Asya
LDP liderlik seçimlerini kazanan Shigeru Ishiba Japonya’nın Başbakanı olmaya hazırlanıyor

Eski Savunma Bakanı Shigeru Ishiba iktidardaki Liberal Demokrat Parti’ye (LDP) ve Japonya’ya liderlik edecek.
Daha önce Parti genel sekreterliği de yapmış olan tecrübeli şahin isim Ishiba, cuma günü yapılan LDP başkanlık seçimini, ikinci tur oylamada ekonomi güvenliği bakanı Sanae Takaichi’yi yenerek kazandı. Önümüzdeki hafta parlamentoda yapılacak oylamanın ardından başbakan olması bekleniyor.
Ishiba, 194 oy alan Takaichi’ye karşı 215 oyla ikinci tur oylamayı kazandı.
Oylamanın ardından Ishiba, merhum eski Başbakan Shinzo Abe döneminde genel sekreter olarak görev yaptığını hatırlatarak, parti üyelerinin özgür ve açık tartışmalar yapabildiği bir dönem olduğunu söyledi.
“Hepimizin bir arada olduğu, adil, hakkaniyetli ve mütevazı bir LDP’nin olduğu o döneme tekrar dönmek istiyorum” dedi.
“İnsanlara inanarak, cesaret ve samimiyetle doğruları söyleyerek bu ülkeyi güvenli ve emniyetli bir yer haline getirmek için elimden gelen her şeyi yapacağım” diye ekledi.
‘Savunmamızı ve ABD-Japonya ittifakını güçlendirmeliyiz’
Başbakan Fumio Kishida, seçimlerin halka LDP’nin değişime istekli olduğunu gösterdiğini, giden liderin sadece ülke içinde büyüme odaklı bir ekonomiye ulaşma çabalarının hızlandırılması ihtiyacına değil, aynı zamanda savunma ve diplomatik çabaların güçlendirilmesine de değindiğini söyledi.
Kishida, “Diplomasi açısından uluslararası toplum tarihi bir dönüm noktasında ve büyük bir kafa karışıklığı içinde” dedi.
“Ulusal savunma kabiliyetlerimizi temelden güçlendirirken Japonya-ABD ittifakını da güçlendirmeliyiz” vurgusu yapan Kishida, “Küresel Güney’deki benzer düşünen ülkelerle işbirliği yaparak, uluslararası toplumu bölünme ve çatışma yerine işbirliğine yönlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
‘İstikrarlı bir hükümet zor’
Hokkai-Gakuen Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Kentaro Yamamoto, Ishiba’nın zaferinin Abe döneminin hizipçi siyasetinin sona erdiğine işaret ettiğini söyledi.
The Japan Times’a konuşan Yamamoto, “Ancak Ishiba’nın koalisyon üyeleri arasındaki zafer marjının dar olması, parti içindeki tabanının son derece kırılgan olduğu anlamına geliyor” dedi ve ekledi: “(Gelecekteki) Alt ve Üst Meclis seçimlerinde büyük zaferler elde etmediği sürece istikrarlı bir hükümet kurması mümkün olmayacaktır.”
Savunma odaklı politika
Ishiba uzun zamandır ulusal güvenlik konularında bir uzman ve bölgesel ittifakların – Asya NATO’su önerisi de dahil – ve savunmanın güçlendirilmesinin bir savunucusu olarak biliniyor ve bu da onu seçim öncesi medyada hem halk hem de LDP destekçileri arasında dokuz adaydan hangisinin partiyi en iyi şekilde yöneteceği konusunda yapılan anketlerde en üst sıraya ya da en yakın sıraya yerleştirdi.
Ishiba 2007-2008 yılları arasında bir yıldan az bir süre savunma bakanlığı yapmış olsa da, 2002-2004 yılları arasında yaklaşık iki yıl boyunca Savunma Bakanlığı’nın atası olan Japonya Savunma Ajansı’nın genel müdürü olarak görev yaptı.
Göreve zengin bir ulusal güvenlik deneyimi getirecek olsa da, kendini gunji otaku (askeri inek) olarak tanımlayan bu kişinin, LDP’nin “gittikçe ağırlaşan” bölgesel güvenlik ortamında ülkenin savunmasını “büyük ölçüde güçlendirmek” için uygulamaya koyduğu politikaları devam ettirebilmesi için Japonya’nın güvenlik müttefiki ABD ile daha yakın ilişkiler kurması bekleniyor.
Ancak daha acil olarak, planlanan savunma bütçesi artışları için ek paranın nereden geleceği ve daha fazla vergi artışının gerekli olup olmayacağı konusunda temkinli olan halkı ikna etmesi de gerekecek.
Muhalefet de yeni liderini seçti
Ritsumeikan Üniversitesi siyaset bilimcisi Masato Kamikubo, Ishiba’nın zaferinin LDP’nin genel seçim çağrısı yapıldığında partiyi en iyi kimin yöneteceğini düşündüğünü gösterdiğini söyledi. Parti, ana muhalefetteki Japonya Anayasal Demokratik Partisi (CDP) ve onun pazartesi günü seçilen yeni lideri eski Başbakan Yoshihiko Noda ile karşı karşıya geldiği için bu özellikle acil bir konu haline geldi.
The Japan Times’a konuşan Kamikubo, “Noda oy kazanmak için ‘merkez sağ muhafazakar’ bir yaklaşım çağrısında bulundu ve şu anda seçmenlerin %50-60’ını oluşturduğu düşünülen sözde bağımsız seçmenleri kazanmak için CDP’nin politika çizgisini soldan merkeze kaydırmayı hedefliyor” dedi.
Kamikubo, Takaichi’nin LDP’nin geleneksel destekçilerine hitap eden muhafazakar bir politika yönelimine sahip olduğunu, ancak bağımsız seçmenlerin desteğini kazanmasının zor olduğunu söyledi.
Kamikubo, “Bence birçok Diet üyesi, sosyal politikalara daha ılımlı ve merkezci yaklaşan Ishiba’nın seçim zamanı geldiğinde bağımsız seçmenlerin ilgisini çekebileceğini düşünüyor” diye ekledi.
Kishida yönetimi tarafından dışarıdan biri olarak görülen Ishiba, başbakanı ve partiyi sık sık ve açıkça eleştirdi – özellikle de başbakanın geçen yılın sonlarında parti gruplarını saran siyasi fon skandalını ele alma şekli konusunda. Buna ek olarak, halen 54 üyeli bir fraksiyonu ve parti içinde perde arkasındaki etkisini sürdüren LDP Başkan Yardımcısı Taro Aso da Ishiba’dan hiç hoşlanmıyor.
Ishiba’nın en açık sözlü siyasi düşmanları onu yurttaşlarına karşı bir “hain” olarak tanımladılar. Ishiba, 1993 yılında dönemin Başbakanı Kiichi Miyazawa’ya karşı verilen güvensizlik önergesini destekledi ve yeni bir parti için LDP’den ayrıldı.
Daha sonra 1997’de geri döndü ve LDP’nin kademelerinde yükselerek bölgesel yeniden canlandırma bakanlığı da dahil olmak üzere birçok Kabine görevinde bulundu.
2008 yılında dönemin Başbakanı Aso’nun Tarım Bakanı olan Ishiba, LDP’nin yaklaşan Alt Meclis seçimlerinde yenilgiye uğrayacağı korkusuyla istifa etmesini söylediğinde partinin ağır topu ile arasında iyi niyet oluşmadı.
Ancak kampanyanın son günlerinde Ishiba hem Kishida’nın hem de Aso’nun desteğini kazanmak için çaba sarf etti. Kishida’nın temel ekonomi politikalarını devam ettirmek istediğini söyledi ve hatta onu kazanmak için perşembe gecesi Aso ile bir araya geldi.
İlk tebrik ABD’den
Ishiba, Japon Denizi kıyısındaki Tottori vilayetini temsil eden 12 dönemlik bir Alt Meclis üyesidir. Tottori’deki bir kilisede vaftiz edilmiş bir Hıristiyan olan Ishiba ilk kez 1986 yılında seçildi.
2002 yılında eski Başbakan Junichiro Koizumi döneminde Savunma Ajansı’nın başına geçen Koizumi, 2007 yılında eski Başbakan Yasuo Fukuda döneminde ajansın bakanlığa dönüştürülmesinin ardından Savunma Bakanı olarak görev yaptı.
Japonya’nın müttefik ve ortaklarından gelen ilk tepkilerden birinde, ABD’nin Japonya Büyükelçisi Rahm Emanuel sosyal medya platformu X’te Ishiba’yı zaferinden dolayı kutlayan bir mesaj yayınladı.
“#USJapanAlliance’ı güçlendirmek için Japonya’nın yeni başbakanı ile çalışmayı dört gözle bekliyorum” diye yazdı.
Japonya’nın Ishiba’sının Asya NATO’su önerisi ABD’de ‘fantezi’ olarak görüldü
Asya
Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.
Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.
Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.
Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.
Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.
Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.
Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.
Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.
Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.
Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.
Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.
Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.
Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.
Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.
Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Asya
Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.
Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.
Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.
Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.
Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.
Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.
Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.
Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.
Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.
Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.
Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.
Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.
Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Asya
Çin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi

Pekin, Japonya ve Filipinler’in deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik görüşmeleri başlatma kararına misilleme olarak Tayvan’ın doğusundaki sularda kolluk devriyeleri düzenlediğini duyurdu.
Çin Sahil Güvenliği’nden yapılan açıklamaya göre, Daishan gemisinin öncülük ettiği bir filo pazartesi günü “hukuka uygun olarak” kolluk devriyeleri gerçekleştirdi.
Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue açıklamada, “Bu, Japonya ve Filipinler’in Çin’in Tayvan adasının doğusundaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakerelerin başlatıldığını tek taraflı olarak ilan etmesine karşı alınmış gerekli bir eylemdir. Söz konusu ilan, Çin’in toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını ciddi biçimde ihlal etmektedir,” dedi.
Jiang, “Japonya ve Filipinler’i, Çin’in egemenliğini ve haklarını ihlal eden tüm yasa dışı eylemleri derhal durdurmaya çağırıyoruz,” diye ekledi.
Sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeyi sürdüreceğini de belirten Jiang, Çin’in “toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını söyledi.
ABD ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dahil olmak üzere çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu kabul ediyor. Bu konuda Birleşmiş Milletler kararı da var. Ancak Washington, Çin’i çevreleme çabaları doğrultusunda Tayvan’a silah sağlamaya devam ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. arasında Tokyo’da yapılan zirvenin ardından iki ülke, perşembe günü yayımladıkları ortak açıklamada, aralarındaki münhasır ekonomik bölgeyi (MEB) ve kıta sahanlığını belirlemek üzere “resmi müzakerelere başlama” konusunda mutabık kaldı.
Pekin, açıklanan görüşmeleri “tamamen yasa dışı ve hükümsüz” olarak kınayarak hem Tokyo hem de Manila nezdinde hızla resmi protesto girişiminde bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning cuma günü, “Sözde sınırlandırma görüşmeleri tamamen yasa dışıdır, geçersiz ve hükümsüzdür; Tayvan adasının doğusundaki bölgede Çin’in hak iddiaları ya da Çin’in meşru haklarını kullanması üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır,” dedi.
Tırmanan bu gerilim, Pekin ile hem Tokyo hem de Manila arasındaki ilişkilerin hâlihazırda gergin seyrettiği bir döneme denk geliyor. Tokyo ve Manila’nın her biri ABD’nin anlaşmalı müttefiki. Çin’in ayrıca Doğu Çin Denizi’nde Japonya ile, Güney Çin Denizi’nde ise Filipinler ile ayrı toprak anlaşmazlıkları bulunuyor.
Washington’ın kaynakları ve dikkati İran’daki savaşa yönelmiş, Beyaz Saray da Batı Yarımküre’yi stratejik önceliği haline getirmişken, Japonya ve Filipinler “Hint-Pasifik” olarak adlandırılan bölgede diplomatik temaslarını artırdı.
Bu süreç, diğer ülkelerle daha yakın güvenlik ve savunma bağları örmeyi de içerdi; bu da Pekin’in onları bölgede bloklar arası cepheleşmeyi teşvik etmekle suçlamasına yol açtı.
Japonya ve Filipinler ortak deniz sınırına sahip değil, ancak her iki ülke de yasal kıta sahanlıklarını 200 deniz milinin, yani 370 kilometre veya 230 milin ötesine genişletmeyi hedeflediğinden deniz tabanı iddiaları çakışabilir.
Japonya’nın Ryukyu Adaları’nın güneybatısında ve Filipinler’in Batanes Adaları’nın kuzeyinde yer alan bu örtüşen bölge, Tayvan’ın doğusunda bulunuyor.
Pekin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Tayvan adasının MEB’i ve kıta sahanlığı da bu bölgenin içinde yer alıyor. Bunlar Çin’in haklarıdır ve iki tarafın kendi aralarında müzakere edebileceği bir şey değildir,” dedi.
Yang, Çin devlet yayın kuruluşu CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’da pazar günü — Çin Sahil Güvenliği’nin devriyeyi duyurmasından önce — yayımlanan röportajında, Pekin’in Tokyo ve Manila’ya karşı “tarihi ve benzeri görülmemiş” karşı önlemler alacağını söyledi.
Yang, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı bir örtüşme bölgesinde müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın [doğusundaki sularda] yargı yetkimizi ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz,” dedi.
“Karşı taraf pervasız ve yıkıcı eylemlerde bulunacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.
Yang, Tayvan’ın doğusundaki suları, ada sakinlerinin ekonomik faaliyetleri için asli bir deniz alanı olarak tanımladı.
“Eğer bu sular Japonya ve Filipinler arasında paylaştırılırsa, bu açıkça Tayvan adasındaki halkın çıkarlarına zarar verir,” diye ekledi.
Filipinler ve Vietnam ilişkilerini ‘geliştirilmiş stratejik ortaklık’ seviyesine yükseltti
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı









