Bizi Takip Edin

Diplomasi

Epstein dosyalarında Ukraynalı siyasetçilere dair detaylar

Yayınlanma

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi Epstein ile bağlantılı dosyalar, çok sayıda Ukraynalı siyasetçinin isminin yazışmalarda ve arşivlerde yer aldığını ortaya koydu. Belgeler, Epstein’in Zelenskiy’nin devlet başkanlığı süreci, Pyotr Poroşenko’nun seçim yenilgisi ve Viktor Yanukoviç dönemindeki temaslarına dair özel notlar ve haber derlemeleri içerdiğini gösteriyor. Kayıtlarda ayrıca, Ukrayna’daki ‘yatırım fırsatları’ ve lojistik konulara ilişkin detaylı diyaloglar bulunuyor.

ABD Adalet Bakanlığı’nın kamuoyuyla paylaştığı ve pedofil fuhuş şebekesi yönetcisi Jeffrey Epstein ile ilgili dosyalarda, Ukrayna siyasetinin önde gelen isimlerine dair çok sayıda atıf tespit edildi.

Epstein’in e-posta trafiğine giren belgelerin büyük bölümünü medya yansımaları ve haber derlemeleri oluştururken, bazı bölümlerde doğrudan kişisel yazışmalar ve değerlendirmeler yer aldı.

Eski Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko’nun ismi, Epstein’in kimliği gizlenen bir kişiyle yaptığı özel yazışmalarda geçti.

Vladimir Zelenskiy’nin zaferiyle sonuçlanan 2019 Ukrayna seçimlerinin değerlendirildiği mesajda, “Ruslar Poroşenko’dan nefret ediyor, bu durum çatışmanın çözümüne yardımcı olabilir. Ancak onun (Zelenskiy) ülkeyi yönetip yönetemeyeceği konusunda hiçbir fikrim yok” ifadeleri kullanıldı.

Vladimir Zelenskiy ve Larry Summers diyaloğu

Mevcut Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin adı, farklı yazım biçimleriyle dosyalarda yaklaşık 70 kez yer aldı.

Bu kayıtların çoğunluğunu haber özetleri oluştururken, 10 Haziran 2019 tarihli bir diyalogda, tarafları gizlenen bir mesajlaşmada “Bu perşembe Zelenskiy ile birlikte olacağım” ifadesi dikkat çekti.

Epstein ile eski ABD Hazine Bakanı Larry Summers arasındaki 2019 tarihli bir başka yazışmada ise Ukrayna konusundaki temaslar ele alındı.

Epstein, Ukrayna’nın “tavsiye aradığını” belirterek, “Zelenskiy yardım arıyor” notunu düştü.

Aynı yazışmada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Zelenskiy hakkında küçümseyici ifadeler kullandığı ve onun “İsrailliler tarafından yönetildiğini” iddia ettiği aktarıldı.

Summers, bu talebe verdiği yanıtta, Pinchuk Vakfı konferansları ve Ukrayna borçlarının yeniden yapılandırılması süreçlerindeki tecrübelerine atıfta bulunarak konuyu görüşmeye hazır olduğunu bildirdi.

Eski Başbakan ve Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in ismi belgelerde 40’tan fazla kez geçerken, bu atıfların büyük kısmı haber kaynaklı içeriklerden oluştu.

Fakat Ocak 2011 tarihli bir yazışmada, Epstein ile Bill Gates’in eski danışmanı ve yatırımcı Boris Nikolic arasında Yanukoviç’in de katılacağı Davos’taki “Ukrayna Öğle Yemeği” etkinliği tartışıldı.

Epstein’in vasiyetinde olası mirasçılar arasında gösterilen Nikolic, dönemin Polonya Cumhurbaşkanı Bronislaw Komorowski ve George Soros’un da katılacağı etkinliğin davetiyesini Epstein’e iletti.

Nikolic mesajında, “Gitmemi tavsiye eder misin? Orada çok fazla Ukraynalı olacak. Bence senin Davos’a gitmen gerek. Orada çok zamanın boşa harcandığına katılıyorum ama ilginç toplantılar ve insanlar da var” ifadelerini kullandı.

Epstein ise bu teklife “Hadi Ukrayna’ya birlikte gidelim” yanıtını verdi. Nikolic, “tüm önemli Ukraynalılarla orada buluşmak için” doğrudan Davos’a geçeceğini belirterek, “Orada biri hariç önemli bir sektör olduğundan emin değilim ;)” şeklinde imalı bir not ekledi.

İkili, davetiyesi bulunmayan Epstein’in foruma nasıl katılabileceğini müzakere ederken, Nikolic en önemli görüşmelerin ana platform dışında gerçekleştiğini ve giriş kartı olmadan da bu temasların sağlanabileceğini vurguladı.

Yanukoviç’in ismi ayrıca illüzyonist David Blaine’in bir mektubunda geçti. Alıcısı belirsiz olan mektupta Blaine; Yanukoviç, eski ABD başkanları Bill Clinton ve George Bush gibi isimlere “özel olarak sihirbazlık gösterisi yaptığını” anlattı.

Ukrayna’nın eski başbakanlarından Arseniy Yatsenyuk, dosyalarda sadece bir kez, 2014 olaylarına ilişkin bir haber metninin kopyasında yer aldı.

Eski Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko ise iki belgede görüldü: İş insanı Tim Draper hakkındaki FBI dosyasında, Draper’ın Yuşçenko ile Rusya’ya yönelik yaptırımları görüştüğü bir toplantıya atıf yapılırken, Francis Fukuyama’nın Epstein’in arşivinde bulunan bir makalesinde de ismi geçti.

Eski Başbakan Leonid Kuçma, eski Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andrey Yermak, eski Başbakan Yuliya Timoşenko ve Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko’nun isimleri ise yalnızca haber derlemelerinde ve basın özetlerinde kayıtlara geçti.

Epstein dosyalarında Zelenskiy ve JP Morgan detayı

Ekonomik görüşmeler ve lojistik notlar

Ukrayna, Epstein dosyalarındaki ticari ve yatırım odaklı yazışmalarda da gündeme geldi. 2019 yılında varlık yönetim şirketi QRES’in başına geçen Yunan üst düzey yönetici George Mantzavinatos ile yapılan yazışmalarda, Ukrayna bankacılık sektöründeki olası bir anlaşma ele alındı.

Mantzavinatos, Epstein’e Piraeus Bank’ın o dönemki Ukrayna CEO’su ile ilgili bir belge iletti.

26 Eylül 2014 tarihli “Hedge Fon Röportajı. İkinci Tur” başlıklı bir e-postada ise kimliği belirsiz bir kişi Epstein’e, “Rubledeki çöküş ne anlama gelecek? Ukrayna’daki [çatışma] Ukrayna ve Rusya tahvillerinin değerini nasıl etkileyecek?” sorularını yöneltti ve New York merkezli Field Street hedge fonuna atıfta bulundu.

Belgelerin bir bölümünde ise Ukrayna vatandaşlarının seyahat ve vize durumlarına ilişkin notlar yer aldı. Epstein’e gönderilen bir ankette, “Vizesi yok ama Ukraynalı olduğu için Avrupa’da vizesiz seyahat edebilir” notu düşüldü.

Bir başka iletide ise Paris merkezli Mademoiselle Agency isimli işe kast ajansı tarafından sağlanan bilgilerle birlikte 20 yaşındaki bir kadının fotoğrafı paylaşıldı.

Diplomasi

OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Yayınlanma

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.

Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.

Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.

Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.

OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.

Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.

Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.

Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.

Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.

Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.

ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.

Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.

Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.

Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

Yayınlanma

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.

İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.

Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.

Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.

Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.

Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.

Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.

Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.

Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.

Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan muhalefet lideri ABD gezisinde boğazlar arası barış çağrısı yaptı

Yayınlanma

Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, Pekin, Taipei ve Washington’da yakından izlenen iki haftalık ABD ziyaretinin başlangıcında San Francisco’da bulunuyor.

Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, San Francisco’da, Pekin ve Washington’ın “uzlaşma ve işbirliği” peşinde koşması ve savaştan kaçınması gerektiğini söyledi. Bu sözlerinin ABD ziyaretinin ana temasını oluşturduğunu vurguladı.

Tayvan’ın ana muhalefet partisi Kuomintang’dan (KMT) bir heyete liderlik eden Cheng, pazartesi akşamı San Francisco’ya vararak Pekin, Taipei ve Washington’da yakından izlenen iki haftalık ABD ziyaretine başladı.

Salı günü San Francisco’nun Chinatown bölgesinde Cheng, Çin ve ABD’nin “dostluk ve işbirliği ilişkisi” kurması gerektiğini ve Washington, Pekin ve Taipei birlikte çalışırsa “dünyanın barış ve refahı için yeni başarılar” yaratacaklarını söyledi.

KMT’ye göre Cheng, salı öğleden sonra Stanford Üniversitesi’nin Hoover Institution kurumundan akademisyenlerle kapalı kapılar ardında bir toplantı da yaptı.

KMT açıklamasına göre Cheng, Çin ana karasının daha geniş Pasifik’e en yakın denizlerini işaretleyen birinci ada zincirinin “jeopolitik rekabetin ön hattından kademeli olarak bir barış ve refah zincirine dönüşmesini” umduğunu söyledi.

Açıklamaya göre Cheng ayrıca Taipei ve Washington’ın savunma ve güvenlik, tedarik zinciri dayanıklılığı ve uluslararası katılım gibi alanlarda ortaklıklarını derinleştirmeyi sürdürmesini sabırsızlıkla beklediğini ekledi.

Açıklamada Cheng’in şu sözlerine yer verildi: “Tayvan’ın boğazlar arası durumla yüzleşmedeki güveni, büyük ölçüde ABD’nin Tayvan’a uzun süredir devam eden ve sağlam desteğinden geliyor.”

KMT açıklamasında Cheng’in ABD’nin Tayvan’a silah satışları ve adanın savunma bütçesi gibi hassas konuları gündeme getirip getirmediğinden bahsedilmedi.

ABD de dahil olmak üzere çoğu ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor, ancak Washington adayı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak silahlandırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’i kızdırma riski taşıyan bir adım olan adaya yönelik 14 milyar ABD dolarlık silah paketini henüz onaylamadı. Taipei ise anlaşmanın sonunda onaylanacağından emin olduğunu ısrarla belirtti.

Washington ayrıca Taipei’ye özel bir savunma bütçesini kabul etmesi için defalarca baskı yaptı, ancak KMT ve daha küçük bir başka muhalefet partisi olan Tayvan Halk Partisi daha küçük bir versiyonu destekledi.

Cheng salı akşamı Tayvanlı Amerikalıların katıldığı bir ziyafette de boğazlar arası barışın ancak KMT’nin 2028 liderlik seçimlerinde yeniden iktidarı kazanması halinde gerçekleşebileceğini söyledi. Tayvan’ın bağımsızlık yanlısı Demokratik İlerleme Partisi’nin 2016’da iktidara gelmesinden bu yana boğazlar arası ilişkiler kötüleşti.

Yemekte Cheng ayrıca nisan ayında Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı görüşmenin ABD gezisine ağırlık kazandırdığını söyledi. Cheng, Xi’nin “tam bir samimiyet ve iyi niyetine, boğazlar arası barış ve istikrar için en büyük çabayı gösterme isteğinin bir ifadesine” ihtiyaç duyduğunu söyledi.

“Ancak o zaman ABD’ye gelişim farklı bir anlam taşıyacaktı,” dedi.

Cheng, Xi ile görüşmemiş olsaydı yalnızca “Tayvan’dan, hiçbir katma değeri olmayan bir muhalefet lideri” olacağını söyledi. Cheng ile nisan ayındaki görüşmesinde Xi, yeniden birleşme konusunda sabır çağrısında bulundu ve daha fazla boğazlar arası değişim çağrısı yaptı.

Bu, Komünist Parti ve KMT başkanları arasındaki on yıl içindeki ilk görüşmeydi. Günler sonra Pekin, Tayvan ile değişimleri teşvik etmeyi amaçlayan ve Cheng’i siyasi olarak güçlendirmek için tasarlanmış gibi görünen 10 maddelik bir tedbir paketi açıkladı.

Cheng’in ABD gezisi ayrıca Xi’nin Pekin’de Trump ile görüşmesinden ve ABD başkanını Tayvan meselesinin yanlış ele alınmasının “son derece tehlikeli bir duruma” yol açabileceği konusunda uyarmasından iki haftadan biraz fazla bir süre sonra gerçekleşiyor.

Cheng çarşamba günü Boston’a varacak; burada Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Institute of Technology’de uluslararası ilişkiler akademisyenleriyle kapalı kapılar ardında toplantılar yapması bekleniyor.

Katılımcılar arasında, Harvard Üniversitesi John F. Kennedy School of Government’ın kurucu dekanı ve “Thucydides Tuzağı” teorisini popülerleştiren Graham Allison’ın da yer alması bekleniyor.

Yükselen bir güç ile yerleşik bir hegemonun savaşa mahkûm olduğu teorisi, Xi tarafından Trump ile görüşmesi sırasında alıntılanmıştı.

Cheng ayrıca New York, Washington ve Los Angeles’ı da ziyaret edecek.

Büyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English