Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Körfez monarşilerinin hava kuvvetlerinde İsrail imzası

Yayınlanma

İsrail ile resmi diplomatik ilişkisi bulunmayan Katar ve Suudi Arabistan’ın, hava kuvvetleri için yüz milyonlarca dolarlık İsrail yapımı gelişmiş savunma sistemi satın aldığı bildirildi. Haaretz gazetesinin çeşitli belge ve fotoğraflara dayandırdığı haberde, Katar kraliyet ailesine ait uçakların da İsrail üretimi füze savunma sistemleriyle korunduğu aktarıldı.

İsrail ile resmi diplomatik ilişkisi bulunmayan Katar ve Suudi Arabistan’ın, askeri hava kuvvetleri için yüz milyonlarca dolarlık İsrail yapımı gelişmiş savunma teknolojileri satın aldığı belirtildi. Haaretz gazetesinin belgeler ve fotoğraflara dayandırdığı haberinde, Katar kraliyet ailesine ait uçakların da İsrail üretimi füze savunma sistemleriyle korunduğu ifade edildi.

Habere göre İsrail; Katar ve Suudi Arabistan’a, Katar kraliyet ailesinin korunmasına yönelik gelişmiş füze savunma mekanizmalarının yanı sıra modern savaş uçakları için kritik bileşenleri de içeren ileri teknoloji askeri ekipman satışı gerçekleştirdi. Ülkenin önde gelen savunma sanayisi şirketleri Elbit Systems ve Israel Aerospace Industries (IAI) firmalarının, Suudi Arabistan ve Katar’a yüz milyonlarca şekel değerinde füze savunma sistemi ile gelişmiş F-15 savaş uçakları için özel askeri kasklar tedarik ettiği bildirildi.

Söz konusu askeri ticaretin, her iki Körfez monarşisinin de Tel Aviv ile ilişkileri normalleştiren İbrahim Anlaşmaları’na katılmaktan kaçınmasına ve İsrail ile hiçbir resmi diplomatik bağ kurmamış olmasına rağmen gizlilikle yürütüldüğü kaydedildi.

Katar Emirinin uçağındaki İsrail teknolojisi

Haaretz gazetesinin aktardığı ayrıntılara göre, Katar Emiri Temim bin Hamed es-Sani geçen yıl İran’a resmi ziyarette bulunduğunda, özel jeti İsrail merkezli Elbit Systems tarafından geliştirilen bir hava savunma sistemiyle korunuyordu. Katar Emirinin Mart 2024 tarihinde Cezayir’e iniş yaptığı sırada çekilen fotoğraflarda da uçağın gövde altına yerleştirilmiş olan Elbit savunma sisteminin yer aldığı görüldü.

Katar kraliyet filosunda, iki adet Boeing 747 ve bir adet Airbus A340-500 dahil olmak üzere toplam 11 uçak yer alıyor. Bu uçakların tamamının, Elbit’in İsrail’de “Magen Rakia” (Gök Kalkanı) adıyla bilinen ticari C-MUSIC sistemiyle donatıldığı aktarıldı.

C-MUSIC sisteminin, uçağa yönelecek ısı güdümlü bir karadan havaya füzenin fırlatıldığını anında tespit ettiği ve füzenin uçağa kilitlenmesini engelleyen özel bir kızılötesi ışın yaydığı belirtiliyor. Bu sistemin, özellikle omuzdan atılan füzelere (MANPADS) karşı koruma sağladığı biliniyor.

Katar ile yapılan bu hava savunma anlaşmasının net maliyeti tam olarak açıklanmadı. Ancak Avrupa ülkeleri ve NATO ile geçmişte yapılan benzer sözleşmeler referans alındığında, bu sevkiyatın toplam bedelinin 200 milyon doları aştığı tahmin ediliyor.

F-15 savaş uçaklarında İsrail üretimi parçalar

Elbit ve diğer İsrailli savunma firmalarının, sadece kraliyet ailesini korumakla kalmayıp aynı zamanda Katar’ın ABD’den satın aldığı F-15 savaş uçaklarının kritik parçalarını da ürettiği kaydedildi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ile havacılık şirketi Boeing arasında imzalanan sözleşmelerin, İsrailli şirketlere Katar F-15 uçakları için gelişmiş parça ve alt sistemler sağlamak üzere 150 milyon ila 250 milyon dolar arasında değişen taşeronluk ihaleleri verildiğini gösterdiği aktarıldı. Bu ihaleleri alan şirketler arasında Elbit’in ABD iştiraki Elbit America, Cyclone firması ve küresel savunma şirketi RTX ile ortak girişim olan Collins Elbit Vision Systems yer alıyor.

İsrailli silah üreticilerinin Doha yönetimine tedarik ettiği ürünlerin başında, uçuş ve hedef verilerini doğrudan pilotun gözünün önündeki kask siperliğine yansıtan gelişmiş JHMCS kask sistemleri geliyor. Elbit firmasının ayrıca Katar F-15 pilotları için AN/AVS-9 gece görüş gözlükleri de sağladığı bildirildi.

Katar’ın F-15 modernizasyon programı kapsamında ekipman tedarik eden diğer İsrail merkezli şirketler arasında Israel Aerospace Industries, TAT Technologies ve Beth-El Industries firmalarının da yer aldığı belirtildi.

Benzer sistemler Suudi Arabistan’a da gönderildi

ABD Dışişleri Bakanlığı belgeleri ve askeri arşiv fotoğrafları, benzer bir sevkiyatın Suudi Arabistan’a da yapıldığını gösteriyor.

Belgelere göre Riyad yönetimi, kendi hava kuvvetleri envanterindeki F-15 savaş uçaklarında kullanılmak üzere İsrailli firmalar tarafından üretilen 462 adet gelişmiş JHMCS muharebe kaskı ve yine aynı sayıda AN/AVS-9 gece görüş gözlüğü teslim aldı.

Ortadoğu

İsrail-Lübnan anlaşmasının gizli güvenlik eki ortaya çıktı

Yayınlanma

Times of Israel gazetesi, ABD arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan arasında geçen hafta imzalanan çerçeve anlaşmasına ait olduğu belirtilen gizli bir güvenlik ekinin ayrıntılarını yayımladı. Habere göre ek metin, İsrail ordusuna Güney Lübnan’daki güvenlik bölgesinde belirli koşullar altında operasyon düzenleme imkânı tanıyor.

İsrail basınına göre, ABD arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan arasında geçen hafta imzalanan çerçeve anlaşmasına ait gizli bir güvenlik eki bulunuyor.

The Times of Israel’in üst düzey bir İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberine göre söz konusu ek, İsrail ordusunun Güney Lübnan’daki güvenlik bölgesinde ortaya çıkabilecek tehditlere karşı askeri harekât düzenleme serbestisini güvence altına alıyor.

Haberde, Washington’da varılan uzlaşmanın gizli eki sayesinde İsrail ordusunun bölgeden otomatik olarak çekilmeyeceğinin de kayıt altına alındığı belirtildi.

Aynı yetkili, Tel Aviv yönetiminin İran’ın olası girişimlerinin anlaşmayı sekteye uğratabileceği ihtimaline karşı temkinli davrandığını ifade etti. Bu açıklama, İsrail’in Kanal 12 televizyonunun daha önce yayımladığı haberi de doğrular nitelikte aktarıldı.

The Times of Israel’in haberine göre ana anlaşma metninde atıfta bulunulan güvenlik eki, Lübnan hükümetinin talebi üzerine kamuoyuna açıklanmadı.

Sızdırıldığı belirtilen bilgilere göre ek metnin dördüncü maddesi, İsrail ordusunun güvenlik bölgesi sınırları içinde aniden ortaya çıkan tehditlere karşı askeri operasyon düzenleme yetkisini korumasını öngörüyor.

Habere göre bu hüküm, ABD ile İran arasında yürütülen görüşmelerin İsrail’in Hizbullah’tan gelebilecek tehditlere müdahale kapasitesini sınırlandırabileceği yönündeki kaygılar nedeniyle Tel Aviv’in öncelikleri arasında yer alıyordu.

Aynı maddede, İsrail askerlerinin çekilme sürecinin otomatik ya da önceden belirlenmiş sabit bir takvime bağlanmayacağı konusunda İsrail ile Lübnan’ın uzlaştığı belirtiliyor.

Buna göre askeri yeniden konuşlanma, sahadaki güvenlik koşullarına bağlı olacak. Ana anlaşma metninde de çekilme sürecinin tarafların yükümlülüklerini yerine getirme düzeyine bağlı olduğu ifade ediliyor.

Haberde ayrıca cumartesi günü kamuoyuna açıklanan iki pilot çekilme bölgesinin öngörülebilir gelecekte bu kapsamda değerlendirilecek tek alanlar olacağı, uygulamanın kısa vadede genişletilmesine yönelik bir plan bulunmadığı kaydedildi.

İsrail ordusunun mevcut değerlendirmelerine göre Lübnan ordusunun gerekli eğitim ve güvenlik taramalarını tamamlamasının ardından başlangıçta belirlenen iki pilot bölgeye konuşlanması birkaç hafta sürebilir.

Bu süreçte Lübnan ordusunun söz konusu bölgelerde güvenlik sorumluluğunu devralması öngörülüyor.

Habere göre İsrailli yetkililer, İran’ın Washington ile yürüttüğü paralel diplomatik temaslar aracılığıyla süreci olumsuz etkileyebileceğinden endişe ediyor.

Aynı kaynaklar, Tahran’ın daha kapsamlı bir ABD-İran uzlaşmasının parçası olarak Washington’dan İsrail’in Güney Lübnan’dan tamamen ve koşulsuz çekilmesini talep etmesini olası bir risk olarak değerlendirdiğini aktardı.

Anlaşmaya Hizbullah’tan ret

İsrail ile Lübnan arasında varılan çerçeve anlaşması, pilot uygulama kapsamında Lübnan ordusunun halen İsrail’in kontrolündeki bazı küçük alanların denetimini devralmasını ve Hizbullah’ın kademeli biçimde silahsızlandırılmasını hedefleyen bir süreci içeriyor.

Hizbullah anlaşmayı reddettiğini açıklarken, İsrail de örgüte yönelik askeri operasyonlarını sürdüreceğini duyurdu.

İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Eyal Zamir, pazar günü yaptığı açıklamada anlaşmayı “tarihi ve önemli” sözleriyle nitelendirdi ve sahadaki askeri başarıların bu mutabakata zemin hazırladığını söyledi.

İsrail ordusunun basın biriminin aktardığına göre Zamir, “Anlaşmanın şartlarına sadık kalacağız ve başarılı olması için çalışacağız. Ancak asıl sınav, her iki tarafın da sahada sergileyeceği eylemler olacak; önümüzdeki dönem geleceğin nasıl şekilleneceğini belirleyecek” ifadelerini kullandı.

Hizbullah Milletvekili Hasan Fadlallah ise örgütün reddettiği anlaşmanın Lübnan’da “iç çatışmaya” yol açabileceği uyarısında bulundu ve metnin sahada uygulanmasının mümkün olmadığını söyledi.

Fadlallah’ın açıklaması, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde Lübnan devletinin çerçeve anlaşmasının uygulanmasına ilişkin “tüm sorumluluklarını üstleneceğini” ifade etmesinden bir gün sonra geldi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

ABD ve İran teknik müzakerelere devam edecek

Yayınlanma

ABD ve İran’ın, gerçekleştirdikleri karşılıklı askeri misillemelerin ardından mutabakat muhtırasının tüm maddeleri üzerindeki teknik müzakereleri sürdüreceği bildirildi. Tarafların askeri eylemlerden kaçınma ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerinin güvenliğini sağlama konusunda anlaştığı belirtiliyor.

ABD ve İran’ın, karşılıklı askeri saldırıların ardından mutabakat muhtırasının tüm maddeleri üzerindeki teknik müzakereleri sürdüreceği bildirildi. Reuters haber ajansı ve The Hill gazetesinin Amerikalı bir yetkiliye dayandırdığı bilgilere göre, taraflar diplomatik kanalları açık tutma kararı aldı.

İlgili yetkili, sürece dair yaptığı açıklamada, “Her iki taraf da şimdilik aktif askeri eylemlerden kaçınacak ve gemiler Hürmüz Boğazı’nda serbestçe hareket edebilecek” ifadelerini kullandı.

Daha önce Axios portalında yayımlanan haberde, Washington ve Tahran yönetimlerinin karşılıklı saldırıları durdurma konusunda uzlaştığı ve 30 Haziran Salı günü Katar’ın başkenti Doha’da bir araya geleceği aktarılmıştı.

Söz konusu haberde yer alan bilgilere göre, başlangıçta aynı gün İsviçre’de İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin gerçekleştirilmesi planlanıyordu.

Ancak son dönemde yaşanan askeri hareketlilik ve yeni karşılıklı saldırlar nedeniyle toplantının yeri değiştirilerek Doha’ya alındı.

Bu gelişmeyle birlikte müzakere gündeminin de Hürmüz Boğazı ve çevresindeki güvenlik durumuna kaydırıldığı belirtildi.

Amerikan televizyon kanalı CNN’e konuşan üst düzey bir yetkili ise barış muhtırasına yönelik teknik müzakerelerin iptal edilmediğini ve planlandığı şekilde önümüzdeki günlerde gerçekleştirileceğini ifade etti.

Yetkili, taraflar arasındaki “çatışmayı önleme kanallarının olağan seyrinde faaliyet gösterdiğini” kaydetti.

Karşılıklı saldırıların ardından değerlendirmelerde bulunan ABD Başkanı Donald Trump ise askeri harekatın yeniden tam kapsamlı hale gelmesi durumunda İran’ın varlığının tehlikeye gireceğini ifade etti.

Trump, konuya ilişkin açıklamasında, “Daha fazla mantıklı davranamayacağımız ve yarım kalan işi askeri yöntemlerle bitirmek mecburiyetinde kalacağımız bir an gelebilir” uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Hizbullah, İsrail ordusuna bağlı Golani Tugayı’nın manga komutanını öldürdü

Yayınlanma

Lübnan ile İsrail arasında Washington’da imzalanan tartışmalı anlaşmanın üzerinden 48 saat geçmeden sınır hattında düzenlenen pusu operasyonunda Golani Tugayı’na bağlı bir manga komutanı öldürüldü. İsrail ordusu Deyr Siryan köyünde bir subayının öldüğünü doğrularken, Hizbullah lideri Naim Kasım söz konusu anlaşmayı hükümsüz ilan ettiklerini açıkladı.

Lübnan ile İsrail arasında Washington’da imzalanan ve Hizbullah tarafından hükümsüz ilan edilen tartışmalı anlaşmanın üzerinden 48 saat geçmeden, sınır bölgesinde düzenlenen pusu operasyonunda İsrail ordusunun en seçkin birliklerinden Golani Tugayı’na bağlı bir manga komutanı öldürüldü.

Tel Aviv yönetimi, bir Hizbullah direnişçisinin İsrail ordusunun seçkin Golani Tugayı’nın 12. Taburuna bağlı bir manganın komutanını gece saatlerinde öldürdüğünü doğruladı. Aktarılan bilgilere göre, Yüzbaşı David Hazut ve beraberindeki askerler, İsrail ordusunun haftalardır Hizbullah unsurlarından temizlemeye çalıştığı ve “güvenlik bölgesi” olarak adlandırdığı hat içinde yer alan Deyr Siryan köyündeki bir binaya giriş yaptı. İsrail ordusu tarafından yürütülen soruşturmaya göre, pazar günü sabaha karşı saat 02.00 sularında askerlerin binaya girdiği esnada bir direnişçi işgal güçlerini hedef aldı. Saldırıda Yüzbaşı Hazut hayatını kaybederken, bir asker de hafif şekilde yaralandı.

Askeri kaynaklar, saldırıyı düzenleyen kişiyi yakalamak amacıyla bölgede geniş çaplı bir arama operasyonu başlatıldığını ve Tel Aviv’in çevre alanlardaki Hizbullah mevzilerini yoğun ateş altına aldığını bildirdi. İsrail Ordu Radyosu muhabiri Doron Kadosh gelişmeyi, “Silahlı kişinin binanın merdiven boşluğunda İsrail birliğini beklediği ve askerlere çok yakın mesafeden ateş açtığı anlaşılıyor. Eylemi gerçekleştiren kişi olay yerinden kaçmayı başardı ve bölgede takibi hâlâ devam ediyor” ifadeleriyle aktardı.

İsrail saldırılarını sürdürüyor

İsrail ordusunun bu açıklaması, Tel Aviv’in Lübnan’daki ateşkesi ihlal eden saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde yapıldı. Bir İsrail savaş uçağı pazar sabahı Deyr Siryan kasabası yakınlarındaki hedefleri vurdu. İsrail güçleri ayrıca Nebatiye el-Fevka’ya insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlerken, Hasbaya ilçesine bağlı Şebaa ve Şuaya kasabalarının yakın çevresine de misket bombalı topçu atışları gerçekleştirdi.

Bu sırada Lübnan Meclis Başkanı ve Hizbullah’ın müttefiki olan Emel Hareketi’nin lideri Nebih Berri, pazar günü İranlı mevkidaşı Muhammed Bakır Galibaf ile Lübnan’daki son gelişmeleri ele alan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

“Bu anlaşma hükümsüzdür”

Hizbullah’ın pazar sabahı erken saatlerde düzenlediği operasyon, Lübnan hükümetinin doğrudan müzakerelerin ardından ABD’nin arabuluculuğunda İsrail ile tartışmalı bir anlaşmaya imza atmasından iki gün sonra gerçekleşti. Yürütülen müzakere süreci ve Lübnan’ın İsrail’i resmen tanıması anlamına gelen bu metin, Lübnan yasalarının ihlali olarak değerlendiriliyor.

Hizbullah lideri Naim Kasım cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma hükümsüzdür” ifadelerini kullanarak örgütün işgali yenilgiye uğratmak adına sahada bir direniş hareketi olarak varlığını sürdüreceğini vurguladı ve “Sahayı terk etmedik” dedi.

Söz konusu anlaşma, Lübnan’ı, krizin başından beri tam bir ateşkes ve İsrail’in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesini şart koşan İran’dan koparma girişimi olarak yorumlanıyor. Bahsi geçen şartlar, bu ayın başında İran ile ABD arasında varılan Mutabakat Zaptı’nın resmi metninin ilk maddesinde de yer alıyordu.

Lübnan ordusuna İsrail onayı şartı

Washington’da 26 Haziran’da imzalanan ABD-Lübnan-İsrail anlaşması, işgal güçlerinin bölgeden çekilmesinden önce Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını ön koşul olarak sunuyor. Anlaşma ayrıca, İsrail ile Lübnan arasında daha önce yapılan doğrudan görüşmelerdeki bazı unsurları temel alıyor. Bunların başında, Lübnan Silahlı Kuvvetleri’nin devlet dışı silahlı grupları tasfiye etmek amacıyla konuşlandırılacağı pilot bölgelerin kurulması geliyor.

Metnin 3. maddesinde yer alan, “Belirlenen iki başlangıç bölgesi İsrail ordusu ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri tarafından onaylanmıştır; gelecekteki pilot bölgeler de karşılıklı rıza ile belirlenecektir” ifadesi, fiilen Lübnan ordusunu kendi topraklarında nereye konuşlanacağı konusunda İsrail’den izin almaya mecbur bırakıyor.

Anlaşma aynı zamanda, bu yılın mart ayı başından beri binlerce Lübnan vatandaşının ölümüne yol açan ve bir milyondan fazla insanı yerinden eden İsrail’e karşı Beyrut yönetiminin uluslararası hukuki yollara başvurmasını engelliyor. Bu kısıtlama, anlaşmanın 13. maddesinde yer alan “uluslararası siyasi veya hukuki platformlarda tüm hasmane ya da olumsuz eylemlerin durdurulması” şartıyla garanti altına alınıyor.

İsrail, güney Lübnan’daki saldırılarında beyaz fosfor da dahil olmak üzere çevreye kalıcı zararlar veren zehirli kimyasalları kullanmıştı. Ayrıca on binlerce sivil konutu yerle bir eden Tel Aviv, yüz binlerce Lübnan vatandaşının sınır köylerine geri dönmesine izin verilmeyeceğini de ilan etmişti.

Tüm bunlara rağmen anlaşmanın giriş bölümünde, “İsrail Hükümeti ve Lübnan Hükümeti… kalıcı barış ve güvenliğe ulaşma yönündeki ortak hedeflerini teyit eder… İki ülke, aralarındaki çatışmayı sona erdirme, her iki ülkenin egemenliğini ve güvenliğini sağlama ve iki ülke arasında barışçıl komşuluk ilişkileri tesis etme hedeflerini ilan eder” ifadelerine yer verildi.

Hizbullah, Emel Hareketi ve Lübnan kamuoyunun kesimleri, içeriği ortaya çıkan bu anlaşmayı kesin bir dille reddediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English