Amerika
Trumpizmin iktisadi aklı – 2: Scott Bessent, Amerikan rüyası ve özel güzeldir

ABD Hazine Bakanı olarak ilk önemli ekonomi politikası konuşmasını yapan Scott Bessent, kendince Trump yönetiminin Amerikan ekonomisini “devlete bağımlılıktan” kurtarıp “özel sektör odaklı büyümeye” yöneltme yönündeki planını ortaya koyuyordu.
Geçen mart ayında New York Ekonomi Kulübü’nde konuşan eski Soros Fonu yöneticisi Bessent, Başkan Donald Trump’ın deregülasyon, kalıcı vergi indirimleri uygulama ve Amerikan sanayisini güçlendirmek için gümrük tarifelerini stratejik bir araç olarak kullanma niyetinde olduğunu açıkça belirtiyordu.
Scott Bessent, bu değişimle birlikte, önceki yönetimin “aşırıya kaçması” olarak tanımladığı durumu tersine çevirmeyi amaçlıyordu.
Bessent’e göre önceki hükümetler, fazla “devletçi” bir ekonomi politikası izliyor ve bu da inovasyon ve üretkenliği engelliyordu. Dolayısıyla ve tahmin edileceği üzere, ekonomide devlet müdahalesinin azaltılması gerekiyordu.
Geçtiğimiz yıl istihdam artışının %95’inden fazlasının kamu ve hükümete yakın sektörlerde yoğunlaştığını gösteren verilere işaret eden Scott Bessent, bu sektörlerin özel sektör işlerine kıyasla daha yavaş ücret artışı ve daha düşük verimlilik sunduğunu savunuyordu.
‘Bürokrasi’den ‘risk temelli’ düzenlemeye geçiş
Bessent şunu iddia ediyordu:
“Amerikan ekonomisi hükümet harcamaları ve kamu sektöründeki istihdam artışıyla yapay olarak desteklendi. İşletmelerin istihdam yaratma, yatırım ve inovasyona yön verdiği özel sektör destekli bir ekonomiye geri dönmeye odaklanmış durumdayız.”
Bu geçişi kolaylaştırmak için yönetim, Bessent’in küçük işletmelere gereksiz raporlama yükleri getirdiğini iddia ettiği Kurumsal Şeffaflık Yasasını askıya almayı planlıyordu.
Bessent ayrıca Trump’ın yatırım ve girişimciliği teşvik etmek için kalıcı vergi indirimleri, indirimli kurumlar vergisi oranları ve genişletilmiş küçük işletme kesintilerine olan bağlılığını yineliyordu.
Bakan, bankaların ekonomik büyümeyi yönlendirmede daha aktif bir rol oynamalarını sağlamak amacıyla finans sektörünü serbestleştirmek için “kapsamlı ve iddialı bir çaba” göstereceklerini de açıklıyordu.
Yönetim özellikle finans kuruluşlarının denetlenme şeklini elden geçirmeye odaklanarak, Bessent’in “bürokratik onay kutusu” olarak tanımladığı yaklaşımdan daha “risk temelli” bir düzenleme yaklaşımına geçmeyi hedefliyordu.
Hazine Bakanına göre tarifelerin üç hedefi
Konuşmanın bam teli, Scott Bessent’in agresif ticaret politikasını savunarak tarifelerin sadece korumacılıkla ilgili olmadığını, “daha rekabetçi ve dirençli bir ABD ekonomisi” yaratmakla ilgili olduğu yönündeki sözleriydi.
Olası enflasyonist etkilere ilişkin kaygıları reddeden Bakan, tarifelerin üç temel amaca hizmet ettiğini savunuyordu: gelir elde etmek, Amerikan sanayilerini ve çalışanlarını haksız uygulamalardan korumak ve ticaret görüşmelerinde güçlü bir müzakere aracı olarak hizmet etmek.
Bessent, “Başkan Trump’ın birçok kez söylediği gibi, ‘Tarife benim en sevdiğim kelimedir’. Ticaret ortakları misilleme yaparlarsa, daha da yüksek vergilerle karşı karşıya kalacaklar. Fakat müzakere etmek isterlerse, görüşmekten memnuniyet duyarız,” diyordu.
Bessent bu politikaya yönelik eleştirileri de reddederek, Trump’ın ticaret politikalarının ABD’nin küresel sahnedeki iktisadi gücünü yeniden tesis etmek üzere tasarlandığının altını çiziyordu.
Trumpizmin iktisadi aklı – 1: Stephen Miran ve doların devalüasyonu planı
‘Lehman momenti’nden ‘bırakın piyasalar çözsün’e
Yatırımcıların endişelerini gideren Bessent, yönetimin düşüşleri önlemek için hisse senedi piyasasına müdahale etme niyetinde olmadığını da açıkça ifade etti. Bu pozisyonun, Amerikan devletinin 2008-9 krizinde olduğu gibi bir “Lehman momenti” düşünmediğine, “piyasalar çözer” mantığına yaslandığına işaret ediyordu.
Nitekim Bessent, Trump yönetiminin “iktisadi sağlığın” bir göstergesi olarak hisse senedi fiyatlarından ziyade tahvil getirilerine odaklanmasına atıfta bulunarak, “Trump’ın yukarı yönlü çağrısı basit: eğer iyi politikalarımız varsa, o zaman piyasalar yükselecektir,” diyerek kestirip atıyordu.
Bessent ayrıca Trump’ın iktisadi siyasetinin, özellikle de ekonominin yeniden “özelleştirilmesinin”, faiz oranlarının düşmesine ve uzun vadeli piyasa güveninin artmasına katkıda bulunacağını öne sürüyordu.
Zaten Trump yönetiminin önüne koyduğu hedeflerden biri de yatırımcıları piyasa tarafından belirlenen faiz oranlarının düşmesi gerektiğine ikna etmek. Amerikan ekonomi yönetiminin üst düzey üyeleri özellikle on yıllık Hazine tahvillerinin getirisini düşürmek istiyor.
Bessent, Trump yönetiminin enerji fiyatlarını düşürerek ve regülasyonları kolaylaştırarak getirileri düşürebileceğini savunuyordu. Bakan, gümrük tarifeleri şokundan sonra ABD Hazine tahvillerindeki satışı da küçümseyerek “sistemik bir sorun” olmadığını söylüyordu.
Bessen, “Şu anda piyasalarda devam etmekte olan bu kaldıraç azaltma sarsıntılarından biri var,” diyor ve on yıllarca süren hedge-fon kariyerinde bunlara çok sık tanık olduğunu sözlerine ekliyordu: “Bu sabit gelirli piyasada kayıplar yaşayan ve kaldıraçlarını azaltmak zorunda kalan çok büyük kaldıraç oyuncuları var.”
Amerikan rüyasının önündeki engel: İşçilerin ucuz mallara erişimi…
“Ucuz mallara erişim Amerikan rüyasının özü değildir. Amerikan Rüyası, her vatandaşın refaha, yukarı doğru hareketliliğe ve iktisadi güvenliğe ulaşabileceği kavramına dayanır. Çok uzun zamandır, çok taraflı ticaret anlaşmalarının tasarımcıları bunu gözden kaçırdı.”
Bu iddianın doğal sonucu, “enflasyonla mücadele” programının arka sıralara itilmesi olurdu. Gerçekten de böyle: Bessent New York Ekonomi Kulübü’nde yaptığı konuşmada, “Bir süreklilik [continuum] içinde, enflasyon konusunda endişeli değilim,” diyerek buna işaret ediyordu.
“Wall Street harika işler yaptı, Wall Street iyi işler yapmaya devam edebilir. Fakat bu yönetim Main Street ile ilgili.” Bessent’in bu sözleri, Trump’ın da sık sık dile getirdiği bir hedef: “Main Street”, üretime, dükkancıya, mağazalara ve perakende satışlara odaklanma anlamına geliyor. Bessent, Trump’ın bu “cilasını” olduğu gibi tekrar ediyor.
Ekonomide ‘detoks’ zamanı: Yeniden dengeleme hesabı
Mart ayında gümrük tarifeleri ilk duyurulduğunda, Trump’a resesyon riski olup olmadığı soruluyor ve Başkan da yanıt olarak politikalarında bir “geçiş periyodu” olacağını kabul ediyordu.
Trump’tan sonra konuşan Scott Bessent ise CNBC’ye verdiği demeçte en alttaki %50’lik Amerikan işçisinin “öldüğünü”, en tepedeki %10’un tüketimdeki payının %40’a, %50’ye yakın olduğunu öne sürüyor ve bu dengesizliği sona erdirmekten bahsediyordu:
“Bakın, kamu harcamalarından özel harcamalara geçerken doğal bir ayarlama olacaktır. Piyasa ve ekonomi paçayı kaptırır hale geldi ve biz bu hükümet harcamalarına bağımlı hale geldik ve bir detoks dönemi olacak. Bir detoks dönemi olacak.
(…)
Bakın, bir uyumlulaştırma [adjustment] var. Acı olup olmadığını göreceğiz. Yapmaya çalıştığımız şey, dün New York Ekonomi Kulübü’nde bundan bahsettim. Kamudan özel sektöre geçmeye çalışıyoruz. Bankacılık sistemimizi yeniden işler hale getirmek için güvenli ve sağlam düzenlemeler yapacağımızdan bahsettim. Yani bankalar özel şirketlere kredi vermeli. İstihdam özel şirketlerden gelmeli, devletten değil. Doğru politikaları uygularsak çok yumuşak bir geçiş olacağından eminim.”
Scott Bessent bunun bir “uyum süreci” olduğuna hep dikkat çekiyor. Ronald Reagan’a, Jimmy Carter’a referansla, p dönemde bazı çalkantılar olduğunu kabul ediyor (ki bu başkanlara dizinin sonraki bölümünde değineceğiz), fakat bu isimlerin “rotayı koruduğunu”, kendilerinin de izledikleri rotaya sahip çıkacaklarını vurguluyor.
Bessent, CNBC sunucunusa, “bu sürdürülemez sistem yıllardır inşa edildiği” söylüyor, ticaretin önceki “sürdürülemez sisteminin” de bugünkü iktisadi belirsizliklerden sorumlu olduğunu sözlerine ekliyordu:
“Ticaret ortaklarımız bizden faydalandı. Bunu büyük bütçe fazlalarından görebiliyoruz. Bunu büyük bütçe açıklarından da görebiliyoruz.”
Küreselleşmeye mersiye mi?
Scott Bessent, ekim ayında The Economist’te yayınlanan bir yazısında, küreselleşmenin ABD’de artan eşitsizliği tetiklediğini ve bunun da toplumsal ve iktisadi eşitsizliklerin büyümesine yol açtığını belirtiyordu.
“Batılı orta sınıf ve işçi sınıfı nüfusları küreselleşmeye karşı giderek daha temkinli hale geliyor,” diye yazıyordu daha sonra Hazine Bakanı olacak finans yöneticisi, “Uluslararası ticaret sisteminin faydalarını korumanın tek yolu, sistemin bazı hatalı varsayımlarını sorgulamak ve mevcut durum için güncellemektir.”
Aynı yazıya başlarken, Bessent’in uluslararası iktisat ve ticaret politikaları ile güvenlik arasında sıkı bağlar kurma çağrısı yapması, yazı dizisinin ilk bölümünü okuyanlar için şaşırtıcı olmayacaktır. Bu fikir, yani ulusal güvenlik ile ekonomi ve ticaretin birbirinden ayrıştırılamaz olduğu fikri, bu döneme özgü değildir; “neoliberal” çağda da Amerikan ulusal güvenliği uluslararası iktisadi sisteme bağlıdır. Stephen Miran ve Bessent gibileri, bunun altını daha kalın çizmek, eski konfigürasyonun artık Amerikan ulusal güvenliği lehine çalışmadığını öne çıkarmak istiyorlar. Bessent yazıyor:
“Amerika Birleşik Devletleri uluslararası ekonomik düzenin yeniden şekillendirilmesinde daha aktif bir rol oynamalıdır. Uluslararası ticaret sistemini tamamen terk etmek Amerikan halkı ve müttefiklerimiz için bir felaket olacaktır. Bununla birlikte, mevcut durum güvenlik zafiyetleri yaratmaktadır ve Amerika Birleşik Devletleri için toplam ekonomik faydalar belirsizdir. Amerika’nın yeni nesil uluslararası iktisadi politikası, gerçek anlamda serbest ticaretin getirebileceği faydaları sağlamak için güvenlik ilişkilerini ve iktisadi ilişkileri daha yakından ilişkilendirmelidir. Ayarlamalara ihtiyaç vardır, fakat bunlar dikkatle ayarlanmalı ve bilinçli bir şekilde hızlandırılmalıdır.”
Küreselleşme yüzünden; 1) Çin yükselmiştir, 2) Amerikan ekonomisinin yapısını bozarak ABD’nin hasımları ile olan güç dengesi değişmiştir. Bessent’in tezleri bunlar. Uluslararası iktisadi entegrasyon, açık piyasalar ve küreselleşme küresel ekonominin kısa vadeli verimliliği artırıp malların maliyetini önemli ölçüde düşürerek enflasyonun frenlenmesine yardımcı olsa da, ticaretin serbestleştirilmesinin “bölüşüm” üzerindeki etkileri göz ardı edildi ve Amerika’daki eşitsizlik daha da kötüleşti.
Uyum süreci büyük ölçüde gerçekleşmemiş, bu da küresel ekonomide kalıcı dengesizliklere yol açmıştı. “Arzu edilen denge,” diye yazıyordu Bessent, “başta Çin olmak üzere Japonya, Güney Kore ve diğer ihracata bağımlı ekonomiler gibi yabancı hükümetlerin kasıtlı politika tercihleriyle engellenmiştir.”
Wolfgang Münchau: Trump’ın tarifeleri küreselleşmenin sonudur
Uluslararası ticaret ve güvenlik sistemine güncelleme arayışı
Yukarıda değinmiştik, Scott Bessent uluslararası ticaret sistemini terk etmeyi değil, yeniden düzenlemeyi savunuyor.
Ona göre birçok kusuruna rağmen, uluslararası ticaret sistemini terk etmek büyük bir iktisadi ve stratejik hata olur. Bunun yerine ABD, uluslararası ekonomideki “dengesizliklerin” kaynaklarını düzeltmeye yönelik politikalar benimseyecek.
Söylemeye gerek bile yok, elbette bu tedbirler “küresel bir temelde hareket etmeli”, zira iki tarafın bulunduğu eylemler dengesizliklerin altında yatan kaynağı ele almak yerine büyük ölçüde onların etrafından dolanıyor.
Bessent bu nedenle, Joe Biden döneminin alamatifarikası olan “sanayi politikaları” tartışmalarını yersiz buluyor, bunu elbette “devletçi” görüyor ve şöyle yazıyor:
“Geniş tabanlı gümrük tarifeleri gibi makroekonomik düzeydeki müdahaleler, sanayi politikası gibi genellikle hükümetin kazananları ve kaybedenleri seçmesine dayanan mikroekonomik müdahalelerden daha etkili olacaktır.”
ABD, müttefiklerine de bu doğrultuda müdahale etmelidir: Amerikan cari açığını kapatacak hamleler. Amerika’nın güvenlik garantileri ve pazar erişimi de, müttefiklerin “ortak güvenlik” için daha fazla harcama yapma ve ekonomilerini zaman içinde dengesizlikleri azaltacak şekilde yapılandırma taahhütleriyle bağlantılı olmalı; Bessent’in önerisi budur:
“Böylesi bağlantılı bir güvenlik ve iktisadi ittifaklar sistemi, Amerikan çıkarlarına uygun davranışları teşvik etmek için dinamik olmalıdır. Ülkeler, ortaya koydukları tercihlere göre bu ilişkiler sisteminin merkezine yaklaşabilir ya da uzaklaşabilir.
Uluslararası ekonominin daha net bir şekilde bölümlere ayrılması, dengesizliklerin altında yatan kaynaklarla yüzleşmek için şu anda baskın olan ikili yaklaşımdan daha etkili kaldıraçlar sağlayacaktır. Ayrıca, çevre dışında kalmanın maliyeti de yüksek olacaktır. ABD pazarlarına erişim olmadan, Çin’in kapasite fazlası diğer ülkelerin yerli üretiminin yaşayabilirliğini tehdit edecektir. Ayrıca ABD liderliğindeki bölgenin dışında kalan hegemonların savaş sonrası dönemde ABD kadar yardımsever olması da pek olası değildir.”
Amerika
Pete Hegseth, Avrupa komutanını görevinden uzaklaştırdı

ABD’nin Avrupa’daki komutanı, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in silahlı kuvvetlerdeki üst düzey subaylara yönelik tasfiyesinin en son kurbanı oldu.
Durumu yakından bilen kaynakların Financial Times’a (FT) aktardığına göre, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı mücadelesine destek verme çabalarında kilit rol oynayan bir özel kuvvetler emektarı olan General CD Donahue bugün emekliliğini açıklayacak.
Donahue, Hegseth’in Genelkurmay Başkanı General Randy George’u görevden almasının üzerinden sadece iki ay geçtikten sonra görevinden uzaklaştırılıyor.
Bu hamle, ABD ordusundaki tüm subaylar arasında hoşnutsuzluk yaratmıştı.
Donahue’nun görevden alınması, Pentagon’un Avrupa’daki komuta seviyesini düşürmeye hazırlandığı ve Başkan Donald Trump’ın, Avrupa’ya savunması ve Ukrayna’daki savaş konusunda daha fazla sorumluluk alması için baskılarını artırdığı bir dönemde gerçekleşiyor.
Irak, Suriye ve diğer çatışma bölgelerinde görev yapmış dört yıldızlı bir general olan Donahue, 2021 yılında dönemin Başkanı Joe Biden’ın ordunun ülkeden çekilmesini emretmesinin ardından Afganistan’dan ayrılan son ABD askeri olarak tanınmıştı.
Hegseth’in Donahue’yu neden görevden aldığı net değil. Fakat Pentagon şefi, Biden yönetiminin kaotik çekilme sürecini yönetme biçimini yüksek sesle eleştirmiş ve bunun arkasındaki koşullara ilişkin bir soruşturma emri vermişti.
Bu görevden alma kararı, ABD ordusunda yeni bir şok dalgası yaratacak. Birkaç eski üst düzey askeri yetkili, FT’ye Hegseth’in ordunun en üst kademelerine kadar tüm orduda etkili olan bir korku ortamı yarattığını söyledi.
Afrika’daki ABD kara kuvvetlerine de komuta etmiş olan Donahue, yirmi yılı aşkın bir süre boyunca üstlendiği önemli muharebe görevleri nedeniyle orduda büyük saygı görüyor.
The High Side haber bülteninde ABD özel harekat ve istihbarat uzmanı olarak yazan Sean Naylor, “Irak ve Afganistan savaşlarının en zorlu yıllarında ordunun en seçkin birliklerine komuta ederek kendini savaşta kanıtlamış bir subay olarak Donahue, ordunun hem özel harekat hem de konvansiyonel birimlerinde geniş çapta saygı görüyor,” dedi.
Son 18 ayda Hegseth, Genelkurmay Başkanı General CQ Brown ve ABD Donanması’nın ilk kadın harekat şefi Amiral Lisa Franchetti dahil olmak üzere onlarca subayı görevden aldı.
Ayrıca, Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ve ABD Siber Komutanlığı’nı yöneten Hava Kuvvetleri generali Timothy Haugh’u da görevden aldı ve kararlarının gerekçesini açıklamadan bir dizi üst düzey subayın terfisini engelledi.
Amerika
Zuckerberg, Polymarket benzeri tahmin platformu Arena üzerinde çalışıyor

Meta Üst Yöneticisi Mark Zuckerberg, şirkete Polymarket ve Kalshi benzeri bir tahmin pazarı uygulaması geliştirme talimatı verdi. The New York Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Arena kod adlı yeni platformun, başlangıçta gerçek para yerine oyun benzeri bir puan sistemiyle çalışması planlanıyor.
Meta Üst Yöneticisi Mark Zuckerberg, şirkete Polymarket ve Kalshi benzeri bir tahmin pazarı uygulaması geliştirilmesi yönünde talimat verdi.
The New York Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, şirket içinde Arena kod adıyla anılan yeni platformun geliştirme süreci başladı.
Yeni platformun Facebook, Instagram, WhatsApp ve Facebook Messenger gibi diğer Meta ürünlerinden tamamen bağımsız bir yapıda faaliyet göstermesi planlanıyor.
Kaynaklar, yeni platformda bahislerin gerçek parayla yapılmayacağını, bunun yerine bazı video oyunlarındaki gibi bir puan sisteminin kullanılacağını belirtti.
Bununla birlikte Meta’nın gelecekte platforma gerçek parayla tahmin yapma özelliği ekleme ihtimalini dışlamadığı da kaydedildi.
Kullanıcıların spor, siyaset ve diğer birçok alandaki gelişmelerin sonuçlarına “evet” veya “hayır” tokenları satın alarak bahis oynadığı platformlar tahmin pazarı olarak adlandırılıyor.
Tokenların piyasa fiyatı, olayın gerçekleşme olasılığına yönelik kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar değerindeki bir token, olayın gerçekleşme ihtimalinin yüzde 20 olduğunu gösteriyor.
Doğru tahminde bulunan tokenlar sahiplerine 1 dolar kazandırırken, kaybedenlerin değeri sıfırlanıyor. Tokenlar, ilgili süreç sonuçlanana kadar platform içinde bir borsa gibi işlem görebiliyor.
Kaynaklar, Meta’nın yeni platformu öncelikli olarak kendi bünyesindeki sosyal ağlardan büyük bir kitleyi çekerek büyütmeyi hedeflediğini aktardı.
Şirket içinden kaynaklar ise Arena uygulamasının henüz geliştirme aşamasında olduğunu ve kullanıma sunulmama ihtimalinin bulunduğunu vurguladı.
Bu gelişme, Meta’nın tahmin pazarlarına yönelik ilk girişimi değil. Şirket, 2020 yılında kitle kaynak kullanımına dayanan ve insanların yeni tip koronavirüs salgınının ilk günlerinde tahminlerde bulunmasını sağlayan Forecast adlı bir uygulama yayımlamıştı.
Kitle kaynaklı verilerin paylaşılması için bir platform olarak konumlandırılan ve yine puan sistemi kullanan bu uygulama, Meta tarafından 2022 yılında kapatılmıştı.
Diğer yandan The Wall Street Journal gazetesi, 22 Haziran’da yayımladığı haberde, küresel kripto bahis platformu Polymarket’ın öğrencilere sahte bahis ve kazanç videoları çekmeleri için ödeme yaptığını iddia etmişti.
Sosyal medyada yayımlanan 1105 videoyu inceleyen gazeteciler, görüntülerde gerçek Polymarket sitesinin kullanılmadığını ve “kazançlı” olduğu iddia edilen bazı bahislerin gerçekte zarar etmiş olabileceğini ortaya koymuştu.
ABD Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu (CFTC) ise 10 Haziran’da Kalshi ve Polymarket gibi tahmin pazarlarına yönelik yeni kurallar önermişti.
Federal mevzuat uyarınca hangi bahislerin yasal kabul edileceğini tanımlayan bu kurallar, spor bahislerinin büyük bölümüne izin vermeye devam ederken olası manipülasyonları engellemeyi amaçlıyor.
ABD pazarında faaliyet gösteren Kalshi, bu yıl bahis hacminde Polymarket’ı geride bıraktı.
The Block’un verilerine göre, haziran ayının tamamlanmamış verilerinde Kalshi’nin işlem hacmi 18,36 milyar dolar olarak kaydedilirken, Polymarket 6,77 milyar dolarda, Polymarket’ın ABD kolu olan Polymarket US ise 2 milyar dolarda kaldı.
Lachlan Murdoch yönetimindeki News Corp şirketine bağlı olan FOX kanalı, bu yılın ilkbaharında Kalshi ile ortaklık kurarak platformun tahmin verilerini haber ve yayın akışlarına entegre etmişti.
The Wall Street Journal’ın Polymarket incelemesi de Kalshi’nin 2027-2028 yıllarında yapmayı planladığı halka arz hazırlıklarının kamuoyuna yansımasının ardından yayımlandı. Geçen ay 22 milyar dolar değerlemeye ulaşan platform, borsaya kote olmak için görüşmelerini sürdürüyor.
Tahmin pazarlarının işleyişi son bir yılda ABD’de çok sayıda hukuki ihtilafa da yol açtı.
Nevada, Washington, Michigan, Wisconsin, Illinois, Arizona, Connecticut ve New York gibi eyaletlerin yönetimleri, bu platformlardaki bahisleri kumar kapsamında değerlendirerek kripto platformlarına ve CFTC’ye karşı hukuki süreçler yürütüyor.
Google çalışanı gizli verileri Polymarket bahislerinde kullanmakla suçlanıyor
Amerika
ABD, Altın Kubbe füze savunma sistemini ilk kez test etti

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, “Amerika için Altın Kubbe” programı kapsamındaki ilk anahtar testin başarıyla tamamlandığını ve sistemin insansız hava araçları ile seyir füzelerini başarıyla imha ettiğini duyurdu. Hegseth, projenin eski ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu gerçeğe dönüştürdüğünü iddia etti.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Amerika için Altın Kubbe” programı kapsamındaki ilk anahtar testin başarıyla tamamlandığını bildirdi.
Hegseth, teste bizzat tanıklık etme onuruna eriştiğini kaydetti.
Test sürecinde ileri yönlendirilmiş enerji teknolojilerinin kullanıldığını aktaran Hegseth, sistemin insansız hava araçları ve seyir füzeleri de dahil olmak üzere yaklaşan hedefleri otonom olarak tespit edip imha ettiğini belirtti.
Bakan Hegseth, tüm hedeflerin vurulduğunu ve testin tamamen planlanan takvime uygun şekilde gerçekleştirildiğini ifade etti.
Askerlerin yeni nesil teknolojilerle entegrasyon sürecini yerinde incelediğini belirten ABD Savaş Bakanı, “Başkan Donald Trump, Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu gerçeğe dönüştürüyor. Altın Kubbe ile savunma bakanlığımız vatanımızı her zamankinden daha güçlü şekilde koruyacak. Altın Kubbe gerçektir, güçlüdür ve planlandığı gibi ilerlemektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Altın Kubbe (Golden Dome), Amerika ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler dahil olmak üzere her türlü füze tehdidine karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir füze savunma sistemi.
Nükleer silahları, seyir füzelerini, balistik ve hipersonik füzeler ile insansız hava araçlarını engellemek üzere tasarlanan proje, yaklaşan tehditleri tespit etmek, izlemek ve önlemek amacıyla kurulacak bir uydu ağına dayanıyor.
Bu savunma kalkanının, tespit ve takip işlemleri için yüzlerce uydudan oluşması öngörülüyor.
ABD Başkanı Donald Trump, küresel füze savunma sisteminin kurulmasına ilişkin başkanlık kararnamesini Ocak 2025’te imzalamıştı.
Rusya ve Çin ise projeyi küresel istikrara yönelik bir tehdit olarak nitelendirmişti.
İngiliz The Guardian gazetesinin daha önce yayımladığı haberde, Trump’ın iddialarının aksine, yeni füze savunma sisteminin ikinci başkanlık döneminin sona ereceği 2028 yılına kadar tamamen hazır olamayacağı belirtilmişti.
Sistemin tek bir aşamada değil, kademeli olarak devreye alınacağı; Pentagon’un ilk aşamada veri sistemlerinin entegrasyonuna odaklanacağı, ardından ise uzay konuşlu silahların geliştirilmesi üzerinde çalışacağı aktarılmıştı.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4
Dünya Basını6 gün önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak










