Diplomasi
NATO ve Hint-Pasifik Dörtlüsü savunma ve teknoloji işbirliğini artırma sözü verdi

NATO ve Hint-Pasifik ortakları, Rusya-Çin ilişkilerinin derinleşmesi karşısında transatlantik güvenlik ittifakının askeri yapılanmasını güçlendirdiği bir dönemde, savunma sanayii ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğini genişletme sözü verdi.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, salı günü Ankara’daki NATO zirvesi marjında Hint-Pasifik Dörtlüsü olarak bilinen IP4 ortak ülkelerinin —Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore— üst düzey yetkilileriyle bir araya geldi.
Bu dört üye olmayan ülke, 2022’den bu yana ittifakın yıllık zirvelerine konuk olarak davet ediliyor.
Görüşmelere Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung ve Dışişleri Bakanı Cho Hyun, Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi ve Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi, Yeni Zelanda Savunma Bakanı Chris Penk ve Avustralya Savunma Sanayii Bakanı Pat Conroy katıldı.
Lee, bugün sona erecek iki günlük zirveye katılan tek IP4 ülke lideri oldu.
Japonya Dışişleri Bakanlığı’na göre Rutte ve IP4 liderleri; Ukrayna savaşı, Çin’le bağlantılı meseleler dahil Hint-Pasifik’teki durum, Kuzey Kore’ye yönelik politikaları ve İran’daki durum gibi uluslararası gelişmeler hakkında “samimi” görüş alışverişinde bulundu. Bakanlık, tarafların savunma sanayii, siber alan ve teknoloji gibi sahalarda işbirliğini güçlendirme konusunda mutabık kaldığını açıkladı.
Rutte’nin, NATO’nun uluslararası toplumun karşı karşıya olduğu çeşitli sınamalara “uygun şekilde yanıt verebilmek” için IP4 ile ilişkilerini güçlendirmek istediğini söylediği aktarıldı.
Japon Bakan Motegi ise şunları söyledi: “Rusya ile Kuzey Kore arasındaki Ukrayna’daki askeri işbirliğinde görüldüğü üzere, Avrupa-Atlantik ve Hint-Pasifik güvenliği birbirinden ayrılamaz. Bu nedenle IP4 ve NATO’nun bu şekilde bir araya gelerek dayanışmalarını teyit etmeleri son derece önemlidir.”
Japonya Dışişleri Bakanı ayrıca, “Güçlü bir NATO-IP4 ilişkisi, uluslararası toplumun tamamının barış ve istikrarına da katkı sağlar,” dedi. Motegi, NATO ile pratik işbirliğini daha da geliştirme ve “stratejik ilişkiyi” güçlendirme niyetini de dile getirdi.
Salı günü erken saatlerde NATO Zirvesi Savunma Sanayii Forumu’nun açılışında ana konuşmayı yapan Rutte, Rusya’nın ulusal bütçesinin yarısını Ukrayna’daki “savaş makinesine” aktardığını ve Çin, Kuzey Kore ile İran’la “giderek artan” biçimde birlikte çalıştığını söyledi.
Rutte, Çin’in silahlı kuvvetlerini modernize etmeye ve nükleer kabiliyetlerini “şeffaflık olmaksızın” genişletmeye devam ettiğini, Kuzey Kore’nin ise nükleer programını büyütmeyi ve Rusya’ya tedarik sağlamayı sürdürdüğünü savundu. Rutte, bunun “hepimizi kaygılandırması gerektiği” uyarısında bulunarak ittifak içinde ve Hint-Pasifik ortaklarıyla işbirliğinin artırılması çağrısı yaptı.
ABD ve müttefikleri, çok cepheli tatbikatlarla Çin’in etrafında güç gösterisi yapıyor
ABD ve NATO bölgedeki müttefikleri aracılığıyla Çin’i çevreleme ve baskılama çabalarını sürdürürken, askeri tatbikatları ve konuşlandırmayı artırıyor.
Bu arada Pekin de askeri yapılanmasını ilerletiyor. Çin, pazartesi günü nükleer enerjili bir denizaltıdan Pasifik’e doğru sahte savaş başlığı taşıyan “stratejik bir füze” denemesi yaptığını açıkladı. Bu, Halk Kurtuluş Ordusu’nun 1982’den bu yana bilinen ilk denizaltı konuşlu füze testi oldu.
Rutte, füze denemesinin NATO’nun Çin konusunda “saf” olamayacağının “kanıtı” olduğunu söyledi. Pazartesi günü Ankara’da düzenlenen zirve öncesi basın toplantısında, “Hint-Pasifik’te olanlar, transatlantik bölgede yaşananlarla ilgilidir,” dedi. Rutte ayrıca Çin, Kuzey Kore ve İran’ı, “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sebepsiz saldırı savaşının başlıca kolaylaştırıcıları” olarak suçladı.
NATO’nun savunma harcamalarını 2035’e kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5’ine çıkarmayı hedeflemesiyle birlikte, savunma sanayi işbirliği bu yılki zirvenin ana teması haline geldi. Buna paralel olarak IP4 ülkelerinin ittifakın askeri yapılanmasına nasıl destek verebileceğine yönelik ilgi de artıyor.
NATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne göre Güney Kore, 2021-2025 yılları arasında Avrupa’daki NATO üyelerine silah ihracatında ABD’nin ardından ikinci sırada yer aldı.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee, IP4 görüşmeleri öncesinde Rutte ile ayrıca bir görüşme yaptı. Bu görüşmede taraflar, temel bir ikili tedarik anlaşması imzalanması için müzakerelere başladı.
Lee, böyle bir anlaşmanın Güney Kore savunma şirketlerinin NATO savunma pazarına daha fazla açılması için “sağlam bir temel” oluşturacağını söyledi.
Lee sosyal medyada, “Dünya çapında teknoloji ve rekabet gücüne sahip şirketlerimizin daha büyük bir sahnede kabiliyetlerini tam olarak göstermesini ve büyüme için yeni fırsatlar yaratmasını dört gözle bekliyorum,” diye yazdı.
Güney Kore Ulusal Güvenlik Direktörü Wi Sung-lac, Ankara’da yaptığı açıklamada, anlaşmanın “dünyanın en büyük savunma tedarik pazarına girmek için bir dayanak kazanılması” anlamına geleceğini söyledi. Wi’ye göre anlaşma, yılda yaklaşık 15 trilyon won, yani 9,9 milyar ABD doları değerindeki NATO ortak tedarik pazarına erişim sağlayacak.
Lee, diğer IP4 temsilcileriyle yapılan görüşmeye ilişkin olarak, katılımcıların Avrupa ve Hint-Pasifik’teki ortakların güçlü yönlerinden yararlanarak savunma sanayileri, ileri teknolojiler ve inovasyon alanlarında işbirliğini genişletme konusunda mutabık kaldığını söyledi. Sosyal medya paylaşımında bunun “kolektif güvenliği daha da güçlendirebileceğini ve küresel barış ile istikrarı sağlamlaştırabileceğini” belirten Lee, hiçbir ülkenin mevcut durumla tek başına başa çıkamayacağı uyarısında bulundu.
“Mevcut güvenlik ortamı o kadar hızlı değişiyor ve o kadar karmaşık bir nitelik taşıyor ki hiçbir ülke bu sınamalarla tek başına başa çıkamaz” ifadelerini kullandı.
Diplomasi
Rubio, UCM’ye karşı kampanya için Yunanistan’ın desteğini arıyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) karşı yürüttüğü kampanyada Yunanistan’ın desteğini istedi.
Bir diplomatın Rapporteur’e verdiği bilgiye göre Rubio, Yunan mevkidaşı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı görüşmede UCM konusunu gündeme getirerek, mahkemenin “aktivist” yaklaşımını eleştirdi.
Diplomatın verdiği bilgiye göre, Rubio, Yunanistan’ın UCM’nin kuruluş antlaşması olan Roma Statüsü’nden çekilmesini istiyor.
Lahey merkezli mahkeme, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarıyla suçlanan kişileri yargılamak üzere 2002 yılında kurulmuştu.
Fakat diplomat, AB’nin UCM’ye yönelik yasal taahhütleri göz önüne alındığında, Atina için böyle bir adımın imkansız olacağını belirtti.
Tüm AB üye devletleri UCM’nin tarafı. Geçen ay AB dışişleri bakanları mahkemeye olan desteklerini yeniden teyit etmişti.
Bununla birlikte diplomat, ABD’nin UCM’ye karşı gerginliği daha da tırmandırması durumunda Yunanistan’ın sessiz kalmayı tercih edebileceğine dikkat çekti.
Rapporteur’ün konuyla ilgili olarak ulaştığı ABD Dışişleri Bakanlığı, olayı yalanlamadı.
Washington’un UCM’ye karşı tutumu yeni değil. Eski ABD Başkanı Bill Clinton, Roma Statüsü’nü imzalamış olsa da, halefi George W. Bush, 2002 yılında BM’ye ABD’nin bu antlaşmaya taraf olmayı planlamadığını bildirmişti.
O zamandan beri Washington, UCM’nin ABD vatandaşları üzerindeki yargı yetkisini, bu yetkinin meşru olmadığını düşündüğü durumlarda reddediyor.
Ne var ki Donald Trump daha da ileri giderek, “haydut” olarak nitelendirdiği UCM’ye karşı kapsamlı yaptırımlar uyguladı.
Rubio, geçen cuma yaptığı açıklamada, “Ya UCM tehditlerine son verecek ya da biz UCM’yi ortadan kaldıracağız” demiş ve şöyle devam etmişti:
“Çoğu UCM üyesi olan ve savunmaları için ABD’li askerlere güvenen müttefiklerimizi, mahkemeyi dizginlemeye çağırıyoruz.”
ABD’nin kararı Brüksel’den sert bir tepki gördü. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 10 Ekim’de yaptığı açıklamada, “AB, UCM’nin temel bir parçası olduğu kurallara dayalı uluslararası düzene olan sarsılmaz bağlılığını yeniden teyit eder,” demişti.
Öte yandan Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, konunun görüşüldüğü iddiasını yalanladı.
Atina, Rubio’nun ziyaretini olumlu bir ışıkta sunmuştu; zira Rubio, Yunanistan’ı bölgedeki güvenilir bir müttefik olarak övmüştü.
Diplomasi
Ukrayna’da askeri Starlink terminallerine hız kısıtlaması getirildi

Ukrayna semalarındaki Starlink askeri terminallerinde hız sınırı getirilmesi nedeniyle ordunun operasyonları aksadı. Saatte 160 kilometreyi aşan hareketlerde başlayan bağlantı kesintisinin daha sonra 60 kilometre seviyesine kadar genişletildiği öne sürüldü.
Ukrayna semalarında uydu interneti sağlayan Starlink terminallerinin çalışmasının 14 Ekim gecesi sınırlandırıldığı ortaya çıktı.
Uygulanan kısıtlamanın ardından Ukrayna ordusunun yürüttüğü bazı önemli askeri görevlerin sekteye uğradığı kaydedildi.
Gelişmeyi Ukrayna Savunma Bakanlığı eski Danışmanı Serhiy Sternenko kendi Telegram kanalından duyurdu.
Sternenko, araç ve teçhizatların hareket hızının saatte 160 kilometreyi aşması halinde bağlantının kesilmeye başladığını ifade etti.
Kısıtlamanın arka planına değinen Sternenko, SpaceX şirketinin bu adımı ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin talebi doğrultusunda atmış olabileceğini dile getirdi.
Sternenko, sivil kullanım amaçlı standart uydu haberleşme terminallerinin ise kesintisiz çalışmayı sürdürdüğünü aktardı.
Eski danışman ayrıca, Trump’ın Ukrayna’nın savunma kabiliyetine darbe vurmak için her fırsatı kolladığını ve bu adımla bunu gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Starlink terminallerine yönelik kısıtlamayı Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savunmada teknolojik gelişmelerden sorumlu kadrosuz danışmanı Serhiy Beskrestnov da doğruladı.
Beskrestnov, kısıtlamanın askeri, istihbari ve hükümet ihtiyaçları için geliştirilen daha korunaklı Starshield sistemini kapsadığını ve hız sınırının saatte 100 mil, yani yaklaşık 160 kilometre olarak belirlendiğini açıkladı.
Ukrayna savunma kuvvetlerinin söz konusu hız kısıtlamaları hakkında önceden uyarılmadığını belirten Beskrestnov, bu durumun bir dizi kritik operasyonun aksamasına yol açtığını bildirdi.
Beskrestnov, yaşanan bu gelişmenin bir tesadüf olamayacağını ve doğrudan mevcut siyasi tabloyla bağlantı taşıdığını savundu.
Kısıtlamanın saatte 60 kilometreye kadar düşürüldüğü iddia edildi
Sternenko daha sonra Ukraynalı askerlerin beyanlarına dayandırdığı yeni bir paylaşımda, terminal operatörlerine yönelik kısıtlamaların daha da sıkılaştırıldığını aktardı.
Yeni bildirimlere göre bağlantı kaybı hızının saatte 60 ila 70 kilometre seviyesine kadar indiği öne sürüldü.
Kiev ile Washington yönetimleri arasındaki kriz, Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerine düzenlediği saldırılardan Trump’ın rahatsızlık duymasıyla derinleşti.
Axios’un 10 Ekim’de Ukraynalı bir yetkiliye dayandırdığı haberde, ABD özel temsilcilerinin Kiev yönetimini uyardığı aktarılmıştı.
Haberde, Kiev’in Washington’ın taleplerine kulak asmaması durumunda ABD liderinin Ukrayna’ya yönelik istihbarat paylaşımını tamamen durdurabileceği uyarısında bulunulduğu kaydedilmişti.
Trump ise 13 Ekim’de yaptığı açıklamada, ABD’nin Ukrayna’ya istihbarat verilerini aktarmayı sürdürdüğünü ifade etti. Buna karşılık Zelenskiy aynı gün içinde yaptığı açıklamada, füze fırlatmalarına ilişkin istihbarat bilgilerini ortaklarından yine alamadıklarını dile getirdi.
Starlink sistemi, 2022’de başlayan çatışmaların hemen ardından Ukrayna genelinde faaliyete geçti.
Uydu ağı, cephe hattındaki Ukrayna haberleşme omurgasının temelini oluşturuyor ve özellikle insansız hava araçlarının yönlendirilmesinde yaygın şekilde kullanılıyor.
SpaceX CEO’su Elon Musk, Starlink’in Ukrayna ordusunun omurgası haline geldiğini belirterek “Bağlantıyı kesmem durumunda cephe hatlarının tamamı çöker” ifadelerini kullanmıştı.
11 Ekim’de Zelenskiy’nin haddini aştığını savunan Musk, Trump’a destek vererek Ukrayna’nın yeni bir devlet başkanı seçmesi gerektiğini kaydetmişti.
Diplomasi
Alman istihbaratının 2 bin belgesi ve Mossad bağlantılı şirket trafiği

Eski BND Başkanı August Hanning, kuruma ait yaklaşık 2 bin gizli belgeyi sızdırdığı iddiasıyla tutuklanırken sızan e-postalar, Hanning ile eski Mossad Direktörü Danny Yatom arasındaki para karşılığı bilgi paylaşımı ve ticari ortaklıkları ortaya çıkardı.
Almanya Federal İstihbarat Teşkilatını (BND) 1998-2005 döneminde yöneten August Hanning, kuruma ait yaklaşık 2 bin gizli belgeyi ele geçirdiği ve bunları yabancı bir ülkenin istihbarat görevlileriyle yürüttüğü temaslarda kullandığı iddiasıyla 6 Ekim’de tutuklandı.
Vatana ihanet ve yabancı bir istihbarat kuruluşu adına casusluk yapmakla suçlanan eski istihbarat şefinin, belgeleri eski BND çalışanı Manfred D.’den temin ettiği ileri sürülüyor.
Savcılık, sızdırılan evrak arasında üst düzey Alman yetkililere sunulan kurum içi bilgilendirme notlarının da yer aldığını aktarırken, söz konusu gizli verilerin hangi ülkeye aktarıldığı Berlin yönetimi tarafından henüz kamuoyuna açıklanmadı.
The Cradle’dan Jake Green’in özel haberine göre, ele geçirilen elektronik posta yazışmaları, tutuklanan Hanning ile eski Mossad Direktörü Danny Yatom arasındaki kapsamlı ilişkileri açığa çıkardı.
Yazışmalar, iki eski istihbarat yöneticisinin kamu görevlerinin ardından ticari faaliyetler, siyasi nüfuz arayışları ve istihbarat bağlantılarını bir araya getiren süreklilik arz eden bir temas ağı kurduğunu ortaya koyuyor.
Bu durum, kişisel bağlantıların ve resmi yetkilerden kaynaklanan bilgi erişiminin özel kazanç amacıyla kullanılmasının Alman istihbarat mekanizmasını savunmasız bıraktığı tartışmalarını beraberinde getiriyor.
Yazışmalarda 10 bin avroluk istihbarat notu ve seçim kampanyası teklifleri yer alıyor
İncelenen e-postalara göre Hanning, 2018 yılında Yatom’a gönderdiği iletide, kimliği açıklanmayan bir aday hakkında “üst düzey Alman yetkililerden ve istihbarat kurumlarından edinilen bilgilere dayalı genel bir değerlendirme” hazırlayabileceğini iletti.
Eski BND başkanı, bu raporu 10 bin avro karşılığında 13 Temmuz tarihine kadar tamamlama taahhüdünde bulundu.
İki isim arasındaki temaslar sonraki süreçte Almanya’daki siyasi süreçleri de kapsayacak biçimde genişledi. Yatom, Eylül 2021’deki Almanya federal seçimleri öncesinde Hanning’den önde gelen adaylarla temas kurmasını talep etti.
Eski Mossad şefi, bir “siyasi kampanya şirketi” diye nitelediği CIY Global’in imkanlarını Alman siyasetçilere tanıtmayı hedeflediğini kaydetti ve aynı yazışmada bir siber güvenlik şirketine ilişkin belgeleri aktarma niyetinden söz etti.
MI6, eski BND Başkanı’nın gizli bilgileri sızdırmasından endişe ediyor
Siber güvenlik şirketindeki ortaklık ve Avrupa’daki gözetim operasyonları
Yatom ve Hanning arasındaki ortaklık siyasi lobi girişimlerinin ötesine geçerek siber güvenlik sektörüne de uzandı.
Hanning’in, Yatom’un ilişkili olduğu World Health Energy Holdings adlı siber güvenlik şirketinde danışman olarak görev yaptığı belirtiliyor.
Eski istihbarat mensuplarının kurduğu veya yönettiği bu tip şirketler, İsrail menşeli gözetim, siber istihbarat ve siyasi nüfuz kabiliyetlerine uluslararası pazarda ticari bir zemin kazandırıyor.
İsrail merkezli özel gözetim teknolojilerinin Avrupa’daki operasyonel varlığı, son dönemde Polonya, İspanya ve Yunanistan’daki skandallarla adli kayıtlara girdi.
Polonyalı savcılar, 12 Ekim’de yaptıkları açıklamada, önceki hükümet döneminde siyasi muhalifleri hedef alan Pegasus casus yazılımıyla toplanan verilerin ülke dışına aktarıldığını ve üretici NSO Group’un teknik altyapıya erişimi sürdürdüğünü duyurdu.
İspanya’da ise 2022 tarihli CatalanGate araştırmasıyla aralarında siyasetçi, avukat ve sivil toplum temsilcilerinin yer aldığı en az 65 kişinin Pegasus veya Candiru yazılımlarıyla hedef alındığı saptandı; Citizen Lab araştırmacıları operasyonu İspanyol makamlarıyla ilişkilendiren kuvvetli kanıtlar yayımladı.
Yunanistan’da gazeteci Thanasis Koukakis ile Avrupa Parlamentosu üyesi Nikos Androulakis’i hedef alan dinleme sürecinde de eski İsrail istihbarat mensubu Tal Dilian’ın kurucusu olduğu Intellexa bağlantılı Predator yazılımının kullanıldığı belirlendi.
Almanya’da yürütülen casusluk soruşturmasında, Hanning’in Yatom ile kurduğu ücretli raporlama, seçim adayı temasları ve ticari ortaklık trafiği, yaklaşık 2 bin gizli belgenin nihai varış noktasına dair henüz kesin hukuki bir kanıt sunmuyor.
Bununla birlikte ortaya çıkan yazışmalar, Alman soruşturma makamlarına gizli devlet sırlarının İsrail istihbaratıyla ilişkili ticari ağlara ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmek adına somut bir inceleme alanı sağlıyor.
Dünya Basını1 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Görüş2 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Asya2 hafta önceÇin’de bankacılık reformu: 2025’te 670’ten fazla banka kapatıldı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da başkanlık seçimleri ikinci tura kaldı
Asya2 hafta önceAvustralya muhalefeti, ülke tarihindeki “en büyük göçmenlik kesintisini” vaat etti
Asya2 hafta önceJaponya Başbakanı Takaichi piyasaları harcama gündemi konusunda yatıştırmaya çalışıyor
Asya2 hafta önceİmran Han’ın binlerce destekçisi Pakistan’ın başkentine yürüyüşe başladı









