Avrupa
Sevim Dağdelen’in ‘Bandera’ üzerine soru önergesi ve hükümetin cevabı

Editörün notu: Aşağıda çevirisini verdiğimiz makale, Alman günlük gazete Junge Welt‘te (jW) yayınlandı ve Die Linke (Sol Parti) parlamento grubu ile milletvekili Sevim Dağdelen’in federal hükümete yönelttiği soru önergesini içeriyor. Kanada parlamentosunda yaşanan ‘ayakta alkışlanan nazi’ skandalının ardından NATO üyesi ülkelerin nazileri savaştan sonra nasıl koruduklarına ilişkin tartışma yeniden başladı. Başta Almanya olmak üzere birçok batılı ülke, Soğuk Savaş’ta komünizme karşı nazilerin ‘hizmetlerinden’ epey faydalandılar. Dahası, Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile birlikte bu şebekenin yeniden yapılandırıldığı anlaşılıyor. Berlin ve NATO, Ukrayna savaşında Rusya’ya karşı bu (neo)nazi şebekeyi aktive etmekle kalmıyor, aynı zamanda soruşturulmasının ve ülke içindeki etkisinin araştırılmasını da engelliyor. Dağdelen’in soru önergesine Alman Dışişleri’nin verdiği yanıt bunun kanıtı niteliğinde. Çeviri: Gülçin Akkoç.
“Kendi bulgularımız yok”
Yazının devamında Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen ve Sol Parti parlamento grubunun, ‘’Ukrayna’nın siyasi tarihindeki aşırı sağcı tezahürler’’ konulu kısa soru önergesini ve Federal Hükümet’in verdiği yanıtları belgeliyoruz. (jW)
Soruyu soranların bildiği üzere, aşırı sağcı güçlerin Ukrayna siyaseti üzerinde kayda değer bir etkisi vardır. Aşırı sağcı örgütlerin temsilcileri çok sayıda devlet kurumunda, sivil toplum kurumunda ve askeri kurumlarda etkin bir şekilde görev almaktadır. Bu durum örnek vermek gerekirse aşırı sağcı Azak Taburu için geçerli olduğu kadar diğer askeri oluşumlar için de geçerlidir. Resmi siyasi tarih, aynı zamanda, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgalcileriyle işbirliği yapan ve Yahudilerin, Polonyalıların ve Romanların öldürülmesinde kayda değer rol oynayan Ukrayna Milliyetçileri Örgütü ve Ukrayna İsyan Ordusu aktörlerinin rehabilite edilmesiyle de karakterize edilir. Soruyu soranlara göre, bu tür eğilimlere kararlılıkla karşı çıkılmalıdır. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü saldırı da göz önünde bulundurulduğunda, aşırı sağcılığa hoşgörü gösterilmemeli ve kesinlikle aşırı sağcılara silah sevkiyatı yapılmamalıdır.
Ukrayna siyasi tarihi uzun yıllardır, özellikle de iki savaş arası dönemde, milliyetçi hareketlere bağlı olarak şekilleniyor. Ukrayna Milliyetçileri Örgütü ve Ukrayna İsyan Ordusu ön planda yer alıyor. Ukrayna Ulusal Hafıza Enstitüsü okullarda, eğitim materyallerinde ve kamuya açık sergilerde – örneğin ‘’Kahramanlar Günü’’nü açıkça Ukrayna Milliyetçileri Örgütü geleneğine yerleştirerek – bu örgütler ve aktörler hakkında birçok düzeyde olumlu bir yaklaşımı teşvik etmektedir (http://uinp.gov.ua/pres-centr/novyny/v-ukrayini-vidznachayetsya-den-geroyiv). Enstitü 2022 yılında ana sayfasında ‘’onuruna’’ sokak isimlerinin verilebileceği örgüt ve kişilere ilişkin öneriler yayınlamıştır. Örneğin ‘’Andrij Melnyk’’ (UMÖ azınlık fraksiyonunun lideri), ‘’Wasil Galasa’’ (UİO albayı) ve ‘’Ukrayna İsyan Ordusu Kahramanları’’. Ukrayna Ulusal Hafıza Enstitüsü, kendi ifadeleriyle, ‘’faaliyetleri, Kültür ve Enformasyon Bakanı aracılığıyla Bakanlar Kurulu tarafından yönlendirilen ve koordine edilen, yürütmenin merkezi bir organı olan’’ bir devlet kurumudur (http://uinp.gov.ua/pro-instytut/pravovi-zasady-diyalnosti).
Aslında, çok sayıda cadde ve kamu kurununa bu aktörlerin isimleri verilmiştir. Örneğin Kiev’deki ‘’Stepan Bandera Prospekti’’ ve 2021 baharında açılışı İsrail büyükelçisinin şiddetli protestolarına neden olan (https://www.algemeiner.com/2021/03/09/israeli-envoy-in-ukraine-slams-naming-of-soccer-stadium-in-honor-of-nazi-ally-roman-shukhevych/), ancak Ukrayna hükümeti tarafından ‘’ulusal hafızayı’’ korumak istedikleri ifadeleriyle savunulan (https://www.jpost.com/diaspora/fifa-urged-to-take-action-after-stadium-renamed-for-nazi-collaborator-662274), Ternopil’deki ‘’Roman Shukhevich Stadyumu’’.
Ukrayna Milliyetçiler Örgütü, kendisine Alman, Hırvat ve İtalyan faşistlerinden örnek alan otoriter ve faşist bir harekettir. Ukrayna Milliyetçiler Örgütü yöneticileri örgütlerini Naziler, İtalyan faşistleri ve Ustasa gibi Avrupalı faşist hareketlerle aynı düzeyde görüyorlardı. UMÖ’nün ideolojisi aşırı milliyetçilik, vatanseverlik, faşizm, anti-semitizm, ırkçılık ve devrimci-ayaklanmacı bir ruhun karışımıdır. Açıkça düşman olarak işgalcileri (Polonya, Rusya veya Sovyetler Birliği) ve ‘’Ukrayna topraklarında’’ yaşayan Polonyalı, Rus ve Yahudi nüfusları görüyorlardı. Aktörleri, Alman işgali sırasında Yahudi karşıtı pogromlara ve Holokost’a aktif olarak katılmıştı (https://www.static.tu.berlin/fileadmin/www/10002032/Jahrbuecher/Jahrbuch_2013.pdf).
Bu nedenle bilimsel hizmetler, ‘’UMÖ ve UİO üyelerinin Alman işgalcilerle genel olarak işbirliği yaptığı ve Yahudilerin yok edilmesine ve Polonyalılarla Romanların öldürülmesine katkıda bulunduğunun’’ tartışmasız olduğunu özetlemektedir. Belgelerde 50-60.000 Polonyalının öldürülmesinin yanı sıra, yaygın antisemitik cinayetlere değinilmektedir. (WD 1-3000-022/22, 19.7.2022)
Aynı aktörler Ukrayna’da giderek daha da sözde özgürlük savaşçıları, rol modelleri ve kahramanlar olarak tasvir ediliyor. Örneğin Ukrayna Ulusal Hafıza Enstitüsü eğitim materyallerinde, Ukrayna İsyan Ordusu’nun faaliyetleri ‘’Ukrayna Kurtuluş Hareketi’’ geleneğine yerleştiriliyor. Diğer şeylerin yanı sıra Ukrayna Ulusal Hafıza Enstitüsü, ‘’sanal nekropol’’ projesi ile yurtdışında ölen Ukraynalıları anmak istiyor (http://necropolis.uinp.gov.ua/ua/burial?id=2301545343856149739 ). İsveçli Tarihçi Per Rudling’e göre bunlar sadece Bandera değil, Nazi işgalcilerinin hizmetinde cinayet işleyen Schutzmannschatf taburlarının komutanları da bulunmaktadır. Kudüs’teki Simon Wiesenthal Merkezi’nden Ephraim Zuroff, ‘’insanları ve özellikle de Yahudileri öldürdükleri için’’ böyle bir onura layık görülmemesi gereken kişilerin yüceltilmesinden söz ediyor (https://www.jpost.com/diaspora/antisemitism/nazi-collaborators-included-in-ukrainian-memorial-project-656253).
Ukrayna hükümetinin aşırı sağcı UMÖ ve UİO’nu onurlandırma çabasının ne kadar yaygın olduğu, Bandera’ya hayranlığını gizlemeyen eski Ukrayna Büyükelçisi Andrij Melnyk’in eylemleriyle de ortaya çıkıyor (www.zdf.de/nachrichten/politik/melnyk-bandera-interview-botschafter-ukraine-100.html).
Faşizm yanlısı bir yönelim, UMÖ ve UİO kahramanlarına olumlu atıflarda bulunan Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin bazı bölümlerinde de gözlemlenebilir. Örneğin Azak Taburu, askeri okuluna UMÖ’nün kurucusu Evgen Konovalez’in adını vermiştir.
Soruyu soranlara göre, UMÖ ve UİO üyeleri de Holokost’a katılmış olmasına rağmen Federal Hükümet, şimdiye kadar Ukrayna’daki aşırı sağcı güçlerle arasına mesafe koymak için çok az çaba sarf etmiştir.
Alman hükümetinden Dağdelen’e yanıt: OUN ve Bandera’ya ‘ırkçı’ dedirtmediler!
Federal Hükümet’in Ön Açıklaması
Federal Hükümet her türlü aşırı sağcılığı, antisemitizmi, çingene karşıtlığını ya da diğer ırkçılık türlerini kınar ve çalışmalarında bu tür söylem ve davranışlara şiddetle ve istisnasız karşı çıkar. Federal Hükümet, Nazi rejiminin insanlık suçlarının kurbanlarını anma ve bağımsız bilimsel araştırma ve tarihin yeniden değerlendirilmesi konusunda kararlıdır.
Federal Hükümet, özellikle belirli (tarihi) grupların veya kişilerin aşırı sağcı, Yahudi karşıtı, çingene karşıtı ya da başka tür ırkçı olarak genel bir sınıflandırmaya tabi tutulmasıyla ilgili olarak, ön açıklama ve sorularda yer alan hukuki değerlendirmeleri ve olgusal iddiaları açıkça benimsememektedir.
Federal Hükümet, parlamenterlerin bilgi edinme hakkının sadece Federal Hükümetin Federal Meclis karşısındaki sorumluluk alanıyla ilgili ve Federal Hükümetin yetkisi dahilinde olan konuları kapsadığına işaret etmektedir. Cevap verme yükümlülüğü, soruların hükümet faaliyetlerine somut bir şekilde atıfta bulunması ve Federal Hükümetin milletvekillerine karşı resmi olarak haklı bir bilgi avantajına sahip olması durumunda söz konusudur.
Federal Hükümet’e sorularımız:
1. Federal Hükümet, Ukrayna Milliyetçileri Örgütü ve Ukrayna İsyan Ordusu üyelerinin İkinci Dünya Savaşı sırasında başta Polonyalılar, Yahudiler ve Romanlar olmak üzere on binlerce sivili katlettiğinin ve en azından zaman zaman ve bazı durumlarda Nazi işgalcileriyle işbirliği yaptığının farkında mıdır ve eğer farkındaysa, bunun Alman tarih politikası için ne tür bir sorumluluk gerektirdiğine inanmaktadır?
2. Federal Hükümet, Bandera’nın liderliğindeki Ukrayna Milliyetçileri Örgütü’nün askeri birliklerine ‘’istenmeyen Polonyalı, Moskovalı ve Yahudi aktivistlerin tasfiyesine’’ izin verilen ve buna ek olarak Yahudilerin “en ufak bir hatada” tasfiye edilmesinin planlandığı bir “temizlik emri” yayınladığının farkında mıdır? (https://www.berliner-zeitung.de/politik-gesellschaft/ukraine-bandera-enkel-verlangt-korrektur-von-berliner-zeitung-doch-die-beweislage-ist-klar-li.250831) Ve eğer öyleyse, Federal Hükümet, Alman tarihinden bir ders olarak antisemit özlemlerin hiçbir yerde tartışmasız kabul edilmemesi gerektiği için Ukrayna Milliyetçileri Örgütü’nün veya onun kahramanlarının olumlu temsillerine aktif olarak karşı çıkmayı ne ölçüde gerekli görüyor ve bundan ne gibi sonuçlar çıkarıyor?
Bir ve ikinci sorular birlikte yanıtlandı. Ön konuşmaya işaret edildi.
3. Federal Hükümet, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Valery Salushnyi’nin geçen yıl başka bir ordu subayıyla birlikte eski Ukrayna Milliyetçileri Örgütü lideri Stepan Bandera’nın portresi önünde poz verdiğinden haberdar mıdır (https://correctiv.org/faktencheck/2023/01/04/ja-auf-diesem-foto-steht-ein-ukrainischer-general-vor-einem-stepan-bandera-gemaelde/ ), haberdar ise bu konuda daha fazla bilgiye sahip midir ve üyeleri on binlerce sivili öldüren aşırı sağcı bir hareketin liderine yapılan bu saygı duruşundan ne gibi sonuçlar çıkarmaktadır? Bu saygı duruşunun Ukrayna ordusunun ya da başkomutanının siyasi yönelimi hakkında hangi sonuçlara varılmasına imkan verdiğini düşündü mü, düşündüyse ne düşündü?
4. Federal Hükümet, eski Ukrayna Milliyetçileri Örgütü lideri Stepan Bandera’nın doğum günü olan 1 Ocak 2023 tarihinde Ukrayna Parlamentosu’nun Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı’nın yukarıda bahsi geçen fotoğrafını kullanan ve “Stepan Bandera’nın talimatlarını” çok iyi bildiğini vurgulayan bir tweet yayınladığının farkında mıdır (https://tvpworld. com/65446906/ukrainian-parliament-removes-twitter-post-commemorating-bandera), ve eğer öyleyse, bu konuda ve özellikle Polonya’daki protestolar nedeniyle tweetin silinmesi konusunda başka bulguları var mıdır ve eğer öyleyse, Ukrayna parlamentosunun çoğunluğunun siyasi yönelimiyle ilgili olarak bundan ne ve hangi sonuçları çıkarmaktadır?
Üçüncü ve dördüncü sorular birlikte yanıtlandı. Federal Hükümet’in, medyada çıkan haberler haricinde kendi bulguları yoktu. Kalanı için ön konuşmaya işaret edildi.
5. Federal Hükümet, yakın geçmişte Ukrayna’da Ukrayna Milliyetçileri Örgütü ve Ukrayna İsyan Ordusu üyeleri onuruna çok sayıda anıtın açıldığının veya caddelere bu kişilerin isimlerinin verildiğinin farkında mıdır? Eğer öyleyse, üyeleri on binlerce sivil Polonyalıyı, Yahudiyi ve Romanı öldüren örgütlere liderlik eden kişilerin bu şekilde onurlandırılmasına ilişkin değerlendirmesi nedir? Federal Hükümet, üçüncü taraflara proje fonları da dahil olmak üzere geçmişte Ukrayna’ya sağladığı yardımların, UMÖ, UİO, Waffen SS tümeni “Galiçya” veya ilgili akrabaları onuruna anıtların inşası veya bakımı veya ilgili sokak isimlerinin değiştirilmesi için kullanılmış olma ihtimalini göz ardı edebilir mi ve varsa bu konuda ne gibi bulgulara sahiptir?
Federal Hükümet bu bahsi geçen olaylardan haberdardır. Federal Hükümet’in bilgisi dahilinde, Ukrayna’ya verilen yardımların hiçbiri soruda belirtilen amaçlar için kullanılmamıştır. Geri kalan için ön açıklama işaret edilmiştir.
6. Alman hükümeti, 2021 yılında Ternopil’de bir stadyuma Wehrmacht taburu “Nightingale” ve UMÖ’nün eski komutanı Roman Shukhevych’in adının verildiğinin ve bu onurlandırmayı şiddetle kınayan İsrail Büyükelçisinin derhal protesto edilmesine neden olduğunun farkında mıdır (bkz. https://www.algemeiner. com/2021/03/09/israeli-envoy-in-ukraine-slams-naming-of-soccer-stadium-in-honor-of-nazi-ally-roman-shukhevych/), bunun üzerine Ukrayna Dışişleri Bakanlığı sözcüsü “ulusal hafızanın korunması” ile ilgili olduğunu söyleyerek isimlendirmeyi savunmuştu, ve eğer farkındaysa, bir Ukrayna kasabasının yetkililerinin böyle bir Nazi işbirlikçisini alenen onurlandırmasını ve bu onurlandırmanın Ukrayna hükümeti tarafından meşrulaştırılmasını nasıl değerlendiriyor?
7. Alman hükümeti, Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenski’nin 2019 yılında eski UMÖ lideri Stepan Bandera’nın Ukraynalıların belirli bir yüzdesi için bir kahraman olmasının “iyi ve harika” (https://www.rbc.ua/rus/news/vladimir-zelenskiy-nam-vygodno-raspustit-1555546435.html) olduğunu söylediğinden haberdar mı ve eğer öyleyse, bu konuda başka hangi bilgilere sahiptir? Alman hükümeti, üyeleri on binlerce sivili öldüren aşırı sağcı bir örgütün liderini kahraman olarak görmenin “iyi ve harika” olduğu görüşünü paylaşıyor mu (lütfen gerekirse nedenlerini belirtin)?
8. Federal Hükümet, USAID’in finansmanıyla Ukrayna’da “Reanimation Package of Reforms” (RPR) adı altında önde gelen sivil toplum kuruluşları ve uzmanlardan oluşan bir koalisyon kurulduğunu, bu koalisyonun anma politikası alanında da faaliyet gösterdiğini ve UMÖ’ne bağlı “Kurtuluş Hareketi Araştırma Merkezi” temsilcilerinin aktif olarak yer aldığını biliyor mu (https://www.jungewelt.de/artikel/454683.erinnerungspolitik-banderisierung-der-ukraine.html) ve eğer biliyorsa, bu konuda başka hangi bilgilere sahip?
9. Federal Hükümet, yukarıda bahsi geçen RPR koalisyonunun 2018 yılında Nazi Almanyası ile müttefik olan UMÖ’nün bir “özgürlük savaşçıları” örgütü olarak rehabilite etmek için bir yasa tasarısı hazırladığını ve bunun Parlamento tarafından kabul edildiğini biliyor mu (https://www.jungewelt.de/artikel/454683.erinnerungspolitik-banderisierung-der-ukraine.html) ve eğer biliyorsa, o dönemde Parlamentoda temsil edilen partilerin her birinin pozisyonu neydi? Federal Hükümet, faşist bir örgütün bu şekilde rehabilite edilmesinin ne ölçüde uygun olduğu konusunda bir görüşe sahip midir?
Altıncı sorudan dokuzuncu soruya kadar birlikte yanıtlandı. Federal Hükümet’in medyada yer alan haberler dışında kendi bulgusu yoktur. Geri kalanı için ön açıklamaya işaret ettiler.
10. Bu derneğin veya bahsi geçen merkezin federal fonlardan finansman aldığı biliniyor mu, alıyorsa hangi̇ finansman?
Federal Hükümet bahsi geçen dernekleri finanse etmemiştir.
11. Federal Hükümet, hükümete ait Ukrayna Ulusal Hafıza Enstitüsü müdür yardımcısı Volodimir Tylishchak’ın, OUN-B gazetesi Shlyakh Peremohy (Zafere Giden Yol) için yazan, Kiev’de yıllık “Bandera Okumaları” düzenleyen “Ukrayna Stratejik Araştırma Çalışmaları” STK’sının üyesi olduğunun farkında mıdır (https://www. jungewelt.de/artikel/454683.erinnerungspolitik-banderisierung-der-ukraine.html) ve eğer öyleyse, bu konuda başka hangi bulgulara sahiptir ve UMÖ’nün geleneğinin sürdürülmesine olan bu bağlılık UUHE’nün siyasi yönelimi hakkında hangi sonuçların çıkarılmasına izin vermektedir?
12. Federal Hükümet, hükümete ait Ukrayna Ulusal Hafıza Enstitüsü’nün 23 Mayıs 2021’deki sözde ‘’Kahramanlar Günü’’nü, Nisan 1941’deki UMÖ toplantısının bu yöndeki bir kararına atıfta bulunarak doğrudan UMÖ’ne atıfta bulunarak sunduğunun farkında mıdır?
On birinci ve on ikinci sorular birlikte yanıtlanmıştır. Medyada yer alan haberler haricinde hükümetin kendi bulguları yoktur.
13. Federal Hükümet, UUHE’nün 2021’deki ‘’Kahramanlar Günü’’ vesilesiyle, Bandera’nın o dönemdeki yardımcısı Yaroslav Stezko da dahil olmak üzere UMÖ’nün önde gelen eski temsilcilerinden alıntıların sunulduğu, kahramanlığın ne olduğu sorusu üzerine bir proje yürüttüğünün farkında mıdır? Hayatının anlamının ‘’özgür bir Ukrayna’’ olduğunu, UUHE’nün hesabında antisemitik tutumlar, UMÖ’nün Nazilerle işbirliği veya kitlesel cinayetlere karışması hakkında tek bir eleştirel kelime bile bulunmadığını biliyor muydu ve eğer biliyorsa, federal hükümetin bilgisi var mıydı? UINP tarafından UMÖ’nün olumlu bir şekilde tasvir edilmesine ilişkin başka bulgular (varsa lütfen belirtiniz) ve sivillere karşı çok sayıda suç işlemiş aşırı sağcı, antisemit bir örgütün Ukrayna hükümetinin resmi bir kurumu olarak UUHE tarafından olumlu bir şekilde görülmesini nasıl değerlendiriyor?
14. Federal Hükümet, UUHF’nün 2022 yılında “Andrij Melnyk” (UMÖ’nün azınlık fraksiyonu lideri), “Wasil Galasa” (UİO’nun bir albayı) ve “UMÖ Kahramanları” isimlerinin sokaklara verilmesine yönelik önerileri dolaşıma sokarak UMÖ, UİO ve bunların baş aktörlerine yönelik olumlu bakışını sürdürdüğünün farkında mıdır? Ve Ukrayna hükümetinin resmi bir kurumu olarak UUHE’nün, on binlerce cinayetten sorumlu olan antisemit, aşırı sağcı bir örgütün kahramanlarının isimlerinin sokaklara verilmesini desteklemesini nasıl değerlendiriyor?
15. Federal Hükümet, UUHE’nün UMÖ’nün kurucusu Evgen Konovalez’in “yetenek ve otoritesinin” övüldüğü ve UMÖ’nün işlediği suçlara ve Nazilerle zaman zaman yaptığı işbirliğine değinilmeyen olumlu bir görüş sunan bilgi materyalleri sağladığının farkında mıdır ve eğer öyleyse, Ukrayna devletinin resmi bir kurumu olarak UUHE’nün aşırı sağcı bir örgütün kurucusu hakkında bu kadar olumlu bir görüş geliştirmesinden ne gibi sonuçlar çıkarmaktadır?
16. Federal Hükümet, UUHE’nün Ukraynalı diplomatlar için, Ivan Patryljak’ın “UMÖ ve UİO tarihinin zor soruları” konulu konferansı da dahil olmak üzere konferanslar düzenlediğinin farkında mıdır (http://uinp.gov.ua/pro-instytut/zvity/zvit-za-2021-rik), konuşmacı kitabında UMÖ ve UİO’nun tavizsiz mücadelesini 1980’lerdeki Ukrayna bağımsızlık hareketi için ‘’gerekli’’ ve ‘’gelenek oluşturucu’’ olarak tanımlayan biridir ve eğer öyleyse, Federal Hükümet, Ukrayna hükümetinin resmi bir kurumu olan UUHE’nün, on binlerce cinayetten sorumlu olan aşırı sağcı UMÖ/UİO’nun ‘’gerekli’’ bir mücadele verdiği ve bugünün Ukrayna’sı için bir gelenek oluşturucu olduğu görüşünü desteklemesinden ne gibi sonuçlar çıkarmaktadır?
17. Federal Hükümet, UUHE’nün okullarda da UMÖ ve UİO hakkında, örneğin orada sunulan “UMÖ – fethedilmemiş halkın cevabı” (http://uinp.gov.ua/pres-centr/novyny/4553) sergisi şeklinde olumlu bir görüş aktardığının farkında mıdır ve eğer öyleyse, Federal Hükümet, Ukrayna hükümetinin resmi bir kurumu olarak UUHE’nün on binlerce cinayetten sorumlu bir örgütün olumlu görüşünü küçüklere zaten aktardığı gerçeğinden ne gibi sonuçlar çıkarmaktadır?
18. Federal Hükümet, UUHE’nü “Goliath’a Karşı” adlı bir projede ortak olduğunun farkında mıdır; bu proje çerçevesinde uzun süredir UMÖ lideri olan Stepan Bandera ve Wehrmacht taburu “Nightingale “in ve daha sonra UİO eski komutanı Roman Shukhevich olumlu bir şekilde tasvir edilmekte ve bu aktörler sayesinde artık ‘’özgür bir Ukrayna’’ olduğu iddia edilmektedir (http://uinp. gov.ua/vystavkovi-proekty/vystavka-proty-goliafa) ve eğer öyleyse, Federal Hükümet, Ukrayna hükümetinin resmi bir kurumu olarak UUHE’nün aşırı sağcı, terörist örgütlerin temsilcileri hakkında olumlu bir görüşe sahip olmasından ne gibi sonuçlar çıkarmaktadır?
19. Federal Hükümet, UUHE’nün sınıflarda kullanılmak üzere UİO tarihini ‘’Ukrayna halkının ulusal kurtuluş mücadelesinin kahramanca yönünden’’ gösteren bir video sunduğunun farkında mıdır (http://uinp.gov.ua/vystavkovi-proekty/vystavka-upa-vidpovid-neskorenogo-narodu) ve eğer öyleyse, Ukrayna hükümetinin resmi bir kurumu olarak UUHE’nün on binlerce cinayet işlemiş bir örgütün tarihini okul çocuklarına ‘’kahramanca’’ olarak sunmayı doğru bulmasından ne gibi sonuçlar çıkarmaktadır?
20. Alman hükümeti, UUHE’nün “Sanal Nekropol” adlı bir projeyle, 1917-1923 yılları arasında ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilerin öldürülmesinden sorumlu Ukraynalı milliyetçileri ve Jerusalem Post’un ifadesiyle Nazi işbirlikçilerini de içeren kişileri, Nazi işgalcilerinin hizmetinde olan ve sivillerin öldürülmesine karışan sözde Schutzmannschaften üyeleri ve Stepan Bandera, yani Kudüs Simon Wiesenthal Enstitüsü Başkanı Efraim Zuroff’a göre özellikle antisemit cinayetlere karıştıkları için özgürlük savaşçısı olarak onurlandırılmaması gereken kişiler de dahil olmak üzere bu kişileri andığını farkında mıdır, (https://www.jpost.com/diaspora/antisemitism/nazi-collaborators-included-in-ukrainian-memorial-project-656253) ve eğer öyleyse, Ukrayna hükümetinin resmi bir kurumu olarak UUHE’nün bu tür şahsiyetleri onurlandırmasından ne gibi sonuçlar çıkarmaktadır?
On üçüncü sorudan yirminci soruya kadar birlikye yanıtlandı. Hükümetin medyada yer alan haberler dışında kendi bulguları yoktu. Geri kalan için ön açıklama işaret edildi.
21. Federal Hükümet, Ukrayna hükümetinin resmi temsilcisi olarak UUHE’nün, üyeleri başta Polonyalılar, Yahudiler ve Romanlar olmak üzere on binlerce sivilin öldürülmesine karışmış iki aşırı sağcı örgüt olan UMÖ ve UİO’nu günümüz Ukrayna’sı için rol model olarak sunmasını nasıl değerlendirmektedir?
22. Federal Hükümet, 2020 yılında Ukrayna Parlamentosu’nun, iktidar partisi “Halkın Hizmetkârları” milletvekillerinin oylarıyla, Alfred Rosenberg’in eski yardımcısı Ivan Poltawez-Ostrjanizja, ‘’Galiçya SS’’ tümeninin organizatörü Volodimir Kubijowitsch ve diğer Nazi suçlularının onurlu bir şekilde anılmasını talep ettiğinin farkında mıdır (https://www. jungewelt.de/article/447011.krieg-in-der-ukraine-selenskijs-schwarzer-haufen.html?sstr=Schwarzer%7CHaufen) ve eğer öyleyse, Nazi faillerinin bu şekilde onurlandırılması Ukrayna’nın en yüksek parlamento organının tarihe bakışı açısından ne gibi sonuçlara yol açmaktadır?
23. Federal Hükümet’in UMÖ, UİO ve Waffen SS tümeni ‘’Galiçya’’nın ele alınmasına ilişkin Ukrayna hükümetiyle diyalogdaki pozisyonu nedir?
Yirmi birinci sorudan yirmi üçüncü soruya kadarki sorular birlikte cevaplandırıldı. Federal Hükümet, medyada yer alan haberler dışında kendi bulguları yoktu. Geri kalan için ön açıklama işaret edildi.
24. Federal Hükümet, soru sahiplerinin Holokost ve Nazi suçlarına iştirak etmiş tarihi örgüt ve şahsiyetlere olumlu bakılmasının hiçbir şekilde kabul edilemez olduğu ve Bandera, UMÖ ve UİO’na yönelik yaygın hürmet göz önünde bulundurulduğunda bunun Ukrayna hükümetine de açıkça belirtilmesi gerektiği görüşüne katılıyor mu ve katılıyorsa, Ukrayna hükümetine karşı bu gerekliliği nasıl karşılıyor? (lütfen Federal Hükümetin ilgili taahhüdünü, sözlü notları vb. alıntı yapınız)
Prensip olarak Federal Hükümet diğer devletlerle yapılan gizli görüşme ve yazışmalarla ilgili yorum yapmaz. Ön açıklamaya işaret edildi.
25. Federal Hükümet, “Nazi avcıları” Beate ve Serge Klarsfeld’in oğlu Arno Klarsfeld’in Ukrayna ile ilgili olarak, Ukraynalılar Avrupa Birliği’ne üye olmak istiyorlarsa, “Nazilerle işbirliği yapan ve Ukrayna’daki on binlerce Yahudi aileyi yok etmelerine yardımcı olan kahraman milliyetçilere tapmayı bırakmalılar” (https://www.lepoint.fr/debats/arno-klarsfeld-l-ukraine-ne-doit-plus-encenser-les-nationalistes-qui-ont-collabore-11-09-2022-2489518_2.php#xtmc=klarsfeld&xtnp=1&xtcr=3 ) şeklindeki açıklamasına katılıyor mu, katılmıyorsa neden katılmıyor? Ön açıklamaya atıfta bulunulmuştur.
Ön açıklamaya işaret edilmiştir.
Avrupa
Avrupa’nın Palantir bağımlılığı

Başta Almanya ve Fransa olmak üzere AB ülkeleri Palantir ürünlerine alternatif arayışları yoğunlaştırırken, şirketin “kola gibi bağımlılık yarattığı” da söyleniyor.
POLITICO’ya göre geçen ay Alman ve Fransız güvenlik yetkilileri “Avrupa egemen dijital altyapısı” geliştirme planlarını açıkladıklarında, Atlantik’in her iki yakasındaki teknoloji ve savunma sektörü uzmanları bunun gerçekte Palantir’e karşı bir hamle olduğunda hemfikirdi.
Avrupa genelinde, giderek artan sayıda hükümet yetkilisinin, yerel polislik ve küresel istihbarattan ulusal savunma ve sağlık sistemlerine kadar hükümetin en hassas alanlarının bazılarına çok derinlemesine yerleşmiş olduğuna inandığı ABD merkezli veri analizi şirketine alternatifler aranıyor.
Oysa, Avrupa’nın daha fazla dijital egemenlik elde etmek amacıyla Palantir ile ilişkilerini kesmesini son derece zorlaştıracak olan, tam da bu şirketin günlük iş akışlarındaki hayati işlevleri ve büyük ölçüde rakipsiz veri uzmanlığı.
Fransız dijital egemenlik savunucusu Philippe Latombe, bağımlılık yapması açısından Palantir’i “Coca-Cola’daki şeker”e benzetirken, “Palantir, muazzam miktarda veriyi büyük bir hassasiyetle işleyebiliyor ve sahip olduğu deneyim sayesinde, birçok müşteriyle algoritmalarını geliştirip çeşitli kullanım senaryolarına uyarlama fırsatı buldu,” diyor.
Yine de, Palantir’den kurtulma çabası kıtanın dört bir yanına yayılıyor: Pedro Sánchez hükümetinin devlet destekli şirketlere Palantir’in gelecekteki kamu ihale sözleşmelerinden dışlanmasını talimat verdiği Madrid’den, Fransa’nın iç istihbarat servisi DGSI’nın Palantir yerine Fransız şirketi ChapsVision’ı tercih etmesine kadar.
İngiltere’de ise bir sonraki sınav Şubat 2027’de gerçekleşebilir. O tarihte Andy Burnham liderliğindeki yeni İşçi Partisi hükümeti, Palantir ile imzalanan 330 milyon sterlinlik Ulusal Sağlık Hizmeti Federatif Veri Platformu sözleşmesini feshetme kararı almak zorunda kalacak.
Geçen ay Fransız ve Alman istihbarat teşkilatlarının ChapsVision’ı tercih etme kararı, Palantir yönetimi için çifte darbe oldu.
CEO Alex Karp, şirketinin ürünlerinden ani bir şekilde uzaklaşılmasına tepki gösterdi ve Avrupalı rakipler konusunda endişeli olmadığını açıkladı.
Karp, “Neyin işe yaramadığının bir örneği var. Adı da Avrupa,” dedi.
ChapsVision’ın CEO’su Olivier Dellenbach, POLITICO’ya verdiği demeçte, şirketinin Avrupa’da kendi ifadesiyle “Palantir’e karşı içgüdüsel bir reddetme”den faydalandığını söyledi.
Fakat Dellenbach, ChapsVision’ın sadece bir “anti-Palantir” alternatifi olarak görülmesini istemediğini de vurguladı.
Ona göre, hükümetler bunu bir sanayi politikasına dönüştürmedikçe dijital egemenlik boş bir slogan olarak kalacak. Dellenbach, “Daha fazla kamu ihalesine ihtiyacımız var,” dedi.
Fransız havacılık ve savunma şirketi Thales tarafından geliştirilen çözümün mimarlarından biri olan Patrick Moreau’ya göre, Belçika, Almanya, Lüksemburg, Romanya, Hollanda ve Kanada, Fransız Ordusu’nun Artemis AI sistemine şimdiden ilgi gösterdi.
Moreau, “Hepsi, Palantir’in kara kutusunun aksine, NATO standartlarıyla uyumlu, egemen bir çözüm seçebilmek istiyor,” dedi.
Fakat şimdilik, ulusal alternatifler isteyen yetkililer bile, Avrupa’daki ikame pazarının hâlâ parçalanmış durumda olduğunu ve Avrupalı şirketlerin henüz Palantir’in ölçeğine ve başarı geçmişine yetişemediğini kabul ediyor.
NATO’nun Dönüşümden Sorumlu Müttefik Başkomutanı Amiral Pierre Vandier, geçtiğimiz aylarda POLITICO’ya verdiği demeçte, ittifakın Palantir’in savaş alanı yapay zeka teknolojisine karşı geçerli bir alternatifi olmadığını belirtti.
Açıkça konuşabilmek için isminin açıklanmamasını isteyen bir başka NATO yetkilisi ise, Palantir’in sisteminin, hedefleri tespit etmeye yardımcı olmak, hedefi vurmak için hangi silahın kullanılacağı konusunda tavsiyede bulunmak, ne kadar mühimmat gerektiği konusunda bilgi vermek ve stokları yenilemek için otomatik olarak sipariş vermek üzere, yığınla uydu görüntüsünü tarama konusunda eşsiz bir kapasiteye sahip olduğunu söyledi.
Vandier, mayıs ayında yaptığı açıklamada, “Bildiğim kadarıyla, bugün Palantir’in gerçek bir rakibi yok,” demişti.
Yabancı askeri bağımlılıklar üzerine bir rapor kaleme alan Fransız milletvekili Aurélien Saintoul, POLITICO’ya verdiği demeçte, “Peter Thiel, özgürlüğün savunulmasının mutlaka demokrasi gerektirmediğini açıklıyor. O, teknik araçları açıkça kendi siyasi projesine hizmet ettiriyor ve burada teknofaşistlerden bahsediyoruz,” diye konuştu.
İsminin açıklanmasını istemeyen bir Palantir sözcüsü, bu tür suçlamaları “saçma” olarak nitelendirerek, şirket hakkında benzer nitelemelerin yakın zamanda Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından da yapıldığını belirtti.
Sözcü, Ukrayna ordusuna destek sağlamak için devam eden çalışmalara atıfta bulunarak şöyle konuştu:
“Hangi tarafta olduğumuzu ve kimin yanında durduğumuzu biliyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana, mahremiyetin ve sivil özgürlüklerin korunması, hem kamu hem de özel sektör kurumlarında çalışmalarımızı yürütme biçimimizin temelini oluşturmuştur. Batılı siyasetçiler, gerçek düşmanın kim olduğu konusunda derinlemesine düşünmeli ve Kremlin’in kuklası haline gelmemelidir.”
Şirketin Avrupalı eleştirmenlerinin çoğu, Palantir meselesinin siyasi ideolojiden çok daha fazla teknolojik egemenlikle ilgili olduğunu savunuyor.
Şirketi Avrupa güvenlik yapılarının en hassas alanlarından bazılarının dışına çıkarmak, daha fazla teknolojik bağımsızlık elde etmek için bir yol haritası sunacak.
Bunun yerine, Avrupa’daki hükümetler yazılım çözümleri sunan bir şirketten kurtulamazlarsa, bu durum, bulut altyapısı ve donanım sağlayan ABD’li teknoloji devlerine olan bağımlılığı azaltma umutlarının ne kadar gerçek dışı olduğunu ortaya koyacak.
Palantir’in Avrupa’daki varlığı, yapay zeka alanında yaşanan mevcut patlamadan çok önce kurulmuştu.
Şirketin büyümesinin en belirgin özelliği, ihtiyaç duyan hükümetlere değerini kanıtlamak için hiçbir krizi boşa harcamamış olmasıydı.
Örneğin Fransa’da, Palantir, Kasım 2015’teki Paris saldırılarının ardından, güvenlik birimlerinin böyle bir trajedinin yaşanmasına nasıl izin verdikleri konusunda kamuoyunda yükselen şiddetli tepkilere yanıt vermek için çabalarken ülkeye girdi.
Yurtiçi istihbarat teşkilatı, 2016 yılında bu veri analizi deviyle bir sözleşme imzaladı.
Benzer bir süreç Almanya’da da yaşandı. Palantir’in ilk büyük ölçekli uygulaması, orta Almanya’daki Hessen eyaletinin başkenti Frankfurt’ta gerçekleşti.
Burada polis teşkilatı 2017 yılında Palantir’in Gotham ürününü satın aldı ve bunu hessenDATA adı altında kullanıma sundu.
Bu sistem, polis memurlarının dağınık bilgileri suçların çözülmesine yardımcı olacak ipuçlarına dönüştürmeleri için hayati bir araç oldu.
Almanya, Palantir yazılımının kullanılıp kullanılmayacağı konusunda hâlâ derin bir bölünme yaşıyor.
Ulusal düzeyde, İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Palantir’in kullanımının genişletilmesi için baskı yaptı ve federal düzeyde daha yaygın kullanıma zemin hazırlayabilecek bir yasa tasarısı sundu.
Fakat bu girişim, koalisyon ortağı Sosyal Demokratlar’ın yanı sıra üst düzey güvenlik yetkililerinin de muhalefetiyle karşılaştı.
Aynı “krizden sözleşmeye” modeli, Covid-19 salgını sırasında Birleşik Krallık’ta da görüldü.
Palantir’in Birleşik Krallık sorumlusu Louis Mosley’e göre, Palantir’in Ulusal Sağlık Servisi (NHS) ile ilişkisi, kriz sırasında verilerin toplanmasına yardımcı olması karşılığında sembolik olarak 1 sterlin ücret ödenmesiyle başladı.
AB’nin polis teşkilatı olan Europol, 2016’dan 2021’e kadar Palantir’in Gotham platformunu kullandıktan sonra nihayetinde bu platformdan vazgeçti.
Bir Europol yetkilisine göre, Palantir ile ilgili sorun ideolojik olmaktan çok pratik nitelikte. Yetkili, platformun pahalı olduğunu, egemenlikle ilgili endişeleri gündeme getirdiğini ve müşterileri güncellemeler konusunda Palantir’e bağımlı bıraktığını belirtti.
Fakat asıl soru, her kurumun tam kapsamlı Palantir sistemine ihtiyaç duyup duymadığı:
“[Palantir] çok büyük miktarda veriye sahip olduğunuzda ve her şeyi birbirine bağlamak istediğinizde gerçekten çok iyi. Ama bizim durumumuzda durum böyle değil. Çoğu durumda alternatifler yeterince yakın. Eğer bunu kullansaydık, verimliliğimizin önemli ölçüde artacağından emin değilim.”
Palantir’in Avrupa’daki stratejisinin bir parçası, müşteri olarak kazanmayı hedeflediği kurumlardan eski yetkilileri işe almak.
OpenDemocracy, Palantir’in Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı’ndan dört eski yetkiliyi, 240 milyon sterlinlik Savunma Bakanlığı ihalesini kazanmadan önce işe aldığını bildirdi.
Ayrıca, Palantir şu anda kıtada savunma alanında yeni iş fırsatları arıyor. 1 Temmuz’da, ilk olarak Pentagon tarafından kullanılan Palantir’in Maven Akıllı Sistemi, NATO’da tam olarak faaliyete geçti.
Bu, sistemin gizli ağda çalışmak üzere güvenlik izni aldığı anlamına geliyor.
NATO’nun açıklamasına göre, bu platform İttifak genelindeki komuta ve kontrol sistemlerini birbirine bağlıyor.
Palantir’in Birleşik Krallık şube başkanı Louis Mosley, “Bunun Avrupa savunması için çok önemli bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum,” dedi.
Ne var ki, Palantir’in Avrupa üzerindeki etkisi, hükümet binalarının veya askeri kışlaların kapılarında bitmiyor. Etkisi, kıtanın endüstriyel mücevherlerinden bazılarına da uzanıyor.
Airbus, 2015 yılında Palantir ile anlaşma imzalayarak Palantir’in Foundry platformunu havacılık veri platformunun omurgası haline getirdi.
Otomobil üreticisi BMW, enerji şirketi British Petroleum ve medya yayıncısı Axel Springer de iş verimliliklerini artırmak için Foundry’yi kullanıyor.
Avrupa, Palantir’in hakimiyetini gevşetmeyi başarsa bile, şirketin en yeni yapay zeka büyük dil modelleri üzerine kurulu iş modeli giderek daha da güçleniyor gibi görünüyor.
30 Haziran’da Amazon Web Services, yeni bir “Forward Deployed Engineering” organizasyonuna 1 milyar dolar yatırım yapacağını açıkladı.
Bu kapsamda, mühendis ekiplerini müşterilerin genel merkezlerine yerleştirerek onlarla birlikte yapay zeka sistemleri geliştirecek.
Birkaç gün sonra Microsoft, 6.000 mühendis ve sektör uzmanını müşteri kuruluşlarına yerleştirmek üzere 2,5 milyar dolarlık bir yatırım duyurdu.
Her iki girişim de, sadece yazılım satmakla kalmayıp mühendisleri alıcının operasyonunun içine yerleştirmeyi amaçlayan Palantir’in öncü modelini takip ediyor.
Hem ürünlerinin gücü hem de uygulandıkları hassas alanlar, Palantir’i Avrupa’nın egemenlik konusunda en mükemmel test örneği haline getiriyor.
Hükümetler ve şirketler, verileri kararlara dönüştürmeye yardımcı olan bir yazılım katmanını değiştirebilirlerse, dijital egemenliklerini bir ölçüde geri kazanmak için bir yol haritasına sahip olabilirler.
Bunu başaramazlarsa, ABD’li teknoloji devlerinin yeni nesil yapay zeka araçlarından vazgeçmek daha da zor hale gelebilir.
Avrupa Parlamentosu Savunma Komitesi üyesi Alman Yeşiller Partisi milletvekili Hannah Neumann şöyle diyor:
“Avrupa’nın kamu kurumları, belirsiz bir siyasi dünya görüşüne sahip küçük bir ABD’li teknoloji milyarderleri çevresi tarafından geliştirilen yazılımlara bağımlı hale gelemez. Bu, demokratik devletin bir kısmını ne seçmenlere ne de parlamentoya hesap veren özel bir istihbarat servisine dış kaynak olarak devretmek gibi olur.”
Avrupa
AB, “Made in Europe” konseptini yeniden düzenleyecek

AB hükümetleri, Sanayi Hızlandırıcı Yasası’nın (IAA) siyasi açıdan en tartışmalı fikirlerinden biri olan “Made in Europe” konseptini yeniden düzenlemeye çalışıyor.
Bu kapsamda, Avrupa Komisyonu tarafından önerilen geniş kapsamlı “Made in Europe” konseptini, ticaret anlaşmalarına ve ürüne özgü pazar erişimine dayanan, hukuki açıdan daha kesin bir sistemle değiştirmeyi hedefliyorlar.
Geçen hafta İrlanda başkanlığı tarafından dağıtılan ve POLITICO tarafından elde edilen en son AB Konseyi uzlaşısı, kamu alımları ve destek programlarında üçüncü ülkelerden gelen ürünlerin ne zaman AB ürünleriyle eşdeğer olarak değerlendirileceğini belirleyecek yeni bir “ortak menşe” kategorisi getiriyor.
Teklif, tüm serbest ticaret ortaklarının aynı statüye sahip olduğunu varsaymak yerine, Dünya Ticaret Örgütü Kamu İhale Anlaşması kapsamındaki ürünlerle, AB’nin müstakil serbest ticaret veya gümrük birliği anlaşmaları kapsamındaki ürünler arasında ayrım yapıyor.
Bir ürünün bu kategoriye girip girmeyeceği, sadece bir ticaret anlaşmasının varlığına değil, bloğun o ürünle ilgili fiili ihale taahhütlerine bağlı olacak.
Konsey uzlaşması, AB ile kamu alımları ve serbest ticaret anlaşmaları olan ülkelerin uygun olup olmayacağına karar verme konusunda Komisyon’a geniş bir takdir yetkisi veren Komisyon’un ikili yaklaşımını yeniden şekillendirmeyi amaçlıyor.
Bu geniş yorum, 80’e yakın ülkenin uygun hale gelebileceği anlamına gelecek ve Fransa gibi AB üye ülkelerinde bu kapsamın genişliği konusunda endişelere yol açacaktı.
Fakat Sanayi Komiseri Stéphane Séjourné, “Made in Europe” kulübünün sadece 20 ülkeyle sınırlı olabileceğini belirtmişti.
Konsey uzlaşısı, delege yasalar yerine uygulama yasalarının kullanılmasını öngörüyor. Bu sayede AB üyeleri, üçüncü ülkelerin AB ürünlerine karşılıklı muamele uygulayıp uygulamadıklarına veya bağımlılık ve tedarik güvenliği konusundaki endişelere dayanarak, bu ülkelerin programa dahil edilmesi veya çıkarılması konusunda resmi söz hakkına sahip olacak.
IAA’nın genel amacı, kamu kaynaklarından yararlanarak ve tek pazara erişim imkânını kullanarak enerji yoğun sanayileri, net sıfır teknolojilerini ve otomotiv endüstrisini “haksız dış rekabet”ten korumak.
Buna, yerel içerik gerekliliklerini karşılayan veya “Made in Europe” tercihinden yararlanmaya hak kazanan ürünleri desteklemek amacıyla kamu alımlarının kullanılması da dahil.
Sistemin pratikte işler hale gelmesi için, Komisyon’un Access2Markets portalı aracılığıyla “ortak menşe muamelesi”ne hak kazanan ülkeler için ürüne özgü listeler tutması gerekecek.
Konsey, kapsamı belirlemek için bu araca güvenen ihale makamlarının, kamuya açık veritabanında yanlış bilgiler bulunması nedeniyle tek başına AB hukukunu ihlal etmiş sayılmayacağını öneriyor.
AB menşeini tanımlayan IAA’nın son derece önemli III. Bölümü’ne yapılan bir başka değişiklikle, Konsey ayrıca çelik ürünlerinin menşeini belirlemede “eritme ve dökme” kavramını getiriyor.
Bu da önlemi, geçen ay yürürlüğe giren daha sıkı AB çelik ithalat kotaları da dahil olmak üzere mevcut kurallarla uyumlu hale getiriyor.
Tasarıya ekli II. Ek’te Konsey, çelik, çimento ve alüminyum için zorunlu Avrupa menşeli içerik eşiklerini korurken, ilgili yetki devri kararları ve teknik şartnamelerin altı ay öncesinden yürürlükte olmaması durumunda bu eşiklerin 2029’da yürürlüğe girmesinin ertelenmesine izin veriyor.
Bu, IAA’nın uygulanmasına ilişkin zaman çizelgelerinin kayabileceği anlamına gelirken, taslak yönetmeliğin diğer unsurları zorunlu olmaktan çıkıp isteğe bağlı hale geldi.
Bu durum, Avrupa Parlamentosu ile müzakereler öncesinde Konsey’in Komisyon’un orijinal teklifinden ne kadar uzaklaştığını gösteriyor.
Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, yönetmeliğin yıl sonuna kadar kabul edilmesini istiyor.
Fakat Komisyon’un önerisi, yeniden yazımlar ve gecikmelerin ardından ancak mart ayında ortaya çıkmışken, Konsey hâlâ önemli değişiklikler yapıyor ve Parlamento’nun da eylül ayına kadar tutumunu kesinleştirmesi beklenmediğinden, zaman çizelgesi oldukça sıkışık görünüyor.
Avrupa
The Economist: AB Ukrayna’ya kapalı kapılar ardında baskı uyguluyor

Avrupa Birliği’ne katılmak isteyen Ukrayna, üyelik için gerekli olan reformların uygulanmasını geciktiriyor. The Economist dergisinin haberine göre Avrupa Birliği yönetimi kamusal alanda bu duruma göz yumarken Kiev yönetimine yönelik baskısını kapalı kapılar ardında sürdürüyor. Haberde, AB’nin gösterdiği diplomatik nezaketin reform sürecinde gerçek bir ilerleme sağlanmasını engelleyebileceği vurgulanıyor.
Avrupa Birliği’ne (AB) katılmayı hedefleyen Ukrayna, üyelik süreci kapsamında hayata geçirmesi gereken reformları geciktiriyor.
The Economist dergisinin aktardığına göre, AB yönetimi kamusal alanda bu duruma göz yumarken diplomatik baskıyı kapalı kapılar ardında yürütüyor.
Ukrayna’nın AB’ye katılım yolculuğunda altı müzakere başlığından (klasöründen) ilki haziran ayında açılmıştı. Bu başlık özellikle hukukun üstünlüğü, yargı reformu, yolsuzlukla mücadele ve kamu yönetimi reformunu kapsıyor. Kiev yönetiminin ilgili kanun tasarılarını altı ay önce kabul etmiş olması gerekiyordu.
Ancak Ukrayna hükümeti parlamentoya sadece dört tasarı sundu ve Ukrayna Parlamentosu (Verhovna Rada) bunlardan yalnızca ikisini kabul etti.
Ukrayna merkezli Yevropeyska Pravda gazetesinin haberine göre, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, haziran ayında parlamentodan geçen ve yargıçların dürüstlük denetimi prosedürlerinde değişiklik öngören tartışmalı yasayı imzalayarak yürürlüğe soktu.
The Economist, yaz aylarında eski başkan Vsevolod Knyazev’in rüşvet davasında beş yıl hapis cezasına çarptırıldığı Yargıtay reformu ile Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı gibi kurumların yetkilerini kısıtlamaya çalışan Başsavcılık reformuna ilişkin tasarılar üzerinde neredeyse hiçbir ilerleme sağlanamadığını kaydetti.
Haberde, AB’nin bu sorunlara göz yumduğu ifade edildi.
Yargı reformunun mali yardımın devamı için temel şartlardan biri olması gerekmesine rağmen, hiçbir ilerleme kaydedilmemesine bakılmaksızın 8 Haziran’da 2,8 milyar euro tutarındaki yedinci kredi diliminin serbest bırakıldığı aktarıldı.
AB baskısını kamuoyuna yansıtmıyor
Dergi, Avrupa Birliği için Ukrayna’yı açıkça eleştirmenin kolay bir görev olmadığını vurguladı. Avrupa Komisyonu temsilcisinin aktardığına göre, Kiev yönetimine yönelik baskı kapalı kapılar ardında yürütülüyor.
Ancak The Economist, bu tür bir diplomatik çekingenliğin gerçek bir ilerlemenin sağlanamaması anlamına gelebileceğini yazdı.
Ukraynalı bir milletvekilinin değerlendirmesine göre, hükümet kanadında “kriterlerin yeniden gözden geçirilebileceği veya gündemden tamamen kaldırılabileceği izlenimi oluşuyor.”
Yargıçların dürüstlük ve akrabalık bağları beyanlarına ilişkin yasa tasarısının ardından AB’nin “Pandora’nın kutusunu açtığını” belirten milletvekili, hassas konuları ilgilendiren her yasa tasarısında artık bu durumun yaşanacağını ifade etti.
The Economist, parlamentodaki milletvekillerinin, siyasileşmekle eleştirilen Devlet Soruşturma Bürosu’nun reformuna ilişkin “içi boşaltılmış” bir yasayı da aynı kolaylıkla geçirebileceklerine karar verebileceklerini kaydetti.
Öte yandan Polonya makamları, Ukraynalı oligarkların AB’ye katılmak istemediğini öne sürdü.
AB, Ukrayna ile üyelik müzakerelerini 2024 yazında başlattı. Avrupa Birliği, ülkeye adaylık statüsünü ise 2022 yazında vermişti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, katılım sürecinin ülkelerin kendi liyakatine dayalı olacağını ve bu süreçte hiçbir “kestirme yol” bulunmadığını vurgulamıştı.
AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada, birliğin aday ülkelerle etkileşimine ilişkin teorik olarak üç senaryo bulunduğunu açıkladı:
- Ülkelerin tam üyelik sağlandıktan sonra AB entegrasyonuna dahil olduğu mevcut kurallar çerçevesindeki senaryo,
- Ülkenin gerekli şartları yerine getirmesinin ardından belirli bir alandaki AB politikalarına katıldığı, halen Norveç ve İsviçre için geçerli olan kısmi sektörel entegrasyon senaryosu,
- Ülkenin “avans olarak” AB’ye alındığı tersine üyelik senaryosu.
Kos, tersine üyelik fikrinin reddedildiğini ve AB ile Ukrayna’nın ikinci senaryo üzerinde çalıştığını belirtti.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi5 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı











