Amerika
“Milli muhfazakârlar” konferansı: Elektrikli testere ve “Roma selamı”nın ötesinde

ABD’de düzenlenen Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı (CPAC) toplantısına, Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’nin Elon Musk’a hediye ettiği elektrikli testere ve “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” hareketinin ideoloğu olarak öne çıkan Steve Bannon’ın Nazi selamı damga vurdu.
Washington, D.C.’de düzenlenen ve “Amerika’yı Şimdi Kurtar” sloganının öne çıktığı etkinlik 19 Şubat’ta başladı ve 22 Şubat’ta sona erecek. Eski ABD Başkanı Ronald Reagan’ın himayesinde 1970’li yıllarda Cumhuriyetçilerin muhafazakâr kanadı olarak ortaya çıkan CPAC, 2010 ile 2017 arasında kısmen marjinal bir “alt-right” organizasonu iken, Donald Trump’ın yükselişi ile birlikte hem ana akım muhafazakârlığı kapsarken, hem de transatlantik ilişkilerini de geliştirdi ve “milli muhafazakârlık” olarak adlandırılabilecek ideolojik yönelimin küresel taşıyıcısı haline geldi.
Şu anda CPAC’ın Arjantin’de, Avustralya’da, Brezilya’da, Japonya’da, İsrail’de, Macaristan’da, Meksika’da ve Güney Kore’de kolları bulunuyor. Dahası, Trump’ın yükselişi ile birlikte Atlantik’in öte yakasındaki “özel ilişki”nin memleketinde, Birleşik Krallık’ta da hem Muhafazakâr Parti içinde, hem de Trump’ın müttefiki Nigel Farage’ın Reform partisi nezdinde önemli müttefikler elde etti.
Yeni “küreselcilik”: Milli, liberteryen, muhafazakâr
Nitekim iktisadi olarak “liberteryen”, sosyal olarak “muhafazakâr” bu akımın dünkü etkinliğine Arjantinli Milei ile Musk’ın damga vurması şaşırtıcı değil. Musk, ilk olarak günün erken saatlerinde CPAC için toplanan aktivistlerin büyük tezahüratlarına yol açan bir konuşmacı olarak duyuruldu.
Konuşmasından önce, Musk tarafından sık sık övülen ve 2023 kampanyası sırasında elektrikli testereyi popülerleştiren ve kamu harcamalarının azaltılmasını öneren Javier Milei ile bir araya geldi.
Musk gözlükleri ve alametifarikası olan siyah “Make America Great Again” (“Amerika’yı Yeniden Büyük Yap”) şapkasıyla sahneye çıktıktan sonra Milei’nin kendisine bir hediyesi olduğunu söyledi. Arjantinli lider daha sonra kırmızı elektrikli testereyle sahneye çıktı ve testereyi Musk’a uzattı. Testerenin üzerinde Milei’nin “Viva la libertad, carajo” yani İspanyolca “Yaşasın özgürlük, lanet olsun” sloganı yazılıydı.
Elindeki testerenin “bürokrasi için” olduğunu savunan Musk, önceki Biden yönetimini göçmen politikaları nedeniyle eleştirdi ve özellikle yaklaşık 1 milyon kişinin iki yıllık çalışma izniyle ABD’ye girmesine izin veren bir uygulamanın adını verdi ve Demokratları, kararsız eyaletlerde daha fazla destek almak için bunu bir “yatırım” olarak yapmakla suçladı.
Musk, Newsmax sunucusu Rob Schmitt’in kendisine “Vatana ihanet mi?” diye sormasından önce, “Pek çok insan bunun Amerika’da demokrasinin terazisini eğmek için yapılan gerçek bir aldatmaca olduğunu tam olarak anlamıyor,” dedi ve “vatana ihanet” diye yanıt verdi.
Schmitt kendisine Federal Rezerv’i denetlemeyi düşünüp düşünmediğini sorduğunda Musk, “Evet, elbette, hazır başlamışken. İsraf hemen hemen her yerde,” dedi.
Milyarder, Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’nin kendisini arayarak, Musk’ın güvenliğinden endişe duyduğunu söylediğini ve güvenlik önlemlerinin nasıl iyileştirilebileceği konusunda fikirlere açık olduğunu belirterek şaka yaptı.
Musk, “Yüz bin kadar katil caniyi hapse atmayı başaran El Salvador Başkanı Bukele beni aradı. ‘Güvenliğiniz konusunda endişeliyim’ dedi. Ben de ‘Dostum, benim güvenliğim için mi endişeleniyorsun?’ dedim,” diye konuştu.
Zihninin içinin nasıl olduğunu tarif etmesi istendiğinde Musk, “Zihnim bir fırtına. Bir fırtına,” diye cevap verdi.
Bannon, Musk’ı görünce sopasını sakladı
Öte yandan Beyaz Saray’daki ilk döneminde Trump’ın baş stratejisti olarak görev yapan MAGA ideoloğu Steve Bannon, Musk’ın ardından sahneye çıktı ve çok daha az coşkulu bir karşılama ile sahneye çıktığında gecenin en ilgi çekici kişisi olmadığını kabul etti.
“Elon Musk’ı takip etme kartını nasıl çektim?” Bannon, “Hadi adamım! Dünyanın en zengin adamını, Süpermen’i ortaya çıkarıyorsun. Onu takip etmem mi gerekiyor? Ben sadece çılgın bir İrlandalıyım!” diye konuştu.
Gecenin en önemli olaylarından biri de bu sırada yaşandı. Bannon, CPAC dinleyicilerini ısrarla “savaşmaya, savaşmaya, savaşmaya” çağırdıktan sonra Nazi selamı olduğu düşünülen hareketi yaptı.
Alkışlar üzerine Bannon hızlıca başını salladı ve “Amin” diye cevap verdi.
2028 yılında da Trump’ı başkan yapmak istediklerini söyleyen Bannon, onun gibi liderlerin tarihte iki kez ortaya çıktığını söyledi ve kendilerinden bu nedenle nefret edildiğini ileri sürdü.
Daha önce dünyanın en zengin adamına sert sözlerle yüklenen Bannon, bu sefer Musk’a sadece biraz takılmakla yetindi ve tarih kitapları bu çağ hakkında yazıldığında “beni, Elon Musk’ı, Tucker Carlson’ı ya da Sean Hannity’yi hatırlamayacaklar; iki şeyi hatırlayacaklar, Donald Trump ve MAGA, tamam mı?” dedi.
“Cumhuriyetçi Partiyi naziler ele geçirdi”
Bannon’ın hareketi, sağcı gruplar arasında bile tuhaf karşılandı. Project Liberal kuruluşunun başkanı Joshua Reed Eakle, X’teki bir klibe verdiği yanıtta, “Nazizm resmen Cumhuriyetçi Partiyi ele geçirdi,” dedi.
“Burası Trump’ın Amerika’sı” başlıklı bir paylaşım da Really American adlı bir siyasi grup tarafından X’te paylaşıldı.
Beyaz milliyetçi Nick Fuentes hem Musk’ın hem de Bannon’ın hareketlerini “Roma selamı” olarak nitelendirdi ama perşembe günü podcast’inde bunu “iğrenç” olarak nitelendirdi ve “Benim gibi bir adam için bile biraz rahatsız edici olmaya başladı!” diye ekledi.
CPAC’ın Washington ayağı, milli muhafazakârlığın ve Trumpizmin Cumhuriyetçi Parti içerisindeki yerini sağlamlaştırma adımları atarken, küresel düzeyde, ama özellikle de Avrupa’da yeni bir dönemin açıldığının sinyalini verdi.
Truss’tan ABD’nin desteğiyle yeni bir alternatif medya kurma sinyali
MAGA dalgasının “MEGA”ya (Avrupa’yı Yeniden Büyük Yap) dönüşmesi için çabalayan Avrupalı siyasetçilerin CPAC’ye akın ettiği görülüyor.
CPAC’de konuşma yapması beklenen ya da yapan sağcı veya muhafazakâr isimler arasında Fransız Ulusal Birlik (RN) lideri Jordan Bardella ve Sarah Knafo, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Slovakya Başbakanı Robert Fico, Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri Başkanı Mateusz Morawiecki ile Birleşik Krallık’tan Nigel Farage ve Liz Truss yer alıyor.
2022’de kısa bir süre Birleşik Krallık Başbakanlığı yapan Liz Truss, “Elon Musk ve onun inek ordusu misk sıçanlarının İngiliz derin devletini incelemesini istiyoruz,” dedi.
Truss ayrıca ana akım medyaya da yüklenerek, “Amerika’daki dostlarının da yardımıyla” yeni bir medya projesi başlatacaklarını açıkladı.
2017’den 2023’e kadar Polonya Başbakanlığı yapan, Hukuk ve Adalet (PiS) mensubu Mateusz Morawiecki de gazetecilere “Avrupa DOGE girişimimize gerçekten sahip olmalıyız,” dedi.
Musk’ın başında bulunduğu Hükümet Verimliliği Departmanı (DOGE), federal hükümetin harcamalarını denetleyerek durdurmakla görevli.
Avrupa’da Trumpizmin taşıyıcısı olmak için öne çıkan AP’deki Avrupa için Vatanseverler (Patriots for Europe – PfE) grubu tarafından yapılan basın açıklamasında, etkinliğe katılımın “ulusal egemenliği savunmak ve iktidarı halka geri vermek için daha güçlü transatlantik yurtsever bağlar kurma yolunda önemli bir adım” olduğu belirtildi.
Basın açıklamasına göre PfE grubunun üyeleri, “Avrupa ve Amerikan yurtsever hareketleri arasındaki ilişkileri” güçlendirmek amacıyla ABD’li mevkidaşlarıyla “stratejik görüşmeler” yapacak.
France 24’ün haberine göre Avrupalıların katılacağı yuvarlak masa toplantıları arasında “Kaçacak Hiçbir Yer Yok”, “Sol Teknolojinin Yıkımı”, ”BlackRock Life’s Matter: Woke Yönetim Kurulu Odalarını Ezmek” ve ”Kültür Savaşçıları: Ateşkesinizi Alın ve Götürün” yer alıyor.
JD Vance “göçü” baş düşman ilan etti
Açılış konuşmasını yapan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Trump yönetiminin iktidara gelişinin birinci ayını kutlarken, kontrolsüz göçün hem Avrupa hem de ABD için “en büyük tehdit” olduğunu bir kez daha iddia etti.
Başkan Yardımcısı, geçen hafta Avrupalı liderleri ifade özgürlüğünü bastırmakla ve seçmenlerin gerçek inançlarından “korkmakla” suçlayan eleştirilerini yineledi.
Vance, “Avrupa’daki en büyük tehdit ve yaklaşık 30 gün öncesine kadar ABD’deki en büyük tehdit olduğunu söyleyebilirim, batının liderlerinin milyonlarca ve milyonlarca incelenmemiş yabancı göçmeni ülkelerine göndermeye karar vermiş olmalarıdır,” diye konuştu.
Ukrayna’daki savaşla ilgili olarak “Üç yıldır ilk kez Avrupa’da barışın eşiğinde olduğumuza gerçekten inanıyorum. Rusya ile konuşmadığınız sürece savaşı nasıl sona erdireceksiniz? Savaşa dahil olan herkesle konuşmak zorundasınız,” dedi.
CPAC’deki milliyetçi hava, aralarında Avrupa Parlamentosu’nun Macar üyesi ve Avrupa için Vatanseverler Vakfı’nın başkanı András László’nun da bulunduğu önde gelen Avrupalı sağcı ve Trump dostu isimlerin varlığıyla daha da belirginleşti.
Konferans çerçevesinde Guardian’a konuşan László, Trump yönetiminin Avrupa siyaseti üzerindeki varoluşsal tutumunu savundu.
Vance’in Avrupa’daki konuşma kısıtlamalarına yönelik eleştirilerini yineleyen László, “Zor olsa da dürüst tartışmalar yapmamız gerekiyor” dedi. “Biz ne için savaşıyoruz? Evimizde uygulamadığımız takdirde Ukrayna için egemenlik ve demokrasi mi? İfade özgürlüğünü engellemeyi bırakmalı, bazen bazı insanlar için acı verici olsa da daha fazla tartışma yapmalıyız.”
Uluslararası MAGA ittifakı
Trump yönetiminin ifade özgürlüğünün bastırıldığı iddialarına ve “woke” ideolojiye karşı giriştiği saldırılar hem ABD’li siyasi müttefikleri şaşkına çevirdi hem de Avrupa’daki sağı harekete geçirdi.
ABD ve Avrupa’daki sağ ve muhafazakâr hareketler arasında ideolojik farklılıklar olsa da, Trump’ın 2024 ABD seçimlerini kazanması “kitlesel göçe”, Hıristiyan değerlerin erozyona uğratılmasına ve Mutabakat’a karşı ortak bir platform sağlamış gibi görünüyor.
Örneğin PfE Başkanı Bardella geçen ay yaptığı açıklamada, “Donald Trump’ın vatanseverliğine ve ülkesinin çıkarlarını savunma isteğine büyük saygı ve hayranlık duyuyorum,” demişti.
Bardella ayrıca, Başkan Yardımcısı JD Vance’in geçen hafta Münih Güvenlik Konferansında yaptığı konuşmanın “anlaşılır” olduğunu da söyledi.
Trump’ın merkezi bir rol üstlendiği milli muhafazakâr hareketlerin uluslararasılaşması, Elon Musk’ın geçen ay Almanya’daki sağcı Almanya için Alternatif (AfD) mitingine internet üzerinden katılmasında da görüldü.
Bir başka örnek de AfD’nin eş başkanı Alice Weidel’in parlamento seçimlerinden birkaç gün önce Vance ile yaptığı ikili görüşmeydi.
Ukrayna savaşında Trump-Vance çizgisine yakınlaşılıyor
Ukrayna meselesi ve Trump’ın Volodimir Zelenskiy’e savaş açması da benzer bir eğilimi şiddetlendiriyor. AB içinde Rusya karşıyı yaptırımlara en sert karşı çıkanlardan olan Macaristan Başbakanı Viktor Orbán geçen hafta ABD’li Tucker Carlson ile yaptığı bir söyleşide Trump’ın suçlayıcı dilini yineleyerek, “Onlar [Ukrayna] savaşa girmeye ve kendi topraklarını savunmaya karar verdiler,” demişti.
Macaristan’daki şubenin başkanı Miklós Szánthó çarşamba günü Washington’da yaptığı açıklamada “Amerikalı ve Avrupalı muhafazakârların mücadeleyi sürdürmek için güçlerini birleştirmeleri” çağrısında bulundu.
Konferans çerçevesinde Guardian’a konuşan Avrupa Parlamentosu’nun Macar üyesi ve Avrupa için Vatanseverler Vakfı’nın Başkanı András László, Trump yönetiminin Avrupa siyaseti üzerindeki “varoluşsal tutumunu” savundu.
Vance’in Avrupa’daki konuşma kısıtlamalarına yönelik eleştirilerini yineleyen László, “Zor olsa da dürüst tartışmalar yapmamız gerekiyor. Biz ne için savaşıyoruz? Evimizde uygulamadığımız takdirde Ukrayna için egemenlik ve demokrasi mi? İfade özgürlüğünü engellemeyi bırakmalı, bazen bazı insanlar için acı verici olsa da daha fazla tartışma yapmalıyız,” diye konuştuç
İsrail’e hep destek, tam destek: Yeni Balfour Deklarasyonu
Yeni milli muhafazakârlığın en önemli siyasi unsurlarından biri de siyonizme, ama özellikle de siyonizmin dini siyonist ve Likud koluna verdiği büyük destek.
Jerusalem Post‘un perşembe günü öğrendiğine göre CPAC, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki egemenliğini destekleyen bir karar tasarısını kabul etti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk yönetiminde ulusal güvenlik danışman yardımcılığı yapmış olan KT McFarland tarafından okunan kararda, “ABD ve müttefiklerinin İsrail’in Yahudiye ve Samiriye üzerindeki egemenliğini tanıması gerektiği” ifade ediliyor.
Karar, CPAC’nin üst düzey yetkilileri ile Yesha Konseyi Başkanı Israel Ganz arasında yapılan yoğun görüşmelerin ardından alındı ve Ganz bu deklarasyonun “Balfour Deklarasyonuna benzediğini” söyledi.
Jerusalem Post’a konuşan Ganz, “kararın İncil’deki değerlere ve adalete siyasi geçerlilik kazandırdığını” da sözlerine ekledi.
Yesha Konseyi CEO’su Omer Rahamim ise JP’ye yaptığı açıklamada, “CPAC kararının İsrail egemenliğinin Yahudiye ve Samiriye’ye genişletilmesine yönelik Amerikan desteği açısından önemli bir ağırlık taşıdığını” söyledi.
Likud’un “woke ideolojiye” karşı savaşı ve Trump ile birlikte Tanrıyı sahneye yeniden çıkarmak
Bu yılki konferansa katılan Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli ise, “merkezi konferansın Yahudiye ve Samiriye’de İsrail egemenliğinin uygulanması yönündeki deklarasyonunun, ABD’de göreve gelen yönetimin tutumuyla bağlantılı olarak son derece önemli olduğunu” kaydetti.
Chikli, Trump’ın antisemitizmle mücadele konusunda bir ayda Biden’ın dört yılda yaptığından daha fazlasını yaptığını iddia ederek önceki Biden yönetimini de eleştirdi.
Chikli, “Yeni yönetim yeni bir ruhla geliyo. [Dışişleri Bakanı] Marco Rubio’nun dediği gibi İsrail’in her düşmanı ortadan kaldırmaya ve kötülüğü yok etmeye hakkı var ve buna mecbur. Bu tamamen farklı bir yaklaşımdır ve savaşlar bu şekilde kazanılır,” dedi.
“Woke ilerici hareket”in, “Marksist hareketin sadece başka bir yüzü” olduğunu ileri süren İsrailli, “Bu, hakikat fikrini reddeden tanrısız bir felsefedir. Bu sadece İsrail Devleti için değil, Amerika ve Batı medeniyeti için de bir tehdittir. Başkan Trump’ın da dediği gibi, biz Tanrıyı yeniden sahneye çıkarmak istiyoruz,” diye konuştu.
İsrailli eski rehine Noa Argamani de CPAC’a katıldı. Üç gün sürecek toplantının açılış konuşmasını yapan Vance, “Mesajımız Başkan Trump’ın sizi sevdiği, sevdiklerinizi unutmadığı ve onları eve getirmek için her gün mücadele edeceğidir. Yaptığı şey tam olarak budur ve yapmaya devam edeceği şey de budur,” diyerek İsrailli rehinelere seslendi.
Serbest bırakılan rehineler Noa Argamani ve Ilana Gritzewsky ile rehinelerin aile üyeleri Adi Alexander, Gal Delal ve Moshe Lavi’ye hitap eden CPAC organizatörleri Matt ve Mercedes Schlapp, “Amerika sizin yanınızda, Amerika İsrail’in yanında ve Hamas’ın ortadan kaldırılmasını sağlayacağız. Başkan Trump yönetiminde Orta Doğu’ya barış getireceğiz,” dedi.
Amerika
Musk halka arzla ilk trilyoner olmaya yaklaşıyor

SpaceX şirketinin 12 Haziran’da başlayacak halka arzı kapsamında hisse fiyatının 135 dolar olarak belirlenmesiyle Elon Musk’ın servetinin 988 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bloomberg’ün yaptığı hesaplamalara göre Musk’ın trilyoner unvanını alabilmesi için SpaceX hisselerinin ilk işlem gününde yüzde 2,2 oranında değer kazanması yetecek.
Uzay teknolojileri firması SpaceX’in gerçekleştireceği ilk halka arz (IPO) sonrasında milyarder iş insanı Elon Musk’ın kişisel servetinin 988 milyar dolara yükseleceği bildirildi.
Bloomberg’ün yaptığı hesaplamalara göre dünyanın en zengin insanı unvanına sahip olan Musk’ın ilk trilyoner statüsüne ulaşması için 12 milyar dolarlık bir bakiye kalıyor.
Ajans, bu eksik miktarın ünlü yönetmen Steven Spielberg’ün yaklaşık 12,2 milyar dolar değerindeki toplam servetine denk geldiğine dikkat çekti.
Halka arz sürecinde SpaceX hisselerinin birim fiyatının 135 dolar olarak belirlenmesi planlanıyor. Borsadaki işlemlerin 12 Haziran tarihinde başlayacağı belirtilirken, hisse değerinin ilk gün yüzde 2,2 oranında artarak 138 dolara yükselmesi durumunda Musk’ın serveti 1 trilyon dolar barajını aşmış olacak.
Halka arz için 1,75 trilyon dolarlık piyasa değeri hedefleniyor
Musk tarafından 2002 yılında kurulan SpaceX, bugüne kadar halka kapalı bir şirket olarak faaliyet gösterdi ve finansal verilerini resmi olarak kamuoyuyla paylaşmadı.
Musk, geçtiğimiz yaz döneminde SpaceX için halka arz sürecini başlatma teklifinde bulunmuştu. Reuters ajansının elde ettiği bilgilere göre şirket, halka arzda hisse başı sabit fiyatı 135 dolar olarak belirleyerek 75 milyar dolarlık rekor bir kaynak yaratmayı amaçlıyor.
Bu süreçte 555,6 milyon adet hissenin satışını planlayan şirketin hedeflediği toplam piyasa değeri ise 1,75 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Geçtiğimiz şubat ayında Musk, yapay zeka girişimi xAI ile SpaceX şirketlerini birleştirme kararı almıştı. Bloomberg ve The Wall Street Journal’ın konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberlerde, birleşen şirketlerin toplam piyasa değerinin 1,25 trilyon dolara ulaştığı aktarılmıştı.
Sabit fiyatlı halka arz yöntemiyle şirket, yatırımcı talepleri toplanmaya başlamadan önce her bir hissenin kesin satış bedelini önceden ilan etmiş oluyor.
Tesla hisselerinin performansı trilyonerlik sürecini etkileyebilir
Şu anda 54 yaşında olan Musk, dünyanın en zengin insanı konumunu sürdürüyor. Güncel verilere göre serveti 726 milyar dolar olarak hesaplanan Musk, Forbes’un en zengin milyarderler listesinde ilk sırada yer alıyor.
Musk, şubat ayında elde ettiği başarıyla tarihte serveti 800 milyar doları aşan ilk kişi unvanını kazanmıştı.
Bloomberg, Musk’ın gelecekteki servet seyrinin en büyük ikinci varlığı konumundaki Tesla Inc. hisselerinin performansına da bağlı olduğunu hatırlattı.
Tesla hisselerinin mayıs ayının ortasında kaydedilen 445 dolar seviyesine geri dönmesi durumunda, Musk’ın trilyoner unvanını alabilmesi için SpaceX hisselerinin ilk işlem gününde hızlı bir yükseliş kaydetmesine gerek kalmayacağı belirtiliyor.
Amerika
ABD Temsilciler Meclisi, Trump’tan İran savaşını bitirmesini istedi

ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump’ın Kongre onayı olmadan İran’la yürüttüğü savaşı sona erdirmesini öngören savaş yetkileri kararını kabul etti. Karar, dört Cumhuriyetçi vekilin Demokratlara katılmasıyla 215’e karşı 208 oyla geçti ve Temsilciler Meclisi’nin çatışma konusunda ilk kez Beyaz Saray’a karşı çıkmasına işaret etti.
ABD Temsilciler Meclisi çarşamba günü, Başkan Donald Trump’ın Kongre yetkilendirmesi olmadan İran’la yürütülen savaşı sona erdirmesini zorunlu kılacak tedbiri kabul etti.
Bu oylama, alt kanadın çatışma konusunda ilk kez Beyaz Saray’a karşı çıkması anlamına geliyor.
Temsilciler Meclisi, savaş yetkileri kararını dört Cumhuriyetçi vekilin desteğiyle 215’e karşı 208 oyla kabul etti.
Daha önceki üç başarısız girişimde karara karşı oy kullanan Maine Demokratı Jared Golden da bu kez tutumunu değiştirerek destek verdi. Böylece Demokrat Parti saflarında konuya ilişkin tam birlik sağlandı.
Kentucky’den Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie, Pensilvanya’dan Brian Fitzpatrick, Michigan’dan Tom Barrett ve Ohio’dan Warren Davidson Demokratlarla birlikte karar lehine oy kullandı.
Kararın kabul edilmesinin ardından Demokrat vekiller salonda alkışlarla tepki verdi.
Oylamanın, Kongre üyeleri Memorial Day tatili için Washington’dan ayrılmadan önce yapılması planlanıyordu. Ancak Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi liderler, kararı engelleyecek yeterli sayıya sahip olmadıklarının anlaşılması üzerine oylamayı son anda gündemden çıkardı. Birden fazla Cumhuriyetçi vekil oturuma katılmamıştı. Diğer bazı Cumhuriyetçilerin de kararı desteklemesi bekleniyordu.
ABD Senatosu da mayıs ayında Trump’ın İran konusundaki yetkilerini sınırlamayı amaçlayan benzer bir düzenlemeyi ilerletmişti.
Dört Cumhuriyetçi senatör, bir Demokrat dışında tüm Demokratlarla birlikte hareket ederek sürecin ilerlemesini sağlamıştı. Yedi başarısız oylamanın ardından gelen bu gelişmede üç Cumhuriyetçi senatörün yokluğu da etkili olmuştu.
Ancak Senato’daki usul oylaması yalnızca olası kabul sürecinin ilk aşamasıydı. Cumhuriyetçilerin önümüzdeki günlerde tasarıyı engellemek için yeniden fırsat bulması bekleniyor.
Senato’nun Temsilciler Meclisi’nden geçen versiyonu ne zaman oylayacağı ise henüz netleşmedi. Temsilciler Meclisi Demokrat liderleri yayımladıkları açıklamada Senato Cumhuriyetçilerine “doğru olanı yapmaları” çağrısında bulundu.
Bazı Cumhuriyetçilerin savaşa verdiği destek, çatışmanın 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nda öngörülen 60 günlük süreyi aşmasının ardından zayıflamaya başladı. Söz konusu yasa, Kongre savaş için yetki vermemişse başkanın silahlı kuvvetleri çatışma alanından çekmesini öngörüyor.
Çatışma 1 Mayıs’ta bu süreyi aşmıştı. Ancak Trump yönetimi, nisan ayının başlarında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesin süre hesabını durdurduğunu belirtti. Buna rağmen her iki taraf da o tarihten sonra saldırılar gerçekleştirdi.
Trump yönetimi ayrıca 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nın Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade ediyor. Ancak bu görüş şimdiye kadar herhangi bir mahkeme tarafından test edilmedi.
Trump’ın İran konusundaki askeri yetkilerini sınırlayan girişimlere destek veren Cumhuriyetçiler, savaşın Kongre onayı olmadan sürdürülmesinden ve çatışmayı sona erdirecek bir stratejinin bulunmamasından rahatsızlık duyuyor.
Bazıları savaşın kamuoyundaki düşük desteğinin ve ekonomik sonuçlarının, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından Cumhuriyetçilerin Kongre üzerindeki kontrolünü sürdürme ihtimaline zarar verebileceğinden endişe ediyor.
Senato adaylığı için kampanya yürüten Iowa Cumhuriyetçisi Ashley Hinson, geçen hafta bir seçim etkinliğinde yaptığı özel bir görüşmede savaşın “önümüzdeki birkaç haftanın ötesine” uzaması halinde siyasi açıdan yük haline gelebileceğini söyledi.
CBS News’in ulaştığı ses kaydına göre Hinson, savaşın devam etmesinin “siyasi bir yükümlülük” oluşturabileceğini ifade etti.
Trump ise geçen ay yaptığı açıklamada ara seçimler öncesinde İran’la anlaşmaya varmak konusunda acele etmediğini söyledi.
Trump, “Herkes ‘Ara seçimler geliyor, acele ediyorum’ diyor. Hiç acelem yok” ifadelerini kullandı.
Çarşamba günü kabul edilen karar, Nisan ayında Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi New York Temsilcisi Gregory Meeks tarafından sunuldu.
Karar, Kongre savaş ilan etmediği veya askeri güç kullanımına yetki vermediği sürece başkana “Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetlerini İran’la yürütülen çatışmalardan çekme” talimatı veriyor.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı olan Florida Cumhuriyetçisi Brian Mast ise çarşamba günü daha önce yaptığı açıklamada kararı “aptalca bir siyasi oylama” olarak nitelendirdi.
Mast, kararın “başkanın İran’la yürüttüğü müzakerelerde elini zayıflattığını” söyledi.
Oylamanın ardından konuşan Meeks ise savaş yetkileri kararlarının İran’la yürütülen müzakerelerde başkanı zayıflattığı yönündeki değerlendirmeyi reddetti.
Demokratların İran savaşını sona erdirmek için benzer oylamaları gündeme getirip getirmeyeceği sorulduğunda Meeks, gazetecilere, “Görevimizi yapmayı sürdüreceğimizi bekleyebilirsiniz” dedi.
Meeks, “Anayasal sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Mayıs ayında da benzer bir savaş yetkileri kararına destek veren Fitzpatrick ise, “Yasa yasadır” dedi.
Fitzpatrick, “Yasaya uymak zorundayız. Yürürlükte bir yasa var” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetçi vekil sözlerini şöyle sürdürdü:
“Önünüzde iki seçenek var. Ya yasaya uyarsınız ya da yasayı değiştirirsiniz. Yasayı ihlal edemezsiniz. Bu bir seçenek değil.”
20 Mayıs’taki genel kurul görüşmeleri sırasında Demokratlar, Cumhuriyetçilerin neden Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonlarına hukuki çerçeve sağlayacak bir askeri güç kullanım yetkisi oylaması düzenlemediğini sorguladı.
Meeks, “Cumhuriyetçi meslektaşlarım bunun haklı olduğuna inanıyorsa, askeri güç kullanım yetkisini öngören bir tasarıyı genel kurul gündemine getirmeliler” dedi.
Barrett tarafından mayıs ayının başlarında sunulan böyle bir askeri güç kullanım yetkisi tasarısının ise şimdiye kadar kayda değer destek toplamadığı belirtiliyor.
Cumhuriyetçilerle birlikte hareket eden Kaliforniyalı bağımsız Temsilci Kevin Kiley ise Kongre’nin yetkisini ortaya koyması için “daha iyi araçlar” bulunduğunu söyledi.
Kiley, Kongre’nin bütçe üzerindeki yetkisine atıfta bulunarak, “Fonların nasıl kullanılacağı konusunda yönlendirme yapma imkanımız var” dedi.
Kiley, “İnsanların eldeki bütün araçları kullanmak istemesini anlıyorum. Ancak Kongre’nin burada gerçekten etkili sonuçlar doğurabilecek gözetim araçlarını ve Anayasa’nın birinci maddesinden kaynaklanan yetkilerini kullanması gerektiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Amerika
Hackerlar, Meta AI’ı “kandırarak” kullanıcı hesaplarını ele geçirdiler
Bilgisayar korsanlarının, Meta’nın yapay zeka destek ekibini (Meta AI) ünlü hesapları ele geçirmelerine yardım etmeleri için “kandırdığı” ortaya çıktı.
Henüz kaç hesabın etkilendiği belli değil ama mağdurlar arasında Barack Obama’nın Beyaz Saray hesabı, ABD Uzay Kuvvetleri’nin başçavuşu ve güvenlik araştırmacısı olan eski bir Meta çalışanı da bulunuyor gibi görünüyor.
Hackerların sosyal medya paylaşımlarının da gösterdiği gibi, Meta’nın sohbet robotunu kandırmak şaşırtıcı derecede kolaydı.
404 Media’ya göre, hackerlar ilk olarak bir VPN kullanarak kendilerini hedef hesap sahibinin bulunduğu coğrafi bölgedeymiş gibi gösterdiler ve böylece otomatik hesap korumalarını atlattılar.
Ardından, Meta AI Destek Asistanı’ndan hesaba yeni bir e-posta adresi eklemesini istediler ve botun bir kod göndermesini sağladılar.
Kodu ele geçiren hacker, şifre sıfırlama talebinde bulunabildi; bot da bunu yeni e-posta adresine göndererek hesabın kontrolünü devretti.
Fakat bot artık hackerlara kapılarını ardına kadar açmayacak. Dün bir Meta sözcüsü, sorunun “çözüldüğünü ve etkilenen hesapları güvence altına aldıklarını” söyledi.
Botun yaptığı bu hata, önemli iş fonksiyonlarını yapay zeka ajanlarına devretme gibi giderek yaygınlaşan uygulamanın risklerini ortaya koyuyor.
Instagram, birçok kullanıcının hesabının ele geçirilmesine yol açan güvenlik sorununu çözdüğünü açıkladı.
Hafta sonu boyunca, Reddit’teki birçok kullanıcı Instagram hesaplarının ele geçirildiğini iddia etti ve X’teki bir dizi kullanıcı da benzer hesap ele geçirme olaylarına karşı uyarıda bulundu.
Güvenlik araştırmacısı Jane Wong, kendi Instagram hesabının da ele geçirildiğini söyledi.
Wong, “Şifrem benden habersiz değiştirildi ve dün boyunca farklı şifre sıfırlama girişimleri aldım. Oldukça endişe verici,” dedi.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı










