olduğu Patriot sistemine karşı daha düşük maliyetli bir alternatif oluşturma çabası olarak öne çıkıyor. Fransız-İtalyan ortak yapımı SAMP/T ve Alman üretimi IRIS-T gibi diğer hava savunma sistemleri, balistik füzeleri engelleme konusunda henüz yeterli kabiliyeti kanıtlayamadı.

Zelenski, Freyja koalisyonunun çalışma modelini, savunma sanayisi liderlerinin parçalarını birleştirdiği bir Lego yapısına benzetti.

Sistemin esnekliğine dikkat çeken Aloyan, üreticilere değiştirilebilir parçalara sahip bir sistem çerçevesi geliştirme görevi verildiğini belirterek şunları kaydetti:

“Bu sistemin temel mantığı açık bir mimariye sahip olmasıdır. Danimarka ‘Ben Danimarka yapımı Weibel radarına sahip bir Freyja sistemi istiyorum’ derse bu mümkündür. İsveç, Saab sistemini kullanmak istediğini söylerse bu da sorun teşkil etmez.”

Aloyan, projeye yapılacak tüm katkıları yönlendirmek ve istikrarlı finansman sağlamak amacıyla özel bir organ veya fon kurulmasının değerlendirilen fikirler arasında olduğunu aktardı.

Ukraynalı yetkili, hükümetlerin yanı sıra şirketlerin projede doğrudan yer almasının bürokrasiyi azaltacağını vurgulayarak, “Koalisyon siyasi olmaktan ziyade pratik bir zeminde ilerlemelidir” dedi.

Diplomasi

ABD ve İsrail, Hamas’ın silahsızlandırılması için çalışma grupları oluşturdu

Yayınlanma

Beyaz Saray temsilcisi Jared Kushner pazartesi günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile saatler süren bir görüşme gerçekleştirdi.

Bu görüşme sonucunda Gazze Şeridinde silahsızlanma ve halk sağlığı konularında iki çalışma grubu kurulması konusunda bir anlaşmaya varıldı.

Görüşme, Netanyahu’nun, İsrail’in Gazze’den askerlerini çekmesini öngören bir yol haritasının parçası olarak silahlarını teslim etmeyi kabul eden Hamas ile ABD arasında müzakere edilen 15 maddelik planı kamuoyuna açıkça reddetmesinden bir hafta sonra gerçekleşti.

Kushner pazartesi günü Fox News’te şunları söyledi:

“Bu noktaya gelmek için büyük ilerleme kaydettik. İsrail açısından bunun bir kazan-kazan durumu olduğunu düşünüyoruz; zira Hamas önümüzdeki 60 ila 90 gün içinde silahlarını ve tünellerini gerçekten gönüllü olarak teslim ederse, bu açıkça İsrail için devasa bir güvenlik tehdidinin ortadan kaldırılması anlamına gelir; bu neredeyse akla hayale gelmez bir başarı olur.”

Kushner’in açıklamaları ve toplantıya ilişkin iki bildiri, “Barış Kurulu”nun silahsızlanma tanımına ilişkin İsrail’in geniş kapsamlı anlayışına doğru ilerlediğini gösteriyor gibi görünüyordu. Bu anlayış, Hamas’ın daha dar yorumuyla çelişiyor.

Bu uçurum, çalışma gruplarının kurulmasında kaydedilen ilerlemeye rağmen, üç tarafın da kabul edebileceği nihai bir anlaşmaya varmanın ne kadar zor olduğunu vurguluyor.

“Barış Kurulu” yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Hamas’ın tamamen silahsızlandırılması ve Gazze’nin tamamının –hafif ve ağır tüm silahlar ile tüm tüneller dahil– askerden arındırılması sağlanana kadar [İsrail Savunma Kuvvetleri’nin] Gazze’den çekilmeyeceği konusunda mutabık kalındı.”

Görüşmelere aşina olan ve ayrıntıları açıklamak için isminin gizli kalmasını isteyen bir yetkili, Barış Kurulu temsilcisi Nikolay Mladenov ile eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’in de Netanyahu ile yapılan toplantıya katıldığını doğruladı.

Toplantının ardından bir İsrailli yetkili, Hamas silahsızlandırılana kadar İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) birliklerinin hiçbir şekilde geri çekilmeyeceğini ve yeniden inşa çalışmalarının başlamasına izin vermeyeceğini söyledi.

Times of Israel gazetesine konuşan bir kaynak, , “Başbakan, IDF’nin yeniden konuşlanmayacağını ve kuvvetlerimize ve halkımıza yönelik her türlü girişimi aktif bir şekilde engellemeye devam edeceğini çok net bir şekilde ifade etti,” dedi.

Haaretz gazetesi tarafından, anlaşma metninde derhal durdurulması çağrısında bulunulmasına rağmen, Kushner ve Blair’in İsrail’in Gazze’de Hamas’a yönelik suikast kampanyasını sürdürmesini kabul ettikleri de bildirildi.

Netanyahu’nun Kushner ve Blair’den tavizler kopardığına dair bir başka gösterge olarak, Hamas’ın silahlarını bir Filistin kurumuna değil, ABD önderliğindeki uluslararası bir istikrar gücüne teslim edeceği bildirildi.

Kaynaklara göre Netanyahu, ziyaretçilerine Gazze’den çekilme konusunda önemli bir ilerleme kaydetmenin, 27 Ekim’de yapılacak İsrail genel seçimlerinden önce “sorunlu” olacağını söyledi.

Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı, toplantıyla ilgili soruları Barış Kurulu’na yönlendirdi.

Kushner, Kahire’de Hamas lideri Halil el-Hayye ile görüştükten bir gün sonra Kudüs’ü ziyaret etti.

Bu ay yayınlanan Barış Kurulu yol haritası, Hamas’ın silahsızlanmasını ve Gazze’deki kontrolünü, Barış Kurulu’nun denetimi altındaki Gazze İdaresi Ulusal Komitesi’ne devretmesini öngörüyordu. Buna karşılık İsrail ordusu, Gazze’den askerlerini çekecekti.

Hamas yetkilisi Gazi Hamad geçen hafta POLITICO’ya yaptığı açıklamada, yol haritasının NCAG çatısı altında “ağır silahların depolanmasını” içerdiğini anladığını söyledi.

Netanyahu ise Hamas “gerçek anlamda silahsızlandırılana” kadar İsrail’in bu bölgeden çekilmeyeceğini belirtti.

Müzakereleri açıkça tartışabilmek için isminin açıklanmamasını isteyen bir başka Hamas yetkilisi ise POLITICO’ya, Hamas’ın imzaladığı yol haritası ile Barış Kurulu’nun pazartesi günkü açıklaması arasındaki silahsızlanma şartlarında bir fark gördüğünü söyledi.

Hamas ağır silahların depolanmasından bahsederken, Barış Kurulu’nun açıklamasında hem hafif hem de ağır tüm silahların yanı sıra tünellerin de hizmet dışı bırakılması öngörülüyordu.

Eski Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ve Blair’in Kudüs’teki Dörtlü Misyonu’nun eski başkanı Robert Danin, Barış Kurulu’nun pazartesi günkü açıklamasının, silahsızlanma konusunda “oldukça mutlak ve muhtemelen ulaşılamaz bir ölçüt önerdiğini” söyledi:

“Bu, İsrail’in Gazze’den çekilmesinden önce her tabancanın ve her tünelin ortadan kaldırılmasını gerektiriyor. Ve muhtemelen bunlardan herhangi birinin keşfi, İsrail’in Gazze’den çekilmesini durdurması ya da belki de hiç başlamaması için bir gerekçe olacaktır.”

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ermeni çiftçilerden düşük fiyat ve pazar sorununa yol kapatma eylemi

Yayınlanma

Ermenistan’ın Armavir bölgesindeki Hanciyan ve Hatsik köylerinde yaşayan çiftçiler, şeftali başta olmak üzere tarım ürünlerinin satışı ve düşük fiyatlar nedeniyle yolu trafiğe kapattı. Yerel idarecinin çözüm arayışlarına dair açıklamalarının ardından yolu açan üreticiler, sorun çözülmezse 19 Ağustos’ta eylemlerini tekrarlayacaklarını duyurdu.

Ermenistan’ın Armavir bölgesine bağlı Hanciyan ve Hatsik köylerinde yaşayan bölge sakinleri, başta şeftali olmak üzere tarım ürünlerinin satışında yaşanan sorunlar ve düşük fiyatlar nedeniyle yolu ulaşıma kapattı.

News.am ajansının haberine göre toplanan çiftçiler, düşük fiyatlardan ve hasat edilen ürünlerin satışında karşılaşılan güçlüklerden şikayet etti.

Meyvelerin uzun süre saklanamayacağını vurgulayan köylüler, meselenin daha önce çözülmesi gerektiğini dile getirdi. Habere göre eyleme katılan üreticilerden biri, “Biz bekleyebiliriz ama meyve bekleyemez. Şeftali bekleyemez” dedi.

Tepkiler üzerine açıklama yapan yetkililer, Ekonomi Bakanlığında bölge başkanı ile bir toplantı yapıldığını ve sorunun çözüme kavuşturulmakta olduğunu savundu.

Yetkililer, mahsulün bir kısmının kuru meyve üreticileri tarafından satın alınacağını, bir kısmının ihraç edileceğini, kalanının ise işlenip konserve yapılacağını söyledi.

Buna karşılık köylüler, hasat için önerilen düşük fiyatların kendilerini tatmin etmediğini bildirdi. Durumun halihazırda “kritik noktaya” ulaştığını belirten bölge sakinleri, meselenin bu aşamaya gelmeden önce ele alınması gerektiğine işaret etti.

Çiftçiler, yetkiliyle yapılan görüşmenin ardından yolu yeniden ulaşıma açtı ancak meselenin çözülmemesi halinde 19 Ağustos’ta yolu tekrar kapatma niyetinde olduklarını bildirdi.

Rusya’nın Ermeni tarım ürünlerine yönelik getirdiği ticari kısıtlamaların ardından Avrupa Birliği (AB), haziran ayında bu kısıtlamaların etkilerini hafifletmek amacıyla Ermenistan’a 34 milyon avro mali kaynak tahsis etmişti. AB ayrıca Ermenistan’ın ihracat kalemlerinin yüzde 80’inde gümrük vergilerini düşürmüştü.

Daha önce Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Denetim Servisi (Rosselhoznadzor), Ermenistan’dan çiçek ithalatını yasaklamış; domates, salatalık, yeşillik, çilek, kiraz, üzüm, elma, armut, ayva, patlıcan, patates ve kuru meyve sevkiyatına kısıtlama getirmişti.

Söz konusu ürünlerin Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ülkeleri üzerinden transit geçişi de aynı süreçte yasaklandı. Kurum, 27 Temmuz’dan itibaren Ermeni süt ürünlerinin ithalatını da durdurdu.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ihracat kısıtlamalarının yalnızca Erivan’ı değil tüm AEB’yi etkileyen bir sorun olduğunu ifade etmiş ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den kısıtlamaların çözümü için “tedbir almasını” talep etmişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise Moskova kaynaklı kısıtlamaları reddederek Ermeni ürünlerinin ihracatında yaşanan sıkıntıları geleneksel ekonomik bağların kopmasıyla ilişkilendirmişti.

Söz konusu kısıtlamalar, Erivan yönetiminin AB’ye katılım yöneliminin ardından devreye girdi. Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, mayıs ayında Ermenistan’a referanduma giderek AB üyeliği ile AEB’deki mevcudiyetini sürdürme arasında bir tercih yapması çağrısında bulunmuştu.

Paşinyan ise 13 Ağustos’ta, Ermenistan’ın Avrupa entegrasyonu veya AEB yöneliminin haricinde kendi bağımsız dış politika yolunu izleyebileceğini dile getirmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, Avrupalıların Amerikan füzelerini ateşlemesine izin verebilir

Yayınlanma

ABD, Amerikan roket ve füzelerinin Avrupa menşeli fırlatma sistemlerinde kullanılmasına izin vermeyi değerlendiriyor.

Bu adım, savaş zamanında NATO müttefiklerinin mühimmat paylaşmasının önündeki önemli bir engeli ortadan kaldırabilir.

Bu hamle, Washington’un önemli ABD mühimmatlarını HIMARS ve M270 gibi Amerikan tasarımı sistemlerle sınırlandıran uzun süredir devam eden politikasından bir sapma anlamına gelecek.

Bu kuralların gevşetilmesi, Avrupa’nın uzun menzilli roket topçuluğuna yönelmesinden kaynaklanan en büyük zayıflıklardan birini ortadan kaldıracak.

NATO ülkeleri daha fazla fırlatıcı satın alıyor ama bunların hepsi aynı mühimmatı kullanamıyor.

Topçu roketi geri döndü

Avrupa silah depolarında bir zamanlar çok sayıda topçu roketi bulunuyordu.

Fakat Soğuk Savaş’ın ardından, savunma bütçelerinin azalması ve Avrupa’da büyük bir kara savaşı ihtimalinin ortadan kalkmasıyla bu filolar büyük ölçüde tasfiye edildi.

Örneğin Almanya, eskiden 200’den fazla LARS-II roket fırlatıcısı ve daha sonra ABD tarafından tasarlanan M270’in Alman versiyonu olan 150’den fazla MARS sistemi kullanıyordu.

Bugün ise 40’tan az MARS II fırlatıcısına sahip.

Fransa’nın 55 adetlik M270 fırlatıcı filosu da dokuza indirilirken, İspanya ise 2011 yılında Teruel sistemlerini hizmetten çıkardığından beri topçu roketi kabiliyetine sahip değil.

Ukrayna savaşı bu eğilimi tersine çevirdi. Neredeyse tüm Avrupalı NATO üyeleri şu anda topçu roketi kapasitelerini genişletmek için büyük yatırımlar yapıyor.

Almanya yaklaşık 200 adet Euro-PULS fırlatıcı satın almayı planlıyor, Polonya 500 adede kadar HIMARS sistemi edinmeyi hedefliyor ve Fransa ise kendi sistemini geliştiriyor.

Bunun temel itici güçlerinden biri, orduların “derin vuruş” olarak adlandırdığı şey: 500 kilometreden fazla menzilde hedefleri hassas bir şekilde vurabilme yeteneği.

Bu yetenek, giderek modern kara savaşının kilit unsurlarından biri olarak görülüyor.

Ukrayna, bunun neden önemli olduğunu kanıtladı. 2022 yazında HIMARS sistemleri Ukrayna’ya ulaştığında, Kiev aniden, cephe hattının çok gerisindeki Rus mühimmat depolarını, komuta merkezlerini ve lojistik merkezlerini vurabilen, son derece isabetli bir silaha kavuşmuştu.

Bu saldırılar, Rus operasyonlarını zorlaştırdı ve Ukrayna’nın savaş alanında elde ettiği birçok başarıya katkıda bulundu.

İki fırlatıcı grubu: ABD, Avrupa’ya karşı

Avrupa için çıkarılacak ders, büyük çaplı bir kara savaşında uzun menzilli roket topçularının yine mücadelenin merkezinde yer alacağı.

Yine de ülkeler, tek bir sistem etrafında yeniden yapılanma yoluna gitmiyor.

Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya ve İtalya, ABD yapımı HIMARS’ı tercih etti.

Öte yandan Danimarka, İspanya, Almanya, Hollanda ve Yunanistan, İsrailli savunma şirketi Elbit Systems ile KNDS arasındaki ortak girişim olan Euro-PULS’u tedarik ediyor.

Bir NATO planlamacısı Euractiv’e verdiği demeçte, bileşenlerin kolayca değiştirilememesi ve askerlerin farklı sistemler üzerinde eğitilmesi gerekeceği için, bu durumun birlikte çalışabilirlik açısından ideal görünmeyebileceğini belirtti.

Fakat daha ciddi sorun mühimmat. Amerikan HIMARS ve M270 sistemlerini kullanan Ukraynalı askerler, Euractiv’e defalarca mühimmat kıtlığının operasyonlarını kısıtladığını belirttiler.

Bu durum, NATO için ikinci bir zayıflığı ortaya koyuyor: ittifakın başka yerlerinde mühimmat mevcut olsa bile, her fırlatıcı bu mühimmatı kullanamıyor.

ABD yapımı MLRS Mühimmat Ailesi (MFOM), yalnızca HIMARS ve M270 gibi onaylanmış ve ABD tarafından tasarlanmış sistemlerden ateşlenebilir.

Euractiv’in bildirdiği gibi, Washington daha önce bu mühimmatın diğer fırlatıcılara entegre edilmesi yönündeki Alman taleplerini reddetmişti.

Fransa ise mevcut ABD yapımı stoklarının gelecekteki yerli sistemiyle uyumlu olacağını garanti edemiyor.

Şu anda Washington’da devam eden görüşmelerle bu engel aşılabilir.

Elbit ve Almanya Savunma Bakanlığı yetkililerine göre, teknik olarak entegrasyon kolayca gerçekleştirilebilir.

Engeller daha çok siyasi ve ticari nitelikteydi. Bunlar arasında ABD’nin geliştirme maliyetleri ve hassas yazılım ile arayüzlerin açığa çıkarılmasının rakiplere Amerikan silah teknolojisi hakkında bilgi verebileceğine dair endişeleri yer alıyordu.

Bu yeniden değerlendirme tek başına gerçekleşmiyor. Washington, füze sanayi tabanının daha büyük bir kısmını Avrupa’da sağlamlaştırmak için de adımlar atıyor.

Euractiv’in daha önce bildirdiği gibi, ABD, ATACMS taktik füzesinin Almanya’da üretilmesine yönelik planları onayladı.

Bu, söz konusu silahın ABD dışında ilk kez üretilmesi anlamına geliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English