Bizi Takip Edin

Rusya

Herson’dan sonra savaşın geleceği

Yayınlanma

Rusya’nın Ukrayna’daki ‘Özel Askeri Operasyon’unu destekleyenler tarafından bir süredir endişeyle fısıldanan şey oldu ve operasyonun komutanı Sergey Surovikin, Herson’u terk edip Dinyeper’in sol kıyısına çekileceklerini açıkladı. Zaten bir süredir Kahovka hidroelektrik santraline Ukrayna saldırısı olacağına yönelik istihbarat nedeniyle, siviller su baskını korkusuyla Ekim ortalarında tahliye edilmeye başlanmıştı.

Rus genelkurmayı, bir de Herson’daki askerlerin Dinyeper üzerinden gelecek ikmale güvenemeyeceğine karar vermiş görünüyor. Ukrayna genelkurmayı da bunda hemfikir: Rusya’nın lojistik yollarını, birliklerinin kontrol ve destek sistemini yok ettiklerini, bu nedenle de “düşmanın Herson’dan kaçmaktan başka çaresinin kalmadığını” söylüyorlar.

Yani her iki taraf da Herson meselesinin askeri bir zorunluluktan kaynaklandığına emin. Meselenin böyle bir tarafı olduğu da şüphe götürmüyor. Fakat Herson’un, geçen Eylül ayında yapılan referandumla Rusya Federasyonu’na bağlanan Ukrayna oblastlarından olduğu ve kentteki “Sonsuza kadar Rusya ile” bilboardları akılda tutulursa, meselenin fazlasıyla siyasi boyutu ve sonuçları olacağını tahmin etmek zor değil.

Rusya kamuoyundan tepkiler

Rusya’da, iktidardaki Birleşik Rusya’nın sağındaki ve solundaki partilerin Ukrayna’ya karşı siyasi tutumlarında büyük farklılıklar olduğu şüpheli. Duma’da ‘Özel Askeri Operasyon’a karşı bir parti bulmak pek mümkün değil.

Bununla birlikte, sağda başını Rodina ile Liberal Demokratik Partinin (LDP) çektiği güçlerle solda başını Rusya Federasyonu Komünist Partisinin (RFKP) çektiği güçler, operasyonun icra edilme yöntemine eleştirel yaklaşıyorlar ve bu gittikçe siyasi bir mahiyete de bürünüyor. Özellikle RFKP, operasyonun adına ‘savaş’ denmediği sürece ve ekonominin de buna uygun şekilde yeniden yapılandırılmaması halinde askeri meselenin çözülemeyeceğini savunuyor. Rusya solunda, Putin yönetiminin Ukrayna savaşıyla birlikte ‘sola dönüş’ gerçekleştireceği beklentisi de savaşın doğasına yönelik bir beklentiden kaynaklanıyordu. Fakat Birleşik Rusya hükümeti, soldan gelen ekonomiyi millileştirme çağrılarına pek de kulak asmadan yoluna devam ediyor.

Bir diğer eleştiri, Ukrayna’nın Rusya’ya bağlanan oblastlarında şimdi Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin eline düşmüş yerel halkın akıbeti meselesi. Putin liderliğinin Ukrayna’ya müdahale gerekçelerinden biri de ülkenin doğusunda yaşayan ve Rusça konuşan halkın neonazi baskısından kurtarılmasıydı. Artık Rusya toprağı sayılmasına rağmen Ukrayna’ya terk edilen Herson’da Rusya yanlılarının canlarından endişe ediliyor. Nitekim kente giriş yapan Ukrayna askerlerinin Telegram hesaplarından yaptıkları paylaşımlar, bu korkunç beklentinin gerçek hale geldiğini gözler önüne seriyor.

Rusya medyası ise, bizde ve Batıda olan algının tam tersine, büyük bir eleştirellik ve çok seslilik sergiliyor. Örneğin Rusya’nın en popüler askeri haber portalı topwar.ru’da çıkan bir yazıda, Herson’un tek kurşun atılmadan teslim edildiği, buna rağmen ‘satılmış’ ve ‘utanmaz propagandistlerin’ bunu da meşrulaştıracağı acı bir dille belirtiliyor. Yazı, Rusya liderliğinin ‘Özel Askeri Operasyon’ dediği şeyin tüm dünyada savaş anlamına geldiğini ve Rusya’nın artık ‘ticari çıkarları’ bir yana bırakıp ‘gerçek bir savaşa’ tutuşması gerektiğini söylüyor.

Bir başka internet sitesi, Katyuşa’ya göre, eğer Herson’dan çekilme kurnaz bir taktiğin icabı değilse, bu 1991’den bu yana Rusya ordusunun yaşadığı en büyük yenilgi ve içeride sıradan halkın ülke liderliğine olan güveninin sarsılması kaçınılmaz. Katyuşa,  çekilmenin bir tuzak olduğu umudunu koruyor, ama Herson’u yüz üstü bırakmanın, ABD ile Rusya arasında yapılan bir arka kapı diplomasisinden kaynaklanmış olabileceğini de göz ardı etmiyor. Her iki yayın da, trafik kazasında öldüğü duyurulan Herson Vali Yardımcısı Kiril Stremousov’un ölümünün şaibeli olduğunu, zira bu yöneticinin tahliyeye karşı çıktığını ileri sürüyor.

Rusya’da iç siyasi çekişmeler

Savaş devam ederken ve iç kamuoyunda çatlak sesler yükselirken, siyasette de bazı cepheleşmeler su yüzüne çıkıyor. Rusya liderliğinin ilk halkası olmasa da, ikinci halkasında saflaşmalar keskinleşiyor.

Bunun en belirgin örneği, Vagner’in kurucusu ve sahibi Yevgeniy Prigojin ile St. Petersburg Valisi Aleksander Beglov arasında yaşandı. Prigojin ve ona yakın medya kuruluşları bir süredir Beglov’un bir ‘suç örgütü’ kurduğunu iddia ediyorlardı. Prigojin’in şirketi Concord bir adım daha attı ve Rusya Başsavcılığı ile istihbarat örgütü FSB’ye başvurarak Beglov’un ‘vatana ihanet’ suçlamasıyla soruşturulmasını istedi. Letonya merkezli Meduza sitesine inanacak olursak, Prigojin’in Beglov’a açtığı savaşın nedeni, Petersburg Valisinin Vagner’in kurucusunun bazı iş girişimlerine çomak sokması. Son olarak, Vagner’in St. Petersburg’da inşa etmek istediği iş merkezi valilik tarafından engellendi.

Prigojin’in cephesinde bir de Çeçenistan lideri Ramazan Kadırov’un da yer aldığını hatırlatalım. Bu ikilinin hedefindeki Merkez Askeri Bölge Komutanı General Aleksander Lapin, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevinden ayrıldı ve yerine Prigojin-Kadırov ikilisine yakın Andrey Mordviçev getirildi.

Kadırov’un yaptıkları bununla da sınırlı değil. Çeçen lider uzun süredir açık bir şekilde Rusya ordusuna eleştiri yöneltmekten çekinmiyor. Liman’da yaşanan yenilginin ardından Kadırov, General Lapin’i sorumlu tutmuş ve Prigojin de hemen ona katılmıştı. Kadırov-Prigojin ikilisinin Rus düzenli ordusuna yönelik kamuoyuna açık eleştirilerinin, Vagner’in ‘özel iş ilişkileri’nden kaynaklandığını ilişkin bir algı da var.

Bu meselenin çok daha yukarılara uzandığı açık. Kadırov-Prigojin ikilisinin esas olarak Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov’u hedeflediği düşünülüyor. Kadırov-Prigojin cephesinin salvolarına karşı bir dizi emekli subay ve köşe yazarı da karşılık vermeye başladı ve ikilinin tavırlarını ‘motivasyon düşürücü’ olarak nitelendirdi.

ABD ile gizli anlaşma ihtimali

Medyanın, Moskova ile Washington arasında gizli bir uzlaşma olabileceğine dair şüpheleri de yüksek sesle dillendiriliyor. Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev ile ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın gizli bir görüşme gerçekleştirdiği iddialarından sonra Herson ricatının yaşanması şüpheleri daha da artırıyor.

Rusya’ya yakın kimi kaynaklar, Putin liderliğinin ‘Kolektif Batı’ ile kapsamlı bir anlaşmaya vararak savaşı sona erdirmeye karar verdiğini yazıyor. Gerek Dışişleri Sözcüsü Maria Zaharova’nın, gerekse de Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Ukrayna ve Batı ile müzakereleri dışlamadıklarını söylemesi bunun sinyali olarak da görülebilir. Polonya’nin bir köyüne düşen füzelerin ardından Kiev ve Varşova’nın NATO’nun 5. Maddesinin uygulanması çağrısına rağmen ABD Başkanı Joe Biden’ın Rusya’yı suçlamaktan kaçınması da kapalı kapılar ardından bir şeylerin ‘pişirildiğine’ ilişkin bir işaret.

Bu türden bir anlaşmanın, Rusya liderliğinin yanı sıra Çin, Hindistan, Türkiye, İran ve diğer Ortadoğu ülkeleri tarafından da istendiğine ilişkin anlayış yaygınlaşıyor. Batı’da da, Rusya içinden gelen ve ‘şahin’ olduğu düşünülen Kadırov-Prigojin cephesinin etkisi pek abartılmıyor. Bunun en yakın örneği, Carnegie’de yayımlanan ve Kadırov-Prigojin ikilisinin Kremlin üzerindeki etkisini tartışan bir makale. Makalenin yazarı özetle, “Bunlar ancak konuşur, Putin’in bunları dinleyeceği yok,” sonucuna varıyor.

Amerikan ara seçimlerindeki zayıf Trumpçı dalga da Rusya liderliğini bir anlaşma arayışına itmiş görünüyor. Rusya içerisinde, Amerikan sanayicilerinin sesi olarak görülen Trump’ın olası başkanlığının tercih edileceği açık. Ama bu umutlar şimdilik rafa kaldırıldığına göre, ‘Kolektif Batı’ ile bir temas ihtiyacı ortaya çıkmış görünüyor. ABD ve Rusya istihbarat şeflerinin Türkiye’de görüşmesi de, nükleer korkudan fazlasını anlatıyor.

Rusya

Rusya’da sanal bahisi yasallaştırma planı gündemde

Yayınlanma

Rusya Maliye Bakanlığı, yasadışı internet kumarhanelerinin yasal çerçeveye alınması halinde bütçeye yılda 100 milyar ruble ek gelir sağlanabileceğini hesaplıyor. Yasal bahis sektörünün bütçeye ve spora yıllık katkısının da 100 milyar rubleye ulaştığını belirten yetkililer, kumar bağımlılığına karşı kişisel erişim kısıtlamaları üzerinde duruyor.

Rusya Maliye Bakanlığı, internet üzerinden faaliyet gösteren yasadışı kumarhanelerin yasal zemine çekilmesinin devlet bütçesine yılda yaklaşık 100 milyar ruble ek gelir sağlayabileceğini hesaplıyor.

İstanbul’da düzenlenen Verona Avrasya Ekonomik Forumu sırasında gazetecilere konuşan Rusya Maliye Bakan Yardımcısı İvan Çebeskov, bakanlığın bu alana yönelik farklı düzenleme seçeneklerini masaya yatırdığını açıkladı.

Çebeskov, yasal bahis pazarının bu yıl yürürlüğe giren artırılmış vergi oranları, vergiler ve hedefe yönelik kesintilerle birlikte bütçeye ve spora halihazırda yılda yaklaşık 100 milyar ruble kazandırdığını belirtti.

Yasadışı pazarın hacim bakımından yasal sektörle denk düzeyde olduğunu kaydeden Çebeskov, bütçeye aktarılabilecek potansiyel gelirin de benzer bir büyüklüğe ulaştığını dile getirdi.

Devletin şu anda bu kaynağı kasasına koyamadığını vurgulayan Bakan Yardımcısı, “Bu, doğal olarak bütçenin mahrum kaldığı ve aralarında çeşitli suç şebekelerinin de yer aldığı alanlara giden devasa bir para” değerlendirmesini yaptı.

Maliye Bakanlığı yasadışı pazara karşı düzenleme seçeneklerini inceliyor

Maliye Bakanlığı, kayıt dışı faaliyet gösteren çevrimiçi kumarhanelerin denetim altına alınması ihtimalini diğer resmi kurumlar ve yasal pazar temsilcileriyle birlikte değerlendirmeye aldı.

Kısa süre önce düzenlenen şans oyunları forumunda sektör bileşenlerinin yasadışı internet kumarhanelerini hem ekonomi hem de yasal bahis kuruluşları açısından büyük bir sorun olarak nitelediğini aktaran Çebeskov, yasal işletmeciler dahil çeşitli taraflardan düzenleme ve mücadele önerileri aldıklarını, bakanlığın bütün olasılıkları incelediğini ifade etti.

Şans oyunlarının ekonomik getirisinin yanında toplumsal riskler de barındırdığına dikkat çeken Çebeskov, kumar bağımlılığı sorununun mutlaka hesaba katılması gerektiğini vurguladı.

Bakan Yardımcısı, yurttaşların korunması için şans oyunlarına kişisel erişim yasağı getirilmesi gibi mekanizmaların devreye sokulmasının zorunlu olduğunu kaydetti.

Rusya Maliye Bakanlığı Finans Politikası Dairesi Başkan Yardımcısı Aleksandr Hristoforov, 29 Eylül’de yaptığı açıklamada 64 binden fazla Rusya vatandaşının kumar oyunlarına yönelik kişisel men kısıtlaması koydurduğunu duyurmuştu.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma ise 9 Haziran’da yasadışı şans oyunları sitelerine erişimin hızla engellenmesini öngören yasayı kabul etmiş ve bildirimleri inceleme süresini beş iş gününden iki iş gününe indirmişti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Maliye Bakanlığının internet kumarhanelerinin yasallaştırılmasına dönük önerisinin Kremlin’e ulaştığını 28 Ocak’ta teyit etmiş, girişimin üzerinde çalışılması gerektiğini belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya Merkez Bankası faizi yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, kalıcı fiyat baskısı ve yüksek enflasyon beklentilerini gerekçe göstererek politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Yıllık enflasyonun yüzde 7 bandında seyrettiği ülkede piyasa uzmanları, bütçe açığı ve akaryakıt maliyetlerinin fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı canlı tuttuğuna dikkat çekiyor.

Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulu, 23 Ekim’deki toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu.

Vedomosti gazetesinin görüştüğü 26 ekonomistten 25’i bu kararı beklerken, yalnızca bir uzman faizin yüzde 13,75’e çekilebileceği tahmininde bulunmuştu.

Fiyat baskısının yüksek seyrettiğini, enflasyon beklentilerinin de üst seviyelerde kaldığını duyuran Merkez Bankası, ekonominin yılın ikinci yarısında ılımlı bir hızla büyüdüğünü kaydetti.

Kalıcı fiyat artışının yavaşlamadığına işaret eden düzenleyici kurum, yıllıklandırılmış bazda bu oranın yüzde 5 ila 6 aralığında seyrettiğini hesaplıyor.

Merkez Bankası bu tablonun temel nedeni olarak kimi sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici biçimde daralmasını gösteriyor. Açıklamada, kalıcı enflasyondaki düşüş eğiliminin yeniden başlaması için toplam talep artışının sınırlı tutulması gerektiği vurgulanıyor.

Kurulun sonraki faiz kararlarını ise enflasyonun seyrine, enflasyon beklentilerine, iç ve dış koşullardan kaynaklanan risk değerlendirmelerine göre belirleyeceği aktarılıyor.

Rusya Merkez Bankası, 11 Eylül’deki önceki toplantısında para politikasındaki gevşeme sürecine yaklaşık bir buçuk yıl aradan sonra ilk kez ara vermişti.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina o dönem yaptığı değerlendirmede, bu duraklamanın para politikasının doğrudan etki edemeyeceği tek seferlik etkenlerden kaynaklandığını anlatmıştı.

Nabiullina, tüketici enflasyonundaki yıllıklandırılmış artışın öncelikle kimi sektörlerdeki geçici üretim kapasitesi kısıtlarından hız aldığını, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin de tabloda belirgin bir rol oynadığını söylemişti.

Kurum başkanı, fiyatlardaki tek seferlik ivmelenmenin kalıcı bir eğilime dönüşmemesi adına ölçülü sıkı para politikası koşullarının zorunlu olduğunu savunmuştu.

Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi’nin (Rosstat) verilerine göre Rusya’da haftalık enflasyon, 6-12 Ekim haftasındaki yüzde 0,11 seviyesinin ardından 13-19 Ekim haftasında yüzde 0,05 olarak ölçüldü.

Fiyatlardaki artış ay başından bu yana yüzde 1,06’ya, yıl başından bu yana ise yüzde 6,15’e ulaştı.

Haftalık tüketici enflasyonu 29 Eylül-5 Ekim döneminde yüzde 0,96, 22-28 Eylül döneminde yüzde 0,12, 15-21 Eylül döneminde yüzde 0,06, 8-14 Eylül döneminde yüzde 0,02 ve 1-7 Eylül döneminde yüzde 0,05 düzeyinde gerçekleşmişti.

İnterfaks’ın Merkez Bankası yöntemine dayanarak yaptığı hesaplamalara göre yıllık enflasyon 12 Ekim’deki yüzde 7,02 seviyesinden 19 Ekim’de yüzde 6,84’e gerilerken, Ekonomik Kalkınma Bakanlığı’nın yönteminde bu oran yüzde 7,22’den yüzde 7,15’e indi.

Uzmanlar faiz kararının gerekçelerini değerlendirdi

Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSR) Genel Direktörü Pavel Smelov, Vedomosti’ye yaptığı açıklamada, Merkez Bankası’nın faize ara vermesindeki temel gerekçelerin enflasyondaki yeni yükseliş dalgası ile enflasyonist risklerin ağır basması olduğunu kaydetti.

Ekim ayı başında fiyat artışını tetikleyen başlıca etkenler arasında, temmuzdan bu yana ertelenen konut ve kamu hizmetleri tarifelerindeki artışın yer aldığını söyledi.

Tarifelerde ekim başında yapılan yüzde 9,9’luk planlı endekslenmenin ayın ilk haftasında haftalık enflasyonu tek seferde yüzde 0,96’ya fırlattığını hatırlatan Smelov, bu artışın beklenen ve tek seferlik bir sıçrama olduğunu dile getirdi.

Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise akaryakıt piyasasındaki zorlu koşulların ve artan ulaşım maliyetlerinin enflasyonu yıl sonuna kadar yüksek tutabileceğini değerlendirdi.

Vasilyev, şirketlerin yükselen nakliye ve tarife maliyetlerini tüketici fiyatlarına yansıtabileceğine, bunun da canlı tüketici talebi ve yüksek seyreden enflasyon beklentileri ortamında hız kazanabileceğine dikkat çekti.

Bütçe politikasının bir diğer kritik etken olduğunu belirten Gazprombank Başekonomisti Pavel Biryukov da bütçe dengelerine işaret etti.

Mevcut bütçe yasasındaki 3,79 trilyon rublelik (milli gelirin yüzde 1,6’sı) açığa karşılık güncellenen bütçede 2026 yılı için 7,34 trilyon ruble, 2027 yılı için ise 5,4 trilyon ruble açık öngörüldüğünü anımsatan Biryukov, bu tablonun Merkez Bankası’nın önceki varsayımlarına kıyasla enflasyonu daha fazla körükleyici nitelikte olduğunu vurguladı.

Faizin yüzde 13,75’e indirilmesini bekleyen tek isim olan Truevalue Telegram kanalının yazarı ekonomist Viktor Tunev, olası bir indirimin ekonomi ile bütçe politikasında giderek daha görünür hale gelen sıkı para politikasının enflasyonist risklerini hafifletebileceğini savundu. Ankete katılan hiçbir uzman ise faiz artırımı beklemiyordu.

Stolıpin Ekonomik Büyüme Enstitüsü Başekonomisti Boris Kopeykin, ekonomide son beş çeyrektir süren yatırım daralması ortamında faiz artırmanın son derece riskli bir adım olacağını kaydetti.

Kopeykin, böylesi bir hamlenin ekonomide ve finans piyasalarında olumsuz bir zincirleme reaksiyona yol açabileceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Rusya

ABD Rus dizeline kapıyı açtı: İlk tanker yola çıktı

Yayınlanma

Rusya’nın Primorsk Limanı’ndan 22 Ekim’de yüklenen dizel tankeri, Washington ile Moskova arasındaki tedarik mutabakatının ardından New York’a doğru yola çıktı. Geminin 7 Kasım’da ABD’ye varması beklenirken, iki ülke arasındaki planlama ilk etapta 300 bin tonu aşkın yakıt teslimatını öngörüyor.

Rus dizeli taşıyan bir tanker, Baltık Denizi kıyısındaki Primorsk Limanı’ndan yola çıkarak New York rotasına girdi.

Reuters’ın gemi takip hizmeti veren LSEG verilerine dayandırdığı haberine göre, sevkiyat için yükleme işlemi 22 Ekim’de yapıldı. Geminin 7 Kasım’da ABD kıyılarına ulaşması bekleniyor.

Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, ilk tankerin 22 Ekim’de yola çıktığını daha önce duyurmuştu. İnterfaks’ın aktardığına göre Dmitriyev, ilk sevkiyatın ardından ABD’ye yönelik yeni ve yüksek hacimli sevkiyatların süreceğini kaydetti.

ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim’de yaptığı açıklamada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rus dizel yakıtının dünya pazarlarına ulaştırılması konusunda anlaştıklarını ilan etmişti. Trump, mutabakat uyarınca Rusya’nın ilk etapta 300 bin tonun üzerinde dizel tedarik edeceğini, kasım ayında 500 bin tonluk yeni bir partinin geleceğini ve hemen ardından 1 milyon tonluk teslimat yapılacağını ifade etmişti.

Trump, Rus petrol rafinerilerinin durumuna bağlı şekilde 3 milyon tonluk ek bir yakıt hacminin daha devreye girebileceğini dile getirmişti. Bu uzlaşmanın ardından ABD Hazine Bakanlığı, söz konusu sevkiyatları Nisan 2027’ye kadar yaptırım kapsamı dışına çıkarırken, Rusya hükümeti de dizel ihracatına getirdiği kısıtlamaları kısmen esnetti.

Washington yaptırımlardan geri adım atarken Moskova iç piyasayı koruma sözü veriyor

Trump, 16 Ekim tarihli başkanlık kararnamesiyle, merhum senatör Lindsey Graham’in adını taşıyan ve kamuoyunda ağır yaptırım paketi olarak bilinen yasadaki kimi kısıtlamaları uygulamama kararı aldı. Rus ürünlerine yönelik yüzde 500 oranındaki ilave gümrük vergilerini de içeren bu tedbirleri rafa kaldıran Trump, gerekçe olarak ABD’nin ulusal çıkarlarını gösterdi.

Moskova yönetimi ise Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımları etkisiz ve gayrimeşru gördüğünü yineliyor.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, 14 Ekim’de yaptığı değerlendirmede sevkiyatların doğrudan sözleşmeler üzerinden yürütüleceğini vurgulamıştı. Novak daha sonra yaptığı açıklamada, yıl sonuna doğru Rusya’nın dizel ihracatını aylık 3 ila 3,5 milyon tona kadar çıkarabileceğini belirtti.

İhracat artışına rağmen Rusya iç piyasasının yakıt ihtiyacının eksiksiz karşılanacağını savunan Novak, dış pazara yönelik kararın Rus tüketicilerin çıkarlarına zarar vermeyeceğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Rusya ile varılan dizel mutabakatını savunurken, bu yakıtın her koşulda küresel piyasalara ulaşacağını kaydetti. Rubio, “Aralarındaki tek fark, bundan Birleşik Devletler’in ne kadar pay alacağıydı” ifadesini kullandı.

Rubio ayrıca, Hürmüz Boğazı çevresindeki durum nedeniyle ABD yönetiminin ilkbahar aylarında da Rus petrolüne yönelik 60 günlük bir yaptırım muafiyeti uyguladığını hatırlattı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English