Bizi Takip Edin

Avrupa

İsveçli gazeteci Sassersson: NATO üyeliği ve ABD savunma anlaşması güvenlik algısını değiştirdi

Yayınlanma

İsveçli gazeteci Torbjörn Sassersson, Neutrality Studies yayınında Pascal Lottaz’a verdiği demeçte, İsveç’in NATO üyeliği sonrası değişen güvenlik paradigmalarını ve ABD ile imzalanan Savunma İşbirliği Anlaşması’nın (DCA) etkilerini değerlendirdi. Sassersson, 2026 itibarıyla ülkede ekonomik kaygıların güvenlik endişelerinin önüne geçtiğini belirtirken, İskandinavya’nın Rusya’ya karşı olası bir çatışmada konuşlanma sahasına dönüşme riskine dikkat çekti.

İsveçli ödüllü gazeteci Torbjörn Sassersson, akademisyen Pascal Lottaz’ın sunduğu Neutrality Studies programına konuk olarak, İsveç’in 2024 yılında gerçekleşen NATO üyeliği ve ABD ile imzaladığı Savunma İşbirliği Anlaşması (DCA) sonrasındaki gelişmeleri değerlendirdi.

Bu ay itibarıyla ülkedeki atmosferi aktaran Sassersson, NATO üyeliği sürecinde halka danışılmadığını ve herhangi bir referandum yapılmadığını hatırlattı.

Sassersson, güvenlik algısının 2014 yılından itibaren yürütülen sistematik bir iletişim stratejisiyle değiştirildiğini savundu.

Gazeteci, “İsveçliler muhtemelen şu an kendilerini daha güvende hissediyor çünkü korkuyorlar. 2014’ten bu yana Rusya hakkında yoğun bir korku propagandası yürütüldü ve 2022’de halkın duygusunu güvenlik arayışından korkuya kaydırmayı başardılar” ifadelerini kullandı.

ABD ile imzalanan ve Washington’a İsveç topraklarında 17 askeri üs kurma imkanı tanıyan Savunma İşbirliği Anlaşması’na (DCA) değinen Sassersson, sahada henüz büyük bir askeri hareketlilik gözlemlenmediğini belirtti.

Ancak altyapı çalışmalarının hızlandığını vurgulayan gazeteci, İsveç’in Rusya ile olası bir çatışmada lojistik merkez olarak kullanılabileceğine işaret etti.

Sassersson, İsveç’in NATO taleplerine uyum sağladığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“İsveç, Finlandiya üzerinden Rusya’ya karşı yürütülecek bir savaş için konuşlanma alanı olarak kullanılmaktan söz ediyor. Altyapıyı inşa ediyorlar ve savunma sanayii şu anda çok yoğun çalışıyor; malzeme talebi nedeniyle büyük paralar kazanıyorlar.”

“İsveç bir sonraki cephe olabilir”

Ukrayna’daki çatışmaların ardından İsveç’in yeni bir cephe hattı olup olmayacağı yönündeki soruya yanıt veren Sassersson, bu riskin mevcut olduğunu ifade etti.

Sassersson, “İsveç’in Ukrayna’dan sonra bir sonraki konuşlanma alanı olabileceği fikrini öne sürdük. Finlandiya, St. Petersburg ve Moskova’ya çok yakın. İsveç’in Rusya’ya saldırmak için kullanılması durumunda savaş çok daha yoğun geçecektir” dedi.

Ukrayna konusunun İsveç kamuoyunda arka plana düştüğünü, ancak hükümetin mali desteği sürdürdüğünü belirten Sassersson, medyanın ve politikacıların odağının daha çok ABD yönetimi ve Donald Trump üzerine kaydığını ifade etti.

Programda, ABD yönetiminin Danimarka’ya bağlı özerk bölge Grönland’a yönelik ilgisi ve satın alma söylemleri de ele alındı.

Sassersson, bu durumun İskandinav ülkelerinde, özellikle Danimarka ve İsveç’te rahatsızlık yarattığını belirtti.

Bölgedeki maden kaynakları ve stratejik konumun ABD’nin ilgisini çektiğini vurgulayan Sassersson, “Danimarka Grönland’ı kaybederse bunun kendileriyle de ilgili olduğunu hissediyorlar. Trump’ın Grönland’ı Rusya ve Çin’den uzak tutmak için adanın tamamına sahip olmaları gerektiğini söylediği belirtiliyor” şeklinde konuştu.

Sassersson ayrıca, ABD’nin bu ilgisinin ardında yarı iletken endüstrisi için gerekli mineralleri kontrol etme ve Tayvan’daki üretim kapasitesini daha güvenli bir bölgeye taşıma stratejisinin yatabileceğini öne sürdü.

Ekonomik daralma ve kamu hizmetlerinde aksamalar

İsveç halkının gündelik yaşamdaki öncelikli sorununun güvenlikten ziyade ekonomi olduğunu belirten Sassersson, alım gücündeki düşüşe dikkat çekti.

Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde verilen refah vaatlerinin aksine fiyatların sürekli yükseldiğini ifade eden gazeteci, “İsveçliler için en önemli konu kesinlikle para. İnsanlar fakirleştiklerini hissediyor. Fiyatlar artıyor ancak maaşlar bunu takip etmiyor” dedi.

Kamu hizmetlerinde yaşanan aksamalara da değinen Sassersson, Stockholm’de kar temizleme çalışmalarının yetersizliğinin ve sağlık sistemindeki sorunların genel bir çürümeye işaret ettiğini savundu.

Sassersson, yaşlı bakım evlerinde yaşanan suiistimallerin ve sokak güvenliğine dair endişelerin toplumda huzursuzluk yarattığını belirtti.

Enerji politikaları ve yeşil dönüşüm maliyeti

İsveç’in enerji politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sassersson, yeşil dönüşüm kapsamında rüzgar enerjisine yapılan yatırımların beklenen verimi sağlamadığını ve elektrik fiyatlarının yükseldiğini kaydetti.

Gotland Adası’nda güneş enerjisi ve hidrojen depolama üzerine denemeler yapıldığını aktaran Sassersson, ülkenin enerji konusunda kendine yetebilme kapasitesini artırmaya çalıştığını ifade etti.

Sassersson, “Elektrik fiyatları fırladı. Bunun Rusya ile değil, İsveç’i yeşil enerjiye dönüştürme çabalarıyla ilgisi var” değerlendirmesinde bulundu.

İsveç siyasetinde sağ ve sol ayrımının bulanıklaştığını ve ana akım partilerin benzer politikalar izlediğini belirten Sassersson, kendisinin de dahil olduğu “Ambition Sweden” gibi yeni siyasi hareketlerin ortaya çıktığını ancak medyada yer bulmakta zorlandıklarını dile getirdi.

Sassersson, yerleşik medyanın tartışma ortamı yaratmaktan kaçındığını ve tek yönlü bir anlatı sunduğunu savunarak, “Medya tartışma istemiyor, sadece ne olduğunu anlatıyor ve bizden dinlememizi bekliyorlar” ifadelerini kullandı.

Avrupa

Macaristan Başbakanı Magyar: Rusya ile ilişkilerde 20 yıl önceki zemine dönüşmeli

Yayınlanma

Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Rusya ile ekonomik ilişkilerin normalleşmesi ve 20 yıl önceki işbirliği zeminine dönülmesi gerektiğini belirtti. Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya gelen Magyar, Rusya’nın Avrupa için güvenlik tehdidi oluşturduğunu iddia ederken enerji bağımlılığı ve Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliği konularında ülkesinin şartlarını açıkladı.

Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Paris’te gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamalarda, Avrupa ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin normalleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Le Monde gazetesine mülakat veren Magyar, “Uzun vadede, Rusya ile ekonomik açıdan oldukça başarılı bir şekilde işbirliği yapılabildiği yirmi yıl önceki duruma geri dönmeye çalışmak önemlidir” ifadesini kullandı.

Macar Başbakan, bu beklentisine karşın mevcut durumda Rusya’nın Avrupa için bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu da iddia etti.

Üç hafta önce Viktor Orban’ın yerine hükümet başkanlığı görevini devralan Magyar, Batı Avrupalı ortaklarla ilişkileri güçlendirmek amacıyla 3 Haziran günü Paris’i ziyaret etti. Ziyaretinin amacına değinen Magyar, “Viktor Orban’ın on altı yıllık iktidarının ardından Macaristan-Fransa ilişkilerinde yeni bir sayfa açma zamanı geldi. Paris’e gelişimin amacı tam olarak budur” dedi.

Macaristan Başbakanı, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u, 1956 Macar Devrimi’nin 70’inci yıl dönümünün anılacağı 23 Ekim tarihinde Budapeşte’ye davet ettiğini açıkladı.

Vladimir Putin iktidardayken Rusya ile ilişkilerin normalleşmesinin mümkün olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Magyar, “Bu gerçekleştiğinde belki ne ben ne de Sayın Putin görevlerimizde olacağız” dedi.

Macaristan’ın Rusya’ya olan enerji bağımlılığına da değinen Başbakan, “Coğrafyayı değiştirmek çok zordur” diyerek ülkenin tedarik yollarını çeşitlendirmeye çalışacağını ancak Rus enerji kaynaklarından tamamen vazgeçmenin mümkün olmadığını belirtti.

Magyar, “Barış geldiğinde, özellikle enerji alanında hiç kimse yeni bir soğuk savaşla ilgilenmeyecektir. Bu durum ne Avrupa’nın ne de Moskova’nın çıkarınadır” diye ekledi.

Magyar ayrıca, Macaristan’ın Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerinin başlamasını ancak bu ülkedeki Macar azınlığın haklarının iade edilmesinden sonra destekleyeceğini açıkladı.

Macaristan Başbakanı, “Tek bir şartın yerine getirilmesi gerekiyor: Ukrayna’daki Macar azınlık temel haklarına yeniden kavuşmalıdır. Ukrayna bunu taahhüt ettiği an Macaristan müzakerelerin başlamasına engel olmayacaktır” dedi ve tarafların uzmanlar düzeyinde bir anlaşmaya yakın olduğunu sözlerine ekledi.

Magyar, Avrupa Birliği fonlarından dondurulan 16 milyar avronun alınabilmesi için reformları içeren yeni eylem planının önümüzdeki iki hafta içinde sunulacağını da bildirdi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Polonya doğu sınırında uçuş kısıtlaması getirdi

Yayınlanma

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı, ülkenin doğu sınırında 10 Haziran ile 9 Eylül tarihleri arasında uçuş kısıtlamaları uygulanacağını duyurdu. Belarus ve Ukrayna sınırındaki özel bir bölgeyi kapsayan kısıtlamalar, yaklaşık 3 kilometre yüksekliğe kadar olan uçuşlar için geçerli olacak.

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı, ülkenin doğu sınırındaki hava sahasında 10 Haziran ile 9 Eylül tarihleri arasında uçuş kısıtlamaları uygulanacağını açıkladı.

Alınan karara göre kısıtlamalar, Belarus ve Ukrayna sınırına yakın özel bir bölgede yürürlükte olacak. Belirlenen kısıtlamaların yaklaşık 3 kilometre yüksekliğe kadar olan uçuşları kapsayacağı, bu irtifanın üzerinde seyreden yolcu uçaklarının ise yeni düzenlemeden etkilenmeyeceği belirtildi.

Uygulama kapsamında, kısıtlama getirilen bölgede gece saatlerinde uçuşlar tamamen yasaklanacak. Bu yasağın dışındaki istisnaların yalnızca askeri havacılık unsurları ile önceden koordine edilmiş belirli uçuşlar için geçerli olacağı aktarıldı. Gündüz saatlerinde ise askeri uçaklar, ambulans uçaklar, arama kurtarma ekipleri ve bazı insansız hava araçlarının uçuş yapmasına izin verilecek.

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı yetkilileri, söz konusu tedbirlerin devlet güvenliğini sağlamak amacıyla alındığını bildirdi. Kısıtlama bölgesinin, Polonya’nın doğu sınırından yaklaşık 20 ila 50 kilometre mesafedeki alanı kapsayacağı kaydedildi.

Ajans ayrıca, kuralların ihlal edilmesi durumunda bu durumun ülkenin havacılık kanunlarının ihlali olarak kabul edileceği uyarısında bulundu.

Polonya, Ukrayna topraklarındaki patlamalar nedeniyle son bir ay içinde birkaç kez savaş uçaklarını havaya kaldırmıştı.

Bununla birlikte Polonya Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen son önleme uçuşundan önce Polonya hava sahasına yönelik herhangi bir ihlalin tespit edilmediği bilgisi verilmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı ise 2 Haziran tarihinde bir açıklama yaparak, Ukrayna’nın savunma sanayisi tesislerine, yakıt altyapısına ve askeri havaalanlarına yönelik kitlesel bir saldırı düzenlendiğini bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.

Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.

Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.

Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.

Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.

Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.

Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.

Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.

Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.

Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English