Bizi Takip Edin

Diplomasi

NATO zirvesi: Silahlanma çılgınlığı ve Silikon Vadisi çağı

Yayınlanma

Lahey’deki NATO zirvesi, çok sayıda savunma bakanı, savunma uzmanı ve silah endüstrisi temsilcisinin katıldığı geniş çaplı bir toplantıyla bugün (24 Haziran) başlıyor.

NATO Savunma Sanayii Forumu, ittifakın açıklamasına göre, NATO ülkelerinin “benzeri görülmemiş bir hızla” nicel olarak yeniden silahlanmasına yardımcı olmayı ve en son teknolojilerin gelecekteki savaşlarda daha kullanışlı hale getirilmesini amaçlıyor.

Yapay zeka (AI) teknolojisinin hiç olmadığı kadar yaygın olarak kullanıldığı İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, şu anda askeri teknoloji standartlarını belirliyor.

Raporlara göre, İsrail silahlı kuvvetleri, özellikle AI’ın yardımıyla “hava, siber ve kara operasyonlarını” entegre ederek “drone sürülerini, gizli ağları ve sabotaj görevlerini gerçek zamanlı olarak koordine ediyor.”

ABD de AI’ın savunmaya entegrasyonunu hızla ilerletirken, Alman girişimler de AI kontrollü insansız hava araçlarının (İHA) üretiminde başarılar elde ediyor.

Bunlar arasında, sivil şirketleri geride bırakarak Almanya’nın en pahalı girişimi olarak kabul edilen savunma startup’ı Helsing de bulunuyor.

Test sahası olarak Ukrayna

Bu yılki Savunma Sanayii Forumunda NATO, savaşların büyük ölçüde savaşan tarafların sahip olduğu savunma sanayii kapasitelerine göre sonuçlandığını gösteren deneyimlerden sonuçlar çıkarıyor.

Örneğin, Hollanda Savunma Bakanı Ruben Brekelmans’a göre, Ukrayna’daki savaş “endüstriler arası bir savaş” haline geldi. Brekelmans’ın bakanlığı, NATO ile birlikte ve sanayi birliği VNO-NCW ve Hollanda Dışişleri Bakanlığı ile işbirliği içinde forumu düzenliyor.

Büyük miktarlarda askeri teçhizat üretebilen ve özellikle bunu hızlı bir şekilde yapabilenlerin belirleyici bir avantaja sahip olduğunun altı çiziliyor.

Foruma savunma bakanları, savunma uzmanları ve özellikle savunma sanayii temsilcileri dahil olmak üzere 400’den fazla katılımcı davet edildi.

Toplantı öncesinde yapılan açıklamalara göre, tartışmalar “silah üretimini benzeri görülmemiş bir hızla genişletme ve yoğunlaştırma” üzerine odaklanacak.

Toplantıda, niceliksel artışların yanı sıra, finansman seçenekleri ve “otonom sistemler dahil” savaşta en son teknolojilerin nasıl kullanılabileceği ele alınacak.

AI savaşı: Azerbaycan ve Ukrayna örneği

İsrail silahlı kuvvetlerinin İran savaşındaki operasyonlarına ilişkin raporlara bakıldığında, en son teknolojilerin nasıl kullanıldığına dair bir fikir edinilebilir.

İHA’ların kullanımı yeni bir şey değil ama İHA savaşının dönüm noktası 2020’de Azerbaycan-Ermenistan savaşında yaşandı. İHA’lar şu anda Ukrayna savaşında önemli bir rol oynuyor.

İran savaşında da yapay zekanın yaygın kullanımı devreye girmiş durumda: Al Monitor’un analizine göre, AI tabanlı savaş ilk kez merkezi sahneye çıktı. Washington merkezli Orta Doğu Enstitüsü’nden (MEI) bir uzmana göre, İsrail AI’ın yardımıyla “hava, siber ve kara operasyonlarını entegre ederek drone sürülerini, gizli jetleri ve sabotaj görevlerini gerçek zamanlı olarak koordine ediyor.”

AI tabanlı siber saldırılar ve AI tabanlı elektronik savaş da İran’ın hava savunmasını etkisiz hale getirmeyi mümkün kıldı. MEI uzmanı, bunun en önemli örneği olarak Mossad’ın Tahran’a yakın bir yerde gizli bir drone üssü kurmasını ve Tel Aviv’in buradan AI kontrollü saldırılar düzenlemesini gösteriyor.

İsrail ayrıca İran şehirlerinde AI yardımıyla saldırı silahı olarak kullanılan patlayıcılarla donatılmış sivil araçlar kullanıyor.

NATO’da Silikon Vadisinin ağırlığı artıyor

ABD’de Trump yönetimi, yapay zeka da dahil olmak üzere çeşitli araçlarla yüksek teknolojili savaşa yönelme politikasını sürdürüyor.

Halihazırda küresel askeri harcamaların üçte birinden fazlasını oluşturan askeri bütçe, yüzde 13,4 oranında artırılarak 1,01 trilyon dolara çıkarıldı.

Aynı zamanda, kaynaklar ve kapasiteler geleneksel ABD savunma şirketleri olarak bilinen 5 şirketten (General Dynamics, Lockheed Martin, RTX, Northrop Grumman, Boeing) yapay zeka ve havacılık endüstrilerindeki startup’lara kaydırılıyor.

Bunun bir örneği, İsrail’in Demir Kubbe sistemini örnek alan kıtasal füze savunma sistemi “Altın Kubbe” projesi. Elon Musk’ın SpaceX ve Starlink şirketleri ile Palantir ve Anduril gibi genç teknoloji şirketleri bu projeden büyük ihaleler almayı umuyor.

Elon Musk’ın hükümetten çekilmesine rağmen, Silikon Vadisinden teknoloji şirketleri, personel açısından Trump yönetiminde güçlü bir şekilde temsil edilmeye devam ediyor.

Örneğin, Palantir CEO’su Alex Karp’ın çalışanları, Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon’da etkili pozisyonlarda bulunuyor. Haberlere göre, ABD Savunma Bakanlığında şu anda “yeni bir ton” var ve bu, ABD’nin Batı Kıyısındaki startup’lar ve teknoloji şirketleri” arasında “adeta coşku”ya neden oluyor.

Almanya’nın en pahalı startup’ı

Alman Silahlı Kuvvetleri henüz benzer bir başarıya ulaşmaktan çok uzak olsa da, Alman savunma sanayisinde ABD’dekine benzer yüksek teknoloji startup’ları kurma çabalarında ilk başarı işaretleri görülmeye başladı.

Şu anda Almanya’nın en değerli startup’ı, Münih merkezli Helsing. Şirketin kurucu ortağı Gundbert Scherf, bir zamanlar McKinsey tarafından Federal Savunma Bakanı Ursula von der Leyen’in “Stratejik Silah Kontrol Komiseri” olarak görev yapmak üzere gönderilmişti.

Helsing, yapay zeka yardımıyla kontrol edilen ve sinyal bozucularla durdurulamayan Ukrayna için kamikaze insansız hava araçları üretmesiyle adını duyurdu.

Son zamanlarda, Ukraynalı askerlerin Helsing insansız hava araçlarının bazı rakip modellere göre çok pahalı ve kalitesinin düşük olduğunu düşündükleri bildiriliyor.

Bununla birlikte, Helsing, NATO’nun doğu kanadında kurulması planlanan bir “insansız hava aracı duvarı” için ekipman tedarik etmek üzere görüşmelerini sürdürüyor. 

İnsansız hava araçlarının yanı sıra, bu şirket öncelikle savaş uçakları, denizaltılar ve tanklar için yapay zeka geliştiriyor. Bu sayede bu araçlar gelecekte daha verimli bir şekilde kullanılabilecek.

Şu anda 12 milyar avro değerinde ve Almanya’nın en pahalı startup’ı olan Helsing, İsveçli Saab ile işbirliği içinde Eurofighter uçaklarını elektronik savaş için donatmaya hazırlanıyor.

Alman AI çalışmaları Ukrayna’ya odaklanıyor

AI ve drone şirketi Helsing’in yanı sıra, Münih yakınlarındaki Gilching’de bulunan drone üreticisi Quantum Systems de yükselişte.

Quantum Systems, 2015 yılında eski Alman Silahlı Kuvvetleri subayı Florian Seibel tarafından kuruldu. Şirket, sadece Alman Silahlı Kuvvetleri için değil, Ukrayna için de üretim yapıyor.

Ayrıca gelecekte Airbus Defence ile de yakın işbirliği içinde olacak. Bu konuyla ilgili bir niyet mektubu, geçtiğimiz günlerde Le Bourget Havalimanında düzenlenen Paris Havacılık Fuarında imzalandı.

Mektuba göre, Quantum Systems, insansız hava araçları ve insansız hava araç sürüleriyle birlikte çalışacak altıncı nesil savaş uçağı Future Combat Air System (FCAS) projesinde yer alacak.

Quantum Systems, bugüne kadar Airbus Defence tarafından 40 milyon avro ile finanse edildi.

Pentagon bağlantılı sermaye Avrupa’ya akıyor

Helsing ve Quantum Systems Alman şirketleri olsa da, Rheinmetall drone ve yapay zeka alanında kısmen ABD’li ünlü teknoloji milyarderi Peter Thiel tarafından finanse edilen Anduril adlı ABD şirketiyle işbirliği yapıyor.

Rheinmetall ve Anduril, geçen hafta askeri insansız hava araçları üretmek için stratejik bir ortaklık anlaşması imzaladı.

Anduril’den yapılan açıklamaya göre ortaklık, zamanla daha fazlasını kapsamayı amaçlayan üç kanıtlanmış yeteneğin geliştirilmesine odaklanıyor: Anduril’in düşük maliyetli, seri üretilebilir otonom hava araçları ailesinin bir parçası olan Barracuda’nın Avrupa versiyonunun Rheinmetall’in dijital egemenlik çerçevesi (“Battlesuite”) içine entegrasyonu; Anduril’in yüksek performanslı, çok görevli grup 5 otonom hava aracı (AAV) Fury’nin Avrupa versiyonunun Rheinmetall’in dijital egemenlik çerçevesi (“Battlesuite”) içine dahil edilmesi; ve Anduril’in yeni üretim yaklaşımlarından yararlanarak Avrupa’da kullanılmak üzere katı roket motorları için fırsatların araştırılması.

Anduril Industries CEO’su Brian Schimpf, “Bu, ortak üretim, operasyonel uygunluk ve egemenliğe karşılıklı saygı üzerine kurulu farklı bir savunma işbirliği modeli. Rheinmetall ile birlikte, hızlı bir şekilde üretilebilen, geniş çapta konuşlandırılabilen ve NATO misyonlarının gelişmesine göre uyarlanabilen sistemler geliştiriyoruz,” dedi.

Bu anlaşma, ABD’li bir teknoloji şirketinin, Berlin ve Brüksel’in silah üretiminde ABD’den bağımsız olarak mümkün olduğunca özerk hale gelme çabalarına ters düşen, Avrupa’da silah teknolojisinin yaygınlaşmasında önemli bir konum elde etmesini sağlıyor.

Anduril, Avrupa’yı gözüne kestirdi

Geçen mart ayında Silikon Vadisi devi Anduril’in, Avrupa kıtasının savunma harcamalarını artırmaya hazırlanırken, İngiltere’de insansız hava aracı üretimi ve Avrupalı silah üreticileriyle sözleşmeler imzalamayı düşündüğü açıklanmıştı.

Anduril’in İngiltere ve Avrupa genel müdürü Rich Drake, Bloomberg’e verdiği bir röportajda, “Yeterli sipariş alırsak, kesinlikle İngiltere’de bir tesis açmayı planlıyoruz. Müstakil bir İngiliz şirketi olmaya kararlıyız,” demişti.

Anduril ve veri analizi geliştiricisi Palantir gibi Amerikan savunma teknolojisi şirketleri, Ukrayna’da savaşın başlamasından bu yana Avrupa’da ilgi görmeye başladı.

Geçen şubat ayının başlarında Anduril ve İngiliz hükümeti, Ukrayna’ya saldırı amaçlı insansız hava araçları sağlamak için yaklaşık 30 milyon sterlin (38 milyon dolar) tutarında bir anlaşma yaptığını duyurmuştu.

2024 yılının haziran ayında, Anduril ve Rheinmetall, küçük insansız hava araçlarına odaklanan hava savunma sistemleri üzerinde ortak çalışma yapmak üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Drake, şirketin Almanya dışında “birkaç başka ülke”deki savunma şirketleriyle de görüşmelere başladığını söylemişti.

Anduril, Silikon Vadisinin önde gelen risk sermayesi fonları Andreessen Horowitz ve Founders Fund dahil olmak üzere bir dizi yatırımcı tarafından destekleniyor ve son zamanlarda, Meta ile askerler için karma gerçeklik başlıkları sağlamak üzere anlaşma dahil olmak üzere bir dizi başarı elde etti.

Geleneksel Amerikan silah şirketleri için Avrupa’nın önemi

ABD’nin önde gelen savunma şirketleri, yıllık gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturan Avrupa’da uzun süredir devam eden bağlara sahipler ve daha derin ortaklıkların kıtada iş yapmaya devam etmelerini sağlayacağını umuyorlar.

Bu bölge, 2024 yılında hem Lockheed Martin’in hem de RTX’in yıllık gelirlerinin yaklaşık yüzde 11’ini oluşturuyor. Birçok Avrupa ordusu Lockheed’in F-35 savaş uçağına sahipken, RTX’in Patriot füzesi hava savunma alanında açık ara pazar lideri.

Lockheed ve RTX’in savunma iştiraki Raytheon, son iki yılda kıtada geniş kapsamlı ortak üretim ortaklıkları kurduklarını duyurdu. Lockheed, Rheinmetall ile büyük ölçekli füze üretimi kuracak, Raytheon ve Avrupalı füze üreticisi MBDA’nın ortak girişimi ise Almanya’da NATO için Patriot füzeleri üretecek.

Raytheon’un kara ve hava savunma sistemleri başkanı Thomas Laliberty, ülkelerin “egemenlik kavramına farklı yaklaşımlar” sergilediğini söyledi.

Raytheon’un “her birini anlamaya ve elimizden geldiğince bu gereksinimleri karşılamalarına yardımcı olmaya” çalıştığını da sözlerine ekledi.

Lockheed Martin’in baş işletme sorumlusu Frank St John, Paris’te Financial Times’a verdiği demeçte, şirketin sadece Avrupa’daki tedarik zincirini genişletmekle kalmayıp, aynı zamanda üretim tesisleri kurduğunu da söyledi.

Lockheed, ortaklıkların bölgenin finansmanına uygun olmasını ve Avrupa gereksinimlerini karşılayabilmesini sağladığını da ekledi.

Boeing de “hangi işbirliği fırsatlarının mevcut olduğunu incelediğini” söylüyor. Şirket, Avustralya ile insansız savaş uçağı MQ-28 Ghost Bat’ı geliştirmek için uyguladığı ortak geliştirme yaklaşımını Avrupa’da da uygulamak istediğini belirtti.

Diplomasi

Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete dönmeyi reddetmesi üzerine askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Financial Times’ın batılı yetkililere dayandırdığı habere göre, Kiev’e destek veren ülkeler orduda acilen istikrar sağlanmasını ve güvenilir isimlerin göreve getirilmesini talep ediyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete geri dönmeyi kabul etmemesiyle birlikte askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya.

Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu durum Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’nin geleceğine yönelik karar alma sürecini daha da zorlaştırıyor.

Ukrayna’ya destek veren batılı ortaklar, Zelenskiy yönetimine silahlı kuvvetlerle ilgili sorunları bir an önce çözüme kavuşturma çağrısı yaptı. Gazeteye konuşan batılı bir yetkili, “Biz sizin ana finansörünüzüz ve bize istikrar gerekiyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.

Protestolar 16 şehre yayıldı

Fedorov’a destek amacıyla 16 Temmuz Perşembe günü Kiev’de başlayan protestolar en az 16 şehre yayıldı. Yaşanan bu süreç, Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Sırskiy ile ilgili kararsızlığını derinleştirdi.

FT, bu düzeyde bir askeri yöneticinin görevden alınmasının devletin savunma kabiliyetine zarar verme riski taşıdığını, ancak değişim taleplerinin yanıtsız bırakılmasının da Zelenskiy’nin halk desteğini daha fazla düşürebileceğini belirtiyor.

Ayrıca, Rusya ile yaşanan silahlı çatışma döneminde kariyer basamaklarını tırmanan genç subayların üst kademelerde görev alma talebi her geçen gün artıyor.

Gazeteye konuşan kaynaklar, bu yeni nesil komutanların muharebe sahasının değişen gerçeklerini ve yeni teknolojileri daha iyi kavradığını aktarıyor.

Zelenskiy’nin Fedorov’a geniş yetkiler sunmak istediği, ancak eski bakanın sadece Savunma Bakanlığı görevine dönmeye sıcak baktığı ifade ediliyor.

Ukrayna lideri, Fedorov’a doğrudan devlet başkanına bağlı çalışabileceği, savunmada inovasyon ve askeri reform süreçlerini denetleyebileceği Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi (SNHB) bünyesinde bir pozisyon önerdi.

Bu formüle göre Fedorov, Savunma Bakanlığı ve ordunun idari yapısı dışında kalarak savunma teknolojileri programlarını yönetebilecek, uzun menzilli silah üretimini artırma çabalarını koordine edebilecek ve askeri sanayiye yabancı yatırım çekme görevini üstlenebilecekti.

Kaynaklar, Zelenskiy’nin Fedorov ile hafta sonu görüştüğünü ve istifasından bu yana kendisiyle neredeyse her gün temas halinde olduğunu belirtiyor. Devlet başkanının sunduğu diğer alternatif görevlerin tamamı da Fedorov tarafından geri çevrildi.

Kiev’deki bakan değişimi Berlin ve Brüksel’i sarstı

Sırskiy ve Fedorov arasındaki doktrin ayrılığı

Eski Savunma Bakanı Fedorov geçen hafta görevinden ayrılmış, yerine bu yılın başından beri Ukrayna Güvenlik Servisini (SBU) yöneten Yevgeniy Hmara atanmıştı.

İstifasının ardından Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i yolsuzluk ve “stratejik öngörüsüzlükle” suçlayarak görevden alınması çağrısı yapmıştı. Fedorov ayrıca, genelkurmay başkanının Zelenskiy’e bir “ültimatom” vererek kendisinin görevden alınmasını talep ettiğini öne sürmüştü.

FT’nin analizine göre iki isim arasında ciddi bir askeri doktrin ayrılığı bulunuyor. Sırskiy ordunun “mümkün olduğunca uzun süre mevzilerini koruması ve daha fazla insanı seferber etmesi” gerektiği yönündeki yaklaşıma dayanırken, Fedorov askeri yapıda teknolojik inovasyonların uygulanmasını, robotik sistemlerin ve insansız hava araçlarının kullanımına öncelik verilmesini ve ordunun genel bir reform sürecinden geçirilmesini savunuyordu.

Ukrayna merkezli Insider.ua internet sitesi ve gazeteci Vitaliy Glagola, 20 Temmuz’da devlet başkanlığı ofisi ile savunma bakanlığındaki kaynaklarına dayanarak Sırskiy’nin o gün görevden alınacağını iddia etmişti.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise daha sonra yaptığı açıklamada generalin görevden alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve Sırskiy’nin görevine devam ettiğini duyurmuştu.

Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı

Okumaya Devam Et

Diplomasi

FBI Direktörü Kash Patel, Rusya’ya gitmeyi planlıyor

Yayınlanma

FBI Direktörü Kash Patel bu yılın ilerleyen aylarında, muhtemelen ekim ortasında Rusya’yı ziyaret etmeyi planlıyor.

POLITICO’ya göre bir FBI başkanının yapacağı bu ziyaret, alışılmadık ve hassas bir gelişme olacak.

Seyahat planlarına aşina olan bir ABD’li yetkiliye göre, Patel’in 14-15 Ekim tarihlerinde Rusya’yı ziyaret etmesi planlanıyor.

Patel önce Moskova’ya, ardından da St. Petersburg’a uğrayacak. Yetkili, Patel’i muhtemelen Rus güvenlik servisi FSB’nin ağırlayacağını belirtti.

Patel’in Vladimir Putin veya üst düzey siyasi danışmanlarından herhangi biriyle görüşüp görüşmeyeceği belli değil. Gündeminde hangi konuların yer alacağı da belirsiz.

ABD’li yetkililerin bu tür planlarında olduğu gibi, bu planlar da geçici nitelikte ve değişebilir.

Bu planlar, Washington ile Moskova’nın Ukrayna savaşı konusunda anlaşmazlıklarını sürdürdüğü ve ABD’li Kongre üyelerinin Rusya’ya yönelik yeni ve ağır yaptırımların uygulanmasını talep ettiği bir dönemde ortaya çıkıyor.

Patel’in, Başkan Donald Trump’ın ilk dönemine kadar uzanan, Rusya ile ilgili tartışmalı meselelere karıştığı bir geçmişi var.

Bunlar arasında, Trump’ın 2016 seçimlerini kazanmasına yardımcı olmak için Rusya ile gizli anlaşma yapıp yapmadığına dair soruşturmalara şüphe düşürmeye çalışması da yer alıyor, ki Patel bu olayı artık “Russiagate aldatmacası” olarak nitelendiriyor.

Patel ayrıca, FBI’ın başında bulunduğu süre boyunca dikkat çeken geziler gerçekleştirme konusunda bir sicili oluşturuyor ve bu durum Kongre’nin dikkatini çekiyor.

Bir FBI direktörünün Moskova’yı ziyaret etmesinin üzerinden yıllar geçse de, diğer üst düzey istihbarat yetkilileri bu geziyi gerçekleştirmişti.

2018 tarihli bir mektupta, dönemin CIA Direktörü Mike Pompeo, özellikle terörle mücadele gibi karşılıklı çıkar alanlarında açık diyalog kanallarının değerli olduğunu belirtmişti.

Pompeo o dönemde, “Bu görüşmelerde Amerika’yı kararlılıkla savunuyoruz ve hiçbir taviz vermiyoruz,” demişti.

Robert Mueller, 2013 yılında Rusya’yı ziyaret ettiği bilinen son FBI direktörüydü. Mueller daha sonra, 2016 Trump başkanlık kampanyası ile Rusya arasındaki bağları ve ABD seçimlerine müdahale etmeye yönelik daha geniş kapsamlı Rus çabalarını soruşturmak üzere özel danışman olarak atandı.

Seyahat haberleri, aynı zamanda Vekaleten Adalet Bakanı Todd Blanche’ın Senato’dan onay alma çabalarının sürdüğü bir dönemde ortaya çıktı ve milletvekillerinin Adalet Bakanlığı’nın karar alma süreçleri hakkında yeni sorular sormasına yol açabilir.

Ukrayna savaşının başlamasının ardından, ABD’nin Moskova’daki büyükelçiliğini açık tutmasına rağmen, Biden yönetiminin üst düzey yetkilileri Rusya’yı ziyaret etmekten kaçındı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Barut ham maddesi krizi, NATO’nun silah üretimini çıkmaza sokuyor

Yayınlanma

NATO ülkeleri, Rusya ve Çin’in artan askeri gücüne karşı koymak amacıyla top mermisi barutu üretiminde hayati önem taşıyan nitrosellüloz ham maddesini elde etmek için pamuk üretimini artırma arayışına girdi. Savaş meydanlarındaki mühimmat ihtiyacı dijital teknolojilere rağmen patlayıcı üretimini zorunlu kılarken, pamuk stoklarının sınırlı olması ittifakın üretim kapasitesini artıramamasındaki en büyük engellerden birini oluşturuyor.

NATO üyesi ülkeler, Rusya ve Çin’in artan askeri gücü karşısında savunma kapasitelerini güçlendirmek amacıyla top mermisi yapımında kullanılan barutun ham maddesi nitrosellülozu üretmek için pamuk üretimini artırma yollarını arıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, modern askeri teknolojilerdeki tüm dijital gelişmelere rağmen çatışma sahalarında patlayıcı maddelere duyulan ihtiyaç geçerliliğini koruyor.

Piroksilin olarak da adlandırılan nitrosellüloz, asitle işlendiğinde kolayca alev alabilir hale gelerek top mermilerinin 110 kilometreye kadar mesafelere fırlatılması için gereken ani gaz genleşmesini sağlıyor.

Piroksilin ham maddesi, pamuk tohumlarının üzerinde kalan kısa tüylü lifler olan linterlerden elde ediliyor.

Habere göre, sınırlı pamuk stokları NATO ülkelerinin üretim ve işleme alanlarında kendi kendilerine yetebilmelerinin önündeki en ciddi engellerden biri olarak değerlendiriliyor.

ABD, linter ihtiyacının büyük kısmını kendi topraklarında yetiştirerek karşılıyor ve bu lifleri nitrosellüloza dönüştürme kapasitesini artırmak için üretimi artırmaya devam ediyor.

Yüzyıllar önce tarımda pamuğun yerine başka ürünleri tercih eden Avrupa ülkeleri ise uzun süredir bu alanda Çin’e bağımlı durumda bulunuyor.

Avrupa ülkeleri mevcut durumda kendi piroksilin üretimini genişletmeyi planlıyor ve ham madde elde etmek için alternatif malzemeleri değerlendiriyor.

Gazetede yer alan bilgilere göre, Avrupa genelinde nitrosellülozun yanı sıra top mermilerinde kullanılan bir diğer kritik madde olan TNT kıtlığı da yaşanıyor. Günümüzde Avrupa’nın bu bölgesinde aktif olarak faaliyet gösteren tek TNT üretim tesisi Polonya’da yer alıyor.

Czechoslovak Group Yatırımcı İlişkileri Müdürü Peter Russell, konuya ilişkin değerlendirmesinde, istenildiği kadar üretim kapasitesi yatırımı yapılabileceğini ancak günümüzde savunma sanayisi başta olmak üzere pek çok sektör için asıl zorluğun nitrosellüloz ve TNT gibi kritik ham maddelere erişim olduğunu ifade etti.

ABD’nin nitrosellüloz üretimi için büyük oranda Virginia eyaletinde bulunan tek bir fabrikaya bağımlı olduğu belirtilirken, Avrupa genelinde bu türden birkaç tesis yer alıyor.

Savunma şirketi Eurenco’nun Genel Müdürü Thierry Francou, Avrupa’nın askeri mühimmat üretiminde kendi kendine yetebilmesi için kendi kimyasal üretim altyapısını geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

Francou, bu tür yeni tesislerin inşasının yürürlükteki yasal mevzuatlar ve bürokratik kısıtlamalar nedeniyle çeşitli zorluklarla karşılaştığını aktardı.

Haberdeki verilere göre, yaşanan bu bürokratik ve lojistik zorluklar sebebiyle tek bir top mermisinin üretim sürecinde yaklaşık altı farklı ülkeden gelen bileşenler bir araya getiriliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English