Asya
Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee, Çin’le stratejik işbirliği ortaklığı geliştirmeyi hedefliyor

Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung, pazartesi günü Pekin’de düzenlenen zirvede, Çinli mevkidaşı Xi Jinping ile komşu ülkeler arasındaki ilişkilerde “yeni bir dönem” yaratmak için işbirliği yapma sözü verdi.
Lee, zirve görüşmelerinin açılış konuşmasında, iki ülke arasındaki stratejik işbirliği ortaklığını “geri dönüşü olmayan bir eğilim” haline getirmek için çabalarını sürdüreceklerini belirtti.
Lee’nin haziran ayında lider olduktan sonra Çin’e yaptığı ilk ziyaret sırasında, ofisi bilim ve dijital teknoloji gibi alanlarda bir dizi anlaşmanın imzalandığını ve ticari işbirliğini daha da ilerletmek için bir diyalog mekanizmasının kurulduğunu duyurdu.
Lee, Xi ile yaptığı zirveyi “Güney Kore-Çin ilişkilerinin tamamen yeniden kurulması için önemli bir an” olarak nitelendirdi ve ikili ortaklığı “geri döndürülemez” hale getireceğine söz verdi.
Görüşmede Xi Jinping, Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung ile bugüne kadar iki kez bir araya gelmelerinin ve karşılıklı ziyaretler gerçekleştirmelerinin, iki tarafın ikili ilişkilere atfettiği önemi açık biçimde yansıttığını söyledi.
Çin’in komşuluk diplomasisinde iki ülke ilişkilerine her zaman öncelik verdiğini vurgulayan Xi, Beijing’in Kore Cumhuriyeti (KC) politikasında süreklilik ve istikrarı koruduğuna dikkat çekti.
Xi Jinping, KC ile stratejik işbirliği ortaklığını sağlıklı şekilde ilerletmek, iki ülke halklarının refahını etkin biçimde artırmak ve bölgesel ile küresel barış ve kalkınmaya yapıcı katkılar sunmak için çalışmaya hazır olduklarını ifade etti.
Lee, 2024 yılının sonlarında dönemin Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol’un beklenmedik bir şekilde sıkıyönetim ilan etmesiyle başlayan ve aylarca süren siyasi kriz nedeniyle kesintiye uğrayan Güney Kore’nin dış ilişkilerinin normale dönmesi için uğraşıyor.
En büyük ticaret ortağı
Çin, Güney Kore’nin en büyük ticaret ortağı ve Samsung ve Hyundai Motor gibi birçok büyük holding, bu ülkede önemli üretim tesisleri işletiyor. Seul aynı zamanda ABD’nin müttefiki ve onlarca yıldır Washington ile kapsamlı bir güvenlik ortaklığı sürdürürken, Pekin ile verimli ekonomik bağları korumak için hassas bir denge kurmaya çalışıyor.
Zirve öncesinde Lee, Samsung Electronics Başkanı Lee Jae-yong, LG Başkanı Koo Kwang-mo ve SM Entertainment CEO’su Jang Cheol-hyuk gibi iş dünyası liderlerinin katıldığı bir foruma katıldı.
Pazartesi günkü toplantı, Lee ve Xi’nin kasım ayında Güney Kore’nin Gyeongju kentinde düzenlenen Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği toplantısında bir araya gelmelerinden sonra ikinci görüşmeleriydi. O toplantıda iki lider ikili ilişkileri karşılıklı yarar sağlayan bir ilişki olarak nitelendirmiş ve Xi, iki ülkeyi birbirlerinin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunan “ayrılmaz ortaklar” olarak tanımlamıştı.
Lee, pazartesi günkü forumda Xi’nin ‘ayrılmaz’ yorumuna katılarak, Çin ziyaretinin “yakın komşular olarak ekonomik açıdan bize fayda sağlayacak dostane ilişkiler kurmak için iyi bir fırsat” olmasını umduğunu ekledi. Güney Kore lideri, güzellik ürünleri gibi tüketim malları ile spor ve film gibi kültürel alanları daha fazla işbirliği yapılabilecek alanlar olarak vurguladı. Yapay zekanın iki ülkeye imalat ve hizmet sektörlerini canlandırma fırsatı sunduğunu da sözlerine ekledi.
Çin’in geçmişte grafit ve üre çözeltisi gibi önemli endüstriyel elementlerin ihracatını kısıtladığı göz önüne alındığında, Lee’nin kritik nadir toprak elementleri tedarikinde kesintileri önlemek için Xi ile bir anlaşma yapmaya istekli olduğu düşünülüyor.
Danışmanlık şirketi China Moon Strategies’in başkanı ve eski ABD Çin ticaret temsilci yardımcısı Jeff Moon, “Güney Kore, nadir toprak elementleri tedarikine erişim konusunda güvence arayan birçok ülkeden sadece biri, bu nedenle Çinliler muhtemelen standart bir yaklaşım geliştirmiştir. Bu yaklaşım, tüm Çin nadir toprak elementlerinin askeri amaçlarla değil sivil amaçlarla kullanılacağını doğrulayan bir lisanslama sürecini de içermektedir” dedi.
Moon, Nikkei Asia’ya “Tüm bunlar, Çin’in çeşitli ticari ve ticari olmayan amaçlar için nadir toprak elementleri üzerindeki etkisini en üst düzeye çıkarma çabalarının daha geniş bağlamında gerçekleşiyor” dedi.
ABD’den nükleer denizaltı izni
Lee, ABD Başkanı Donald Trump ile son görüşmesinde de nükleer güçle çalışan denizaltılar inşa etme izni istemişti. Lee, bu görüşmeden sonra yaptığı kamuoyuna açık açıklamada, nükleer güçle çalışan denizaltılara sahip olmanın Seul’e çevresindeki Çin ve Kuzey Kore gemilerini izleme konusunda yardımcı olacağını ve böylece ABD ordusunun yükünü azaltacağını söylemişti. Bu, Trump’ın sık sık dile getirdiği maliyet paylaşımı taleplerine hitap etmek için yapılan açık bir girişimdi.
Pekin o dönem, Lee’nin açıklamasına kamuoyuna açık bir tepki göstermedi, ancak geçmişte Seul’un Washington ile güvenlik bağlarını güçlendirerek Çin’i çevreleme girişimlerine ekonomik baskı uyguladı. Örneğin 2016 yılında Güney Kore, THAAD adlı bir ABD füze sistemini konuşlandırmıştı. Analistler, Pekin’in misillemesinin Güney Kore’nin perakende ve turizm sektörlerine milyarlarca dolarlık zarar verdiğini tahmin ediyor.
Kore Yarımadası’ndaki ilişkiler
Analistler, Çin’in Güney Kore’den istediği temel şeylerin başında bazı Güney Kore yarı iletken teknolojilerine erişim ve Güney Kore’nin Tayvan’ın bağımsızlığına karşı olduğu yönünde bir açıklama yapması yer aldığını düşünüyor.
Lee’nin Çin’e gittiği pazar günü, Kuzey Kore doğu kıyılarındaki sulara balistik füzeler fırlattı. Güney Kore ulusal güvenlik ofisi, Seul’un yaklaşık 900 kilometre uçtuğunu söylediği füze fırlatılmasına yanıt olarak acil bir toplantı düzenledi.
Lee’nin ulusal güvenlik danışmanı Wi Sung-lac, geçen hafta gazetecilere verdiği demeçte, Seul’un Xi ile yapılacak zirveyi, Çin’den Kore Yarımadası’na barış getirmek için “yapıcı bir rol” oynamasını istemek için kullanmayı planladığını söyledi, ancak Seul’un Pekin’den almasını istediği somut adımları açıklamadı.
Asya
Japonya yeni Beyaz Kitap’ta Çin ‘tehdidine’ karşı durmak ve ekonomik refah için askeri yığınağı savundu

Japonya hükümeti, hızlanan askeri yığınağını yalnızca ülkeyi korumanın bir aracı olarak değil, aynı zamanda daha fazla refaha ulaşmanın yolu olarak sunuyor. Hükümet, son savunma beyaz kitabında silah üretiminin ekonomik büyümeyi destekleyebileceğini savunuyor.
Komşu ülkeler Çin, Rusya ve Kuzey Kore’den kaynaklandığı iddia edilen tehditlerin yıllık değerlendirmesini içeren belge, savaş sonrası dönemde askeri faaliyetlere getirilen kısıtlamalarla onlarca yıl boyunca sınırlandırılan Japonya’ya teknolojiden yararlanma, girişimleri finanse etme ve silah üretiminde daha fazla ticari bileşen kullanma çağrısında bulunuyor.
Savunma Bakanlığının sunum belgesine göre beyaz kitap, “savunma yatırımlarının genel ekonomiye ve halkın yaşamına fayda sağladığını vurguluyor.” Bu mesaj, Başbakan Sanae Takaichi’nin ekonomik büyümeyi teşvik etmek amacıyla stratejik kamu harcamalarına daha geniş ölçekte başvuran politikasıyla uyum taşıyor.
Bu yaklaşım, belgenin anime tarzındaki kapağıyla da destekleniyor. Önceki baskıların birçoğunda yer alan askerler, silahlar ve askeri semboller yerine, ışıl ışıl bir şehir manzarası içinde gülümseyen bir aile tasvir ediliyor. Bir Savunma Bakanlığı yetkilisi, tasarımın “fütüristik bir imaj” vermeyi amaçladığını söyledi.
Savunma ile gelecekteki refah arasında kurulan bu bağ, Takaichi yönetiminin yeni bir ulusal güvenlik stratejisi hazırladığı döneme denk geliyor. Askeri uzmanlar, stratejinin esas olarak Çin’i caydırmayı amaçlayan yeni harcama artışları öngöreceğini tahmin ediyor.
Beyaz kitapta, “Çin’in askeri faaliyetleri ve diğer eylemleri Japonya ve uluslararası toplum açısından ciddi kaygı konusudur ve Japonya’nın karşı karşıya bulunduğu en büyük stratejik meydan okumayı oluşturmaktadır” denildi.
Takaichi’nin kasım ayında, Çin’in Tayvan’a olası bir müdahalesi halinde Japonya’nın da askeri olarak harekete geçeceğini söylemesi Pekin’in sert tepkisine yol açmıştı. Çin, “son derece vahim” olarak nitelediği bu açıklamanın geri çekilmesini istemişti.
Tokyo, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Japonya’nın en büyük askeri yığınağını finanse etmek amacıyla vergi artışları, harcama reformları ve tek seferlik gelirlerden oluşan karma bir kaynak paketi hazırladı. Bu süreç, savunmayla bağlantılı harcamaları gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2’sine çıkardı. Ancak Takaichi, zaten ciddi baskı altındaki kamu maliyesine ilave yük bindirmeden daha fazla askeri genişlemenin nasıl finanse edileceğini henüz açık biçimde ortaya koymadı.
Takaichi hükümeti, Mart 2027’de sona erecek mali yıl için 122,3 trilyon yenlik rekor bütçeyi kabul ettirdi. Daha sonra hane halklarını ve işletmeleri artan enerji maliyetlerinden korumak amacıyla bütçeye 3,1 trilyon yenlik ek paket ilave edildi. Bu durum, kamu kaynakları üzerindeki birbiriyle rekabet eden talepleri de gözler önüne serdi.
Yeni savunma harcamalarının büyük bölümü şimdiye kadar, 1.000 kilometreden daha uzaktaki hedefleri vurabilecek füzelere yönlendirildi. İlave harcama artışlarının önemli bir bölümünün ise Ukrayna’nın Rusya’yla savaşında yoğun biçimde kullandığı türden insansız hava araçlarına ve diğer insansız silah sistemlerine ayrılması bekleniyor.
Asya
Alibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı

Çin merkezli teknoloji şirketi Alibaba, 2,4 trilyon parametreye sahip yeni yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı. Qwen Studio tarafından duyurulan model, 1 milyon tokena kadar bağlam işleme kapasitesi ve görsel veri analiz kabiliyeti sunuyor. Yeni mimarinin yazılım, araştırma ve çok aşamalı karmaşık görevlerde işlem maliyetlerini ve gecikme sürelerini düşürdüğü bildirildi.
Çin merkezli teknoloji şirketi Alibaba, programlama, araştırma ve uzun süreli çok aşamalı görevlerin yürütülmesi için geliştirilen yeni yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i kamuoyuna sundu.
Qwen Studio tarafından yapılan açıklamaya göre yeni model, 2,4 trilyon parametreyle yapılandırıldı. Sistemin 1 milyon tokena kadar bağlam hacmini işleyebildiği kaydetti.
Geliştiriciler, modelin kapsamına görsellerin ve diğer görsel verilerin analiz edilmesi yeteneğini de dahil etti.
Qwen3.8-Max’in uygulama geliştirme, hukuki metinleri inceleme, finansal araştırmalar yapma ve spor analitiği yürütme kabiliyetine sahip olduğu aktarıldı.
Modelin ayrıca büyük hacimli belgeleri, televizyon dizilerini ve canlı yayınları işleyebildiği belirtildi.
Qwen ekibinin paylaştığı bilgilere göre uygulanan yeni mimari, karmaşık görevlerin çözümü sırasında ortaya çıkan hesaplama maliyetlerini ve gecikme sürelerini azaltıyor.
Qwen, Alibaba’nın bulut teknolojileri birimi Alibaba Cloud tarafından geliştirilen büyük dil modelleri ailesini ve aynı adı taşıyan uygulamayı temsil ediyor.
Daha önce Tongyi Qianwen adıyla bilinen proje kapsamında üretilen modeller; metin üretimi ve analizi, programlama, belge işleme ve kurumsal görevlerin çözümü amacıyla kullanılıyor.
Alibaba, 2025 yılının başında Qwen 2.5-Max modelini tanıtmıştı.
Şirket, söz konusu modelin metin anlama, programlama ve mantıksal akıl yürütme testlerini içeren çeşitli değerlendirmelerde DeepSeek-V3 ve Llama-3.1-405B modellerini geride bıraktığını savunmuştu.
Çinli şirket şubat ayında ise robotların yönetimi için tasarlanan RynnBrain modelini kullanıma sundu.
RynnBrain, metin ile görselleri eş zamanlı analiz eden ve makinelerin nesneleri tanımasına, hareketleri hesaplamasına ve komutları yerine getirmesine yardımcı olan Qwen3-VL çok modlu sistemi temel alınarak geliştirildi.
Silikon Vadisi Çin yapay zekâsına yönelik ABD yasaklarına neden karşı çıkıyor?
Asya
Kuzey Kore, ABD’yi dijital alanı askeri sahaya çevirmekle suçladı

Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Kuzey Kore kaynaklı siber tehdit uyarılarının ülkenin itibarını zedelemeyi amaçlayan siyasi bir suçlama olduğunu açıkladı. Pyongyang yönetimi, Washington’ı siber alanı çatışma arenasına dönüştürmekle ve dijital alanı askerileştirmekle suçladı.
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) Dışişleri Bakanlığı temsilcisi, ABD’nin siber alanı bir çatışma arenasına dönüştürmekten sorumlu olduğunu ve Washington’ın Kuzey Kore kaynaklı siber tehditlere ilişkin uyarısının KDHC’nin itibarını zedelemeyi amaçlayan siyasi bir suçlama niteliği taşıdığını söyledi.
Reuters’ın Kore Merkezi Haber Ajansına (KCNA) dayandırdığı habere göre bakanlık temsilcisi konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bakanlık temsilcisi, dünyadaki en büyük siber güce sahip olan ve dijital alanın temel kaynaklarını kontrol eden ABD’nin Kuzey Kore’ye yönelik siber tehdit iddialarını mantıksız olarak niteledi.
Pyongyang yönetimi ayrıca Washington’ı, saldırı kabiliyetleri ve müttefikleriyle gerçekleştirdiği ortak tatbikatlar aracılığıyla bu alanı askerileştirmekle suçladı.
KDHC Dışişleri Bakanlığı, ABD ve ortakları tarafından kurulan Çok Taraflı Yaptırımları İzleme Grubu’nu da eleştirdi.
Bakanlık, Pyongyang’ın siber güvenlik meselelerinin diğer devletlere siyasi baskı uygulamak amacıyla kullanılması girişimlerine hoşgörü göstermeyeceğini duyurdu.
Ortak siber uyarıya yanıt
Pyongyang’ın açıklaması; ABD, Güney Kore, Japonya ve diğer sekiz ülkenin 31 Temmuz’da yayımladığı ortak uyarıya yanıt olarak geldi.
Uyarının sahipleri, Kuzey Koreli bilişim uzmanlarının sahte belgeler ve başkalarına ait kimlikler kullanarak uzaktan işlere girdiklerini ve elde ettikleri gelirleri KDHC’nin nükleer ve füze programlarına yönlendirdiklerini ileri sürmüştü.
Uyarıya katılan ülkelerin iddiasına göre bu çalışanlar, kimliklerini ve bulundukları yerleri gizlemek için yapay zekadan yararlanıyor. Şirketlerde işe başladıktan sonra ise kurum içi sistemlere erişim sağlayarak veri, kripto para ve gizli bilgileri çalabiliyor.
Nisan 2026’da Lazarus grubu, 291 milyon dolar tutarında varlığın çıkarıldığı Kelp DAO zincirler arası köprüsünün siber saldırıya uğramasıyla ilişkilendirildi. Söz konusu grup, yine aynı ayın başlarında yaklaşık 280 milyon dolar zararla sonuçlanan Drift kripto protokolü saldırısıyla suçlanmıştı.
Uzmanların değerlendirmelerine göre, yıl başından bu yana siber saldırılar nedeniyle merkeziyetsiz finans projelerinin uğradığı toplam kayıp en az 795 milyon dolara ulaştı.
2025 yılı sonuçlarına göre KDHC ile bağlantılı gruplar, bir önceki yıla kıyasla yüzde 51 artışla 2,02 milyar dolar tutarında kripto para çaldı.
En büyük vakayı, yaklaşık 1,5 milyar dolar değerinde varlığın çekildiği Bybit borsasının hacklenmesi oluşturdu. Yıl boyunca korsan saldırılarından kaynaklanan toplam kripto endüstrisi zararı 3,4 milyar doları aştı.
Kasım ayında Güney Kore makamları, Lazarus grubunun ülkenin en büyük kripto borsası Upbit’in hacklenmesi olayına karıştığından şüphelendi.
Platform, yaklaşık 30 milyon dolarlık yetkisiz varlık çıkışının ardından işlemleri askıya aldı. Saldırıda kullanılan yöntemlerin, 2019 yılında aynı borsaya düzenlenen saldırıdaki yöntemlerle benzerlik taşıdığı görüldü.
2025 baharında araştırmacılar, ABD’de kayıtlı olan ve Lazarus birimiyle ilişkilendirilen iki hayali şirket tespit etti. Kripto projelerinin geliştiricilerine bu firmalar adına iş teklif edildiği, sahte mülakatlar yapıldığı ve zararlı yazılımlar yayıldığı aktarıldı.
Muhtemel çalışanların profilleri için yapay zeka tarafından üretilmiş fotoğraflar, bloglar ve sosyal medya sayfaları oluşturulduğu kaydedildi.
ABD Hazine Bakanlığı 2022 yılında, Amerikan makamlarının Lazarus ile ilişkilendirdiği bir kripto cüzdanını engellemişti. FBI o dönemde grubu, Axie Infinity oyunuyla bağlantılı bir projeye düzenlenen saldırıda 620 milyon dolar tutarında dijital varlık çalmakla suçlamıştı.
Washington; finans kuruluşlarına ve kritik altyapılara saldırı düzenlemek, ayrıca KDHC’nin silah ve füze programlarını finanse etmekle suçladığı Lazarus, Bluenoroff ve Andariel gruplarına karşı yaptırımları 2019 yılında yürürlüğe koymuştu.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi5 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı










