Bizi Takip Edin

Asya

Hindistan, Modi ve Epstein bağlantısı üzerine

Yayınlanma

ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna sunulan belgeler, pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi Jeffrey Epstein’in, 2017 yılında Hindistan ile İsrail ilişkilerinin süratle ivme kazandığı bir dönemde, kapalı kapılar ardında oynadığı “nüfuz simsarlığı” rolüne dair detayları ifşa etmiş oldu.

Epstein, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye yakınlığıyla bilinen Hintli bir milyarder ile eski İsrail Başbakanı Ehud Barak arasında, bir Hint Başbakanı’nın İsrail’e yapacağı ilk ziyaret öncesinde köprü vazifesi gördü. Bu temastan günler sonra, söz konusu milyarder Anil Ambani, Delhi ziyaretinin akabinde Epstein’e haber uçurarak; “Yüksek Makam”ın, Ambani’nin “Jared ve Bannon ile ivedilikle görüşmesi” için Epstein’den yardım talep ettiğini iletmiş ve Modi’nin Trump ile yapacağı müstakbel görüşme hususunda da “destek” rica etti.

Modi’nin 2017’deki o tarihi İsrail ziyareti, bu üç ülke arasında filizlenmekte olan ilişkilerin hız kazanmasına vesile oldu. Ziyaretin ardından Epstein, gönderdiği bir e-postada, Modi’nin “ABD Başkanı’nın menfaati uğruna İsrail’de raks edip şakıdığını” belirterek bu durumu kutlamış.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: “Sözde Epstein dosyalarından çıkan ve Başbakan ile kendisinin İsrail ziyaretine atıfta bulunan bir e-posta mesajına dair haberleri görmüş bulunuyoruz. Başbakan’ın 2017 Temmuz’undaki resmi İsrail ziyareti bir vakıa olmakla birlikte; e-postadaki diğer imalar, hüküm giymiş bir suçlunun, tiksintiyle reddedilmeyi hak eden süfli hezeyanlarından öte bir anlam taşımamaktadır.”

Gelgelelim, Hindistan hükümetinin değinmediği husus şuydu: Modi’nin yakın çevresindeki isimler, geniş bir diplomatik ve iktisadi yelpazede, Epstein ile “güvenilir bir aracı” sıfatıyla uzun süredir teşrik-i mesai içindeydi.

16 Mart 2017 tarihinde, Narendra Modi’nin BJP (Hindistan Halk Partisi) hükümetiyle sıkı bağları olan Hintli milyarder Anil Ambani, Epstein’e bir mesaj göndererek; “Yüksek Makam”ın, Hint Başbakanı’nın yaklaşmakta olan resmi ziyareti öncesinde, Donald Trump’ın yakın çevresindeki kıdemli figürlerle irtibat kurmak adına yardımını talep ettiğini bildirdi.

Ambani, Epstein’e şu mesajı yazdı: “Selam. Delhi’deydim. Yüksek Makam, Jared ve Bannon ile ivedilikle görüşmem hususunda yardımınızı arzuluyor. Lütfen yol gösterin. Başbakan’ın Donald ile görüşmek üzere Mayıs ayında DC’ye gitmesi muhtemel. Bu konuda da destek lazım.” Epstein ve Ambani, akabinde görüşmek üzere bir zaman belirlediler. Birkaç mesaj sonra Ambani, “Her zamanki gibi teşekkürler” yazdı. Epstein’in cevabı kısaydı: “Komik.”

Takip eden aylarda, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin gerçekleştirdiği iki kritik resmi ziyaret -ilki Trump ile ilk buluşması, ikincisi ise görevdeki bir Hint Başbakanı’nın İsrail’e yaptığı ilk seyahat- Hindistan-İsrail ilişkilerinin seyrini değiştirecekti.

Adalet Bakanlığı’nın Epstein ile ilgili yayımladığı yeni belge yığınına göre; Epstein, bu üç ülke arasındaki pazarlık süreçlerinde doğrudan bir aracı rolü üstlenmişti.

Temmuz 2017’de Narendra Modi, İsrail’e resmi ziyarette bulunan ilk Hint Başbakanı olarak tarihe geçti. Bu hamle, Arap ülkelerine ve Filistin davasına duyulan “saygı” gereği İsrail ile ilişkileri on yıllardır büyük ölçüde gizli kapaklı yürüten Hint dış politikasından net bir kopuş anlamına geliyordu.

Bu seyahat, bölgede siyasi değişim rüzgarlarının sert estiği bir döneme denk düştü. Haftalar evvel Modi, Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile ilk kez bir araya gelmişti; o sıralarda Trump, ABD’nin İsrail ve Körfez’deki Arap rejimleriyle bağlarını derinleştiriyor, Hindistan ise Çin’i çevrelemeye yönelik ABD Hint-Pasifik stratejisi için kilit bir ortak olarak kendini konumlandırmaya çalışıyordu.

Modi’nin Tel Aviv’e gerçekleştirdiği ve İsrailli liderlerle alışılmadık derecede samimi şahsi diyaloglara sahne olan bu ziyareti, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu durum, Hindistan’ın bilhassa savunma, teknoloji ve istihbarat işbirliği alanlarında ABD-İsrail-Hindistan stratejik mihverini alenen benimsediğinin sarih bir işareti olarak okundu.

Bu esnada, ziyaret öncesinde Hint, İsrail ve ABD elitleri arasında “bağlayıcı doku” vazifesi gören Epstein’in, gelişmeleri yakından takip ettiğini e-postalar gösteriyor.

Modi’nin tarihi İsrail ziyaretini tamamladığı 6 Temmuz 2017 tarihinde, keyfi yerinde olan Epstein; Katar eski Başbakanı Hamad bin Casim bin Cabir es-Sani ile bağlantılı olduğu geçmiş haberlerde belirtilen ve e-postalarda Jabor Y. olarak tanımlanan bir şahsa şunları yazdı: “Hindistan Başbakanı Modi tavsiyeyi dinledi; ABD Başkanı’nın menfaati uğruna İsrail’de raks edip şakıdı. Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi… İŞE YARADI. !”

Aynı gün Epstein, İsrail’de derin yatırımları bulunan Ambani’ye de şu mesajı attı: “Sizin adamların performansı hem zekiceydi hem de iyi icra edildi. İyi iş.”

Dalai Lama’nın Epstein’ın evinde ne işi vardı?

Aslına bakılırsa Epstein; BJP elitiyle yakın bağları olan iş insanı Ambani ile düzenli irtibat halindeydi. E-postalar, iki adamın toplantılar ayarladığını, siyasi gelişmeleri tartıştığını ve ABD’deki muhtemel siyasi atamaların etkilerini değerlendirdiğini gösteriyor.

2017 ziyaretine giden aylarda Epstein, Ambani’ye, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın iletişim bilgilerini e-posta ile gönderdiğini yazdı. 5 Mart’ta Epstein, ikili arasında bir görüşme ayarlamayı teklif etti. 11 Mart’ta ise Epstein, Ambani’ye, Barak’ın Hintli iş adamıyla görüşmek üzere Paris’e uçacağını bildirdi.

Ambani, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile yiyeceği akşam yemeği sebebiyle Barak ile Paris’teki planlı görüşmeyi ertelemek zorunda kalacağını ilettiğinde, Epstein cevap yazdı: “Ehud görüşmek için uçuyordu. Onu iptal edeyim mi?”

Ambani cevapladı: “İptal et.”

9 Mart’ta Epstein, Ambani ile NATO Genel Sekreteri arasında hususi bir akşam yemeği organize etmeyi de teklif etti. “Şayet NATO’nun başı ile baş başa bir akşam yemeği istersen organize ederim ama ben katılmam” diye mesaj attı.

12 Mart’ta Epstein, Ambani’ye şu mesajı geçti: “Büyükelçinize söyledim, bu mesele şu an öncelikli değil. Bu hafta Suudilerle görüşme var.” Ambani yanıtladı: “Tamam, teşekkürler.”

14 Mart’ta Epstein, Ambani’ye tekrar mesaj atarak, Hyatt Otelleri’nin milyarder yönetim kurulu başkanı Tom Pritzker ile tanışması gerektiğini, zira onun “aileden biri” olduğunu söyledi. Epstein ayrıca Pritzker’in, Washington D.C.’deki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) başkanı olduğunu ekledi.

Epstein şöyle devam etti: “Nisan ayı keyifli geçecek. 5 Mayıs’ta Dışişleri Bakanları için organize ettiğim akşam yemeğinde o da (Pritzker) bulunacak; BM büyükelçilerinin çoğu orada olacak. (Sen de davetlisin). Sana davetli listesini göndereceğim, kimin yanına oturmak istediğini söyle. Sonrasında Himalayalar’a yürüyüşe (trekking) gidiyor… Ona sizin tanışmanız gerektiğini söyledim.”

Ambani, “Tamam. Listeyi bekliyorum” diye yanıtladı.

Birkaç gün sonra Epstein, Pritzker’in Ambani için “bir görüşmeye değeceğini” tekrar vurguladı ve ikisini irtibatladı.

16 Mart’ta, Ambani’nin “Yüksek Makam”ın Bannon ve Kushner ile görüşmek için Epstein’den yardım istediği talebine cevaben; Epstein, Ambani’nin bunun yerine Tom Barrack ile görüşmesini önerdi. Trump’ın dostu olduğu bildirilen Barrack, yemin töreni komitesinin başkanlığını yapmıştı ve halihazırda Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapıyor.

Epstein şöyle yazdı: “Steve ve Jared günde 15 kişiyle görüşüyor. Çoğu, takibi yapılmayan ayaküstü tanışmalar… Hariciye (Dışişleri Bakanlığı) personeli sayıca çok yetersiz. MBS’nin (Muhammed bin Selman) görüşmesini ayarlamak vakit aldı ve esasen zaman kaybıydı… İstedikleri sadece bir fotoğraf karesiydi (photo-op)… Anlamlı bir netice için henüz erken… Sen Tom Barrack ile görüşmelisin.”

Epstein, Barrack ile Hintli milyarder arasında bir görüşme ayarlamak için Barrack’a e-posta attı: “Hindistan’dan Anil Ambani, Nisan’ın ilk haftası New York’a geliyor, keyif alacağını düşünüyorum” diye yazdı.

Dakikalar sonra Epstein, Ambani’ye durumu bildirdi: “Tom Barrack (ABD’nin şimdiki Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi) Salı ve Çarşamba Palm Beach’te benimle.” Ambani cevap verdi: “İyi eğlenceler.”

29 Mart’ta Epstein, Ambani’ye o yaz gerçekleşecek Modi-Trump görüşmesine “İsrail stratejisinin” damga vuracağını söyledi.

O dönemde Hintli milyarderin İsrail’de ciddi ticari menfaatleri bulunuyordu. Bir önceki yıl, şirketi Reliance Defence Ltd., İsrail devletine ait savunma şirketi Rafael Advanced Defense Systems Ltd. ile on yıllık süreçte 10 milyar dolar değerinde havadan havaya füze ve hava savunma sistemleri üretmek üzere bir ortak girişime imza atmıştı.

Daha 2007 yılında cinsel suçlardan hüküm giymiş ve kayıtlı cinsel suçlular listesine girmiş olan Epstein, kendisiyle girdiği ilişkiler esnasında Ambani’nin, Epstein’in kamuoyundaki imajından endişe duyup duymadığı konusunda kaygılı görünüyordu.

Modi’nin seyahati 4 Temmuz 2017’de İsrail’de başladığında, Epstein Ambani’yi teskin etti: “Şayet benim ‘Google’ sonuçlarım bir endişe kaynağı ise, kalabalık bir bakanlar grubu bu algıyı körletir.”

Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan diğer yazışmalar, Epstein’in ziyaretten önceki yıllarda Silikon Vadisi ile BJP hükümeti arasında bir bağ kurulmasında da rol oynadığını gösteriyor. Haziran 2014’te, Modi iktidara geldikten bir ay sonra, Epstein New York’taki konutunda; Ehud Barak, Larry Summers ve o yıl partiye katılan kıdemli BJP lideri Hardeep Singh Puri’nin katıldığı, daha önce raporlanmamış bir toplantıya ev sahipliği yaptı.

O yılın Ekim ayında Epstein, Puri’ye e-posta atarak LinkedIn kurucu ortağı Reid Hoffman ile görüşmesinin gerçekleşip gerçekleşmediğini sordu. Puri, görüşme için San Francisco’da olduğunu belirterek ekledi: “Sen, aziz dostum, iş bitiricisin. Bir tavsiyen var mı?” Epstein, Puri’nin Hoffman’ı nasıl ikna etmesi gerektiğine dair, Hindistan’a bir gezi organize etme ve çeşitli sektörlerden isimlerle tanıştırma teklifleri de dahil olmak üzere bir yol haritası çizdi.

Aralık 2014’te Puri, Epstein’e tekrar yazdı: “Egzotik adandan döndüğünde lütfen haber ver” diyerek, “Hindistan’a ilgi uyandırmak” maksadıyla kitaplarla uğramak istediğini ekledi.

Aynı dönemde Epstein, Pritzker ile Hindistan’ı ziyaret etme konusunda da yazışıyordu. “Hindistan’ı beraber yapalım mı, Jaitley ve Modi” diye sordu Epstein; yeni seçilen başbakan ve maliye bakanını kastederek. Pritzker’in cevabı manidardı: “Sen Hindistan’dan NEFRET edeceksin. Bense senin vereceğin tepkilerle eğleneceğim.”

Epstein, İsrail, Hindistan ve ABD arasında gelişmesine önayak olduğu bağlardan duyduğu memnuniyeti ifade ediyordu.

Modi’nin İsrail ziyareti sona erdikten iki gün sonra, eski Harvard Rektörü ve Hazine Bakanı Larry Summers, Epstein’e Trump’ın Hillary Clinton’dan daha iyi bir başkan olup olmadığı konusundaki fikrinin değişip değişmediğini sordu.

Epstein olumlu yanıt verdi: “Evet, kesinlikle. Hindistan-İsrail meselesi mesela; muazzam ve tamamen onun eseri.”

Epstein e-postalarına kenar notları

Asya

Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Yayınlanma

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.

Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.

Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.

Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.

Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.

Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.

Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.

Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.

Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.

Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.

Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.

Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.

Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.

Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.

Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yayınlanma

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.

Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.

Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.

Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.

Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.

Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.

Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.

Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.

Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.

Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.

Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.

Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.

Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi

Yayınlanma

Pekin, Japonya ve Filipinler’in deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik görüşmeleri başlatma kararına misilleme olarak Tayvan’ın doğusundaki sularda kolluk devriyeleri düzenlediğini duyurdu.

Çin Sahil Güvenliği’nden yapılan açıklamaya göre, Daishan gemisinin öncülük ettiği bir filo pazartesi günü “hukuka uygun olarak” kolluk devriyeleri gerçekleştirdi.

Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue açıklamada, “Bu, Japonya ve Filipinler’in Çin’in Tayvan adasının doğusundaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakerelerin başlatıldığını tek taraflı olarak ilan etmesine karşı alınmış gerekli bir eylemdir. Söz konusu ilan, Çin’in toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını ciddi biçimde ihlal etmektedir,” dedi.

Jiang, “Japonya ve Filipinler’i, Çin’in egemenliğini ve haklarını ihlal eden tüm yasa dışı eylemleri derhal durdurmaya çağırıyoruz,” diye ekledi.

Sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeyi sürdüreceğini de belirten Jiang, Çin’in “toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını söyledi.

ABD ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dahil olmak üzere çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu kabul ediyor. Bu konuda Birleşmiş Milletler kararı da var. Ancak Washington, Çin’i çevreleme çabaları doğrultusunda Tayvan’a silah sağlamaya devam ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. arasında Tokyo’da yapılan zirvenin ardından iki ülke, perşembe günü yayımladıkları ortak açıklamada, aralarındaki münhasır ekonomik bölgeyi (MEB) ve kıta sahanlığını belirlemek üzere “resmi müzakerelere başlama” konusunda mutabık kaldı.

Pekin, açıklanan görüşmeleri “tamamen yasa dışı ve hükümsüz” olarak kınayarak hem Tokyo hem de Manila nezdinde hızla resmi protesto girişiminde bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning cuma günü, “Sözde sınırlandırma görüşmeleri tamamen yasa dışıdır, geçersiz ve hükümsüzdür; Tayvan adasının doğusundaki bölgede Çin’in hak iddiaları ya da Çin’in meşru haklarını kullanması üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır,” dedi.

Tırmanan bu gerilim, Pekin ile hem Tokyo hem de Manila arasındaki ilişkilerin hâlihazırda gergin seyrettiği bir döneme denk geliyor. Tokyo ve Manila’nın her biri ABD’nin anlaşmalı müttefiki. Çin’in ayrıca Doğu Çin Denizi’nde Japonya ile, Güney Çin Denizi’nde ise Filipinler ile ayrı toprak anlaşmazlıkları bulunuyor.

Washington’ın kaynakları ve dikkati İran’daki savaşa yönelmiş, Beyaz Saray da Batı Yarımküre’yi stratejik önceliği haline getirmişken, Japonya ve Filipinler “Hint-Pasifik” olarak adlandırılan bölgede diplomatik temaslarını artırdı.

Bu süreç, diğer ülkelerle daha yakın güvenlik ve savunma bağları örmeyi de içerdi; bu da Pekin’in onları bölgede bloklar arası cepheleşmeyi teşvik etmekle suçlamasına yol açtı.

Japonya ve Filipinler ortak deniz sınırına sahip değil, ancak her iki ülke de yasal kıta sahanlıklarını 200 deniz milinin, yani 370 kilometre veya 230 milin ötesine genişletmeyi hedeflediğinden deniz tabanı iddiaları çakışabilir.

Japonya’nın Ryukyu Adaları’nın güneybatısında ve Filipinler’in Batanes Adaları’nın kuzeyinde yer alan bu örtüşen bölge, Tayvan’ın doğusunda bulunuyor.

Pekin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Tayvan adasının MEB’i ve kıta sahanlığı da bu bölgenin içinde yer alıyor. Bunlar Çin’in haklarıdır ve iki tarafın kendi aralarında müzakere edebileceği bir şey değildir,” dedi.

Yang, Çin devlet yayın kuruluşu CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’da pazar günü — Çin Sahil Güvenliği’nin devriyeyi duyurmasından önce — yayımlanan röportajında, Pekin’in Tokyo ve Manila’ya karşı “tarihi ve benzeri görülmemiş” karşı önlemler alacağını söyledi.

Yang, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı bir örtüşme bölgesinde müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın [doğusundaki sularda] yargı yetkimizi ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz,” dedi.

“Karşı taraf pervasız ve yıkıcı eylemlerde bulunacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.

Yang, Tayvan’ın doğusundaki suları, ada sakinlerinin ekonomik faaliyetleri için asli bir deniz alanı olarak tanımladı.

“Eğer bu sular Japonya ve Filipinler arasında paylaştırılırsa, bu açıkça Tayvan adasındaki halkın çıkarlarına zarar verir,” diye ekledi.

Filipinler ve Vietnam ilişkilerini ‘geliştirilmiş stratejik ortaklık’ seviyesine yükseltti

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English