Rusya
Patruşev’den seyrüsefer güvenliği ve Rusya Federasyonu’nun deniz sınırları üzerine

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Nikolay Patruşev, Batı’nın Rus deniz ticaretine yönelik kısıtlama ve saldırılarını modern birer “korsanlık” faaliyeti olarak niteleyerek, bu kuşatmanın gerekirse askeri güçle yarılacağını ilan ediyor. Argumentı i Faktı dergisine mülakat veren Patruşev, Rusya Donanması’nın sadece bir savunma gücü değil, aynı zamanda petrol ve tahıl sevkiyatı gibi hayati ekonomik çıkarları koruyan esnek bir jeopolitik enstrüman olduğunu vurguluyor. BRICS ülkeleriyle yapılan ortak tatbikatlar üzerinden Batı hegemonyasına karşı çok kutuplu bir deniz düzeni kurulduğunu belirten Patruşev, sektördeki gençleşme ve akademik atılımları Büyük Petro’dan devralınan imparatorluk vizyonuyla ilişkilendiriyor. Patruşev, mülakatını “huzura güvenip askeri hazırlığı elden bırakmama” düsturuyla sonlandırarak, hem diplomasinin bittiği noktaya işaret ediyor hem de Rusya’nın tarihsel denizci kimliğini yeniden tahkim ediyor.
“Donanma ablukayı yaracak”: Patruşev’den seyrüsefer güvenliği ve Rusya Federasyonu’nun deniz sınırları üzerine
Vitaliy Tseplyayev
Argumentı i Faktı
17 Şubat 2026
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu [1] Başkanı Nikolay Patruşev, “Eğer onlara gereken sertlikte bir karşılık vermezsek, çok yakında İngilizler, Fransızlar ve hatta Baltık milletleri, küstahlıkta öyle bir noktaya varacaklar ki, ülkemizin denizlere erişimini en azından Atlantik havzasında sımsıkı kapatıp mühürlemeye yeltenecekler” ifadelerini kullanıyor.
Vatan Savunucuları Günü [2] arifesinde, aif.ru’ya verdiği bu münhasır mülakatta Patruşev; ülkenin seyrüsefer güvenliği ve deniz hudutlarının muhafazası, Donanma’nın tahkim edilmesi, gençlerin gemi inşa sanayine ve bahriye hizmetine ilgi duyup duymadığı hususlarında alınan tedbirleri anlattı.
Vitali Seplyayev, aif.ru: Nikolay Platonoviç, Dünya Okyanusu’ndaki vaziyet o denli keskinleşti ki, kimi uzmanlar “Kolektif Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı yeni bir cephe açmasından” dem vuruyor. Sadece bayrağımızı taşıyan gemilere ve yüklerimize el konulması hadiseleri bile tek başına vahameti göstermeye yetmez mi? Öngörüleriniz nelerdir, Rusya buna nasıl bir mukabelede bulunacak?
Nikolay Patruşev: Rus deniz ticaretine yönelik bu -özü itibarıyla korsanlık olan- saldırılar, Batılı hasımlarımızın Rusya ekonomisinin şah damarlarından birine, dış ticarete darbe indirme kararı aldığını ve onu felç etmek istediklerini gösteriyor. Elimizdeki veriler, bu tür eylemlerin şiddetleneceğine; gemilerimize ve yüklerimize yönelik saldırıların sıklaşacağına işaret ediyor. Şayet onlara sert bir karşılık vermezsek, çok yakında İngilizler, Fransızlar ve hatta Baltık milletleri küstahlıkta öyle bir noktaya varacaklar ki, ülkemizin denizlere erişimini en azından Atlantik havzasında sımsıkı kapatıp mühürlemeye yeltenecekler.
Elbette Batı’nın bu hamlelerine karşı reaksiyon tedbirleri, Denizcilik Kurulu nezdinde de üretilmektedir. Kanaatimizce, tarih boyunca olduğu gibi bugün de seyrüsefer emniyetinin en büyük teminatı askeri deniz filosudur (VMF). Başlıca deniz rotalarında ve Rusya’dan uzak bölgelerde, Batılı korsanların [3] ateşini söndürecek, onların hevesini kursağında bırakacak heybetli kuvvetlerin daimi surette mevcudiyet göstermesi elzemdir.
Peki, gücümüz buna yetecek mi?
Saklayacak değilim; halihazırda Donanmamız, deniz ticaretini koruma vazifesini kuvvetlerini oldukça yüksek bir gerilim hattında kullanarak ifa etmektedir. Üslerinden çok uzak mesafelerde, uzun süre otonom hareket kabiliyetine sahip “açık deniz” ve okyanus bölgesi gemilerine ihtiyacımız mevcuttan çok daha fazladır. Mevcut konjonktür gösteriyor ki, tüm silahlı kuvvet türleri arasında filo; hem barış zamanında hem de silahlı çatışma döneminde aktif kullanıma en müsait, en kudretli ve aynı zamanda en esnek jeopolitik enstrümandır.
Bir donanmaya sahip olmak; denizdeki iktisadi faaliyetlerimizi koruyabilmek, petrolümüzü, tahılımızı, gübremizi dışarıya sevk edebilmek, devletin normal hayatiyetini sürdürebilmesi için bir şarttır. Bu bağlamda, Donanma’nın inkişafı için gerekli talepleri, VMF’nin 2050 yılına kadarki güncellenmiş gemi inşa programına derç ediyoruz. Bu program şu an son şeklini almakta olup, VMF’nin yeni Kalkınma Stratejisi’ni ve FSB organlarının gemi inşa programını halihazırda onaylamış olan Devlet Başkanı’na yakında arz edilecektir.
Rusya’ya nasıl bir filo lazım; küresel meseleleri çözecek devasa bir yapı mı, yoksa kıyı savunmasına odaklı kompakt bir güç mü?
Rusya’ya, tüm hayati meseleleri çözebilecek ve zamanın -bilhassa teknolojik- icaplarına cevap verebilecek, dengeli bir filo gereklidir. Deniz harp sanatının kökten değiştiği bir çağda yaşıyoruz. Daha yakın zamanda filonun envanterine mürettebatsız tekneler girdi; fakat çok uzak olmayan bir gelecekte dünyanın önde gelen donanmaları, en azından “korvet” sınıfında mürettebatsız gemilerle kitlesel olarak takviye edilecektir. Deniz savaşının çehresini tamamen değiştirecek daha onlarca yeni teknoloji devreye girecektir. Bu ahvalde, bizim de yüksek teknolojiye dayalı bir filo inşasına oynamamız icap eder. İşte bu yüzden, zikredilen belgelere koyduğumuz önceliklerden biri “teknolojik liderlik”tir.
Abluka senaryosundan bahsettiniz. Geçenlerde Fransa Genelkurmay Başkanı Mandon; Baltık Denizi’nin güya tamamen NATO’nun elinde olduğunu ve Rusya için her an kapatılabileceğini beyan etti. Cevabımız ne olacak?
Baltık’ta vaziyet elbette çetrefilli. NATO mensupları fiilen taarruz harekatlarına odaklı, çok uluslu bir gruplaşma teşkil ediyorlar. Mesela Finler, ülkemizin kuzeybatı bölgelerini pekala vurabilecek menzilde taarruz silahlarıyla donatılmış korvetler ediniyorlar. Diğer hususların yanı sıra, NATO planları; Kaliningrad bölgesinin ablukaya alınmasını, ticaret gemilerine el konulmasını ve bilahare kinik bir tavırla yine bizi suçlayacakları su altı iletişim hatlarına yönelik sabotajları ihtiva ediyor.
Ülkemize yönelik her türlü deniz ablukası teşebbüsü, uluslararası hukuk nezdinde gayrimeşrudur. AB temsilcilerinin her köşe başında dillerine pelesenk ettikleri o “gölge filo” [4] kavramı da hukuki bir kurgudan ibarettir. Yine de ilk adım olarak, genel kabul görmüş siyasi-diplomatik ve hukuki mekanizmaları devreye sokacağız. Ancak dürüst olalım; Batı’nın diplomasiye ve hukuka zerre kadar saygısı kaldığına dair ümitlerimiz tükenmek üzere.
Diploması ve hukuk işe yaramazsa, o zaman ne olacak?
Esasında Avrupalılar, deniz ablukası planlarını hayata geçirerek bilinçli bir askeri tırmanış senaryosu uyguluyor, sabrımızın sınırlarını yokluyor ve bizi aktif karşı tedbirlere kışkırtıyorlar. Şayet bu vaziyet barışçıl yollarla tanzim edilemezse, o vakit ablukayı Donanma yaracak ve bertaraf edecektir. Unutmayalım ki, denizlerde Avrupa bayrakları altında seyreden pek çok gemi var. Onların ne taşıdığı ve nereye gittiği, bizim de ilgimizi çekmeye başlayabilir.
Yani Dünya Okyanusu, birkaç asır evvel olduğu gibi, işbirliği sahası olmaktan çıkıp yeniden bir harp meydanına mı dönüşüyor?
Vakıalar gösteriyor ki deniz, yeniden askeri saldırganlıklar için bir harekat üssü haline gelmektedir. Venezuela’da yahut İran etrafında yaşananların da işaret ettiği üzere, o eski “gambot diplomasisi” [5] pratiği geri dönüyor. Fakat hüküm verirken sadece Batılı ülkelerin eylemlerine bakmamak lazım. Batı, denizlerde uzun süre, hatta bulunduğumuz asrın başına kadar hüküm sürdü; fakat artık onların hegemonyası büyük ölçüde maziye karıştı.
Halihazırdaki kilit vazife, Dünya Okyanusu’nda çok kutuplu bir dünya düzeni tesis etmektir ve Rusya, hemfikir olduğu müttefikleriyle birlikte bu konuda faal bir mesai harcamaktadır. Denizcilik Kurulu vasıtasıyla yabancı ortaklarımızla düzenli müzakereler yürütüyoruz. Şunu belirteyim ki; Rusya’nın deniz askeri işbirliği, ticari gemicilik, liman altyapısının geliştirilmesi, gemi inşası, deniz bilimleri ve eğitimi alanlarındaki teklifleri fevkalade müspet karşılanmaktadır. BRICS’in potansiyelini devreye sokuyoruz; artık bu yapıya tam manasıyla stratejik bir deniz boyutu kazandırmanın vakti gelmiştir. Ocak ayında Güney Atlantik’te Rusya, Çin, İran, BAE ve Güney Afrika’nın iştirakiyle ilk BRICS deniz tatbikatı olan “Barış İradesi-2026” başarıyla icra edildi. Donanmalar, Batı korsanlığı da dahil olmak üzere günümüzde giderek daha savunmasız hale gelen ticaret yollarının korunması hususunda müşterek çalışma pratikleri geliştirdi. Hürmüz Boğazı’nda Rusya, Çin ve İran’ın gemilerini sevk ettiği “Deniz Güvenlik Kuşağı-2026” tatbikatı da son derece isabetli olmuştur.
Harp gemilerinin inşası ve genel gemi inşaatı mevzusuna dönersek. Kalifiye kadroların yetiştirilmesi gerekliliğinden defalarca bahsettiniz. Bu sahada bir muvaffakiyet var mı?
Önceliğimiz, gemi inşaatını ve yan sanayileri; hem maddi hem kariyer hem mesleki ve hatta gündelik yaşam açısından uzmanlar için cazip bir saha haline getirmektir. Evet, halen orta mesleki ve yüksek öğrenime sahip uzmanlar konusunda ciddi bir açık görüyoruz ama aynı zamanda denizcilik teknik üniversitelerine ve kolejlerine başvuranların sayısı da artıyor. Sektörün kadro yapısı gençleşiyor. Tersaneler tedricen çehre değiştiriyor; pek çok atölyeye girmek artık insana keyif veriyor, insanlar oralara şevkle çalışmaya gidiyor, emekleri kıymet görüyor. Eğer büyük bir deniz devleti olarak kalmak istiyorsak, gemi inşa mühendisliği mesleği -maddi boyutunu bir kenara bırakıyorum- izzet ve hürmetle kuşatılmalıdır.
Peki ya gençler? Sektöre rağbet ediyorlar mı?
Daha 2-3 sene evveline kadar gemi inşaatında genç uzmanlara rastlamak, sadece çalışma koşulları yüzünden değil, aynı zamanda kalıplaşmış yargılar sebebiyle de istisnai bir durumdu. Gemileri ancak yaşı kemale ermiş, tecrübeli insanların inşa etmesi gerektiği düşünülürdü. Bir yönetici, gençlerin diskli telefon kullanmayı bile bilmediğini söyleyerek latife ediyordu. Hakikatte ise genç uzmanlarımız bilgili, enerjik; dijitalleşme ve yapay zeka gibi ileri alanlarda iyi donanımlı olup, işe sıra dışı ve inovatif bir yaklaşım sergiliyorlar. Geçenlerde Moskova Tersanesi’ni açtık. Orada üretilen elektrikli gemilerin orijinal tasarımı ve konstrüksiyonu, yaş ortalaması 30’u zor bulan mimar ve mühendislere aittir. Bana kalırsa bu, sektörün gençleşmesinin en güzel timsalidir.
Denizciler arasında da aynı eğilim mevcut mu?
Hem VMF hem de sivil filo, istikbal vadeden ve azimli uzmanlarla takviye ediliyor. Ocak ayında Pasifik Filosu fırkateyni “Marşal Şapoşnikov”u ziyaret ettim. Denizciler beni misafir etmek, gemiyi gezdirmek istediler. Subay salonunda (kamara) subaylarla hasbihal ettim ve memnuniyetle müşahede ettim ki; bunlar ekseriyetle enerjik çocuklar, denizcilik zanaatının ustaları… Üstelik zeki, keskin sorular soruyor; ciddi ve stratejik kategorilerle düşünüyorlar.
Gençlik, sivil filoya da şevkle yöneliyor. Bu, büyük ölçüde zamanın icaplarına göre yeniden yapılandırılan yerli denizcilik eğitiminin bir başarısıdır. Müstakbel denizcilerin ve gemi inşaatçılarının eğitimi, hakikaten heyecan verici bir meşgale haline geldi. Eğitim, dünyada emsali olmayan modern simülatörlerde veriliyor. Öğrencilerin staj yapabileceği ve kendi araştırma projelerini hayata geçirebileceği üretim laboratuvarları açılıyor. Meşhur “Korabelka”yı [6], “Makarovka”yı [7] ve diğer üniversiteleri ziyaret ettiğimde tüm bunları bizzat görüyorum.
Gençlerin denize her şeyden evvel romantizm için açıldığı zamanlar vardı…
Elbette, işte tam da bu yüzden, finansal teşvik araçlarının yanı sıra, yeni nesil denizcilerde o romantizm ruhunu yeniden diriltmenin; müstakbel bahriyelilerde vatanlarına karşı mesuliyet bilincini küçük yaşlardan itibaren terbiye etmenin ve genç gemi inşaatçılarına başarılarından haz duymayı öğretmenin vakti gelmiştir. Gençler arasında denizcilik mesleklerinin itibarını yükseltmek, Rus denizcilik tarihini ve gemi inşaatını popülerleştirmek icap eder.
Seri gelmişken; bu yıl, iki yüzden fazla yerli denizaltının genel tasarımcısı, büyük ve yetenekli alim, mühendis İgor Dmitriyeviç Spasski’nin [8] yüzüncü doğum yılı idrak edilecek. Onun Vatan’a sadakati ve Donanma’ya bağlılığı, modern denizci ve tasarımcı nesli için bir emsal teşkil etmektedir.
2026 yılı, denizcilik sahasında başka jübile ve anma tarihleri açısından da zengindir. Mart ayında Rus Donanması, denizaltı filosunun kuruluşunun 120. yılını kutlayacak. Ve tabii ki, içinde bulunduğumuz yıl, Rusya’nın varlığını ilk imparatorumuza borçlu olduğu Rus filosunun 330. kuruluş yıldönümüdür. Büyük Petro, diğer sözlerinin yanı sıra şöyle demişti: “Huzura itimat edip askerlik işinde gevşeklik göstermek icap etmez.” [9] Bu sözü, Vatan Savunucuları Günü arifesinde hususi bir manayla iktibas etmek; bugün Zafer’i yakınlaştıranlara, orduda ve donanmada muharebe görevlerini ifa edenlere ve savunma sanayi işletmelerinde ter dökenlere şükranlarımı sunmak isterim. Tüm kalbimle size ve ailelerinize sağlık, saadet, barış ve esenlik diliyorum.
[1] Denizcilik Kurulu (Морская коллегия – Morskaya Kollegiya): Patruşev’in unvanı sıradan bir bürokratik atama değildir. “Morskaya Kollegiya”, kökleri Büyük Petro dönemine (1718) dayanan, Çarlık Rusyası’nın denizcilik idaresini merkezileştiren tarihi bir kurumdur. Kremlin, bu ismi yeniden canlandırarak Rusya’nın denizcilikteki imparatorluk mirasına ve “büyük devlet” (Derjava) iddiasına atıfta bulunur. Bu kurum, askeri ve sivil denizciliğin “beyni” olarak konumlandırılmıştır. (ç.n.)
[2] Vatan Savunucuları Günü (День защитника Отечества – Den zahitnika Oteçestva): Eski adıyla “Kızıl Ordu Günü” (23 Şubat). Rusya’da fiilen “Erkekler Günü” olarak kutlansa da, 2022 sonrası konjonktürde militarist ve patriyotik anlamı zirveye çıkmıştır. Patruşev, bu mülakatı sıradan bir günde değil, ordunun kutsandığı bu “seküler bayram” arifesinde vererek sözlerine manevi bir zırh giydirmektedir. (ç.n.)
[3] Batılı Korsanlar (Западные корсары – Zapadnıye korsarı): Patruşev burada basit “korsan” (pirat) kelimesini kullanabilirdi ama “korsar”ı (corsair) seçmiş. Korsan, yasasız hayduttur; “Korsar” (Fransızca corsaire) ise devletinden aldığı icazetle (Letters of Marque) düşman gemilerini yağmalayan “resmi” deniz akıncısıdır. Patruşev, Batılı devletlerin Rus gemilerine el koymasını “hukuksuzluk” olarak değil, Batı devletlerinin resmi ama haydutça bir politikası olarak nitelendiriyor. (ç.n.)
[4] Gölge Filo (Теневой флот – Tenevoy flot): Batı medyasında Rusya’nın petrol yaptırımlarını atlatmak için kullandığı, sigortasız ve yaşlı gemilerden oluşan filoya verilen ad. Patruşev, “dillerine pelesenk ettikleri” (razmahivayut na kajdom uglu – kelime anlamıyla ‘her köşede salladıkları’) diyerek bu kavramı küçümsüyor ve bunun Batı’nın uydurduğu bir “hukuki kurgu” (yuridiçeskaya fiksiya) olduğunu ifade ediyor. (ç.n.)
[5] Gambot Diplomasisi (Дипломатия канонерок – Diplomatiya kanonerok): 19. yüzyılda emperyalist güçlerin, daha zayıf ülkelerin kıyılarına savaş gemisi (gambot) göndererek siyasi taviz koparma stratejisi. Patruşev, Batı’nın Venezuela ve İran’a karşı tutumunu bu arkaik ve sömürgeci terimle tanımlayarak, onları “modern zamanların sömürgecileri” olarak çerçeveliyor. (ç.n.)
[6] Korabelka (Корабелка): St. Petersburg Devlet Deniz Teknik Üniversitesi’nin (SPbGMTU) halk arasındaki sevecen lakabı. Nasıl ki İTÜ’ye “Teknik Üniversite” denirse, Rus denizcilik camiasında da buraya “Gemicik” veya “Gemi Okulu” manasında Korabelka denir. (ç.n.)
[7] Makarov (Макаровка): Amiral Makarov Devlet Denizcilik ve İç Su Yolları Üniversitesi. Sivil denizciliğin en prestijli okuludur. Patruşev “Makarovka” diyerek, o okulun kültürüne, zorlu eğitimine ve mezun dayanışmasına selam çakıyor. (ç.n.)
[8] İgor Spasski (Игорь Спасский): Sovyet ve Rus denizaltı tasarımının efsanevi ismi. Rubin Tasarım Bürosu’nun başındaydı. Patruşev’in onu anması, teknolojik sürekliliğe ve Sovyet mirasının modern Rusya’daki meşruiyetine yapılan bir vurgudur. 2026 yılı, onun 100. doğum yılıdır (d. 1926). (ç.n.)
[9] Petro’nun sözü: Orijinal: «Надеясь на мир, не надлежит ослабевать в военном деле». “Barışa umut bağlayıp…” şeklinde motomot çevirmek yerine, 17. yüzyıl sonu/18. yüzyıl başı Osmanlı-Türk diplomatik diline yakın, hafif arkaik bir ton tercih ettik: “Huzura itimat edip askerlik işinde gevşeklik göstermek icap etmez.” (ç.n.)
Rusya
Rusya parlamentosu, Merkez Bankası ve Sberbank’a İHA yetkisi verdi

Rusya parlamentosunun üst kanadı; Merkez Bankası, bağlı kuruluşu Rosinkas, Sberbank ve Özel Posta İletişim Kuruluşu’na insansız araç saldırılarını engelleme yetkisi veren yasayı onayladı. Düzenleme, bu kurumların tesislerini insansız hava, su üstü ve su altı araçlarından gelebilecek saldırı veya saldırı tehdidine karşı korumayı amaçlıyor. Yasa tasarısı Ağustos 2025’te Devlet Duması’na sunulmuştu.
Rusya parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi, Rusya Merkez Bankası’na, Merkez Bankası’nın bağlı kuruluşu Rosinkas’a, Sberbank’a ve Özel Posta İletişim Kuruluşu’na (Spetssvyaz) insansız araçların faaliyetlerini durdurma ve saldırıları engelleme yetkisi veren yasayı onayladı.
Düzenleme, söz konusu kurumların insansız araçlarla gerçekleştirilen saldırılara karşı koyabilmesini öngörüyor.
Federasyon Konseyi Hukuk Dairesi’nin değerlendirme metninde, “Federal yasa, Rusya Merkez Bankası ve Rus Tahsilat Birliği’nin tesislerinin yanı sıra özel posta iletişim kuruluşunun ve Sberbank Rossii Halka Açık Anonim Şirketi’nin tesislerinin, insansız araçlarla gerçekleştirilen saldırılara veya saldırı tehdidine karşı korunmasını sağlamayı amaçlamaktadır” ifadelerine yer verildi.
Yasa, bu kuruluşlara insansız araçların kontrol sinyallerini bastırma yetkisi tanıyor.
Düzenleme ayrıca insansız hava araçlarının yanı sıra su üstü ve su altı dronlarının hasara uğratılmasına veya tamamen imha edilmesine de izin veriyor.
Rusya’da halen kurumsal güvenlik birimleri, Rusya Ulusal Muhafızları (Rosgvardiya), İçişleri Bakanlığı, Federal Güvenlik Servisi (FSB), Federal Koruma Servisi (FSO), Dış İstihbarat Servisi (SVR), Federal Ceza İnfaz Servisi (FSIN) ve Acil Durumlar Bakanlığı’na bağlı kurtarma askeri birliklerinin personeli insansız hava araçlarının faaliyetlerini durdurma yetkisine sahip bulunuyor.
Söz konusu yasa tasarısı Ağustos 2025’te Devlet Duması’na sunuldu.
Yasa tasarısının gerekçesinde, askeri operasyon sürecinde Rusya Merkez Bankası’na ait tesislerin korunmasının öncelik olarak değerlendirildiği belirtildi.
Gerekçede, yeni federal bölgelerde bulunan Merkez Bankası tesislerinin de bu kapsamda yer aldığı kaydedildi.
Belgede, “Yasa tasarısının kabul edilmesi, Rusya Federasyonu’na karşı insansız araçlar kullanılarak gerçekleştirilen sabotaj ve terör eylemlerindeki artışın arka planında, ilgili tesislerin korunması gerekliliğinden kaynaklanmaktadır” denildi.
Rusya’da St. Petersburg Ekonomi Forumu gününde İHA saldırısı
Yasa girişiminin yazarlarından biri olan Devlet Duması Finansal Piyasalar Komisyonu Başkanı Anatoliy Aksakov, yaptığı açıklamada, korunacak tesislerin yakınında İHA karşıtı savunma sistemlerinin konuşlandırılacağını söyledi.
Aksakov, personele silah da verileceğini belirtti.
Aksakov, koruma sisteminin nasıl işleyeceğine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Öncelikle ilgili tesislere yöneltilmesini ve saldırı düzenlenmesini zorlaştırmak için elektronik karıştırma uygulanacak. Yani çeşitli sinyaller bastırılacak. Bunun yanı sıra bu insansız araçları düşürmeye imkân veren sistemler de kullanılacak ve böylece ilgili tesisler korunacak.”
Aksakov, yasa tasarısının insansız araçlara karşı korunma faaliyetlerinin ilgili kuruluşların kendi bütçelerinden finanse edilmesini öngördüğünü de ifade etti.
Aksakov, “Ödemeyi kendileri yapacak. Eğer konu Merkez Bankası ise Merkez Bankası ödeme yapacak. Eğer konu Sber ise ödemeyi Sber yapacak” dedi.
Rusya
Rusya ile Ukrayna arasında insansız hava aracı yarışı

Rusya Başbakan Yardımcısı Denis Manturov, ülkedeki işletmelerin günde 15 binden fazla FPV dronu tedarik edecek kapasiteye ulaştığını açıkladı. Ukrayna tarafının üretim potansiyeli ise yıllık bazda Rusya için telaffuz edilen bu miktarın yaklaşık 1,5 katı düzeyinde bulunuyor.
Rusya’da savunma sanayisinden sorumlu Birinci Başbakan Yardımcısı Denis Manturov, ülkedeki yerli işletmelerin sadece FPV (First Person View/Birinci Şahıs Bakış Açılı) dron kategorisinde günde 15 binden fazla cihazı tedarik edebilecek kapasiteye ulaştığını açıkladı.
Kommersant gazetesine mülakat veren Manturov, üretim hacmindeki artışa dikkat çekerek, “Yerli işletmeler bugün sadece FPV dronlarında günde 15 bin adetten fazla teslimat sağlayabilecek durumdadır. Oysa 2023 yılında bu miktar ancak bir ayda üretilebiliyordu” ifadelerini kullandı.
Manturov, insansız hava araçlarının geliştirilmesi sürecinde yeni teknolojilerin devreye alındığını belirtti. Geliştiricilerin yapay zeka unsurları içeren teknolojileri ve parazit korumalı iletişim çözümlerini aktif olarak sistemlere entegre ettiğini kaydeden Manturov; kamikaze dronlar ile dolanan mühimmat alanlarının da şekillendiğini ifade etti.
Rusya Birinci Başbakan Yardımcısı, insansız sistemlerin üretimini ölçeklendirme, kalite seviyesini yükseltme ve nihai maliyetleri düşürme yönündeki çalışmaların kesintisiz sürdüğünü de sözlerine ekledi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önce yaptığı bir açıklamada askeri tedarik verilerine değinmişti. Putin, Nisan ayında yaptığı açıklamada, Rus birliklerinin 2024 yılında farklı tiplerde toplam 1,5 milyondan fazla insansız hava aracı teslim aldığını ve cephe hattına her gün yaklaşık 4 bin FPV dronu gönderildiğini beyan etmişti.
Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi tarafından paylaşılan veriler, iki ülkenin üretim kapasiteleri arasındaki farkı ortaya koyuyor.
Ukrayna savunma sanayisinin mevcut kapasitesi, 2026 yılı itibarıyla yılda 8 milyondan fazla FPV dronu üretilmesine imkan tanıyor. Ukrayna’da bu sınıftaki insansız hava araçlarının üretimiyle uğraşan 160’tan fazla şirket faaliyet gösteriyor.
Denis Manturov tarafından açıklanan günlük 15 bin adetlik kapasite referans alındığında, Rus işletmelerinin yıllık üretim potansiyeli yaklaşık 5,5 milyon cihaza tekabül ediyor.
Bu veriler ışığında, Ukrayna’nın beyan edilen yıllık üretim kapasitesi, Rusya Başbakan Yardımcısı Manturov’un işaret ettiği üretim seviyesini yaklaşık 1,5 kat geride bırakıyor.
Rusya
Rusya Merkez Bankası döviz alımlarını haziranda dört kat artıracak

Rusya Merkez Bankası’nın iç piyasadaki net döviz alımları haziranda günlük 1,18 milyar rubleden 5,28 milyar rubleye yükselecek. Artış, Rusya Maliye Bakanlığı’nın bütçe kuralı kapsamında döviz ve altın alımlarını günlük 9,9 milyar rubleye çıkarmasından kaynaklanıyor.
Rusya Maliye Bakanlığı’nın bütçe kuralı kapsamında döviz ve altın alımlarını artırmasıyla birlikte, Rusya Merkez Bankası’nın iç piyasadaki net döviz alımları haziran ayında dört kattan fazla yükselecek.
Bakanlığın açıklamasına göre haziran ayında bütçe kuralı çerçevesinde her gün 9,9 milyar ruble tutarında döviz ve altın alımı yapılacak.
Buna karşılık düzenleyici kurum günlük 4,62 milyar ruble tutarında döviz satışı gerçekleştirecek. Bu nedenle Merkez Bankası’nın iç piyasadaki net döviz alımları günlük 5,28 milyar ruble karşılığına ulaşacak. Bu rakam bir önceki ayda günlük 1,18 milyar ruble düzeyindeydi.
Maliye Bakanlığı, haziran ayında federal bütçenin ek petrol ve doğalgaz gelirlerinin 220,2 milyar ruble olacağını öngörüyor.
Bakanlığın açıklamasında, “Mayıs 2026 sonuçlarına göre fiilen elde edilen petrol ve doğalgaz gelirlerinin beklenen aylık hacimden sapması ile baz aylık petrol ve doğalgaz gelir hacmine ilişkin değerlendirmenin baz düzeyden sapmasının toplamı eksi 12,0 milyar ruble oldu” ifadelerine yer verildi.
Bakanlık gelecekteki işlemlere ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Bu çerçevede yabancı para ve altın alımına yönlendirilecek toplam kaynak hacmi 208,2 milyar ruble olacak. İşlemler 5 Haziran 2026 ile 6 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Buna göre günlük yabancı para ve altın alımı hacmi 9,9 milyar ruble karşılığına ulaşacak.”
Haziran ayında Maliye Bakanlığı’nın döviz ve altın alımlarının hacmi mayıs ayına kıyasla yaklaşık 1,7 kat artacak. Günlük alım tutarı 5,8 milyar rubleden 9,9 milyar rubleye çıkacak.
Rusya Merkez Bankası, bu işlemleri aynalarken aynı zamanda döviz satışı da yapacak. Bu satışlar, Ulusal Refah Fonu’ndan geçmiş dönemlerde gerçekleştirilen yatırımların piyasaya yansıtılmasını ifade ediyor.
Günlük satış hacmi 4,62 milyar ruble seviyesinde kalacak. Bu nedenle iç piyasadaki net döviz alımları günlük 1,18 milyar rubleden 5,28 milyar rubleye yükselecek.
Maliye Bakanlığı iki aylık aranın ardından alımlara dönmüştü
Rusya Maliye Bakanlığı mayıs ayında, iki aylık aradan sonra bütçe kuralı kapsamındaki döviz ve altın işlemlerine yeniden başlamıştı. Aynı dönemde bakanlık yaklaşık bir yıl aradan sonra ilk kez döviz ve altın alıcısı konumuna geçmişti.
Temmuz 2025 ile Şubat 2026 arasında bakanlık döviz ve altın satışı yapıyordu. Mart ve nisan aylarında ise işlemler tamamen durdurulmuştu.
Piyasa katılımcıları, Maliye Bakanlığı’nın döviz ve altın alımlarını artırabileceğini bekliyordu. Bununla birlikte tahminlerde daha güçlü bir artış öngörülüyordu.
T-Investments Başekonomisti Sofya Donets ile Sinara yatırım bankasının kıdemli ekonomisti Sergey Konıgin, bakanlığın günlük işlem hacminin 5,8 milyar rubleden 16 milyar rubleye çıkmasını bekliyordu.
Bu beklentilerin etkisiyle rublede değer kaybı başlamıştı. BKS Mir Investitsiy piyasa uzmanı Dmitriy Babin’in dikkat çektiği üzere, 2 Haziran’da Rus para birimi mayıs ortasından bu yana ilk kez yuan karşısında 10,8 ruble seviyesinin üzerine çıktı.
3 Haziran sabahındaki işlemlerde eğilim devam etti. Saat 10.30 itibarıyla yuan kuru, mayıs başından bu yana ilk kez 10,9 ruble seviyesine yaklaştı.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı











