AVRUPA
ExxonMobil’den AB’ye vergi davası

ABD’nin petrol devi ExxonMobil, petrol şirketlerine ek gelir vergisi koyan AB’ye dava açtı.
Şirket, AB’nin ‘yasal otoritesi’nin ötesine geçerek hareket ettiğini ileri sürüyor.
AB, petrol şirketlerine yönelik ek vergiden 25 milyar avro gelir elde etmeyi ve enerji faturalarını bu sayede düşürmeyi hedefliyordu.
Bir açıklama yapan şirket sözcüsü Casey Norton, yüksek enerji maliyetlerinin aileler ve işletmeler üzerine yüklendiğinin farkında olduklarını fakat verginin ‘zarar verici’ olduğunu ve ‘yatırımcı güveninin altını oyacağını’ ileri sürdü.
Norton, Exxon’un son 10 yılda Avrupa’da rafineri projeleri için 3 milyar dolar harcadığını ve üretimi artırdığını söyleyerek, Avrupa’nın bu dönemde Rusya’ya enerji bağımlılığını azaltmaya çalıştığına dikkat çekti.
Şirketinin AB’ye gelecekte milyarlarca avroluk yatırım yapmayı düşündüğünü söyleyen sözcü, “Buraya yatırım yapıp yapmayacağımız öncelikle Avrupa’nın ne kadar çekici ve küresel olarak rekabetçi olacağına bağlı,” diyerek vergi nedeniyle AB’ye yapacakları yatırımı geri çekebilecekleri sinyalini verdi.
AB’nin Eylül ayında gündeme getirdiği ve petrol ve doğalgaz şirketlerinin aşırı kârlarından elde etmeyi planladığı ‘gönüllü katkı’, enerji fiyatlarındaki artışın hane halklarının faturalarını şişirmesini engelleme amacında.
31 Aralık itibariyle uygulamaya girecek verginin kapsamı şöyle: 2022-2023 yılları arasındaki ortalama vergilendirilebilir kâr, 2018-2021 arasındaki ortalama kârın yüzde 20 ve üzerindeyse, bu kârın en az yüzde 33’ü vergi olarak ödenecek.
Exxon, Kasım ayında yeni vergi ile birlikte toplam vergi yükümlülüğünün 2 milyar doları bulabileceğini söylemişti. Şirket, bu yılın üçüncü çeyreğinde küresel bazda 20 milyar dolar civarında kâr elde etmişti.
AVRUPA
Berlin, Filistin yanlısı protestolara katılan AB vatandaşlarını sınır dışı etmek istiyor

Berlin göçmenlik bürosu yetkilileri, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını protesto eden üç AB vatandaşı ve bir Amerikalıya “antisemitizm ve terörizme destek” suçlamaları nedeniyle Almanya’yı terk etmelerini emretti.
İkisi İrlandalı, biri Polonyalı ve biri de ABD’li olan dört aktivist, Filistin yanlısı sloganlar atmak gibi suçlamalarla 21 Nisan’a kadar ülkeyi terk etmeleri ya da sınır dışı edilmeleri gerektiğinin kendilerine bildirilmesinin ardından Alman başkentinin yetkililerinin “göç yasasını silah olarak kullandığını” iddia etti.
Grup salı günü yaptığı ortak açıklamada sınır dışı edilmelerinin “Filistin yanlısı sesleri ve siyasi muhalefeti susturma” girişiminin bir parçası olduğunu söyledi. Kendilerine yapılan muameleyi, Trump yönetiminin Filistin yanlısı gösterilere katıldığı için gözaltına alınan ve sınır dışı edilmekle tehdit edilen Suriye doğumlu Columbia Üniversitesi mezunu ve ABD yeşil kart sahibi Mahmoud Khalil gibi aktivistlere yaptığı muameleyle karşılaştırdılar.
Berlinli protestoculardan ikisini temsil eden ceza ve göç avukatı Alexander Gorski, daha önce Staatsräson kavramının (İsrail’in güvenliğinin Almanya’nın ulusal çıkarlarının merkezi bir parçası olduğu fikri) kararlarının gerekçelerinin bir parçası olarak kullanıldığı bir sınır dışı davası görmediğini söyledi.
FT’nin aktardığına göre avukat, “Temel olarak, Alman Staatsräson’u nedeniyle, Alman göç hukukunun bildiği en ağır eylemi gerektirdiğini savunuyorlar. Daha önce [sınır dışı etme gerekçesi olarak] bu kadar siyasi bir ifade görmemiştim,” dedi.
Şehrin göçmenlik bürosundan sorumlu olan Berlin İçişleri ve Spor Bakanlığı, dört aktiviste oturma izinlerinin iptal edildiğini bildirdiğini doğruladı.
Bakanlık, bu kararın Ekim 2024’te Berlin Özgür Üniversitesi’nde “şiddet yanlısı, maskeli bir grubun” binaya girerek “grafiti de dahil olmak üzere önemli maddi hasara” yol açtığı protestolarla bağlantılı olduğunu söyledi.
Cezai kovuşturmanın devam ettiğini söyleyen avukat Gorksi, bu suçlamaların ülkeyi terk etmeleri istenen dört kişi için geçerli olup olmadığını belirtmedi.
Gorksi, dört kişinin o sırada tam olarak ne yapmakla suçlandıklarının belirsizliğini koruduğunu söyledi ve “Polis müvekkillerimizin üniversiteyi işgal etme girişimine katıldıklarını iddia etti. Fakat polis dosyayı savcılığa teslim etmedi. Bize dosyalara erişim izni verilmedi,” dedi.
Berlin şehir yönetimi veri korumasını gerekçe göstererek daha fazla bilgi vermeyi reddetti.
Gorski, Alman makamlarının göç yasasını “toplumsal hareketlere karşı bir baskı aracı” olarak ilk kez kullanmadığını söyledi. Gorski, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği Aksa Tufanı operasoynundan bu yana bir model gözlemlediğini söyledi.
Gorski, Filistin yanlısı mitinglere katıldıkları ya da terörü destekledikleri düşünülen sosyal medya paylaşımları nedeniyle mülteci statüleri ya da oturumları iptal edilen bir düzineden fazla Filistinli ve diğer Arap vakasıyla karşılaştığını söyledi.
Davayı ilk olarak haberleştiren araştırmacı haber kuruluşu The Intercept, dört kişiden ikisinin oturma eylemleri sırasında tutuklamaları önlemek amacıyla polis memurlarının ya da diğer protestocuların kollarını tutmakla da suçlandığını söyledi. Diğer durumlarda ise “Özgür Filistin” ve “Nehirden denize, Filistin özgür olacak” gibi sloganlar atmakla suçlandıkları belirtiliyor.
Gorski, bu sloganların haksız bir şekilde ABD, AB ve İsrail tarafından “terörist” bir örgüt olarak kabul edilen Hamas’a dolaylı destek olarak yorumlandığını söyledi.
Suçlamalardan sadece biri, 29 yaşındaki İrlanda vatandaşı Shane O’Brien’ın bir polis memuruna “faşist” dediği iddiası, ceza mahkemesine taşındı. O’Brien beraat etti.
Dört kişiden hiçbirinin daha önce herhangi bir mahkumiyeti bulunmuyor. Yetkililer, protestocular tarafından temyize götürülen kararlarını, yabancı uyrukluların toplum için tehlike arz etmeleri halinde sınır dışı edilmelerine izin veren bir hükme dayandırıyor.
Berlin şehir yönetiminden yapılan açıklamada, “Herhangi bir cezai mahkumiyet, ilgili değerlendirmede dikkate alınacaktır. Fakat bunlar uygun tedbirlerin uygulanması için bir ön koşul teşkil etmemektedir,” denildi.
AVRUPA
AB’den uyum fonlarını savunma sanayiine yönlendirme hamlesi

Avrupa Komisyonu bugün, genel olarak “uyum politikası” olarak bilinen bölgesel kalkınma fonlarından 392 milyar avronun büyük firmalara ve daha geniş anlamda savunma sanayine aktarılmasına yönelik bir plan sundu.
Uyumdan sorumlu Komisyon Üyesi Raffaele Fitto, “Dünya önemli ölçüde değişti” diyerek AB’nin su kıtlığından savunma ve rekabetçiliğe kadar “yeni ve yoğunlaşmış zorluklarla” karşı karşıya olduğunu savundu.
Fitto’nun önerisine göre, AB ülkeleri, 2021-2027 uyum politikası programına bağlı yaklaşık 392 milyar avroluk fonu, potansiyel bir “Rus istilası” veya rekabet gücünü korumak için mücadele eden büyük şirketler gibi yeni zorluklarla daha iyi mücadele etmek için yönlendirebilmeli.
Brüksel, daha cömert finansman koşulları sağlayarak bu tür projeler için 16,1 milyar avro tutarında ilk finansman sağlamayı umuyor. Fakat AP üyeleri ve AB ülkelerinin değişikliklere izin vermeyi kabul etmesi gerekiyor.
AP’de bu hamleye yönelik eleştiriler de yükseliyor. Sosyal demokrat gruptan Sabrina Repp, “Komisyon üyesi ve sağcı milliyetçi politikacı Raffaele Fitto … uyum fonlarının kötüye kullanılması anlamına gelen tehlikeli bir söylem kullanıyor,” dedi.
Avrupa Parlamentosu’nun sosyal komitesine başkanlık eden Finlandiyalı solcu milletvekili Li Andersson ise uyum fonlarının savunma sektörüne ve büyük şirketlere yönlendirilmesinin “endişe verici bir gelişme” olduğunu söyledi.
AB’nin bölgesel organı Avrupa Bölgeler Komitesi (CoR) de benzer bir tutum sergileyerek uyum politikasının, başkanı Kata Tüttő’nün ifadesiyle “değişen önceliklerin yan etkilerini yamamak için kullanılan bir acil yardım fonu” haline gelmesinden korkuyor. 2022’de fonlar Ukraynalı mültecileri barındırmak üzere yeniden yönlendirilmişti.
Tüttő, bu programın “AB’yi bir arada tutan uzun vadeli bir tutkal olduğunu” da sözlerine ekledi. Andersson da benzer şekilde “güvenlik düşüncesinin bir parçası olarak sosyal uyuma” yeterince önem verilmemesini eleştirdi.
Savunma ve diğer enerji yoğun sektörlerdeki büyük şirketlere yeni yeni odaklanılmasına rağmen KOBİ’ler henüz umutlarını yitirmiş değil.
Lobi grubu SMEunited, küçük firmaların yeni öncelikli alanlarda kilit rol oynadığını belirterek, “Uyum fonlarının kilit rol oynadığı kırsal alanlarda … yaşanabilirlik için hayati önem taşıdığının farkında olunmalı,” dedi.
Berlin merkezli Bertelsman Vakfı uzmanı Thomas Schwab, “Komisyon sorumluluğu AB ülkelerine atıyor,” dedi ve ulusal başkentlerin “bunu kendi bölgelerine ve diğer paydaşlara iletmek” gibi zor bir görevi olacağını sözlerine ekledi.
Schwab, “uyum politikasını AB’’in stratejik hedefleriyle uyumlu hale getirmek mantıklı” olsa da, programın “AB GSYİH’sinin sadece %0,3’ü” olan bütçesinin “özellikle savunma ya da sanayi politikası gibi çok paraya ihtiyaç duyulan alanlarda” yetersiz olduğunu da sözlerine ekledi.
Leibniz Avrupa Ekonomik Araştırma Merkezi’nde (ZEW) profesör olan Friedrich Heinemann, COVID-19 kurtarma fonlarıyla çakışması nedeniyle bölgelerin finansman kaybını kolayca absorbe edebileceği göz önüne alındığında, öneriyi “ikircikli” olarak görüyor.
AVRUPA
Yeni çip krizi ihtimali artıyor

Alman ekonomi gazetesi Handelsblatt’ta yer alan habere göre küresel ekonomi bir kez daha çip kriziyle karşı karşıya.
Habere göre uzmanlar yıl sonunda yeni tedarik darboğazları yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Bunun nedeni, yarı iletken üreticilerinin son dönemde yeni tesisler için neredeyse hiç para harcamamasına karşın müşterilerin yeniden çok daha fazla sipariş vermesi.
Danışmanlık firması Strategy&’in yarı iletken uzmanı Tanjeff Schadt, “Dördüncü çeyrekte ilk kez çip sıkıntısı yaşanacak. Gelecek yıl arz açığı daha da büyük olacak,” tahmininde bulunuyor.
Piyasa gözlemcilerine göre bu durum başta otomobil üreticileri olmak üzere Almanya için tıbbi teknoloji ve savunma gibi diğer önemli sektörleri de etkileyecek. Bu sektörler yarı iletkenlere bağımlı fakat üretimlerinde çok uzun süredir eski teknolojilere bel bağlamış durumdalar.
Schadt, “Son yıllarda üreticiler olgun üretim süreçleri için kapasitelere çok az yatırım yaptı. Bu çipler artık kıtlaşıyor” diyor.
Otomotiv endüstrisi topun ağzında
Bir önceki tedarik krizi koronavirüs salgını sırasında yaşanmış, bileşen kıtlığı nedeniyle dünyanın dört bir yanındaki otomobil üretim hatları haftalarca durmuştu.
O zamandan beri çip üreticileri yeni fabrikalar için milyarlarca dolar harcadı. Fakat Frankfurt merkezli elektronik brokeri Sand & Silicon’un başkanı Noureddine Seddiki, bu paranın çoğunlukla veri merkezleri ve yapay zeka için yüksek performanslı çipler üreten fabrikalara harcandığını söylüyor.
Bu yarı iletkenler, özellikle Tayvanlı üretici TSMC’de son teknoloji üretim süreçleri kullanılarak üretiliyor. Girişimci, diğer yarı iletkenler için olgun teknolojilere sahip tesislerin ise “satıldığını ya da kapatıldığını” söylüyor.
Strategy& tarafından yapılan hesaplamalar da bu dengesizliğe işaret ediyor. Örneğin, on nanometreden daha küçük yapı boyutlarına sahip en gelişmiş çiplerin kapasiteleri 2020’den bu yana yılda ortalama yüzde 18 arttı.
Bununla birlikte, 131 ila 350 nanometre yapı boyutlarına sahip daha basit çipler için artış sadece yüzde dört; 350 nanometre ve üzeri için ise yüzde ikinin biraz üzerinde.
Çip endüstrisindeki ciro bu yıl 705 milyar dolara ulaşacak
Başka bir tedarik krizinin sonuçlarının dramatik olması bekleniyor. Koronavirüs pandemisi sırasında bileşenlerin tedarik edilememesi nedeniyle Alman otomotiv endüstrisi 99 milyar avro kaybetmişti.
Bu rakam yakın zamanda Strategy& tarafından elektronik endüstrisi birliği ZVEI tarafından yaptırılan bir çalışmada hesaplandı.
Müşteriler çok önceden sipariş vermek yerine kısa sürede sipariş veriyor çünkü bu para tasarrufu sağlıyor. Yarı iletken üreticilerinin kapasiteleri tam olarak kullanılmadığı ve teslimat süreleri kısa olduğu için bu şu anda bir sorun değil.
Ne var ki bu durumun yıl içinde değişmesi muhtemel. Bunun nedeni ise çip üretiminin birkaç ay sürmesi. Talepte kısa süreli bir artışın ya da dış kaynaklı aksaklıkların tedarik zincirlerinin hızla yeniden duraksamasına neden olabileceğine işaret ediliyor.
Birçok uygulamada vazgeçilmez olan daha basit çiplere olan talep şimdiden gözle görülür bir şekilde artıyor. Gartner’daki pazar araştırmacıları, çip endüstrisindeki cironun bu yıl yüzde 12 oranında artarak 705 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyor.
-
ORTADOĞU6 gün önce
Suriye İnsan Hakları Takip Komitesi: Sahil bölgesinde soykırım işlendi
-
DÜNYA BASINI1 hafta önce
Batı medyası ve siyasetinden temkinli İmamoğlu değerlendirmeleri
-
DÜNYA BASINI2 hafta önce
Ekrem İmamoğlu’na gözaltı dünya medyasının gündeminde
-
GÖRÜŞ1 hafta önce
Sosyalizmin yeni dünya-sistemindeki yeri – 2
-
DİPLOMASİ7 gün önce
Politico: İmamoğlu’nun tutuklanmasına rağmen AB, Türkiye’ye para göndermeye devam edecek
-
DÜNYA BASINI2 hafta önce
Zelenskiy’in Batı’ya başarısız yolculuğu
-
GÖRÜŞ1 hafta önce
Husiler’in Savaşı: “Altıncı Orta Doğu Savaşı” ve Filistin Anlatısı
-
AMERİKA2 hafta önce
Kennedy suikastı dosyaları Trump yönetimi tarafından yayınlandı