Amerika
Elon Musk, Hunter Biden, Ukrayna ve bazı ‘tesadüfler’

Elon Musk’ın “Twitter Belgeleri” adıyla yayınladığı iç yazışmaların ABD Başkanı Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden ile ilgili olması, Beyaz Saray’ı da meşhur “sosyal medya kavgasının” içine çekti.
Ekim ayında Twitter’ı satın alarak platformun yeni patronu olan Musk’ın, geçen hafta serbest gazeteci Matt Taibbi üzerinden yayınladığı iç yazışmalar, sansür tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Yazışmalar, eski Twitter yönetiminin, Hunter Biden ile ilgili skandal haberleri 2020 ABD seçimleri öncesinde sansürlediğini gösteriyordu.
Son günlerde Julian Assange ve Edward Snowden ile ilgili online anketler açarak dikkat çeken Musk’ın kendisi de yayınladığı iç bu yazışmalarla ifşacılığa soyunmuş durumda. Peki daha ilk ifşasında neden Hunter Biden’ı seçti?
Beyaz Saray Basın Sekreteri Karine Jean-Pierre, buna “büyük bir tesadüf” diyor. Düzenlediği basın toplantısında Jean-Pierre, “Bunu ilginç bir tesadüf olarak görüyoruz ve dikkat dağıtıcı bir hamle” ifadelerini kullandı.
Gerçekten tesadüf mü?
Jean-Pierre bunu tesadüf olarak görse de Musk, Hunter Biden ile ilgili haberlerden ilk kez bahsetmiyor.
Bilakis, Twitter’ı satın almayı teklif ettikten yalnızca birkaç gün sonra Hunter Biden haberlerinin sansürlenmesinin yanlış olduğunu söylemişti.
Podcast yayıncısı Saagar Enjeti’yle sosyal medya hesabından sohbet eden Musk, 26 Nisan’da Enjeti’ye yanıt olarak yazdığı tweet‘inde şu ifadeleri kullanmıştı:
“Büyük bir gazetenin Twitter hesabını, gerçek bir haber yayınladığı için askıya almak inanılmaz derecede uygunsuzdu.”
Ne sansürü, ne gazetesi?
İki sene hem insanlık hem de gezegen için çok kısa bir zaman dilimi. Ama konu siyaset, hele de dış siyaset olunca büyük skandalların bile unutulmasına yetiyor.
Bu yüzden önce kısaca Hunter Biden’ı ve şu sansür meselesini hatırlayalım.
Joe Biden’ın başı, küçük oğlu Hunter ile yıllardır dertte.
Ağabeyinin 2015’te beyin kanseri nedeniyle ölmesinin ardından yengesiyle beraber olan, kuzeniyle fuhuş pazarlığı yapan, uyuşturucu bağımlısı Hunter, 2019’da Rus uyuşturucu kaçakçılarıyla takılırken sızmış ve bilgisayarını çaldırmıştı.
Aslında Hunter’ın daha önce de bu şekilde 3 bilgisayarını çaldırdığı biliniyordu.
Asıl tartışma ise ABD’nin çok okunan tabloid gazetelerinden New York Post’un Hunter’a ait olduğu iddia edilen bilgisayarlardan birinin bir tamirciye bırakılan harddisk’inden alınan yazışmaları Ekim 2020’de yayınlamasıyla başladı.
Bu yazışmalar, Biden ailesinin Ukrayna’da karıştığı yolsuzlukları gözler önüne seriyordu ve başkanlık seçimlerine sadece birkaç hafta kalmıştı.
Seçimlerin seyrini değiştirebilirdi
Bu yazışmalar, Hunter Biden’ın, yönetim kurulunda olduğu Ukraynalı enerji firması Burisma’dan aylık 50 bin dolar maaş aldığını ve şirket hakkında soruşturma yürüten başsavcı Viktor Şokin’i kovması için Ukrayna’ya baskı yaptığını gösteriyordu.
Buna göre Joe Biden da, dönemin Ukrayna Başkanı Petro Poroşenko ve Başbakan Arseniy Yatsenyuk’un Şokin’i görevden alması için nüfuzunu kullanmıştı.
Biden kanadının sözcüsü Andrew Bates ise, o dönem başkan adayı olan Biden’ın takviminde böyle bir görüşmenin yer almadığını söyleyerek iddiaları reddetmişti.
New York Post, belgeleri nereden buldu?
İddiaya göre söz konusu harddiskin içindeki bilgileri John Paul Mac Isaac adlı bir bilgisayar tamircisi kopyalamıştı. Isaac bu diski kendini Hunter Biden diye tanıtan birinin bıraktığını ama almaya kimsenin gelmediğini öne sürmüştü.
Tamirci kimse gelmeyince dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın kişisel avukatı Rudy Giuliani’nin avukatı Robert Costello’ya ulaşıp belgeleri verdiğini ve FBI’ı da bilgilendirdiğini söylüyor.
Cumhuriyetçilere yakınlığıyla bilinen New York Post da bu yazışmaları Giuliani’den aldığını savunuyor.
Bütün bu olayların Kasım 2020 seçimlerinden sadece bir ay önce yaşanması özellikle dikkat çekici. Çünkü muhafazakar siyasetçilerin iddiasına göre, “bu bilgiler sansürlenmeseydi seçimin seyrini değiştirebilirdi”.
Trump’ın azil soruşturmasının nedeni de Hunter Biden’dı
Biden ailesinin Ukrayna’da tartışmalı faaliyetlere girişmesi aslında 2014’teki renkli devrime dayanıyor.
O dönem başlayan eylemlerin hızla şiddet olaylarına evrilmesinin ardından Başkan Viktor Yanukoviç görevden alınmış ve yerine Petro Poroşenko getirilmişti.
Ukrayna’nın yakın tarihinin en önemli isimlerinden olan Yanukoviç Rusya’ya, Poroşenko ise ABD’ye yakınlığıyla biliniyordu.
Poroşenko’nun haziran ayında göreve gelmesinden sonra dönemin ABD Başkanı Barack Obama, Ukrayna’yla “ilişkileri güçlendirmek” için yardımcısı Joe Biden’ı görevlendirdi.
Hunter tam da bu sıralarda Burisma’nın yönetim kuruluna girdi.
2016’da iktidara gelen Trump ise Biden’ın o dönemde görevini kötüye kullandığını ve ABD dış politikasını oğlu ile kendisinin Ukrayna’daki menfaatleri için manipüle ettiğini savunuyor.
2019’da ABD Senatosu’nda başlatılan Trump’a yönelik azil soruşturması da Biden ailesinin Ukrayna ile ilişkilerini konu alıyordu.
Çünkü Trump, soruşturmadan birkaç ay önce Ukrayna başkanı olan Vladimir Zelenski ile telefonda bu konuyu konuşmuştu.
İddiaya göre Trump, söz konusu görüşmede rakibi Joe Biden ve ailesine soruşturma açması karşılığında Ukrayna’ya askeri yardımda bulunacağını söylemişti.
Beyaz Saray ise Trump-Zelenskiy görüşmesinin dökümünü yayınlamış ve görüşmenin askeri yardımlarla ilişkisi olmadığını savunmuştu.
Soruşturmanın ardından Trump senatoda aklanmıştı.
Bütün bunların Twitter ile ne ilgisi var?
New York Post’un Hunter Biden belgelerini yayınladığı Ekim 2020’de Trump’ın sosyal medya hesapları bile henüz engellenmemişti.
Ancak hem Twitter hem de Facebook, haber kuruluşuna yayınladığı Hunter belgeleri yüzünden katı bir sansür uyguladı.
Şirketler haberin paylaşımına kısıtlama getirirken, Twitter’da gazetenin hesabı, “kişisel bilgileri ihlal ettiği gerekçesiyle” donduruldu.
Facebook, bu haberle ilgili “incelemeler yürüttüklerini” söyleyerek nispeten yumuşak bir tavır alırken, Twitter’ın tutumu çok daha sertti.
Gazetenin hesabını 16 gün süreyle kapatan Twitter, haberdeki görselleri ya da haberin bağlantısını paylaşan hesapları bile bloke ediyordu.
Twitter sözcüsü Trenton Kennedy, bu uygulama için “bilgilerin siber saldırı yoluyla elde edilmiş olmasını” gerekçe gösteriyordu.
New York Post ise siber saldırıya karışmadıklarını, bilgileri doğrudan Giuliani’den aldıklarını vurguluyordu.
Belgeler gerçek çıktı
Tartışma ve tepkilerin ardından geri adım atan Twitter temsilcileri, daha sonra “saldırıyla ele geçirilmiş materyaller” politikasını güncellediğini duyurdu ama bu kararı geriye dönük olarak New York Post’a uygulamayacaklarını söyledi.
“Tesadüf” o ki Şubat 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının hemen ardından New York Times’ta konuyla ilgili önemli bir haber yayınlandı. Haberde bilgisayarın gerçekten Hunter Biden’a ait olduğu ve içindeki belgelerin de gerçek olduğu belirtiliyordu.
Birçok yorumcu ise New York Times’ın “zamanlamasının manidar olduğuna” dikkat çekiyordu. Bir görüşe göre belgelerin doğru olduğu, tam da Rus askerlerinin Ukrayna’ya girmesinin ardından duyurulduğu için yeterince gündem olamadı. Hatta belki de gündem olamaması için özellikle bu dönemde kabul edildi.
Zaten New York Times’ın haberi yayınlandığında Trump, Twitter ve Facebook’tan çoktan atılmış ve hatta şirketlerin New York Post’a uyguladığı yaptırımlar da unutulmuştu.
Yeni tartışma konusu ise Rus medyasında veya şirketlerinde çalışan kullanıcılara ayrım gözetmeksizin “Rusya’yla ilişkili hesap” etiketinin çakılmasıydı.
Ağustos ayında Joe Rogan’ın Spotify’daki podcast’ine konuk olan Meta CEO’su Mark Zuckerberg de New York Post’a sansür uyguladıklarını kabul etmişti.
Zuckerberg, FBI’ın seçim sonuçlarını etkileyecek dezenformasyona karşı dikkat uyarısı yaptığını ve bu nedenle haberi sansürlediklerini söylemiş ve şunları eklemişti:
“Bu kararın yanlış olduğunu bilmek beni çok rahatsız ediyor. Yapmamamız gereken bir şeyi yaptık, en kötüsü de bu.”
“Twitter Belgeleri”nde neler var?
Musk’ın gazeteci Taibbi’ye verdiği, eski Twitter yönetiminin iç yazışmalarından oluşan belgeler de tam da bu sansür sürecinde şirkette neler yaşandığını gösteriyor.
Bu dosyalardan yola çıkarak 3 Aralık’ta bir dizi tweet atan Taibbi, Twitter’ın son derece serbest bir iletişim amacıyla kurulduğunu ama zamanla güvenlik gerekçesi yüzünden platforma çeşitli kontrol mekanizmalarının eklendiğini söylüyor.
Buna göre finansal dolandırıcılığa karşı geliştirilen uygulamalar zamanla manipülatif bir boyut kazandı. Siyasi odaklardan platformdaki içeriklere müdahale talebi gelmeye ve yöneticiler de bu talepleri karşılamaya başladı.
Taibbi, 2020’ye gelindiğinde, siyasilerden ünlülere ve şirketlere kadar birçok aktörün Twitter’dan paylaşımları silme talebinde bulunmasının rutin hale geldiğini yazdı.
2020 başkanlık yarışı sırasında Biden’ın ekibinin birçok paylaşım linkini kaldırılmak üzere şirkete ilettiğine değinen Taibbi’nin yayınladığı bir ekran görüntüsünde bir şirket çalışanının, “Biden ekibinden incelenecek daha çok şey var” şeklinde bir e-mail attığı ve “Ele alındı” yanıtını aldığı görülüyor.
Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçilerin taleplerde bulunduğunu belirten Taibbi, olumlu karşılananların daha çok Demokrat olduğuna işaret ediyor.
Bütün bunlardan Musk’a ne?
Musk’ın Twitter’a yönelik eleştirilerinin de belli odak noktaları var. Bunlardan biri de Trump’ın ve diğer birçok kullanıcının hesaplarının askıya alınması.
Hatırlarsanız Musk, Twitter’ı satın almayı teklif etmeden hemen önce takipçileri için bir anket açmış ve “Sizce burada ifade özgürlüğüne yeterli önem gösteriliyor mu?” diye sormuştu.
Musk’ın ifade özgürlüğünden ne anladığı tartışılır. Ama görünüşe göre Trump’ın hesabının kapatılması ve New York Post’a uygulanan yaptırımları kendi ifade özgürlüğü anlayışına ters buluyor.
Ayrıca Çin de dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanında yatırımları olan bir iş adamı. Bu yüzden sıklıkla Rusya ve Çin’in tarafını tutmakla da eleştiriliyor.
Rusya’yı tutan Musk mı, Ukrayna’yı tutan Musk mı?
Bu eleştiriler en çok da milyarderin Rusya-Ukrayna krizine yönelik çözüm önerisiyle dile getirilmeye başladı.
Musk’ın Ukrayna krizi için Twitter hesabından paylaştığı çözüm önerisi şunları içeriyordu:
1) Rusya’nın aldığı bölgelerde BM gözetiminde seçimler yapılsın. Eğer halkın iradesi gitmesinden yanaysa Rusya bölgeleri bıraksın.
2) Kırım, 1783’ten beri olduğu gibi, resmen Rusya’nın parçası olarak kalsın.
2) Ukrayna tarafsız kalsın.
Buna sert tepki gösteren Zelenski de kendi anketini yaptı ve “Hangi Elon Musk’ı daha çok seviyorsunuz?” diye sordu. Seçenekler, “Ukrayna’yı destekleyen” ve “Rusya’yı destekleyen”den ibaretti.
Musk aslında uzay şirketi SpaceX’in Starlink uydu internetini savaşın başında Ukraynalılara ücretsiz sunarak ve gerekli donanımları ülkeye yollayarak Ukrayna’da çok popüler olmuş, bol bol teşekkür toplamıştı.
Ancak bu önerilerinden sonra Ukrayna’yla ipler öyle gerildi ki uydu interneti bile tartışma konusu oldu.
Starlink’in iletişim cihazlarının cephe hattında kesintiye uğradığına ve bölgeyi Rus güçlerinden geri alma çabalarını engellediğine yönelik haberler Batı basınında yer alınca Musk çok öfkelendi ve artık Ukraynalılara bu hizmeti vermeyeceğini ima etti.
Yine de kısa süre sonra bu imalarından geri adım attı ve Ukrayna’ya internet vermeye devam edeceğini açıklayarak mevzuyu tatlıya bağladı.
Musk, Cumhuriyetçi mi? Biden’la neden anlaşamıyor?
Musk’ın Amerikan iç siyasetiyle ilgili yorumları da sıklıkla gündem oluyor.
Trump’ın hesabını geri getirmek için sarf ettiği çaba ve eski başkanın Twitter’a geri dönmeyeceğini söylemesine rağmen çabalarından vazgeçmemesi, milyarderin Trump’a oy vereceği söylentilerine yol açtı.
Aslına bakılırsa, Güney Afrika doğumlu milyarder, ABD’de yükseldiği sıralarda Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında denge gözetiyordu.
2002’den bu yana siyasi kampanyalara bir milyon dolardan fazla bağışta bulunmuş, bu paraları da dengeli biçimde iki tarafa da dağıtmıştı.
Biden ve Musk’ın birbirinden pek haz etmediği ise sır değil. Bu durumun arkasında tam olarak ne yatıyor, bilinmez. Ama ikili arasındaki gerginliği en çok yansıtan konu elektrikli araçlar.
Biden elektrikli araçları çok seviyor. Hatta ABD’de satılan araçların yarısının 2030’a kadar elektrikli olmasını istiyor. Bunun için de yılın başından beri sektöre ciddi miktarda yatırım yaptı.
Ancak konuşmalarında ve yatırımlarında Tesla’yı neredeyse görmezden geliyor.
Son olarak Biden, Twitter’da, “Ülke genelinde 500 bin adet elektrikli araç şarj istasyonu kuruyoruz. Büyük Amerika yolculuğu tamamen elektrikli olacak” yazdı. Musk ise bu tweet’e alaycı bir yanıt vererek, “O zaman işe bir Tesla alarak başla” dedi.
We’re building 500,000 electric vehicle charging stations across the country.
The great American road trip will be fully electrified.
— President Biden (@POTUS) December 3, 2022
Trump’ı değil, DeSantis’i işaret ediyor
Musk’ın son dönemde Cumhuriyetçilere yakınsaması yalnızca Biden ile girdiği polemiklerden anlaşılmıyor. Çünkü kendisi de bunu açık açık dile getiriyor.
Geçen ayki ABD ara seçimlerinde Demokrat üstünlüğüyle bitmemesi için Cumhuriyetçileri oy kullanmaya çağırmış, sonra da 2024’teki başkanlık seçimlerinde alacağı tavrı açıklamıştı:
“Geçmişte Demokratlara oy verdim çünkü çoğunlukla iyilik peşindeydiler. Bugün ise bölücülük ve nefret partisi haline geldiler, bu yüzden artık onları destekleyemeyeceğim ve Cumhuriyetçilere oy vereceğim.”
Ama Musk’ın Cumhuriyetçi Parti’de işaret ettiği kişi Trump değil. Milyarderin favori ismi, ara seçimlerde büyük başarı yakalayan Florida Valisi Ron DeSantis.
Musk açıkça DeSantis’i desteklediğini söylüyor. Zaten Florida valisi parti içerisinde de Trump’ın en büyük rakibi olarak görülüyor.
DeSantis’in 2024’te başkan aday adayı olup olmayacağı ise belli değil.
Peki her şey tesadüf mü?
Yazıyı en başa dönerek bitirelim. Beyaz Saray Basın Sekreteri Jean-Pierre, Twitter Belgeleri’nin ilk bölümünün Hunter Biden sansürünü konu almasını “tesadüf” diye nitelemişti.
Ancak bu yazıda sadece ABD’nin değil, tüm dünyanın en zengin insanı olan Musk’ın bir portresini çizdiğimiz görülebilir.
Bolivya’da Eski Devlet Başkanı Evo Morales’in devrilmesinin üzerine “Kimi istersek onu deviririz” diyen Musk, Çin’den Ukrayna’ya geniş bir coğrafya üzerinde söz sahibi olmaya çalışıyor.
Bu uğurda oldukça agresif davranırken, karşısına çıkan her türlü “aileye” yönelik çeşitli “tesadüfler” yaratmaktan çekinmeyecektir.
Amerika
Hackerlar, Meta AI’ı “kandırarak” kullanıcı hesaplarını ele geçirdiler
Bilgisayar korsanlarının, Meta’nın yapay zeka destek ekibini (Meta AI) ünlü hesapları ele geçirmelerine yardım etmeleri için “kandırdığı” ortaya çıktı.
Henüz kaç hesabın etkilendiği belli değil ama mağdurlar arasında Barack Obama’nın Beyaz Saray hesabı, ABD Uzay Kuvvetleri’nin başçavuşu ve güvenlik araştırmacısı olan eski bir Meta çalışanı da bulunuyor gibi görünüyor.
Hackerların sosyal medya paylaşımlarının da gösterdiği gibi, Meta’nın sohbet robotunu kandırmak şaşırtıcı derecede kolaydı.
404 Media’ya göre, hackerlar ilk olarak bir VPN kullanarak kendilerini hedef hesap sahibinin bulunduğu coğrafi bölgedeymiş gibi gösterdiler ve böylece otomatik hesap korumalarını atlattılar.
Ardından, Meta AI Destek Asistanı’ndan hesaba yeni bir e-posta adresi eklemesini istediler ve botun bir kod göndermesini sağladılar.
Kodu ele geçiren hacker, şifre sıfırlama talebinde bulunabildi; bot da bunu yeni e-posta adresine göndererek hesabın kontrolünü devretti.
Fakat bot artık hackerlara kapılarını ardına kadar açmayacak. Dün bir Meta sözcüsü, sorunun “çözüldüğünü ve etkilenen hesapları güvence altına aldıklarını” söyledi.
Botun yaptığı bu hata, önemli iş fonksiyonlarını yapay zeka ajanlarına devretme gibi giderek yaygınlaşan uygulamanın risklerini ortaya koyuyor.
Instagram, birçok kullanıcının hesabının ele geçirilmesine yol açan güvenlik sorununu çözdüğünü açıkladı.
Hafta sonu boyunca, Reddit’teki birçok kullanıcı Instagram hesaplarının ele geçirildiğini iddia etti ve X’teki bir dizi kullanıcı da benzer hesap ele geçirme olaylarına karşı uyarıda bulundu.
Güvenlik araştırmacısı Jane Wong, kendi Instagram hesabının da ele geçirildiğini söyledi.
Wong, “Şifrem benden habersiz değiştirildi ve dün boyunca farklı şifre sıfırlama girişimleri aldım. Oldukça endişe verici,” dedi.
Amerika
Trump, yapay zeka kararnamesini imzaladı

ABD Başkanı Donald Trump, yapay zeka şirketlerinden, modellerin tam olarak piyasaya sürülmeden önce yeteneklerini değerlendirmek üzere federal hükümete modeller sunmalarını talep eden bir başkanlık emri imzaladı.
Emirde, şirketlerden gönüllülük esasına dayalı olarak, bir modelin “gelişmiş siber yeteneklerini” değerlendirmek ve modelin “kapsam dahilindeki öncü model” olarak kabul edilip edilmeyeceğini belirlemek üzere bir karşılaştırmalı değerlendirme sürecine katılmaları isteniyor.
Ardından, şirketlerin bu modelleri daha geniş bir kitleye sunmayı planladıkları tarihten en fazla 30 gün önce bu modellere erişim talep ediyor ve hükümetin erken erişim hakkı alacak “güvenilir ortakları” seçmesine olanak tanıyor.
Kararnamede şöyle deniyor.
“Bu bölümdeki hiçbir hüküm, sınır modeli dahil olmak üzere yeni yapay zeka modellerinin geliştirilmesi, yayınlanması, piyasaya sürülmesi veya dağıtımı için zorunlu bir hükümet lisanslama, ön onay veya izin şartı oluşturulmasına yetki verdiği şeklinde yorumlanamaz.”
Trump, o dönemde gazetecilere verdiği demeçte, önde gelen teknoloji şirketlerinin CEO’larıyla imza törenini “kararnamenin bazı yönlerini beğenmediği”için ertelediğini söylemişti.
Somut ayrıntılar açısından yetersiz olan salı günkü kararname, ABD’deki yapay zeka geliştirme çalışmaları için kritik bir anda yayınlandı.
Pazartesi günü Anthropic, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonuna halka arz için gizli başvuruda bulunduğunu açıkladı. Rakip OpenAI da bu yıl içinde olası bir halka arz için hazırlıklarını sürdürüyor.
SpaceX, kendi AI laboratuvarı SpaceXAI’nin sahibi olarak, her ikisini de halka arz konusunda geride bırakmaya hazırlanıyor. Şirketin değerini 1 trilyon doların çok üzerine çıkarabilecek halka arzın önümüzdeki hafta gerçekleşmesi bekleniyor.
AI patlaması sırasında servetlerin hızla arttığı teknoloji sektörü, Beyaz Saray’ın AI konusundaki tutumunda merkezi bir rol oynadı.
Musk’ın uzun süredir müttefiki olan risk sermayedarı David Sacks, bu yılın başlarında görevine son verilene kadar ilk kripto ve yapay zeka sorumlusu olarak görev yaptı.
Fakat Sacks’ın, Musk ve Meta CEO’su Mark Zuckerberg ile birlikte geçen ay Trump yönetimini arayarak, başkanın imzalamaya hazırlandığı önceki yapay zeka başkanlık kararnamesine karşı lobi yaptığı bildirildi.
Salı günkü kararname, Anthropic’in yazılımdaki zayıflıkları ve güvenlik açıklarını tespit etmede üstün bir model olan Claude Mythos Preview’u duyurarak bu yılın başlarında hükümet yetkililerini ve Wall Street’i şaşırtmasının ardından geldi.
Şirket, Project Glasswing adlı siber güvenlik girişiminin bir parçası olarak bu modelin kullanıma sunulmasını seçkin bir grup şirketle sınırladı ve bu girişimi salı günü genişletti.
Mythos’un piyasaya sürülmesi, Anthropic ile Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ve Hazine Bakanı Scott Bessent dahil olmak üzere Trump yönetiminin üst düzey üyeleri arasında birkaç yüksek profilli toplantı düzenlenmesine yol açtı.
Trump’ın yapay zeka kararnamesi, yönergeler ve diğer kılavuzların geliştirilmesi için çeşitli zaman dilimlerini özetliyor ve özellikle Savunma Bakanlığı’ndan bilgi sistemlerinin siber savunmasına öncelik vermesini istiyor.
Savunma Bakanlığı, Mythos’u piyasaya sürmeden kısa bir süre önce bu girişimi bir tedarik zinciri riski olarak nitelendirerek, Anthropic’in öncü modellerinden aktif olarak uzaklaşmaya çalıştı.
Bu tanımlama, Anthropic’in ABD ulusal güvenliğini tehdit ettiği anlamına geliyor ve savunma müteahhitlerinin kurumla yaptıkları çalışmalarda şirketin teknolojisini kullanmalarını yasaklıyor.
Anthropic, bu tanımlamayı geri aldırmak için Trump yönetimine dava açtı ve bu dava halen devam ediyor.
Amerika
SpaceX 75 milyar dolarlık rekor halka arza hazırlanıyor

Elon Musk’ın sahibi olduğu havacılık ve uzay şirketi SpaceX, hisse başına 135 dolar sabit fiyat belirleyerek gerçekleştireceği halka arzla rekor düzeyde 75 milyar dolar toplamayı planlıyor. Reuters’ın haberine göre şirket, bu adımla piyasa değerini 1,75 trilyon dolara ulaştırmayı hedefliyor.
Milyarder Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketi, hisse başına 135 dolar sabit fiyat belirleyerek gerçekleştireceği halka arzla rekor düzeyde 75 milyar dolar toplamayı planlıyor. Reuters ajansının konuya aşina bir kaynağa dayandırdığı haberine göre şirket, bu süreçte 555,6 milyon adet hisse satmayı amaçlıyor ve toplam piyasa değerinin 1,75 trilyon dolara ulaşmasını bekliyor.
Bu halka arzın borsa tarihindeki en büyük işlem olabileceği ve ardından yapay zeka devleri OpenAI ile Anthropic’in de izlemesi beklenen büyük ölçekli yeni bir halka arz dalgasına öncülük edebileceği belirtiliyor.
Sabit fiyatlı halka arz, bir şirketin talep toplama süreci başlamadan önce hisse başına kesin değeri önceden duyurduğu bir fiyatlandırma yöntemi. Bu fiyat, şirketin analistleri ve yetkilendirilmiş aracı kurumlar tarafından finansal göstergeler, piyasa koşulları ve rakip analizleri temel alınarak hesaplanıyor. Yatırımcılar bu arza katılırken doğrudan belirlenen bu fiyat üzerinden talep iletiyor; talebin arzı aşması durumunda hisseler, genellikle bireysel küçük yatırımcılara öncelik verilerek katılımcılar arasında dağıtılıyor.
Reuters, yatırımcı sunumları yapılmadan ve talep toplama defteri oluşturulmadan önce sabit bir fiyat belirlenmesinin piyasa teamülleri açısından sıra dışı bir adım olduğunu aktardı.
Şirketler genellikle talebe göre fiyatı ayarlayabilmek amacıyla belirli bir fiyat aralığı ilan etmeyi tercih ediyor.
ABD merkezli hukuk firması Wilson Sonsini Goodrich & Rosati’nin kıdemli ortağı Weiheng Chen konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Musk, kendi takipçi kitlesinde işe yarayan ‘ister al ister bırak’ yaklaşımını uyguluyor. Piyasa koşulları ve sektörde karşılaştırılabilecek başka bir şirketin bulunmaması göz önüne alındığında bu makul bir adım” dedi.
SpaceX’in yatırımcı turları kapsamındaki tanıtım faaliyetleri (roadshow) 4 Haziran Perşembe günü başlayacak.
Halka arzın tamamen birincil piyasa halka arzı olarak yapılandırılması, yani elde edilecek tüm gelirlerin doğrudan şirkete aktarılması ve mevcut hissedarların kendi paylarını satamaması bekleniyor. Kurucu Elon Musk’ın da halka arzın ardından 366 gün boyunca SpaceX hisselerini elinde tutma zorunluluğu bulunuyor.
Şirket halka arz gelirini yapay zeka ve Starlink yatırımlarında kullanacak
Halka arzdan elde edilecek fonlar, şirketin yapay zeka bilgi işlem kaynaklarının genişletilmesinde ve Starlink uydu ağının büyütülmesinde kullanılacak.
SpaceX, bu yılın başlarında Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI ile bir ortaklık kurmuş, bu süreçte roket şirketine 1 trilyon dolar, Grok adlı sohbet robotunun geliştiricisine ise 250 milyar dolar değer biçilmişti.
Finansal tablolara göre SpaceX, bir önceki yıl elde ettiği 791 milyon dolarlık kârın ardından, 2025 yılında 4,94 milyar dolar net zarar bildirdi.
Nasdaq borsasında “SPCX” koduyla işlem görmeyi hedefleyen SpaceX’in borsaya ilk adımını 12 Haziran’da atması bekleniyor. Goldman Sachs, Morgan Stanley, BofA Securities, Citigroup ve J.P. Morgan süreçte ortak lider aracı kurumlar (joint bookrunners) olarak görev alıyor.
Bank of America’nın Asya-Pasifik bölgesindeki eski küresel sermaye piyasaları eş başkanı Craig Coben sürece ilişkin olarak, “Tarihin en çok beklenen halka arzı konumundaysanız, yatırımcılardan kendi sürecinize uyum sağlamalarını isteyebilirsiniz; tersini yapmak zorunda kalmazsınız” değerlendirmesinde bulundu.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı










