Bizi Takip Edin

Avrupa

Norveç’te seçimleri yine İşçi Partisi bloğunun kazanması bekleniyor

Yayınlanma

Norveç sandık başına giderken, iktidardaki İşçi Partisi az farkla yeniden iktidara gelmeyi başaracağı düşünülüyor.

Son anketlere göre, İşçi Partisi ve dört küçük partiden oluşan sol blok, parlamentoda 88 sandalye kazanarak çoğunluğu sağlamak için gereken minimum sayıdan üç fazla sandalye elde ediyor.

Öte yandan blok, 2021’de elde ettiği 100 sandalyenin fazlasıyla altında kalıyor.

Oslo’da oy kullanan Başbakan Jonas Gahr Støre, fiyat artışlarının seçmenlerin en çok önem verdiği konu olduğunu, fakat enflasyon ve faiz oranlarının şu anda düşüş eğiliminde olduğunu söyledi.

Støre gazetecilere, “Günlük giderlerle başa çıkma konusu çok önemliydi… Tabii bir de Ukrayna’daki savaş, Orta Doğu ve dış politikamızı öngörülebilir bir şekilde nasıl güvence altına alacağımız gibi Norveç’i çevreleyen konular da vardı,” dedi.

Sağda ise yeni kurulan İlerleme Partisi (PP), merkez sağdaki Muhafazakârlar ve iki küçük grup kalan 81 sandalyeyi kazanacak gibi görünüyor, fakat kamuoyu yoklamaları tahminleri hata payı sınırları içinde ve sonuç, bazı küçük partilerin nasıl bir performans göstereceğine bağlı olabilir.

İki gün süren seçimlerde oy verme işlemi TSİ 22:00’de sona erecek ve hemen ardından çıkış anketleri yapılacak. Nihai sonuçların salı sabahı erken saatlerde açıklanması bekleniyor.

Diğer önemli konular arasında vergiler ve kamu hizmetlerinin kalitesi vardı. Sonuç, petrol ve gaz endüstrisi ve Avrupa’ya enerji tedariki ile Norveç’in 2 trilyon dolarlık varlık fonunun yönetimi üzerinde etkili olabilir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın dış ve ticaret politikaları da büyük önem taşıyordu ve analistler, bu durumun kendini “güvenilir bir lider” olarak tanıtan eski dışişleri bakanı Støre’ye fayda sağlayabileceğini ileri sürüyorlar.

İşçi Partisi yılın başında anketlerde geride kalıyordu, fakat Şubat ayında eski NATO şefi Jens Stoltenberg’in maliye bakanı olarak siyasete sürpriz bir şekilde geri dönmesiyle büyük bir destek aldı. Bu hamle Norveç medyasında “Stoltenback” olarak adlandırıldı.

29 yaşındaki yazılım geliştiricisi Benjamin Tegelaar-Breiby, “merkez solun” kazanmasını umduğunu söyledi.

Oslo’da Reuters’a verdiği demeçte, “Dünya etrafımızda çöküyor gibi hissediyorum ve bu yüzden Norveç’te istikrar istiyorum. Oyumu bu nedenle kullanacağım,” dedi.

En az dokuz siyasi partinin seçimlerde sandalye kazanması bekleniyor, ama sadece İşçi Partisi, İlerleme Partisi ve Muhafazakâr Parti liderleri başbakan adayı.

Støre 2021’den beri tarımsal çıkarları savunan Merkez Partisi ve Sosyalist Sol’un desteğiyle iktidarda, fakat kamuoyu yoklamaları, bazı analistlerin “tutti frutti” koalisyonu olarak adlandırdığı bir karışımda solcu Kızıl Parti ve Yeşiller’e de güvenmesi gerekebileceğini gösteriyor.

Yeşiller ve Kızılların talepleri arasında petrol ve gaz arama faaliyetlerine daha sıkı kısıtlamalar getirilmesi, zenginlere ve yüksek gelirli kişilere daha fazla vergi uygulanması ve ülkenin devlet fonundan daha fazla harcama yapılması yer alabilir.

İşçi Partisi’nin oyların yaklaşık %27’sini alacağı tahmin ediliyor.

Sağda, Muhafazakâr Parti’nin eski başbakanı Erna Solberg, iş dünyasında son derece popüler olmayan servet vergisi de dahil olmak üzere geniş çaplı vergi indirimleri vaatleriyle iktidara geri dönmeyi umuyor.

Fakat diğer Batı ülkelerinde olduğu gibi, seçmenler giderek daha “popülist sağ” seçeneklere yöneliyor. Seçimlerden önce, Sylvi Listhaug’un göçmen karşıtı İlerleme Partisi, oyların yaklaşık %21’ini alarak %14 ile Muhafazakâr Parti’nin oldukça önünde yer alıyordu.

PP, Rusya’nın enerjisinin kesilmesi ile birlikte Avrupa’nın enerji hub’ı haline gelen Norveç’in doğalgaz ve petrol üretimini tam gaz artırması gerektiğini savunuyor.

Parti ayrıca Norveç’in AB üyeliğine de karşı çıkıyor. Norveç’in durumunda, AB, tüm ticaretinin yüzde 60’ından fazlasını ve ihracatının üçte ikisini oluşturuyor.

Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide geçen hafta, “AB üyeliği ile Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) üyeliği arasındaki farkın giderek arttığını” kabul ederek, AB’nin daha düşmanca bir dünyaya uyum sağladıkça Norveç’in dışardaki konumunun giderek daha riskli hale geldiği konusunda uyardı.

Muhafazakâr lider Ine Eriksen Søreide ise, AB dışı kalmanın maliyetinin “günden güne” arttığını savundu.

Öte yandan Norveçlilerin yarısından fazlası (%55) AB üyeliğine karşı çıkıyor. %12’si kararsız, sadece %3-4’ü AB/EEA’yı önemli bir seçim konusu olarak görüyor.

Norveçliler 1972 ve 1994 yıllarında yapılan referandumlarda iki kez AB üyeliğine karşı oy kullanmıştı.

PP, EEA anlaşmasının bazı bölümlerinin yeniden müzakere edilmesini talep ediyor.

Avrupa

AB’de bürokrasiyi azaltacak reform görüşmeleri tıkandı

Yayınlanma

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin iş dünyası üzerindeki bürokratik yükü azaltmayı hedefleyen reform müzakereleri, çevre gereklilikleri konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle çıkmaza girdi. Uzlaşma sağlanamaması sebebiyle reform çalışmalarının Kıbrıs’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı sürecinde tamamlanması zor görünürken, müzakerelerin İrlanda döneminde de sürmesi bekleniyor.

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin iş dünyası üzerindeki bürokratik yükü hafifletmeyi amaçlayan reform müzakereleri, çevre gerekliliklerine ilişkin görüş ayrılıkları nedeniyle çıkmaza girdi.

Politico’nun Avrupalı diplomatlara dayandırdığı haberine göre, AB büyükelçilerinin gerçekleştirdiği son toplantıda reformun çevreyle ilgili bölümleri üzerinde uzlaşı sağlanamadı.

Müzakerelerin merkezinde, Avrupa merkezli şirketlere yönelik mevzuat hacmini ve diğer yükümlülükleri azaltmayı öngören altı adet Omnibus reform paketi yer alıyor.

Yaşanan tıkanıklık nedeniyle, tasarı üzerindeki temel çalışmaların Kıbrıs’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı sonuna kadar tamamlanmasının pek mümkün olmadığı belirtiliyor. Bu durum, müzakerelerin bir sonraki dönem başkanı İrlanda’nın yönetiminde devam edeceği anlamına geliyor.

Polonya’nın Deregülasyondan Sorumlu Bakanı Maciej Berek, Politico’ya yaptığı açıklamada, Avrupa Birliğinin sadece mevcut yükümlülükleri azaltmakla yetinmemesi gerektiğini ifade etti.

Berek, Avrupalı şirketlerin ABD ve Çin’deki rakipleriyle daha güçlü rekabet edebilmesi için Brüksel’in yeni yasalar hazırlarken en başından itibaren aşırı düzenlemelerden kaçınması gerektiğini vurguladı.

İş dünyası üzerindeki idari yüklerin azaltılması, Avrupa Merkez Bankası eski Başkanı Mario Draghi’nin Avrupa ekonomisinin rekabet gücüne ilişkin hazırladığı raporun ardından yeni Avrupa Komisyonunun öncelikli çalışma alanlarından biri haline gelmişti.

Draghi’nin raporunda, aşırı düzenlemelerin ve karmaşık raporlama kurallarının, AB şirketlerinin ABD ve Çin’deki firmalar karşısındaki rekabet gücünü zayıflattığı tespiti yer alıyordu.

Bu gelişmenin ardından Avrupa Komisyonu, AB mevzuatını basitleştirmeyi ve bürokratik engelleri azaltmayı hedefleyen “Competitiveness Compass” (Rekabetçilik Pusulası) programı ile Omnibus paketlerini sunmuştu.

Söz konusu Omnibus paketleri, tedarik zincirlerinin çevre ve insan hakları standartlarına uygunluğunun denetlenmesine yönelik kuralların esnetilmesini ve yeşil yatırımlara ilişkin gerekliliklerin yeniden gözden geçirilmesini öngörüyor.

Ancak bazı AB ülkeleri, yatırımcılar ve çevre örgütleri, bu değişikliklerin mevcut çevre standartlarının zayıflatılmasına yol açacağından endişe duyuyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Renault, Fransa’da 800 mühendisi işten çıkaracak

Yayınlanma

Fransız otomotiv üreticisi Renault Group, Çinli rakipleriyle mücadele edebilmek amacıyla mühendislik departmanında yeniden yapılandırmaya gidiyor. Şirket, Fransa’daki 800 mühendislik çalışanını işten çıkararak geliştirme süreçlerini hızlandırmayı hedefliyor. Plan kapsamında ayrıca 2 bin 500 çalışana yeni eğitimler verilecek.

Fransız otomotiv üreticisi Renault Group, Fransa’daki mühendislik departmanında kapsamlı bir yeniden yapılandırmaya gideceğini açıkladı.

Reuters haber ajansının aktardığına göre şirket, 2027 yılı sonuna kadar mühendislik biriminden 800 çalışanın işine son vermeyi planlıyor.

Renault bünyesinde, toplam mühendislik kadrosunun yarısını oluşturan 5 bin 500 mühendis Fransa’da görev yapıyor. Planlanan işten çıkarmalar, ülkedeki mühendislik personelinin yaklaşık yüzde 15 ile 20’sine denk geliyor.

Söz konusu optimizasyon kararının gerekçeleri arasında Çin otomotiv sektörünün Avrupa’da kaydettiği hızlı büyüme gösteriliyor.

Son iki yılda Çinli üreticilerin Avrupa pazarındaki payı üç katından fazla artış gösterirken, Çin merkezli rakipler teknolojik açıdan gelişmiş araçları daha uygun fiyatlarla pazara sunuyor.

Ajansın verilerine göre Renault, işten çıkarmaların yanı sıra personeline yönelik bir yeniden organize olma süreci de yürütecek.

Bu doğrultuda 2 bin 500 çalışana yeni alanlarda eğitim verilecek ve şirket bünyesine 150 ile 200 arasında yeni uzman dahil edilecek.

Şirketin odaklanacağı öncelikli alanlar ise elektrikli araçlar, yazılım ve yapay zeka teknolojileri olacak.

Renault, Çinli üreticilerin yeni bir otomobil modelini geleneksel dört veya beş yıllık süre yerine iki yılda geliştirebilmesi karşısında, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) süreçlerini basitleştirmeyi ve çalışma hızını artırmayı hedefliyor.

Avrupa’daki diğer otomotiv devleri de benzer küçülme kararları alıyor.

Volkswagen AG, grup bünyesindeki şirketler ve alt markalar dahil olmak üzere 2030 yılına kadar 50 bin çalışanı işten çıkarmayı planladığını daha önce duyurmuştu.

Geçtiğimiz haziran ayında, aralarında Renault’nun da bulunduğu bazı Avrupalı otomobil üreticileri, Avrupa Birliği (AB) yetkililerinden yerel üretimi teşvik etmek ve Çinli şirketlerle rekabette Avrupa otomotiv sektörünü desteklemek amacıyla “Made in Europe” (Avrupa’da Üretilmiştir) konseptini hayata geçirmelerini talep etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Fransa, askeri uygulamalar için Savunma Kuantum Kampüsü’nü hayata geçirdi

Yayınlanma

Fransa, kuantum teknolojilerinin askeri alanda benimsenmesini hızlandırmayı amaçlayan yeni bir Savunma Kuantum Kampüsü kurdu.

Mayıs ayında duyurulan ve 1 Haziran’dan beri Paris banliyölerinde faaliyete geçen kampüs, araştırmacıları, savunma şirketlerini, girişimcileri ve yatırımcıları bir araya getiren bir merkez işlevi görüyor.

Kampüsün başında bulunan genel silahlanma mühendisi (IGA) Xavier Grison, Euractiv’e verdiği mülakatta, “Temel misyon, silahlı kuvvetlerde kuantum teknolojilerinin operasyonel kullanımını hızlandırmaktır,” dedi.

Kuantum teknolojileri, atomik ve atom altı ölçekte parçacıkların davranışlarından yararlanıyor ve bilgi işlem ile iletişimden sensörlere ve navigasyona kadar uzanan alanlarda dönüşüm yaratması bekleniyor.

Savunma alanındaki uygulamalar arasında, iletişimi gelecekteki kuantum saldırılarından korumak için post-kuantum kriptografi; GPS’siz navigasyon ve gelişmiş algılama için ileri düzey kuantum sensörler; dinlenmeye karşı dayanıklı güvenli kuantum iletişim; ve lojistik, silah sistemleri ve hava tahmini gibi karmaşık askeri senaryoları hızla simüle etmek için kuantum hesaplama yer alıyor.

Yeni kampüsün üç ana hedefi var: akademik araştırma ile bağları güçlendirmek, savunma ile ilgili kuantum kullanım örnekleri üzerine kendi çalışmalarını yürütmek ve startup’lardan büyük savunma gruplarına kadar uzanan endüstriyel ortaklarla daha yakın ilişkiler kurmak.

Dördüncü bir ayak ise uluslararası işbirliğine odaklanacak.

Fransa’nın bu teknolojide tercih ettiği ortaklar, Grison’un ülkenin “doğal işbirliği çevresi” olarak tanımladığı Avrupa Birliği içindeki ülkeler olacak.

Fransa ile halihazırda güçlü bilimsel ve teknolojik bağları bulunan Kanada ve Singapur da dahil olmak üzere diğer ülkeler, durum bazında değerlendirilecek.

Grison, ABD’nin önemli bir ortak olmaya devam ettiğini ama bu ülkeyle işbirliğinin daha zorlu olabileceğini belirtti.

“Egemenliği korumak ve dengeli bir işbirliği kurmak daha zordur,” diyen Grison, yeni ortaya çıkan teknolojilerde stratejik özerkliği koruma konusundaki genel Avrupa endişelerini dile getirdi.

Kampüs, kuantum uygulamalarının üç geniş kategorisine odaklanacak.

En olgun alan, geleneksel sistemlerden önemli ölçüde daha iyi performans gösterebilecek sensörler.

Grison, “Bu konu üzerinde çok uzun süredir çalışıyoruz. Bu çalışmaların bir kısmının meyve vereceğinden eminiz,” dedi.

Kuantum hesaplama ikinci ana odak noktasını oluşturuyor. Yararlı görevlerde geleneksel makinelerden daha iyi performans gösterebilen pratik kuantum bilgisayarlar henüz kanıtlanmamış olsa da Fransa bu teknolojiye büyük bir umut besliyor:

“Beş farklı teknolojiyi kullanan beş (Fransız) şirket olduğunu gözlemledik; bunların hepsinin başarı şansı var. Beşinin de olgunlaştırılmasına karar verildi. Hedef, 2032 yılına kadar en güçlü geleneksel bilgisayarların bile ötesine geçen bir hesaplama gücü seviyesine ulaşmak.”

Grison, kampüsün odaklandığı üçüncü kategorinin kuantum iletişimi olduğunu ve bu alanın hâlâ daha “keşif aşamasında” olduğunu belirtti.

Araştırmacılar, bu tür sistemlerin zamanla anten kullanımı da dahil olmak üzere geleneksel iletişim teknolojilerinin bazı sınırlamalarını aşabileceğini umuyor.

Savunma bakanlığı için zorluk, sadece donanım üretmekle kalmayıp, aynı zamanda yazılım geliştirmek ve pratik askeri uygulamaları belirlemek.

Potansiyel uygulamaların çoğu, sivil alanda da fayda sağlayabilecek çift kullanımlı nitelikte olacak.

Umut vaat eden fikirlerin belirlenmesine yardımcı olmak amacıyla kampüs, aralık ayında gerçekleştirilmesi planlanan bir “savunma kuantum hackathonu” da başlattı.

Hackathon, genellikle 24 ile 48 saat arasında süren, yazılım geliştiricilerin, tasarımcıların ve ilgili uzmanların ekipler halinde bir araya gelerek belirli bir probleme yenilikçi ve teknolojik çözümler ürettikleri yoğun bir inovasyon ve kodlama maratonuna verilen ad.

Katılımcılar, savunma alanında potansiyel uygulamalar geliştirmeleri istenmeden önce kuantum programlama konusunda eğitim alacaklar.

On yıl sonra başarının neye benzeyeceği sorulduğunda Grison, iki dönüm noktasına dikkat çekti: Gerçekten kullanışlı bir kuantum bilgisayarın ortaya çıkması ve operasyonel bir kuantum sensörün devreye alınması.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English