Bizi Takip Edin

Diplomasi

Çin, ABD’nin silah satışı sonrası Tayvan etrafında tatbikatlar başlattı

Yayınlanma

Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), Washington’un Tayvan’a şimdiye kadarki en büyük silah satışını onaylamasının hemen ardından, ulusal birliği korumak için “meşru ve gerekli” olarak nitelendirdiği Tayvan çevresinde tatbikatlara başladı.

Halk Kurtuluş Ordusu Doğu Bölge Komutanlığı sözcüsü Kıdemli Albay Shi Yi, tatbikatın “bağımsızlıkçı güçlere” ve dış müdahaleye karşı bir uyarı olduğunu söyledi.

“Adalet Misyonu 2025” olarak adlandırılan tatbikatların Tayvan Boğazı ve Tayvan ana adasının kuzey, güneybatı, güneydoğu ve doğu bölgelerindeki sularda ve hava sahasında gerçekleştirildiğini belirtti.

Shi, tatbikatın Doğu Bölge Komutanlığı’na bağlı kara, deniz, hava ve roket kuvvetleri tarafından yürütüldüğünü söyledi.

Komutanlık ayrı bir açıklamada, canlı ateş tatbikatlarının salı günü sabah 8 ile akşam 6 arasında yapılacağını duyurdu.

Shi, “Bu, ‘Tayvan bağımsızlığı’ ayrılıkçı güçlerine karşı sert bir uyarıdır ve Çin’in egemenliğini ve ulusal birliğini korumak için meşru ve gerekli bir eylemdir” dedi.

Tatbikatın hava ve denizde savaş hazırlığı devriyeleri, önemli liman ve bölgelerin ablukası ve “ada zinciri”nin ötesinde caydırıcılık içereceğini söyledi.

Çin devlet televizyonu CCTV’nin haberine göre, PLA, “Tayvan Boğazı’nın orta kesimindeki hava ve deniz alanlarına” savaş uçakları, bombardıman uçakları, insansız hava araçları ve diğer varlıkları gönderdi ve uzun menzilli ateş gücüyle koordineli olarak “kara tabanlı hareketli hedefleri hedef alan tatbikatlar gerçekleştirerek hassas vuruş yeteneklerini test etti”.

Doğu Bölge Komutanlığı, denizdeki hedeflere saldırı, bölgesel hava kontrolü ve denizaltı karşıtı tatbikatlar içeren senaryolar için destroyerlerin ve savaş uçaklarının da Tayvan’ın doğusuna konuşlandırıldığını söyledi.

Pekin, Birleşmiş Milletler kararı doğrultusunda Tayvan’ı Çin’in bir parçası olarak görüyor ve gerekirse zorla yeniden birleşmeyi hedefliyor.

ABD ve Japonya dahil çoğu ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor, ancak Washington, adaya silah tedarik etmeye, askeri ve maddi destek vermeye devam ediyor.

ABD’ye mesaj

Devlet medyası, pazartesi günü yapılan büyük çaplı tatbikatları hem Tayvan’a hem de ABD’ye bir mesaj olarak nitelendirdi.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun Ulusal Savunma Üniversitesi’nde ulusal güvenlik konusunda uzman olan Tümgeneral Meng Xiangqing, PLA’nın medya merkezi tarafından yönetilen sosyal medya hesabı China Military Bugle’a verdiği demeçte, “Çin Halk Kurtuluş Ordusu, Tayvan’daki bağımsızlık güçlerini cezalandırmak ve ABD’yi caydırmak için birçok stratejik seçeneğe sahiptir. Ve bu tatbikatı istedikleri zaman savaşa dönüştürebilirler” dedi.

South China Morning Post’un haberine göre, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Askeri Bilimler Akademisi’nden uzman Fu Zhengnan, bu haftaki tatbikatın ana nedenlerinden biri olarak “ABD ve Tayvan arasında son zamanlarda sıkça görülen ve doğası gereği aşırı derecede ciddi olan gizli anlaşmaları” gösterdi.

CCTV’nin kontrolündeki sosyal medya hesabı Yuyuan Tantian’da yayınlanan bir videoda konuşan Fu, Washington’un Tayvan için önerdiği son silah paketinin çoğunlukla saldırı silahlarından oluştuğunu ve bunun 1972 ile 1982 yılları arasında imzalanan ABD-Çin ortak bildirilerini ihlal ettiğini söyledi.

Fu, silah satışının Tayvan’ın askeri sistemini fiilen Amerika’nın “doğal bir uzantısı” haline getireceğini ve bunun da “Çin ile ABD arasında doğrudan ve çatışmalı bir çatışma riskini artıracağını” söyledi.

“Tekrar tekrar yaptığımız uyarıları göz ardı ederek, ABD ve Tayvan ciddi bir işbirliği ve provokasyona girişti” diyen Fu, PLA tatbikatlarının “meşru ve yasal bir zorunlu tepki” olduğunu da sözlerine ekledi.

11,1 milyar dolarlık silah satışı

Tatbikatlar, Washington’un Tayvan’a silah satışını onaylamasının hemen ardından gerçekleştirildi. Pekin, bu kararı “Çin’in iç işlerine açık bir müdahale” olarak nitelendirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı 17 Aralık’ta Tayvan’a 11,1 milyar dolarlık silah paketi onayladığını duyurdu. Bu, adanın tarihindeki en büyük silah satışı olarak biliniyor. Satışın ABD Kongresi tarafından onaylanması gerekiyor.

Paket, 82 adet Yüksek Hareket Kabiliyetli Topçu Roket Sistemi (Himars) için 4 milyar dolar ve 60 adet kendinden tahrikli obüs için 4 milyar dolar içeriyor. Ayrıca, toplam değeri 3 milyar dolar olan “taktik görev” yazılımı, Javelin tanksavar füzeleri, helikopter parçaları ve Harpoon gemi savar füzelerini yenilemek için gerekli kitler de pakete dahil.

Çin Dışişleri Bakanlığı’nın Kuzey Amerika ve Okyanusya İşleri Birimi pazartesi günü, ABD’yi yetmiş yıl önce Tayvan Boğazı’na savaş gemileri göndererek “Çin’in yeniden birleşmesine askeri olarak müdahale etmek ve engel olmakla” suçladı.

Sosyal medyada yayınlanan bir açıklamada, ABD’nin “Çin’in tam yeniden birleşmesi için Çin’e borçlu olduğu” belirtildi ve Washington’dan “Tayvan’a silah satışının ciddi sonuçlarını” kabul etmesi istendi.

Tayvan konusunda Pekin ile çatışmanın “ABD’nin çıkarına olmadığı” belirtildi ve Washington’dan Çin’in “temel çıkarlarına” saygı duyması istendi.

Tatbikatlar dizisi

Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun tatbikatları, bu yıl Tayvan yakınlarında düzenlenen ikinci büyük çaplı savaş oyunları. Çin Halk Kurtuluş Ordusu, Tayvan lideri William Lai Ching-te’nin Çin anakarasını “düşman güç” olarak nitelendirip Tayvan’da askeri mahkeme sistemini yeniden kurmak da dahil olmak üzere bir dizi güvenlik önlemi açıklamasının hemen ardından nisan ayında da büyük çaplı bir tatbikat düzenlemişti.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Üniversitesi’nden Meng, bu haftaki tatbikatların enerji ve sivil ulaşım yolları gibi önemli tedarikler için hayati öneme sahip bölgelerde yapıldığını söyledi.

Keelung Limanı yakınlarında bir tatbikat yapıldığını ve Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun Tayvan’ın kuzeyindeki bu stratejik limanı etkili bir şekilde “kapatabileceğini” belirtti.

Meng, Kaohsiung yakınlarındaki güneyde PLA’nın faaliyetlerinin, adanın en büyük deniz üssü olan Zuoying’e atıfta bulunarak, “[Tayvan’ın] en hayati askeri üssüne karşı bir kıskacı hareketi” mümkün kılabileceğini söyledi.

Tayvan’ın doğusunda da, “ayrılıkçıların kaçmasını engellerken aynı zamanda dışarıdan yardım gelmesini önlemek” için “savaş koruma bölgesi” olarak görülen bir bölgede tatbikat yapıldığını söyledi.

Tayvan ana muhalefetinden Lai’ye tepki

Tayvan yönetimi de, PLA’nın baskısı altında savaşa hazır olup olmadığını test etmek için “kentsel direnç” tatbikatları başlattı

Tayvan yönetimi pazartesi günü sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, “ÇHC’nin mantıksız provokasyonlarını şiddetle kınadığını ve bölgesel barışı baltalayan PLA’nın eylemlerine karşı çıktığını” savundu.

Tayvan ordusunun “hızlı müdahale tatbikatları” yaptığını söyledi.

Adanın muhalefet lideri Cheng Li-wun ise, pazartesi günü bir radyo röportajında Lai’yi eleştirerek, onun “sürekli olarak [Pekin’i] kışkırttığını ve kırmızı çizgileri aştığını” ve bunun “sadece bir çıkmaza yol açarak Tayvan’daki 23 milyon insanı da beraberinde sürükleyeceğini” söyledi.

Daha önce olduğu gibi, pazartesi günü PLA tatbikatları sırasında Çin anakarasından sahil güvenlik gemileri de gönderildi. Sahil güvenlik, gemilerinin kuzey, güneybatı ve doğudan Tayvan’a yaklaştığını gösteren bir görüntü yayınladı; doğu kıyısı açıklarında birkaç gemi görünüyordu.

Tayvan’a bakan anakara eyaletinde bulunan Fujian sahil güvenliği, Tayvan’ı çevreleyen sularda ve Fujian’a yakın ancak Taipei tarafından yönetilen Matsu ve Wuqiu adaları yakınlarında devriye gezdiğini söyledi.

Diplomasi

Ermenistan’da balık üreticileri ihracat krizi nedeniyle ayakta

Yayınlanma

Ermenistan’daki balık üreticileri, Rusya pazarının kapanması ve AB pazarına ihracatın henüz fiilen mümkün olmaması nedeniyle hükümet binası önünde protesto düzenledi. Ellerinde kalan 15 bin ton canlı balık ve Rusya sınırından dönen ürünler için vize başvurusunda bulunan üreticiler, acil destek talep ediyor.

Ermenistan’da faaliyet gösteren balık üreticileri, Rusya pazarının tamamen kapanması ve yeni açıldığı duyurulan Avrupa Birliği (AB) pazarına fiilen ihracat yapılamaması gerekçesiyle başkent Erivan’daki hükümet binası önünde protesto gösterisi başlattı.

Taleplerini iletmek üzere başbakan yardımcılarından biriyle görüşmek isteyen üreticiler, sektörün büyük bir çıkmaza girdiğini belirtiyor.

Ermenistan Balıkçılık Birliği Başkanı Gor Grigoryan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AB pazarının kendileri için şu aşamada ulaşılamaz olduğunu kaydetti.

Grigoryan, “Elimizde şu anda 15 bin ton canlı balık stoğu var ve bu hacmin Avrupa pazarında eritilmesi gerçekçi değil. Ayrıca Rusya sınırından geri çevrilen ve soğuk hava depolarında bekletilen ürünlerimiz bulunuyor” dedi.

Yeni pazarlara açılma adımlarını olumlu bulduklarını ancak bu pazarlarda kalıcı olana kadar ayakta kalabilmek için devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Grigoryan, Avrupa’daki tüketicilerin Ermenistan balığını hazırda beklemediğini ve bunun için titiz bir çalışma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Grigoryan, bazı balıkçılık işletmelerinin 2025 yılında AB pazarına ihracat yapabilmek amacıyla başvuru gerçekleştirdiğini, fakat şu ana kadar herhangi bir tescil veya onay işleminin yapılmadığını aktardı.

Ermeni ihracatçıların uzun yıllar boyunca yaptıkları pazar analizleri sonucunda Rusya yönüne odaklandıklarını belirten birlik başkanı, bu ana rotanın artık tamamen kapalı olduğunu hatırlattı.

Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor), haziran ayı başında Ermenistan’dan yapılan balık ve balık ürünleri ithalatına yönelik sertifikasyon işlemlerini geçici olarak askıya almış, 26 Haziran itibarıyla da kısıtlamaları sektörün tamamını kapsayacak şekilde genişletmişti.

Rusya Tüm Balıkçılık İşletmeleri, Girişimcileri ve İhracatçıları Birliği Başkanı German Zverev, Ermenistan’ın Rusya için önemli bir alabalık tedarikçisi olduğunu ancak bu kısıtlamaların Rusya içinde bir arz sıkıntısı yaratmayacağını belirtmişti. Zverev, Erivan için ise Rusya pazarının hayati önem taşıdığına dikkat çekmişti.

Buna karşın Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB pazarının Ermeni balıklarına açıldığını ve Ermeni şirketlerin tarihte ilk kez AB ülkelerine balık ile balık ürünleri gönderme hakkı elde ettiğini duyurmuştu.

Ermenistan, son yıllarda AB ile yakınlaşma politikasını sürdürüyor. Ülke parlamentosu 2025 yılında Avrupa entegrasyon sürecini başlatan yasayı kabul etmiş olsa da hükümet yetkilileri, üyeliğin ülke ekonomisi için taşıdığı önem nedeniyle Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) şu aşamada çıkmayı planlamadıklarını defalarca yineledi. Başbakan Nikol Paşinyan ise AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak tanımlamaya devam ediyor.

Ermenistan’ın Batı ile entegrasyon adımlarının hız kazanması, Moskova ile ilişkilerde soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan tarafının AB ile AEB arasında bir an önce net bir seçim yapması gerektiğini belirterek, bu durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etmişti.

Mayıs ayında ise AEB üyesi Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Ermenistan’a AB ile birlik arasında seçim yapacağı bir referandumu gecikmeden düzenlemesi çağrısında bulunmuştu.

Rusya, son aylarda balık ürünlerinin yanı sıra Ermenistan’dan ithal edilen taze sebze, meyve, çiçek ve alkollü içecekler gibi diğer ürün gruplarına da çeşitli kısıtlamalar getirdi.

Rosselhoznadzor Başkanı Sergey Dankvert, bu kararların arkasında siyasi nedenler bulunmadığını, sorunun Ermenistan’daki üretim süreçlerindeki yapısal aksaklıklardan kaynaklandığını savundu.

Dankvert, ülkede çok sayıda küçük üretici bulunmasına rağmen etkin bir kooperatifleşme ve iç denetim mekanizmasının bulunmadığını işaret etti.

Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın attığı bu adımları “ekonomik baskı” olarak nitelendirerek, Ermenistan için bir destek paketi hazırladıklarını ve Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini kolaylaştıracak önlemler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.

Reuters’ın aktardığı resmi istatistiklere göre, 2025 yılında Ermenistan’ın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile gerçekleştirilirken, Avrupa Birliği’nin payı yüzde 11 civarında kaldı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Panama ile Çin denizcilik anlaşmasını yeniliyor

Yayınlanma

Panama, Çin limanlarında kendi bandırasını taşıyan gemilere gümrük tarifelerinde öncelik ve bürokratik kolaylık sağlayan deniz taşımacılığı anlaşmasını yenilemek üzere Pekin yönetimiyle uzlaştı. Panama Dışişleri Bakanlığının resmi açıklamasıyla duyurulan gelişme, Panama Kanalı’ndaki iki limanın işletme hakkına sahip Hong Kong merkezli bir şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesinin ardından yaşanan gerilimi takip ediyor.

Panama hükümeti, Çin limanlarında Panama bandıralı gemilere çeşitli avantajlar sunan deniz taşımacılığı anlaşmasının yenilenmesi konusunda Çin yönetimiyle mutabakata varıldığını açıkladı.

Söz konusu uzlaşı, Panama Kanalı bünyesindeki iki limanın işletme imtiyazına sahip olan Hong Kong merkezli bir şirketin sözleşmesinin iptal edilmesini takiben, Panama bandıralı gemilerin Çin limanlarında daha sıkı denetimlerle karşı karşıya kaldığı yönündeki şikayetlerin ardından geldi.

Panama Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, geçen hafta Pekin’de gerçekleştirilen müzakerelerin ardından iki ülkenin “uzlaşıya vardığı” ve anlaşmanın “yenilenme prosedürlerinin başlatılacağı” ifade edildi.

Bu yıl süresi dolacak olan mevcut anlaşma, Çin limanlarında Panama bayrağı taşıyan gemilere yönelik gümrük tarifelerinde tercihli kolaylıklar ve daha sade bürokratik kurallar sunuyor.

Yerel basında çıkan haberlere göre, 2026 yılında yaklaşık 500 Panama gemisi Çin limanlarında denetlenmek üzere alıkonulmuştu.

Ancak Dışişleri Bakan Vekili Carlos Hoyos pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu denetim sayılarının artık “tarihi seviyelere” geri döndüğünü belirtti.

Çin’in Panama gemilerine yönelik denetimleri sıkılaştırması, Orta Amerika ülkesindeki bir mahkemenin, kanal bünyesindeki iki terminali işleten Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketinin iştiraki Panama Ports Company’nin sözleşmesini iptal etme kararının ardından yoğunlaşmıştı.

Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Panama Kanalı’nın Çin tarafından yönetildiği argümanıyla bu kritik su yolu üzerinde kontrol sağlama girişimlerinde bulunmuştu.

Buna karşın Panama Kanalı, Panama hükümetinden özerk olan bağımsız bir devlet kurumu tarafından idare ediliyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete dönmeyi reddetmesi üzerine askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Financial Times’ın batılı yetkililere dayandırdığı habere göre, Kiev’e destek veren ülkeler orduda acilen istikrar sağlanmasını ve güvenilir isimlerin göreve getirilmesini talep ediyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete geri dönmeyi kabul etmemesiyle birlikte askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya.

Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu durum Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’nin geleceğine yönelik karar alma sürecini daha da zorlaştırıyor.

Ukrayna’ya destek veren batılı ortaklar, Zelenskiy yönetimine silahlı kuvvetlerle ilgili sorunları bir an önce çözüme kavuşturma çağrısı yaptı. Gazeteye konuşan batılı bir yetkili, “Biz sizin ana finansörünüzüz ve bize istikrar gerekiyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.

Protestolar 16 şehre yayıldı

Fedorov’a destek amacıyla 16 Temmuz Perşembe günü Kiev’de başlayan protestolar en az 16 şehre yayıldı. Yaşanan bu süreç, Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Sırskiy ile ilgili kararsızlığını derinleştirdi.

FT, bu düzeyde bir askeri yöneticinin görevden alınmasının devletin savunma kabiliyetine zarar verme riski taşıdığını, ancak değişim taleplerinin yanıtsız bırakılmasının da Zelenskiy’nin halk desteğini daha fazla düşürebileceğini belirtiyor.

Ayrıca, Rusya ile yaşanan silahlı çatışma döneminde kariyer basamaklarını tırmanan genç subayların üst kademelerde görev alma talebi her geçen gün artıyor.

Gazeteye konuşan kaynaklar, bu yeni nesil komutanların muharebe sahasının değişen gerçeklerini ve yeni teknolojileri daha iyi kavradığını aktarıyor.

Zelenskiy’nin Fedorov’a geniş yetkiler sunmak istediği, ancak eski bakanın sadece Savunma Bakanlığı görevine dönmeye sıcak baktığı ifade ediliyor.

Ukrayna lideri, Fedorov’a doğrudan devlet başkanına bağlı çalışabileceği, savunmada inovasyon ve askeri reform süreçlerini denetleyebileceği Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi (SNHB) bünyesinde bir pozisyon önerdi.

Bu formüle göre Fedorov, Savunma Bakanlığı ve ordunun idari yapısı dışında kalarak savunma teknolojileri programlarını yönetebilecek, uzun menzilli silah üretimini artırma çabalarını koordine edebilecek ve askeri sanayiye yabancı yatırım çekme görevini üstlenebilecekti.

Kaynaklar, Zelenskiy’nin Fedorov ile hafta sonu görüştüğünü ve istifasından bu yana kendisiyle neredeyse her gün temas halinde olduğunu belirtiyor. Devlet başkanının sunduğu diğer alternatif görevlerin tamamı da Fedorov tarafından geri çevrildi.

Kiev’deki bakan değişimi Berlin ve Brüksel’i sarstı

Sırskiy ve Fedorov arasındaki doktrin ayrılığı

Eski Savunma Bakanı Fedorov geçen hafta görevinden ayrılmış, yerine bu yılın başından beri Ukrayna Güvenlik Servisini (SBU) yöneten Yevgeniy Hmara atanmıştı.

İstifasının ardından Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i yolsuzluk ve “stratejik öngörüsüzlükle” suçlayarak görevden alınması çağrısı yapmıştı. Fedorov ayrıca, genelkurmay başkanının Zelenskiy’e bir “ültimatom” vererek kendisinin görevden alınmasını talep ettiğini öne sürmüştü.

FT’nin analizine göre iki isim arasında ciddi bir askeri doktrin ayrılığı bulunuyor. Sırskiy ordunun “mümkün olduğunca uzun süre mevzilerini koruması ve daha fazla insanı seferber etmesi” gerektiği yönündeki yaklaşıma dayanırken, Fedorov askeri yapıda teknolojik inovasyonların uygulanmasını, robotik sistemlerin ve insansız hava araçlarının kullanımına öncelik verilmesini ve ordunun genel bir reform sürecinden geçirilmesini savunuyordu.

Ukrayna merkezli Insider.ua internet sitesi ve gazeteci Vitaliy Glagola, 20 Temmuz’da devlet başkanlığı ofisi ile savunma bakanlığındaki kaynaklarına dayanarak Sırskiy’nin o gün görevden alınacağını iddia etmişti.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise daha sonra yaptığı açıklamada generalin görevden alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve Sırskiy’nin görevine devam ettiğini duyurmuştu.

Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English