Asya
LDP liderlik seçimlerini kazanan Shigeru Ishiba Japonya’nın Başbakanı olmaya hazırlanıyor

Eski Savunma Bakanı Shigeru Ishiba iktidardaki Liberal Demokrat Parti’ye (LDP) ve Japonya’ya liderlik edecek.
Daha önce Parti genel sekreterliği de yapmış olan tecrübeli şahin isim Ishiba, cuma günü yapılan LDP başkanlık seçimini, ikinci tur oylamada ekonomi güvenliği bakanı Sanae Takaichi’yi yenerek kazandı. Önümüzdeki hafta parlamentoda yapılacak oylamanın ardından başbakan olması bekleniyor.
Ishiba, 194 oy alan Takaichi’ye karşı 215 oyla ikinci tur oylamayı kazandı.
Oylamanın ardından Ishiba, merhum eski Başbakan Shinzo Abe döneminde genel sekreter olarak görev yaptığını hatırlatarak, parti üyelerinin özgür ve açık tartışmalar yapabildiği bir dönem olduğunu söyledi.
“Hepimizin bir arada olduğu, adil, hakkaniyetli ve mütevazı bir LDP’nin olduğu o döneme tekrar dönmek istiyorum” dedi.
“İnsanlara inanarak, cesaret ve samimiyetle doğruları söyleyerek bu ülkeyi güvenli ve emniyetli bir yer haline getirmek için elimden gelen her şeyi yapacağım” diye ekledi.
‘Savunmamızı ve ABD-Japonya ittifakını güçlendirmeliyiz’
Başbakan Fumio Kishida, seçimlerin halka LDP’nin değişime istekli olduğunu gösterdiğini, giden liderin sadece ülke içinde büyüme odaklı bir ekonomiye ulaşma çabalarının hızlandırılması ihtiyacına değil, aynı zamanda savunma ve diplomatik çabaların güçlendirilmesine de değindiğini söyledi.
Kishida, “Diplomasi açısından uluslararası toplum tarihi bir dönüm noktasında ve büyük bir kafa karışıklığı içinde” dedi.
“Ulusal savunma kabiliyetlerimizi temelden güçlendirirken Japonya-ABD ittifakını da güçlendirmeliyiz” vurgusu yapan Kishida, “Küresel Güney’deki benzer düşünen ülkelerle işbirliği yaparak, uluslararası toplumu bölünme ve çatışma yerine işbirliğine yönlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
‘İstikrarlı bir hükümet zor’
Hokkai-Gakuen Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Kentaro Yamamoto, Ishiba’nın zaferinin Abe döneminin hizipçi siyasetinin sona erdiğine işaret ettiğini söyledi.
The Japan Times’a konuşan Yamamoto, “Ancak Ishiba’nın koalisyon üyeleri arasındaki zafer marjının dar olması, parti içindeki tabanının son derece kırılgan olduğu anlamına geliyor” dedi ve ekledi: “(Gelecekteki) Alt ve Üst Meclis seçimlerinde büyük zaferler elde etmediği sürece istikrarlı bir hükümet kurması mümkün olmayacaktır.”
Savunma odaklı politika
Ishiba uzun zamandır ulusal güvenlik konularında bir uzman ve bölgesel ittifakların – Asya NATO’su önerisi de dahil – ve savunmanın güçlendirilmesinin bir savunucusu olarak biliniyor ve bu da onu seçim öncesi medyada hem halk hem de LDP destekçileri arasında dokuz adaydan hangisinin partiyi en iyi şekilde yöneteceği konusunda yapılan anketlerde en üst sıraya ya da en yakın sıraya yerleştirdi.
Ishiba 2007-2008 yılları arasında bir yıldan az bir süre savunma bakanlığı yapmış olsa da, 2002-2004 yılları arasında yaklaşık iki yıl boyunca Savunma Bakanlığı’nın atası olan Japonya Savunma Ajansı’nın genel müdürü olarak görev yaptı.
Göreve zengin bir ulusal güvenlik deneyimi getirecek olsa da, kendini gunji otaku (askeri inek) olarak tanımlayan bu kişinin, LDP’nin “gittikçe ağırlaşan” bölgesel güvenlik ortamında ülkenin savunmasını “büyük ölçüde güçlendirmek” için uygulamaya koyduğu politikaları devam ettirebilmesi için Japonya’nın güvenlik müttefiki ABD ile daha yakın ilişkiler kurması bekleniyor.
Ancak daha acil olarak, planlanan savunma bütçesi artışları için ek paranın nereden geleceği ve daha fazla vergi artışının gerekli olup olmayacağı konusunda temkinli olan halkı ikna etmesi de gerekecek.
Muhalefet de yeni liderini seçti
Ritsumeikan Üniversitesi siyaset bilimcisi Masato Kamikubo, Ishiba’nın zaferinin LDP’nin genel seçim çağrısı yapıldığında partiyi en iyi kimin yöneteceğini düşündüğünü gösterdiğini söyledi. Parti, ana muhalefetteki Japonya Anayasal Demokratik Partisi (CDP) ve onun pazartesi günü seçilen yeni lideri eski Başbakan Yoshihiko Noda ile karşı karşıya geldiği için bu özellikle acil bir konu haline geldi.
The Japan Times’a konuşan Kamikubo, “Noda oy kazanmak için ‘merkez sağ muhafazakar’ bir yaklaşım çağrısında bulundu ve şu anda seçmenlerin %50-60’ını oluşturduğu düşünülen sözde bağımsız seçmenleri kazanmak için CDP’nin politika çizgisini soldan merkeze kaydırmayı hedefliyor” dedi.
Kamikubo, Takaichi’nin LDP’nin geleneksel destekçilerine hitap eden muhafazakar bir politika yönelimine sahip olduğunu, ancak bağımsız seçmenlerin desteğini kazanmasının zor olduğunu söyledi.
Kamikubo, “Bence birçok Diet üyesi, sosyal politikalara daha ılımlı ve merkezci yaklaşan Ishiba’nın seçim zamanı geldiğinde bağımsız seçmenlerin ilgisini çekebileceğini düşünüyor” diye ekledi.
Kishida yönetimi tarafından dışarıdan biri olarak görülen Ishiba, başbakanı ve partiyi sık sık ve açıkça eleştirdi – özellikle de başbakanın geçen yılın sonlarında parti gruplarını saran siyasi fon skandalını ele alma şekli konusunda. Buna ek olarak, halen 54 üyeli bir fraksiyonu ve parti içinde perde arkasındaki etkisini sürdüren LDP Başkan Yardımcısı Taro Aso da Ishiba’dan hiç hoşlanmıyor.
Ishiba’nın en açık sözlü siyasi düşmanları onu yurttaşlarına karşı bir “hain” olarak tanımladılar. Ishiba, 1993 yılında dönemin Başbakanı Kiichi Miyazawa’ya karşı verilen güvensizlik önergesini destekledi ve yeni bir parti için LDP’den ayrıldı.
Daha sonra 1997’de geri döndü ve LDP’nin kademelerinde yükselerek bölgesel yeniden canlandırma bakanlığı da dahil olmak üzere birçok Kabine görevinde bulundu.
2008 yılında dönemin Başbakanı Aso’nun Tarım Bakanı olan Ishiba, LDP’nin yaklaşan Alt Meclis seçimlerinde yenilgiye uğrayacağı korkusuyla istifa etmesini söylediğinde partinin ağır topu ile arasında iyi niyet oluşmadı.
Ancak kampanyanın son günlerinde Ishiba hem Kishida’nın hem de Aso’nun desteğini kazanmak için çaba sarf etti. Kishida’nın temel ekonomi politikalarını devam ettirmek istediğini söyledi ve hatta onu kazanmak için perşembe gecesi Aso ile bir araya geldi.
İlk tebrik ABD’den
Ishiba, Japon Denizi kıyısındaki Tottori vilayetini temsil eden 12 dönemlik bir Alt Meclis üyesidir. Tottori’deki bir kilisede vaftiz edilmiş bir Hıristiyan olan Ishiba ilk kez 1986 yılında seçildi.
2002 yılında eski Başbakan Junichiro Koizumi döneminde Savunma Ajansı’nın başına geçen Koizumi, 2007 yılında eski Başbakan Yasuo Fukuda döneminde ajansın bakanlığa dönüştürülmesinin ardından Savunma Bakanı olarak görev yaptı.
Japonya’nın müttefik ve ortaklarından gelen ilk tepkilerden birinde, ABD’nin Japonya Büyükelçisi Rahm Emanuel sosyal medya platformu X’te Ishiba’yı zaferinden dolayı kutlayan bir mesaj yayınladı.
“#USJapanAlliance’ı güçlendirmek için Japonya’nın yeni başbakanı ile çalışmayı dört gözle bekliyorum” diye yazdı.
Japonya’nın Ishiba’sının Asya NATO’su önerisi ABD’de ‘fantezi’ olarak görüldü
Asya
Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.
Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.
Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.
Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.
Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.
Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.
Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.
Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.
Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.
Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.
Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.
Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.
Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.
Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.
Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.
Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.
Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.
Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.
Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.
SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.
Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.
Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.
Asya
Çinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu

Çinli matematikçi Sun Zhiwei, çözülmemiş binden fazla hipotezi 400 sayfalık derlemede toplayarak bazı problemlerin kanıtı için maaşından ödül vadetti. Yapay zekayı araştırmalarında yardımcı olarak kullanan Sun, meslektaşlarına panik yapmama çağrısında bulunurken 25 Fields Madalyası sahibi matematikçi modellerin sektöre zarar verebileceği uyarısında bulundu.
Çin’deki Nankin Üniversitesi profesörlerinden matematikçi Sun Zhiwei, binden fazla çözülmemiş hipotezi içeren 400 sayfalık derleme yayımlayarak bilim dünyasına bu problemleri kanıtlama çağrısı yaptı.
South China Morning Post gazetesinin haberine göre Çinli araştırmacı, bu yıl çıkan derlemedeki bazı problemlerin çözümü için kendi maaşından para ödülü vadetti.
Yapay zekayı araştırmalarında rutin hesaplamaları otomatikleştiren, yeni yöntem ve teoriler geliştirmeye odaklanmayı sağlayan faydalı bir yardımcı olarak niteleyen Sun, sistemi “oldukça bilgili, çalışkan ve akıllı bir yüksek lisans öğrencisine” benzetti.
Karmaşık matematiksel problemleri çözerken teknolojiyi bizzat yönlendirdiğini belirten profesör, modelin üzerinde çalıştığı problemin henüz çözülmediğini anlayıp işlemi reddetmesini önlemek için sistemin internet bağlantısını kapalı tuttuğunu kaydetti.
Hesaplama araçlarına 2005 yılında ilgi duymaya başlayan ve 2009’da binlerce özel durumu test etmesine imkan tanıyan Mathematica programında uzmanlaşan Sun, bilimsel gelişimin yalnızca cevap bulmaya değil, merak duygusuna ve yeni sorular ortaya koyma becerisine dayandığı değerlendirmesini yaptı.
Hakikati aramak amacıyla çalışan matematikçilerin yapay zekadaki ilerlemeden endişe duymaması gerektiğini vurgulayan Sun, “Yapay zekanın her matematiksel problemi çözmeye gücü yetmez, dolayısıyla matematikçilerin paniğe kapılması gerekmiyor” dedi.
Madalya sahibi 25 matematikçi ortak uyarı mektubu yayımladı
Akademik dünyadaki tartışmalar ise farklı bir boyutta sürüyor. Fields Madalyası sahibi 25 matematikçi, eylül ayında yayımladıkları açık mektupta yapay zekadaki kontrolsüz yönelimin matematik bilimine zarar verebileceği uyarısını dile getirdi.
Geliştirici şirketlerin modelleri yalnızca bilinen problemleri çözme performansı üzerinden ölçtüğünü savunan araştırmacılar, bilim insanları için asıl değerli olan unsurun yeni yöntem ve fikirler geliştirmek olduğunu kaydetti.
Yapay zekanın araştırmaları hızlandırabileceğini kabul eden bilim insanları, sistemler aracılığıyla elde edilen sonuçların aceleyle yayımlanmasının içeriklerin sağlıklı analizini zorlaştırabileceğine, yazarlık hakkının tespitini güçleştirebileceğine ve intihallerin ortaya çıkarılmasını engelleyebileceğine dikkat çekti.
Mektuptaki itirazların öncesinde OpenAI, geliştirdiği dahili modelin “milenyum problemleri” arasında sayılan Navier-Stokes denklemlerinin çözümlerinin varlığı ve pürüzsüzlüğü problemini çözdüğünü açıklamıştı.
New York Üniversitesi Profesörü Tristan Buckmaster, OpenAI şirketini, Anthropic bünyesinde görev yapan matematikçi Levent Alpöge ile yürüttükleri ortak projenin çıktılarını kullanmakla itham etti.
Buckmaster, OpenAI şirketinin kendilerine sonucu yayımlamak için çeşitli seçenekler sunduğunu ve Alpöge’nin yazar kadrosundan çıkarılmasını iki kez talep ettiğini öne sürdü.
Şirketin iddia ettiği kanıtı görmediğini ve OpenAI Codex sistemindeki taslaklarının izinsiz kullanıldığını doğrudan iddia etmediğini de ekleyen Buckmaster, “Ben yalnızca bana ne söylendiğini, ne zaman ve ne teklif edildiğini aktarıyorum” açıklamasını yaptı.
Asya
Pentagon, Çin’e karşı ekonomik savaş için casus şebekesi kuruyor

The Washington Post’un altı kaynağa dayandırdığı habere göre Pentagon, Çin’e karşı ekonomik savaş için girişimci ve özel sektör çalışanı kimliğiyle çalışacak gizli bir ajan ağı kurmayı planlıyor. Programı CIA’de 39 yıl çalışmış Tom Rakusa yönetiyor, girişim ise henüz planlama aşamasında.
ABD Savaş Bakanlığı’nın (Pentagon), Çin ve ABD’nin diğer rakiplerine karşı yürütülecek ekonomik savaş için derin örtü altında çalışacak geniş bir ajan ağı kurmayı planladığı ortaya atıldı.
The Washington Post, girişimden haberdar olan altı kaynağa dayandırdığı haberine göre plan henüz hayata geçmiş değil. Gazeteye göre girişim planlama aşamasında. Pentagon ise böyle bir girişimin varlığını reddediyor.
Habere göre ajanlar girişimci ya da özel sektör çalışanı kimliğiyle hareket edecek ve ABD hükümetiyle bağlarını gizleyecek. Ağın görevi ekonomik istihbarat toplamak ve Çin’e karşı mücadele etmek olacak.
Programı, CIA’de 39 yıl çalışmış Tom Rakusa yönetiyor. Rakusa, Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg’in kıdemli danışmanı olarak görev yapıyor.
Ajan ağı fikri, Donald Trump yönetiminin diğer ülkelerle ekonomik rekabeti sertleştirme yönündeki daha geniş politikasının parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD bugün de gümrük vergilerine, ihracat denetimine ve stratejik sektörlere yatırıma başvuruyor, ekonomik istihbarat toplama faaliyetlerini de artırıyor.
The Washington Post‘a göre yeni girişim, Pentagon’un Trump yönetimindeki ağırlığının arttığını gösteriyor. Bakanlık şu sıralar 1,5 trilyon dolarlık rekor bir bütçe almak için çabalıyor.
Ticaret savaşı Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşüyle yeniden kızıştı
Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesiyle ABD ile Çin arasındaki ticari çekişme yeniden alevlendi. Washington Nisan 2025’te Çin mallarına uyguladığı gümrük vergilerini yüzde 145’e kadar çıkardı, Pekin de yüzde 125’e varan tarifelerle karşılık verdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio mayısta Çin’i Washington’ın karşısındaki başlıca jeopolitik sınama olarak tanımladı. Rubio, savaştan kaçınmak için iki tarafın çıkar çatışmasını yönetmesi gerektiğini söyledi.
Çinli uzman Zheng Yongnian ise temmuzda ABD’yi küçümsemenin “ölümcül bir hata” olabileceği uyarısında bulunmadı, bunu açıkça dile getirdi.
Zheng’in değerlendirmesine göre ABD, doların rolü, askeri üstünlüğü ve teknolojik avantajları sayesinde liderliğini koruyor.
Taraflar yine de haziranda ateşkes ilan edip gümrük vergilerini düşürme konusunda anlaştı. 2026 sonbaharında ABD ve Çin ticari ateşkesi 10 Ocak 2027’ye kadar uzattı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, uzatmanın taraflara ekonomik meseleleri görüşmek için daha fazla zaman tanıyacağını söyledi.
Ticaret anlaşmaları iki ülke arasındaki stratejik çelişkileri ortadan kaldırmıyor. Financial Times yazarı Rana Foroohar, iki ülkenin ticari, teknolojik ve jeopolitik nüfuz yarışını 19. yüzyılda Rus ve İngiliz imparatorlukları arasındaki “Büyük Oyun”a benzetti.
Foroohar, Çin’in avantajları arasında gemi inşası ve ticari denizcilikteki konumunu, ayrıca yurtdışındaki limanlarda giderek genişleyen varlığını saydı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları









