Amerika
ABD, alıkoyduğu Marinera tankerinin mürettebatını yargılayacak

ABD, yaptırımları deldiği gerekçesiyle Kuzey Atlantik’te el koyduğu Marinera tankerinin mürettebatını yargılamaya hazırlanıyor. Beyaz Saray, geminin Venezuela’nın “gölge filosuna” ait olduğunu ve sahte bayrak taşıdığını savundu.
ABD ordusu, dün Kuzey Atlantik’te Rusya bayrağı taşıyan petrol tankeri Marinera‘yı federal mahkeme emrine dayanarak alıkoydu. ABD Avrupa Komutanlığı, gerekçe olarak Amerikan yaptırımlarının ihlal edilmesini gösterdi.
Gelişmenin ardından bir brifing düzenleyen Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD’nin gemi mürettebatını yargılamaya niyetli olduğunu vurguladı.
Beyaz Saray’a göre Marinera tankeri, Venezuela’nın “gölge filosunun” bir parçası haline geldi. Leavitt, tankerin ABD yaptırımlarını ihlal ederek yasa dışı yollarla Venezuela petrolü taşıdığını belirtti.
Venezuela petrolünün sevkiyatından elde edilen tüm gelirlerin, ABD’nin kontrolündeki hesaplara aktarılacağı açıklandı.
Beyaz Saray Sözcüsü, gelir dağılımının yasallığını ve dürüstlüğünü sağlamak amacıyla bu fonların uluslararası alanda tanınan bankalarda tutulacağını ifade etti.
Leavitt, ABD yönetiminin Venezuela petrolünün satış işlemlerini gerçekleştirebilmek için ülkeye yönelik daha önce getirilen yaptırımları seçici olarak kaldıracağını söyledi.
Sözcü, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalanmasının ardından Venezuela’da faaliyet gösteren geçici yönetimin, Amerikan yaptırımları kapsamındaki petrolü Washington’a devretmeyi kabul ettiğini belirtti. Leavitt, enerji kaynağının kısa süre içinde ABD’ye ulaşacağını kaydetti.
Sözcü, Marinera’dan sonra alıkonulan Sophia tankerinin herhangi bir ülkeye ait olmadığını savundu.
Leavitt, Marinera tankerinin de herhangi bir devletin mülkiyetinde bulunmadığını belirterek, geminin “sahte bayrak” altında seyrettiğini öne sürdü.
Moskova’dan sert tepki: Fiili korsanlık
Rus ekonomi gazetesi Vedomosti’ye demeç veren Yüksek Ekonomi Okulu (VŞE) Kapsamlı Avrupa ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Müdür Yardımcısı Dmitriy Suslov, Rus tankerinin tarafsız sularda İngiltere’nin desteğiyle ABD tarafından ele geçirilmesini “fiili korsanlık eylemi” olarak nitelendirdi.
Suslov, bunun Amerikan yasalarının sınır ötesi uygulanmasının bir sonucu olduğunu ve Rusya’nın bu durumu protesto ettiğini söyledi.
Suslov, yaşananları Washington tarafından gerçekleştirilen “çok ciddi bir gerilimi yükseltme hamlesi” olarak değerlendirdi.
Suslov’a göre bu durum, Ukrayna meselesiyle doğrudan ilgili ve Rusya-ABD ilişkilerinin gelecekteki seyrini olumsuz etkileyecek.
Moskova Devlet Diplomasi Enstitüsü (MGIMO) Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı Nikolay Silayev, Moskova’nın tankerin ABD askerleri tarafından İngiliz desteğiyle ele geçirilmesine, Ukrayna etrafındaki diplomasiden bağımsız başka bir yanıt bulabileceğini belirtti.
Silayev, ABD’nin “ileri atılma” ve “geri çekilme” hamlelerine rağmen stratejik çizgisini koruduğunu savundu.
Silayev, bu stratejiyi “Ukrayna’da Rusya ile doğrudan çatışmadan kaçınmak, Amerikan müdahil oluşunu dozunda tutmak ve Ukrayna için para harcamamak” şeklinde özetledi.
Bakanlıklardan açıklama
Rusya Dışişleri Bakanlığı, tankerin alıkonulmasının ardından durumu takip ettiğini ve gemideki Ruslara onurlu davranılmasını talep ettiğini açıkladı.
Bakanlık, ABD’den mürettebatın hak ve çıkarlarına titizlikle uymasını ve Rus vatandaşlarının en kısa sürede ülkelerine dönmesine engel olmamasını istedi.
Rusya Ulaştırma Bakanlığı ise 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin içeriğini hatırlattı.
Bakanlık, belgenin açık denizlerde seyrüsefer serbestisi rejimini öngördüğünü ve bu kapsamda hiçbir ülkenin, başka devletlerin yargı yetkisinde usulüne uygun olarak kayıtlı gemilere karşı güç kullanma hakkına sahip olmadığını vurguladı.
Amerika
Sam Altman: AI konusunda bize güvenin

OpenAI’ın patronu Sam Altman, insanların şirketine ve benzeri kuruluşlara doğru şeyi yapacaklarına dair daha fazla güven duymaları gerektiğini söyledi.
Altman, salı günü San Francisco’da düzenlenen Salesforce’un Dreamforce konferansında, “Dünya, doğru olanı yapacağımıza güvenmeli çünkü bu doğru olan şey ve biz bunun öneminin farkındayız,” dedi.
Öte yandan Altman, araçların yeteneklerinin hızla gelişmesi nedeniyle insanların yapay zeka konusundaki endişelerinin haklı olduğunu da belirtti.
Altman, yapay zeka şirketlerinin kendi kendilerini denetleyebilecek durumda olduklarını söyledi.
“Bunu doğru bir şekilde halledeceğiz,” diyen Altman, şirketlerin “uyum ve güvenliği yeteneklerin çok ötesinde” tutamazlarsa “hızlarını yavaşlatacaklarını ya da duracaklarını” da sözlerine ekledi.
Altman, “sektör genelinde yeni teknolojilerle birlikte bir dereceye kadar kazaların kaçınılmaz olduğunu” savundu.
Büyük şirketlerin “yapay zekayı yavaşlatma” çağrısı hisseleri vurdu
CEO, federal kurumlar tarafından yürütülen kaza raporlamaları, bunlardan çıkarılan dersler ve düzenlemeler sayesinde hava yolculuğunun ne kadar güvenli hale geldiğine dikkat çekti ve şöyle devam etti:
“Muhtemelen, ne yazık ki, herhangi bir yeni teknolojiyle ilgili kazalar kaçınılmaz ve bu konuda şeffaf bir raporlama kültürüne sahip olmalıyız.”
Altman, şirketlerin “güvenli bir şekilde ilerleyemeyeceğimiz bir noktaya gelirsek, hızımızı azaltmaya veya durmaya” hazırlıklı olmaları gerektiğini söyledi.
Sosyal medyayı “ibretlik bir örnek” olarak gösteren Altman, sosyal platformların gerçek faydalar sağladığını, fakat toplum üzerindeki, özellikle de gençler üzerindeki etkilerinin “sadece olumlu” olmadığını söyledi.
Kısa videoları, doğası gereği kötü olmasa da yine de tehlikeli olabilecek bir teknoloji örneği olarak öne çıkardı.
“Kısa videoların doğası gereği kötü olduğunu düşünmüyorum, ancak tehlikeli olduklarını düşünüyorum,” diyen Altman, sorumluluğun ebeveynler, şirketler ve hükümetler arasında paylaşıldığını da ekledi.
Altman, bu tür videoları izleyerek rahatlamayı sevdiğini ancak çocuklarının izlemesine izin vermeyeceğini belirtti.
OpenAI CEO’su, yapay zeka teknolojisini “tanrılardan gelen ateş”e benzeterek, dünyanın sohbet robotları ve kodlama ajanlarından sonra, yapay zekanın insanların adına proaktif olarak işleri yürütebileceği üçüncü bir dalganın eşiğinde olduğunu söyledi:
“İnsanları gerçekten daha yetenekli ve daha güçlü kılacak harika ürünleri nasıl geliştireceğimizi anlamak konusunda henüz yolun başındayız.”
İnsan işlerinde büyük bir atalet olduğunu ve teknolojinin tam anlamıyla yaygınlaşmasının yıllar alacağını belirtti.
Bu arada Washington’da konuşan Senatör Bernie Sanders ve eski Trump danışmanı Steve Bannon, ikisi de yapay zekanın daha sıkı bir şekilde denetlenmesi çağrısında bulundu.
Altman’ın yorumlarının ardından Mark Zuckerberg X’te bir yazı yayınlayarak, her yapay zeka şirketinin güvenlik konusunda “kendi adımlarını atma” yeteneğine ve motivasyonuna sahip olduğunu belirtti.
Meta CEO’su, “Uyum konusuna odaklanmayan her laboratuvar geride kalacaktır,” diye yazdı:
“Modelleri zarar verirse laboratuvarlar önemli bir sorumlulukla karşı karşıya kalır, bu nedenle bunu önlemek için de güçlü bir motivasyonları vardır. Uyum, insan etik fikirlerini ve ilkelerini yapay zekaya entegre etmeyi amaçlayan bir alandır. Başka bir deyişle, yapay zekayı insanların değer verdiği şeylerle uyumlu tutmayı hedefler.”
Nvidia CEO’su Jensen Huang, aynı konferansta, teknolojinin yeni sürümlerinin piyasaya sürülüp sürülmeyeceğine yapay zeka şirketlerinin karar vermesi gerektiğini ve bu kararın dış güçler tarafından yönetilmemesi gerektiğini söyledi.
“Yeni yasalara veya düzenlemelere ihtiyacımız yok,” diyen Huang, inovasyon hızı ile yapay zeka ürünlerinin güvenliği arasında “yanlış bir seçim” yapılmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Huang ayrıca, güvenliğin bir “mühendislik sorunu” olduğunu ve şirketlerin bir ürüne olan güvenlerini yitirmeleri halinde “bir ara vermeleri” gerektiğini savundu.
Amerika
Trump, İsrail’e tarihin en büyük bomba sevkiyatına hazırlanıyor

Trump yönetiminin İsrail’e 2,8 milyar dolar değerinde, yaklaşık 900 kilogram ağırlığında 40 bin ağır bomba göndermeye hazırlandığı bildirildi.
Paketin ABD’nin modern tarihindeki en büyük konvansiyonel bomba sevkiyatı olabileceği belirtiliyor.
Washington Post’un ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberine göre silah paketi, 20 bin MK-84 ve 20 bin BLU-117 bombasının yanı sıra 20 bin I-2000 delici savaş başlığını kapsıyor.
İşlem resmi olarak “silah satışı” şeklinde tanımlansa da finansman ABD’nin Yabancı Askerî Finansman programından karşılanacak.
Bu program kapsamında Washington, İsrail’in Amerikan silahlarını satın almak için kullanacağı parayı kendisi sağlıyor.
Trump yönetimi, Kongre’ye onay baskısı yapıyor
Önerilen silah sevkiyatı hakkında Kongre komisyonlarına gayriresmi bildirimde bulunuldu. Trump yönetiminin, paketin onaylanması için Kongre yetkililerine baskı yaptığı bildirildi.
Muhafazakâr yorumcu Tucker Carlson, habere ilişkin değerlendirmesinde planlanan sevkiyatın benzeri görülmemiş boyutlarına dikkat çekerek kararı sert biçimde eleştirdi.
Carlson, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu, modern ABD tarihinde konvansiyonel patlayıcı mühimmatın tek seferde gerçekleştirilen en büyük sevkiyatı gibi görünüyor” dedi.
Carlson, Amerikan ölçü birimiyle 40 bin tona, metrik sistemle yaklaşık 36 bin 300 tona karşılık gelen sevkiyatı İkinci Dünya Savaşı bombardımanlarıyla karşılaştırdı.
ABD Sekizinci Hava Kuvvetlerinin Mart 1945’te Berlin’e düzenlediği saldırıda yaklaşık 3 bin ton, Tokyo’ya yönelik Meetinghouse Harekâtı’nda ise yaklaşık 1600 ton bomba kullanıldığını hatırlattı.
Carlson: İsrail, İkinci Dünya Savaşı mı yürütüyor?
Carlson, planlanan sevkiyatın büyüklüğünün tarihsel bir benzerinin bulunmadığını belirterek bu silahların bölgede kullanılmasının askeri gerekçesini sorguladı.
Carlson, “Bunun hiçbir haklı gerekçesi de yok” diyerek sevkiyatın boyutunun İsrail’in “İkinci Dünya Savaşı yürüttüğünü” düşündürecek düzeyde olduğunu ifade etti.
Silahların yoğun nüfuslu bölgelerde kullanılmasının ağır sonuçlar doğuracağını vurgulayan Carlson, MK-84 bombasının binaları yıkabilecek ve derin kraterler açabilecek güçte olduğunu belirtti.
Carlson ayrıca İsrail ordusunun Gazze’de bu bombalardan yüzlercesini kullandığını hatırlattı.
“Vergi mükelleflerinin parasıyla İsrail’e hediye”
Carlson, silahların Yabancı Askeri Finansman programıyla karşılanacak olmasına dikkat çekerek işlemin geleneksel bir silah satışından ziyade Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla İsrail’e verilen bir hediye olduğunu savundu.
ABD Senatörü Chris Van Hollen da silah paketine karşı çıkacağını açıkladı. Van Hollen, İsrail güçleri Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürürken Trump yönetiminin vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen bombaları İsrail’e göndermek istediğini söyledi.
Trump yönetimi, henüz sonuçlanmayan silah sevkiyatı hakkında ayrıntılı açıklama yapmayı reddetti.
Amerika
ABD, Avrupa ve Orta Doğu’ya verdiği askeri yardımları Amerika kıtasına kaydıracak

Trump yönetimi, Orta ve Güney Amerika’daki muhafazakâr eğilimli hükümetleri desteklemek amacıyla Avrupa ve Orta Doğu’daki ülkelere sağlanan on milyonlarca dolarlık ABD askeri yardımını kesiyor.
Dışişleri Bakanlığı salı günü Kongre’ye, Slovakya, Kuzey Makedonya, Tunus ve Irak’a ayrılan 52 milyon dolarlık dış askeri finansmanı Panama, Peru, Ekvador ve Kolombiya’ya yeniden tahsis edeceğini bildirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio geçen hafta Kolombiya, Ekvador ve Peru’yu ziyaret etti ve Trump yönetiminin dış politikasında “Batı Yarımküre”ye öncelik vererek uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ve yasadışı göç konularına ağırlık verdiği için bu ülkelere ek destek sözü verdi.
Bu, Başkan Donald Trump’ın NATO müttefiklerinin savunma bütçelerine yeterince harcama yapmadıkları ve diğer konulardaki şikayetlerine yanıt olarak Avrupa’ya ayrılan fonların veya asker sevkiyatlarının azaltılmasına yönelik bir dizi adımın en sonuncusu.
Hem Kuzey Makedonya hem de Slovakya NATO üyesi.
Fakat bu gelişme, yönetimin “Batı Yarımküre”ye özel bir önem verip sağcı hükümetlerle sıkı bir işbirliği içine girmesiyle aynı zamana denk geliyor.
Yabancı askeri finansman, alıcı ülkelere ABD vergi mükelleflerinin paralarını sağlayarak, bu ülkelerin Amerikan savunma şirketlerinden askeri teçhizat satın almalarına imkân tanıyor.
Dışişleri Bakanlığı, bu fonların “kendi bölgemizde uyuşturucu terörizmiyle mücadele etmek ve Panama Kanalı’nın güvenliğini sağlamaya devam etmek” için kullanılacağını belirterek, “Batı Yarımküre”nin tarihsel olarak ABD’nin askeri yardım programlarında ihmal edildiğini de ekledi.
“Bu fonlar, düşmanların yarımküremizde stratejik dayanaklar kurmasını engelleyecek,” diyen bakanlık, Latin Amerika’daki varlığını güçlendirmeye yönelik çabalarını giderek artıran Çin’e üstü kapalı bir gönderme yaptı.
Bu fon aktarımının Tunus, Irak, Kuzey Makedonya veya Slovakya’ya yönelik yabancı askeri finansmanı ortadan kaldırmadığı belirtildi; fakat bu ülkelere ayrılan kesin tutarın ne kadar olduğu netleşmedi.
Bununla birlikte Dışişleri Bakanlığı, mevcut finansman dağılımının “yönetimin Batı Yarımküre’ye verdiği öncelikle” uyuşmadığını belirtti.
Avrupa1 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa1 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa1 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya1 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Ortadoğu1 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Dünya Basını2 hafta önceÇin-Mısır ortak tatbikatı, Pekin’in askeri erişiminin göstergesi
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 3: Kapitalizmin (önlenemeyen) ölümleri
Diplomasi2 hafta önceXi Jinping 10 yıl sonra Kahire’de: Hedef stratejik ortaklık








