Avrupa
AB ve Ukrayna, insansız hava aracı üretimi için anlaştı

Avrupa Birliği ile Ukrayna, Ukrayna Devlet Günü kapsamında savunma sanayisi işbirliğini derinleştirecek yeni bir ortaklık kurarak insansız hava araçlarının üretimine yönelik anlaşma imzaladı. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy tarafından “Avrupa Nişanı” takdim edilen Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kiev’de yaptığı açıklamada anlaşmayı duyurdu.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna Devlet Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın birçok açıdan artık bir alıcı olmaktan çıkarak Avrupa için bir güvenlik sağlayıcısı haline geldiğini belirtti.
Avrupa Komisyonunun resmi internet sitesinde yayımlanan açıklamaya göre Von der Leyen, Kiev ziyareti sırasında Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’den “Avrupa Nişanı” ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği ile Ukrayna arasında yeni bir savunma sanayisi ortaklığının başlatıldığını duyurdu.
“Bugün kendi insansız hava aracı anlaşmamızı hayata geçiriyoruz” ifadesini kullanan Von der Leyen, Ukrayna’nın son aylarda Avrupa’dan Ortadoğu’ya kadar geniş bir coğrafyadaki ülkelerle bu tür anlaşmalar imzaladığına dikkat çekti.
Von der Leyen, bu durumun Ukrayna’nın muharebe deneyimine duyulan ilginin bir göstergesi olduğunu dile getirerek, Ukrayna’nın İHA’ların kullanımı ve bunlara karşı savunma sistemleri geliştirilmesi konularında edindiği bilgilerin benzersiz olduğunu vurguladı.
Avrupa Komisyonu Başkanı, Avrupa’nın devasa bir teknolojik ve endüstriyel potansiyele sahip olmasına rağmen, Ukrayna’nın elindeki muharebe tecrübesi ve pratik bilgiden yoksun olduğunu ifade etti.
Konuşmasında yatırım çağrısı yapan Von der Leyen, “Şimdi Ukrayna’ya yatırım yapma zamanı. Çünkü bu, Avrupa’ya yatırım yapmak, ortak güvenliğimize ve ortak geleceğimize yatırım yapmak anlamına geliyor” dedi.
Ziyaretin ilk saatlerinde, Kiev’e ulaşmasının ardından açıklamalarda bulunan Von der Leyen, AB ve Ukrayna savunma sanayilerinin entegrasyonunu güçlendirecek yeni adımların sinyalini vermişti.
Mayıs ayı sonunda da Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile yaptığı görüşmelerin ardından Von der Leyen, Ukrayna’nın İHA ve hava savunma sistemleri geliştirmeye yönelik Avrupa savunma projelerine dahil edileceğini açıklamıştı.
Avrupa
Avrupa Parlamentosunda görev değişimi sancısı kapıda

Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, Roberta Metsola’nın başkanlık koltuğunu koruyup koruyamayacağını ve üst düzey görevlerin siyasi gruplar arasındaki dağılımını belirleyecek sancılı bir pazarlık sürecinin gölgesinde yaz tatiline giriyor. Meclisin 31 Ağustos’ta yeniden açılmasıyla hız kazanacak müzakerelerde başkanlık, 14 başkan yardımcılığı, 26 komisyon başkanlığı ve 78 başkan yardımcılığı koltuğu yeniden dağıtılacak.
Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekilleri, yaz tatiline girerken çözülmesi gereken kritik siyasi başlıklarla karşı karşıya.
Bu başlıklar arasında Sosyalistlerin Roberta Metsola’nın başkanlığına meydan okuyup okumayacağı, Metsola’nın siyasi ailesi Avrupa Halk Partisinin (EPP) koltuğu korumak için ne gibi tavizler vereceği ve her siyasi grubun meclisteki üst düzey pozisyonlardan aldığı payı nasıl koruyacağı yer alıyor.
Milletvekillerinin 31 Ağustos’ta görevlerine dönmesiyle birlikte, AP’nin dönem ortası yeniden yapılanmasına yönelik müzakereler yoğunlaşacak.
Süreçte başkanlık koltuğunun yanı sıra 14 başkan yardımcılığı, 26 komisyon başkanlığı, 78 komisyon başkan yardımcılığı ve nüfuzlu koordinatörlük görevleri yeniden belirlenecek.
Bu mücadele, 2024 seçimlerinden bu yana parlamentoya yön veren ittifakları test edecek ve sağ ile aşırı sağ grupların kurum yönetiminde daha etkin bir rol üstlenip üstlenmeyeceğini netleştirecek.
EPP lideri Manfred Weber, yaz öncesinde somut bir gelişme olmayacağını belirterek “sakin bir yaz” çağrısında bulunsa da altı haftalık tatilin, milletvekillerinin oy hesabı yapmasını, ittifak senaryoları geliştirmesini ve hangi pozisyonlar için mücadele edeceklerine karar vermesini engellemesi beklenmiyor.
Politico’ya konuşan 20 milletvekili, danışman ve AP yetkilisine göre, bu yaz döneminde parlamentonun gündemini meşgul edecek beş temel dosya öne çıkıyor.
EPP için öncelik: Metsola’yı koltukta tutmanın bedelini belirlemek
Milletvekillerinin büyük kısmı, AP Başkanı Roberta Metsola’nın üçüncü dönem için aday olacağını öngörüyor. Metsola henüz adaylığını resmi olarak açıklamasa da diğer siyasi gruplar hazırlıklarını bu ihtimale göre yürütüyor.
EPP için temel sorun, Sosyalistlerin (S&D), dönemin başında EPP ve liberal eğilimli Renew Europe ile yapılan ancak yayımlanmayan anlaşma uyarınca başkanlığın kendilerine geçmesi gerektiğini savunması olarak gösteriliyor.
Bu durum EPP’yi, Sosyalistlerin desteğini almak için ne kadar ileri gidebileceğini ya da bu desteğe gerçekten ihtiyaç duyup duymadığını değerlendirmeye zorluyor.
Pazarlık masasındaki en büyük ödüllerden biri, şu anda Metsola’nın eski özel kalem müdürü olan ve EPP’ye yakınlığıyla bilinen Alessandro Chiocchetti’nin yürüttüğü AP Genel Sekreterliği görevi olarak değerlendiriliyor. Siyasi gözlemciler, grubun kurumun en güçlü idari makamlarından birini devretmeye sıcak bakmayacağına dikkati çekiyor.
Sosyalistleri ikna etmek için ek başkan yardımcılıkları, komisyon başkanlıkları ya da genel müdürlük gibi üst düzey idari pozisyonlar da alternatifler arasında tartışılıyor.
Ancak iç değerlendirmeleri paylaşmak adına isimlerinin açıklanmasını istemeyen iki kıdemli EPP milletvekili, merkez solun şart koşacak kadar güçlü olmadığını savunarak bu tür taviz iddialarını gerçekçi bulmadıklarını ifade etti.
Sosyalistler, Metsola’nın kendileri yerine, arasında oldukça popüler olduğu sağ ve aşırı sağ grupların desteğine de yönelebileceğinin farkında bulunuyor.
Kalkınma Komisyonu Başkanı olan İrlandalı liberal milletvekili Barry Andrews, “EPP içinde birçok kişinin aşırı sağ ile resmi olarak çalışmaya açık olduğu görülüyor. Başkan Metsola’nın duruşunu netleştirmesi gerekiyor. Yeniden seçilmesi durumunda aşırı sağcılar parlamentoda üst düzey siyasi roller üstlenecek mi?” sorusunu yöneltti.
Olası bir uzlaşmanın EPP, Sosyalistler ve Renew arasında yazılı taahhütler içermesi bekleniyor. Renew lideri Valérie Hayer, başkan adaylarının Avrupa yanlısı çoğunluğun bir arada kalacağını garanti etmesi ve EPP’nin yasaları geçirmek için sağa yönelmekten vazgeçmesi gerektiğini savunuyor.
Sosyalistlerin ise dönemin başında imzalanan işbirliği anlaşmasının defalarca göz ardı edilmesini gerekçe göstererek genel bir ortaklık beyanı yerine, somut politika başlıklarında yazılı sözler talep edeceği belirtiliyor.
S&D Grubu Başkanı Iratxe García, Politico’ya yaptığı açıklamada, “Grubumuz her konuyu müzakere etmeye hazır. Görüşmeler sadece makamlarla ilgili olmayacak, siyasi taahhütleri de kapsayacak” dedi.
Sosyalistler için karar anı: Metsola’ya rakip çıkarılacak mı?
S&D grubunun en büyük ulusal delegasyonları arasındaki güç paylaşımı anlaşmasına göre, parlamento başkanlığının dönemin ortasında Almanya Sosyal Demokrat Partisine (SPD) geçmesi gerekiyor.
AP Başkan Yardımcısı ve eski Almanya Adalet Bakanı Katarina Barley, bu makam için en doğal aday olarak görülüyordu. Ancak Barley henüz adaylığını açıklamadı ve SPD, Metsola’nın favori olduğu bir yarışa girip girmemeyi tartışmaya devam ediyor.
Bazı gruplar, Sosyalistlerin seçimi kaybetme ihtimali olsa bile başkanlığı savaşmadan bırakmayacaklarını göstermek ve müzakere güçlerini artırmak için bir aday çıkarması gerektiğini savunuyor.
Buna karşın, sembolik bir aday göstermenin grubun zayıflığını ifşa edebileceğini ve müttefiklerinin EPP ile ayrı anlaşmalar yapmasının önünü açabileceğini düşünenler de bulunuyor.
S&D lideri García, konuya ilişkin kararın tatil sonrasında verileceğini belirtti.
Renew ve Yeşiller: EPP ile anlaşma zamanlaması
Renew ve Yeşiller, EPP’nin yasama süreçlerinde sağ ve aşırı sağ ile hareket ettiği dönemlerde çoğunlukla Sosyalistlerle ortak hareket etti. Ancak üst düzey görev paylaşımı mücadelesinde bu blokun korunması zor görünüyor.
Sosyalistlerin henüz bir aday belirlememesi ve Metsola’yı yenme şansının düşük görülmesi nedeniyle pek çok liberal ve Yeşiller milletvekili, EPP ile müzakerelere başlamak için beklemenin anlamsız olduğunu düşünüyor.
Kıdemli bir Renew milletvekili, “Renew gayriresmi olarak, pozisyonlarımızın korunması ve adil davranılması halinde Metsola’yı destekleyebileceğimizi iletiyor. Kör bir bağlılığımız yok ancak Metsola erişilebilir, saygın ve çalışkan bir isim” değerlendirmesinde bulundu.
Yeşiller grubunun da geçen hafta Strazburg’da strateji değerlendirmesi yaptığı öğrenildi. Toplantıda bir kesim Metsola ile erken bir anlaşma yapılmasını savunurken, diğer kesim bunun için henüz erken olduğunu dile getirdi.
Bir Yeşiller milletvekili Sosyalistlerin şansına ilişkin, “Hiç şansları yok” derken, bir diğeri “Zaten seçilecekse, neden şimdiden anlaşıp karşılığında bir şeyler almayalım?” sorusunu sordu.
Milletvekillerini cezbeden unsurlar sadece başkanlık koltuğuyla sınırlı kalmıyor. Sosyalistler, Renew ve Yeşiller, normal şartlarda aşırı sağcı “Avrupa için Vatanseverler” veya “Egemen Uluslar Avrupası” gruplarına gitmesi gereken ancak “kordon sıhhi” (cordon sanitaire) adı verilen gayriresmi tecrit politikasıyla aşırı sağın elinden alınan kritik komisyon başkanlıklarını ve idari koltukları elinde tutuyor.
Mevcut tabloda Yeşiller kültür ve ulaştırma komisyonlarının başkanlıklarını korurken, Sosyalistler fazladan iki AP başkan yardımcılığına sahip bulunuyor. Metsola’yı desteklemek karşılığında bu kazanımları korumak, Yeşiller ve liberaller için kaybedilmesi muhtemel bir yarışta Sosyalistleri takip etmekten daha cazip bir seçenek olarak öne çıkıyor.
Aşırı sağcı Vatanseverler yönetimde yer arıyor
AP’nin en büyük üçüncü grubu konumundaki “Avrupa için Vatanseverler” ittifakı, mecliste herhangi bir başkan yardımcılığı veya komisyon başkanlığı görevini yürütemiyor.
Yasa tasarıları oylanırken aşırı sağa uygulanan tecrit duvarının çatırdamaya başlamasıyla birlikte grup, meclis yönetim organı olan 14 üyeli büroda temsil edilmek istiyor.
Vatanseverler grubunun idari yöneticisi Marieke Ehlers, ilkbaharda yaptığı açıklamada, “Büro bizi de ilgilendiren kararlar alıyor ancak orada bir başkan yardımcımız olmadığı için temsil edilmiyoruz. Her siyasi grubun bu organda temsil edilmesi gerekir” değerlendirmesini yapmıştı.
EPP lideri Weber, aşırı sağa yönetim yetkisi verilmesini kırmızı çizgisi olarak ilan etse de AP başkan yardımcılarının gizli oyla seçilmesi, EPP milletvekillerinin resmi bir anlaşma olmaksızın Vatanseverlerin adayına oy vermesini kolaylaştırabilir.
Kıdemli bir EPP milletvekili, “Yalnızca tek bir başkan yardımcılığı talep ederlerse, bunu elde etme olasılıkları oldukça yüksek” dedi.
Eylül ayında stratejisini belirlemesi beklenen Vatanseverlerin bu süreçteki başarısı, AP’deki tecrit politikasının idari yapıda geçerliliğini koruyup korumadığını da gösterecek.
Siyasi gruplarda liderlik yarışları
Dönem ortası yapılanması çerçevesinde AP’deki siyasi grupların kendi yönetim kadroları da yenilenecek, ancak mevcut liderlerin büyük kısmının yerini koruması bekleniyor.
Yeşiller grubunda, mayıs ayında istifa eden eş başkan Bas Eickhout’un yerine geçecek isim için arayış sürüyor. Adaylar arasında Danimarkalı milletvekili Kira Marie Peter-Hansen, Belçikalı Sara Matthieu ve AP Başkan Yardımcısı Nicolae Ștefănuță’nın adları geçiyor.
Yeşiller’in ekim ayında erken seçim yapma kararı alması üzerine, Sosyalistler ve Renew gruplarının da taze bir yetkiyle pazarlık masasına oturmak amacıyla liderlik seçimlerini öne çekmeyi değerlendirdiği belirtiliyor.
Sol grupta (The Left) ise dönemin başında varılan mutabakat gereği Alman milletvekili Martin Schirdewan’ın eş başkanlık görevini Syriza üyesi Konstantinos Arvanitis’e devretmesi gerekiyor. Ancak Syriza’nın Yunanistan seçimlerinde yaşadığı oy kaybı ve AP’deki sandalye sayısının azalması, görevi devralıp devralmaması gerektiği tartışmalarını beraberinde getirdi. Sol grubun ikinci büyük delegasyonu haline gelen İtalya’daki Beş Yıldız Hareketi ise yönetimde daha etkin bir rol talep ediyor.
Diğer gruplarda ise mevcut liderlerin konumları istikrarlı görünüyor.
On yılı aşkın süredir EPP’nin başında olan Manfred Weber’in değiştirilmesine yönelik bir eğilim bulunmuyor. Sosyalistlerin García ile devam etmesi, Renew grubunun ise Fransız delegasyonunun ağırlığından kaynaklanan bazı rahatsızlıklara rağmen Hayer ile yola devam etmesi bekleniyor.
Avrupalı Muhafazakarlar ve Reformistler (ECR) ile Vatanseverler gruplarının yönetiminde de köklü bir değişiklik öngörülmüyor. Siyasi grup liderlerinin büyük kısmı yaz tatiline kendi koltuklarını güvenceye almış olarak girerken, diğer görevlerin paylaşımı için yürütülecek çetin pazarlıklara hazırlanıyor.
Avrupa
Estonya’dan nükleer silah konusunda belirsizlik önerisi

Estonya Savunma Bakanlığı, barış zamanında ülke topraklarında nükleer silah konuşlandırılması için parlamento onayını zorunlu kılan yasa tasarısına karşı çıktı. Bakanlığın hükümet oturumu gündeminde yer alan resmi görüşünde, nükleer caydırıcılıkta Rusya’ya karşı belirli bir belirsizlik düzeyinin korunması gerektiği vurgulandı.
Estonya Savunma Bakanlığı, barış döneminde ülke topraklarında nükleer silah konuşlandırılması için parlamento kararı alınmasını zorunlu kılan yasa tasarısını desteklemediğini açıkladı.
Bakanlığın konuya ilişkin resmi görüşü, hükümetin 16 Temmuz tarihli toplantı gündeminde yer aldı.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, ABD’nin stratejik nükleer caydırıcılığının NATO üyeliğinin temel garantilerinden biri olduğu belirtilerek, “Rusya Federasyonu’nun bilgiye erişimini kolaylaştırmamak adına bu süreçte belirli bir düzeyde belirsizlik sağlanması gerekmektedir” ifadesine yer verildi.
Yasa tasarısının kabul edilmesi için parlamentoda iki okuma gerçekleştirilmesi gerektiğine işaret eden Savunma Bakanlığı yetkilileri, bu süreçteki siyasi tartışmaların NATO’nun nükleer caydırıcılık sisteminin birliğini zayıflatabileceğini kaydetti.
Bakanlık, yasal zorunlulukların ortaya çıkması halinde ihtiyaç duyulan anlarda nükleer silahların hızlı ve gizli şekilde konuşlandırılmasının imkansız hale geleceğini vurguladı.
Savunma Bakanlığı ayrıca, mevcut güvenlik koşulları göz önüne alındığında müttefiklerin nükleer silahlarla ilgili hukuki ve siyasi kısıtlamaları tam aksine azaltma eğiliminde olduğunu belirtti.
Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, şubat ayında yaptığı açıklamada ülkesinde nükleer silah konuşlandırılması ihtimalini dışlamamıştı.
Bakan Tsahkna, Tallinn yönetiminin yalnızca NATO müttefiki ülkelere ait nükleer silahları kabul etmeye hazır olduğunu ifade ederek, “Topraklarımızda nükleer silah konuşlandırılmasına karşı değiliz. Bunu engelleyen bir doktrinimiz yok” şeklinde konuşmuştu.
Kremlin ise Rusya’nın Estonya’ya ya da diğer Avrupa ülkelerine yönelik bir tehdit oluşturmadığını ancak kendi güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirleri alacağını duyurdu.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Estonya topraklarında bize yöneltilmiş nükleer silahlar yer alırsa, bizim nükleer silahlarımız da Estonya topraklarına yönelecektir” dedi.
Diğer yandan, Finlandiya’da nükleer silah yasağının kaldırılmasına yönelik yasal düzenlemeler 1 Temmuz tarihinde yürürlüğe girdi.
Finlandiya Savunma Bakanı Antti Häkkänen, yasağın kalkmasına rağmen nükleer silahların Finlandiya topraklarında kalıcı olarak konuşlandırılması ihtimalini dışladıklarını açıkladı.
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev ise Finlandiya’nın nükleer silah yerleştirme yasağını kaldırmasının ardından Rusya’nın nükleer hedefleri listesine dahil edildiğini ifade etti.
Avrupa
AB yaptırımlarına taş koyan Yunan milyarder

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin Rusya’ya yönelik hazırladığı 21. yaptırım paketi, Rus sıvılaştırılmış doğalgazının üçüncü ülkelere taşınmasının yasaklanması girişimi nedeniyle Yunanistan’ın engeline takıldı. Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre Atina, bu adımıyla Yunan armatör Georgios Prokopiu’ya ait Dynagas şirketinin ticari çıkarlarını korumayı hedefliyor.
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin Rusya’ya yönelik hazırladığı 21. yaptırım paketi, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) taşımacılığına getirilmesi planlanan kısıtlamalar nedeniyle Yunanistan’ın engeline takıldı.
Financial Times (FT) gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre Yunanistan, yaptırım paketinin Rus LNG’sinin üçüncü ülkelere nakledilmesini yasaklayan hükmüne karşı çıktı.
“Dynagas şirketini mahveder”
Kaynaklar, Yunanistan’ın bu diplomatik girişiminin arkasında, Yunan armatör Georgios Prokopiu’ya ait Dynagas gemicilik şirketini koruma amacının yer aldığını kaydetti. Yunanistan’ın AB Daimi Temsilcisi, çarşamba günü yapılan toplantıda meslektaşlarına, planlanan yaptırımların Dynagas şirketini mahvedeceğini ifade etti.
Denizcilik veri tabanı Equasis verilerine göre Dynagas, bünyesinde 27 gaz tankeri işletiyor. Bu gemiler arasında, Rusya’nın Yamal LNG tesisinin yer aldığı kutup bölgesindeki buzlu sularda güvenli operasyon yapabilmesi için özel olarak inşa edilen “Arc7” tipi tankerler de yer alıyor.
İş insanı Georgios Prokopiu, Yunan denizcilik şirketleri Dynacom, Dynagas Holding ve Sea Traders’ın mülkiyetini elinde bulunduruyor. Ayrıca halka açık olan Dynagas LNG Partners şirketinde de yüzde 43 oranında hisseye sahip. Forbes verilerine göre Prokopiu ve ailesinin toplam serveti 4,7 milyar dolar düzeyinde yer alıyor.
FT’ye konuşan Avrupalı diplomatlar, diğer üye ülkelerin Rusya’ya yönelik yaptırımlar uğruna kendi ticari çıkarlarından feragat ettiğini vurguladı.
AB tarafından önerilen yeni yaptırım taslağı, şirketlerin ikincil yaptırım riskiyle karşılaşmadan Rus petrolünü satın alabileceği ve taşıyabileceği tavan fiyat sınırının düşürülmesini de öngörüyor.
Üye ülkelerin daimi temsilcileri, müzakerelere zaman kazandırmak amacıyla var olan varil başına 44,1 dolarlık tavan fiyat sınırını acil kararla bir hafta daha uzatmak zorunda kaldı. FT, bu adım atılmasaydı ABD ile İran arasındaki gerilim nedeniyle petrol fiyatlarının keskin bir yükseliş kaydedebileceğini yazdı.
Yunan armatörler Rus petrolünden en az 3,8 milyar dolar kazandı
“Uzlaşı olmazsa B planına geçeriz”
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, yaptırımlar konusunda ortak bir uzlaşıya varılamamasından üzüntü duyduğunu belirtti. Kallas konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
“Elbette üye devletlerin karşı çıkmak için farklı gerekçeleri var. Bizim amacımız bir anlaşmaya varmaktır. Eğer bir anlaşma sağlanamazsa, o zaman B planı üzerinde çalışmaya başlayacağız.”
Kallas, daha önce 13 Temmuz tarihinde yaptığı açıklamada, Rusya karşıtı yaptırımların Avrupa ekonomisine zarar verdiğini de kabul etmişti.
Politico dergisinin haberine göre, üye ülkelerin yeni yaptırım paketi üzerinde üç gün üst üste uzlaşmaya varamaması nedeniyle görüşmeler 22 Temmuz tarihine ertelendi. Haberde, yaptırım paketinin bloke edilmesinde başı çeken ülkelerin Yunanistan ve Avusturya olduğu kaydedildi.
Viyana yönetiminin onay vermek için Avusturya merkezli Raiffeisen Bank ile ilgili tazminat şartı koştuğu belirtiliyor. Avusturya, bankanın Rusya’daki iştirakine yönelik ihtiyati tedbir kararlarından doğan 2,44 milyar avroluk zararının tazmin edilmesini sağlayacak bir mekanizmanın yaptırım paketine eklenmesini talep ediyor.
Yunanistan ise AB’nin Ekim 2025 tarihinde üzerinde uzlaştığı, Rus LNG ticaretine yönelik daha önceki kısıtlamalar hakkındaki endişelerini dile getirdi. Politico’ya konuşan kaynaklar, Atina’nın bu itirazlarının henüz çözüme kavuşturulmadığını bildirdi.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya1 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Dünya Basını1 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Diplomasi1 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti












