Avrupa
Fransız yazar Bernier: Sol, sosyal demokrasiyle kurduğu ittifaklardan dolayı ölüyor

Fransız gazeteci ve yazar Aurélien Bernier, Avrupa Anayasası referandumunun 20. yılında sol siyasetin neoliberalizm ve Avrupa Birliği (AB) karşısındaki tutumunu eleştirdi. Bernier, solun sosyal demokrasiyle kurduğu ittifaklar nedeniyle kan kaybettiğini ve temel meselelerde net bir duruş sergileyemediğini savundu.
Gazeteci ve deneme yazarı Aurélien Bernier, Fransa’da Lecornu hükümetinin Sosyalist Parti (PS) desteğiyle ayakta kalmasının ardından başlayan tartışmaları ve sol siyasetin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkisini QG medya kuruluşuna değerlendirdi.
“Que faire de l’Union européenne?” (Avrupa Birliği’ni Ne Yapmalı?) kitabının yazarı Bernier, solun temel meselelerdeki inanç eksikliğinin seçmen nezdinde güven kaybına yol açtığını belirtti.
“Sosyalist Parti neoliberal düzeni korumayı seçiyor”
Bernier, Fransa’daki mevcut siyasi krizi “acıklı” olarak nitelendirerek, neoliberal modelin tükendiğini ancak bu modeli destekleyen partilerin de tarihsel olarak en düşük seviyelere gerilediğini vurguladı.
Sosyalist Parti’nin Lecornu hükümetine verdiği desteği değerlendiren Bernier, bu hamlenin şaşırtıcı olmadığını ifade etti.
Bernier, “Sosyalist Parti, her zamanki gibi mevcut neoliberal düzeni kurtarmayı seçti. Ancak asıl dramatik olan, can çekişen bu siyasi gücün tüm solun itibarını zedelemesidir” dedi.
Solun ittifak stratejilerini “Stockholm sendromu”na benzeten yazar, partilerin içerik yerine etiketler üzerinden bir araya gelmesini eleştirdi.
Bernier, “Sol, sosyal demokrasi ile yaptığı ittifaklardan dolayı ölüyor; buna rağmen neredeyse tüm bileşenleri sanki Kutsal Kase imiş gibi birliği savunmaya devam ediyor” diye konuştu.
İttifakların geçmişe dayalı sol etiketler üzerinden değil, somut sorular etrafında şekillenmesi gerektiğini savunan Bernier, “Kim sermaye kontrolünden yana? Enerjinin, demiryolu taşımacılığının ve sağlığın yeniden kamulaştırılmasını kim istiyor? Buna ulaşmak için Avrupa Birliği ile bağları koparmaya kim hazır?” sorularını yöneltti.
“Sermaye kontrolü olmadan korumacılık yetersiz kalır”
İktisadi model tartışmalarına da değinen Bernier, sol kanatta korumacılık konusunda “zihinsel bir tıkanıklık” yaşandığını dile getirdi.
Korumacılığın sadece Avrupa ölçeğinde ele alınmasının hayalci ve etkisiz bir yaklaşım olduğunu belirten Bernier, konunun yalnızca mal ticaretiyle sınırlandırılmaması gerektiğini vurguladı.
Yazar, “Korumacılık genellikle sadece malların kontrolüne indirgeniyor. Oysa sermaye kontrolü en az bunun kadar önemli bir mesele. Ancak solda dahi kimse bundan bahsetmiyor” ifadelerini kullandı.
Gümrük duvarlarının tek başına çözüm olamayacağını hatırlatan Bernier, sanayi üretiminin büyük ölçüde ülke dışına kaydığı sektörlerde gümrük vergilerinin anlamsızlaştığına dikkat çekti.
Tekstil, mobilya, güneş panelleri ve ilaç etken maddeleri gibi alanlarda üretimin Asya’ya kaydığını belirten Bernier, “Gümrük engelleri koyabilirsiniz ancak Fransa’da üretim yoksa, bu sadece ithalat maliyetini artırır” dedi.
“Devlet üretim için piyasa dışı araçları kullanmalı”
Ekonominin yeniden yerelleştirilmesi (relokalizasyon) konusunda teorik bir eksiklik bulunduğunu savunan Bernier, bu sürecin çok uluslu şirketlerin inisiyatifine bırakılamayacağını ifade etti.
Devletin elinde zorlayıcı araçlar olması gerektiğini belirten Bernier, “Ekonomiyi yeniden yerelleştirmek için Fransız patronların vatanseverliğine güvenmemek gerekir. Devletin bunu dayatacak kaldıraca ihtiyacı var” diye konuştu.
Çözüm olarak kamu iktisadi teşebbüslerinin uluslararası rekabet mantığı dışında faaliyet göstermesini veya özel şirketlere üretimlerini ülkeye kaydırmaları için yeterli kısıtlamalar getirilmesini önerdi.
“Avrupa Birliği politikası seçim malzemesine dönüştü”
2005 yılında Avrupa Anayasası için yapılan referandumun 20. yılında solun AB konusundaki tutumunu da eleştiren Bernier, o dönemde ortaya çıkan “Hayır” cephesinin net bir antiliberal duruş sergilediğini hatırlattı.
Bernier, referandumdan hemen sonra dönemin Fransız Komünist Partisi lideri Marie-George Buffet’nin “iki solu barıştırma” çağrısı yapmasıyla bu netliğin kaybolduğunu savundu.
Jean-Luc Mélenchon ve diğer sol aktörlerin AB konusunda tutarsız stratejiler izlediğini belirten Bernier, 2017 seçimlerinde “Avrupa’yı ya değiştiririz ya terk ederiz” sloganının kullanıldığını, ancak kısa süre sonra programın “Avro ile uyumlu” olduğunun açıklandığını hatırlattı.
NUPES ittifakının kurulmasıyla AB konusundaki ayrışmaların halının altına süpürüldüğünü ifade eden Bernier, “Sol, Avrupa kurallarına itaat etmemeyi mi yoksa bu kuralları içeriden değiştirmeyi mi istiyor? Seçmen için bu tamamen anlaşılmaz bir durum” dedi.
Bernier, solun AB çizgisinin konjonktüre göre değişen bir seçim stratejisine dönüştüğünü vurgulayarak sözlerini tamamladı:
“İnsanları rahatlatmak gerektiğinde bir söylem, daha radikal görünmek gerektiğinde başka bir söylem kullanılıyor. Bu temeller üzerine bir fikir akımı inşa edilemez.”
Avrupa
Renault, Fransa’da 800 mühendisi işten çıkaracak

Fransız otomotiv üreticisi Renault Group, Çinli rakipleriyle mücadele edebilmek amacıyla mühendislik departmanında yeniden yapılandırmaya gidiyor. Şirket, Fransa’daki 800 mühendislik çalışanını işten çıkararak geliştirme süreçlerini hızlandırmayı hedefliyor. Plan kapsamında ayrıca 2 bin 500 çalışana yeni eğitimler verilecek.
Fransız otomotiv üreticisi Renault Group, Fransa’daki mühendislik departmanında kapsamlı bir yeniden yapılandırmaya gideceğini açıkladı.
Reuters haber ajansının aktardığına göre şirket, 2027 yılı sonuna kadar mühendislik biriminden 800 çalışanın işine son vermeyi planlıyor.
Renault bünyesinde, toplam mühendislik kadrosunun yarısını oluşturan 5 bin 500 mühendis Fransa’da görev yapıyor. Planlanan işten çıkarmalar, ülkedeki mühendislik personelinin yaklaşık yüzde 15 ile 20’sine denk geliyor.
Söz konusu optimizasyon kararının gerekçeleri arasında Çin otomotiv sektörünün Avrupa’da kaydettiği hızlı büyüme gösteriliyor.
Son iki yılda Çinli üreticilerin Avrupa pazarındaki payı üç katından fazla artış gösterirken, Çin merkezli rakipler teknolojik açıdan gelişmiş araçları daha uygun fiyatlarla pazara sunuyor.
Ajansın verilerine göre Renault, işten çıkarmaların yanı sıra personeline yönelik bir yeniden organize olma süreci de yürütecek.
Bu doğrultuda 2 bin 500 çalışana yeni alanlarda eğitim verilecek ve şirket bünyesine 150 ile 200 arasında yeni uzman dahil edilecek.
Şirketin odaklanacağı öncelikli alanlar ise elektrikli araçlar, yazılım ve yapay zeka teknolojileri olacak.
Renault, Çinli üreticilerin yeni bir otomobil modelini geleneksel dört veya beş yıllık süre yerine iki yılda geliştirebilmesi karşısında, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) süreçlerini basitleştirmeyi ve çalışma hızını artırmayı hedefliyor.
Avrupa’daki diğer otomotiv devleri de benzer küçülme kararları alıyor.
Volkswagen AG, grup bünyesindeki şirketler ve alt markalar dahil olmak üzere 2030 yılına kadar 50 bin çalışanı işten çıkarmayı planladığını daha önce duyurmuştu.
Geçtiğimiz haziran ayında, aralarında Renault’nun da bulunduğu bazı Avrupalı otomobil üreticileri, Avrupa Birliği (AB) yetkililerinden yerel üretimi teşvik etmek ve Çinli şirketlerle rekabette Avrupa otomotiv sektörünü desteklemek amacıyla “Made in Europe” (Avrupa’da Üretilmiştir) konseptini hayata geçirmelerini talep etmişti.
Avrupa
Fransa, askeri uygulamalar için Savunma Kuantum Kampüsü’nü hayata geçirdi

Fransa, kuantum teknolojilerinin askeri alanda benimsenmesini hızlandırmayı amaçlayan yeni bir Savunma Kuantum Kampüsü kurdu.
Mayıs ayında duyurulan ve 1 Haziran’dan beri Paris banliyölerinde faaliyete geçen kampüs, araştırmacıları, savunma şirketlerini, girişimcileri ve yatırımcıları bir araya getiren bir merkez işlevi görüyor.
Kampüsün başında bulunan genel silahlanma mühendisi (IGA) Xavier Grison, Euractiv’e verdiği mülakatta, “Temel misyon, silahlı kuvvetlerde kuantum teknolojilerinin operasyonel kullanımını hızlandırmaktır,” dedi.
Kuantum teknolojileri, atomik ve atom altı ölçekte parçacıkların davranışlarından yararlanıyor ve bilgi işlem ile iletişimden sensörlere ve navigasyona kadar uzanan alanlarda dönüşüm yaratması bekleniyor.
Savunma alanındaki uygulamalar arasında, iletişimi gelecekteki kuantum saldırılarından korumak için post-kuantum kriptografi; GPS’siz navigasyon ve gelişmiş algılama için ileri düzey kuantum sensörler; dinlenmeye karşı dayanıklı güvenli kuantum iletişim; ve lojistik, silah sistemleri ve hava tahmini gibi karmaşık askeri senaryoları hızla simüle etmek için kuantum hesaplama yer alıyor.
Yeni kampüsün üç ana hedefi var: akademik araştırma ile bağları güçlendirmek, savunma ile ilgili kuantum kullanım örnekleri üzerine kendi çalışmalarını yürütmek ve startup’lardan büyük savunma gruplarına kadar uzanan endüstriyel ortaklarla daha yakın ilişkiler kurmak.
Dördüncü bir ayak ise uluslararası işbirliğine odaklanacak.
Fransa’nın bu teknolojide tercih ettiği ortaklar, Grison’un ülkenin “doğal işbirliği çevresi” olarak tanımladığı Avrupa Birliği içindeki ülkeler olacak.
Fransa ile halihazırda güçlü bilimsel ve teknolojik bağları bulunan Kanada ve Singapur da dahil olmak üzere diğer ülkeler, durum bazında değerlendirilecek.
Grison, ABD’nin önemli bir ortak olmaya devam ettiğini ama bu ülkeyle işbirliğinin daha zorlu olabileceğini belirtti.
“Egemenliği korumak ve dengeli bir işbirliği kurmak daha zordur,” diyen Grison, yeni ortaya çıkan teknolojilerde stratejik özerkliği koruma konusundaki genel Avrupa endişelerini dile getirdi.
Kampüs, kuantum uygulamalarının üç geniş kategorisine odaklanacak.
En olgun alan, geleneksel sistemlerden önemli ölçüde daha iyi performans gösterebilecek sensörler.
Grison, “Bu konu üzerinde çok uzun süredir çalışıyoruz. Bu çalışmaların bir kısmının meyve vereceğinden eminiz,” dedi.
Kuantum hesaplama ikinci ana odak noktasını oluşturuyor. Yararlı görevlerde geleneksel makinelerden daha iyi performans gösterebilen pratik kuantum bilgisayarlar henüz kanıtlanmamış olsa da Fransa bu teknolojiye büyük bir umut besliyor:
“Beş farklı teknolojiyi kullanan beş (Fransız) şirket olduğunu gözlemledik; bunların hepsinin başarı şansı var. Beşinin de olgunlaştırılmasına karar verildi. Hedef, 2032 yılına kadar en güçlü geleneksel bilgisayarların bile ötesine geçen bir hesaplama gücü seviyesine ulaşmak.”
Grison, kampüsün odaklandığı üçüncü kategorinin kuantum iletişimi olduğunu ve bu alanın hâlâ daha “keşif aşamasında” olduğunu belirtti.
Araştırmacılar, bu tür sistemlerin zamanla anten kullanımı da dahil olmak üzere geleneksel iletişim teknolojilerinin bazı sınırlamalarını aşabileceğini umuyor.
Savunma bakanlığı için zorluk, sadece donanım üretmekle kalmayıp, aynı zamanda yazılım geliştirmek ve pratik askeri uygulamaları belirlemek.
Potansiyel uygulamaların çoğu, sivil alanda da fayda sağlayabilecek çift kullanımlı nitelikte olacak.
Umut vaat eden fikirlerin belirlenmesine yardımcı olmak amacıyla kampüs, aralık ayında gerçekleştirilmesi planlanan bir “savunma kuantum hackathonu” da başlattı.
Hackathon, genellikle 24 ile 48 saat arasında süren, yazılım geliştiricilerin, tasarımcıların ve ilgili uzmanların ekipler halinde bir araya gelerek belirli bir probleme yenilikçi ve teknolojik çözümler ürettikleri yoğun bir inovasyon ve kodlama maratonuna verilen ad.
Katılımcılar, savunma alanında potansiyel uygulamalar geliştirmeleri istenmeden önce kuantum programlama konusunda eğitim alacaklar.
On yıl sonra başarının neye benzeyeceği sorulduğunda Grison, iki dönüm noktasına dikkat çekti: Gerçekten kullanışlı bir kuantum bilgisayarın ortaya çıkması ve operasyonel bir kuantum sensörün devreye alınması.
Avrupa
E5 liderlerinden Ukrayna’ya destek sözü

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Ukrayna’ya yönelik desteğin devam ettiğini göstermek amacıyla çarşamba günü Avrupa müttefiklerinden oluşan E5 grubunun liderlerini ağırladı.
Merz, Berlin’de Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Polonya Başbakanı Donald Tusk ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile yaptığı görüşmelerde, Kiev’e hava savunma sistemlerinin sürekli olarak tedarik edilmesi çağrısında bulundu.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de video konferans yoluyla toplantıya katıldı.
Toplantı, önümüzdeki ay Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde gerçekleştirildi ve E5 formatının, Kiev’e yönelik Avrupa desteğini koordine eden bir forum olarak artan önemini yansıtıyor.
Varşova’nın bu ayın başlarında Londra’da Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile yapılan E3 toplantısından dışlanmasının ardından Tusk’un şikayetlerine yol açması üzerine, Polonya ve İtalya bu gruba dahil edilmeye özellikle istekliydiler.
Berlin’deki toplantı büyük ölçüde sembolik nitelikteydi; amaç, Avrupa’nın birliğini göstermek ve Washington’a Avrupa’nın Ukrayna’yı destekleme konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazır olduğunu belirtmekti.
Ortak bir basın toplantısında liderler, NATO ve Ukrayna’ya olan bağlılıklarını vurguladılar.
Merz, ittifak içinde daha güçlü bir Avrupa ayağına destek, hava savunmasında daha yakın işbirliği ve Ankara zirvesinde Kiev’e net bir destek sinyali verilmesi dahil olmak üzere beş temel mesajı özetledi.
Şansölye, Almanya’nın 2029 yılına kadar NATO’nun %3,5’lik savunma harcaması hedefine ulaşmayı planladığını belirtti.
Macron, Avrupa ile ABD arasında giderek artan bir yakınlaşma gördüğünü belirtirken, Starmer ise Rusya ekonomisine daha fazla baskı uygulanması gerektiğini savundu ve Ukrayna’ya verilen desteği yaklaşan NATO zirvesinin belirleyici konusu olarak nitelendirdi.
Tusk, Polonya ve Baltık devletlerinin katılımı olmadan Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesinin zor olacağını söyledi.
Tusk, perşembe gününden itibaren Polonya’nın Gdańsk kentinde Ukrayna İyileşme Konferansına ev sahipliği yapacak.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Avrupa1 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4










