Diplomasi
Çin Trump’ın ‘Kurtuluş Günü’ne hazırlanıyor

Çin, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin’in kararlılığını test edecek yeni gümrük tarifelerine karşı hazırlanıyor.
Analistler Çin’in darbeyi hafifletmek için kullanabileceği pek çok araç olduğunu söylüyor: daha fazla parasal genişleme, hane halkı tüketimini artırmak için mali paketler ve özel yatırımı boğan yıllarca süren düzenleyici kısıtlamaları tersine çevirmek.
Trump, çeşitli ülkelere yönelik karşılıklı gümrük vergileri ya da küresel ticaret ortaklarına yönelik neredeyse evrensel yeni bir vergiden bahsederek özel planlarını gizli tuttu. Citi’nin baş Çin ekonomisti Yu Xiangrong, Çin’in, halihazırda uygulanan %10’luk iki tur ek gümrük vergisi ve önceki %10,9’luk efektif orana ek olarak, önümüzdeki tırmanış turunda %10 ila %20’lik bir gümrük vergisiyle daha karşı karşıya kalacağını öngördü.
Yu, bunun Çin’in bu yılki gayri safi yurtiçi hasıla büyüme oranından yüzde 0,7 puanlık bir düşüşe neden olacağını söyledi. Yu, “Bu durumda ekonomik etki önemli olacak ancak katlanılmaz olmayacaktır” diye yazdı.
Trump’ın Oval Ofis’teki ilk 100 gününde iki süper güç arasındaki çatlaklar hızla derinleşti.
Çin, ABD mallarına yönelik hedefli gümrük vergilerinden ihracat kontrollerini genişletmeye kadar uzanan gümrük vergilerinin her turuna misilleme yaptı. Aynı zamanda Hong Kong’lu holding CK Hutchison’ın ABD’li varlık yöneticisi BlackRock’a 22,8 milyar dolar değerinde liman satma anlaşmasını – Trump’ın Çin tarafından kontrol edilmemesi konusunda ısrar ettiği Panama Kanalı’ndaki iki liman da dahil olmak üzere – kınadı ve soruşturma açacağını söyledi.
Bu arada Washington yetkilileri salı günü Çin’in ticaret uygulamaları ve Pekin’in 2020’de ilk Trump yönetimiyle imzaladığı ve Birinci Aşama olarak adlandırılan anlaşmaya bağlılığına ilişkin bir soruşturmayı tamamlamaya hazırlanıyordu. Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü’nün verilerine göre Çin’in uyumunun yetersiz kalması -2021 yılı sonuna kadar kararlaştırılan 200 milyar dolarlık alımın yalnızca %58’ini gerçekleştirmiş olması- Trump’ın ek vergileri için gerekçe olarak kullanılabilir.
Pekin daha fazla şoka hazırlandığının sinyallerini verdi.
ANZ Büyük Çin Baş Ekonomisti Raymond Yeung’a göre, yaklaşan gümrük tarifeleri, politika yapıcıların bu yıl %5’lik bir büyüme oranı peşinde koşması nedeniyle Çin’de “daha fazla politika proaktifliğine” yol açtı.
Çinli yetkililer mali açık hedefini GSYH’nin %4’üne yükseltti, tüketim malları alımlarındaki sübvansiyonları genişletti ve bu yılın 1 numaralı önceliği olarak görülen tüketimi artırmaya yardımcı olmak için daha zengin bölgelerde ücretsiz okul öncesi eğitimi başlattı.
Çin’den tüketimi artırmaya yönelik son 40 yılın ‘en kapsamlı’ planı
Başkan Xi Jinping geçtiğimiz şubat ayında Alibaba’nın kurucusu Jack Ma’nın da aralarında bulunduğu yüksek profilli girişimcilerle bir sempozyuma katılarak destek sözü verdi ve Pekin’in özel teşebbüs üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmak için yıllardır sürdürdüğü çabanın sona erdiğinin sinyalini verdi.
Çin gümrüklerine göre, bu tür önlemler Çin’in 6,9 trilyon dolarlık perakende satış pazarını canlandırmayı amaçlıyor ki bu da geçen yıl ABD’ye ihraç edilen 525 milyar dolarlık Çin mallarını gölgede bırakıyor.
ANZ’den Yeung, “ABD’ye yapılan ihracattaki dörtte birlik bir düşüş bile potansiyel olarak bir haftalık yurtiçi perakende satışlarla dengelenebilir” dedi.
Çin, Apple dahil küresel iş liderlerini ağırlıyor: Ekonomimiz dirençli
Çin Halk Bankası Başkanı Pan Gongsheng geçen ay yaptığı açıklamada, bu yıl “uygun bir zamanda” zorunlu karşılık oranını ve faiz oranlarını düşürmeye hazır olduklarını söyledi.
Ancak, merkez bankasının ikinci çeyrekte zorunlu karşılık oranını düşürmesi beklenirken, bazı analistler yakın vadede kur istikrarına öncelik vereceğini, bunun da yuan üzerinde baskı yaratma ve ticaret ortaklarının daha fazla tepkisini çekme riski taşıdığını düşünüyor.
Mizuho Securities kıdemli Çin ekonomisti Serena Zhou pazartesi günü yayınladığı bir raporda, “Bu artan ticari belirsizlik göz önüne alındığında, PBOC’nin faiz indirimlerini ertelemesini ve önümüzdeki haftalarda [yuanı] desteklemek için hem kıyı hem de açık denizde orta derecede sıkı [yuan] likidite koşullarını sürdürmesini bekliyoruz” dedi.
Çin Merkez Bankası bu yıl faiz oranlarını düşürmeyi planlıyor
Son veriler Çin imalat sektörünün ABD’nin yüksek gümrük vergilerine karşı dirençli olduğunu ve bunun kısmen de olsa siparişlerin önden yüklenmesi sayesinde gerçekleştiğini gösteriyor.
Salı günü açıklanan özel sektör anketi Caixin imalat satın alma yöneticileri endeksi (PMI), şubat ayındaki 50,8 seviyesinden mart ayında 51,2’ye yükselerek genişleme ile daralmayı birbirinden ayıran 50 sınırının üzerine çıktı. Bu veri, pazartesi günü açıklanan ve şubat ayındaki 50,2’ye kıyasla mart ayında 50,5’e yükselen resmi imalat PMI verisini takip etti.
Bununla birlikte, Çin’in ekonomik görünümü kırılgan olmaya devam ediyor. Perakende satışlar yılın ilk iki ayında toparlanırken, genç işsizlik oranı arttı ve tüketici fiyat endeksi düştü.
Japon aracı kurum SMBC Nikko Securities’in analistleri Çin’in perakende satışlarda kademeli bir toparlanma sağlamak için politika desteğini güçlendirmesini bekliyor. Pazartesi günü kaleme aldıkları yazıda, “Ancak, süregelen makroekonomik belirsizlik firmaların temkinli kalmasına neden olmaya devam edecek. Bu durum istihdamı, ücret artışını ve tüketici duyarlılığını sınırlamaya devam edebilir” değerlendirmesi yapıldı.
Yurtiçinde tüketici iştahının zayıf olduğu bir ortamda, bazı Çinli şirketler yüksek gümrük vergisi tehdidine rağmen ABD’de daha fazla büyüme peşinde koşuyor.
Koleksiyon oyuncakları satan Pekin merkezli Pop Mart, geçen hafta yaptığı açıklamada, 2025 yılında denizaşırı gelirlerini iki katına çıkarmaya çalışırken ABD pazarının en önemli öncelik olacağını söyledi. Çin’den tedarik sağlayan ve halihazırda ABD’de 26 lokasyon işleten şirket, “bu yıl hızlı bir mağaza genişlemesi” ve 2025 sonu veya 2026 başında iki amiral gemisi mağaza açılışı planlıyor.
Şirketin işletme müdürü De Si 26 Mart’ta yatırımcılara yaptığı açıklamada “ABD’deki ilk çeyrek gelirimiz şimdiden geçen yılın tüm yıl gelirine yaklaşmış görünüyor” dedi.
Bu arada ABD için, Trump’ın sadece ABD’ye karşı en yüksek ticaret fazlasına sahip ilk 15 ülkeyi hedef almak yerine geniş kapsamlı gümrük vergileri uygulamaktan bahsetmesi, enflasyonu körükleme ve Amerikan ekonomisine ağırlık verme riski taşıyor.
Goldman Sachs ekonomistleri ABD’nin çarşamba günü tüm ticaret ortaklarına ortalama %15 oranında karşılıklı gümrük vergisi uygulamasını bekliyor. Pazar günü yayınlanan bir rapora göre bu, bankanın önümüzdeki 12 ay içinde bir resesyon yaşanması olasılığını %35’e yükseltmesine neden olan bir senaryo.
Citi ekonomistlerine göre, ABD’nin Çin’den yaptığı ithalatın fiyatları şubat ayında bir önceki yıla göre %0,5 artarak 2023’ten bu yana ilk kez pozitif değer aldı.
Ticaretteki belirsizliğe rağmen bazıları yeni fırsatlardan umutlu görünüyor. Asya odaklı kredi kuruluşu HSBC Holdings’in yeni CEO’su Georges Elhedery, salı günü Hong Kong’da hissedarlara yaptığı açıklamada bankanın “tedarik zincirleri yeniden yapılandırılırken, yeni ticaret yolları ortaya çıkarken, ekonomiler büyürken ve müşterilerimizin beklentileri değişirken müşterilerimizin küresel ve bölge içi ticaret akışlarını yakalamalarına yardımcı olacağını” söyledi.
Diplomasi
AB’nin LNG ithalatının yüzde 60’ından fazlası ABD’den

ABD, şu anda Avrupa’nın toplam LNG ithalatının yaklaşık %60’ını oluşturuyor ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın.
Bu rakam, Katar ve BAE’den gelen tedarikin kesilmesine yol açan Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından nisan ayında yaklaşık %64’e ulaşarak zirveye çıkmıştı.
Bu oran, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana %20 artmıştı. Avrupa ayrıca Ukrayna savaşından sonra Rus boru hattı gazını ABD’den sevk edilen LNG ile ikame etmeye zorlanmıştı.
Ayrıca, ABD, LNG ve boru hattı gazı dahil olmak üzere toplam AB doğalgaz ithalatının %26’sını oluşturuyor ve bu alanda Norveç’ten sonra ikinci sırada yer alıyor.
Avrupa, kış öncesi depolama tanklarını doldurmak için de ABD’den gelen gaza ihtiyaç duyuyor; bu da söz konusu bağımlılığın önümüzdeki aylarda daha da derinleşeceği anlamına geliyor.
LNG’nin en büyük avantajı, gazın yaklaşık eksi 160 santigrat dereceye kadar aşırı soğutulduktan sonra sıvıya dönüşmesi ve tıpkı petrol gibi tankerlere yüklenip dünyanın dört bir yanına sevk edilebilmesi. Bu da boru hatlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyır ve böylece Amerikan LNG’si Avrupa kıyılarına ulaşıyor.
Bloomberg’e göre büyük emtia piyasalarında, toplam alımların %30 ila %40’undan fazlasını tek bir kaynağa bağlamak yaygın değil; %60’tan fazlasını tek bir tedarikçiye bağlamak ise son derece nadir.
Avrupa’nın tek bir kaynağa bu kadar bağımlı olduğu durumlar yalnızca bazı “niş” piyasalarda (örneğin nadir toprak elementleri, galyum veya tungsten gibi ikincil metaller) görülüyor.
Avrupalı yetkililer, bir süredir kapalı kapılar ardında ABD’den gelenLNG konusunda endişe duyuyorlardı.
Bu endişe, 28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasından hemen önce, özel görüşmelerden kamuoyu tartışmalarına taşındı.
AB’nin rekabetten sorumlu baş yetkilisi Teresa Ribera, ocak ayında “Rus gazına güvenemeyeceğimizi ve Amerikan gazına fazla bağımlı olmamaya dikkat etmemiz gerektiğini biliyoruz,” demişti.
Birkaç gün sonra, AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen daha da açık sözlü oldu ve “Bir bağımlılığı başka bir bağımlılıkla değiştirme riskiyle karşı karşıyayız,” dedi.
Öte yandan iktisadi açıdan bakıldığında, akışları hükümetler değil, piyasa belirliyor.
New York’taki Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde gaz uzmanı olan Anne-Sophie Corbeau, “ABD’den Avrupa’ya LNG geliyorsa, bunun nedeni İktisat 101’dir: Fiyat açısından bakıldığında, bu Amerikan üreticiler için en iyi varış noktasıdır,” diyor.
Bloomberg yazarına göre ideal olarak, Avrupa’nın ABD’den gelen LNG’nin payını daha güvenli seviyelere, kesinlikle %50’nin altına indirmesi gerekiyor.
Fakat mevcut piyasa ve siyasi dinamikler göz önüne alındığında, tam tersinin gerçekleşme riski bulunuyor.
Avrupa, Trump’a daha fazla Amerikan malı satın alacağına söz verdi; 2027’den itibaren Rus LNG’sini yasaklıyor ve Katar ile BAE’den gelecek tedarikler hâlâ belirsiz görünüyor.
Bölge dikkatli davranmazsa, çok da uzak olmayan bir gelecekte LNG ihtiyacının %75’inden fazlasını ABD’ye bağımlı hale gelebilir.
Diplomasi
Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.
Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.
Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.
Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.
Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.
“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.
Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.
Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.
Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.
Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.
Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.
Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.
Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.
Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.
Diplomasi
Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.
Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.
Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.
Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.
Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.
Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.
Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.
Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.
Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.
AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.
Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.
Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.
Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.
Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.
Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4
Dünya Basını7 gün önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak









