Diplomasi
Dr. Barış Adıbelli Xi’nin Moskova ziyaretini yorumladı: İki kutuplu bir dünyaya doğru

Moskova’ya yaptığı üç günlük resmi ziyareti tamamlayan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, çarşamba sabahı Rusya’dan ayrıldı.
Çinli liderinin ayrılışı sırasında resmi bir tören düzenlendi. Çin ve Rusya devlet bayrakları göndere çekilerek iki ülkenin marşları çalındı. Çinli lider, askeri orkestra eşliğinde kırmızı halıdan uçağına yürüdü. Xi Jinping, Rusya Başbakan Yardımcısı Dimitri Çernişenko, Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrey Rudenko ve çok sayıda başka yetkili tarafından uğurlandı.
Xi Jinping’in Rusya’ya resmi ziyareti pazartesi günü başlamıştı.
Çin Devlet Başkanı, Rus mevkidaşını Çin’i ziyaret etmeye davet etti.
Xi Jinping, salı günü Putin ile yaptığı ortak basın toplantısında, Çin-Rusya ilişkilerinin ikili kapsamın çok ötesine geçtiğini ve dünya ve insanlığın geleceği için çok önemli olduğunu vurguladı. Xi, Çin ve Rusya’nın gerçek çok taraflılığı uygulamak, salgın sonrası ekonomik toparlanmayı desteklemek ve çok kutuplu bir dünya inşa etmek için birlikte çalışacağını sözlerine ekledi.
Kapsamlı Stratejik Koordinasyon Bildirisi
İkinci gün devam eden kapsamlı görüşmelerin ardından, iki taraf, yeni dönem için kapsamlı stratejik koordinasyon ortaklığının derinleştirilmesine ilişkin ortak bildiri yayınladı.
Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu’nun Yeni Dönem İçin Kapsamlı Stratejik Koordinasyon Ortaklığını Derinleştirmeye İlişkin Ortak Bildirisi, iki lider tarafından Kremlin’de imzalandı.
Ukrayna konusunda iki taraf da müzakereleri vurguladı ve krizin çözümünde tüm ülkelerin güvenlik kaygılarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Rusya, barış görüşmelerinin mümkün olan en kısa sürede yeniden başlamasına kararlı olduğunu söyledi.
Çin’in Ukrayna krizinin siyasi ve diplomatik çözümü için yapıcı rol oynamaya yönelik iradesinin ve bu konudaki önerilerinin takdirle karşıladığının belirtildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Taraflar, Ukrayna krizinin çözümü için tüm ülkelerin meşru güvenlik kaygılarına saygı gösterilmesi, bloklar arası cepheleşmeden ve ateşe körükle gitme yaklaşımından kaçınılmasının önemini vurgulamıştır. Taraflar, gerginliği artıracak, çatışmanın uzayarak kötüye gitmesine ve dahi kontrolden çıkmasına yol açacak adımlara karşıdır. Taraflar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin onay vermediği her tür tek taraflı yaptırıma karşıdır.”
İkili ticarette 2030 hedefi ve dolar yerine yuan’ın kullanılması
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 2030 yılına kadar iki ülkesi arasındaki ticareti “önemli ölçüde artırma” sözü verdiler. Ayrıca ikili ticarette yuan’ın kullanılması gündeme alındı.
RIA Novosti haber servisine göre Putin, “Rusya ile Asya ülkeleri, Afrika, Latin Amerika arasındaki yerleşimlerde Çin yuanının kullanılmasından yanayız” dedi ve bu uygulamanın daha fazla teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı.
Putin, Rusya ile Çin arasındaki ticaretin üçte ikisinin zaten ruble ve yuan cinsinden olduğunu kaydetti.
Rusya Merkez Bankası’na göre, 2022’nin başında, Rusya’nın ihracat anlaşmalarının yüzde 50’den fazlası ABD doları cinsindendi, bu rakam, savaşın uzamasıyla eylülde yaklaşık yüzde 35’e düştü.
İki lider ayrıca, Çin-Rusya Ekonomik İşbirliği Önceliklerine İlişkin 2030 Öncesi Kalkınma Planı başlıklı bir ortak bildiri imzaladı.
Bildiriye göre, iki taraf karşılıklı saygı, eşitlik ve karşılıklı yarar ilkelerini sıkı bir şekilde destekleme, iki ülkenin uzun vadeli bağımsız kalkınmasını gerçekleştirme, Çin-Rusya ekonomik ve ticari işbirliğinin yüksek kaliteli gelişimini teşvik etme ve 2030 yılına kadar ikili ticaret hacminin önemli ölçüde artırılması konusunda anlaştılar.
İki taraf, ticaret ölçeğini genişletmek, ticaret yapısını optimize etmek ve e-ticaret ve diğer yenilikçi işbirliği modellerini geliştirmek dahil olmak üzere birçok önemli yönde ekonomik işbirliği yürütme sözü verdiler.
Taraflar, pazar talebini karşılamak için finansal işbirliğini geliştirmeyi ve ikili ticaret, yatırım, krediler ve diğer ekonomik ve ticari işlemlerde yerel para birimi mutabakat oranını istikrarlı bir şekilde artırmayı taahhüt ettiler.
Açıklamaya göre, taraflar, çok yönlü enerji ortaklığını pekiştirecek ve kilit enerji alanlarında uzun vadeli işbirliğini güçlendirecekler.
Taraflar ayrıca, iki ülkede teknolojinin üst düzey gelişimini sağlamak için teknoloji ve inovasyonda değişim ve yüksek kaliteli işbirliğini teşvik etme çağrısında bulundular.
Sanayi işbirliğini geliştirmenin yanı sıra, iki ülkenin gıda güvenliğini sağlamak için tarımsal işbirliğini geliştirme sözü de verdiler.
Xi’nin Moskova ziyaretini, Putin ile verdikleri mesajları ve ziyaretin yankılarını, Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli değerlendirdi.
Xi’nin ziyareti kendisi için de kritik bir dönemde geldi
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Moskova ziyaretini “tarihi” diye nitelendiren Adıbelli, Pekin’in bu ziyarete atfettiği önemi şöyle anlattı:
“Mart ayı Çin için çok önemli bir aydır. Martın ikinci haftasında Çin Ulusal Halk Kongresi toplanır ve kritik kararlar alınır. Kongrede ülkeyi gelecek 5 yılda yönetecek devlet kademeleri için kritik seçim ve atamalar yapılır, aynı seçimler gibi. Bu seferki Kongre daha da önemliydi. Çünkü, bu yılki kongrede ilk defa aynı lidere üçüncü defa devam etme yolu açıldı. Xi, iki dönemden fazla devlet başkanlığı yapan ilk isim oldu. Bu gündem mesela Kongrede de tartışıldı. Yani Xi Jinping, böyle önemli bir siyasi süreçte Moskova ziyareti için vakit bulamayabilir deniyordu. Ancak öyle olmadı ve üçüncü döneminde yeniden seçilen Xi, bu atmosferde Moskova’yı ziyaret etti.”
‘Çin, Batı ve Rusya arasında bir seçim yaptı’
Çin-Rusya ilişkilerindeki son 6 aylık dönemi ve ziyarete etkilerini değerlendiren Adıbelli, şunları söyledi:
“Son 6 ay içinde Çin-Rusya ilişkilerinde gitgeller oldu. Geçtiğimiz dönemde Çin, Ukrayna konusunda NATO’ya tepki gösterdi, Rusya’nın yanında olduğunu gösterdi. Ancak son dönemde yaptırımların etkisinin artmasıyla Çin, savaşın uzamasından dolayı rahatsızlığını belli etti. Hatta Şanghay İşbirliği Örgütü toplantısında da “savaşı daha fazla uzatmayalım” mesajı verdi ve savaşın kendilerine de zarar verdiğini belirtti. ABD ise Çin’in bu tavrı üzerine umutlandı. Sonrasında ABD Başkanı Biden ve Xi, Özbekistan’da ŞİÖ toplantısında yüz yüze gelerek görüştüler. Ardından ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın Pekin ziyareti planlandı. Buzlar eriyor dendi. O sırada Çin balonu krizi gündeme geldi. ABD balona müdahale etti, Blinken’in ziyareti iptal edildi. İlişkiler yeniden gerildi. Ve Çin stratejik olarak bir tercih yapmak zorunda kaldı. Ya Batı ve ABD ile yola devam edecekti ya da geleneksel müttefiki Rusya ile bir araya gelip savundukları küresel düzene yönelik süreci başlatacaklardı.”
‘Görüşmelerde Batı’yı şaşırtan ılımlı bir dil kullanıldı’
Çin liderinin ziyarette kullandığı dili ve üslubu yorumlayan Dr. Barış Adıbelli, Pekin’in Ukrayna krizinde oynamak istediği arabuluculuk rolüne dikkat çekti:
“Çin Ukrayna’da çözüm için geçen ay 12 maddelik bir barış planı sunmuştu. Moskova ziyaretinin ise bu planı görüşmek adına düzenlediği bildirildi. Daha öncesinde mart başındaki parlamento toplantısında Xi Jinping’in ABD’ye karşı çok set açıklamaları var. Balon hadisesi ile birlikte Çin’in kullandığı dil değişti. Çin Dışişleri Bakanlığının aynı şekilde çok set açıklamaları var. Hem Xi Jinping hem de Çin dışişleri, ilk defa, ‘ABD’nin Çin’i kuşatmaya çalıştığını’ söyledi. Küresel Güvenlik planı açıklandı, ardından da ABD’nin hegemonyacılığına dair belge yayınlandı. Ben ilk defa Çin’in dilinin bu kadar sert ve net olduğunu görüyorum. İlk defa Pekin tarafından ‘hegemonya’, ‘çevreleme’ gibi sert ifadeler kullanılıyor. Dünkü ziyaretlerde ise Xi, sert bir ton ve agresif bir dil kullanmadı. Genel çerçevede ikili ilişkilerin gözden geçirilmesi, eksikliklerin giderilmesi adına yapılmış bir toplantı gibi yansıdı basına. Hatta toplantı öncesi Batı ve ABD farklı bir hava bekliyordu. Batı basınında ziyarete ilişkin çok sert başlıklar yer aldı, ‘kabus’ vs. denildi. Ancak iki lider bir araya geldiklerinde ben bu dili ve üslubu görmedim.”
Ukrayna çözümünde Çin’in rolü
Çin’in sunduğu 12 maddelik barış önerisinde, Rusya’nın askerlerini Ukrayna’dan çekmesine dair bir madde olmadığını hatırlatan Adıbelli, ABD’nin de bunu karşılık olarak, “Ukrayna konusundaki önerilerin savaşın yakın zamanda biteceğine dair büyük umutlar vermediğini” söylediğini ve Washington’ın Çin’in Rusya’ya nefes kazandırmaya çalıştığını iddia ettiğini kaydetti.
Xi’nin Pekin’e döndükten sonra, Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky ile video konferans aracılığıyla görüşmesinin beklendiğini söyleyen Adıbelli, bunun savaş başladığından beri Xi ile Zelensky arasındaki ilk görüşme olacağını Ukrayna liderinin bu görüşmeye çok istekli ve hevesli göründüğünü vurguladı. Bu bağlamda Xi’nin Moskova ziyaretindeki “ılımlı” üslubunu yeniden hatırlatan Adıbelli:
“Xi Jinping’in daha ılımlı tonu kullanmasının sebebi de savaşı daha fazla kışkırtmamak ve içinden çıkılmaz bir hale getirmemek. Kelimelerini seçerek daha ılımlı bir dil kullandı. Ben bu ziyaretin barış yönü olduğu için, daha çok Rusya ve Çin’in kendi iç ilişkilerine odaklanıldığını düşünüyorum. Ziyarette bildiğimiz kadarıyla ne Çin balonu konuşuldu ne de Karadeniz’de düşen İHA. Meydan okumadan ziyade, ikili ilişkilere odaklanılan bir ziyaretti. Xi Jinping açılış konuşmasında da kısa konuştu ve sakindi. Batı da bence bu duruma şaşırdı ve bunu beklemiyordu” dedi.
Xi’nin, “Batı sürekli benzin dökerek savaşı körüklüyor” sözlerini hatırlatan Adıbelli’ye göre, Xi bu bakışla Moskova’da “kışkırtıcı bir dil” kullanmadı. Adıbelli, Xi’nin Zelensky ile görüşmesinin bu durumu pekiştireceğini kaydetti ve şunları ekledi: “Ukrayna hep, küresel bir barış görüşmesi olsun diyordu. Bölgesel değil, küresel aktörler yer alsın diyordu. Çin bu bağlamda rol oynayabilir.”
Pekin’in diplomasi atağının altındaki pratik gerekçe
Salı günü yapılan kapsamlı görüşmeler sonrası imzalanan ortak metinlere de değinen Dr. Barış Adıbelli, özellikle de enerji işbirliğine dikkat çekti.
Enerji meselesinin Çin’in “en önemli zayıf noktası” olduğunu belirten Adıbelli, şöyle devam etti:
“Çin ulusal güvenliği açısından enerji güvenliğini şöyle ifade ediyor; enerjinin kesintisiz şekilde güvence altına alınması. Çin, Ortadoğu’dan enerji alıyor, ama bu bölgede ABD askeri müdahaleleri sebebiyle kendini güvencesiz hissediyor. Bu anlamda enerjide alternatif Rusya. Çin kalkınma ve büyüme için enerjiye ihtiyaç duyuyor. Kendi enerjisi kendisine yetmiyor. Pekin’in Suudi Arabistan ve İran’ı barıştırmasının en önemli sebeplerinden biri de budur. Çin’in diplomasi atağının arkasında pratik bir sebep var. Ukrayna konusu da aynı şekilde. Arabuluculuk çabalarının altından pratik gerekçeler var.”
Yeni bir küresel düzen vurgusu
Metinlerde, ŞİÖ, BRICS, G20 gibi uluslararası örgütlerle birlikte çalışmaya dair yapılan vurguya da işaret eden Adıbelli, Çin’in son dönemde ortaya attığı Küresel Medeniyet Girişimi, Küresel Güvenlik Girişimi, Küresel Kalkınma Girişimi gibi örgütlenmelere dikkat çekti. Rusya’nın da desteklediği bu forumların, Kuşak Yol İnisiyatifi’nin fikirsel altpasını oluşturduğunu kaydeden Adıbelli, Çin’in bu planının “BM’nin yeniden güçlendirilerek küresel etkisi olan bir kuruluşa kavuşturulmasını ve yeni bir küresel düzen isteğini” içerdiğini ifade etti.
Tarafların, ayrıca, AUKUS ittifakına ve nükleer enerjili denizaltılara ilişkin çekincelerini dile getirdiklerini hatırlatan Adıbelli, Moskova ve Pekin’in, “nükleer silahlandırmayı hızlandırıyorsunuz, o zaman Kuzey Kore ve İran’ın nükleer silahı seni rahatsız etmemeli” mesajı verdiklerini ve uluslararası ilişkilerde “karşılıklılık esası”nı vurguladıklarını söyledi.
Liderlerin, NATO’yu, diğer ülkelerin egemenliğine, çıkarlarına, medeniyet çeşitliliğine, tarihine, kültürüne saygı duymaya, bunları objektif şekilde ele almaya çağırdığını ve NATO’nun Asya-Pasifik’te barışı baltalama konusundaki endişelerini dile getirdiklerini belirten Adıbelli, “Çin her ne kadar eski Soğuk Savaş dilini kullanmayalım dese de tüm bunlar dünyanın yeni bir döneme girdiğini ve bölünmüş bir dünya olduğunu gösteriyor” dedi.
Bu bölünmüş dünyayı, “ABD ve müttefikleri, Çin ve müttefikleri” diye tarif eden Adıbelli, blokların birinde ABD ve İngiltere var, diğerinde de Çin ve Rusya. İngiltere diyorum çünkü AUKUS bunu gösteriyor, bakın AUKUS’a Fransa’yı dahi almadılar. ABD, İngiltere ile hareket ediyor” ifadelerini kullandı.
Dünyanın yeni bir kutuplaşmanın eşiğinde olduğunu söyleyen Adıbelli, “Her ne kadar çok kutupluluk dense de dünya iki grubun etrafında şekilleniyor. Ukrayna savaşında ve BM oylamalarında bunu gördük. Herkes iki blok arasında taraf belirliyor, çekimser kalanları bile ABD kendi blokunda sayıyor” dedi.
“Bu noktada bir soru ortaya çıkıyor: 21. yüzyılda dünyayı kim ya da hangi blok yönetecek?” diyen Adıbelli, bugün bütün küresel mücadelenin bu soru üzerinden yürüdüğü yorumunu yaptı.
Diplomasi
ABD, Brezilya büyükelçisinin vizesini iptal etti

Trump yönetimi, Luiz Inácio Lula da Silva hükümetiyle tırmanan diplomatik gerginlik kapsamında Brezilya’nın ABD Büyükelçisinin vizesini iptal etti.
Washington’un bu hamlesi, geçen ay Brezilya’nın iki üst düzey ABD temsilcisinin seyahat belgelerini reddetmesi ve Başkan Donald Trump’ın bu Güney Amerika ülkesine atamak istediği büyükelçi adayına onay vermeyi geciktirmesine misilleme olarak geldi.
Salı günü isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Brezilya hükümetinin Trump’ın büyükelçi adayını kabul etmesi halinde Maria Luiza Ribeiro Viotti’nin ABD vizesinin derhal iade edileceğini belirtti.
Yetkili, Viotti’nin ABD’den sınır dışı edilmediğini de ekledi.
ABD’li, “Bunun her zaman tek taraflı olamayacağını vurgulamak amacıyla, buradaki bir Brezilyalı diplomatla ilgili olarak karşılıklı bir önlem aldık,” diye ekledi.
Bu gelişme, ticaret, Washington’un Latin Amerika’ya yönelik politikası ve Brezilya’nın ABD’li sosyal medya platformlarına uyguladığı düzenlemeler konusunda çatışan, Amerika kıtasının en kalabalık iki ülkesi arasındaki gerilimi artırıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Demokrasi, İnsan Hakları ve Çalışma Bürosu’ndan iki yetkilinin, ekim ayında yapılacak seçimlere olası müdahale endişesi nedeniyle geçen ay Brezilya’ya girişine izin verilmedi.
Brezilya hükümeti, bu yetkililerin ülkenin oy kullanma sistemine şüphe uyandırmayı amaçladıklarına inanıyordu.
Washington ise bu iddiaları “asılsız bir yalan” olarak reddetti ve heyetin amacının seçimlerin dürüstlüğü, din ve ifade özgürlüğü konularını görüşmek olduğunu vurguladı.
İki ülke arasındaki ilişkilerde kriz, bir yıldan fazla bir süre önce Trump’ın, müttefiki eski başkan Jair Bolsonaro’ya darbe planlamak suçlamalarının düşürülmesi için yaptığı başarısız bir girişimde Brezilya’ya yüzde 50’lik bir gümrük vergisi uyguladığında patlak vermişti.
Bu vergi daha sonra ABD Yüksek Mahkemesi tarafından iptal edildi ama Washington geçen ay birçok Brezilya ürününe yüzde 25’lik yeni bir vergi uyguladı.
Ekim ayındaki seçimlerde arka arkaya dördüncü dönem için aday olan Lula, ABD’nin ana rakibi olan Jair Bolsonaro’nun oğlu Senatör Flávio Bolsonaro’nun lehine hareket etmeye çalışabileceğini öne sürdü.
Trump’ın Brezilya büyükelçisi olarak seçtiği Florida Eyalet Meclisi Başkanı Daniel Perez, haziran ayında bu göreve aday gösterilmişti.
Fakat ABD’li yetkili, Brezilya’nın ülkedeki seçimler sona erene kadar bu süreci devam ettirmeyeceğini belirtti.
Diplomasi
ABD ve Ukrayna Patriot lisansı için görüşüyor

ABD hükümeti, Ukrayna’ya Patriot hava savunma füzelerinin üretimi için lisans verilmesi konusunda görüşmelerini sürdürüyor. Reuters ajansının haberine göre masadaki seçenekler arasında füze parçalarının Ukrayna’da üretilip Almanya’da birleştirilmesi, Kiev’in mevcut ABD-Avrupa ortak programına dahil edilmesi ve füzenin daha ucuz bir sürümünün geliştirilmesi yer alıyor.
ABD hükümeti, Ukrayna’ya Patriot hava savunma sistemleri için füze önleme roketleri üretme lisansı verilmesine ilişkin müzakereleri sürdürüyor.
Reuters haber ajansının konuya vakıf dört kaynağa dayandırdığı habere göre, Ukrayna’ya üretim lisansı verilmesi kapsamındaki seçenekler arasında, füze bileşenlerinin Ukrayna’da bağımsız olarak üretilmesi ve nihai montajın Almanya’da yapılması yer alıyor.
Değerlendirilen diğer seçenekler ise Ukrayna’nın mevcut ABD-Avrupa ortak Patriot füze önleyici üretimi programına dahil edilmesi ve Kiev’e PAC-3 Uyarlanmış Kabiliyet Etkileyicisi (ACE) adı verilen daha ucuz bir füze sürümü geliştirme imkanı tanınması olarak sıralanıyor.
Ajansa konuşan kaynaklardan biri, “Müzakerelerin durdurulmasına ilişkin hiçbir talimat verilmedi” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşık bir ay önce, temmuz ayı başında Ukrayna’ya Patriot füzesi üretme lisansı verme sözü vermişti. Trump o dönemde, “Böylece yeterince tedarik etmediğimizden şikayet edemezsiniz” ifadelerini kullanmıştı.
Ancak ABD lideri geçen ayın sonuna doğru bu tutumundan geri adım attı. Bu seviyedeki bir teknoloji transferinin hassas bir konu olduğunu ve ABD’nin dikkatli hareket etmesi gerektiğini belirten Trump, transfer edilen ABD teknolojilerinin zamanla kendilerine karşı kullanılabileceği yönündeki endişesini dile getirdi.
Trump, “Savaşa bakarsanız, yıllar içinde bunun birkaç kez yaşandığını görürsünüz. Bu nedenle çok dikkatli olmalıyız. Bunu koruyoruz” açıklamasını yaptı.
Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Trump, Pentagon yetkililerinin ve ABD savunma sanayisi temsilcilerinin endişelerini dile getirmesinin ardından tutumunu değiştirdi.
Habere göre Trump’ın karar değiştirmesi, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy dahil birçok kişiyi hazırlıksız yakaladı. Bununla birlikte ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Zelenskiy’ye iki ülke arasındaki anlaşmalara uyulacağı güvencesini verdi.
Öte yandan Reuters, Ukrayna Patriot üretimine ilişkin bir anlaşmaya varsa bile ilk füzeleri teslim almasının en az bir yıl veya daha uzun süreceğini kaydetti.
Yetkililer, bileşen üretimi için yeni üretim hatları kurmanın karmaşık bir süreç olduğu ve üretimin genellikle lisans anlaşmasının imzalanmasından üç ila yedi yıl sonra başlayabildiği uyarısında bulunuyor.
Ukrayna, bahar aylarından bu yana Patriot füzelerinde kritik bir eksiklik yaşandığını duyuruyor.
Nisan ayında Zelenskiy durumu “daha kötüsü olamazdı” sözleriyle tanımlamıştı. Zelenskiy, mevcut durumun nedenlerinden biri olarak ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü ve Batılı müttefiklerin dikkatini başka yöne çeken savaşı göstermişti.
Bloomberg ise temmuz ayında yayımladığı haberde, Kiev’e düzenlenen saldırılar karşısında Ukrayna’nın Patriot mühimmat stoklarını yenilemekte giderek daha fazla zorlandığını yazmıştı.
Ukrayna Hava Kuvvetleri Sözcüsü Yuriy İhnat da mayıs ayında yaptığı açıklamada hava savunma sistemleri için ciddi mühimmat eksikliği yaşandığını belirtmiş ve Kiev’in yeni tedarikler için müttefikleriyle müzakereleri sürdürdüğünü bildirmişti.
Diplomasi
Hürmüz Boğazı için hazırlanan anlaşma taslağının ayrıntıları sızdı

İran ile Umman’ın Hürmüz Boğazı’nda serbest seyrüseferin yeniden başlatılması için müzakere ettiği anlaşma taslağının ayrıntıları ortaya çıktı. Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı habere göre taslak, ABD yaptırımları ile İran limanlarına yönelik blokajın kaldırılmasını ve İran petrolüne uygulanan kısıtlamaların esnetilmesini öngörüyor. Müzakereleri süren anlaşmanın henüz Tahran’daki üst yönetim tarafından onaylanmadığı bildirildi.
İran ile Umman’ın Hürmüz Boğazı üzerinden serbest seyrüseferin yeniden başlatılması amacıyla yürüttüğü müzakerelerin ayrıntıları belli oldu.
Financial Times’ın (FT) konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre anlaşma taslağı, ABD’nin yaptırımları ile İran limanlarına uygulanan blokajın kaldırılmasını ve İran petrolüne yönelik kısıtlamaların esnetilmesini öngörüyor.
Gazeteye konuşan kaynaklar, taslağın henüz Tahran’daki üst yönetim tarafından onaylanmadığını kaydetti. Ön mutabakatlara göre gemilerin boğaza İran karasularından girmesi, çıkışta ise ağırlıklı olarak Umman karasularını kullanması planlanıyor.
Kaynaklardan biri, boğazın kalan alanları deniz mayınlarından temizlenene kadar İran’ın petrol tankerlerini ve diğer gemileri ilk etapta bu güzergahtan yönlendireceğini, ardından su yolunun diğer tüm gemilerin geçişine açılacağını söyledi.
Taraflar arasında boğazdan geçiş rejimi konusunda ise görüş ayrılıkları bulunuyor. Tahran yönetimi, zaman içinde Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin ücrete tabi tutulmasında ısrar ediyor.
Umman ise Güneydoğu Asya’daki Malakka Boğazı’nda uygulanan modele benzer şekilde ücretsiz bir geçiş düzeni önerdi.
Umman’ın teklifi, “seyrüsefer güvenliği ile çevrenin korunmasını” desteklemek amacıyla gönüllü bağış yapılması yönünde bir tavsiyeyi içeriyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, tarafların Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda 4 veya 5 Ağustos tarihlerinde bir anlaşmaya varabileceğini ifade etmişti.
Daha önce Axios’ta yer alan haberde de ABD, İran ve Umman’ın Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin yeniden başlamasına ilişkin geçici bir anlaşmaya varmak üzere olduğu aktarılmıştı.
Eldeki verilere göre haftalardır süren müzakerelerin ardından Washington yönetimi, anlaşmayı 5 Ağustos’ta duyurmayı hedefliyordu.
ABD Başkanı Donald Trump aynı gün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın seyrüsefere “çok yakında” yeniden açılacağını, aksi takdirde İran’ın yeni ve “çok şiddetli bir darbeyle” karşı karşıya kalacağını öne sürdü.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi6 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı









