Asya
Yuan ABD doları karşısında zirveye çıkarken, Çinli ihracatçılar sınavla karşı karşıya

Pekin, para biriminin küreselleşmesine yardımcı olmak için daha güçlü bir yuan politikasını destekliyor; ancak bu yükseliş ülkenin ihracat devleri için sorunlar yaratabilir.
Çin Merkez Bankası, Pekin’in para birimini uluslararasılaştırma çabalarını sürdürdüğü ve ABD doları varlıklarına yönelik küresel güvenin dalgalanmaya devam ettiği bir dönemde, yuanın ABD doları karşısındaki kurunu üç yılı aşkın sürenin en güçlü seviyesinde belirledi.
Çin Halk Bankası, perşembe günü yuanın orta nokta kurunu ABD doları başına 6,8487 olarak belirledi; bu, Nisan 2023’ten bu yana en güçlü seviye oldu. Günlük piyasa işlemleri için referans olarak kullanılan sabitleme kuru bir gün önce 6,8562 seviyesindeydi.
Analistler, Çin para biriminin önümüzdeki aylarda değer kazanmaya devam etmesini — yıl sonuna kadar ABD doları başına 6,65 seviyesine kadar yükselmesini — bekliyor; ancak bu yükseliş ülkenin devasa ihracat sektörü için sorunlar yaratabilir.
Yuanın yükselişi, ABD doları varlıklarına yönelik yatırımcı güveninin dalgalanmaya devam ettiği bir döneme denk geliyor. Dolar, Washington’daki politika belirsizliği, Federal Rezerv’in bağımsızlığı ve Amerika’nın uzun vadeli mali sürdürülebilirliğine ilişkin endişeler nedeniyle son aylarda baskı altında kaldı.
ABD dolar endeksi çarşamba günü 97,97 seviyesindeydi; yılın başında ise 119,61 seviyesindeydi.
Perşembe günkü yükseliş yuan için yeni bir kilometre taşına işaret etse de, South China Morning Post’a konuşan Mizuho Securities Asia kıdemli Çin stratejisti Serena Zhou’ya göre piyasalar bu hamle karşısında hazırlıksız yakalanmadı.
“Bugünkü sabitleme daha çok Orta Doğu’daki gelişmelerin desteklediği Asya piyasası hissiyatındaki iyileşmeyi yansıtıyor” dedi.
“ABD ve İran’ın bir barış anlaşmasına yaklaşıyor olabileceği beklentileri hisse senetlerini yükseltti ve yuana yönelik güveni artırdı” diye ekledi.
Zhou, yuanın bu çeyrekte ABD doları başına 6,80’e, yıl sonuna kadar ise 6,65’e ulaşacağını öngörüyor.
“Çin’in ticareti yeniden dengeleme ve iç tüketimi artırma yönündeki politika hedefleri, kademeli olarak güçlenen bir para birimiyle genel olarak uyumlu” dedi.
Yuan kuru, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında mayıs ortasında Pekin’de gerçekleşmesi beklenen zirvede gündem maddelerinden biri olabilir.
ABD lideri daha önce Pekin’i zayıf bir para birimini koruyarak “haksız” ticaret avantajları elde etmekle suçlamıştı; Çin Merkez Bankası Başkanı ise mart ayındaki bir toplantıda bu iddiayı bir kez daha reddetti.
Bu arada, küresel bir “dolarsızlaşma” dalgasına ilişkin tartışmalar artarken Pekin, yuanın sınır ötesi kullanımını artırma ve dolar temelli finansal sisteme alternatif yaratma çabalarına hız veriyor.
Birleşik Arap Emirlikleri, nisan ayında dolar arzında kesinti yaşanması durumunda petrol işlemlerini yuan cinsinden gerçekleştirebileceğinin sinyalini verdi.
Uluslararası Ödemeler Bankası bu ay, yuanın küresel döviz işlemleri içindeki payının 2013’teki yüzde 2 seviyesinden yüzde 8,8’e yükseldiğini bildirdi. Bankaya göre Çin para birimi, yüzde 7’yi aşan payıyla sınır ötesi ticaret ödemelerindeki pay bakımından artık küresel ölçekte üçüncü sırada yer alıyor.
ABD Merkez Bankası, 29 Nisan’da faiz oranlarını üst üste üçüncü toplantıda sabit tuttu ve federal fonlama faizini yüzde 3,5 ile yüzde 3,75 aralığında korudu. Piyasalar, en az 2027 başına kadar faiz değişikliği olmayacağını fiyatladı. Trump’ın Fed Başkanı Jerome Powell’ın yerine aday gösterdiği Kevin Warsh’ün Senato tarafından önümüzdeki hafta kadar erken bir tarihte onaylanması bekleniyor.
Yuan, bu yıl şu ana kadar ABD doları karşısında toplam yüzde 2,64 değer kazandı.
Zhou ayrıca, “İhracatçılar, değer kazanma beklentilerinin artmasıyla dolar varlıklarını yeniden yuana çevirmeye giderek daha istekli hâle geliyor” dedi ve “takas davranışındaki bu değişim, kendi başına para birimine ek destek sağlıyor” diye belirtti.
Çin’in ihracat makinesi, yuanın yükselişine rağmen şimdiye kadar dirençli kalmayı başardı. Gümrük verilerine göre ülkenin ihracatı bu yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 11,9 arttı.
Soochow Securities, ocak ayındaki bir raporunda güçlü yuanın Çin’in ihracat rekabetçiliği üzerindeki etkisinin birçok kişinin varsaydığından daha sınırlı olabileceğini savundu; zira Çinli ihracatçıların başarısı artık fiyat avantajlarından çok teknolojik yetkinliğe dayanıyordu.
Rapora göre, yuanın sınır ötesi ticaret ödemelerinde artan kullanımı da Çinli ihracatçıları kur dalgalanmalarına karşı daha az duyarlı hâle getirdi.
Bununla birlikte, döviz zararları son aylarda önde gelen birçok Çinli şirketin kârları üzerinde önemli bir yük hâline geldi ve işletmeler üzerinde kur riski yönetimini güçlendirme yönünde yenilenmiş bir baskı yarattı.
Çinli elektrikli araç devi BYD, şirketin borsa bildirimine göre 2025’in ilk çeyreğinde yaklaşık 1,9 milyar yuanlık (279 milyon ABD doları) döviz kazancından bu yılın ilk çeyreğinde 2,1 milyar yuanlık zarara geçti; bu, net kârları üzerinde ağır baskı yaratan yaklaşık 4 milyar yuanlık bir kazanç darbesi anlamına geldi.
Optik modül üreticisi Eoptolink’in finansman giderleri, büyük ölçüde döviz zararları nedeniyle yıllık bazda yüzde 1.678 artarak 522 milyon yuana yükselirken, inşaat ekipmanları devi Sany Heavy Industry ilk çeyrekte kur kaynaklı yaklaşık 800 milyon yuan zarar kaydetti.
Zhou, “Büyük ihracatçılar genellikle vadeli işlem sözleşmeleri ve opsiyonlar aracılığıyla büyük kur hareketlerine karşı korunma sağlar” dedi. “Gerçek etki çoğu zaman manşet rakamların ima ettiğinden daha yönetilebilir olur” diye ekledi.
Asya
Güney Kore: Trump’ın itirazlarına rağmen ortak tatbikatlar devam ediyor

ABD Başkanı Trump’ın Güney Kore ile tatbikatların kapsamını daraltma kararı, Seul’e ticaret konusunda baskı olarak yorumlanıyor.
Güney Kore, ABD Başkanı Donald Trump’ın ortak askeri tatbikatların kapsamını daraltma kararına temkinli bir yanıt verdi. Analistler bu adımı, Lee Jae Myung hükümetine ilave ticari tavizler vermesi için baskıyı artırma girişimi olarak değerlendiriyor.
Trump, pazar günü sosyal medyada yaptığı paylaşımda, yıllık tatbikatların “maliyetli” olduğunu belirterek kararı buna bağladı ve tatbikatların Kuzey Kore’ye “tamamen uygunsuz ve düşmanca” bir mesaj gönderdiğini söyledi. Trump ayrıca Güney Kore’nin, “İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer silahlardan arındırılması” konusunda ABD’ye katılmayı reddetmesini de gerekçe gösterdi.
Ulchi Freedom Shield tatbikatları pazartesi günü başladı. Güney Kore Savunma Bakanlığı, tatbikatların planlandığı şekilde sürdüğünü ve 27 Ağustos’a kadar devam edeceğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığı yorum talebine yanıt vermezken, Devlet Başkanlığı Sarayı da Trump’ın mesajına ilişkin henüz herhangi bir açıklama yayımlamadı. Pazartesi günü Güney Kore’de resmi tatil.
Asan Politika Çalışmaları Enstitüsü Başkan Yardımcısı Cha Du-hyeogn, ABD Başkanı’nın paylaşımının “Güney Kore’ye karşı bir baskı aracı işlevi gördüğünü, aynı zamanda Kuzey Kore üzerinde baskı kurmanın da bir yolu olduğunu” söyledi.
Nikkei Asia’ya konuşan Cha, “Mesaj şu: Aşırı saldırgan adımlar atmaktan kaçınır ve beklerseniz, önünüze bir fırsat çıkabilir” dedi.
“Gerçekte Trump’ın mesajı Lee Jae Myung yönetimine baskı yapmayı amaçlıyor. Bu güvenlik garantileri olmadan gerçekten dayanabilir misiniz? Sonuçta bu, ‘İster ticarette ister başka alanlarda olsun, bize daha fazlasını verin’ demenin başka bir yolu.”
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, cumartesi günü yaptığı Kurtuluş Günü konuşmasında Kuzey Kore konusunda çok taraflı görüşmeler önerdi. Konuşma, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Kore Yarımadası’nın Japon sömürge yönetiminden kurtuluşunun 81. yıldönümü dolayısıyla yapıldı.
Lee, “çok eski bir savaşı” sona erdirmek ve Kuzey Kore’nin nükleer silah kapasitesini geliştirmesini durdurmak için “ilgili taraflar” arasında görüşmeler başlatmayı teklif etti. Kore Savaşı’ndaki aktif çatışmalar 1953’te bir barış anlaşmasıyla değil, ateşkesle sona ermişti. Bu nedenle iki Kore teknik olarak hâlâ savaş halinde bulunuyor.
Kuzey Kore, Trump’ın mesajına henüz yorum yapmadı. Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı cuma günü ABD-Güney Kore ortak tatbikatını “saldırgan bir savaşın provası” olarak nitelendirmişti.
Seul’deki Ewha Üniversitesi’nden Profesör Leif-Eric Easley, “ABD-Güney Kore ortak savunma tatbikatları, askeri güçlerin görevlerini yerine getirmeye hazır ve yetkin olması açısından hayati öneme sahip” dedi.
“Tatbikatların kapsamını daraltmak, ittifak içi koordinasyona zarar verebilir, Güney Kore’nin kendi savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmesi sürecini yavaşlatabilir ve Asya’daki olası çatışmalara karşı caydırıcılığı zayıflatabilir” diye ekledi.
Ticaret cephesinde Seul ve Washington, ABD’nin Güney Kore’den ithal edilen ürünlere uyguladığı yüzde 12,5’lik gümrük tarifeleri ve Güney Kore’nin ABD’de gerçekleştireceği 350 milyar dolarlık yatırımın nasıl tahsis edileceği konusunda görüşmeler yürütüyor.
Trump pazar günü yaptığı paylaşımda, tatbikatları iptal etmek için “çok geç” olduğu gerekçesiyle ABD ordusunun ortak tatbikatların kapsamını “önemli ölçüde azaltacağını” yazdı. Trump ayrıca Kim Jong Un ile “çok iyi bir ilişkisi” olduğunu ve Kuzey Kore’nin “tehditkâr olmayan ve saygılı” bir tutum sergilediğini ifade etti.
Trump ile Kim’in son görüşmesi 2019 yılında Panmunjom’da gerçekleşmişti. Trump cumartesi günü sosyal medyada iki liderin birlikte çekilmiş bir fotoğrafını paylaşarak, “Kim Jong Un ile ÇOK İYİ anlaşıyoruz!” diye yazdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise bu ay yaptığı açıklamada, 50 bine kadar Kuzey Kore askerinin ülkesine karşı konuşlandırıldığını söyledi ve Güney Kore’den Ukrayna’nın hava savunmasına destek vermesini istedi.
Asya
Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi 30 yılın zirvesine çıktı

Japonya’nın 10 yıllık devlet tahvil faizi, zayıf yenin enflasyon kaygılarını artırması ve yatırımcıların gelecek ay faiz artırımı yapılacağına yönelik beklentilerini güçlendirmesiyle son 30 yılın en yüksek seviyesine çıktı ve yakından izlenen yüzde 3 seviyesine yaklaştı.
Gösterge niteliğindeki 10 yıllık devlet tahvil faizi pazartesi günü yüzde 2,93’e kadar yükselerek 1996’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Tahvil faizleri fiyatlarla ters yönde hareket ediyor.
Traderlar ve analistler, faizdeki yükselişin, zayıf yen ve İran’daki savaş nedeniyle yüksek seyreden petrol fiyatlarının enflasyonu hızlandıracağı yönündeki yatırımcı beklentilerini yansıttığını söyledi. Yatırımcılar ayrıca Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) eylül ayında faiz artıracağı varsayımını da fiyatlıyor.
Deutsche Bank analisti Shoki Omori, yüzde 3 seviyesinin “mali güvenilirlik açısından kritik bir savunma hattı” olduğunu söyledi. Bunun nedeni, hükümet bütçesinde varsayılan faiz oranının bu seviyede bulunması.
Financial Times’a kobuşan Omori, yüzde 3 seviyesine ulaşılmasının “hükümetin öngörmediği bir faiz artışına işaret edeceğini” belirtti.
SMBC Nikko Başekonomisti Junichi Makino ise, “Enflasyon beklentilerindeki [yüzde 2’ye yakın seviyeye] yükseliş, yenin son dönemdeki zayıflığını yansıtıyor gibi görünüyor” dedi.
Makino, enflasyon beklentilerinin BoJ’un yaklaşık yüzde 1,2 olarak tahmin ettiği temel enflasyon seviyesine doğru gerilemesi halinde tahvil faizinin yeniden yüzde 2 bandına düşebileceğini ekledi.
Yen, geçen ayın sonunda ABD ve Japonya tarafından gerçekleştirilen eşgüdümlü müdahalelere rağmen değer kaybetmeye devam etti ve bu müdahaleler sonrasında elde ettiği kazanımların yarısını geri verdi.
Dolar karşısında 40 yılın en düşük seviyesi olan 164 yenden yaklaşık 155 yene kadar hızla değer kazanan Japon para birimi, yeniden zayıflayarak yaklaşık 159 yen seviyesinden işlem görmeye başladı.
10 yıllık tahvil faizi yükselişi, Japonya ekonomisinin haziran sonuna kadarki üç aylık dönemde beklenmedik şekilde yavaşlamasıyla aynı zamana denk geldi. Bu durum, BoJ’un yaklaşan faiz kararını daha da karmaşık hale getirebilir.
Pazartesi günü açıklanan verilere göre reel GSYH, ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış bazda yüzde 1,1 büyüdü. Bu oran, ekonomistlerin beklediği yüzde 2’lik büyümenin oldukça altında kaldı.
Goldman Sachs analistleri, “Özel tüketim ve sermaye harcamaları geriledi; bu da özel sektör kaynaklı iç talebin zayıflığını ortaya koyuyor” değerlendirmesinde bulundu.
LSEG verilerine göre yatırımcıların çoğunluğu hâlâ BoJ’un eylül ayında politika faizini yüzde 1,25’e yükseltmesini bekliyor. Ayrıca yatırımcılar, merkez bankasının faiz artışlarının hızını artıracağı ihtimaline giderek daha fazla oynuyor.
Nikkei Asia: ABD-Japonya yen müdahalesi Tokyo için bir başka yenilgi
Asya
Çin enerji ablukası riskine karşı koruma sistemi kurdu

Çin, son yirmi yılda oluşturduğu enerji krizlerinden korunma sistemi sayesinde Ortadoğu’daki savaşın en ağır sonuçlarından korunmayı başardı. Financial Times’ın aktardığına göre Pekin, petrol ve doğalgaz ithalatına bağımlılığı azaltarak olası bir ABD deniz ablukasına karşı kırılganlığını düşürmeyi hedefliyor.
Çin, son yirmi yıllık süreçte hayata geçirdiği enerji krizlerine karşı savunma sistemiyle Ortadoğu’daki savaşın en ağır sonuçlarından korunmayı başardı.
Financial Times’ın (FT) haberine göre Pekin yönetimi, doğalgaz ve petrol ithalatına olan bağımlılığını azaltmaya ve bunun doğrudan bir sonucu olarak ABD ile gelecekte yaşanabilecek olası bir çatışma senaryosunda ortaya çıkacak deniz ablukası riskine karşı kırılganlığını en aza indirmeye odaklandı.
Çin bu hedef doğrultusunda yerli üretimi artırdı, enerji verimliliğini yükseltti, alternatif yakıtlara yöneldi; hidroelektrik, rüzgar ve güneş enerjisinin gelişimini hızlandırdı. Ülke aynı zamanda ulaşım sektörünü kapsamlı biçimde elektrikle çalışacak şekilde dönüştürdü.
FT’nin aktardığı verilere göre, elektrikli araçlar halihazırda günde yaklaşık 1 milyon varil benzin ve dizel yakıtın yerini alıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) tahminine göre bu miktar 2035 yılına kadar günde 4 milyon varilin üzerine çıkacak. Çin hükümeti ise petrol tüketiminin mevcut on yılın sonundan önce zirveye ulaşmasını bekliyor.
Pekin yönetimi ithalat kaynaklarını ve güzergahlarını da çeşitlendirdi; Rusya ve Orta Asya’dan boru hatları üzerinden yapılan sevkiyatları artırırken Ortadoğu ülkeleri dahil olmak üzere tedarikçi ağını genişletti.
Stratejinin bir diğer ayağını ise büyük ölçekli petrol rezervlerinin oluşturulması teşkil etti. FT’nin değerlendirmesine göre Çin’in petrol stokları, ülkenin ithalat ihtiyacını 100 günden fazla süreyle tamamen ikame etmeye yetecek düzeyde, yani 1 milyar varilin üzerinde bulunuyor.
2026 yılının ilk altı ayında Çin’in petrol ithalatı günlük 1,3 milyon varilden fazla azalırken, ülke içi yakıt arzı genel olarak istikrarını korudu.
İran savaşı sürecinde yeşil enerji yatırımları arttı
ABD’nin İran ile yürüttüğü savaş nedeniyle petrole olan talebin düşmesi ve enerji fiyatlarının yükselmesi karşısında Çin, yeşil enerji yatırımlarını hızlandırdı.
Yılın ilk yarısında Çin’in “Kuşak ve Yol” girişimi kapsamındaki yeşil enerji projelerine sağlanan finansman rekor kırarak 20,1 milyar dolara ulaştı ve 2025 yılının tamamındaki toplam seviyeyi geride bıraktı.
Queensland Üniversitesi ile Şanghay Yeşil Finans ve Kalkınma Merkezi’nin ortak araştırmasında, söz konusu tutarın 11,8 milyar dolarını inşaat projelerinin, 8,3 milyar dolarını ise doğrudan yatırımların oluşturduğu kaydedildi.
Girişim çerçevesindeki toplam işlem hacmi bir önceki yıl kaydedilen 123,3 milyar dolara kıyasla 126,3 milyar dolar oldu.
Asya Toplumu Politika Enstitüsü Çin İklim Merkezi Direktörü Li Şuo, özel yatırımlardaki bu artışın Çin’in temiz teknolojiler alanındaki küresel rekabet gücünü ortaya koyduğunu belirtti.
Yatırımlardaki bu yükseliş; ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının petrol ve doğalgaz fiyatlarını artırdığı, yapay zekanın gelişimiyle birlikte küresel çapta elektrik ve veri merkezi altyapısı talebinin tırmandığı bir döneme denk geldi.
Bloomberg mayıs ayında yayımladığı verilerde, Çin’in güneş paneli ihracatının yüzde 80, lityum iyon batarya ihracatının ise yüzde 34 arttığını bildirmişti.
The Washington Post gazetesi ise Pekin’in İran’daki savaşı askeri, ekonomik, diplomatik ve diğer alanlarda ABD’ye karşı üstünlük elde etmek amacıyla kullandığını kaydetti.
Dünya Basını2 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını6 gün önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio yapay zeka balonu ve küresel borç krizini değerlendirdi
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Asya2 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi












