Amerika
Pfizer Başkan Yardımcısı Susman: Mamdani kazandığı için memnunum

New York Belediye Başkanı seçilen Zohran Mamdani, hem ABD’de hem de dünyada büyük ilgi görürken, Pfizer yöneticisi Sally Susman dikkat çekici bir yazı kaleme aldı.
TIME için yazan şirketin başkan yardımcısı, Orta Batı’da büyüdükten sonra 1990 yılında New York’a yerleştiğini hatırlatıyor ve “30 yıldan fazla bir süredir burada yaşayıp çalıştıktan sonra ve şehrin birçok zorluğuna rağmen, New York’u hâlâ inovasyon ve fırsatların kaynağı olarak görüyorum,” diyor.
Bu nedenle kendisinin ve diğer iş dünyası liderlerinin, Zohran Mamdani’nin bir sonraki belediye başkanı olmasından memnun olduklarını kaydeden Susman, geçen yaz, Mamdani’nin Demokrat Parti ön seçim zaferinin ardından, birçok arkadaşının ve meslektaşının “bu Demokratik adayın çok liberal, çok iş dünyası karşıtı, küresel sahne için çok deneyimsiz ve çok genç olduğunu” düşünerek endişelendiğini hatırlatıyor.
Susman şöyle yazıyor:
“Bu yüzden onunla tanışma fırsatı aradım ve Mamdani’nin aktif bir dinleyici, saygılı ve her türlü fikre açık olduğunu, hatta orta yaşlı, politik olarak ılımlı bir kapitalist olan benim fikrimi bile dinlediğini görünce hoş bir sürpriz yaşadım.”
Mamdani’nin, seçim kampanyası sırasında kullandığı retoriğin New York’un Yahudi ve iş dünyası topluluklarının bir kısmını tedirgin ettiğini ve “bu bölünmelerin üstesinden gelerek güveni yeniden tesis etmenin” belediye başkanı olarak ilk sınavlarından biri olacağını kabul ettiğini yazan Pfizer yöneticisi, “İlk görüşmemizin sonunda, ona nasıl yardımcı olabileceğimi sordum. Beni diğer iş dünyası liderleriyle ve kendisinden daha fazla deneyime sahip kişilerle tanıştırmamı önerdi. Ben de birkaç toplantı ayarladım,” diyor.
“Chatham House kurallarına uymayı kabul etmelerine” (yani, toplantıya katılan herkesin tartışmalardan elde ettiği bilgileri serbestçe kullanabilmesi ama belirli bir yorumun kimin tarafından yapıldığını açıklaması yasak olması) rağmen,” Susman, Mamdani’nin şehir yönetimini daha verimli hale getirmeyi, bürokrasiyi azaltmayı ve yeni işletmeler için engelleri azaltmayı taahhüt ettiğini aktarıyor:
“İşverenler ve yolcular için hayati önem taşıyan bir konu olan metro güvenliğinin iyileştirilmesinden bahsetti. Ayrıca, işletmelerin büyümesini veya ayrılmasını belirleyen pratik konular olan regülasyon, vergilendirme ve kamu güvenliği ile ilgili endişeleri de dinledi. Onun lehine olan bir nokta, bu hususları göz ardı etmemiş olmasıdır. Mamdani, değerlerine sadık kalırken, yeni gerçekleri öğrenerek görüşlerini geliştirebilme yeteneğini de gösterdi.”
Konuklardan bağış veya destek talep edilmediğini belirten Pfizer yöneticisine göre Mamdani, “liderlik etmeden önce dinleyen bir liderdi ve öyle olmaya devam ediyor.”
Susman, “Oyun değiştiren liderlik hakkında yazılar yazmış ve onlarca yıl boyunca üst düzey yöneticiler ve hükümet yetkilileriyle yakın bir şekilde çalışmış biri olarak, genç belediye başkanımızda olumlu işaretler görüyorum,” diye yazıyor.
Mamdani’nin kampanyasının merkezinde yer alan “uygun maliyetli olma/alım gücü” [affordability] meselesinin “sadece büyük şehrimize yakışan bir hedef değil, aynı zamanda ticari bir zorunluluk” olduğunu savunan Susman şöyle yazıyor:
“New York’ta yaşamayı karşılayamayanlar, buraya ‘bir şeylerin peşinde’ gelemezler. Sanat yapamazlar, restoran açamazlar, ofiste çalışamazlar veya hastanelerimizde görev alamazlar. Mamdani’nin bu sorunu çözmek için birçok cesur fikri var –bunlardan bazıları alay konusu oldu– ve hepsi gerçekleştirilemeyecek. Fakat daha fazla konut inşa etmek, çocuk bakım masraflarını azaltmak, market alışverişinin yükünü hafifletmek ve küçük işletmelerin açılmasını daha ucuz ve hızlı hale getirmek gibi gerçekçi hedefleri, hem çalışanlara hem de işverenlere fayda sağlayacaktır.”
Mamdani’nin “geniş bir bakış açısına sahip kişilere” ulaşmak için yoğun çaba sarf ettiğini ve “ideolojiye yönelik herhangi bir turnusol testi yapmadan, mükemmelliğe dayalı bir yönetim” kurmayı vaat ettiğini savunan Pfizer başkan yardımcısı, New York Şehri Polis Komiseri Jessica Tisch’in görevinde kalmasını talep etmesinin, bu taahhüdünü yerine getirdiğinin mükemmel bir kanıtı olduğuna işaret ediyor.
Seçim sırasında kendilerini dışlanmış hisseden toplulukları temsil etmek üzere belediyeye kimi getireceğinin önemli olacağı uyarısında bulunan Susman, bunlar arasında “şehrin dokusunu şekillendiren” Yahudileri ve küçük işletme sahiplerini sayıyor.
“Emekli üst düzey yöneticiler arasından en iyi iş adamlarını yönetimine davet etse ne olur?” diye soran Susman, American Express’in eski CEO’su Ken Chenault ve emekliye ayrılan Partnership for New York City CEO’su Kathryn Wylde gibi “liderlerin” akla geldiğine işaret ediyor.
Susman, “Fiorello La Guardia’dan Michael Bloomberg’e kadar şehrimizin en büyük liderleri, en iyi insanları işe alır ve onlara yetki verir. Polis Şefi Tisch, bu konuda güçlü bir başlangıç,” diyor.
ABD’de “kutuplaşma ve sinizm içinde” boğulduklarını, Mamdani’nin bu rahatsızlığa karşı “potansiyel bir panzehir” olduğunu savunan Susman, “O, haklarından mahrum bırakılmış kesimleri, özellikle de gençleri motive etti. Onun coşkusu ve enerjisi, işletmelerin genç ve çeşitli yetenekleri çekmesine ve elde tutmasına yardımcı olabilir,” diyor.
Susman makalesini şöyle bitiriyor:
“Fakat iyimserlik, New York’un kimliğinin –Yahudi mahallelerinden girişimci ruhuna kadar– çok hızlı veya onlar olmadan değişebileceğinden endişe duyanlara empatiyle eşlik edildiğinde anlam kazanacaktır.
New Yorklular her zaman kritik anlarda ayağa kalkmışlardır – mükemmellik değil, cesaret ve bağlantı talep etmişlerdir. Birkaç önde gelen iş dünyası lideri, Mamdani’de Belediye Binası ile ticaret dünyası arasındaki ilişkiyi resetleme fırsatı görerek, şimdiden ihtiyatlı bir iyimserlik ifade etmişlerdir.
Seçimler sona erdi; yönetim başlıyor. New York’u hayalperestlerin, girişimcilerin ve muhaliflerin hâlâ birlikte olağanüstü şeyler inşa edebilecekleri bir yer olarak korumak için hem belediye başkanının açık görüşlülüğü hem de iş dünyasının iyi niyetle işbirliği yapma istekliliği gerekecektir. Mamdani’nin açık görüşlü ve istekli olduğuna eminim.
Şimdi, iş dünyasındaki bizlerin işe koyulma zamanı geldi.”
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor












