Bizi Takip Edin

Avrupa

AB “temiz sanayi” paketini açıkladı

Yayınlanma

AB yürütme organı, Avrupa’nın çevreyi en çok kirleten endüstrilerinin yeşil dönüşüme ulaşmasına yardımcı olacak planları ortaya koydu ama şirketlerden çevresel raporlama taleplerini azaltırken, iklim hedeflerinde rotasını koruyacağında ısrar etti.

Çarşamba günü “temiz sanayi anlaşmasını” yayınlayan Avrupa Komisyonu, çelik ve çimento gibi kirletici endüstrilerin net sıfır emisyon geleceğine geçiş yapmalarına yardımcı olacak ve elektrikli araç şarj noktaları üreten şirketler gibi “temiz teknoloji” şirketlerini destekleyecek bir planı olduğunu söyledi.

Komisyon dört ana hedefi ön plana çıkarıyor: yatırım yoluyla endüstriyel yenilikçiliğin teşvik edilmesi, düzenleyici yüklerin azaltılması, yüksek enerji fiyatlarının düşürülmesi ve yeni ticaret anlaşmaları yoluyla küresel rekabet gücünün artırılması için çaba gösterilmesi.

Komisyon ayrıca işletmeler ve tüketiciler için enerji faturalarını düşürmeyi amaçlayan bir planın yanı sıra küçük ve orta ölçekli işletmeler için çevresel raporlama gerekliliklerini gevşetmeye yönelik tartışmalı öneriler de yayınladı.

“Deregülasyon değil, uygulamaya geçiş”

Temiz sanayi anlaşması, AB’nin 2040 yılına kadar emisyonları %90 oranında azaltma hedefini teyit ediyor ve rüzgar santralleri ve diğer altyapı için daha hızlı izinler ve Avrupa’da üretilen temiz teknolojiyi desteklemek için kamu ihale kurallarının değiştirilmesi de dahil olmak üzere “yeşil geçişi” hızlandırmak için 40 farklı önlemi açıklıyor.

Avrupa Komisyonu’nun yeşil dönüşümden sorumlu başkan yardımcısı Teresa Ribera, “Temiz sanayi anlaşmasının Avrupa’nın iklim kriziyle mücadele için bir iş planı olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

Ribera, AB’nin yeşil dönüşümde rotayı tersine çevirdiği yönündeki eleştirileri ise reddetti. Ribera, “Deregülasyon yapmıyoruz. Aksine uygulama aşamasına geçiyoruz,” iddiasında bulundu.

Komisyon, 100 milyar avroluk yeni ve yeniden düzenlenmiş kamu fonlarıyla yeni bir endüstriyel karbonsuzlaştırma bankası oluşturacağını ve bunun dolaylı olarak özel sektörden 400 milyar avro kaldıraç sağlayabileceğini söyledi.

Leyen, bu sadeleştirmenin rekabetçiliği yeniden tesis etmenin anahtarı olduğunu belirterek, Avrupalı firmalara yılda yaklaşık 6 milyar avro tasarruf sözü verdi.

Avrupa Yatırım Bankası (EIB) için, şebeke bileşeni üreticilerine garantiler sağlanması da dahil olmak üzere, üretimi artırmalarına olanak tanıyan daha büyük bir rolün ana hatları da çizildi. Uzmanlar, iklim hedeflerine ulaşmak için geniş elektrik şebekeleri ağları inşa etmek üzere yüz milyarlarca küresel yatırıma ihtiyaç olduğunu söylüyor.

AB’den yeni sanayi hamlesi: Altı adımlık plan açıklanacak

Avrupa Komisyonu, devlet yardımlarında da değişiklik yapacak

Rekabet politikasına da liderlik eden Ribera, yenilenebilir enerji ve endüstriyel dekarbonizasyonu hızlandırmak için haziran ayına kadar AB’nin devlet yardımı kurallarında değişiklik sözü verdi.

Aralık ayında bürokrasiyi azaltma gündemiyle göreve başlayan yeni Avrupa Komisyonu, eş zamanlı olarak küçük şirketler için çevresel raporlama ve durum tespiti kurallarının gevşetilmesine ilişkin ayrıntıları yayınladı ve sadece 2023 ve 2024’te kabul edilen yasaları geniş kapsamlı bir şekilde yeniden gözden geçirdi.

Önerileri sunan Komisyon üyeleri, Avrupa’nın yeşil dönüşümünü zayıflatmadıklarını, aksine işletmeleri dönüşüme katılmaya ve yeni bir jeopolitik gerçekliğe uyum sağlamaya teşvik ettiklerini savundular.

Sanayi stratejisinden sorumlu komisyon üyesi Stéphane Séjourné, “Avrupa kendini nasıl reforme edeceğini biliyor,” dedi. Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’nin kısa bir süre önce bürokrasiyi azaltmanın bir sembolü olarak Elon Musk’a verdiği elektrikli alete atıfta bulunan komiser, “Elektrikli testeremiz yok. Ama bu işe öncülük eden yetkin insanlarımız var,” dedi.

AP milletvekili: Çevre mevzuatına dokunmak tabu olmamalı

Komisyon, 2023 yılında yürürlüğe girecek olan kurumsal sürdürülebilirlik raporlama yönergesinin iki yıl süreyle dondurulmasını ve küçük işletmelerin muaf tutulmasına ilişkin detaylı istişarelerin sürdürülmesini önerdi.

Benzer şekilde yetkililer, 1.000’den fazla çalışanı olan şirketlerin ürünlerinin çevre ve insan hakları üzerindeki etkilerini değerlendirmelerini gerektiren kurumsal sürdürülebilirlik durum tespiti direktifinin de, komisyon küçük şirketlerin yükünü hafifletmeye çalışırken bir yıl erteleneceğini söyledi.

KOBİ’ler halihazırda direktifin gerekliliklerinden muaf olsa da, birçoğu büyük şirketlere tedarik sağladıkları için külfetli kurallara takılacaklarını söylüyor.

Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) en büyük grup olan merkez sağ Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) enerji ve endüstri sözcüsü Christian Ehler, çevre mevzuatının daha da basitleştirilmesinin “bir tabu olmaması gerektiğini” ve “geçmiş görev döneminden kalan bazı [diğer] çevre mevzuatının yeterli olup olmadığını düşünmemiz gerektiğini” söyledi.

Karbon vergisinde esneklik Avrupalı küçük ithalatçıları rahatlatacak

Bürokrasiyi azaltma gündemi, AB’nin karbon sınırı ayarlama mekanizmasına da genişletildi. Bu mekanizma, bloğa çelik, demir, alüminyum ve diğer “kirletici” ürünleri ithal eden şirketlerin karbon tarifesi ödemesini ve AB üreticileriyle fiyat farklılıklarını dengelemesini gerektiriyor.

Komisyon, en küçük ithalatçıları vergiden muaf tutacağını, bu önlemin ithalatçıların %90’ını, yani yaklaşık 190.000 şirketi etkileyeceğini ve yine de emisyonların %99’unu kapsayacağını söyledi.

Temiz sanayi anlaşması, 2040 yılına kadar yılda 260 milyar avro tasarruf sağlamayı amaçlayan bir “uygun fiyatlı enerji eylem planı” ile birlikte yayınlandı.

Çevre savunucuları faturaların azaltılması ve elektrifikasyonun hızlandırılmasına yönelik girişimleri memnuniyetle karşılarken, yurtdışında sıvılaştırılmış doğal gaz ihracat tesislerinin inşasına fon sağlanması önerisi karşısında endişelerini dile getirdiler.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Antwerp’te yaptığı açıklamada iş dünyasına seslenerek, “Önünüzde çok fazla engel olduğunu biliyorum. Yüksek enerji fiyatları ve aşırı düzenleyici yükler üretim maliyetlerini artırdı. Bu durumu tersine çevirmeliyiz; Temiz Sanayi Anlaşması’nın temel amacı budur,” dedi.

Amerikan ve Çinli şirketlerden tepki

Öte yandan Çinli ve Amerikalı endüstri grupları, Avrupa Komisyonu’nun yeni temiz sanayi planında kamu ihalelerine teklif veren AB şirketlerini kayırmaya yönelik önerisini kınayarak, bunun ayrımcı olacağını ve bloğun ekonomisini karbonsuzlaştırma çabalarını engelleyeceğini savundu.

Temiz Sanayi Anlaşması, stratejik sektörlerde “Avrupa tercih kriterlerinin” önümüzdeki yıl bloğun Kamu İhale Çerçevesi’nin revizyonuna dahil edileceğini belirtiyor.

Çin’in AB Ticaret Odası’ndan (CCCEU) bir sözcü Euractiv’e yaptığı açıklamada Brüksel’in önerisinin yabancı firmalara karşı ayrımcılığı yasaklayan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarını ihlal etme riski taşıdığını söyledi.

Ayrıca Brüksel ile Pekin arasında zaten gergin olan ticari ilişkileri daha da kötüleştirebileceği uyarısında bulundular.

Sözcü, “Çin birçok stratejik sektörde kilit bir oyuncu olduğu için, bu tercihler Çinli firmaları dezavantajlı duruma düşürebilir, ticari gerilimleri tırmandırabilir ve DTÖ ilkelerini potansiyel olarak ihlal edebilir,” dedi.

AB’deki Amerikan Ticaret Odası (AmCham EU) da benzer şekilde Komisyonun önerisinden “endişe duyduğunu” belirtti.

“Güvenilir ortakların erişiminin kısıtlanması endüstriyel karbonsuzlaştırmayı yavaşlatacak, maliyetleri artıracak ve temiz geçişin verimliliğini azaltacaktır,” diyen AmCham EU, yine de Anlaşmanın AB’nin karbonsuzlaştırma çabalarına “önemli bir katkı” olduğunu ekledi.

Karbonsuzlaştırmada “Avrupa’da üretim” kriteri

Kamu İhale Çerçevesinin revizyonu, Komisyon tarafından önerilen ve önümüzdeki yıllarda AB firmalarının lehine olacak tek mevzuat değişikliği değil.

Her ne kadar Anlaşma’nın kendisinde yer almasa da, çarşamba günü yayınlanan Komisyon basın açıklamasında, hem özel hem de kamu alımlarında “Avrupa’da üretilme kriterlerinin” yaklaşmakta olan Endüstriyel Karbonsuzlaştırma Hızlandırıcı Yasası’na dahil edileceği belirtildi.

AB’nin yeşil teknolojilerine yönelik iç talebi artırmayı amaçlayan yasanın bu yılın son üç ayında resmen teklif edilmesi bekleniyor.

Euractiv’e konuşan bir AB yetkilisi yasaya atıfta bulunarak “Ürünün nerede üretildiği önemli olacak,” dedi.

Avrupa

AB, Ukrayna için Putin ile görüşecek müzakereci arayışına geri döndü

Yayınlanma

Avrupa Birliği, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un Rusya ziyareti ve üçlü zirve teklifinin ardından Vladimir Putin ile görüşecek bir müzakereci belirleme fikrine geri döndü. Politico’nun haberine göre kulislerde Ursula von der Leyen, António Costa, Kaja Kallas ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ın isimleri tartışılıyor.

Avrupa Birliği (AB), Ukrayna konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşecek bir müzakereci atama fikrine geri döndü.

Konu hakkında bilgi sahibi kaynakların Politico‘ya verdiği bilgiye göre bu arayış, ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un Rusya ziyaretiyle yeniden hız kazandı.

Witkoff ziyaretinde Putin’e Rusya, ABD ve Ukrayna arasında üçlü bir görüşme yapılmasını teklif etti.

Avrupa ülkeleri ise kendilerinin yer almadığı müzakerelerde Washington’ın Kiev açısından elverişsiz koşulları kabul edebileceğinden endişe duyuyor.

Politico‘ya konuşan kaynaklara göre müzakereci rolü için Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Konseyi Başkanı António Costa ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın isimleri tartışılıyor.

Bazı Avrupalı diplomatlar ise bu göreve en uygun ismin Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb olabileceğini düşünüyor.

Stubb’ın Trump ile iyi ilişkileri ve Finlandiya’nın Rusya’yla ilişkilerdeki tecrübesi kendisini öne çıkaran etkenler arasında sayılıyor.

Adı açıklanmayan bir AB diplomatı, Stubb’ı şu ana kadar üst düzey liderlik sergileyen tek Avrupalı siyasetçi olarak tanımladı.

Diplomatların bir kısmı ise müzakereleri Costa’nın yürütmesini savunuyor. Geçen hafta Brüksel’de düzenlenen AB zirvesinde Avrupalı liderler Costa’ya Putin ile konuşma zamanının gelip gelmediğini sordu.

Politico‘nun kaynağı o diyaloğu, “Costa hayır yanıtını verdi, şu anda Putin ile konuşmayacağını söyledi. Ancak müzakerelerde bir rol oynamak istiyorsak Costa’nın yine de Putin ile diyaloğu başlatması gerekiyor” sözleriyle aktardı.

Başka bir kaynağın değerlendirmesine göre ise AB Konseyi Başkanı, Ukrayna’yı desteklemeye fazla odaklı görülen von der Leyen veya Kallas’a kıyasla daha tarafsız bir arabulucu olabilir.

Yayına konuşan kaynaklardan biri, “Oraya üç veya dört kişi gidip her birimiz Avrupa Birliği adına konuşamayız. Sonuçta AB’yi kimin temsil edeceğine dair seçim, kişisel iktidar mücadelesine veya birilerinin narsist hırslarına değil, azami verimliliğe dayanmalıdır” değerlendirmesini yaptı.

Politico, AB’de Ukrayna müzakereleri için özel temsilci atanmasının düşünüldüğünü ocak ayında da yazmıştı. Girişim o dönemde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni dahil bir dizi Avrupalı liderden destek görmüştü.

Putin ise Avrupa ülkeleriyle müzakereye hazır olduğunu söylemiş, ancak Avrupa’nın “barış gündemi olmadığını” ve “savaşın tarafında” yer aldığını ileri sürmüştü.

Rusya lideri ayrıca Avrupa’dan Moskova’nın tercih edeceği müzakereci olarak eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’in adını vermişti.

Kallas ise Schröder’in “Rus devlet şirketlerinin lobicisi” olduğunu ve “müzakere masasının her iki tarafında” oturacağını belirterek bu göreve atanmasının imkansız olduğunu kaydetmişti.

Stubb müzakerelerin önündeki engelleri ve Oslo trafiğini anlattı

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona ermesinin önündeki ana engelin toprak meselesi olduğunu söyledi.

Stubb, daha sonra Vladimir Putin ile görüşmek üzere Sankt-Peterburg’a giden Amerikalı temsilci Steve Witkoff ile Oslo’da yapılan görüşmelere katılmıştı.

Helsingin Sanomat gazetesinin aktardığına göre Stubb, barış sürecinin ilerlemesi için ya Rusya ile Ukrayna arasında ikili müzakerelerin ya da ABD’nin katılımıyla üçlü görüşmelerin gerekli olduğunu belirtti.

Finlandiya Cumhurbaşkanı çözüm kapsamında tartışılacak diğer önemli başlıkları ABD’nin Ukrayna’ya vereceği güvenlik garantileri ve savaş bittikten sonra yeni Avrupa güvenlik mimarisinin oluşturulması şeklinde sıraladı.

Stubb doğrudan söylemese de bu çerçevedeki temel meselenin Ukrayna’nın NATO üyeliği olduğunu ima etti. Finlandiya lideri ateşkesin izlenmesi, temas hattının belirlenmesi, enerji ve gıda güvenliğinin sağlanması ile esir takasını ise pratik görevler arasında saydı.

Stubb ayrıca 20 Ekim’de Oslo’da Witkoff, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’nin katılımıyla yapılan müzakereleri anlattı.

Farklı formatlarda yaklaşık sekiz saat süren görüşmenin üç amacı vardı: Kamuoyundaki tartışmalarda gerilimi düşürmek, Rusya ziyareti öncesinde Amerikalı temsilciye Avrupa ülkeleri ile Ukrayna’nın tekliflerini iletmek ve barışçıl çözüm yolundaki sonraki adımları belirlemek. Stubb bu hedeflere ulaşıldığını açıkladı.

Moskova kasım ayında üçlü görüşmelere yeniden başlamaya hazır

Witkoff çarşamba günü Sankt-Peterburg’da Putin ile bir araya geldi.

Görüşmenin ardından Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, Moskova’nın kasım ayının ilk yarısında ABD ve Ukrayna ile üçlü müzakerelere yeniden başlamaya hazır olduğunu duyurdu.

Uşakov ayrıca AB ve NATO’nun Kremlin’in Ukrayna konusundaki tekliflerine “daha ciddi yaklaşmaya” başladığını ve “işin” çatışmanın sona ermesine doğru gittiğini söyledi.

Witkoff ise görüşmeyi “yapıcı” olarak nitelendirdi.

Bloomberg‘in kaynakları, eylül ayında Putin’in Donetsk bölgesinin tamamen Rus kontrolüne geçmesi gerektiğinde ısrar etmeyi sürdürdüğünü ve bölgenin önümüzdeki altı ay içinde ele geçirileceğinden emin olduğunu aktarmıştı.

Putin daha önce savaşın sona ermesi için Ukrayna’nın NATO’ya katılmaktan vazgeçmesini, nükleer silahlardan arındırılmış tarafsız statüde kalmasını ve Rusya karşıtı yaptırımların kaldırılmasını şart koşmuştu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

The Times, Infantino hakkındaki ikinci maaş haberini geri çekerek özür diledi

Yayınlanma

The Times gazetesi, FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun 2024 yılında Dünya Kupası organizasyon şirketinden 1,76 milyon dolarlık gizli bir ikinci maaş aldığı yönündeki haberini geri çekerek özür diledi. Gazete, İsviçre raporlama kuralları gereği harcama geri ödemelerinin maaş sayılmadığını ve Infantino’nun Miami’deki şirketle ya da gayrimenkulle bir ilgisinin olmadığını kabul etti.

İngiliz gazetesi The Times, FIFA Başkanı Gianni Infantino hakkında yayımladığı ve gizli bir “ikinci maaş” aldığını öne sürdüğü haberi yalanlayarak FIFA’dan özür diledi.

FIFA’nın X platformu üzerinden aktardığı açıklamaya göre gazete, 13 Ekim tarihli haberindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

The Times, söz konusu haberinde bir vergi beyannamesine dayanarak Infantino’nun 2024 yılında FIFA’dan kamuoyuna açıklanmayan 1,76 milyon dolarlık ikinci bir maaş aldığını iddia etmişti.

İddiaya göre bu ödeme, 2026 Dünya Kupası’nın organizasyonunu yürütmek amacıyla FIFA bünyesinde kurulan FWC2026 adlı yapı üzerinden aktarılmıştı.

Yayımladığı tekzip metninde iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu kaydeden gazete, ortada herhangi bir ikinci maaş olmadığını belirtti.

Açıklamada, İsviçre raporlama kuralları uyarınca harcama ve geri ödemelerin tazminat sayılmadığı, bu nedenle düzenlemelerin FIFA’nın yıllık raporunda Infantino’nun aldığı bu masraf kalemlerini göstermesini zorunlu kılmadığı açıklandı.

The Times ayrıca Infantino’nun Miami’de değerinin altında bir bedelle gayrimenkul satın almadığını ve Shadi LLC şirketiyle hiçbir bağlantısı olmadığını kabul etti.

Açıklamada, “Ne Infantino ne de ailesi, iddia ettiğimiz gibi Shadi LLC’nin yasal ya da intifa hakkı sahibi değildir ve bu şirket üzerinde herhangi bir kontrolleri yoktur. Yapılan hatalar nedeniyle Sayın Infantino ve FIFA’dan özür dileriz” ifadelerine yer verildi.

İddiayı gündeme getiren tek yayın organı The Times değildi. ABD’deki kâr amacı gütmeyen kuruluşların her yıl doldurmak zorunda olduğu 990 numaralı IRS vergi beyannamesine atıfta bulunan ESPN de benzer bir haber yayımlamıştı; bu haberde Infantino’nun 2024’te FWC2026’dan 1,72 milyon dolar aldığı öne sürülmüştü.

Gelişmelerin ardından FIFA, ağustos ayında federasyonu ve başkanını yıpratmaya yönelik koordineli girişimlere işaret ettiklerini hatırlattı.

Yapılan açıklamada, “FIFA, asılsız ve karalayıcı bilgilerin yayılmasını engellemek için medyayı sorumlu davranmaya ve tüm kaynakları titizlikle doğrulamaya çağırmaktadır. Bu olayda olduğu gibi haberler hatalı, yanıltıcı ya da tamamen gerçek dışı olduğunda FIFA bunlara doğrudan ve kararlılıkla karşı çıkmayı sürdürecektir” denildi.

Avrupa federasyonları başkanlık seçiminde desteğini çekmişti

Infantino, 2026 yazında kapsamlı yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya kalmıştı.

Bu süreçte bazı Avrupa futbol federasyonları, yaklaşan FIFA başkanlık seçiminde Infantino’ya verdikleri desteği geri çekmişti.

Söz konusu tepkilerin gerekçeleri arasında 2026 Dünya Kupası eleme turlarındaki bir kriz yer alıyordu.

ABD Milli Takımı forveti Folarin Balogun’un cezasının kaldırılması kararı ile FIFA’nın Dünya Kupası’na ait bazı ticari hakları dış yatırımcılara satma planı yoğun eleştirilere yol açmış, federasyon bu ticari planları geri çekmek zorunda kalmıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Ukrayna’nın 70 milyar avroluk açığı için İngiltere ve Kanada devrede

Yayınlanma

Politico’nun haberine göre Avrupa Birliği, Ukrayna’nın 2027 yılındaki 70 milyar avroluk finansman açığını kapatabilmek için İngiltere ve Kanada’ya yardım desteğini artırma çağrısı yapmaya hazırlanıyor.

Avrupa Birliği, Ukrayna’nın 2027 yılında oluşacak 70 milyar avroluk finansman açığını kapatmak için İngiltere ve Kanada’yı yardımlarını artırmaya ikna etmeyi planlıyor.

Politico‘nun Avrupalı yetkililere ve diplomatlara dayandırdığı habere göre Brüksel, bu konuyu 29-30 Ekim tarihlerinde Kanada ve 20 Kasım’da İngiltere ile yapılacak zirvelerde gündeme getirmeyi hedefliyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ay başında Brüksel’deki zirvede ülkenin 2027 yılındaki askeri harcamalarının 155 milyar avroya ulaşacağını belirterek Avrupalı liderlerden ek 70 milyar avro talep etmişti.

Brüksel yönetimi ise daha önce onaylanan 90 milyar avroluk kredinin tüm maliyetleri karşılamaya yetmediğini belirterek diğer müttefikleri devreye sokmak istiyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “Diğer ortaklarımızın çabalarını acilen artırmasına ihtiyacımız var” diyerek AB ve üye ülkelerin Ukrayna’ya sağlanan dış yardımların yüzde 80’ini üstlendiğini hatırlattı.

Birlik verilerine göre AB ve üye devletler şimdiye kadar Ukrayna’ya 231 milyar avrodan fazla kaynak aktardı.

Brüksel yardım çağrısını ticari şartlara bağlamayacak

Avrupalı yetkililer, yardım miktarını yükseltme çağrısının İngiltere ya da Kanada’ya yönelik bir eleştiri niteliği taşımadığını vurguluyor.

Gazeteye konuşan bir Avrupalı diplomat, Brüksel’in Ukrayna’ya desteği doğrudan ticaret veya savunma işbirliği koşullarıyla ilişkilendirmeyeceğini belirterek, “AB, Trump gibi hareket edip ortaklarına yönelik olumlu yaklaşımını Ukrayna’ya verecekleri katkılara açıkça bağlamayacak” dedi.

AB, Ukrayna’nın 2026-2027 yıllarındaki gereksinimlerinin yaklaşık üçte ikisini karşılamak üzere daha önce 90 milyar avroluk kredi sağlama taahhüdünde yer almıştı.

Brüksel yönetimi; Kanada, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Norveç gibi ortaklardan da 45 milyar avro toplamayı bekliyordu ancak bu kaynağın bir bölümü henüz tahsis edilmedi.

Londra yönetimi Ukrayna’ya 25 milyar sterlin taahhüt ettiğini belirtirken Kanada ise 5,4 milyar avro değerinde askeri yardım ile 8,2 milyar avroluk doğrudan mali destek sözü verdi.

Kanada Danışma Meclisi sözcüsü Catherine Séguin, ülkesinin Ukrayna’nın sarsılmaz bir destekçisi olduğunu vurgulayarak askeri, mali, insani yardım ve kalkınma desteği için yaklaşık 26 milyar Kanada doları taahhüt ettiklerini dile getirdi.

Brüksel ayrıca Japonya’ya da yardım miktarını artırması yönünde çağrı yapıyor.

Tokyo’nun tutumuna yakın bir kaynak, Japonya’nın Kiev’e yaklaşık 20 milyar dolar sağladığını ve Ukrayna’nın talebi doğrultusunda ek kaynak ayırabileceğini ifade etti.

Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy, yaz aylarında yaptığı açıklamada çatışmanın başlangıcından bu yana Batı’dan yaklaşık 200 milyar dolar doğrudan bütçe finansmanı sağlandığını duyurmuştu.

Ukrayna Maliye Bakanlığı ise haziran ayı sonunda ülkenin 2026-2029 dönemindeki dış finansman ihtiyacını 145,9 milyar dolar olarak hesaplamıştı.

Maliye Bakanı Serhiy Marçenko, Batı’dan gelen desteğe rağmen ülkenin finansman ihtiyacının yüksek kalmaya devam ettiğini belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English