Diplomasi
AB, Çin’e karşı daha sert bir yaklaşım peşinde

Perşembe günü Brüksel’de bir araya gelecek AB liderleri, haksız ticaret uygulamaları iddiasıyla Çin’e karşı daha çatışmacı bir tutum talep ediyor.
AB Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič, pazartesi günü AB dışişleri bakanları toplantısının ardından, “Çin ile ticari ilişkilerimiz, bir yeniden düzenleme gerektiren bir noktaya ulaştı; bu bir çatışma değil, yeniden dengeleme. Mevcut durum sürdürülebilir değil, ne iktisadi ne de siyasi açıdan,” dedi.
Šefčovič, geçen yıl 360 milyar avroya ulaşan ve büyümeye devam eden ikili mal ticaret açığına atıfta bulunuyordu.
AB’nin en büyük ekonomisi ve uzun süredir ihracat gücü olan Almanya, Çin ile ticaret açığına düşen en son AB ülkesi oldu.
Bir AB diplomatı Brüksel’deki tartışmaya ilişkin olarak POLITICO’ya verdiği demeçte şunları söyledi:
“İvme, daha iddialı bir tutum sergileme yönünde kayıyor. Fakat bu tür konularda ayrıntılar her zaman çok önemlidir. Avrupa Konseyi’nde izlenecek yol konusunda anlaşsak bile, mesele bu yetkiyi nasıl hayata geçireceğimize gelir ve işte burada işler karmaşıklaşıyor.”
Çin’in kapasite fazlasına ilişkin endişeler artarken, Komisyon ticaret soruşturmaları başlattı, yeni savunma araçları önerdi ve piyasa bozulmalarını gidermesi için Pekin üzerindeki baskıyı artırdı.
Çin de aynı şekilde karşılık veriyor ve yabancı rakiplerini pazarından dışlamak için önlemler alıyor.
Yine de AB, ticaret “bazukası” olarak adlandırılan Zorlama Karşıtı Araç’ı (ACI) devreye sokmak gibi tam anlamıyla bir çatışmaya girmeyecek.
Popülerliği düşük hükümetler, zaten sarsılmış ekonomilerini tehlikeye atmaktan ve hayal kırıklığına uğramış seçmenleri daha da kızdırmaktan çekiniyor.
Bir başka AB diplomatı, “O kadar kırılgan durumdayız ki bu araçları kullanmak zor. Biri tüm endüstriyel üretiminizi durdurabiliyorsa, ACI’yi nasıl kullanabilirsiniz?” diye sordu.
Şu an için Komisyon, iki yönlü bir strateji izliyor: Pekin ile diyaloğu yoğunlaştırırken, gerekirse harekete geçmeye hazır olduğunu da ima ediyor.
Bu ayın başlarında Çin Ticaret Bakan Yardımcısı Ling Ji, haziran sonunda Ticaret Bakanı Wang Wentao ile Šefčovič arasında yapılacak toplantının zeminini hazırlamak üzere Brüksel’e gitti.
Görüşmelerin nasıl geçtiğine aşina bir kaynağa göre, toplantı birkaç saat sürdü ve kolay geçmedi.
Ling, DG TRADE’deki muadili Ditte Juul Jørgensen’e AB’nin bir ticaret savaşı başlatmak isteyip istemediğini sorarak doğrudan bir soru yöneltti.
Kaynağın aktardığına göre, kısa süre önce ticaret departmanının başına geçen Juul Jørgensen, Ling’e bunun Avrupa’nın niyeti olmadığını garanti etti. Komisyon ise yorum yapmaktan kaçındı.
Perşembe günü yapılacak Avrupa Konseyi toplantısı, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in mayıs ayı sonunda bir strateji toplantısı düzenlemesinin ardından liderlere durumu değerlendirmek için ilk fırsatı sunuyor.
Herhangi bir karar alınması beklenmese de, Brüksel’de akşam yemeği sırasında yapılacak tartışma, liderlerin daha sert önlemler alma konusundaki istekliliğini ölçmek açısından kritik bir sınav olacak.
Seçeneklerden biri, kimya ve takım tezgahları gibi Çin rekabetinden en çok etkilenen sektörler için “koruyucu önlemler” olarak bilinen ithalat kotalarının daha geniş çapta kullanılması.
Bir diğer seçenek ise, hassas sektörlerdeki şirketlerin hammadde tedarikini en az üç uluslararası tedarikçiden sağlamasını zorunlu kılacak yeni bir “çeşitlendirme aracı.”
Üçüncü ve daha agresif bir seçenek ise, Çin’e kapsamlı gümrük vergileri uygulayacak bir kapasite fazlası önleme aracı olabilir.
AB, bu tür önlemlerin Dünya Ticaret Örgütü kurallarıyla bağdaşmasının zor olacağı gerekçesiyle şimdiye kadar buna direndi.
AB’nin diplomatik birimi olan Avrupa Dış Eylem Servisi’nin eski Asya-Pasifik genel müdürü Gunnar Wiegand, “Uyum düzeyi giderek artıyor,” dedi.
Şu anda Alman Marshall Fonu’nda misafir seçkin araştırmacı olarak görev yapan Wiegand’a göre Avrupa’daki tüm hükümetler için artık açık hale gelen şey, “Avrupa’nın endüstriyel tabanının tehlikede olduğu.”
Fransa, İtalya, Hollanda, Litvanya ve en son olarak Polonya, haksız ticaret uygulamaları sergileyen ortaklara karşı AB’yi daha sert bir tutum sergilemeye çağıran bir pozisyon belgesini destekledi.
Fransızların öncülüğündeki belge, koruma önlemlerinin daha geniş çapta uygulanmasını talep etmenin yanı sıra, ihracatçıların üretimi yurtdışına taşıyarak gümrük vergilerinden kaçınmalarını önleyecek adımlar atılmasını da istiyor.
Almanya, Pekin’in iktisadi ağırlığı nedeniyle geleneksel olarak bu ülkeyle ilişkilerini bozmaktan kaçınıyor.
Fakat Şansölye Friedrich Merz, Çin’i açıkça isim vermeden, “diğer devletlerin ticareti bozan uygulamaları”na karşı Berlin’in daha sert bir yaklaşıma açık olduğunu işaret etti.
Üçüncü bir AB diplomatı, “Sonunda önlemler alacağımızdan endişeli değilim. Durum o kadar vahim ki, Almanlar bile bu önlemlerin gerekliliğini kabullenmeye başlıyor,” dedi.
Bu arada Çin, nadir toprak elementleri tedarikinde hâlâ tam kontrolünü elinde tutuyor; bu elementler, üst düzey bilgisayarlardan silahlara kadar her alanda ihtiyaç duyuluyor.
Dördüncü diplomat, “Gerçekten ne kadar manevra alanımız var? Zaten zor durumda olan sektörlere zarar vermemek için çok dikkatli hareket etmek zorundayız. O kadar da fazla alanımız yok,” diyerek uyarıda bulundu.
Diplomasi
AB ülkeleri, Ukrayna’nın İHA ihlallerinden Rusya’yı sorumlu tuttu

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin liderleri, birlik topraklarının hava ve deniz sahasında yaşanan insansız hava aracı ihlallerinden Rusya’yı sorumlu tuttu. Zirve bildirisinde, Romanya ve Baltık ülkelerinde yaşanan benzer olayların Moskova’nın askeri faaliyetlerinin bir sonucu olduğu kaydedildi.
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, Brüksel’de düzenlenen zirvede, birlik ülkelerinin hava ve deniz sahasına giren insansız hava araçlarıyla (İHA) ilgili yaşanan tüm olayların sorumluluğunu Rusya’ya yükledi.
Avrupa Konseyinin internet sitesinde yayımlanan Ukrayna ile Avrupa savunma ve güvenliğine ilişkin zirve sonuç bildirgesinde konuya dair değerlendirmelere yer verildi.
Kabul edilen belgede, yakın dönemde Romanya’da bir İHA’nın konuta çarpmasıyla sonuçlanan olaya atıfta bulunuldu. Avrupa Konseyi, bu ve benzeri diğer olayların Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik eylemlerinin bir sonucu olduğunu ve AB vatandaşlarının güvenliği ile bölgesel istikrarı tehdit ettiğini kaydetti.
Bildiride, “Avrupa Konseyi, üye devletlerin hava sahası ve kara sularının mükerrer şekilde ihlal edilmesini güçlü bir şekilde kınamakta ve Rusya’nın, gerilimi tırmandırma çizgisinin ve devam eden askeri eylemlerinin sonuçlarından tamamen sorumlu olduğunu vurgulamaktadır” ifadesi kullanıldı.
Zirve metninde, son haftalarda Avrupa topraklarına düşen insansız hava araçlarının Ukrayna menşeli olduğuna dair herhangi bir ifadeye yer verilmedi.
Romanya’daki İHA hadisesi
Romanya sınırları içinde yaşanan olay, 29 Mayıs günü sabaha karşı saat 02.00 sularında meydana geldi.
Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan, Ukrayna üzerinde vurulan İHA’lardan birinin Reni kenti yakınlarında hedef alındığını belirtti. Dan, bu müdahalenin ardından yön değiştiren aracın Galaç kentine doğru ilerlediğini aktardı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Galaç kentinde yaşanan olaya ilişkin yaptığı açıklamada, Rusya’ya yönelik suçlamaların hiçbir kanıta dayanmadığını ifade etti.
Bazı Avrupa ülkelerinin Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’e her türlü silahı kullanma yetkisi verdiğini söyleyen Zaharova, bu sebeple söz konusu ülkelerin silahların kendi topraklarına ulaşmasına şaşırmaması gerektiğini ekledi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise konuya dair derinlemesine ve titiz bir soruşturma yürütülmesi gerektiğini belirterek İHA parçalarının Rusya’ya teslim edilmesini teklif etti.
Son aylarda Baltık ülkelerinin hava sahasında da benzer İHA hareketlilikleri kaydedildi. Mayıs ayında Letonya’daki Dridza gölüne düşen bir İHA, suyla temas ettiği sırada infilak etti.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, mayıs ayında yaptığı açıklamada, Baltık ülkelerinin hava sahasında yaşanan Ukrayna İHA’larına dair olayların sorumluluğunun Rusya’ya ait olduğunu ifade etti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de benzer şekilde sorumluluğu Rusya ve Belarus’a yükleyerek Avrupa’nın bu duruma birlik ve güçle yanıt vereceğini açıkladı.
Diplomasi
SpaceX, AB’nin kendi uydu planına karşı Ukrayna kartını öne sürdü

SpaceX, AB’nin uydu spektrumuna erişimi kısıtlama planını sert bir dille eleştirdi ve bu adımın Ukrayna’da bağlantı kalitesinin düşme riskini beraberinde getirdiğini savundu.
Avrupalı yetkililerle paylaşılan ve Financial Times (FT) tarafından incelenen bir belgede, SpaceX şunları söyledi:
“Bu öneri, Avrupalıların cihaza doğrudan uydu hizmetlerinden mahrum kalma olasılığını önemli ölçüde artırıyor ya da yeni Avrupa operasyonlarının, Ukrayna’dakiler gibi acil durum hizmetleri de dahil olmak üzere küresel parazit sorunlarına yol açma ihtimalini artırıyor.”
AB, mayıs ayında sunduğu öneride, akıllı telefonların uydulara doğrudan bağlanmasını sağlayan spektrum bandının bir kısmı Avrupalı operatörler için ayrılmasını ve böylece ABD’li ve Çinli operatörlerin kullanabileceği frekansların sınırlandırılmasını tavsiye etmişti.
Şu anda, söz konusu 2 GHz frekans bandı, Viasat ve EchoStar adlı iki Amerikan şirketi tarafından kullanılıyor.
SpaceX, AB planının “iktisadi, teknik ve düzenleyici gerçekliklerin üzerinde bir operatörün kuruluş ülkesine” öncelik verdiğini savundu.
Teklifin açıklandığı sırada, AB’nin teknoloji sorumlusu Henna Virkkunen, bloğun “bu sektördeki Avrupa kapasitesini artırmak” istediğini fakat frekans bandının diğer kısımlarında uluslararası operatörlere açık kalacağını belirterek Avrupa’ya öncelik verilmesini savunmuştu.
Planla ilgili müzakerelere katılan diğer kişiler, bazı AB yetkililerinin Elon Musk’ın Starlink platformunu kasıtlı olarak sınırlamak istediğini söyledi.
Avrupa’nın önerisi, Washington’dan gelen bir uyarı atışının ardından geldi. Mart ayında, ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC), AB’nin Starlink gibi seçenekler yerine Avrupalı uydu operatörlerine öncelik vermesi halinde misilleme yapacağı uyarısında bulunmuştu.
FCC Başkanı Brendan Carr, o dönemde FT’ye verdiği demeçte, “Avrupa’nın uydu egemenliği konusundaki bazı tartışmalar bizi endişelendiriyor. Avrupa bu yolda ilerleyecekse, biliyorsunuz ki biz de karşılıklı önlemler almak zorunda kalacağız,” dedi.
Avrupa Komisyonu’nun önerisi, AB ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu ile henüz müzakere edilmedi.
SpaceX’e yakın bir kaynak, şirketler ve bazı Avrupa hükümetleri tarafından dile getirilen endişeler göz önüne alındığında, sürecin gidişatını etkilemeyi hâlâ umduklarını belirtti.
Diplomasi
ABD ve Kiev iki aşamalı barış planını görüşüyor

Ukrayna yönetimi ile ABD Başkanı Donald Trump’ın ekibi, Rusya ile yaşanan ihtilafın çözümü için günlük düzeyde temas yürütüyor. The Economist dergisinin aktardığı plan, çatışma bölgesinin sınırlandırılmasını ve ardından kapsamlı bir barış anlaşmasının yapılmasını öngörüyor.
Ukrayna makamları ile ABD Başkanı Donald Trump’ın ekibi, Rusya ile yaşanan ihtilafın çözümüne yönelik günlük temaslarını sürdürüyor.
The Economist dergisinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Washington ve Kiev yönetimleri iki aşamalı bir çözüm planını müzakere ediyor.
Söz konusu öneriler arasında ilk aşamada cephe hattının her iki tarafında 50 ila 70 kilometrelik bir alanda çatışmaların sınırlandırılması, ikinci aşamada ise daha kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalanması yer alıyor.
Buna karşın üst düzey bir Ukraynalı yetkili, dergiye yaptığı açıklamada, Rusya’nın ekim ayından önce herhangi bir taviz vermesinin pek olası görünmediğini ifade etti.
Haberde, olası bir barış anlaşmasının önündeki engellerin oldukça ciddi olmaya devam ettiği vurgulandı.
Ancak Beyaz Saray’a yakın kaynaklar, Trump’ın konuya yaklaşımında değişimler yaşandığını belirterek bu savşaın kendisi için insani açıdan daha anlaşılır hale geldiğini kaydediyor.
Trump, 16 Haziran tarihindeki G7 Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, Ukrayna’daki ihtilafın çözümü için kendi payına düşen her şeyi yapma niyetinde olduğunu dile getirmişti.
Trump, “Sekiz savaşı çözüme kavuşturdum. Bunun çözülmesinin en kolayı olacağını düşünmüştüm. Evet, elimden gelen her şeyi yapacağım” şeklinde konuşmuştu.
Moskova ve Kiev’den arabuluculuk rolüne temkinli yaklaşım
Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD’ye Rusya-Ukrayna savaşının çözümünde bir arabuluculuk rolü biçilmesini basitleştirilmiş bir yaklaşım olarak nitelendirdi.
Zaharova, ABD’li özel temsilcilerin şu anda öncelikle Ortadoğu bölgesinde görevlendirildiğini vurguladı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Ukrayna meselesinin çözümü konusunda Washington ile yürütülen diyaloğun bir kısır döngü içinde ilerlediği görüşünü paylaştı.
Ukrayna basınına konuşan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi kaynakları da Kiev’in, ABD’nin müzakere sürecindeki arabulucu rolüne temkinli yaklaştığını aktardı.
Bu gelişmelere rağmen Moskova ve Washington, ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile başkanın damadı Jared Kushner’ın Rusya’ya gerçekleştireceği ziyaret konusunda mutabık kaldı.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, G7 Zirvesi’ndeki konuşmasında kış başlamadan önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme arzusu taşıdığını belirtmişti.
Kremlin yetkilileri ise Zelenskiy’e, “sorumlu ve ciddi şekilde konuşmaya hazır olması halinde” görüşme için Moskova’ya davetli olduğunu hatırlatmıştı. Putin, mevcut koşullarda Zelenskiy ile bir araya gelmenin bir anlamı olmadığını ifade etmişti.
Amerika2 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Görüş2 hafta önceİran Krizi ve Bilinçli Anlamsal Kaosun Yükselişi
Görüş1 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya3 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını1 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi











