Bizi Takip Edin

Asya

Japonya’da aşırı muhafazakar Takaichi’nin zaferi ne anlama geliyor?

Yayınlanma

Sanae Takaichi’nin koalisyonu, parlamentonun alt kanadında 352 sandalye kazanarak başbakana süper çoğunluk sağladı.

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin iktidardaki koalisyonu pazar günü yapılan alt meclis seçimlerinde ezici bir zafer elde etti. Sonuçlar, ülke liderinin ABD politikaları doğrultusunda bölgede Çin’e karşı şahin tutumunu sürdürürken, savunma alanında daha fazla güçlenmeye gidileceğine  ve pasifist politikaların terk edileceğine işaret ediyor.

Kendisinin Birleşik Krallık’ın “Demir Leydi”si Margaret Thatcher’dan ilham aldığını söyleyen, Japonya’nın ilk kadın lideri aşırı muhafazakâr Takaichi, kamu yayıncısı NHK’nin pazartesi sabahı erken saatlerde yayımladığı sayım sonuçlarına göre Liberal Demokrat Parti (LDP) adına parlamentonun 465 sandalyeli alt kanadında 316 sandalye kazandı.

LDP tek başına çoğunluk için gereken 233 sandalyeyi rahatlıkla aşarken, koalisyon ortağı Japonya Yenilik Partisi 36 sandalye elde etti.

Toplamda 352 sandalye ile Takaichi alt mecliste süper çoğunluğa sahip oldu. Bu durum, üst mecliste çoğunluğa sahip olmamasına rağmen yasama gündemini kolaylaştırarak üst kanadı aşabilmesine olanak tanıyor.

Sonuçlar, partinin 1955’teki kuruluşundan bu yana elde ettiği en yüksek başarıyı temsil ediyor ve merhum başbakan Yasuhiro Nakasone döneminde 1986’da kazanılan 300 sandalyelik rekoru geride bırakıyor.

“Bu seçim büyük politika değişimlerini içeriyordu — özellikle ekonomi ve maliye politikasında büyük bir dönüşüm ile güvenlik politikasının güçlendirilmesi,” diyen Takaichi, sonuçlar açıklanırken verdiği televizyon röportajında şunları söyledi:
“Bunlar ciddi muhalefet çeken politikalar. Halkın desteğini aldıysak, bu konulara tüm gücümüzle eğilmemiz gerekir.”

LDP’nin eski koalisyon ortağı, Budist destekli daha güvercin çizgideki Komeito ile liberal eğilimli Japonya Anayasal Demokrat Partisi’nden oluşan yeni muhalefet ittifakının ise seçim öncesindeki toplam 167 sandalyelik gücünün yarısına düşmesi bekleniyor.

İlk tebrikler: ABD, Hindistan ve Tayvan

ABD Başkanı Donald Trump pazar günü Takaichi’nin koalisyonunu tebrik etti.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “Başbakan Sanae Takaichi ve Koalisyonunu BÜYÜK BİR ZAFER dolayısıyla tebrik ederim,” ifadelerini kullandı.

“Sizi ve koalisyonunuzu desteklemek benim için bir onurdu. Güç yoluyla barış ilkesine dayanan muhafazakâr gündeminizi hayata geçirirken büyük başarılar diliyorum.”

Trump, cuma günü Takaichi’ye açık destek vermişti.

“Kendisi son derece saygın ve çok popüler bir lider,” diye yazan Trump, “Sanae’nin seçim çağrısı yapma yönündeki cesur ve akıllı kararı büyük ölçüde karşılık buldu,” ifadelerini kullandı.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi de tebrik mesajı gönderdi.

Modi, pazar günü sosyal medya paylaşımında, “Temsilciler Meclisi seçimlerindeki tarihi zaferiniz dolayısıyla tebrikler Sanae Takaichi!” dedi ve ekledi:

“Yetenekli liderliğiniz altında Hindistan-Japonya dostluğunu daha da ileriye taşıyacağımıza inanıyorum.”

Tayvan lideri William Lai Ching-te de sosyal medyada yayımladığı mesajla “içten tebriklerini” iletti.

64 yaşındaki Takaichi, geçen yılın sonlarında uzun süredir iktidarda olan LDP’nin başına geçmesinin ardından yükselen kişisel onay oranlarından yararlanmak amacıyla nadir görülen bir kış erken seçimi çağrısında bulunmuştu.

Seçmenler, onun açık sözlü ve çalışkan imajına ilgi gösterirken, vergi indirimleri vaatleri finansal piyasalarda tedirginlik yarattı. Aşırı milliyetçi eğilimleri ve güvenliğe yaptığı vurgu ise güçlü komşu Çin ile ilişkileri gerdi.

Göreve geldikten haftalar sonra Takaichi, Çin anakarasının Tayvan’a olası bir müdahalesine Tokyo’nun nasıl yanıt verebileceğini kamuoyuna açıklayarak Pekin ile son on yılın en büyük anlaşmazlığını başlattı.

Kasım ayında Tayvan’a yönelik olası bir Çin saldırısına karşı Japonya’nın müdahil olabileceğini ima etmesi, Pekin ile gerilimi tırmandırdı. Çin buna karşılık Japonya’ya nadir toprak elementleri sevkiyatına kısıtlamalar getirdi ve ülkeye seyahat konusunda uyarılarda bulundu.

Pekin, Birleşmiş Milletler tarafından da kendisine bağlı olduğu kabul edilen Tayvan’la yeniden birleşme planlarını 2026 için de vurguladı. ABD dâhil birçok ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor; ancak Washington, Çin’e karşı Tayvan’a silah sağlamayı ve ayrılıkçı eğilimleri desteklemeyi sürdürüyor. Bu tartışmaya ABD lehine dahil olan Takaichi, Pekin’in tepkisini çekti.

Güçlü seçim yetkisi, Takaichi’nin Japonya’nın savunmasını güçlendirme planlarını hızlandırabilir. Pekin ise bunu ülkenin militarist geçmişini yeniden canlandırma girişimi olarak nitelendiriyor.

Şirketlere jeopolitik risk konusunda danışmanlık veren Asia Group’un yöneticilerinden David Boling, “Pekin Takaichi’nin zaferini memnuniyetle karşılamayacaktır,” dedi.

“Çin artık onun sağlam biçimde yerleştiği ve kendisini tamamen izole etme çabalarının başarısız olduğu gerçeğiyle karşı karşıya” diye ekledi.

Genç seçmenleri yakaladı

Takaichi, sosyal medyada geniş bir takipçi kitlesi oluşturması ve genç seçmenlerle bağ kurması sayesinde partinin kaderini kısmen tersine çevirmeyi başardı.

North Carolina State Üniversitesi’nden profesör Levi McLaughlin, This Week in Asia’ya yaptığı açıklamada, “Takaichi’nin kişisel çekiciliği, normalde seçilmekte zorlanabilecek LDP adaylarının onun desteği sayesinde sandalye kazanmasına imkân tanıyacak,” dedi.

Başbakan, parlamentoda kullandığı çanta ve pembe kalem gibi ürünlere yoğun talep doğuran ve kabaca “Sanae çılgınlığı” olarak çevrilebilecek sanakatsu adlı gençlik odaklı beklenmedik bir akımı da tetikledi.

Kansai Gaidai Üniversitesi’nden doçent Mark Cogan, “Davul çalıyor. Kore ürünleri, müziği ve eğlence sektörüne ilgisi var. Partisinin geri kalanından farklı olarak sosyal medyada da aktif,” dedi.

“Oldukça durağan yaşıtlarından belirgin biçimde farklı,” diyen Cogan, bunun Pekin ile diplomatik gerilim de dâhil olmak üzere birçok siyasi fırtınayı atlatmasına yardımcı olduğunu belirtti.

Ancak Cogan, bu ilginin kalıcılığını sorguladı:

“Asıl soru ‘Sanae çılgınlığının’ ne kadar süreceği. Bu, gençlerin yeni veya farklı bir şeye merakla kapıldığı; fakat kendi çıkarlarına her zaman uymayan politika pozisyonlarını göz ardı ettiği bir durum mu?”

Seçim, savaş sonrası dönemde şubat ayında yapılan üçüncü genel seçim oldu; oysa sandıklar genellikle daha ılıman aylarda kuruluyor.

Takaichi’yi hangi zorluklar bekliyor?

19 Ocak’ta alt meclisin feshedilmesinin ardından, başbakanın seçilmesi için özel bir oturumun toplanması gerekiyor. Bu oturumun 18 Şubat’ta gerçekleştirilmesi bekleniyor. Takaichi’nin acil önceliği, nisan ayında başlayacak mali yıl için yıllık bütçeyi geçirmek olacak.

Bütçe görüşmeleri genellikle yaklaşık iki ay sürse de, erken seçim kararı nedeniyle süreç aksadı. Takaichi’nin, mali yılın ilk haftalarında Japonya’nın mali işleyişini sürdürebilmesi için geçici bir bütçe hazırlaması bekleniyor.

Bir diğer öncelik, proaktif maliye politikasını somutlaştırmak olacak. Seçim kampanyası sırasında verdiği mesajlardan biri, yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörlere yatırım yaparak yurtiçi yatırımları artırmaktı. Ayrıca “kur dalgalanmalarına dayanıklı bir ulus” inşa etmekten söz etti. Haziran civarında açıklanması beklenen temel ekonomi ve maliye politikası çerçevesinde, özel yatırımları yeniden Japonya’ya çekmeye yönelik önlemleri ortaya koyması bekleniyor.

Diplomatik alanda ise Takaichi’nin ABD ve Çin ile ilişkileri nasıl yöneteceği belirleyici ve aynı zamanda zorlu olacak.

Takaichi’nin güçlü Japonya-ABD ortaklığını yeniden teyit etmeye odaklanması bekleniyor.

19 Mart’ta ABD’ye giderek Beyaz Saray’da Trump ile görüşecek olan Takaichi, aralarındaki güçlü ilişkiyi daha da pekiştirmeyi hedefliyor.

Takaichi’nin Japonya-Çin ilişkilerini nasıl yöneteceği ise belirsizliğini koruyor. Trump’ın nisan ayında Çin’i ziyaretinde Çin lideri Xi Jinping ile görüşmesi planlanıyor ve ABD Başkanının Çin’le ilişkileri daha “istikrarlı” bir seviyeye taşımak istediği düşünülüyor.

Takaichi’nin seçmenlerden aldığı güçlü yetkiye rağmen, Japan Foresight’tan Harris zorlukların sürdüğünü belirtiyor.

“Piyasalar attığı her adımı yakından izliyor,” diyen Harris sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gerçek şu ki Trump ile Xi’nin görüşmesi gerçekleştiğinde ne olacağını öngörmek mümkün değil. ABD ve Çin birbirine yaklaşırken Japonya ile Çin’in aynı yönde ilerlememesi, Takaichi’yi hâlâ hassas bir konumda bırakıyor. Bu da Japonya’yı rahatsız edici bir pozisyona itiyor.

Savunma harcamaları meselesi son derece karmaşık olacak. Daha fazla harcama yapılması konusunda bir uzlaşı var, ancak bunun nasıl finanse edileceği konusunda hiçbir uzlaşı yok. Bu ciddi bir zorluk yaratacak; daha büyük bir LDP’yi yönetmek de öyle. … Güçlü bir tabanı olacak, fakat bu sorunları ortadan kaldırmaz; yalnızca onları ele alırken kendisine daha geniş bir hareket alanı sağlar.”

Takaichi: Japonya’nın Tayvan krizinden kaçması hâlinde ABD ile ittifak çöker

Asya

Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Yayınlanma

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.

Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.

Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.

Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.

Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.

Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.

Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.

Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.

Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.

Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.

Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.

Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.

Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.

Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.

Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yayınlanma

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.

Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.

Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.

Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.

Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.

Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.

Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.

Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.

Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.

Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.

Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.

Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.

Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi

Yayınlanma

Pekin, Japonya ve Filipinler’in deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik görüşmeleri başlatma kararına misilleme olarak Tayvan’ın doğusundaki sularda kolluk devriyeleri düzenlediğini duyurdu.

Çin Sahil Güvenliği’nden yapılan açıklamaya göre, Daishan gemisinin öncülük ettiği bir filo pazartesi günü “hukuka uygun olarak” kolluk devriyeleri gerçekleştirdi.

Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue açıklamada, “Bu, Japonya ve Filipinler’in Çin’in Tayvan adasının doğusundaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakerelerin başlatıldığını tek taraflı olarak ilan etmesine karşı alınmış gerekli bir eylemdir. Söz konusu ilan, Çin’in toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını ciddi biçimde ihlal etmektedir,” dedi.

Jiang, “Japonya ve Filipinler’i, Çin’in egemenliğini ve haklarını ihlal eden tüm yasa dışı eylemleri derhal durdurmaya çağırıyoruz,” diye ekledi.

Sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeyi sürdüreceğini de belirten Jiang, Çin’in “toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını söyledi.

ABD ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dahil olmak üzere çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu kabul ediyor. Bu konuda Birleşmiş Milletler kararı da var. Ancak Washington, Çin’i çevreleme çabaları doğrultusunda Tayvan’a silah sağlamaya devam ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. arasında Tokyo’da yapılan zirvenin ardından iki ülke, perşembe günü yayımladıkları ortak açıklamada, aralarındaki münhasır ekonomik bölgeyi (MEB) ve kıta sahanlığını belirlemek üzere “resmi müzakerelere başlama” konusunda mutabık kaldı.

Pekin, açıklanan görüşmeleri “tamamen yasa dışı ve hükümsüz” olarak kınayarak hem Tokyo hem de Manila nezdinde hızla resmi protesto girişiminde bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning cuma günü, “Sözde sınırlandırma görüşmeleri tamamen yasa dışıdır, geçersiz ve hükümsüzdür; Tayvan adasının doğusundaki bölgede Çin’in hak iddiaları ya da Çin’in meşru haklarını kullanması üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır,” dedi.

Tırmanan bu gerilim, Pekin ile hem Tokyo hem de Manila arasındaki ilişkilerin hâlihazırda gergin seyrettiği bir döneme denk geliyor. Tokyo ve Manila’nın her biri ABD’nin anlaşmalı müttefiki. Çin’in ayrıca Doğu Çin Denizi’nde Japonya ile, Güney Çin Denizi’nde ise Filipinler ile ayrı toprak anlaşmazlıkları bulunuyor.

Washington’ın kaynakları ve dikkati İran’daki savaşa yönelmiş, Beyaz Saray da Batı Yarımküre’yi stratejik önceliği haline getirmişken, Japonya ve Filipinler “Hint-Pasifik” olarak adlandırılan bölgede diplomatik temaslarını artırdı.

Bu süreç, diğer ülkelerle daha yakın güvenlik ve savunma bağları örmeyi de içerdi; bu da Pekin’in onları bölgede bloklar arası cepheleşmeyi teşvik etmekle suçlamasına yol açtı.

Japonya ve Filipinler ortak deniz sınırına sahip değil, ancak her iki ülke de yasal kıta sahanlıklarını 200 deniz milinin, yani 370 kilometre veya 230 milin ötesine genişletmeyi hedeflediğinden deniz tabanı iddiaları çakışabilir.

Japonya’nın Ryukyu Adaları’nın güneybatısında ve Filipinler’in Batanes Adaları’nın kuzeyinde yer alan bu örtüşen bölge, Tayvan’ın doğusunda bulunuyor.

Pekin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Tayvan adasının MEB’i ve kıta sahanlığı da bu bölgenin içinde yer alıyor. Bunlar Çin’in haklarıdır ve iki tarafın kendi aralarında müzakere edebileceği bir şey değildir,” dedi.

Yang, Çin devlet yayın kuruluşu CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’da pazar günü — Çin Sahil Güvenliği’nin devriyeyi duyurmasından önce — yayımlanan röportajında, Pekin’in Tokyo ve Manila’ya karşı “tarihi ve benzeri görülmemiş” karşı önlemler alacağını söyledi.

Yang, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı bir örtüşme bölgesinde müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın [doğusundaki sularda] yargı yetkimizi ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz,” dedi.

“Karşı taraf pervasız ve yıkıcı eylemlerde bulunacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.

Yang, Tayvan’ın doğusundaki suları, ada sakinlerinin ekonomik faaliyetleri için asli bir deniz alanı olarak tanımladı.

“Eğer bu sular Japonya ve Filipinler arasında paylaştırılırsa, bu açıkça Tayvan adasındaki halkın çıkarlarına zarar verir,” diye ekledi.

Filipinler ve Vietnam ilişkilerini ‘geliştirilmiş stratejik ortaklık’ seviyesine yükseltti

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English