Bizi Takip Edin

Diplomasi

FT: G7 zirvesi Macron ile Trump arasındaki ilişkiyi test edecek

Yayınlanma

Financial Times gazetesi, Fransa’da düzenlenecek G7 zirvesinin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki yıpranmış ilişkiler için bir sınav niteliği taşıyacağını yazdı. Paris yönetimi, ABD liderini rahatsız etmemek ve kritik konularda ortak zemin bulabilmek için zirve programında özel düzenlemeler yaptı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve ABD Başkanı Donald Trump, Fransa’nın Evian-les-Bains kasabasında düzenlenecek G7 zirvesinde yıpranan ikili ilişkilerini düzeltmeye çalışacak.

Financial Times (FT) gazetesinin Avrupalı yetkililere dayandırdığı haberine göre, liderlerin ilk görev sürelerinin başlangıcındaki dostane ilişkiler, İran ile yaşanan gerilim ve Ukrayna konusundaki görüş ayrılıklarının gölgesinde kalarak yerini daha sert ve pragmatik bir diyaloğa bıraktı.

Paris yönetimi, ABD liderini rahatsız etmemek ve bir yıl önce Kanada’daki zirvede olduğu gibi toplantıyı vaktinden önce terk etmesini önlemek amacıyla G7 gündeminde özel ayarlamalar yaptı.

Bu kapsamda, Trump’ın Beyaz Saray’da düzenlenecek karma dövüş sanatları turnuvasına katılabilmesi için zirve tarihi bir gün kaydırıldı.

Ayrıca Macron, Trump’ı 17 Haziran’da, 1783 yılında ABD Bağımsızlık Antlaşması’nın imzalandığı yer olan Versay Sarayı’nda özel bir akşam yemeğine davet etti.

Elysee Sarayı’ndan bir yetkili, yaşanan gerilimlere rağmen zirvenin başarılı geçeceğini savunarak, “Uluslararası durum ortada, ancak önemli konularda ortak bir noktada buluşabileceğimizi gösteriyoruz” dedi.

Macron diyalog kanallarını açık tutmak istiyor

FT’ye konuşan kaynaklar, Trump’ın kamuoyu önündeki alaycı tavırlarına rağmen Macron’un karşılıklı saygı temelinde bir ilişki yürütmeyi umduğunu ve ABD lideriyle düzenli temaslarını sürdürdüğünü belirtti.

Gazeteye bilgi veren kaynaklar, Macron’un kendisini ABD Başkanı ile çalışma düzeyinde diyalog kurabilen az sayıdaki Avrupalı siyasetçiden biri olarak gördüğünü aktardı.

Bir yetkili, “Eski samimi dostluk havası kaybolmuş olsa da odada, isteksizce de olsa, karşılıklı bir saygı ortamı korunuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Eurasia Group Avrupa Direktörü Mujtaba Rahman, Macron’un oyun planının “Trump ile birlikte veya onun etrafından dolaşarak çalışmak zorunda olduğu” gerçeğine dayandığını ifade etti.

Rahman, Fransız liderin mevkidaşına doğrudan saldırmadığını ve onun sataşmalarına nadiren yanıt verdiğini belirterek, “Macron, Grönland meselesinde gördüğümüz gibi bazen kararlı duruş sergiliyor ancak Trump’ın doğru olanı yapmaya ikna edilebileceğine inanmaya devam ediyor” dedi.

G7, dünyanın en büyük gelişmiş ekonomilerine sahip Birleşik Krallık, Almanya, İtalya, Kanada, ABD, Fransa ve Japonya’dan oluşan gayriresmi bir platform niteliği taşıyor.

Ekonomik, mali ve siyasi konuların ele alındığı yıllık zirvelere Avrupa Birliği temsilcileri de düzenli olarak katılıyor.

Ukrayna ve Hürmüz Boğazı gündemde

15 ila 17 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek zirvenin temel hedeflerinden biri, ondan fazla ülkenin askeri uzmanları tarafından hazırlanan Hürmüz Boğazı’nı mayınlardan temizleme planının sunulması olacak.

Ancak IE University jeopolitik analisti Manuel Muniz, transatlantik ilişkilerdeki derin görüş ayrılıkları nedeniyle Trump ile kişisel ilişkilere dayalı bir diplomasinin sonuç vermeyeceğini savunuyor.

Haziran ayı başında zirveye katılacağını teyit eden Trump, AB liderleri tarafından Rusya ve Ukrayna arasında yeni müzakerelerin başlatılması konusunda ikna edilmeye çalışılacak.

Bloomberg’in kaynaklarına dayandırdığı habere göre, AB ülkeleri bu buluşmayı ABD Başkanı’nı ikna etmek için bir fırsat olarak görüyor.

Reuters’ın haberine göre ise Trump zirvede Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile baş başa resmi bir görüşme gerçekleştirmeyecek.

İki lider, G7 kapsamındaki ortak çalışma oturumuna katılacak ve bu esnada gayriresmi bir sohbet gerçekleştirebilecek.

Diplomasi

AB ülkeleri, Ukrayna’nın İHA ihlallerinden Rusya’yı sorumlu tuttu

Yayınlanma

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin liderleri, birlik topraklarının hava ve deniz sahasında yaşanan insansız hava aracı ihlallerinden Rusya’yı sorumlu tuttu. Zirve bildirisinde, Romanya ve Baltık ülkelerinde yaşanan benzer olayların Moskova’nın askeri faaliyetlerinin bir sonucu olduğu kaydedildi.

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, Brüksel’de düzenlenen zirvede, birlik ülkelerinin hava ve deniz sahasına giren insansız hava araçlarıyla (İHA) ilgili yaşanan tüm olayların sorumluluğunu Rusya’ya yükledi.

Avrupa Konseyinin internet sitesinde yayımlanan Ukrayna ile Avrupa savunma ve güvenliğine ilişkin zirve sonuç bildirgesinde konuya dair değerlendirmelere yer verildi.

Kabul edilen belgede, yakın dönemde Romanya’da bir İHA’nın konuta çarpmasıyla sonuçlanan olaya atıfta bulunuldu. Avrupa Konseyi, bu ve benzeri diğer olayların Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik eylemlerinin bir sonucu olduğunu ve AB vatandaşlarının güvenliği ile bölgesel istikrarı tehdit ettiğini kaydetti.

Bildiride, “Avrupa Konseyi, üye devletlerin hava sahası ve kara sularının mükerrer şekilde ihlal edilmesini güçlü bir şekilde kınamakta ve Rusya’nın, gerilimi tırmandırma çizgisinin ve devam eden askeri eylemlerinin sonuçlarından tamamen sorumlu olduğunu vurgulamaktadır” ifadesi kullanıldı.

Zirve metninde, son haftalarda Avrupa topraklarına düşen insansız hava araçlarının Ukrayna menşeli olduğuna dair herhangi bir ifadeye yer verilmedi.

Romanya’daki İHA hadisesi

Romanya sınırları içinde yaşanan olay, 29 Mayıs günü sabaha karşı saat 02.00 sularında meydana geldi.

Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan, Ukrayna üzerinde vurulan İHA’lardan birinin Reni kenti yakınlarında hedef alındığını belirtti. Dan, bu müdahalenin ardından yön değiştiren aracın Galaç kentine doğru ilerlediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Galaç kentinde yaşanan olaya ilişkin yaptığı açıklamada, Rusya’ya yönelik suçlamaların hiçbir kanıta dayanmadığını ifade etti.

Bazı Avrupa ülkelerinin Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’e her türlü silahı kullanma yetkisi verdiğini söyleyen Zaharova, bu sebeple söz konusu ülkelerin silahların kendi topraklarına ulaşmasına şaşırmaması gerektiğini ekledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise konuya dair derinlemesine ve titiz bir soruşturma yürütülmesi gerektiğini belirterek İHA parçalarının Rusya’ya teslim edilmesini teklif etti.

Son aylarda Baltık ülkelerinin hava sahasında da benzer İHA hareketlilikleri kaydedildi. Mayıs ayında Letonya’daki Dridza gölüne düşen bir İHA, suyla temas ettiği sırada infilak etti.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, mayıs ayında yaptığı açıklamada, Baltık ülkelerinin hava sahasında yaşanan Ukrayna İHA’larına dair olayların sorumluluğunun Rusya’ya ait olduğunu ifade etti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de benzer şekilde sorumluluğu Rusya ve Belarus’a yükleyerek Avrupa’nın bu duruma birlik ve güçle yanıt vereceğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

SpaceX, AB’nin kendi uydu planına karşı Ukrayna kartını öne sürdü

Yayınlanma

SpaceX, AB’nin uydu spektrumuna erişimi kısıtlama planını sert bir dille eleştirdi ve bu adımın Ukrayna’da bağlantı kalitesinin düşme riskini beraberinde getirdiğini savundu.

Avrupalı yetkililerle paylaşılan ve Financial Times (FT) tarafından incelenen bir belgede, SpaceX şunları söyledi:

“Bu öneri, Avrupalıların cihaza doğrudan uydu hizmetlerinden mahrum kalma olasılığını önemli ölçüde artırıyor ya da yeni Avrupa operasyonlarının, Ukrayna’dakiler gibi acil durum hizmetleri de dahil olmak üzere küresel parazit sorunlarına yol açma ihtimalini artırıyor.”

AB, mayıs ayında sunduğu öneride, akıllı telefonların uydulara doğrudan bağlanmasını sağlayan spektrum bandının bir kısmı Avrupalı operatörler için ayrılmasını ve böylece ABD’li ve Çinli operatörlerin kullanabileceği frekansların sınırlandırılmasını tavsiye etmişti.

Şu anda, söz konusu 2 GHz frekans bandı, Viasat ve EchoStar adlı iki Amerikan şirketi tarafından kullanılıyor.

SpaceX, AB planının “iktisadi, teknik ve düzenleyici gerçekliklerin üzerinde bir operatörün kuruluş ülkesine” öncelik verdiğini savundu.

Teklifin açıklandığı sırada, AB’nin teknoloji sorumlusu Henna Virkkunen, bloğun “bu sektördeki Avrupa kapasitesini artırmak” istediğini fakat frekans bandının diğer kısımlarında uluslararası operatörlere açık kalacağını belirterek Avrupa’ya öncelik verilmesini savunmuştu.

Planla ilgili müzakerelere katılan diğer kişiler, bazı AB yetkililerinin Elon Musk’ın Starlink platformunu kasıtlı olarak sınırlamak istediğini söyledi.

Avrupa’nın önerisi, Washington’dan gelen bir uyarı atışının ardından geldi. Mart ayında, ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC), AB’nin Starlink gibi seçenekler yerine Avrupalı uydu operatörlerine öncelik vermesi halinde misilleme yapacağı uyarısında bulunmuştu.

FCC Başkanı Brendan Carr, o dönemde FT’ye verdiği demeçte, “Avrupa’nın uydu egemenliği konusundaki bazı tartışmalar bizi endişelendiriyor. Avrupa bu yolda ilerleyecekse, biliyorsunuz ki biz de karşılıklı önlemler almak zorunda kalacağız,” dedi.

Avrupa Komisyonu’nun önerisi, AB ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu ile henüz müzakere edilmedi.

SpaceX’e yakın bir kaynak, şirketler ve bazı Avrupa hükümetleri tarafından dile getirilen endişeler göz önüne alındığında, sürecin gidişatını etkilemeyi hâlâ umduklarını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD ve Kiev iki aşamalı barış planını görüşüyor

Yayınlanma

Ukrayna yönetimi ile ABD Başkanı Donald Trump’ın ekibi, Rusya ile yaşanan ihtilafın çözümü için günlük düzeyde temas yürütüyor. The Economist dergisinin aktardığı plan, çatışma bölgesinin sınırlandırılmasını ve ardından kapsamlı bir barış anlaşmasının yapılmasını öngörüyor.

Ukrayna makamları ile ABD Başkanı Donald Trump’ın ekibi, Rusya ile yaşanan ihtilafın çözümüne yönelik günlük temaslarını sürdürüyor.

The Economist dergisinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Washington ve Kiev yönetimleri iki aşamalı bir çözüm planını müzakere ediyor.

Söz konusu öneriler arasında ilk aşamada cephe hattının her iki tarafında 50 ila 70 kilometrelik bir alanda çatışmaların sınırlandırılması, ikinci aşamada ise daha kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalanması yer alıyor.

Buna karşın üst düzey bir Ukraynalı yetkili, dergiye yaptığı açıklamada, Rusya’nın ekim ayından önce herhangi bir taviz vermesinin pek olası görünmediğini ifade etti.

Haberde, olası bir barış anlaşmasının önündeki engellerin oldukça ciddi olmaya devam ettiği vurgulandı.

Ancak Beyaz Saray’a yakın kaynaklar, Trump’ın konuya yaklaşımında değişimler yaşandığını belirterek bu savşaın kendisi için insani açıdan daha anlaşılır hale geldiğini kaydediyor.

Trump, 16 Haziran tarihindeki G7 Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, Ukrayna’daki ihtilafın çözümü için kendi payına düşen her şeyi yapma niyetinde olduğunu dile getirmişti.

Trump, “Sekiz savaşı çözüme kavuşturdum. Bunun çözülmesinin en kolayı olacağını düşünmüştüm. Evet, elimden gelen her şeyi yapacağım” şeklinde konuşmuştu.

Moskova ve Kiev’den arabuluculuk rolüne temkinli yaklaşım

Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD’ye Rusya-Ukrayna savaşının çözümünde bir arabuluculuk rolü biçilmesini basitleştirilmiş bir yaklaşım olarak nitelendirdi.

Zaharova, ABD’li özel temsilcilerin şu anda öncelikle Ortadoğu bölgesinde görevlendirildiğini vurguladı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Ukrayna meselesinin çözümü konusunda Washington ile yürütülen diyaloğun bir kısır döngü içinde ilerlediği görüşünü paylaştı.

Ukrayna basınına konuşan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi kaynakları da Kiev’in, ABD’nin müzakere sürecindeki arabulucu rolüne temkinli yaklaştığını aktardı.

Bu gelişmelere rağmen Moskova ve Washington, ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile başkanın damadı Jared Kushner’ın Rusya’ya gerçekleştireceği ziyaret konusunda mutabık kaldı.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, G7 Zirvesi’ndeki konuşmasında kış başlamadan önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme arzusu taşıdığını belirtmişti.

Kremlin yetkilileri ise Zelenskiy’e, “sorumlu ve ciddi şekilde konuşmaya hazır olması halinde” görüşme için Moskova’ya davetli olduğunu hatırlatmıştı. Putin, mevcut koşullarda Zelenskiy ile bir araya gelmenin bir anlamı olmadığını ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English