Avrupa
Papa Francis, Opus Dei’yi “mafyatik taktikler”le suçlamış

Papa Francis’in, Torreciudad Tapınağı konusunda Opus Dei ile yaşadığı çatışma sırasında bu örgütü “mafyatik taktikler” uygulamakla suçlamış.
Daha önce yayınlanmamış iki el yazısı mektupta Francis, Barbastro-Monzón Piskoposu Ángel Pérez Pueyo’ya destek vererek “Pes etme” demiş.
İlk mektup, piskoposluk ile Opus Dei arasındaki ilişkinin Torreciudad’ın hukuki geleceği konusunda müzakere aşamasından geçtiği bir dönemde kaleme alınmış.
13 Temmuz tarihli bu ilk mektuptan sonra yazdığı 13 Ekim 2024 tarihli diğer mektupta ise bu çatışma etrafında “devam eden mafya entrikaları” konusunda piskoposu uyarmış.
Belgeler, yıllardır süren ve Huesca piskoposluğunu Aziz Josemaría Escrivá tarafından kurulan örgütle karşı karşıya getiren bir anlaşmazlığa papanın doğrudan müdahil olduğunu ortaya koyuyor.
Mektupların içeriği, her iki taraf arasındaki görüş ayrılıklarına ilişkin Francis’in tutumu ve çatışmanın en hassas anlarında Pérez Pueyo ile olan ilişkisi hakkında da yeni ayrıntılar sunuyor.
Bu yazışmaların varlığı, Francis’in Nisan 2025’te ölmüş olması ve Torreciudad anlaşmazlığının Papa XIV. Leo döneminde hâlâ kesin bir çözüme kavuşamamış olması nedeniyle özellikle önemli.
Belgelerin yayınlanması, Leo’ya selefi Francis’in bu dava konusunda benimsediği ilkeleri ilk elden öğrenme imkânı sunuyor.
Bu iki yazışma arasında kişisel bir görüşme de gerçekleşti. 18 Eylül 2024 tarihinde Pérez Pueyo, Aziz Petrus Meydanı’nda Francis ile bir araya geldi ve piskoposun kendi ifadesine göre, papa ona Torreciudad Meryem Ana heykeli ile ilgili durumu bir kez daha sordu.
Çatışmanın ana odak noktalarından biri Torreciudad’daki Los Ángeles Meryem Ana’nın Romanesk tarzındaki heykeli.
Piskoposluk, heykelin orijinal manastırına geri dönmesi gerektiğini savunurken, Opus Dei ise heykelin ve dini kompleksin hukuki durumu konusunda farklı bir tutum sergiliyor.
Anlaşmazlık, Torreciudad’ın geleceği konusunda 2020 yılından itibaren ortaya çıkan görüş ayrılıklarına dayanıyor.
Opus Dei, 2023 yılında kutsal alanın hukuki ve pastoral çerçevesini güncellemek üzere bir teklif sunmuş ama görüşmeler her iki tarafın da kabul edeceği bir anlaşmaya varılamamıştı.
Opus Dei ise 1962’de imzalanan anlaşmanın, bir sivil kuruluşa uzun vadeli kira sözleşmesi yoluyla manastırın intifa hakkını tanıdığını savunuyor ve daha sonra örgütün bu yerin ibadet ve bakımını üstlendiğini açıklıyor.
Piskoposluk ise heykelin mevcut durumuna ilişkin farklı bir yorumda bulunuyor ve heykelin iadesini talep ediyor.
Papa’nın bu konudaki tutumu, Ekim 2024’te Francis’in Başpiskopos Alejandro Arellano’yu Torreciudad’ın olağanüstü komiseri olarak atamasıyla kurumsal bir boyut kazandı.
Roma Rota Mahkemesi’nin dekanı olan bu din adamına, çatışmanın yönetimine müdahale etmek ve bir çözüm bulmak görevi verildi.
Öte yandan tartışma geçen ayın sonunda tekrar kızıştı. 31 Ağustos’ta, Barbastro-Monzón piskoposu Ángel Javier Pérez Pueyo, olası bir anlaşmanın kendisinden Torreciudad Meryem Ana’nın orijinal heykelinin tarihi manastırdan kalıcı olarak kaldırılmasını kabul etmesini gerektirmesi halinde, görevini Kutsal Makam’ın emrine sunacağını kamuoyuna açıklayarak, çatışmayı yeni bir düzeye taşıdı.
Onun bu “istifa” tehdidi, bu çözülmemiş meseleyi Papa Francis’ten devralan Papa XIV. Leo’yu da pozisyon açıklamaya itiyor.
Roma’nın şu anda karşı karşıya olduğu soru, bir piskoposluk, Katolik Kilisesi’ne bağlı bir kişisel prelatür ve uluslararası manevi öneme sahip bir kutsal mekânın dahil olduğu bu çatışmayı, anlaşmazlığın kendisinin bu yerin dini amacını gölgelemesine izin vermeden nasıl çözüme kavuşturacağı.
Francis, Opus Dei’yi kontrol etmek için özel bir çaba sarf etmişti. 2022 yılında Papa, örgütü “Ruhban Dairesi”ne bağlamış, faaliyetlerini bu daireye rapor etmesini istemişti. Daha sonra daha da ileri giderek, Opus Dei’nin 1982’den beri elinde tuttuğu “kişisel prelatür” statüsünü de ortadan kaldırmıştı.
Avrupa
AB, Rus vatandaşlarına yeni vize kısıtlamaları getirmeye hazırlanıyor

Avrupa Komisyonu, düşmanca eylemler gerekçesiyle Rusya vatandaşlarına yönelik yeni hedefli vize kısıtlamaları hazırladığını duyurdu. Düzenleme, üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik güvenlik risklerini gidermeyi ve vize kurallarını genel olarak sıkılaştırmayı amaçlıyor.
Avrupa Birliği, “düşmanca eylemler” gerekçesiyle Rusya vatandaşlarına yönelik yeni hedefli vize kısıtlamaları hazırlıyor. Avrupa Komisyonu Sözcüsü Marcus Lammert, The Guardian’ın aktardığına göre, Komisyonun Ruslar dahil olmak üzere üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik vize kurallarını sıkılaştıracak teklifler üzerinde çalıştığını açıkladı.
Lammert, “Özellikle üçüncü ülkelerin düşmanca eylemleriyle bağlantılı güvenlik risklerini ortadan kaldırmayı amaçlayan hedefli kısıtlayıcı vize tedbirlerine ilişkin bir teklif hazırlıyoruz” dedi.
AB’nin daha önce de Rus vatandaşlarına vize verilmesini sınırlandıran adımlar attığını hatırlatan Lammert, birliğin bu kurallara uyumu takip ettiğini kaydetti. Komisyon Sözcüsü, Ruslara verilen vize sayısının Rusya-Ukrayna çatışması başlamadan önceki 4 milyon seviyesinden 2025 yılında 618 bine gerilediği verisini paylaştı.
Moskova yönetimi ise daha önce yürürlüğe konan vize sınırlamalarını ayrımcılık olarak nitelendirmişti.
Yeni tedbirlerin tartışılmasına, Leipzig/Halle Havalimanı’ndaki insansız hava aracı (İHA) olayına karışan kişilerden birinin İtalya turist vizesine sahip olduğu yönündeki değerlendirmeler zemin hazırladı. Süddeutsche Zeitung (SZ), NDR ve WDR’in aktardığı bilgilere göre söz konusu kişinin, vizesini İtalya’nın Minsk Büyükelçiliğinden alan bir Belarus vatandaşı olduğu belirtiliyor.
Almanya makamları yaşanan olaydan Rusya’yı sorumlu tuttu. Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, meydana gelen durumun “Rusya’nın Avrupa’daki hibrit operasyonlar şablonuna” uyduğunu savundu.
Rusya’nın Almanya Büyükelçiliği ise İHA olayını “alelacele kurgulanmış bir provokasyon” olarak niteleyerek bunun Kiev’in ve Avrupa’nın daha fazla askerileşmesini savunanların çıkarlarına hizmet ettiğini bildirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Berlin’in iddialarını Almanya’daki iç siyasi süreçlerin bir parçası olarak değerlendirdi ve “Kanıtlar nerede?” diye sordu.
Almanya’nın sorumluluğu Rusya’ya yüklemesinin hemen ardından AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB ülkelerinin Rus turistlere yönelik vize sınırlamalarını sıkılaştırma ve çatışmalara katılmış eski askerlere giriş yasağı koyma fikrine geniş destek verdiğini açıkladı.
Kallas, Alman havalimanındaki İHA olayında Rusya’nın parmağı olduğuna dair kanıtların bulunması halinde, daha önce kısıtlamalara karşı çıkan AB ülkelerinin de bu adımlara destek vermeye ikna olabileceğini dile getirdi.
Daha önce, haziran ayında Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna’daki çatışmalara katılmış veya çatışmaların başlangıcından bu yana orduda görev yapmış Rusların birliğe girişinin yasaklanmasını AB’nin 21’inci yaptırım paketine dahil etmeyi önermişti.
Ardından Avrupa Parlamentosundaki Hristiyan Demokrat Birlik/Hristiyan Sosyal Birlik (CDU/CSU) temsilcileri de Rus vatandaşlarına Şengen turist vizesi verilmesinin tamamen durdurulması çağrısında bulundu.
Bununla birlikte Avrupa Komisyonu, tüm Rus vatandaşlarına yönelik genel bir turist vizesi yasağının planlanmadığını kaydetti. Avrupa Parlamentosunda da bu konuda bir görüş birliğinin bulunmadığı belirtildi.
Avrupa
ifo: Almanya beklentilerin üzerinde büyüyecek
Almanya ekonomisi, yıllar süren durgunluğun ardından nihayet bir dönüm noktasına gelmiş olabilir.
Avrupa’nın en büyük ekonomisinin bu yıl yüzde 1,4 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor.
Ekonomi araştırma enstitüsü ifo bu tahminini perşembe günü açıkladı ve önceki tahminini 0,6 puan yukarı çekti.
Enstitü, 2027’de yüzde 1,2 ve 2028’de yüzde 0,8 büyüme öngörüyor.
Enstitü, yurtdışı talebindeki güçlenme ile altyapı, iklim önlemleri ve savunma alanlarında Alman hükümetinin artan harcamalarının, enerji fiyatlarındaki şokun ve bu yılki kavurucu havanın ardından ülkedeki nehirlerdeki su seviyelerinin düşmesinin etkisini telafi etmeye yardımcı olacağını savundu.
“Alman ekonomisindeki toparlanma devam ediyor,” diyen ifo’nun ekonomik tahminler başkanı Timo Wollmershäuser, özellikle krizden etkilenen sanayi sektöründe iyileşme işaretlerine dikkat çekti.
Bu tahmin, Bundesbank Başkanı Joachim Nagel’in değerlendirmesinden daha iyimser.
Nagel, Çarşamba günü Le Monde gazetesinde yayınlanan bir röportajda, Almanya’nın bu yıl yaklaşık yüzde 1 büyüme yolunda olduğunu belirtmişti.
Ama bu oran da Bundesbank’ın Haziran ayında yaptığı yüzde 0,5’lik tahmininin iki katı.
ifo ayrıca 2027 yılı büyüme tahminini 0,4 puan yukarı çekti.
Bu revizyonlar, Almanya Federal İstatistik Ofisi’nden gelen güncellenmiş tarihsel verileri ve ekonominin temel dinamiklerine ilişkin daha olumlu bir değerlendirmeyi yansıtıyor.
Enflasyonun bu yıl yüzde 2,8’e, gelecek yıl ise yüzde 3’e ulaşması ve ardından 2028’de yüzde 2,3’e gerileyerek Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) hedefine yaklaşması bekleniyor.
Avrupa
Alman şirketler, Çinli rakiplerinden gelen baskının giderek arttığını hissediyor

Alman Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (DIHK) tarafından açıklanan ankete göre, Alman şirketleri, Çinli rakiplerinden gelen rekabet baskısını giderek daha fazla hissediyor.
Anket sonuçlarına göre şirketlerin yarısından fazlası, haksız rekabet olarak gördükleri duruma karşı AB’nin daha sert önlemler almasını destekliyor.
Ankete katılan 1.300 şirketin üçte ikisi, Çinli rakiplerin kendileri üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti; bu oran sanayi firmaları arasında %83’e yükseldi.
DIHK Dış Ticaret Başkanı Volker Treier, “Çin ile rekabet yeni bir boyuta ulaştı. Çinli şirketler artık sadece hacim ve fiyat açısından rekabet etmiyor. Teknolojik açıdan güçlü, yenilikçi ve uluslararası alanda giderek daha fazla varlık gösteriyorlar,” diye konuştu.
Anket, şirketlerin %55’inin, fiyat artışları, gümrük vergileri, bürokrasi veya kendi işletmelerine yönelik misilleme gibi dezavantajlar doğurabilse bile, piyasa bozulmalarına karşı AB’nin daha sert önlemler almasını desteklediğini, %37’sinin ise buna karşı çıktığını ortaya koydu.
Şirketler, Çin’e karşı koordineli bir Avrupa tutumu ve stratejik bağımlılıkların azaltılmasını talep ederken, genelleştirici bir yaklaşıma karşı uyarıda bulundular.
Treier, “Bu bir ticaret savaşı çağrısı değil,” dedi ve ekledi:
“Avrupa, rekabetin bozulmasına kararlılıkla müdahale etmeli ve buna karşı koymalı fakat genel geçer önlemlerle kendine zarar vermemeli.”
Amerika2 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Dünya Basını2 hafta önceAmerika’dan vazgeçmeyi göze alamayan müttefikler
Amerika1 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Ortadoğu2 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Dünya Basını2 hafta önceRon Paul: Washington anayasayı çiğneyip dünyada felaket üretiyor
Rusya2 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Avrupa1 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu












