DİPLOMASİ
JD Vance AfD liderleri ile görüştü

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance cuma günü Münih’te Almanya’nın sağcı partisi Almanya için Alternatif’in (AfD) lideriyle bir araya geldi ve Berlin’in “istenmeyen seçim müdahalesi” olarak nitelendirdiği görüşmede bu partiyi siyasi ortak olarak desteklediğini açıkladı.
Reuters’ta yer alan habere göre Vance’in ofisinden bir yetkili görüşmeyle ilgili daha fazla ayrıntı vermedi fakat başkan yardımcısının Almanya’daki tüm büyük siyasi partilerin liderleri ile görüştüğünü söyledi.
AfD Eş Başkanı Alice Weidel’in sözcüsü görüşmeyi doğrulayarak ikilinin Vance’in otelinde yaklaşık 30 dakika görüştüklerini ve Ukrayna savaşı, Alman iç politikası ve ifade özgürlüğü konularını ele aldıklarını söyledi.
AfD, 23 Şubat’ta yapılacak genel seçimler öncesinde %20 civarında bir oy oranına sahip.
“Güvenlik duvarı” olarak adlandırılan bir politika çerçevesinde partiler, Alman iç istihbarat servisi tarafından izlenen AfD ile çalışmama konusunda hemfikir görünüyor.
Vance ise bu politikaya açık bir gönderme yaparak, “Demokrasi, halkın sesinin önemli olduğu kutsal ilkesine dayanır. Güvenlik duvarlarına yer yoktur,” dedi.
Vance, Münih Güvenlik Konferansı’nda Avrupalıları ‘göç’ ve ‘savunma harcamaları’ konusunda uyardı
Cuma günü Münih Güvenlik Konferansında konuşan Vance ayrıca, “Bu kıtadaki hiçbir seçmen, milyonlarca incelenmemiş göçmene kapıları açmak için sandığa gitmedi,” dedi.
Şansölye Olaf Scholz, Deutschlandfunk radyosuna verdiği ve pazar günü yayınlanacak olan mülakatta, Vance’in sözlerini “son derece olağandışı” olarak değerlendirdi ve Almanya’nın Nasyonal Sosyalizm geçmişine atıfta bulunarak, aşırı sağcı partilere karşı “iyi bir nedenden ötürü” güvenlik duvarı olduğunu sözlerine ekledi.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ise cuma günü yaptığı açıklamada Vance’in Alman ve Avrupalı siyasi güçlere yönelik eleştirilerini kabul edilemez olarak niteledi.
Pistorius cuma günü Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı açıklamada, “ABD Başkan Yardımcısı sadece Alman demokrasisini değil, tüm Avrupa’nın demokrasisini sorguladı,” dedi.
Vance’in, Avrupa’nın durumunu “bazı otoriter rejimlerdeki durumla” karşılaştırdığını savunan Pistorius, bunu “kabul edilemez” bulduğunu söyledi.
Cuma günü erken saatlerde bir Alman hükümet sözcüsü, Wall Street Journal’da yayınlanan ve Vance’in Alman siyasetçileri AfD dahil tüm partilerle çalışmaya teşvik edeceğini söylediği haberle ilgili bir soru üzerine Vance’in Almanya’daki seçimlere müdahale etmemesi gerektiğini söyledi.
Alman hükümet sözcüsü düzenlediği basın toplantısında, “Dost yabancı ülkelerden gelenler de dahil olmak üzere yabancıların seçim döneminin ortasında bir seçim kampanyasına bu kadar yoğun bir şekilde müdahale etmelerinin doğru olduğunu düşünmüyorum,” dedi.
Hıristiyan Demokrat (CDU) lider ve bir sonraki Alman şansölyesi olmak için favori olan Friedrich Merz, Trump yönetimini “seçime açıkça müdahale etmekle” suçladı.
Merz, Deutsche Welle‘ye yaptığı açıklamada Vance’in sözlerinden rahatsız olduğunu söyledi ve “Demokratik kurumlarımızı nasıl koruyacağımızı Almanya’da bize açıklamak Amerikan hükümetinin görevi değildir,” diye ekledi.
Başkan Donald Trump’ın seçim çalışmalarında en büyük bağışçı olan ve şu anda Trump’ın ABD hükümet harcamalarını kısma görev gücünün başında bulunan milyarder ABD’li işadamı Elon Musk da AfD’yi açıkça destekliyor.
DİPLOMASİ
Norveç, Finlandiya’nın kara mayını antlaşmasından çıkma hamlesini eleştirdi

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide çarşamba günü yaptığı açıklamada Norveç’in Finlandiya gibi anti-personel mayınları yasaklayan uluslararası konvansiyondan çekilmeyeceğini söyledi.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb salı günü yaptığı açıklamada Helsinki’nin “Rus tehdidini azaltmak” amacıyla 1997 Ottawa Sözleşmesi’nden (Anti-Personel Mayın Yasağı Antlaşması olarak da bilinir) çıkmaya hazırlandığını söyledi.
Barth Eide Reuters’e verdiği bir mülakatta “[Finlandiya’nın] bu özel kararı üzüntü duyduğumuz bir şey. Taahhüdümüzü zayıflatmaya başlarsak, dünyanın dört bir yanındaki savaşan grupların bu silahları tekrar kullanmasını kolaylaştırır, çünkü damgalanmayı azaltır,” dedi.
1997 Ottawa Sözleşmesi, Ukrayna savaşı nedeniyle, özellikle de Moskova’dan çekinen Rusya’ya komşu ülkelerde artan bir baskı altında.
Finlandiya’nın anlaşmadan çekilme kararı Norveç’i Rusya’ya sınırı olan (iki ülke kuzeyde yaklaşık 200 kilometre uzunluğunda bir sınırı paylaşıyor) ve yeniden kara mayını stoklamayı planlamayan tek Avrupa ülkesi olarak bıraktı.
18 Mart’ta Polonya ve üç Baltık ülkesi, Rusya ve Belarus’a sınırı olan NATO üyesi ülkelere yönelik tehdit algılamaları nedeniyle uluslararası sözleşmeden ayrılma niyetlerini açıkladılar.
Polonya, Estonya, Letonya ve Litvanya savunma bakanları yaptıkları açıklamada, “Mevcut güvenlik ortamında savunma güçlerimize, ittifakın savunmasız Doğu kanadının savunmasını güçlendirmek için potansiyel olarak yeni silah sistemleri ve çözümleri kullanma esnekliği ve seçim özgürlüğü sağlamanın çok önemli olduğuna inanıyoruz,” demişti.
DİPLOMASİ
Atina, 25 milyar dolarlık savunma yatırımı için rotasını Tel Aviv’e çevirdi

Yunanistan Başbakanı Kiriakos Mitsotakis salı günü yaptığı açıklamada, ülkesinin önümüzdeki 12 yıl içinde savunmasını güçlendirmek için 25 milyar avro yatırım yapacağını ve İsrail’in kilit bir ortak olacağını söyledi.
Akdeniz ülkesi halihazırda NATO’nun GSYİH’nin %2’sini savunmaya harcama yükümlülüğünü yerine getiriyor ve bugüne kadar yaklaşık %3,5 oranında yatırım yaptı.
Parlamentoda yaptığı konuşmada insansız hava araçlarına duyulan ihtiyacı vurgulayan Yunan lider, Avrupa’nın şu anda savunma alanında, özellikle de savunma kabiliyetlerinde bir “üretim açığı” ile karşı karşıya olduğunu kaydetti.
Başbakan ayrıca Yunan savunma sanayinin silahlanma programlarına katılımını vurguladı. Geçtiğimiz hafta Savunma Bakanı Nikos Dendias, bundan böyle silahlanma programları için yurtdışından şirketlerle imzalanacak sözleşmelerde %25 Yunan katılımının öngörülmesi gerektiğini söyledi.
‘Aşil’in Kalkanı’ için İsrail ile işbirliği arayışı
Mitsotakis, İsrail’in Demir Kubbe’sine benzer bir anti-füze ve anti-balistik şemsiye olan ‘Aşil Kalkanı’nın oluşturulduğunu duyurdu.
Aşil Kalkanı’nın beş seviyede faaliyet göstermesi bekleniyor: Anti-drone, anti-füze, anti-uçak, anti-gemi ve anti-denizaltı.
Yunanistan’ın halihazırda Amerikan Raytheon ve Lockheed Martin tarafından üretilen karadan havaya füze (SAM) Patriot’a sahip olduğunu söyleyen başbakan, üretim kapasitesi olmadığı için yenilerini almanın dört ila beş yıl alacağını söyledi.
Mitsotakis, “İsrail bize daha hızlı bir şekilde sağlayabilir,” diye ekledi. Almanya ve Finlandiya, İsrail hava savunma sistemlerini sipariş eden diğer Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor.
Bu hafta başında Mitsotakis, İsrailli mevkidaşı Binyamin Netanyahu ile Tel Aviv’de bir görüşme gerçekleştirdi. İki liderin Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail’i birbirine bağlamayı amaçlayan bir denizaltı elektrik kablosu olan Great Sea Interconnector’u (Büyük Deniz Enterkonnektörü) görüştükleri bildirildi.
Atina-Lefkoşe-Tel Aviv ittifakı gelişiyor
Planlanan kablo, ortak çıkarlara yönelik bir Avrupa projesi olarak görüldüğü için AB’den büyük bir hibe almıştı. Fakat proje, Türkiye’nin itirazları nedeniyle geçici olarak donduruldu.
Euractiv’e konuşan bir AB sözcüsü “Komisyon durumun farkında […] Yunan ve Kıbrıs hükümetleriyle gelecekteki olası adımlar konusunda görüş alışverişinde bulunuyoruz,” dedi.
Atina ve Tel Aviv, Ankara ile sorunlu ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda son zamanlarda yakınlaştı.
Yunanistan ve Türkiye, deniz anlaşmazlıklarıyla ilgili önemli konular daha sonraki bir aşamada ele alınacağından, “yumuşak siyaset” olarak adlandırılan konulara odaklanan üst düzey diplomatik diyalog sayesinde son zamanlarda bir miktar sükunet içerisinde.
Ne var ki elektrik kablosuyla ilgili araştırma faaliyetleri yürüten Ievoli Relume ve NG Worker gemileri mart ayında Türk donanma gemilerinin gelmesiyle durmak zorunda kaldı.
Yunan hükümeti, Donald Trump’ın dönüşünün ardından oluşan yeni dengeleri ve Ankara’nın Avrupa’nın yeni savunma harcamaları hamlesindeki rolünü tartmaya devam ettiği için Türkiye ile sükuneti bozmak istemiyor gibi görünüyor.
Miçotakis siyasi baskı altında
Mitsotakis’in savunma konusundaki açıklaması, anketlerin serbest düşüşe işaret ettiği Yeni Demokrasi (ND) partisindeki çalkantıların ortasında geldi.
Atina’daki eleştirmenler, Miçotakis’in savunmaya odaklanarak muhafazakâr oyları çekmek istediğini, zira sağ popülistlerin partisinden giderek daha fazla oy kaptığını öne sürüyor.
Son dönemde yapılan tüm anketler ND’nin artık tek parti hükümeti kurabilecek durumda olmadığını gösterirken, Miçotakis’in kişisel popülaritesi de tüm zamanların en düşük seviyesine ulaştı.
Bu arada Miçotakis parti içi muhalefetle de karşı karşıya. Atina’da yaygın olarak Miçotakis’in halefi olarak görülen Savunma Bakanı Dendias, geçtiğimiz günlerde başbakanın Türkiye’ye yönelik “liberal” yaklaşımını açıkça eleştiren ND’nin ağır toplarını bir araya getiren bir etkinlik düzenledi.
Bu kişiler arasında eski başbakanlardan Antonis Samaras ve Kostas Karamanlis de vardı.
DİPLOMASİ
AB, Trump’ın gümrük vergilerine misillemeye hazırlanıyor

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, dünyanın ABD’nin yeni gümrük vergilerinden “büyük ölçüde zarar göreceği” uyarısında bulunurken, AB’nin de misilleme yapmaya hazır olduğunu ama önce bir anlaşma müzakere etmeye çalışacağını söyledi.
Trump dün Amerika’nın en büyük ticaret ortaklarına yönelik “karşılıklı” gümrük vergilerinin bir parçası olarak AB’ye yönelik yüzde 20 gümrük vergisini açıkladı.
ABD Başkanı uzun süredir AB’yi “adil olmayan ticaret uygulamaları” ile suçluyor.
Leyen perşembe günü (3 Nisan) yaptığı açıklamada bloğun ABD vergilerine “yanıt vermeye hazır olduğunu” söyledi ama “transatlantik ticaretin önündeki kalan engelleri kaldırmak” için müzakere etmeyi tercih ettiğini vurguladı.
Özbekistan’a yaptığı bir ziyaret sırasında konuşan Leyen, “Çelik üzerindeki gümrük vergilerine karşılık olarak ilk karşı önlem paketini tamamlamış bulunuyoruz. Müzakerelerin başarısız olması halinde çıkarlarımızı ve işletmelerimizi korumak için şimdi daha fazla karşı önlem için hazırlanıyoruz,” dedi.
Brüksel, 12 Nisan’da çelik ve alüminyum tarifelerine karşılık olarak 26 milyar avroya kadar ABD malına vergi uygulayacak. Geçen hafta açıklanan otomobil ihracatına yönelik yüzde 25’lik gümrük vergisine karşı henüz misilleme yapılmadı.
Leyen Trump’a zeytin dalı uzatarak bazı ülkelerin küresel ticaret kurallarından “adil olmayan bir şekilde faydalandığını” kabul etti. Fakat “ilk ve son aracınız olarak gümrük tarifelerine başvurmak sorunu çözmeyecektir” diyen Leyen, gümrük tarifelerinin “dünyanın dört bir yanındaki tüketicilere zarar vereceği” ve bakkaliye, ilaç ve ulaşım maliyetlerini artıracağı uyarısında bulundu.
Leyen, AB’nin otomobil ve çelik de dahil olmak üzere hedeflenen sektörleri “savunacağı” ve pazarını ABD pazarından zorla çıkarılan dampingli mallardan koruyacağı sözünü verdi.
Komisyon Başkanı, “Bu tarifelerin dolaylı etkilerinin neler olabileceğini de yakından izleyeceğiz çünkü ne küresel kapasite fazlasını absorbe edebiliriz ne de pazarlarımızda damping yapılmasını kabul edebiliriz. Avrupa bu fırtınayı atlatmak için ihtiyaç duyduğu her şeye sahiptir. Biz bu işte birlikteyiz. Eğer birimizle uğraşırsanız, hepimizle uğraşırsınız,” diye ekledi.
Fakat perde arkasında liderler, endüstrilerinin AB karşı önlemlerine misillemeden korunmasını sağlamak için lobi faaliyetleri yürütüyorlar. Fransa, burbon viskisine karşı önerilen AB önlemlerini engellemeye çalışırken, İrlanda süt ürünleri vergilerinin düşürülmesini istedi.
Trump’ın Avrupa’daki müttefiklerinden İtalya Başbakanı Giorgia Meloni daha önce yaptığı açıklamada gümrük vergilerinin “her iki tarafa da uygun olmadığını” ve “bir ticaret savaşını önlemek” için ABD ile bir anlaşma arayacağını söyledi.
Trump, AB’yi ABD’yi yüzde 39’luk bir gümrük vergisi oranıyla hedef almakla suçladı ki bu rakam komisyon tarafından yüzde 1 olarak ifade ediliyor. ABD Başkanı bu rakamı, bazı üye ülkelerde yüzde 27’ye ulaşan KDV ve klorla yıkanmış tavuk ve diğer tarım ürünlerinin ithalatına getirilen kısıtlamalar gibi diğer faktörlere dayandırdı.
Beyaz Saray ayrıca bloğun teknoloji şirketlerine yönelik düzenlemelerini ve dijital vergileri de hedef alıyor. AB 2023 yılında ABD’ye 503 milyar avroluk mal ihraç ederek 157 milyar avro fazla verdi ama hizmetler alanında 109 milyar avro açık verdi.
AB, bazı fikri mülkiyet haklarını askıya almak ve şirketleri uygulama yönetmeliği kapsamında kamu ihale sözleşmelerinden dışlamak gibi yollarla ABD hizmetlerini hedef alabilir. Bunun bir adım ötesi ise “zorlama karşıtı” aracın ilk kez kullanılması olacak fakat her türlü tedbir için üye devletlerin çoğunluğunun onayı gerekecek.
-
ORTADOĞU6 gün önce
Suriye İnsan Hakları Takip Komitesi: Sahil bölgesinde soykırım işlendi
-
DÜNYA BASINI1 hafta önce
Batı medyası ve siyasetinden temkinli İmamoğlu değerlendirmeleri
-
GÖRÜŞ1 hafta önce
Sosyalizmin yeni dünya-sistemindeki yeri – 2
-
DİPLOMASİ1 hafta önce
Politico: İmamoğlu’nun tutuklanmasına rağmen AB, Türkiye’ye para göndermeye devam edecek
-
DÜNYA BASINI2 hafta önce
Zelenskiy’in Batı’ya başarısız yolculuğu
-
GÖRÜŞ1 hafta önce
Husiler’in Savaşı: “Altıncı Orta Doğu Savaşı” ve Filistin Anlatısı
-
DÜNYA BASINI5 gün önce
Signal bir Amerikan hükümeti operasyonudur
-
ASYA2 hafta önce
Çin otomobil ihracatını artırmak için rekor hızda yeni gemiler inşa ediyor