Bizi Takip Edin

Avrupa

IRA içindeki MI5 ajanının korunması İngilizlerin gündeminde

Yayınlanma

İngiliz iç istihbarat örgütü MI5 görevlilerinin, İrlanda Cumhuriyet Ordusu’na (IRA) sızan en üst düzey casusu 50 yıl boyunca koruduğu ve yüzbinlerce sterlin ödediği, aynı zamanda onun “adam kaçırma ve cinayetlere” karışmasına göz yumduğu ortaya çıktı.

“Terörist cinayetler” nedeniyle sorgulanmak üzere arandığı iki vakada, ajan “Stakeknife” Kuzey İrlanda’dan gizlice çıkarılmış ve vergi mükelleflerinin parasıyla tatile götürülmüştü.

Stakeknife’ın suçları ve onun yöneticilerinin suç ortaklığı hakkında dokuz yıl süren soruşturma olan “Operasyon Kenova”nın nihai raporu salı günü yayınlandı ve MI5 ile askeri istihbarata şiddetli eleştiriler yöneltti.

Raporda şöyle deniyor:

“MI5, Stakeknife’ın tüm istihbarat bilgilerine otomatik olarak erişebiliyordu ve bu nedenle onun ciddi suçlara karıştığının farkındaydı… MI5, Stakeknife’ın işe alınışından başından beri haberdardı ve onun kimliğini, IRA ve IRA’in iç güvenlik birimindeki rolünü ve daha sonra öldürülen şüpheli ajanların kaçırılması ve sorgulanmasına karıştığını biliyordu.”

Rapora göre istihbarat görevlileri, “Stakeknife’a karşı açık bir sadakat duygusu” nedeniyle ajanları yönetme kurallarını görmezden geldi. Bu belirsiz sınırlar, onun hiçbir zaman adalete teslim edilmediği “ciddi suçlar işlemesine” olanak sağladı.

Kenova raporu, Kuzey İrlanda Bakanı Hilary Benn’in, Stakeknife’ın gerçek kimliğini resmi olarak tanıma kararını engellemesini de sorguladı. MI5 ajanının, IRA’in önde gelen üyesi ve şüpheli muhbirleri arayıp öldüren acımasız iç güvenlik biriminin üyesi “Freddie Scappaticci” olduğu öne sürülüyor.

Benn, bu yılın ağustos ayında Kenova ekibine, hükümetin “ajanların varlığını ne doğrulayan ne de yalanlayan [NCND] uzun süredir devam eden politikasının şu anda da geçerli olduğunu” söylemişti.

Fakat rapor, Scappaticci’nin Surrey’de saklanırken onu ziyaret eden eşine ve “kadın bir arkadaşına” Stakeknife olduğunu itiraf ettiğini ortaya koyuyor.

Kenova ekibinin başkanı Sir Iain Livingstone, polislik ve istihbarat faaliyetlerinde NCND’nin (neither confirming nor denying) kullanılmasını desteklediğini, fakat “grotesk ciddi suçlar işleyen ajanları korumak için kullanılamayacağını” söyledi.

Livingstone, “Birleşik Krallık hükümetinin, ajan Stakeknife’ın kimliği konusunda NCND politikasından sapmasının etik açıdan zorlayıcı bir gerekçesi olduğuna inanıyoruz. Stakeknife’ın kimliğinin açıklanması kamu yararına olacaktır,” diye ekledi.

Ajan, 1970’lerin sonunda kuruma alındı ve 1990’lara kadar IRA, Sinn Fein ve İrlanda cumhuriyetçi liderlerini gözetledi. Raporda, ordunun, MI5’ın ve polis özel birimlerinin memurları tarafından incelenen 3.517 istihbarat raporu sağlayan “üretken” bir ajan olduğu belirtiliyor.

Onu idare etmek için ordunun Kuvvet Araştırma Birimi’nden özel bir ekip oluşturuldu. Bu ekip, Kuzey İrlanda’daki askeri karargah içinde “Rat Hole” (“Fare Deliği”) olarak bilinen güvenli binalardan faaliyet gösteriyordu.

Stakeknife’ın gece gündüz her saat arayabileceği özel bir telefon hattı kuruldu. Soruşturma sırasında ele geçirilen belgeler, Scappaticci’nin kendisini “özel bir vaka” olarak gördüğünü ve kendisine belirli görevlilerin atanmasını talep ettiğini gösteriyor.

Kenova, Stakeknife’dan gelen ve IRA tarafından öldürülmek üzere olan insanların hayatlarını kurtarabilecek değerli istihbaratın genellikle göz ardı edildiği sonucuna vardı. Raporlar “aşağıya yayılmayacak” veya “eylem alınmayacak” olarak işaretlendi.

Rapora göre, “Tekrar tekrar, ajanı korumak, kurbanın hayatını korumaktan veya ailelerinin sevdiklerine karşı işlenen suçların adalete teslim edilmesi hakkını korumaktan daha önemli görünüyordu.”

Stakeknife’ın amirleri ona o kadar hayran kalmışlardı ki, 1990’larda onu Kuzey İrlanda’dan çıkarma gerekliliği ilk kez tartışıldığında, bir “veda yemeği” düzenlemeyi tartıştılar ve konuk listesi hazırladılar.

Scappaticci, medya raporları onu Stakeknife olarak ifşa ettikten sonra, 2003 yılında nihayet başka bir yere nakledildi. Tehlikeye atılmış ajanları koruyan MI5’ın merkezi yeniden yerleştirme biriminin koruması altına alındı.

MI5, Scappaticci’nin tutuklanması durumunda ona bağımsız bir avukat tutmaya hazırdı ve “Stakeknife’a sessiz kalma hakkını kullanmasını tavsiye edeceğini” değerlendiriyordu.

Raporda, 2023 yılında 77 yaşında ölen ve vasiyeti Yüksek Mahkeme tarafından 70 yıl süreyle mühürlenen Scappaticci’nin devlet tarafından “mali açıdan çok iyi ödüllendirildiği” ortaya çıkarıldı.

Ajana, “ortalama bir maaşın eşdeğeri ile on binlerce sterlinlik toplu ödemeler arasında değişen mali teşvikler… mülk satın alımına yardımcı olmak da dahil olmak üzere” teklif edilmiş.

Yeniden yerleştirilmesi tartışılırken, “gayrimenkul satın alması için para teklif edildi ve emekli maaşı veya yıllık maaşı karşılamak için beş ve altı haneli mali teşvikler düşünüldü.”

Raporda, Scappaticci nihayet Surrey’deki bir dizi adrese taşındığında, müstakil bir evi ve arabası olduğu ve iş bulmaya ihtiyacı olmadığı da ekleniyor.

Geçen yıl Kenova’nın ara raporunun yayınlanmasının ardından MI5, “ajan olarak çalıştığı süre boyunca Stakeknife’ın faaliyetleri hakkında önceden düşünülenden çok daha fazla bilgiye sahip olduğunu ve bu faaliyetlere daha fazla dahil olduğunu” ortaya koyan altı grup belge bulup açıklamıştı.

Avrupa

Birleşik Krallık arşivlerinde ABD Bağımsızlık Bildirgesi’nin nüshası bulundu

Yayınlanma

ABD Bağımsızlık Bildirgesi’nin günümüze ulaşan nadir bir nüshası, Londra’daki Ulusal Arşivler’de keşfedildi.

Belge, şubat ayında bir gönüllü tarafından, Amerikan Devrimi dönemine ait Kraliyet Donanması kaptanlarının belgelerini kataloglarken ortaya çıkarıldı.

Bu belge, İngiliz kuvvetleri tarafından ele geçirilmeden önce Amerikan bağımsızlığı haberini kolonilere yaymak amacıyla Temmuz 1776’da New Hampshire’ın Exeter kentinde basılan 11 nüshadan biri.

Gönüllü Michael Scurr, kağıdı açıp ne olduğunu anladıktan sonra “karnında kelebekler uçtuğunu” hissettiğini söyledi.

BBC’ye verdiği demeçte, “Patronumu çağırdım ve ‘Bence gelip buna bir bakmalısın’ dedim,” diye konuştu.

Restorasyon çalışmalarının ardından bu kopya, geçen ay açılan ve Amerikan bağımsızlığına giden yolu konu alan arşiv sergisinde sergilenecek.

Ulusal Arşivler’in genel müdürü Saul Nassé, bu bulguyu “olağanüstü bir keşif” olarak nitelendirdi.

Nassé, “Bu, Bağımsızlık Bildirgesi’nin günümüze ulaşan son derece nadir bir kopyası ve Amerika’da değil, burada, Birleşik Krallık’ta bulundu,” diye ekledi.

Belge, 1776 yılının Noel arifesinde, HMS Raisonable gemisinin yedi saatlik bir kovalamacanın ardından Portekiz açıklarında Amerikan gemisi Dalton’u ele geçirmesiyle Kraliyet Donanması tarafından ele geçirildi.

Ulusal Arşivler’den Dr. Graham Moore, belgenin “bildiğimiz en nadir Bağımsızlık Bildirgesi versiyonlarından biri” olduğunu belirterek, belgenin hızlı bir şekilde dağıtılması amaçlandığı için korunmasının düşünülmediğini ekledi.

BBC’ye verdiği demeçte, “4 Temmuz’daki ilk baskının ardından, Bildirge haberi Kuzey Amerika’da hızla yayıldı ve her bir koloniye ulaştıkça yeniden basıldı. Elimizdeki kopya, New Hampshire’da basılan ilk nüshalardan günümüze ulaşan sadece 11 taneden biri,” dedi.

Ele geçirilen gemi daha sonra Britanya’ya getirildi ve korsan gemisi yetki belgesi, ilk ABD Meclisi’nin [Continental Congress] basılı talimatları ve Bildirge’nin kendisi de dahil olmak üzere gemideki tüm belgeler ele geçirildi.

Moore, Bağımsızlık Bildirgesi’nin Kaptan Thomas Fitzherbert’in mektupları arasında katlanmış halde bulunduğunu ve 1777 yılının Ocak ayında Plymouth’a getirildikten sonra Londra’daki Whitehall’a nakledildiğini söylüyor.

Belge, Kraliyet Donanması kaptanı tarafından ayrı bir kayda alınmamış, o dönemde “başka bir belge” olarak tanımlanmış ve yüzyıllar boyunca devlet arşivinde gizli kalmıştı.

Moore, bu hazinenin askeri bir operasyonla ele geçirilen Bağımsızlık Bildirgesi’nin bilinen tek kopyası olduğunu belirtti.

Bu nadir nüsha, kağıdını sağlamlaştırmak ve hafif bir yırtığı onarmak amacıyla koruma çalışmalarından geçirildi. Böylece dokunulması, incelenmesi ve gelecekte sergilenmesi için güvenli hale getirildi.

Bu nüsha, Ulusal Arşivler’de düzenlenecek “Devrim 250: Amerika’nın Bağımsızlık Hikâyesi, 1763-1783” sergisinin bir parçası olarak sergilenecek.

Ulusal Arşivler, 4 Temmuz 1776 tarihinde Philadelphia’da John Dunlap tarafından basılan Bağımsızlık Bildirgesi’nin orijinal resmi nüshalarından üçünü halihazırda elinde bulunduruyor.

O gece yaklaşık 200 nüsha basılmış olması muhtemel. Bunlardan günümüze kadar sadece 26’sının ulaştığı biliniyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Moldova’da hükümet düştü

Yayınlanma

Moldova Başbakanı Alexandru Munteanu, görevini kendi ilke ve inançları doğrultusunda daha fazla sürdüremeyeceğini belirterek istifa ettiğini duyurdu. Munteanu’nun istifasıyla birlikte ülkede anayasa gereği hükümet düştü ve geçici yönetim süreci başladı.

Moldova Başbakanı Alexandru Munteanu, görevinden istifa ettiğini açıkladı. 3 Temmuz Cuma günü sosyal medya hesapları üzerinden kararı duyuran Munteanu, görev süresini sonlandırdığını bildirdi.

Munteanu, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Başbakan olma teklifini büyük bir sorumlulukla ve daha iyiye doğru bir değişime katkıda bulunabileceğime dair güçlü bir inançla kabul etmiştim. Yetkimi artık kendi ilke ve inançlarım doğrultusunda yerine getiremeyeceğimi anladığım an, görevden ayrılmaya karar verdim.”

Bakanlara, ekiplerine ve mesleki sorumluluk bilinciyle, dürüstlükle çalışan herkese teşekkür eden Munteanu, gelecekte hangi makamda bulunursa bulunsun veya ister kamu ister özel sektörde çalışsın Moldova’ya hizmet etmeye devam edeceğini belirtti.

Munteanu, “Ülkeye olan borcun makamla değil, koruduğumuz bağlılıkla ilgili olduğuna inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Hükümet otomatik olarak düştü

Munteanu, 1 Kasım 2025 tarihinde Batı yanlısı Eylem ve Dayanışma Partisinin (PAS) parlamento seçimlerini kazanmasının ardından hükümetin başına geçmişti.

Moldova anayasal düzenlemelerine göre, başbakanın istifası kabinenin tamamının da istifası anlamına geliyor. Bakanların ayrıca bireysel olarak istifa dilekçesi sunması gerekmiyor.

Başbakanın istifasını parlamentoya yazılı olarak sunması halinde süreç dilekçenin kayda girmesiyle, kamuoyuna açıkça duyurması durumunda ise beyan anından itibaren yürürlüğe giriyor.

Anayasa Mahkemesinin geçmiş kararları da başbakanın görevden ayrılmasının, herhangi bir ek resmiyete gerek kalmaksızın tüm hükümetin istifası sonucunu doğurduğunu teyit ediyor.

Mevcut parlamento istifayı karar altına alıp kayda geçirebilecek olsa da bu karar, istifanın geçerliliğini veya yeni hükümet kurma sürecinin başlamasını etkilemiyor.

İstifa eden kabine, yeni hükümet kurulup yemin edene kadar devletin günlük işlerini yürütmek üzere geçici olarak görevde kalmayı sürdürüyor ancak bu süreçte tam siyasi yetkilere sahip olamıyor.

Yeni kabine için üç aylık anayasal süre

Başbakanın istifasının ardından Moldova Cumhurbaşkanı, parlamentoda grubu bulunan siyasi partilerle istişarelerde bulunarak yeni başbakan adayını belirleyecek.

Belirlenen aday, kabine listesini ve hükümet programını parlamentoya sunarak güvenoyu talep edecek. Yeni hükümet, parlamento onayının ardından bakanların yemin etmesiyle resmen göreve başlayacak.

Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına göre, başbakanın resmi istifa açıklamasının ardından yeni hükümetin kurulması için en fazla üç aylık bir süre tanınıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Monaco’da Ukraynalı milyardere suikast girişiminin faili Almanya’da aranıyor

Yayınlanma

Monaco’da Ukraynalı iş insanı Vadim Yermolayev’in yaralandığı bombalı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada baş şüphelinin Almanya’da yaşayan Ukrayna vatandaşı bir kadın olduğu bildirildi. Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen kaynaklar, şüphelinin bombayı Yermolayev’in konutunun önüne bıraktığını aktarıyor. Soruşturma kapsamında daha önce de yabancı uyruklu bir kişinin gözaltına alındığı açıklanmıştı.

Monaco’da Ukraynalı iş insanı Vadim Yermolayev’in yaralanmasıyla sonuçlanan patlamaya ilişkin soruşturmada önemli bir gelişme kaydedildi.

Fransa merkezli Le Figaro gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, olayın baş şüphelisinin Almanya’da ikamet eden otuzlu yaşlarında bir Ukrayna vatandaşı kadın olduğu belirlendi.

Soruşturma makamlarının üzerinde durduğu iddiaya göre, bombayı Yermolayev’in evinin önüne bırakan kişi bu kadın. Le Figaro’nun ulaştığı güvenlik kamerası görüntülerinde, şüphelinin olay günü beyaz pantolon üzerine siyah bir şapka ve siyah yelek giydiği, ayağında ise açık renkli spor ayakkabılar yer aldığı görülüyor.

Fransa merkezli yayın kuruluşu BFMTV ise daha önce yayımladığı haberinde, kimliği belirsiz bir kişinin olay yerine bıraktığı sırt çantasının çevredekilerin yaklaşmasıyla infilak ettiğini aktarmıştı.

Monaco’da milyarder Yermolayev’e yönelik bombalı suikastın ardında Ukrayna istihbaratı mı var?

Neler olmuştu?

Monaco’nun Reverand-Pere-Louis-Frolla Caddesi’nde 29 Haziran akşamı meydana gelen patlamanın detayları da netleşiyor.

Nice-Matin gazetesinin aktardığı bilgilere göre, şüpheli şahıs Yermolayev’i hedef almak için yaklaşık bir saat boyunca bekledi.

Patlayıcı düzeneğin, iş insanının aracının Moulin Meydanı’ndaki otoparka girdiği sırada kurulduğu ve aktif hale getirildiği belirtiliyor.

Olayın ardından kaçan zanlının Fransa’nın Beausoleil komününe geçtiği, Le Figaro’nun elde ettiği bilgilere göre ise buradan İtalya yönüne hareket etmiş olabileceği değerlendiriliyor.

Patlamanın etkisiyle vücudunda ciddi yanıklar oluşan Yermolayev, ilk olarak Nice’teki bir hastaneye sevk edildi. Nice-Matin’in haberine göre, daha sonra Toulon’daki bir hastaneye nakledilen iş insanı, son olarak Marsilya’daki bir kliniğe götürüldü. Yermolayev’in eşi, ailenin derin bir stres altında olduğunu belirterek adli makamlar ve emniyet güçleriyle tam bir işbirliği içinde hareket ettiklerini açıkladı.

Nice-Matin ile Birleşik Krallık merkezli Daily Star ve Metro gazeteleri, patlamada Dnipro Bölgesi eski Başsavcı Yardımcısı’nın kızı ve Club Eclectique adlı cemiyet kulübünün kurucularından Anna Nasobina’nın da ağır yaralandığını duyurdu.

Hastaneye kaldırılan Nasobina’nın durumunun son derece kritik olduğu ve her iki bacağının da ampute edildiği bildirildi.

Monaco yakınlarındaki Nice kentinin Belediye Başkanı Eric Ciotti, yaşananları prenslik tarihinin ilk terör saldırısı olarak nitelendirdi.

Monaco Info televizyonunun savcılık kaynaklarına dayandırdığı 1 Haziran tarihli haberde ise olayla bağlantılı olarak yabancı uyruklu ilk şüphelinin gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı.

Saldırının hedefindeki Vadim Yermolayev, 2019 yılında Ukrayna vatandaşlığından çıkarak Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığını almıştı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 2023 yılının Aralık ayı sonunda Yermolayev’e yönelik kişisel yaptırım kararlarını yürürlüğe koymuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English