Bizi Takip Edin

Diplomasi

Pakistan, İran arabuluculuğuna Çin’i dahil etti ve 5 maddelik planını açıkladı

Yayınlanma

Pakistan, Çin’i sürece dahil ederek ABD ile İran arasındaki arabuluculuk çabalarını güçlendirmeye çalışırken, İslamabad ve Pekin salı günü geç saatlerde Orta Doğu’da barışı yeniden tesis etmeyi amaçlayan beş maddelik bir girişim duyurdu.

Pakistan Dışişleri Bakanı Mohammad Ishaq Dar, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin daveti üzerine salı günü Çin’i ziyaret etti.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, X’te yaptığı açıklamada, “Batı Asya’daki gelişen durumla ilgili olarak, her iki taraf da barış, istikrar ve diyalog konusundaki ortak taahhütlerini vurguladı ve bölgesel barış ve istikrarı teşvik etmeyi amaçlayan Beş Maddelik Bir Girişim yayınladı” dedi. “Dışişleri Bakanı Wang Yi, bu konudaki Pakistan’ın yapıcı ve tutarlı diplomatik çabalarını takdir etti” diye ekledi.

Pazartesi günü duyurulan Dar’ın Çin ziyareti, Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarının pazar günü İslamabad’da bir araya gelerek İran’daki gerilimi azaltmanın yollarını tartışmalarından birkaç gün sonra gerçekleşti. Bakanlar ayrıca Washington ile Tahran arasında yapılandırılmış müzakereler için koşullar yaratma konusundaki kararlılıklarını dile getirdiler, ancak somut sonuçlara ulaşamadılar.

Salı günü Pakistan ve Çin tarafından açıklanan beş maddelik girişimde, çatışmaların derhal durdurulması, barış görüşmelerinin mümkün olan en kısa sürede başlatılması, askeri olmayan hedeflerin güvenliği, deniz yollarının güvenliği ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın üstünlüğü çağrısında bulunuldu.

İki ülke tarafından yayınlanan ortak açıklamada, “Çin ve Pakistan, çatışmaların derhal durdurulmasını ve çatışmanın yayılmasını önlemek için azami çaba gösterilmesini talep ediyor” denildi. Açıklamada, “Çin ve Pakistan, tarafları Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan gemilerin ve mürettebatın güvenliğini korumaya, sivil ve ticari gemilerin erken ve güvenli geçişine izin vermeye ve Boğaz’daki normal geçişi mümkün olan en kısa sürede yeniden sağlamaya çağırıyor” denildi.

Girişim, İslamabad’ın arabuluculuk çabalarının Pekin’in desteğine sahip olduğunu göstererek Çin’in Pakistan’a yardım etme tutumunu vurguladı. Bir hükümet yetkilisi salı günü Nikkei Asia’ya isminin açıklanmaması koşuluyla yaptığı açıklamada,“Çin’in [beş maddelik girişim] şeklinde verdiği destek, Pakistan’ın arabuluculuk çabalarına güç kattı,” dedi.

“Pakistan’ın arabuluculuk çabaları, Çin’in onayı olmadan başarılı olamaz; biz de bu onayı şimdi aldık,” diye ekledi yetkili.

Bazı uzmanlar arabuluculuk girişiminin meyve vereceğini sorgularken, diğerleri daha iyimser.

İslamabad merkezli bir düşünce kuruluşu olan Araştırma ve Güvenlik Çalışmaları Merkezi’nin (CRSS) yönetici direktörü Imtiaz Gul, Pekin’in İslamabad’ın çabalarını Çin’in ana endişesi olan Hürmüz Boğazı’ndan yüklerinin güvenli geçişini sağlamak için bir araç olarak gördüğünü belirterek, bu girişimi övdü.

Gul, “Pakistan’ın Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle şu anda sürdürdüğü diplomatik koordinasyon, Çin’in çıkarlarıyla uyumlu olan daha geniş bir bölgesel istikrarı destekleyebilir” dedi. Gul, “Pakistan Donanması, İran’ın rızasına bağlı olarak bazı güvenlik sorumluluklarını üstlenebilir. Bu, Pakistan’ın bölgesel istikrardaki rolünü daha da güçlendirecektir” diye ekledi.

Uzmanlara göre bu inisiyatif, Çin’in dış politikasındaki daha geniş bir eğilimi yansıtıyor; bu eğilimde Çin, çatışmadan kaçınıyor ve yüksek siyasi veya güvenlik riskleri almadan çıkarlarını korumayı tercih ediyor.

CRSS’den Gul, Çin’in ABD veya İsrail’e bölgede stratejik bir avantaj sağlayacak sonuçları destekleme olasılığının düşük olduğunu söyledi. “Çin nihayetinde pragmatik bir ülkedir ve daha geniş jeopolitik maliyet ne olursa olsun kendi çıkarlarını güvence altına almak için harekete geçecektir,” dedi.

Diplomasi

SpaceX, AB’nin kendi uydu planına karşı Ukrayna kartını öne sürdü

Yayınlanma

SpaceX, AB’nin uydu spektrumuna erişimi kısıtlama planını sert bir dille eleştirdi ve bu adımın Ukrayna’da bağlantı kalitesinin düşme riskini beraberinde getirdiğini savundu.

Avrupalı yetkililerle paylaşılan ve Financial Times (FT) tarafından incelenen bir belgede, SpaceX şunları söyledi:

“Bu öneri, Avrupalıların cihaza doğrudan uydu hizmetlerinden mahrum kalma olasılığını önemli ölçüde artırıyor ya da yeni Avrupa operasyonlarının, Ukrayna’dakiler gibi acil durum hizmetleri de dahil olmak üzere küresel parazit sorunlarına yol açma ihtimalini artırıyor.”

AB, mayıs ayında sunduğu öneride, akıllı telefonların uydulara doğrudan bağlanmasını sağlayan spektrum bandının bir kısmı Avrupalı operatörler için ayrılmasını ve böylece ABD’li ve Çinli operatörlerin kullanabileceği frekansların sınırlandırılmasını tavsiye etmişti.

Şu anda, söz konusu 2 GHz frekans bandı, Viasat ve EchoStar adlı iki Amerikan şirketi tarafından kullanılıyor.

SpaceX, AB planının “iktisadi, teknik ve düzenleyici gerçekliklerin üzerinde bir operatörün kuruluş ülkesine” öncelik verdiğini savundu.

Teklifin açıklandığı sırada, AB’nin teknoloji sorumlusu Henna Virkkunen, bloğun “bu sektördeki Avrupa kapasitesini artırmak” istediğini fakat frekans bandının diğer kısımlarında uluslararası operatörlere açık kalacağını belirterek Avrupa’ya öncelik verilmesini savunmuştu.

Planla ilgili müzakerelere katılan diğer kişiler, bazı AB yetkililerinin Elon Musk’ın Starlink platformunu kasıtlı olarak sınırlamak istediğini söyledi.

Avrupa’nın önerisi, Washington’dan gelen bir uyarı atışının ardından geldi. Mart ayında, ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC), AB’nin Starlink gibi seçenekler yerine Avrupalı uydu operatörlerine öncelik vermesi halinde misilleme yapacağı uyarısında bulunmuştu.

FCC Başkanı Brendan Carr, o dönemde FT’ye verdiği demeçte, “Avrupa’nın uydu egemenliği konusundaki bazı tartışmalar bizi endişelendiriyor. Avrupa bu yolda ilerleyecekse, biliyorsunuz ki biz de karşılıklı önlemler almak zorunda kalacağız,” dedi.

Avrupa Komisyonu’nun önerisi, AB ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu ile henüz müzakere edilmedi.

SpaceX’e yakın bir kaynak, şirketler ve bazı Avrupa hükümetleri tarafından dile getirilen endişeler göz önüne alındığında, sürecin gidişatını etkilemeyi hâlâ umduklarını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD ve Kiev iki aşamalı barış planını görüşüyor

Yayınlanma

Ukrayna yönetimi ile ABD Başkanı Donald Trump’ın ekibi, Rusya ile yaşanan ihtilafın çözümü için günlük düzeyde temas yürütüyor. The Economist dergisinin aktardığı plan, çatışma bölgesinin sınırlandırılmasını ve ardından kapsamlı bir barış anlaşmasının yapılmasını öngörüyor.

Ukrayna makamları ile ABD Başkanı Donald Trump’ın ekibi, Rusya ile yaşanan ihtilafın çözümüne yönelik günlük temaslarını sürdürüyor.

The Economist dergisinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Washington ve Kiev yönetimleri iki aşamalı bir çözüm planını müzakere ediyor.

Söz konusu öneriler arasında ilk aşamada cephe hattının her iki tarafında 50 ila 70 kilometrelik bir alanda çatışmaların sınırlandırılması, ikinci aşamada ise daha kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalanması yer alıyor.

Buna karşın üst düzey bir Ukraynalı yetkili, dergiye yaptığı açıklamada, Rusya’nın ekim ayından önce herhangi bir taviz vermesinin pek olası görünmediğini ifade etti.

Haberde, olası bir barış anlaşmasının önündeki engellerin oldukça ciddi olmaya devam ettiği vurgulandı.

Ancak Beyaz Saray’a yakın kaynaklar, Trump’ın konuya yaklaşımında değişimler yaşandığını belirterek bu savşaın kendisi için insani açıdan daha anlaşılır hale geldiğini kaydediyor.

Trump, 16 Haziran tarihindeki G7 Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, Ukrayna’daki ihtilafın çözümü için kendi payına düşen her şeyi yapma niyetinde olduğunu dile getirmişti.

Trump, “Sekiz savaşı çözüme kavuşturdum. Bunun çözülmesinin en kolayı olacağını düşünmüştüm. Evet, elimden gelen her şeyi yapacağım” şeklinde konuşmuştu.

Moskova ve Kiev’den arabuluculuk rolüne temkinli yaklaşım

Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD’ye Rusya-Ukrayna savaşının çözümünde bir arabuluculuk rolü biçilmesini basitleştirilmiş bir yaklaşım olarak nitelendirdi.

Zaharova, ABD’li özel temsilcilerin şu anda öncelikle Ortadoğu bölgesinde görevlendirildiğini vurguladı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Ukrayna meselesinin çözümü konusunda Washington ile yürütülen diyaloğun bir kısır döngü içinde ilerlediği görüşünü paylaştı.

Ukrayna basınına konuşan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi kaynakları da Kiev’in, ABD’nin müzakere sürecindeki arabulucu rolüne temkinli yaklaştığını aktardı.

Bu gelişmelere rağmen Moskova ve Washington, ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile başkanın damadı Jared Kushner’ın Rusya’ya gerçekleştireceği ziyaret konusunda mutabık kaldı.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, G7 Zirvesi’ndeki konuşmasında kış başlamadan önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme arzusu taşıdığını belirtmişti.

Kremlin yetkilileri ise Zelenskiy’e, “sorumlu ve ciddi şekilde konuşmaya hazır olması halinde” görüşme için Moskova’ya davetli olduğunu hatırlatmıştı. Putin, mevcut koşullarda Zelenskiy ile bir araya gelmenin bir anlamı olmadığını ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Sigorta sektörü için bağımsız savaş komisyonu kurulabilir

Yayınlanma

Dünyanın önde gelen sigorta şirketleri, büyük güçler arasındaki gerilimlerin artmasıyla birlikte “savaş” kavramının sigorta poliçelerinde nasıl tanımlanması gerektiğini yeniden değerlendiriyor. Financial Times’ın haberine göre, özellikle denizcilik ve havacılık sigortalarında kullanılan mevcut istisna hükümlerinin kapsamı yeniden ele alınıyor.

Financial Times’ın (FT) haberine göre, küresel sigorta sektörü, büyük güçler arasında doğrudan bir çatışma ihtimaline ilişkin risklerin artmasıyla birlikte “savaş” kavramına daha net bir tanım getirmeye çalışıyor.

İngiliz sigorta şirketi Lloyd’s bünyesindeki uzmanlar, denizcilik ve havacılık sigortalarında standart hükümler arasında yer alan “beş güç istisnası”nda değişiklik yapılması ihtimalini değerlendiriyor.

Söz konusu hüküm, ABD, Birleşik Krallık, Fransa, Çin veya Rusya arasında savaş çıkması halinde sigorta teminatının geçersiz hale gelmesini öngörüyor.

Lloyd’s, bu ülkeler arasında yaşanabilecek bir çatışmanın sonuçlarının son derece yıkıcı olacağını ve şirketlerin çok büyük zararlarla karşı karşıya kalabileceğini öngörüyor.

Ülkeler arasındaki gerilimin artması, “düşmanca eylemler” ile “savaş eylemleri” arasındaki sınırın daha net çizilmesine yönelik yeni girişimleri de beraberinde getirdi.

Sigorta brokeri Marcus Baker, FT’ye yaptığı açıklamada, “Beş güçten ikisinin dahil olduğu bir olayla karşı karşıya kalmaya tehlikeli derecede yakınız” dedi.

Baker, piyasa aktörlerinin “neyin büyük ve ciddi bir olay, neyin olmadığı konusunda daha fazla açıklığa ihtiyaç duyduğunu” ifade etti.

Habere göre Lloyd’s Market Association (LMA), savaş istisnasının uygulanmayacağı çeşitli senaryolar önerdi.

Gazeteye konuşan bir kaynak, bunlar arasında siber saldırılar, insansız hava araçları ve denizaltı sabotaj operasyonlarından kaynaklanan risklerin yer aldığını söyledi.

Ancak LMA’nın, sigortacıların kendi takdirleriyle uygulamaktan vazgeçebileceği bu düzenlemeyi yayımlayıp yayımlamama konusunda henüz karar vermediği belirtildi.

LMA Hukuk ve Düzenleme İşleri Direktörü Arabella Ramage, kuruluşun söz konusu istisnaya ilişkin “daha net açıklamalar” getirecek yeni bir hüküm eklemeyi planladığını söyledi.

Bağımsız komisyon önerisi gündemde

Değerlendirilen değişikliklerden biri de, belirli bir çatışmanın sigorta ödemeleri açısından resmen savaş sayılıp sayılamayacağına karar verecek bağımsız bir komisyon kurulması.

Bununla birlikte bazı hukukçular, böyle bir komisyonun vereceği kararların yargı yetkisi açısından sorun yaratabileceği görüşünde.

Hukuk firması Covington’da görev yapan avukat Marty Myers, “Londra’daki bir komisyonun bir eylemin savaş olmadığı yönündeki kararı, ABD mahkemelerinde hiçbir işe yaramayabilir” dedi.

Öte yandan Danimarka hükümeti geçen yıl mayıs ayında, ülkenin ticaret filosunun hem üçüncü ülkeler arasındaki savaşlara hem de Danimarka’nın doğrudan taraf olduğu çatışmalara karşı sigortalanmasına imkan tanıyacak bir yasa tasarısı sunmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English