Bizi Takip Edin

Amerika

‘Epstein ve Trump 15 yıl boyunca en iyi dosttu’

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Jeffrey Epstein dosyasını kapatması nedeniyle ateş altındayken, yeni bilgiler ortaya çıkıyor.

Trump hakkında dört çok satan kitabın yazarı Michael Wolff, Epstein’ın 2019’daki ölümünden beş yıl önce, finansçı ile yüzlerce röportaj kaydetmeye başladı ve New York’taki dairesinde yaptığı özel etkinliklere katıldı.

Yıllar boyunca, hiçbir yayıncı bu kayıtlara dokunmaya cesaret edemedi. Wolff, kayıtların 100 saate yakın olduğunu ve 30’a yakın oturuma bölündüğünü iddia ediyor.

Bugüne kadar kayıtların sadece küçük bir kısmını yayınlayan Wolff, The Telegraph’a verdiği demeçte, Trump ve Epstein’ın bir zamanlar, daha önce düşünülenden daha da yakın olduğunu söyledi.

2002 yılında Trump, New York Magazine’de yayınlanan bir profilde Epstein’ı “harika bir adam” olarak nitelendirmiş ve “o da benim kadar güzel kadınları seviyor ve çoğu genç kadınlar” demişti.

Wolff’un “Fire and Fury” podcast’inde daha önce yayınlanan ses dosyalarında Epstein, 10 yıldır Trump’ın “en iyi arkadaşı” olduğunu söylemişti. Wolff ayrıca Trump’ın Epstein’a taktığı lakabın “Jeffy” olduğunu da söyledi.

‘Paraları, uçakları vardı, orta sınıf kurallarını tamamen hiçe sayıyorlardı’

71 yaşındaki Wolff, Hamptons’daki evinden telefonla verdiği demeçte, “1988/89’dan 2004’e kadar Jeffrey Epstein ve Donald Trump en iyi arkadaşlardı,” dedi ve şöyle devam etti:

“Bunlar 80’lerin adamlarıydı, paranın her şeyi affettiği ve herkesin parası olan herkesi idolize ettiği bir dönemden geliyorlardı. Para sahibi olmak size olağanüstü bir ayrıcalık sağlıyordu. Bu, playboy olmanın son günleriydi. Paraları, uçakları vardı, orta sınıf kurallarını tamamen hiçe sayıyorlardı. […]

Aynı ilgi alanları vardı. Aynı şeyleri yapıyorlardı, aynı aktivitelere katılıyorlardı, çoğu zaman aynı kadınların peşinde koşuyorlardı. Geçen gün biri beni arayıp ‘Trump’ın küçük kızlarla ilgilendiğini söylemek istemiyorsun herhalde?’ dedi. Ben de ‘hayır… ama ikisi de [Trump ve Epstein] mankenlere takıntılıydı’ dedim.

Mankenlik ajansları kurdular, mankenlik ajanslarına yatırım yaptılar. Trump’ın güzellik yarışmaları var, Epstein’ın Victoria’s Secret işleri vardı [Epstein, Victoria’s Secret patronu Les Wexner’ın danışmanıydı].”

Wolff, dostluğun merkezinin Epstein ve Trump’ın komşu olduğu Florida’nın Palm Beach kenti olduğunu söylüyor.

Trump’ın Epstein’ın havuzundaki müstehcen fotoğrafları FBI’ın elinde olabilir

Wolff, “Epstein’ın yüzme havuzunun etrafında Trump’ın bir düzine Polaroid fotoğrafı vardı,” diye hatırlıyor. Wolff, bu fotoğrafların Epstein’ın kasasında saklandığını ve FBı’ın Temmuz 2019’daa New York ve Palm Beach’teki evlerine yaptığı baskında ele geçirdiğini iddia ediyor.

Yazar, “Üçünü çok net hatırlıyorum. İki fotoğrafta Trump’ın kucağında üstsüz kızlar oturuyordu, birinde ise Trump’ın [pantolonunun] ön tarafında bir leke vardı ve üç ya da beş üstsüz kız onu işaret edip gülüyordu. Bu adamlar birbirlerini tamamlıyordu. Epstein, Trump’ı anlamak için en iyi pencere,” diyor.

Onlarca yıllık dostluğun ardından, 2004 yılında Trump ve Epstein, Wolff’un “acı verici” olarak nitelendirdiği bir gayrimenkul anlaşması nedeniyle aralarında bir anlaşmazlık yaşadı ve Epstein’ın ABD Virgin Adalarındaki “Epstein Adası” olarak bilinen Little St James’te işlediği iddia edilen suçlar sırasında araları açıldı.

Bundan sonra Epstein hakkında ilk suçlamalar ortaya çıkmaya başladı ve 2008’de fuhuş suçundan 13 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2014 yılında Epstein, Vanity Fair dergisinin köşe yazarı ve New York’ta çok saygın bir gazeteci sayılan Wolff’a, kendisi hakkında bir kitap yazması için teklifte bulundu.

Wolff o dönem Trump hakkında yazmaya yeni başlamıştı ve bu çalışmalar, başkanın Beyaz Saray’daki dönemini anlatan ilk kitabı Fire and Fury’nin (Ateş ve Öfke) temelini oluşturacaktı.

Epstein’ın toplantılarına katılan isimler: Gates, Barak, Summers, Prens Andrew

Wolff, “Epstein, ‘Bana her şeyi sorabilirsin, saklayacak hiçbir şeyim yok, dürüst olup olmadığıma kendin karar ver’ dedi,” diye hatırlıyor. Birkaç “oldukça ilginç” sohbetin ardından Wolff, Epstein’ın New York’un en büyük özel konutlarından biri olduğu düşünülen Upper East Side’daki malikanesinde düzenlediği etkinliklere katılmaya başladı.

Wolff, “Oldukça sıra dışıydı. Oradaki insanlar inanılmazdı. Bill Gates’ten [eski İsrail başbakanı] Ehud Barak’a ve Larry Summers’a kadar, birbiri ardına geliyorlardı,” diye hatırlıyor.

Epstein’ın bu toplantıları yemek masasında yaptığını, sabahın erken saatlerinden geceye kadar insanların gelip gittiğini ve “kadınların çok az” olup bir “erkekler kulübü havası” bulunduğunu söyleyen Wolff, “Ama açıkçası, bu ortama karşı koymak imkansızdı ve iyi vakit geçirdiğimi itiraf etmeliyim. Konular dış politika ve ekonomiydi. Kızlar hiç konuşulmazdı, bu konu asla gündeme gelmezdi,” iddiasında bulunuyor.

‘MAGA’ ideoloğu Bannon da Epstein ile dostmuş

2015 yılında, Trump’ın başkanlığa adaylığını koyduğunda, Epstein’ın Trump ile ilişkisi hakkında konuşmaya başladığını ve bunun “çok şaşırtıcı” olduğunu vurgulayan Wolff, 2017 yılında Epstein’ın Steve Bannon ile arkadaş olduğunu, bu ikisinin sürekli Trump hakkında konuştuğunu söylüyor.

Steve Bannon, “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) olarak bilinen Trumpçı koalisyonun “ideologlarından” biri.

2020 tarihli “Jeffrey Epstein’ın Son Günleri” adlı makalesinde Wolff, Epstein ve Trump arasındaki husumeti ayrıntılı olarak anlatıyor. Epstein, Trump’ı ‘moron’ olarak nitelendiriyor ve onun liderlik tarzı hakkında aşağılayıcı ifadeler kullanıyor.

Mülk anlaşmasıyla ilgili anlaşmazlığın ardından Wolff, Epstein’ın, 2008 yılında fuhuşa aracılık etmekten hapse girmeden önce kendisini ihbar eden kişinin, Florida emniyet güçleriyle yakın ilişkileri olan Trump olduğunu düşünmeye başladığını söylüyor.

Aynı yazıda Wolff, Bannon’un Epstein’a, Trump’ın ilk başkanlık kampanyası sırasında korktuğu “tek kişinin” Epstein olduğunu söylediğini aktarıyor ve Bannon’un finansçının Trump hakkında tehlikeli sırlar bildiğine inandığını ima ediyor.

Epstein’ın buna “Öyle olmalı da,” diye cevap verdiği bildiriliyor. Epstein, Trump’ın ilk başkanlığı sırasında tutuklandı.

Adalet Bakanlığı, Epstein’ın ortağı Maxwell ile görüşecek

Öte yandan Adalet Bakanlığı, çocuk kaçakçılığı ve uzun süredir birlikte olduğu partneriyle bağlantılı diğer suçlardan 20 yıl hapis cezasına çarptırılan Ghislaine Maxwell ile görüşmek için girişimde bulunuyor.

Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, salı günü yaptığı duyurda, önümüzdeki günlerde Maxwell ile oturup Epstein’ın suçlarına başka kimlerin karışmış olabileceğine dair ifadesini dinleyeceklerini belirtti.

Trump da salı günü, Maxwell’e ulaşma konusunda önceden kendisine danışılmadığını söyledi fakat bu hamlenin “uygun bir şey olacağını” savundu.

Ceza davasından önce Maxwell, Epstein’ın suçlarındaki rolüyle ilgili iddialardan kaynaklanan iki sivil davada tanıklık etmiş ve suç örgütü veya büyük çaplı seks kaçakçılığı operasyonunun varlığını şiddetle reddetmişti. Adalet Bakanlığı, bu ifadelerinde yalan beyanda bulunduğu gerekçesiyle onu suçladı.

Baba Maxwell’in Mossad ajanı olduğu iddia ediliyordu

Ghislaine Maxwell’in babası ve medya devi Robert Maxwell, Mossad ajanı olmakla suçlanıyordu. Hayatı boyunca İsrail’in iyi bir dostu olan baba Maxwell, ülkedeki yayıncılık, ilaç ve bilgisayar şirketlerine büyük yatırımlar yaptı.

İsrail casusu olduğu yönündeki spekülasyonlar, ölümünden sonra, İsrail’de neredeyse devlet cenazesi düzenlenerek, Başbakan Yitzhak Shamir ve Cumhurbaşkanı Chaim Herzog’un katıldığı ve Kudüs’teki Zeytin Dağına defnedilmesiyle yeniden alevlendi.

Komplo teorisyenleri, İsrail’in kendisine kredi vermeyi reddettiği ve bunun için misilleme yapacağı tehdidinde bulunduğu için Mossad’ın onu öldürdüğünü iddia ediyorlar.

Amerika

Mamdani, hükümetten Netanyahu’yu tutuklamasını istedi

Yayınlanma

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, İsrail başbakanının bu yılın ilerleyen aylarında ABD’yi ziyaret etmesi halinde federal yetkililerden tutuklama talep etti.

Mamdani, sosyal medyada paylaşılan bir videoda, “Binyamin Netanyahu bir savaş suçlusu ve Filistin halkına karşı işlenen korkunç bir soykırımın mimarıdır,” dedi.

Mamdani, Netanyahu’ya yönelik savaş suçu iddiaları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin çıkardığı tutuklama emrinin haklı olduğuna inandığını belirtti ama bunu uygulamak için yasal yetkisi olmadığını kabul etti.

Mamdani, ABD’deki Yahudiler arasında Netanyahu’dan daha popüler

Mamdani şöyle konuştu:

“Yönetimim, Binyamin Netanyahu buraya gelirse New York Şehri’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama emrini uygulayıp uygulayamayacağını belirlemek için yürürlükteki yasalar çerçevesinde mevcut tüm yolları inceledi. Bu emri uygulamak için bağımsız yasal yetkimiz olmadığı açık. Fakat federal hükümetin bu yetkisi var ve ben onlara Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (ICC) katılmalarını ve bu tutuklama emrini yerine getirmelerini çağrıda bulunuyorum. Ve şunu da aynı derecede açıkça belirtmek istiyorum: Binyamin Netanyahu, New York Şehri’nde hoş karşılanmaz; kaçak durumdaki diğer hiçbir savaş suçlusu da hoş karşılanmaz.”

Netanyahu’nun eylül ayında BM Genel Kurulu için New York’a gelmesi bekleniyor.

Mamdani, geçen hafta, geçen yıl belediye başkanlığı kampanyası sırasında bunu taahhüt ettikten sonra, söz konusu ziyaret sırasında Netanyahu’yu tutuklayıp tutuklayamayacağını incelediğini söylemişti.

Mamdani, “Başbakan Netanyahu’nun yeri Lahey’dir,” dedi.

Zohran Mamdani: Canavarın ininde bir ‘nepo bebek’

ABD, UCM’nin yetkisini tanımıyor ve bu mahkemenin tarafı değil.

Mamdani’nin bu sözleri, Netanyahu’nun ABD topraklarında “tutuklanmayacağını” vurgulayan Donald Trump’tan tepki gördü.

Trump, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda Netanyahu’nun “İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı savaştığını” ve “tutuklanması gereken tek kişilerin, İran’ı bu eşi görülmemiş ölüm ve yıkım sarmalına sürükleyenler olduğunu” belirtti.

Netanyahu ise Mamdani’nin yorumları konusunda “endişeli olmadığını” söyledi.

FT: Mamdani iş dünyası liderlerinin bir kısmını ikna etti

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Temsilciler Meclisinde Johnson’a bütçe isyanı

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçi vekiller, İran savaşı ve tarım yardımlarını içeren 95 milyar dolarlık bütçe çerçevesine karşı oy kullanma tehdidiyle Meclis Başkanı Mike Johnson’a meydan okuyor. Meclis liderliği yarın başlayacak kongre tatili öncesinde tüm grupların desteğini almaya çalışırken, kıl payı çoğunluğa sahip partide fire sınırının en fazla iki vekil olduğu belirtiliyor.

ABD Temsilciler Meclisindeki önemli sayıdaki Cumhuriyetçi milletvekili, Meclis Başkanı Mike Johnson’a meydan okuyarak partinin önceliklerini içeren bütçe çerçeve tasarısına karşı oy kullanma tehdidinde bulunuyor.

Meclis Başkanı Johnson, parlamentodaki kıl payı çoğunluğu elinde bulunduran partisini İran savaşı ve tarım yardımları için hazırlanan 95 milyar dolarlık finansman planını desteklemeye yönlendirmeye çalışıyor. Cumhuriyetçi parti yönetimi, yarın başlayacak kongre tatili öncesinde gruptaki tüm kesimlerin desteğini kazanmak için çabalarken, tam katılımın sağlanacağı varsayımıyla Johnson’ın bugün en fazla iki oy kaybetme lüksü bulunuyor.

Beyaz Saray ve parti liderleri, Donald Trump’ın önceliklerinden biri olan “SAVE America Act” seçim güvenliği hükümlerine ilişkin planın ayrıntılarını sunarak henüz kararını vermemiş Cumhuriyetçileri ikna etmek için yoğun bir mesai harcıyor. Yönetim ayrıca, mevcut bütçe planında yer almayan ve üyelerin talep ettiği diğer maddeleri kapsayacak dördüncü bir bütçe uzlaşı tasarısının da sözünü veriyor.

Cumhuriyetçi liderlerin kararını değiştirmeyi neredeyse imkânsız gördüğü isimlerin başında ise Milletvekili Thomas Massie geliyor.

Massie konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu tasarı, yetkilendirilmemiş İran savaşı için kurulmuş bir örtülü ödenektir. Savaşın yanı sıra Trump’ın ticaret politikaları nedeniyle artan yakıt ve gübre fiyatlarından zarar gören çiftçilere yönelik bir rüşvettir” ifadelerini kullandı.

Milletvekili Warren Davidson da bütçe planına karşı oy kullanmayı planladığını bildirerek, tasarıyı desteklemek için bütçe açıklarını kapatacak kaynakların gösterilmesi gerektiğini kaydetti.

Kararı beklenen diğer isimler arasında Milletvekilleri Tim Burchett ve Kevin Kiley de bulunuyor. Kiley, tasarıya destek verme ihtimalinin “çok düşük” olduğunu ve fikrinin değişmeyeceğini ifade etti. Bu yıl Demokratların öncülük ettiği çok sayıda İran savaş yetkileri tasarısına destek veren Milletvekili Tom Barrett ise “Göreceğiz” demekle yetindi.

Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi liderleri, plandaki “SAVE America Act” hükümleri kapsamında yer alan vatandaşlık ve seçmen kimliği zorunluluklarının uygulanmasını denetlemek amacıyla önerilen 1 milyar dolardan fazla bütçeli teklifin ayrıntılarını üyelerle paylaşarak desteği artırmaya çalışıyor.

Ancak özel görüşmeler hakkında bilgi veren ve kimliğinin açıklanmasını istemeyen dört kaynağa göre, bu “denetim ve uygulama” mekanizmasının nasıl işleyeceği, muhalif vekiller ile Cumhuriyetçi yönetim arasındaki sert tartışmaların odağını oluşturuyor.

Dün akşam bu denetim politikasının nasıl yapılandırılmasını istediği sorulan Meclis Başkanı Johnson, “Bilmiyorum. Önümüzde müzakere edilmesi gereken çok konu var” yanıtını verdi.

Çoğunluk Lideri Steve Scalise de konuya ilişkin olarak “Tüm bunlar üzerinde çalışmalar halen devam ediyor” dedi.

Yönetimin müzakerelerde koz olarak kullandığı bir diğer taktik ise üyelere dördüncü bir bütçe uzlaşı tasarısı sözü verilmesi olarak öne çıkıyor.

Birçok Cumhuriyetçi vekil, ara seçimlerin ardından dördüncü bir bütçe uzlaşı tasarısının gerçekten hayata geçirilebileceği konusunda şüphe duyuyor. Vekiller, mevcut taslakta yer almayan ve kendi istedikleri düzenlemelerin bu yeni tasarıya dahil edileceği yönündeki vaatlere de şüpheyle yaklaşıyor.

Temsilciler Meclisi Bütçe Komisyonu Başkanı Jason Smith, liderliğin dördüncü tasarı vaadi hakkındaki sorulara, “Bütçe uzlaşısı hakkında hiç konuşmayacağım; 3, 4, 10 veya 17 fark etmez” karşılığını verdi. Smith’in komisyonunun son planların dışında bırakılması dikkat çekti.

Bugün oylanacak bütçe planına destek verip vermeyeceği sorulan Smith, “Size bütçe uzlaşısı hakkında konuşmayacağımı söylemiştim” diyerek pozisyonunu yineledi.

Temsilciler Meclisinde yoğun oylama trafiği

Temsilciler Meclisi; yıllık savunma politikası tasarısını, partiler üstü bütçe uzlaşı tasarısına yönelik bütçe kararını ve Kongre üyelerinin hisse senedi ticareti yapmasını yasaklayan düzenlemeyi içeren yasa tasarılarını oylayacak. Demokratlar ise bugün kadar erken bir tarihte İran savaş yetkileri oylaması talep edebilir.

Senato ise Benjamin M. Flowers’ın Altıncı Daire yargıçlığını onaylamak ve Michael C. Martin’in Michigan Doğu Bölgesi yargı adaylığını ilerletmek üzere toplanacak. Öğleden sonra yapılacak oturumda Martin’in adaylığının kesinleşmesi ve Antonio M. Pozos’un Pennsylvania Doğu Bölgesi yargı adaylığının oylanması bekleniyor. Akşam saatlerinde ise Daniel Mack Traynor’ın Sekizinci Daire yargı adaylığının ilerletilmesi oylanacak.

Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, Pentagon’un, Katar tarafından ABD başkanına hediye edilen 400 milyon dolarlık lüks uçağın modifikasyonu, restorasyonu veya bakımı için vergi mükelleflerinin parasını harcamasını engelleyecek yasa tasarısını oybirliğiyle geçirmeyi deneyecek.

Ayrıca bugün Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu, BM Büyükelçisi Mike Waltz’ın katılımıyla Birleşmiş Milletler’in hesap verebilirliği ve reformu konulu bir oturum düzenleyecek. Senato Finans Komisyonu ise ABD Ticaret Temsilcisi Jameison Greer’ın tanıklığında Trump’ın ticaret politikası gündemini ele alacak.

Darline Graham Senatoda kendi yolunu çizecek

Hayatını kaybeden ağabeyi Lindsey Graham’ın mirasını sürdürmesi için Senato koltuğuna atanan Darline Graham’ın, ağabeyinin izlediği siyasi çizgiyi birebir takip etmesi beklenmiyor.

Trump’ın desteğiyle tam dönem senatörlük için adaylığını açıklayan Graham, bir yandan ağabeyinin önem verdiği projeleri geçirmeye çalışırken diğer yandan kendi siyasi profilini oluşturmak için hassas bir denge kurmak zorunda kalacak.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen bazı Cumhuriyetçi meslektaşları, Politico’ya yaptıkları açıklamada, Graham’ın hangi politikaları savunacağını veya tam olarak neyi temsil ettiğini henüz bilmediklerini ifade etti. Buna karşın Graham, ağabeyinin en önemli önceliklerini hızla sahiplendi. Rusya’ya yönelik iki partili yaptırım tasarısına destek toplamak için Cumhuriyetçi liderlerle arka planda çalışmaya başlayan Graham, mevcut yasalar arasında ilk olarak “SAVE America Act” tasarısına ortak sponsor oldu.

Graham ayrıca dış politikadan ziyade iç politikaya odaklanacağının sinyalini verdi. Cumartesi günü seçmenlerine yönelik kaleme aldığı açık mektupta Graham, “Ben Lindsey değilim. Benim işleri yapma yöntemim kendime has” ifadesini kullandı.

Temsilciler Meclisi, Cumhuriyetçilerin savunma tasarısını daha muhafazakâr bir çizgiye çekmesinin ardından Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nı (NDAA) oylamaya hazırlanıyor.

Milletvekilleri savunma tasarısına sunulan 320 değişikliği ele almaya başladı.

Cumhuriyetçilerin bazı muhafazakâr değişiklikleri tasarıya dahil etmesi, kararsız Demokratların savunma bütçesi tasarısına destek verme ihtimalini azalttı. Buna karşın, Trump’ın trans bireylerin orduda görev yapmasını yasaklayan başkanlık kararnamesini yasalaştırmayı öngören düzenleme gibi en çok tartışılan bazı teklifler oylamalarda reddedildi.

Diğer taraftan Demokratlar, bugün Temsilciler Meclisi genel kurulunda bir İran savaş yetkileri oylaması yapılması için baskı kurmaya devam ediyor.

Thune tatil öncesi geçici bütçe oylaması sözü verdi

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, ağustos tatili öncesinde kendi kamarasının hazırladığı kısa vadeli geçici bütçe tasarısını genel kurula getireceğini açıkladı.

Thune, Senato Ödenek Komisyonu Başkanı Susan Collins’in, hükümetin kasım ayındaki seçimlerin sonrasına kadar fonlanmasını sağlayacak iki partili bir anlaşma için Demokratlarla görüşmeler yürüttüğünü aktardı.

Bu sırada Temsilciler Meclisi üyeleri, hükümet fonlamasını 4 Aralık tarihine kadar uzatacak geçici bütçe düzenlemesini 205 karşı oya karşı 220 oyla kabul etti. Oylamada büyük oranda parti çizgileri korundu.

Cruz yapay zekâ ajandasını açıklayabilir

Senato Ticaret Komisyonu Başkanı Ted Cruz, yapay zekâ mevzuatına ilişkin gelecek hafta yapılacak komisyon toplantısının ajandasını bugün kamuoyuna duyurabilir.

Cruz, Senatör Marsha Blackburn’ün çocukların çevrimiçi güvenliğini korumaya yönelik tedbirleri eyaletlerin yapay zekâ yasalarının önüne geçecek hükümlerle birleştiren yasa teklifini, 29 Temmuz’daki toplantıya kadar sunulması halinde ajandaya dahil edeceğini belirtti. Ancak Cruz, söz konusu paketin Senatodan geçme şansı konusunda şüphelerini dile getirdi.

Cumhuriyetçi ve Demokrat komisyon üyeleri konuyla ilgili bilgilendirilmediklerini belirtirken, Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi Maria Cantwell, hangi tasarıların gündemde yer alacağını bilmediğini söyledi.

Komisyon kuralları gereği ajandanın bir hafta önceden duyurulması gerekiyor. Cruz’un bugün gündemi açıklamaması durumunda, toplantının planlanan tarihte yapılmayabileceği belirtiliyor. Ayrıca hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham’ın önümüzdeki hafta yapılacak cenaze töreninin de planları etkileyebileceği ifade ediliyor.

Cornyn büyükelçi oylamalarını PEPFAR fonuna bağladı

Senatör John Cornyn, Trump’ın iki büyükelçi adayının bugün komisyondan geçmesi için yönetime şart koştu.

Cornyn, yönetimin yoksul ülkelerde milyonlarca hayat kurtardığı belirtilen HIV ve AIDS programı PEPFAR için ayrılan fonları serbest bırakacağına dair kendisine kesin güvence vermesini talep ediyor.

Senato Dış İlişkiler Komisyonu bugün Trump’ın Jamaika ve Slovakya büyükelçi adayları Kari Lake ve Doug Mastriano için oylama yapmaya hazırlanırken, Cornyn’in tek bir karşı oyu, partiler düzeyinde destek görseler dahi bu iki adaylığı engelleyebilir.

Dört dönemdir senatörlük yapan Cornyn, Trump’ın Teksas Başsavcısı Ken Paxton’ı desteklemesi nedeniyle kaybettiği ön seçimlerin ardından bir hafta içinde ikinci kez Beyaz Saray’a karşı tavır alıyor.

Son haftalarda Beyaz Saray’ı kendi tercih ettiği politikalara zorlamak amacıyla oyunu bir koz olarak kullanması sorulan Cornyn, “Bu bir bakıma eğlenceli” değerlendirmesini yaptı.

Milletvekilleri ve personel arasındaki ilişki yasağına destek

Temsilciler Meclisinde milletvekilleri ile kongre personeli arasındaki tüm cinsel ilişkilerin yasaklanması yönündeki girişim iki partinin de desteğini alıyor.

Temsilciler Meclisi İdari İşler Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Joe Morelle, Demokrat Lider Hakeem Jeffries’in kendisinden Milletvekilleri Kat Cammack ve Teresa Leger Fernandez ile bu konudaki çalışmaları yürütmek üzere ortak hareket etmesini istediğini açıkladı. Cammack ve Leger Fernandez, Kongre’deki cinsel taciz iddialarının ele alınış biçimini yeniden yapılandırmak için ortak bir çaba yürütüyor.

Meclis Başkanı Johnson da milletvekillerinin sadece kendilerine bağlı çalışanlarla değil, tüm kongre personeliyle cinsel ilişki yaşamasının yasaklanması yönündeki mevcut kuralın genişletilmesini desteklediğini açıkladı.

Leger Fernandez yaptığı açıklamada liderliğin kendilerine çok destek olduğunu ve Cammack’ın ekibiyle bu çalışmayı tamamlamayı sabırsızlıkla beklediklerini belirtti.

Demokratlardan Jeffrey Epstein baskısı

Demokratlar, Adalet Bakanlığı liderliği için Todd Blanche’ın adaylığı değerlendirilirken, bakanlığın Jeffrey Epstein dosyalarının açıklanması sürecindeki hatalarını gündemde tutmaya çalışıyor.

Senatör Cory Booker, bu öğleden sonra eski bakanlık yetkilileri, bir Epstein mağduru ve hukuk uzmanlarının katılımıyla bir forum düzenleyecek.

Booker, tanıklıkların bu adaylığın üzerine gölge düşüreceğini ve Blanche’ın neden bu görevde kalmaması gerektiğini ortaya koyacağını ifade etti. Blanche, Adalet Bakanlığındaki dosyaların kamuoyuyla paylaşılması sürecini yönetmişti.

Cornyn ile doğrudan bir görüşme yapmadığını belirten Booker, Teksaslı Cumhuriyetçi senatörün, Adalet Bakanlığı’nı Donald Trump’ın taleplerini yerine getirmek için kullandığı iddia edilen bir ismin onaylanmasının sonuçlarını değerlendirmesini umduğunu ekledi.

Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonunun kıdemli üyesi Jamie Raskin de Epstein’ın yabancı bir devlet adına kayıt dışı ajanlık yapıp yapmadığına yönelik başlattığı inceleme kapsamında federal hükümetten kayıtları talep ediyor.

Graham için Kongre’De tören düzenlenecek

Hayatını kaybeden eski Senatör Lindsey Graham’ın naaşı salı günü Capitol Rotunda’da katafalka konulacak.

Kız kardeşi tarafından organize edilen cenaze merasimi çerçevesinde Washington Ulusal Katedrali’nde Trump’ın da katılacağı ve sadece davetlilerin yer alacağı bir tören gerçekleştirilecek.

Naaş, buradaki törenin ardından Güney Carolina’ya götürülecek ve ertesi gün Columbia’daki İlk Baptist Kilisesi’nde bir anma töreni daha düzenlenecek.

Arizona ön seçim sonuçları

Arizona’da yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Milletvekili Andy Biggs, kasım ayındaki valilik seçiminde Demokrat Vali Katie Hobbs’un rakibi olmaya hak kazandı.

Phoenix bölgesindeki 5. Bölge’de ise eski Pinal County Şerifi Mark Lamb, ön seçimleri kazanarak Biggs’ten boşalacak koltuk için aday oldu. Lamb, hakkındaki iddialara rağmen Trump’ın desteğini arkasına alarak rakibini mağlup etti.

Bölge’de ise yine Trump’ın desteklediği eski Arizona Cardinals oyuncusu Jay Feely ön seçimlerden galip çıktı. Bu bölgenin mevcut temsilcisi David Schweikert, valilik ön seçiminde Biggs’e karşı kaybetmişti.

Bölge’de ise Demokrat Milletvekili Greg Stanton, ilerici bir aktivistin meydan okumasını aşarak ön seçimleri kazandı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, Venezuela’nın petrol gelirlerinin 13 milyar dolarına “çöktü”

Yayınlanma

Trump yönetimi bu yıl Venezuela’nın petrol satışlarından 13 milyar dolardan fazla “gelir” elde etti fakat bu paranın akıbeti konusunda neredeyse hiçbir açıklama yapmadı.

Financial Times (FT), nakliye ve veri analizi platformu Kpler tarafından derlenen, ocak ayından bu yana ülkeden yapılan ham petrol sevkiyatlarına ilişkin verileri kullanarak Venezuela’nın muhtemel petrol gelirini hesapladı.

FT, Venezuela’da üretilen ekstra ağır bir ham petrol türü olan Merey ham petrolünün yanı sıra, daha az yaygın iki Venezuela ham petrol türü olan Boscan ve Hamaca’nın fiyatları için fiyatlandırma ajansı Argus Media’nın fiyat tahminlerini kullandı.

Fiyat verileri, Venezuela petrolünün tüm türlerini kapsamıyor ve yalnızca şubat ayından itibaren başlamış.

Ocak ayından bu yana sevk edilen ve doğrudan fiyat tahminleri bulunan varillerin değeri şu anda yaklaşık 11,5 milyar dolara ulaşıyor.

Fakat geçmiş fiyat eğilimlerine göre, fiyatı belirlenmemiş varillerin bu toplam tutarı 13 milyar doların üzerine çıkardığı tahmin ediliyor.

Venezuela hükümeti, ABD tarafından yönetilen petrol satışlarından elde edilen geliri takip etmek için bir web sitesi kurdu, ancak sitede tek bir kayıt bulunuyor: Mart ayında yapılan 300 milyon dolarlık bir transfer.

ABD, ocak ayında Nicolás Maduro’yu kaçırıp Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’i lider olarak göreve getirdikten sonra, Venezuela’nın petrol ihracatının kontrolünü ele geçirdi ve bazı yaptırımları askıya aldı.

Bir avuç petrolden ötesi

Petrol gelirleri, Venezuela’nın GSYİH’sinin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor ve yaptırımların hafifletilmesinin, geçen ay meydana gelen yıkıcı depremlerden önce bile krizde olan ekonomiye önemli bir ivme kazandırması bekleniyordu.

Fakat ABD’nin fonların kontrolünü ele geçirmesinden altı ay sonra, iktisatçılar Venezuela’da bir toparlanma olduğuna dair kanıtların nispeten zayıf olduğunu belirtiyorlar.

Bu da ABD’nin gelirlerin tamamını Caracas’a geri göndermediğinin potansiyel bir işareti olabilir.

Washington, bu parayla ne yaptığı konusunda çelişkili açıklamalar yaptı; kendi rolünü “sakinlik” olarak tanımlayan bir başkanlık kararnamesinden, Başkan Donald Trump’ın ABD’nin Venezuela petrolünden “çok para kazandığını” söylemesine kadar uzanan bir yelpazede.

Her iki partiden ABD’li Kongre üyeleri, paranın nereye gittiğini ve tahsisi sırasında yolsuzluğu önlemek için ne yapıldığını açıklaması için yönetime baskı yapmaya başladı.

Önde gelen Demokrat Kongre üyesi Joaquin Castro, FT’ye yaptığı açıklamada Kongre’nin “karanlıkta bırakıldığını” da söyleyerek, “Trump’ın Venezuela’ya yönelik müdahalesi en başından beri petrol, iktidar ve yolsuzlukla ilgiliydi; milyarlarca dolarlık Venezuela petrol geliri, şeffaflık ya da güvence olmaksızın Trump yönetimi tarafından kontrol ediliyor,” dedi.

Salı günü yapılan bir oturumda, Güney Florida’dan Cumhuriyetçi milletvekili María Elvira Salazar, “paranın nereye gittiğine dair şeffaflığın önemi” nedeniyle bu fonlara ilişkin raporların kamuoyuna açıklanması çağrısında bulundu.

24 Haziran’da meydana gelen iki yıkıcı depremin ardından, Venezuela’nın petrol gelirlerinin akıbeti daha da acil bir mesele haline geldi. BM, yalnızca binalar ve altyapıya verilen zararın maliyetinin 37 milyar dolar olacağını tahmin ediyor.

Obama yönetimi döneminde Beyaz Saray’da Latin Amerika’dan sorumlu eski üst düzey yetkili Benjamin Gedan, Demokratların kasım ayında Kongre’nin bir veya her iki meclisinin kontrolünü ele geçirmeleri halinde petrol fonlarını soruşturabileceklerini söyledi.

Gedan, “Bu gerçekten cazip bir hedef olabilir. Venezuela petrol gelirlerinin dağıtımıyla ilgili çok sayıda mahkeme celbi ve ifade talebi olacağını tahmin edebilirsiniz,” dedi.

Ocak ayındaki baskından kısa bir süre sonra Başkan Trump, gelirlerin kendi kontrolü altında olacağını söyledi. O zamandan beri yönetim, petrol fonlarının nasıl kullanılabileceğine dair bir dizi açıklama yaptı.

Ocak ayında yayınlanan ilk başkanlık kararnamesinde, fonların Venezuela hükümetine ait olacağı ve “emanet ve resmi sıfatla” ABD hükümeti hesaplarında tutulacağı belirtilmişti.

Öte yandan ABD Enerji Bakanlığı, fonların “Amerikan halkının ve Venezuela halkının yararına dağıtılacağını” belirtmişti.

Haziran ayında Trump, ABD’nin Venezuela’daki askeri operasyonun maliyetini petrol yoluyla “28 kat” geri kazandığını söyledi ve ABD’nin “aynı zamanda çok para kazandığını” da ekledi.

Trump, “O savaşı kazanmak 48 dakika sürdü. Milyonlarca varil petrol çıkardık,” demişti.

Nisan ayında, Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi Michael Kozak, yaklaşık 3 milyar dolarlık petrol gelirinin Venezuela’ya gönderildiğini ve KPMG’nin banka hesaplarını denetlediğini söyledi.

Kozak, yönetimin fonlarla ilgili üç aylık raporlar sunacağını belirtti ama Dışişleri Komitesi’ndeki Demokratlar o zamandan beri hiçbir bilgi almadıklarını söylüyor.

ABD’li yetkililer, petrol fonlarının kontrolünün, şu anda kısmen Washington’dan gelen talimatlarla ülkeyi yöneten Rodríguez üzerinde baskı kurmak için kullanıldığını belirtiyor.

Geçen çarşamba günü yapılan bir Kongre oturumunda Kozak, “Bu onların parası ama… bizim iznimizi almaları gerekiyor,” dedi.

Yetkili fonların, devlet memur maaşları ve petrol endüstrisi ekipmanları gibi masrafları karşılamak için kullanıma açıldığını belirtti.

Dışişleri Bakanlığı, bu sistem kapsamında “Venezuela ekonomisine milyarlarca dolar aktarıldığını” belirtti ve “Fonların Venezuela halkının yararına olmasını sağlamak için mali izleme devam ediyor,” denildi.

Ocak ayına kadar ülkenin ABD yaptırımlarını aşmak için uluslararası piyasalarda petrolü önemli bir indirimle satmak zorunda kaldığı göz önüne alındığında, birçok iktisatçı Venezuela’nın bu yıl güçlü bir iktisadi toparlanma yaşayacağını bekliyordu. Hükümet, petrol ve doğalgaz yatırımlarını teşvik etmek amacıyla yeni bir kaynak yasası çıkardı ve üretim bu yıl artış gösterdi.

Fakat Washington’daki Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi’nde görev yapan Venezuelalı iktisatçı Francisco Rodríguez, resmi ilk çeyrek büyüme oranının yüzde 2,5 ile son beş yılın en düşük seviyesi olduğunu belirtti.

Rodríguez, “Venezuela, ilk çeyrekte petrol gelirlerinin artmasına rağmen muhtemelen daha hızlı büyümedi, çünkü ABD, artan petrol gelirlerinin tamamını Venezuela hükümetine aktarmadı,” dedi.

Venezuelalı iktisatçı ve eski muhalefet milletvekili José Guerra, petrol gelirlerinin son yıllara kıyasla çok daha yüksek olması gerektiğini söyledi. “Para nerede? Şeffaflık yok ve ABD hükümeti bize bilgi vermiyor,” diye konuştu.

Venezuela üzerine uzmanlaşmış bir danışmanlık şirketi olan Ecoanalítica’nın direktörü Alejandro Grisanti, son iki ayda büyük çaplı dolar girişi olduğuna dair işaretler olduğunu belirtti.

Grisanti, ekonominin yılın dördüncü çeyreğinde hızlanmasını bekliyordu fakat depremin bu süreci muhtemelen gelecek yılın ortasına erteleyeceğini söyledi.

Depremden bu yana Rodríguez, IMF’nin elinde bulunan meblağlar ve bir dava sonuçlanana kadar İngiltere Merkez Bankası’nın muhafazasında bulunan Venezuela’ya ait altın da dahil olmak üzere, ülke dışında tutulan fonlara erişim için lobi faaliyetleri yürütüyor.

ABD, afet yardımı için 386 milyon dolarlık bir yardım paketi ayırdı ve yardım çalışmalarına destek olmak üzere Venezuela’ya yüzlerce asker gönderdi.

Karakas’taki ABD Maslahatgüzarı John Barrett, bu ay yaptığı açıklamada, petrol gelirleri hesaplarından elde edilen paranın da “bu özel yeniden inşa çabası için tahsis edildiğini” belirtti ama miktarı belirtmedi.

ABD’li yetkililer, tahmini petrol gelirleri rakamına madencilik ihracatından elde edilen gelirlerin dahil olmadığını, bu gelirlerin bir kısmının da hükümet tarafından tahsil edildiğini belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English