Diplomasi
“Made in NATO” mu, “Made in Europe” mu?

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin yeni savunma anlaşmalarını “Made in NATO” şeklinde duyurması, AB’nin kendi “Made in Europe” programının geleceği hakkında soru işaretleri doğurdu.
Bugün yayınlanan Ankara zirvesi deklarasyonunda da, ortak üretim kapasitesini genişletme ve inovasyonu hızlandırmak için endüstriyle birlikte çalışma taahhüdünde bulunuldu.
Daha da önemlisi, “müttefikler arasında savunma ticareti engellerinin ortadan kaldırılması, savunma sanayisinin derinliğini ve işbirliğini en üst düzeye çıkarmak için NATO ortaklıklarından yararlanılması” yönündeki çalışmaların sürdürüleceği aktarıldı.
Anlaşmazlığın merkezinde, Avrupa’nın Rusya’yı caydırmak için acele ederken ve aynı zamanda kıtanın kendini savunmak için daha fazla çaba göstermesi yönündeki Donald Trump’ın baskısına yanıt verirken, yeniden silahlanmaya aktardığı devasa savunma bütçesinin nasıl harcanacağı konusu yer alıyor.
Rutte zirvenin ilk günü, transatlantik ortak üretim programlarına ayrılan milyarlar da dahil olmak üzere 54 milyar doların üzerinde yeni savunma anlaşmaları duyururken, “Dünya, Kuzey Amerika ve Avrupa’daki sanayilerin el ele verip birlikte yenilikler ürettiğini ve yeni nesil yetenekler geliştirdiğini görecek,” dedi.
“Bunlar gerçekten ‘Made in NATO’ yetenekleri,” diye ekledi ve ABD ile olan bağı canlı tutma hedefini vurgulayarak bunların “transatlantik işbirliğinin somut bir örneği” olduğunu kaydetti.
Bu açıklamalar, Rutte’nin zirveyi sanayi konusuna yoğun bir şekilde odaklamaya çalıştığı Ankara’daki NATO zirvesinin başlamasıyla birlikte geldi.
İttifak, üye ülkelerin 2035 yılına kadar GSYİH’nın yüzde 5’ini savunmaya ayırma taahhütlerinin gerçek askeri güce dönüştürüldüğünü göstermeye çalışıyor.
Geçen yıldan bu yana Avrupa ve Kanada, savunma harcamalarını 2024’e kıyasla yüzde 20 artırdı.
NATO salı günü yaptığı açıklamada, bu yıl harcamaların yüzde 11 daha artmasının planlandığını belirtti.
Bu, transatlantik ittifakın ortak askeri ve sanayi gücünü, savaş teçhizatını biriktirmek ve Washington’u yanında tutmak için kullanılması anlamına geliyor.
ABD şirketlerinin Avrupa’daki silahlanma sürecinde rol almasının sağlanması, “iş odaklı” bir Trump’a da cazip gelecek.
Ne var ki bu çaba, AB’nin yerli silah sanayisini teşvik etmek için yüzlerce milyar avro harcayan Avrupa Komisyonu ile çatışmaya girme riskini barındırıyor.
Bu girişimler, müttefik olsalar bile dışarıdan gelenlerin rolünü sınırlıyor.
NATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
AB’nin 150 milyar avroluk amiral gemisi niteliğindeki SAFE silah kredisi programı, silah değerinin yüzde 35’ini aşan AB dışı içerik kullanımını sınırlarken, AB’nin Ukrayna’ya verdiği 90 milyar avroluk kredi ise Kiev’in AB dışı askeri teçhizat satın alma imkânını kısıtlıyor.
AB’nin bir sonraki mali dönem için önerilen 2 trilyon avroluk uzun vadeli bütçesi, savunma için 131 milyar avro ayırmış durumda ve bu tutarın bir kısmı benzer kısıtlamalar içerebilir.
“Made in NATO” girişimi, Avrupa Komisyonu’nun blokun savunma tedarik kurallarını gözden geçirmeye hazırlandığı bir dönemde de ortaya çıkıyor.
NATO Savunma Sanayii, İnovasyon ve Silahlanma Genel Sekreter Yardımcısı Tarja Jaakkola, POLITICO’ya verdiği demeçte şunları söyledi:
“Avrupa’daki girişimleri büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz, fakat mümkün olduğunca kapsayıcı olmaları gerektiği için oldukça temkinliyiz. Unutmamamız gereken şey, silahlı kuvvetlerimizin hepimizi korumak için ihtiyaç duydukları yeteneklere sahip olmalarını sağlamamız gerektiğidir.”
NATO ve Avrupa ülkeleri, Ankara’da ABD dışındaki şirketlerle anlaşmalar yaptıklarını duyurdu: İttifak, Saab’ın GlobalEye sistemini tedarik edecek ve birkaç ülke, Airbus’ın A400M stratejik hava nakliye uçağını değerlendirecek. NATO, “herkes için yer olduğunu” savunuyor.
Üst düzey bir NATO yetkilisi, “Talebi karşılamak için ne Atlantik’in bu tarafında ne de diğer tarafında yeterli endüstriyel kapasite mevcut. Atlantik’in her iki tarafından da mümkün olan en kısa sürede, elimizden gelen tüm endüstriyel kapasiteye ihtiyacımız var,” dedi.
Fakat üst düzey bir AB yetkilisi, bloğun kaynaklarının AB şirketlerine aktarılması gerektiğini vurguladı.
Yetkili şöyle konuştu:
“Savunma sanayimizi güçlendirerek ve daha fazla Avrupa kapasitesine yatırım yaparak AB, daha güçlü bir NATO’ya da katkıda bulunuyor.”
Bununla birlikte yetkili, “vergi mükellefleri yatırımlarının karşılığını görmek istediği” için bloğun kaynaklarının AB yapımı silahlara öncelik vermesinin “adil” olduğunu savundu.
Brüksel’in dayattığı bu kısıtlamalar karşısında ABD’li şirketler lobi faaliyetlerine yöneliyor. ABD’nin NATO Büyükelçisi Matthew Whitaker, “Avrupa’dan Satın Al” hükümleri konusunda sert eleştirilerde bulundu. Şirketler ayrıca lisans kapsamında üretimin bir kısmını kıtaya kaydırmak için yarışıyor.
Ankara’da düzenlenen bir sektör forumunda, RTX’in Stinger hava savunma füzesinin Avrupa’da üretilmesi, Raytheon’un AMRAAM füzesinin Avrupa’daki üretiminin genişletilmesine yönelik bir fizibilite çalışması, Lockheed Martin’in PAC-3 Patriot önleme füzesi için bir Avrupa bakım tesisi ve Almanya’da ATACMS füze üretimi konusunda Lockheed Martin ile Rheinmetall’in ortak çabası dahil olmak üzere bir dizi duyuru yapıldı.
Brüksel, AB üyesi olmayan silah üreticilerinin kurallarını atlatmasından çekiniyordu. Bloğun savunma sanayisini canlandırmak için ayrılan 1,5 milyar avroluk bir fon olan Avrupa Savunma Sanayii Programı (EDIP) üzerindeki müzakereler sırasında, üye ülkeler, AB fonlarının blok içinde üretilen yabancı lisanslı askeri teçhizatı finanse edip edemeyeceği konusunda aylarca çatıştı.
Sonunda AB kurumları, anlaştılar: EDIP, Avrupa şirketinin makul bir süre içinde ve en geç 2033 sonuna kadar tasarım yetkisini elde etmesi koşuluyla, lisanslı füzeler ve mühimmatı finanse edebilecek.
German Marshall Fund’ın kıdemli başkan yardımcısı Dan Kliman, “AB içinde bir gerilim var; bu durum açıkça ‘Made in NATO’ yaklaşımıyla tam olarak tutarlı değil, fakat mutlu bir orta yol bulunmuş durumda. Birçok Avrupa ülkesi NATO üyesidir; dolayısıyla tanım gereği, bu platformları oluşturacaklarsa, bu AB içinde gerçekleşecektir,” dedi.
Rusya’ya yakın birçok ülke, uzun vadeli yatırım programlarından ziyade, ordularını hızla donatmak için hazır silahlar satın almaya daha fazla önem veriyor.
Salı günü yaşanan bir örnekte Danimarka, Finlandiya, Almanya ve Norveç, Northrop Grumman MQ-4C Triton gözetleme insansız hava araçlarını satın almayı kararlaştırdı.
Birçok ülke için, artan Rus tehdidini caydırmak amacıyla en son teknolojiye sahip silahlar satın alabilme yeteneği hayati önem taşıyor ve ABD’den satın almak ek siyasi avantajlar da sağlayabilir.
İsminin açıklanmaması koşuluyla görüş veren üst düzey bir Avrupalı savunma sanayisi yetkilisi şunları söyledi:
“NATO’da hakim olan görüş, herkesin bunun tam olarak doğru olmadığını bilmesine rağmen, büyük bir transatlantik ailenin parçası olduğumuz yönündedir. Ve biz Ankara’dayız, dolayısıyla AB’nin etkisi söz konusu değil. Ayrıca, Amerikan ürünleri satın almanın kendilerini ittifaka daha sıkı bağladığını düşünenler hâlâ var.”
Diplomasi
Ukraynalı askerler NATO’nun tatbikat düzenini beğenmedi

İsveç’teki NATO tatbikatlarına katılan Ukraynalı askerler, Batı ordularının mevcut yaklaşımlarla modern savaş koşullarına hazır olmadığını savundu. Die Welt gazetesinin haberinde, Ukrayna personelinin tatbikat sahalarındaki sık kahve molalarına ve insansız hava aracı kullanımına getirilen kısıtlamalara şaşırdığı belirtildi.
Alman Die Welt gazetesine konuşan Ukraynalı askerler, mevcut yaklaşımlar sürdürüldüğü takdirde Batı ordularının modern muharebe koşullarına hazır olamayacağı sonucuna vardı.
İsveç’te 2025 yılında düzenlenen NATO tatbikatı sırasında Ukrayna askeri personeli, birliklerin hazırlanmasına yönelik yaklaşımlarda kültürel farklılıklarla karşılaştı.
Tatbikat katılımcılarından birinin aktardığına göre NATO askerleri, dinlenmeye yeterli zaman ayırabilmek amacıyla sürekli kahve molaları verdi.
Habere göre söz konusu asker, poligonlarda insansız hava araçlarının (İHA) kullanımına yönelik çok sayıda kısıtlama getirilmesini de şaşkınlıkla karşıladı.
Saha ve çatışma deneyimine sahip Ukraynalı askeri personel, yayına yaptıkları değerlendirmelerde bu tür yaklaşımların modern savaşın şartlarıyla bağdaşmadığını kaydetti.
Die Welt, Ukrayna’daki çatışma deneyimi temelinde Almanya’da silahlı kuvvetlerin reforme edilmesi ihtiyacının tartışıldığını, ancak savunma kabiliyetinin artırılması için daha kapsamlı değişikliklere ihtiyaç duyulduğunu aktardı.
Almanya Savunma Bakanlığı, şubat ayında Ukraynalı askeri personelin Almanya Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) askerlerinin eğitimine dahil edilmesine ilişkin Ukrayna ile bir anlaşma imzaladı.
Der Spiegel gazetesinin haberine göre Ukrayna’nın muharebe deneyiminin Alman askerlerine aktarılmasına yönelik görüşmeler 2025 yılından bu yana yürütülüyor. Ukraynalı askerlerin, İHA kullanımı da dahil olmak üzere pratik bilgilerini Alman tarafıyla paylaşması öngörülüyor.
Eğitim sürecinin nihai formatı henüz netleşmedi. Ukraynalı eğitmenlerin birkaç haftalığına Almanya’ya gelerek kara kuvvetleri birlikleriyle çalışması planlar arasında yer alıyor.
Öte yandan Kiev yönetimi, Ukrayna askerlerinin yurtdışında eğitilmesinden kısmen vazgeçerek eğitim süreçlerini Ukrayna topraklarına taşıyor.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı Doktrin ve Eğitim Genel Müdür Yardımcısı Yevgeniy Mejevikin daha önce yaptığı açıklamada bu durumu doğrulamıştı.
Buna karşılık NATO cephesinden birkaç gün önce yapılan açıklamada, ittifakın “Ukrayna’da gözlemlenene benzer şekilde” kitlesel drone kullanımı koşullarında muharebe yürütmeye hazır olduğu savunuldu.
NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı General Alexus Grynkewich, “Cevabın ‘evet’ olduğunu, buna hazır olduğumuzu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Diplomasi
ABD ve Güney Kore teknoloji hisseleri birbirleriyle sıkı bağlantılı hale geldi

Wall Street’teki teknoloji hareketleri ile Güney Kore borsası arasındaki bağlantı giderek daha da güçleniyor.
Yapay zeka harcamalarının ABD’li teknoloji devleriyle Koreli bellek çipi üreticilerinin kaderlerini birbirine bağlamasıyla bu durum daha da belirgin hale gelmeye başladı.
Rayliant tarafından sağlanan verilere göre, Kospi ile Nasdaq 100 arasındaki 60 günlük korelasyon, son zamanlarda 0,50 civarına yükseldi ve 2021’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Bu artan ilişki, Kospi endeksinin yarısından fazlasını oluşturan Samsung Electronics ve SK Hynix’in giderek artan hakimiyetini yansıtıyor.
Her iki şirket de yapay zeka donanım tedarik zincirinin merkezinde yer alıyor ve ABD’li teknoloji devlerinin işlettiği veri merkezleri için gerekli bellek çiplerini sağlıyor.
Futurum Group analisti Rolf Bulk, CNBC’ye e-posta yoluyla yaptığı açıklamada, “KOSPI bir yarı iletken endeksi haline geldiği için bu korelasyon arttı,” dedi.
Samsung ve SK Hynix, ABD’li yarı iletken ve teknoloji şirketlerinin kârlarını artıran aynı hiper ölçekli şirketlerin harcamalarına giderek daha fazla bağımlı hale geliyor.
Bulk’a göre, veri merkezi talebi geçen yıl küresel DRAM talebinin yaklaşık %40’ından bu yıl yarıdan fazlasına yükseldi ve bu oranın daha da artmasını bekliyor.
DRAM, yani dinamik rastgele erişimli bellek, yapay zeka sunucularında kullanılıyor.
Bu durum, Asya’daki yatırımcılara Wall Street açılmadan önce küresel yapay zeka ticaretinin gücüne dair erken bir fikir veriyor.
Fibonacci Asset Management’ın kurucusu Jung In Yun, “Samsung ve SK Hynix, küresel yapay zeka talebini etkileyen gece boyunca yaşanan gelişmelere karşı ilk likit piyasa tepkisini veriyor. Özellikle SK Hynix, yapay zeka tedarik zincirinin en kritik bileşenlerinden biri olan yüksek bant genişliğine sahip bellek alanındaki varlığı nedeniyle önemli bir barometre haline geldi,” dedi.
Son dönemdeki işlemler bu dinamiği gözler önüne seriyor. 13 Temmuz’da Kospi, SK Hynix’in %15’lik düşüşü ve rekor seviyedeki gerilemesinin etkisiyle %8’in üzerinde değer kaybetti.
Nasdaq 100 de aynı gidişatı izleyerek o gün %1,88 düşüşle kapandı. Büyük teknoloji şirketlerinin hisseleri o gün değer kaybetti. Micron Technology %4 düşüşle kapandı, Sandisk %12 değer kaybetti, Intel ise %6 geriledi.
Samsung’un kâr beklentisi, her çeyrekte yapay zeka talebinin durumuna ilişkin ilk somut işaretlerden birini de sunabilir.
Şirket genellikle, büyük ABD’li yarı iletken şirketlerinden yaklaşık iki hafta önce kâr sonuçlarını açıklar.
Fakat analistler, Kore ve ABD teknoloji hisselerinin birbirlerini sürekli olarak takip etmek yerine, birbirleriyle paralel bir şekilde hareket ettiklerine dikkat çekti.
ABD piyasaları kapalıyken yapay zeka ile ilgili haberler ortaya çıktığında, Samsung ve SK Hynix, Wall Street yeniden açıldığında yatırımcıların nasıl tepki verebileceğine dair bir gösterge işlevi görebilir.
ABD piyasalarında işlem saatleri sırasında gelişmeler yaşandığında ise Nasdaq, benzer şekilde bir sonraki Kore seansına ilişkin bir ön izlenim sunar.
Bu yakın ilişkinin bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Sektörün deneyimli isimleri, artan korelasyonun, yatırımcıların geleneksel olarak ABD ve Kore hisse senetlerini portföylerinde bulundurarak elde etmeye çalıştıkları çeşitlendirme avantajlarını azalttığını vurguladılar.
Diplomasi
Guterres, Kıbrıslı Rum ve Türk liderlerle ortak toplantı yapacak

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaklaşık on yıllık bir çıkmazın ardından Kıbrıs’taki rakip tarafları barış görüşmelerine geri döndürmek için yeni bir girişim başlattı.
BM Genel Sekreteri olarak adaya yaptığı ilk ziyaret, tarafların yeniden müzakereye hazır olabileceğine dair işaretlerin ortaya çıkmasıyla gerçekleşti. Fakat taraflar, müzakerelerin temel kuralları konusunda hâlâ anlaşamıyor.
Reuters’a göre müzakerelerin başarısız olması, NATO müttefikleri Yunanistan ve Türkiye arasındaki ilişkileri gerginleştiren ve Ankara’nın AB ile ilişkilerine yük oluşturan anlaşmazlığı uzatacak.
Görev süresi 2026 yılının sonunda sona erecek olan Guterres, bugün (28 Temmuz) Nikos Hristodulidis ve Tufan Erhürman ile ayrı ayrı bir araya geldi.
Üçlü, yarın adayı ikiye ayıran BM kontrolündeki tampon bölgede ortak görüşmelerde bulunacak.
Kıbrıs basını, Birleşmiş Milletler’in taraflar arasındaki farklılıkları gidermeyi amaçlayan bir dizi öneri hazırladığını bildirdi.
Fakat BM yetkilileri, tamamlanmış bir planın mevcut olduğunu yalanladı.
Guterres, Kıbrıs’ta bir çözüme olan güçlü bağlılığını göstermek istediğini söyledi.
Genel Sekreter, Kıbrıslı Rum liderle görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bu elbette Kıbrıslıların kendilerine bağlı… Bu çok önemli anda Kıbrıslı Rumları ve Kıbrıslı Türkleri desteklemek için elimden gelen her şeyi yapacağım.”
Hristodulidis, BM destekli iki bölgeli, iki toplumlu federasyon modeli çerçevesinde, müzakerelerin 2017’de kesildiği noktadan itibaren görüşmelere yeniden başlamak istiyor.
Geçen yıl Kıbrıs Türk lideri olarak seçilen Erhurman, federal bir çözümün araştırılmasını vaat ederek seçim kampanyası yürütmüştü; bu, iki devletli çözüm talebinde bulunan selefinin tutumundan bir kopuş anlamına geliyordu.
Fakat Erhürman, siyasi eşitlik ve müzakereleri düzenleyen kurallar konusunda önceden bir anlaşma sağlanmadan, süresi belirsiz başka bir sürece girmeyeceğini belirtiyor.
Ada’daki Birleşmiş Milletler barış gücü, iki tarafı ayıran 180 km’lik ateşkes hattını denetliyor. Geçmişteki müzakerelerin çökmesinin nedenlerinden biri, bir çözüm anlaşması sonrasında Türkiye’nin oynayacağı rol konusunda varılan ciddi anlaşmazlık. Kıbrıslı Rumlar, Ankara’nın herhangi bir fiili müdahalesine karşı çıkarken, Kıbrıslı Türkler bunun vazgeçilmez olduğunu savunuyor.
Türkiye, Kıbrıs’ta iki ayrı devletin kurulmasını açıkça savunuyor. Bu tutum, Kıbrıslı Rumlar ve Yunanistan tarafından reddediliyor.
Görüş2 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Rusya2 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Asya2 hafta önceDeepSeek, önümüzdeki yıl halka arz planlıyor
Asya2 hafta önceÇin’in petrol hamlesi akaryakıt krizini önleyebilir mi?
Dünya Basını2 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Avrupa2 hafta önceCebelitarık ve İspanya arasındaki fiziki sınır kalkıyor
Asya2 hafta önceTokyo’dan Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek hatlara destek










