Bizi Takip Edin

Asya

ASEAN’la bağları geliştirmeye çalışan Japonya Başbakanı Malezya ve Endonezya ziyaretine başladı

Yayınlanma

Japonya Başbakanı Shigeru Ishiba, perşembeden pazara kadar Malezya ve Endonezya’yı ziyaret edecek.

Ekim ayında göreve başlayan Ishiba, uluslararası konferanslar hariç ilk yurtdışı ziyareti için iki ASEAN üyesini seçti. Malezya Başbakanı Anwar Ibrahim ve Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto ile zirveler düzenleyecek olan Ishiba, uluslararası varlıklarını genişleten Güneydoğu Asya ülkeleriyle ekonomik ve savunma bağlarını güçlendirmeyi amaçlıyor.

Malezya ve Endonezya dengeli bir diplomasi uyguluyor ve Küresel Güney ülkeleriyle giderek daha fazla bağ kuruyor. Endonezya daha birkaç gün önce yükselen ekonomilerden oluşan BRICS grubuna tam üye oldu. Bu ülkeler aynı zamanda ABD-Çin gerginliğinin yaşandığı bir dönemde küresel tedarik zinciri merkezleri olarak dikkat çekmekte.

Japonya kabine sekreteri Yoshimasa Hayashi geçen ayın sonlarında düzenlediği basın toplantısında “Deniz trafiği için stratejik bir konum ve küresel bir büyüme merkezi olan Güneydoğu Asya ile işbirliğimiz elzemdir” dedi. Malezya’nın bu yıl ASEAN’a başkanlık ettiğini ve Endonezya’nın da Güneydoğu Asya’nın en büyük ekonomisi olduğunu belirtti.

Ishiba’nın selefleri Fumio Kishida, Yoshihide Suga ve Shinzo Abe de kendi dönemlerinde ilk yurtdışı destinasyonları olarak Güneydoğu Asya’yı seçmişti.

Bölgenin hızla büyüyen pazarından faydalanmayı hedefleyen Tokyo, Güneydoğu Asya’ya resmi kalkınma yardımı sağlayan başlıca ülkelerden biri olmuş ve yakın zamanda ASEAN üyelerinin çoğunun katıldığı çok taraflı bir girişim olan Asya Sıfır Emisyon Topluluğu’na öncülük ederek bölgenin karbondan arındırılmasını teşvik etmiştir.

Çin’in gölgesinde kalıyor

Yine de Japonya’nın bölgedeki ekonomik varlığı Çin’in gölgesinde kalıyor. ASEAN Sekreterliği’nin verilerine göre ASEAN’ın Asya’nın en büyük ekonomisi olan Çin’le ticareti 2022 yılında 722 milyar dolara ulaşarak toplam ticaretin %19’unu ve Japonya’nınkinden %170 daha fazlasını oluşturdu.

Japonya ve Güneydoğu Asya ülkeleri arasındaki ekonomik denge de zaman içinde değişti. Uluslararası Para Fonu, ASEAN-5’in (Endonezya, Malezya, Filipinler, Singapur ve Tayland) gayrisafi yurtiçi hasılasının 2025 yılında 3,6 trilyon dolara ulaşacağını, Japonya’nın ise 4,39 trilyon dolar olacağını öngörmektedir. Japonya’nın GSYİH’si otuz yıl önce ASEAN-5’in GSYİH’sinden sekiz kat daha büyüktü.

Japonya’nın 2023 yılında 33.900 dolar olan kişi başına düşen GSYH’si ASEAN-5’in beş katından daha büyüktür. Ancak Malezya ve Endonezya’nın başkentleri, Kuala Lumpur 127,000 ringgit (28,000 $) ve Cakarta 322 milyon rupiah (20,000 $) ile hızla arayı kapatıyor.

Yeni işbirliği alanları

Analistler Japonya’nın rol oynayabileceği daha derin işbirliği alanlarından bahsediyor.

Malezya Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nde analist olan Angeline Tan Nikkei Asia’ya verdiği demeçte, Malezya’nın doğusunda yer alan ve enerji endüstrisi için bir merkez olan Sarawak eyaletine atıfta bulunarak, “Japonya, Malezya’nın [sıvılaştırılmış doğal gazına], özellikle de Sarawak’a artan bir ilgi gösteriyor” dedi. “Ishiba’nın ziyareti yeşil dönüşüm ve karbonsuzlaştırma konusunda daha fazla işbirliğinin önünü açabilir” diye ekledi.

Malezya düşünce kuruluşu Bait Al Amanah’ın dış ilişkiler müdürü Fikry Rahman, Nikkei’ye verdiği demeçte, Kuala Lumpur’un Japonya’nın doğrudan yatırımlar, bilgi transferi ve eğitim ortaklıkları da dahil olmak üzere ülkenin ileri teknoloji yarı iletken endüstrisini geliştirme hedefine yardımcı olmasını öngördüğünü söyledi.

Endonezya’ya gelince, Prabowo’nun gıda üretiminde kendi kendine yeterlilik ve yeni başlatılan ülke çapında ücretsiz okul yemeği programı gibi amiral gemisi politikaları Japonya için fırsatlar sunabilir.

Cakarta merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde araştırmacı olan Muhammad Waffaa Kharisma’ya göre, “Endonezya hükümeti, Japonya’nın Endonezya’nın gıda güvenliği ve insan kaynaklarına odaklanan mali ağırlıklı kalkınma gündemini desteklemede yakın bir uluslararası ortak olarak oynadığı rol konusunda her zamanki gibi iyimserliğini koruyor.” Kharisma, okul çocukları için ücretsiz öğle yemeği programı ve tarımsal üretimi artırmaya yönelik ‘gıda arazisi’ projesini buna örnek gösterdi.

Deniz güvenliği ve savunma işbirliği

Aynı zamanda savunma uzmanı olarak bilinen Başbakan Ishiba, özellikle Çin’in Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi’nde yoğunlaşan denizcilik faaliyetleri göz önüne alındığında, ASEAN bloğu üyeleriyle daha güçlü güvenlik bağları arayışında.

Japonya Savunma Bakanı General Nakatani salı günü Cakarta’da Endonezyalı mevkidaşı Sjafrie Sjamsoeddin ile bir görüşme gerçekleştirerek savunma teçhizatı ve teknoloji işbirliği de dâhil olmak üzere her iki ülkenin deniz güvenliği konusunda savunma istişaresi kurulması konusunda mutabık kaldı.

Kharisma, yaklaşan Ishiba-Prabowo görüşmelerinin “silah tedarikini içerebileceğini, ancak Japonya’nın Endonezya ile ortak bir fırkateyn geliştirme önerisinin öne çıkacağını söyledi.

Ancak Güneydoğu Asya ülkeleri Ishiba’nın bir Asya NATO’su için baskı yapmasından endişe duyuyor.

Uzmanlara göre, Asya NATO’su bölgede çatışmaları kışkırtma riski taşıyor ve ASEAN’ın “Barış, Özgürlük ve Tarafsızlık Bölgesi” ilkeleriyle çelişiyor.

Asya

DeepSeek, önümüzdeki yıl halka arz planlıyor

Yayınlanma

Çin merkezli yapay zeka modelleri geliştiricisi DeepSeek, ilk halka arz için hazırlık sürecini başlattı. Bloomberg’ün haberine göre şirket, finansal tablolarının hazır olma durumuna bağlı olarak halka arz başvurusunu bu yıl veya gelecek yılın başında yapmayı, 2027 yılında ise Çin ana karasındaki borsada işlem görmeyi hedefliyor.

Yapay zeka modelleri geliştiren Çin merkezli girişim DeepSeek, ilk halka arz (IPO) için hazırlıklara başladı.

Bloomberg’ün konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre şirket, halka arz başvurusunu bu yıl veya gelecek yılın başında yapmayı planlıyor.

Başvuru takviminin finansal raporların hazır olma durumuna göre şekilleneceğini aktaran kaynaklar, şirketin Çin ana karasındaki borsalardan birinde 2027 yılında halka açılmasının öngörüldüğünü kaydetti.

DeepSeek, halka arz öncesinde yeni bir finansman turu gerçekleştirmeyi de hedefliyor. İkinci yatırım turu kapsamında şirketin en az 10 milyar yuan (yaklaşık 1,48 milyar dolar) kaynak toplamayı planladığı ve bu süreçte piyasa değerlemesinin en az 480 billion yuan (yaklaşık 71 milyar dolar) seviyesine ulaşmasının beklendiği ifade edildi.

İlk fonlama turunda 7,4 milyar dolar yatırım alan yapay zeka girişiminin piyasa değeri 50 milyar doları aşmış ve bu gelişme DeepSeek’i Çin’in en değerli yapay zeka şirketi haline getirmişti.

Şirketin kurucusu Liang Wenfeng, DeepSeek projesine şahsi bütçesinden 3 milyar dolar yatırım yaptı. Bloomberg Milyarderler Endeksi verilerine göre, gerçekleşen son yatırım turunun ardından Liang’ın şirketteki payı yüzde 90’dan yüzde 78’e geriledi.

DeepSeek kendi yapay zeka çipini geliştiriyor

Bu düşüşe rağmen Liang Wenfeng’in kişisel serveti iki katından fazla artarak 16,7 milyar dolar seviyesinden yaklaşık 36 milyar dolara ulaştı.

Bu tablo, Liang’ı yapay zeka modeli geliştiren şirket kurucuları arasında dünyanın en zengin kişisi konumuna getirdi.

Reuters tarafından daha önce aktarılan bilgilere göre, söz konusu yatırım turu kurucu Liang Wenfeng’in şirket üzerindeki yönetim kontrolünü korumasını sağlayan sıra dışı bir ortaklık yapısıyla gerçekleştirildi.

Yatırımcıların doğrudan DeepSeek yerine, şirketin genel müdürü tarafından yönetilen sınırlı sorumlu bir ortaklığa fon sağlamasını gerektiren bu modelde, yatırımcılara oy hakkı verilmiyor. Ek olarak, sağlanan fonlar beş yıl boyunca geri çekilemeyecek şekilde bloke ediliyor.

Çin Ulusal Yapay Zeka Endüstrisi Yatırım Fonu, DeepSeek’e doğrudan yaklaşık 150 milyon dolar yatırarak bu katı kurallardan muaf tutulan tek kurum oldu.

Çin’in Hangzhou kentinde faaliyet gösteren DeepSeek, 2023 yılında Liang Wenfeng tarafından kuruldu.

Şirket, kurucusunun iki eski üniversite arkadaşıyla birlikte hayata geçirdiği ve yapay zeka alanında uzmanlaşmış bir serbest fon (hedge fund) olan Zhejiang High-Flyer Asset Management bünyesindeki bir birim olarak yapılandırıldı.

DeepSeek, 2025 yılının başında OpenAI gibi ABD’li rakipleriyle benzer performansa sahip ancak işletme maliyetleri açısından çok daha ucuz olan yeni yapay zeka modelini piyasaya sürdü.

Gelişmelerin ardından açıklama yapan kurucu Liang Wenfeng, açık kaynaklı yapay zeka modelleri geliştirmeye devam edeceğini belirterek küresel ölçekteki nihai hedeflerinin yapay genel zekaya (AGI) ulaşmak olduğunu vurguladı.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin’in petrol hamlesi akaryakıt krizini önleyebilir mi?

Yayınlanma

Çin’in ham petrol ithalatını azaltmasının İran’daki savaş sürecinde fiyat artışını sınırladığı belirtilirken, ülke daralan akaryakıt piyasasında da benzer bir rol oynayabilir. Kpler verilerine göre Pekin’in deniz yoluyla petrol ithalatı, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’taki saldırıları öncesindeki ortalamanın altına gerileyerek Haziran ayında günlük 5,96 milyon varille son on yılın en düşük seviyesine indi.

İran’da yaşanan savaş döneminde Çin’in ham petrol ithalatını keskin bir şekilde azaltmasının fiyat artışlarını dizginlemeye yardımcı olduğu değerlendiriliyor.

Bu da, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı konumundaki ülkenin, üzerindeki baskı her geçen gün artan petrol ürünleri piyasasında da benzer bir etki yaratıp yaratamayacağı sorusunu beraberinde getiriyor.

Reuters ajansının aktardığı, enerji piyasası analiz firması Kpler tarafından açıklanan verilere göre, Çin’in deniz yoluyla gerçekleştirdiği ham petrol ithalatı Haziran ayında günlük 5,96 milyon varile gerileyerek son on yılı aşkın sürenin en düşük seviyesini kaydetti.

Bu miktar, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a düzenlediği ve çatışmaların başlamasıyla Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasına yol açan saldırılardan önceki üç aylık dönemde kaydedilen günlük ortalama 10,66 milyon varillik ithalat seviyesinin oldukça altında yer alıyor.

ABD ve İran arasında Haziran ayında yürürlüğe giren iki aylık ateşkes, boğazın yeniden trafiğe açılması yönünde umutları artırmıştı.

Ancak geçen hafta tarafların karşılıklı saldırılara yeniden başlaması ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun izinsiz geçiş yapan gemileri hedef almasıyla ateşkes bozuldu.

Yenilenen çatışma ortamında boğazdan tanker geçişlerinin ciddi oranda azalması beklenirken, kısa süreli ateşkes döneminde sevk edilen petrol hacminin Asya’daki rafinerilerin hammadde ihtiyacını en azından Eylül ayı sonuna kadar karşılayacağı tahmin ediliyor.

Küresel akaryakıt arzında daralma

Küresel petrol ürünleri piyasasındaki daralma, Moskova’nın bazı rafinerilerinin Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarıyla hasara uğratılmasının ardından motorin ihracatını yasaklama kararıyla daha da derinleşti.

Rusya, bu ulaşım ve sanayi yakıtı türünde dünyanın ikinci büyük ihracatçısı konumunda yer alıyor. Moskova’nın aldığı bu karar, Kuzey Yarımküre’de tarım ve inşaat sektörlerinin yoğunlaşması nedeniyle talebin zirve yaptığı bir döneme denk geldi.

Rusya’dan sevkiyatların durmasının, Ortadoğu kaynaklı akışın azalmasından halihazırda etkilenmiş olan Asya piyasasındaki durumu daha da zorlaştıracağı belirtiliyor.

Asya’nın hafif ve orta distilat ithalatı Haziran ayında günlük 5,19 milyon varile geriledi. Kpler’in veri kaydetmeye başladığı 2017 yılından bu yana en düşük seviye olarak kayıtlara geçen bu miktar, İran ile çatışmalar başlamadan önceki üç aylık ortalama olan 6,85 milyon varilin yüzde 32 altında kaldı.

Düşüşün bir kısmı, Pekin’in İran’daki savaşın başlamasının ardından iç piyasayı güvence altına almak amacıyla bazı petrol ürünlerinin ihracatına gayriresmi kısıtlamalar getirmesinden kaynaklanıyor.

Çin’in hafif ve orta distilat ihracatı, Nisan ayında günlük 350 bin varil ile son beş yılın en düşük seviyesine gerilemişti.

Bu hacim Mayıs ayında günlük 411 bin varile, Haziran ayında ise 423 bin varile yükselerek kısmen toparlansa da çatışma öncesi üç aylık dönemdeki günlük 719 bin varillik ortalamanın belirgin şekilde altında kalmaya devam ediyor.

Pekin ihracat kısıtlamalarını gevşetiyor

Çin yönetiminin gayriresmi kısıtlamaları esnetmesi ve devlet işletmelerinin yanı sıra en az bir özel rafinerinin de yurt dışına sevkiyat yapmasına izin vermesi nedeniyle, ülkenin Temmuz ayında petrol ürünleri ihracatını artırması bekleniyor.

Çin ticaret çevrelerinden edinilen bilgilere göre, ülkenin Temmuz ayındaki motorin, jet yakıtı ve benzin ihracatı günde yaklaşık 800 bin varile denk gelen 3 milyon metrik tona ulaşabilir.

Kpler, Çin’in Temmuz ayı petrol ürünleri ihracatını şu an için günlük 585 bin varil olarak tahmin etse de net veriler geldikçe bu rakamın yukarı yönlü revize edilebileceğini kaydediyor.

Çin’in hamlesi piyasayı rahatlatmaya yetecek mi?

Pekin’in attığı adımların arz üzerindeki baskıyı bir miktar hafifleteceği ancak Asya’nın petrol ürünleri ithalatının İran krizinden önceki seviyelerin altında kalmayı sürdüreceği öngörülüyor.

Fiyatlardaki seyir de bu durumu destekler nitelikte bir grafik ortaya koyuyor. Petrol ürünleri, ham petrole kıyasla normalden daha yüksek bir primle işlem görerek çatışma öncesi dönemden daha yüksek fiyatlardan alıcı buluyor.

Dizelin ana bileşeni olan Singapur gazyağının varil fiyatı 137,72 dolar seviyesinde seyrediyor. Ateşkes anlaşmasına yönelik ilk iyimserlikle 23 Haziran’da 109,35 dolara kadar gerileyen fiyatlar, o tarihten bu yana kesintisiz bir yükseliş grafiği çiziyor.

Gazyağı şu anda, Ortadoğu’daki savaşın başlamasından bir gün önce, yani 27 Şubat’ta kaydedilen 91,42 dolarlık fiyatın yüzde 51 üzerinde.

Buna karşılık Brent petrolü vadeli işlemleri Pazartesi gününü 83,30 dolardan kapatarak 27 Şubat Pazar gününe kıyasla yüzde 14,9 oranında bir artış gösterdi.

Basra Körfezi’nden petrol ve petrol ürünleri taşıyan tankerlere yönelik yeni tehditler ve küresel stokların azalması nedeniyle, piyasa İran ile olası bir uzlaşıyı fiyatlasa dahi akaryakıt fiyatlarının yükselmeye devam edeceği tahmin ediliyor.

Çin’den yapılacak ihracatın, rafinerilere yüksek marjlar sağlayarak fiyat artışlarını destekleyebileceği belirtiliyor.

İthalat hacmi savaş öncesi seviyelere tamamen dönse bile bunun yeterli olmayabileceği, zira Pekin’in Ortadoğu’daki gerilim sona erip deniz taşımacılığı normale döndüğünde petrol fiyatlarının gerileyeceği beklentisiyle şimdilik kendi stoklarını kullanmayı tercih ettiği aktarılıyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Hindistan, ABD ile ticaret görüşmelerinde daha iyi koşullar için direniyor

Yayınlanma

Yetkililer ve analistlere göre Hindistan, ABD ile son görüşmelerde hızlı bir ticaret anlaşmasını reddetti ve Başbakan Narendra Modi’nin yeni ticaret ortakları, azalan ekonomik riskler ve iç siyasette elde ettiği kazanımlardan aldığı güvenle daha iyi koşullar için beklemeyi tercih etti.

Aylar süren müzakerelerin ardından iki ülke, ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın geçen ay Yeni Delhi’ye yaptığı ziyaret sırasında geçici bir ticaret anlaşmasını sonuçlandıramadı. Oysa her iki taraf da sınırlı kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu düşünüyordu.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir Hindistan hükümeti yetkilisi, Reuters’a, Washington’ın Yeni Delhi’nin temel talepleri konusunda güvence vermemesi nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını söyledi. Bu talepler arasında Hindistan’a Çin gibi rakipleri karşısında tarife avantajı tanınması ve anlaşma sonrasında ABD tarafından yeni vergiler getirilmemesi bulunuyordu.

Yetkili, “Tutumumuz açık. Olumlu koşullar içermeyen bir anlaşmaya alelacele imza atmayı ya da tarım konusunda taviz vermek gibi kırmızı çizgilerimizden ödün vermeyi düşünmüyoruz” dedi.

Yetkililer ve analistlere göre Washington, Başkan Donald Trump’ın bu ayın ilerleyen günlerinde yürürlüğe girmesi beklenen yeni gümrük vergilerine hazırlandığı bir dönemde, stratejik ortağı Hindistan’dan hızlı ticari tavizler almayı umuyordu. Ancak Hindistan’ın direnmesi, ihracatına daha yüksek vergiler uygulanması ve şirketler açısından belirsizliğin uzaması riskini beraberinde getiriyor.

Greer ile yapılan görüşmelerin ertesi günü Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, Hindistan’a avantaj sağlamadığı sürece ABD ile anlaşmanın uygulamaya konulmayacağını söyledi. Bu açıklama, daha yüksek tarife ihtimaline rağmen Yeni Delhi’nin tutumunu sertleştirdiğini ve anlaşma konusunda acele etmediğini gösterdi.

Diğer birçok ülkede olduğu gibi Hindistan’dan gelen malların büyük bölümü şu anda ABD’de yüzde 10 gümrük vergisine tabi. Ancak Trump yönetiminin, aşırı sanayi kapasitesine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bu ay daha yüksek tarifeler getirmesi bekleniyor. Hindistan ise ABD’nin kapasite fazlasına ilişkin suçlamalarını reddediyor.

Washington, zorla çalıştırılarak üretilen malların ticaretini engellemekte başarısız oldukları iddiasıyla aralarında Hindistan’ın da bulunduğu onlarca ülkeye yüzde 12,5’e varan yeni tarifeler uygulanmasını daha önce teklif etmişti.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir ABD kaynağının Reuters’a aktardığına göre Washington’ın tutumu, Hindistan’ın talep ettiği tercihli ticaret hükümlerinden yararlanabilmek için kendi tavizlerini vermesi gerektiği yönünde.

Müzakerelerin gizli olması nedeniyle Hindistanlı yetkili ile ABD’li kaynak isimlerinin açıklanmasını istemedi. Hindistan Ticaret Bakanlığı ile ABD Ticaret Temsilciliği, e-posta yoluyla gönderilen yorum taleplerine yanıt vermedi.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkili, Washington’ın Hindistan ile görüşmeleri sürdürdüğünü ve hâlâ bir anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi ancak herhangi bir takvim paylaşmadı.

Yetkili, bununla birlikte Hindistan’ın müzakerelerde zaman zaman yavaş, bürokratik ve zorlu bir tutum sergilediğini belirterek hızlı bir anlaşma ihtimalinin düşük olduğu sinyalini verdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, görüşmelerdeki tıkanıklığa ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Trump yönetimi, Amerikalıları ve ‘Önce Amerika’ yaklaşımını merkeze alan tarihi bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak için Hindistanlı yetkililerle verimli temaslarını sürdürüyor.”

Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın

Hindistan’ın ihracatı artıyor, ekonomik riskler azalıyor

Ticaret analistlerine göre ihracattaki artış, diğer ülkeler ve bloklarla imzalanan yeni ticaret anlaşmaları ve ekonomik risklerin azalması, Hindistan’ın elini güçlendirdi.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre Hindistan’ın toplam mal ihracatı, İran’daki savaşın yol açtığı aksamalara rağmen nisan-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15 arttı. Bu artışta, fiyatı yükselen petrol ürünleri sevkiyatları etkili oldu.

Tüccarların alternatif nakliye güzergâhlarına yönelmesinin ardından Körfez ülkelerine ihracat savaş öncesi seviyelere geri döndü. Mart ayında 2,62 milyar dolar olan ihracat mayısta 5,3 milyar dolara yükselirken, ABD’ye ihracat nisan ve mayıs aylarında 17,29 milyar dolara çıktı.

Hindistan ayrıca diğer gelişmiş pazarlara erişimini genişletiyor. İngiltere ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının bu ay yürürlüğe girmesi, Avrupa Birliği ile yapılacak anlaşmanın ise gelecek yılın başlarında tamamlanması bekleniyor.

Washington merkezli Asia Society Policy Institute’un kıdemli başkan yardımcısı ve eski ABD ticaret yetkilisi Wendy Cutler, “Hindistanlı müzakereciler, ülkenin güçlü ekonomisi, diğer ortaklarla yürüttüğü çeşitlendirme girişimleri ve dünyadaki stratejik konumu sayesinde görüşmelerde belirli bir manevra alanı kazandı” dedi.

Goldman Sachs ekonomisti Santanu Sengupta bir raporunda, ABD ile İran arasındaki geçici barış anlaşmasının petrol fiyatlarını düşürerek Hindistan’ın ekonomik görünümünü iyileştirdiğini belirtti.

Banka, Hindistan için 2026 büyüme tahminini yüzde 6,8’e yükseltirken, enflasyon ve cari açık tahminlerini düşürdü. Bu da Yeni Delhi’nin daha iyi koşullar elde etmek amacıyla beklemek için ekonomik açıdan daha geniş bir hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.

Rupinin değer kaybetmesi de ihracatçıların rekabet gücünü artırdı.

Washington’ı bekleme stratejisi

Bir başka Hindistanlı yetkiliye göre Yeni Delhi ayrıca ABD’nin bazı ticaret önlemlerinin hukuki ya da siyasi engellerle karşılaşabileceğini hesaplıyor.

Demokrat Parti’den 22 eyalet başsavcısından oluşan bir grup, Trump yönetiminin zorla çalıştırmaya ilişkin soruşturmalar kapsamında önerdiği tarifelere karşı şimdiden itirazda bulundu.

Ticaret analistlerine göre ABD tarifelerine ilişkin hukuki belirsizlikler ile Modi’nin son eyalet seçimlerindeki zaferleri, Hindistan’ın aceleye getirilmiş bir anlaşmaya direnmesine yardımcı oldu.

Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nin üst düzey yöneticileri, ticaret anlaşmalarının Hindistanlı çiftçileri ve küçük işletmeleri koruması gerektiğini kamuoyu önünde savundu. Yeni Delhi, siyasi açıdan etkili olan bu iki kesimi ticaret müzakerelerinde uzun süredir koruyor.

Eski ticaret müzakerecisi ve Global Trade Research Initiative’in kurucusu Ajay Srivastava, “Hindistan, aceleye getirilmiş bir anlaşmayı geciktirmenin, hatta tamamen terk etmenin; maliyeti geçici tarife avantajlarının çok ötesine geçebilecek yükümlülüklerin altına girmekten daha ihtiyatlı olabileceğinin farkında” dedi.

Hindistan’da Hamamböceği Partisi’nin protestoları sürüyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English