Avrupa
Hürmüz krizi Avrupa ekonomisini resesyonun eşiğine taşıyabilir

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü saldırganlık eyleminin enerji piyasalarını sarsması, Avrupa ekonomisi için “şok riski” yaratıyor. The Wall Street Journal’a göre petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki hızlı artış, büyüme beklentilerini zayıflatırken bölge ekonomisini resesyona sürükleyebilir.
The Wall Street Journal’ın haberine göre ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın tetiklediği enerji şoku, Avrupa ekonomilerine ağır darbe vurma potansiyeli taşıyor.
Gazete, bu gelişmenin uzun süredir ekonomik durgunluk yaşayan ve büyümeyi hızlandırmayı planlayan Avrupa için “acı sürpriz” olabileceğini aktardı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışın Avrupa ülkelerinin fosil yakıt ithalatı için yaptığı harcamayı çatışmanın ilk on gününde 3 milyar euro artırdığını açıkladı.
AB yetkilileri ekonomik etkileri sınırlamaya çalışıyor. Ancak mevcut imkanlar, Ukrayna savaşının başlamasından sonraki döneme kıyasla daha sınırlı görünüyor.
Son yıllarda Avrupa’da kamu borcu ve borçlanma maliyetleri belirgin şekilde yükseldi. Birleşik Krallık ve Fransa’da kamu borcu, en az son 60 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı veya bu seviyelere yaklaştı.
Enerji fiyatlarındaki artış sanayi üzerindeki baskıyı da artırıyor. Kimya sektörü ve gübre üretimi gibi enerji yoğun sektörler doğalgaz maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyon riskleri konusunda uyarı yaptı.
Bu koşullar altında bazı tesislerin kapanması veya üretimin Çin ya da ABD’ye taşınması ihtimali gündeme geliyor.
WSJ, İran etrafındaki krizin ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarının Avrupa ekonomisine yönelttiği son darbe olduğunu yazdı. Gazeteye göre Trump yönetiminin geçen yıl uygulamaya koyduğu gümrük tarifeleri, Avrupa şirketlerinin en büyük ihracat pazarına erişimini sınırladı. Aynı zamanda ABD pazarından yön değiştiren Çin ürünlerinin Avrupa’ya akışı arttı.
Avrupa ekonomisi uluslararası ticarete yüksek derecede bağımlı. Çünkü bölge kendi doğal kaynaklarına sınırlı ölçüde sahip. Euro bölgesinde dış ticaretin hacmi ekonomik üretimin yaklaşık yarısına ulaşıyor. Bu oran Çin’de yaklaşık yüzde 35, ABD’de ise yüzde 25 seviyesinde bulunuyor.
Ekonomist Neil Shearing, ekonominin yaklaşık yüzde 1 büyüdüğü bir ortamda petrol fiyatının varil başına 125 doların üzerine çıkmasının Avrupa’yı resesyona sürükleyebileceğini belirtti.
Uzmanlara göre açıklanan destek paketlerinin çoğu ortak bir özellik taşıyor: büyük ve acil kamu harcamaları gerektiriyor.
Hürmüz Boğazı krizi enerji piyasasını sarstı
Ortadoğu’da savaşın başlamasının ardından Avrupa’da enerji fiyatları keskin şekilde yükseldi. ABD ve İsrail’in saldırısından sonra İran, petrol ve doğalgaz tankerlerinin geçiş yaptığı Hürmüz Boğazı’nı kapattı.
Buna ek olarak Katar’ın devlet enerji şirketi QatarEnergy, İran’ın tesislerinden birine düzenlenen saldırının ardından 2 Mart’ta sıvılaştırılmış doğalgaz üretimini durdurdu.
Rus RBK medya kuruluşunun görüştüğü uzmanlar, Katar LNG’sinin kaybının Avrupa doğalgaz piyasasında kriz yarattığını ifade etti. 9 Mart’ta Brent petrolün fiyatı Londra ICE borsasında 119,5 dolara kadar yükseldi.
Bloomberg verilerine göre askeri çatışma nisan ortasına kadar sürerse petrol fiyatları varil başına 130 dolara çıkabilir. Aynı süreç sıvılaştırılmış doğalgaz fiyatlarında da sert dalgalanmalara yol açabilir.
Bazı enerji tedarikçileri mevcut krizin Avrupa Birliği’ni Rus LNG’sine yönelik kısa vadeli sözleşme yasağını ertelemeye zorlayabileceği konusunda endişe duyuyor.
Reuters’ın aktardığına göre Avrupa Komisyonu, üye ülkelere gaz ithalatı kurallarını daha esnek uygulamalarını önermeye hazırlanıyor. Yetkililer mevcut düzenlemelerin sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatını geciktirebileceğinden kaygı duyuyor.
Halihazırda bazı ülkelerden gelen LNG sevkiyatları, yakıtın Rusya menşeli olmadığını doğrulayan incelemelerin ardından “ön izin” gerektiriyor.
Avrupa
Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.
Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.
Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.
Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.
Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.
Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.
Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.
Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.
Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.
Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.
Avrupa
Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.
Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.
Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”
İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.
Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.
Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.
Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.
Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.
Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.
Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.
Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.
Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.
Avrupa
Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.
Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.
Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.
Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.
Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.
Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.
Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı











