Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman hükümetine iltica işlemlerini üçüncü ülkelere yaptırmama tavsiyesi

Yayınlanma

Alman hükümeti iltica başvurularını yurtdışında işleme koyup koymamayı değerlendirirken, sürece dahil olan uzmanlar perşembe günü hükümete tavsiyelerini yayınlayarak planın devam edip etmeyeceğini sorguladı.

Aralarında Almanya’nın da bulunduğu çok sayıda Avrupa ülkesi, Birleşik Krallık’ın Ruanda modeli ve İtalya’nın Arnavutluk ile yaptığı anlaşma örnek alınarak, kendi topraklarına ulaşan düzensiz göçmen sayısını azaltmak amacıyla iltica işlemlerini yurt dışına taşımayı değerlendiriyor.

Federal hükümet önümüzdeki hafta (20 Haziran) Almanya’nın eyalet hükümetleriyle yapacağı toplantıda ön incelemenin sonuçlarını sunacak ve Almanya’nın benzer bir süreci uygulamaya koyması için bir sonuca varması bekleniyor.

Fakat süreçle ilgili olarak görüşlerine başvurulan, hükümetin ana göç danışma organı SVR Migration, perşembe günü yaptığı açıklamada, insan hakları açısından büyük engeller olarak gördüğü konularla ilgili “önemli endişeleri” olduğunu söyledi.

Danışma konseyi başkanı Hans Vorländer, mart ayında hükümete sunulan bir raporda, “İltica prosedürlerinin dışsallaştırılmasına yönelik bugüne kadarki teklifler önemli siyasi, hukuki ve operasyonel sorular ortaya çıkarmaktadır,” dedi.

Vorländer, bu tür prosedürler için gerekli olan “yüksek insan hakları ve iltica standartlarının”, AB üyesi olmayan ülkelerin gerekli koşulları sağlamaya istekli ve muktedir olma ihtimalini neredeyse ortadan kaldıracağını da sözlerine ekledi.

Vorländer, Almanya’nın tek başına hareket etmesi halinde, “Avrupa’nın iltica sisteminin yeniden ulusallaşması değilse bile parçalanması tehlikesinin ortaya çıkacağını” da sözlerine ekledi.

İçişleri Bakanı Nancy Faeser, sadece henüz İtalyan topraklarına ulaşmamış göçmenleri yurtdışına gönderecek İtalya-Arnavutluk anlaşmasıyla “çok ilgilendiğini” belirtmişti.

Anlaşma kapsamında, göçmenlerin işlem göreceği merkezler İtalyan yetkililerin görev yaptığı “İtalyan toprağı” olarak kabul edilecek ve süreç tamamlandıktan sonra bireyler sonuca bağlı olarak ya İtalya’ya ya da başka bir üçüncü ülkeye gönderilecek.

Bazı AB devletleri de prosedürlerin AB ve ulusal hükümetler arasında ortaklaşa dışsallaştırılması için bastırırken, Vorländer bu seçeneği göz ardı etmiyor; Almanya İçişleri Bakanlığı ise daha tereddütlü davranıyor.

Avrupa

Leipzig Havalimanı’nda patlayıcı yüklü İHA bulundu

Yayınlanma

Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Leipzig Havalimanı’nda patlayıcı taşıyan bir İHA’nın bulunmasının ülke için yeni bir tehlike seviyesine işaret ettiğini duyurdu. Yetkililer, kargo operasyon bölgesinde tespit edilen düzenek sonrası olayın profesyonel bir hibrit tehdit senaryosu kapsamında planlanıp planlanmadığını inceliyor.

Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, stratejik bir kargo ve askeri lojistik merkezi olan Leipzig Havalimanı’nda patlayıcı taşıyan küçük bir insansız hava aracının (İHA) bulunmasının ülke için “yeni bir tehlike seviyesi” oluşturduğu uyarısında bulundu.

Yetkililer engellenen saldırının yabancı bir devlet tarafından planlanıp planlanmadığını araştırıyor.

Kargo operasyon alanının güney pisti yakınındaki güvenlik bölgesinde bir havalimanı çalışanı tarafından fark edilen patlayıcı yüklü Dört pervaneli İHA (kuadrokopter), çarşamba sabahı havalimanında alarma yol açtı ve uçuşların başka meydanlara yönlendirilmesine neden oldu.

Alman polisi patlayıcı düzeneği etkisiz hale getirmek ve imha etmek için bir bomba imha robotu sevk etti.

Çarşamba akşamı kamuoyuna açıklama yapan İçişleri Bakanı Dobrindt, olayın amatörlerin işi gibi görünmediğini ve soruşturmacıların meseleye “profesyonel bir hibrit tehdit senaryosu” çerçevesinde yaklaştığını kaydetti.

Dobrindt, “Burada, Almanya’da belirgin bir belirsizlik yaratmak isteyen ve aralarında yabancı devletlerin de bulunabileceği bir rekabetle karşı karşıyayız; bu durum soruşturmanın bir parçası olacak” dedi.

Olay sırasında, havalimanına inişini iptal etmek zorunda kalan bir DHL kargo uçağı, pistten uzaklaşarak tırmandığı sırada havada bilinmeyen bir cisimle çarpıştı. Uçak daha sonra başka bir havalimanına güvenli bir şekilde indi.

Soruşturmacılar, “Şüpheli bir ikinci tanımlanamayan uçan cisim, pistin kapatılmasının ardından yeniden havalanan bir kargo uçağıyla çarpıştı. Uçağın Hannover’e inmesinden sonra hafif hasar tespit edildi” bilgisini verdi.

Dobrindt ve diğer Alman yetkililer açıklamalarında olası bir şüpheli olarak Rusya’nın adını doğrudan anmadı.

Ancak havalimanının NATO ve Alman ordusu için bir lojistik merkezi olması ve Ukraynalı Antonov Airlines şirketinin Avrupa’daki üssü konumunda bulunması, şüpheleri daha önce Avrupa’da sabotaj eylemleri düzenlemekle suçlanan Rusya’ya yöneltti.

Basında yer alan haberlere göre patlayıcı düzenek monte edilmiş kuadrokopter tipi İHA, Ukrayna’ya ait bir Antonov kargo uçağının yakınında bulundu.

Bu Ukrayna uçaklarının bazılarının üzerinde “Herson Gibi Cesur Ol” ve Rusya’nın askeri müdahalesinin başlarında katliamın yaşandığı yere atıfla “Buça Gibi Cesur Ol” şeklinde sloganlar yer alıyor.

Alman Bild gazetesi, patlayıcının gübre ve benzinden yapılmış olabileceğini öne sürdü. Kamu yayıncıları NDR ve WDR ile Süddeutsche Zeitung’un ortak haberinde ise düzenekte, nitrogliserin ile aynı kimyasal aileden gelen ve semteksin ana bileşenlerinden biri olan pentaeritritol tetranitrat (PETN) bulunduğu kaydedildi.

Ukrayna’nın Berlin Büyükelçisi Oleksii Makeyev, özel televizyon kanalı Welt TV’ye yaptığı açıklamada Moskova’yı suçlayarak “Rusya’dan başka kim olabilir ki?” ifadelerini kullandı. Moskova olayla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

Muhalefetteki Yeşiller partisinin istihbarat denetimi sözcüsü Konstantin von Notz, soruşturmanın en yüksek aciliyetle yürütülmesini talep etti ve olası bir Rusya dahiline işaret etti.

Von Notz Der Spiegel’e verdiği demeçte, “Bu eylemin arkasında bir devletin olduğu ortaya çıkarsa, bu sadece terör değil, Almanya Federal Cumhuriyeti’ne ve yurttaşlarına yöneltilmiş devlet terörü niteliği taşır” dedi.

Almanya Federal Meclisi İstihbarat Denetim Komisyonu’nun CDU’lu Başkanı Marc Henrichmann, son olayın “Ukrayna açısından önem taşıyan bir şirketi hedef alma girişimi” gibi göründüğünü söyledi.

Henrichmann Rheinische Post gazetesine yaptığı açıklamada, ayrıntıların doğrulanması halinde bunun “bu tür saldırılarda yeni bir tırmanma seviyesini temsil edeceğini” ifade etti.

Olay nedeniyle Palma de Mallorca’dan gelen bir yolcu uçağı da dahil olmak üzere birden fazla uçak başka havalimanlarına yönlendirildi.

Havalimanının kuzey bölümündeki operasyonlar iki saat sonra yeniden başladı. İHA’nın bulunduğu güney pisti ise kapalı kaldı.

Polis ve savcılık tarafından yapılan ortak açıklamada, “Yolcuların veya havalimanı personelinin hayatı ya da güvenliği için bir tehlike bulunmamaktadır. Yolcu hava trafiği etkilenmemiştir” denildi.

Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde son dönemde havalimanları, askeri tesisler, limanlar ve lojistik şirketleri üzerinde izinsiz İHA uçuşları gerçekleşti.

Avrupalı yetkililer bu uçuşların bazılarının arkasında Rus ajanların olduğunu ileri sürerken Moskova bu iddiaları reddetti.

Ukrayna’ya en çok askeri yardım sağlayan tekil Avrupa ülkesi konumundaki Almanya, Rusya’yı kendisine karşı sabotaj, casusluk ve dezenfeksiyon kampanyası yürütmekle suçluyor; Kremlin ise bu suçlamaları kabul etmiyor.

Gelişmelerin yanı sıra, geçen yıl bir Çin vatandaşı, Leipzig/Halle havalimanındaki uçuş takvimleri ve kargo hareketleri hakkındaki bilgileri Pekin adına casusluk yapan bir kişiye aktardığı gerekçesiyle mahkum edilmişti.

Ayrıca Die Zeit gazetesi, Rus gizli servislerinin Alman İHA üreticisi Donaustahl’ın yöneticisi Stefan Thumann’a yönelik bir suikast planladığını yazdı.

Haberde, Alman soruşturmacıların geçen yılın sonunda yabancı bir istihbarat servisi tarafından uyarıldığı ve bu ilkbaharda bir Ukraynalı erkek ile bir Rumen kadını gözaltına aldığı kaydedildi. Thumann’ın polis koruması altında olduğu aktarıldı.

2024 yılında ABD istihbarat servislerinin, Almanya’nın önde gelen silah üreticisi Rheinmetall’ın icra kurulu başkanı Armin Papperger’e yönelik bir Rus suikast planını engellediği bildirilmişti.

Papperger’e yönelik planın, Ukrayna’nın savaş çabalarını destekleyen çeşitli Avrupa ülkelerindeki savunma sanayisi yöneticilerini öldürmeye yönelik Rus hükümeti şemalarından biri olduğu ve aralarında en ilerlemiş seviyedekini oluşturduğu ifade edilmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Palantir’in Avrupa’daki faaliyetlerine vergi incelemesi

Yayınlanma

Avrupa’daki birçok hükümetle sözleşmesi bulunan Palantir’in, yeni bir rapora göre Avrupa’da nispeten az vergi ödediği ortaya çıktı.

Kâr amacı gütmeyen Uluslararası Vergi Hesap Verebilirliği ve Araştırma Merkezi (CICTAR) ile sendika federasyonu olan Avrupa Kamu Hizmetleri Sendikası’ndan (EPSU) araştırmacılar, Palantir’in bazı gelirlerini yurtdışına aktararak bölgedeki vergi yükümlülüğünü azalttığını tespit etti.

Peter Thiel’in kurucu ortağı olduğu yazılım şirketi, eleştirmenlerin gizlilik endişelerini artırdığını iddia ettiği teknolojisinin gözetim yetenekleri nedeniyle yıllardır tartışmalara konu oluyor.

Palantir’in birlikte çalışmayı tercih ettiği müşteriler –örneğin ordu, kolluk kuvvetleri ve göçmenlik hizmetleri– de bu tartışmalara katkıda bulunuyor.

Palantir, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İsveç, İspanya ve İtalya başta olmak üzere Avrupa genelindeki hükümetlere veri analizi hizmetleri satma konusunda oldukça başarılı oldu.

Büyük devlet ihalelerini kazanması, şirketin bölgedeki gelirlerini artırdı. Fakat CICTAR ve EPSU’nun raporuna göre, Palantir, Avrupa’da ödediği vergi miktarını azaltmasına olanak tanıyan ve “vergi matrahının aşınması” olarak adlandırılan durumu kolaylaştıran vergi stratejileri uyguluyor.

Avrupa’nın Palantir bağımlılığı

Rapora göre, şirket bunu ABD’deki iştiraklerine hizmet bedelleri ödeyerek ve Avrupa’daki vergilendirilebilir kârını azaltan indirilebilir giderler ekleyerek yapıyor.

Dolayısıyla, Palantir’in Avrupa’daki faaliyetlerine uygulanan efektif vergi oranları yüksek olsa da, şirket düşük vergi öncesi kârlar kaydetmeyi başarabiliyor.

Öte yandan ABD’deki vergi oranları, Avrupa’dakinden çok daha düşük seviyede kalıyor.

Bu uygulama, AB dışında yer alan Palantir’in Birleşik Krallık’taki faaliyetlerine de uzanıyor.

Raporda ayrıntılı olarak ele alınan uygulamaların hiçbiri yasa dışı değil ve birçok büyük çok uluslu şirket, vergi yükümlülüklerini azaltmak için faaliyetlerini bu şekilde yapılandırıyor.

Fakat CICTAR ve EPSU, Palantir’in durumunda vergi tabanının aşınmasının özellikle sorunlu olduğunu savunuyor ve şirketin hizmet sunumu karşılığında hükümetlerden ödeme alırken, bu hizmetlerin finansmanını sağlayan vergilere katkısını en aza indirdiğini belirtiyor.

EPSU Genel Sekreteri Jan Willem Goudriaan yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Hükümetler ulusal güvenliği güçlendirmek için Palantir ile sözleşme yapıyor; fakat Palantir, vergiden kaçınarak ulusal iktisadi güvenlik de dahil olmak üzere kamu hizmetlerini baltalıyor.”

Palantir, bölgesel kamu hizmet sunumuna derinlemesine entegre olsa da, Fransa’nın Chapsvision gibi Avrupalı alternatifler giderek daha fazla ilgi görüyor.

Almanya’nın iç istihbarat teşkilatı, Palantir’den Chapsvision’a geçeceğini açıkladı. Haziran ayında Fransız istihbarat teşkilatı da bu yerel şirketle çalışmaya başlayacağını duyurdu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman savunma sanayiinde şirket sayısı 5 senede neredeyse altı katına çıktı

Yayınlanma

Alman Güvenlik ve Savunma Sanayileri Federasyonu (BDSV), temmuz ayı itibarıyla 602 şirketi temsil ediyor ve bu rakam, Kasım 2025’e kıyasla %50 artışa işaret ediyor.

Euractiv’in elde ettiği bu rakam, Ukrayna savaşının başlamasından önceki 2021 yılına kıyasla neredeyse altı kat artışa tekabül ediyor.

O dönemde Federasyonun kayıtlı üye sayısı sadece 111’di.

Üyelerin üçte biri Bavyera’da kayıtlı. Kuzey Ren-Vestfalya’da da güçlü bir sanayi kümesi kurulmuş durumda, Berlin ise bu alanda hızla arayı kapatıyor.

Alman hükümeti, 2029 yılına kadar GSYİH’sinin %3,5’ini savunmaya ayırmayı hedefliyor.

2027 yılında Almanya’nın savunma harcamalarının yaklaşık 140 milyar avroya ulaşması bekleniyor. Bu rakama başka hiçbir Avrupa ülkesi yaklaşamıyor.

Sonuç olarak, Almanya’daki savunma sektörü bundan faydalanıyor ve hızla büyüyor.

Ülkenin, Avrupa’nın en güçlü ordusunu oluşturma hedefi ile önümüzdeki birkaç yıl içinde savunma yatırımları için 500 milyar avrodan fazla kaynak ayırarak savunma sektörünü yeniden yapılandırma çabaları, şimdiden sektörün kârlarına yansımış durumda.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) hazırladığı dünyanın en büyük 100 silah şirketi endeksinde dört Alman şirketi yer alıyor.

Enstitüye göre, bu şirketlerin toplam savunma gelirleri %36 artarak yaklaşık 13 milyar avroya ulaşmış durumda.

Fakat bu büyük oyuncular, BDSV’nin temsil ettiği sektörün çoğunluğunu oluşturmuyor.

Bunun yerine, sektörün çift kullanımlı yönünü keşfeden yeni savunma girişimleri ve üreticiler, yeni üyelerin çoğunluğunu oluşturuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English