Bizi Takip Edin

Diplomasi

Likud’un Avrupa sağı ile ilişkileri derinleşiyor

Yayınlanma

26-27 Mart tarihlerinde Kudüs’te İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli öncülüğünde düzenlenecek “Antisemitizmle Savaş Üzerine Uluslararası Konferans” Avrupa’da tartışma yarattı.

Daha önce tartışmalı bazı figürlerle İsrail’in ve partisi Likud’un ilişkilerini geliştiren Chikli’nin davetli listesinde Fransız Ulusal Birlik (RN) partisinin başkanı Jordan Bardella, daha önce RN ve Reconquête! partisinde bulunan Fransız Avrupa Parlamentosu Üyesi Marion Marechal, İsveç Demokratları partisinden Avrupa Parlamentosu Üyesi Charlie Weimers, Bosna-Hersek’teki özerk Sırp Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Milorad Dodik ve İspanyol sağcı parti Vox’tan Avrupa Parlamentosu Üyesi Hermann Tertsch gibi isimler yer alıyor.

Davetli listesinin basına yansıması üzerine Avrupa’dan etkinliğe katılması beklenen bir dizi isim açıklama yaparak geri çekildi. İngiltere Hahambaşı Sir Ephraim Mirvis, İngiliz siyasetçi ve antisemitizm danışmanı Lord John Mann, Goldsmiths Üniversitesi profesörü David Hirsh, Fransız “filozof” Bernard-Henri Levy ve Alman antisemitizm komiseri Felix Klein daveti reddeden önemli isimler oldu.

‘Milli Muhafazakâr Enternasyonal’den İsrail’e destek

Bernard-Henri Levy ve Alman ‘antisemitizm komiseri’ konferansa katılmayacağını duyurdu

Mann, The Jewish News’e verdiği demeçte, “Konuşan bazı muhalif politikacıların kalitesi beni rakip önceliklerden vazgeçirecek kadar yüksek değil,” dedi.

Hirsh de benzer bir açıklama yaparak , “Birleşik Krallık’ın antisemitizmle mücadele konusunda bu karakterlerden öğreneceği hiçbir şey yok. Gündemde kendilerini antidemokratik ve eşitlik karşıtı hareketlerle ilişkilendiren çok sayıda aşırı sağcı konuşmacı var,” dedi.

Hirsh, “antidemokratik düşüncenin antisemitizm için verimli bir zemin” olduğunu ve antisemitizmi baltalamanın en iyi yolunun “demokratik düşünceyi, hareketleri ve devletleri desteklemekten” geçtiğini savundu.

İsrail’in sadık savunucularından biri olan Levy’nin etkinlikte ana konuşmacı olması planlanıyordu. Fakat Fransız isim Le Monde gazetesine yaptığı açıklamada İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’a “aşırı sağcı” konuklar nedeniyle katılmayacağını bildirdiğini söyledi.

Almanya’nın antisemitizm komiseri Felix Klein ise Haaretz’e yaptığı açıklamada katılımını teyit ettiğinde davetli listesinden haberi olmadığını ve etkinlikte kimlerin konuşacağını gördükten sonra iptal ettiğini söyledi.

Eski bir Federal Meclis üyesi olan Volker Beck de katılmayacağını açıkladı ve X’te yaptığı açıklamada, “Kendimizi aşırı sağcı güçlerle ilişkilendirirsek, ortak davamızı itibarsızlaştırırız; bu benim kişisel inançlarıma da aykırıdır ve toplumlarımızdaki antisemitizmle mücadelemizi olumsuz etkileyecektir,” dedi.

İsrail ile ‘milliyetçi-muhafazakâr enternasyonal’ arasındaki ilişki

Avrupa Yahudi Kongresi’nden Netanyahu hükümetine tepki: Sırtımızdan bıçaklanıyoruz

Avrupa Yahudi Kongresi (EJC) Başkanı Dr. Ariel Muzicant da salı günü Chikli’yi sert bir dille eleştirdi. Muzicant Jerusalem Post’a gönderdiği mektupta, “80 yıldır antisemitizm, Holokost inkârı ve Şoah’ın ardından yaşananlarla mücadele ediyoruz,” dedi.

Avrupa’daki aşırı sağcı partiler bu mücadelede en büyük rakipleri olduğuna dikkat çeken Muzicant, “Bu partilerin birçok yetkilisi ve lideri Holokost inkârını desteklemiş, antisemitik kod ve ifadeleri teşvik etmiş ve Nazi karşıtı yasalara karşı mücadele etmiştir,” dedi.

Muzicant, bazı aşırı sağcı politikacıların şimdi İsrail’i desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, “Aşırı sağcı politikacıların bu konferansa gelme motivasyonu İsrail sevgisi ya da Yahudileri korumak değil, esas olarak koşer haham sertifikası almaktır. Ve biz, Yahudiler ya da İsrailliler, haham sertifikası olarak kullanılmamalıyız,” diye yazdı.

Chikli’nin düzenlediği konferansı Avrupa’daki Yahudi cemaatleri için büyük bir sorun olarak nitelendiren EJC Başkanı, bunun diasporadaki Yahudi varlığına zarar verdiğini, “sanki İsrail hükümetinin üyelerinin kendilerini sırtlarından bıçakladığını” öne sürdü.

Muzicant, Avrupa’daki aşırı sağcı hareketlerin genellikle liberal demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ve basın özgürlüğüne karşı çıktığını vurguladı.

CPAC zirvesinde “milli muhafazakâr enternasyonal” bir aradaydı

Avrupa sağının katılacağı konferans Knesset’in de gündeminde

Knesset Aliyah [Filistin’e Yahudi göçüne verilen isim] ve Uyum Komitesi Başkanı Gilad Kariv (Demokratlar) pazartesi günü yaptığı açıklamada hükümetin “kesin antisemitik kökleri” olan partilerden politikacıların davet edilmesi olarak tanımladığı uygulamadan vazgeçmesi çağrısında bulundu.

Chikli, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’a yazdığı mektupta Kariv, davetin “İsrail hükümetlerinin ve Dışişleri Bakanlığının uzun süredir devam eden politikasından bir sapma teşkil ettiğini ve bu ülkelerdeki ve uluslararası sahnedeki Yahudi topluluklarının temsilci örgütlerinin pozisyonları ve politikalarıyla doğrudan çeliştiğini” yazdı.

Kariv, “Bu temsilcilerin davet edilmesi, antisemitizmle mücadele konusunda cumhurbaşkanı ve başbakanın himayesinde gerçekleştirilmesi gereken uluslararası bir konferansla ilgili olduğu düşünüldüğünde özellikle sarsıcıdır,” iddiasında bulundu.

“Antisemitik kökleri olan aşırılık yanlısı partilerin temsilcilerinin davet edilmesinin İsrail, Yahudi ve uluslararası antisemitizmle mücadelenin temellerini sarstığını” savunan Kariv, bunun için, “İsrail Devleti ile diasporadaki Yahudi toplulukları arasındaki ilişkilerin dokusuna zarar vermektedir ve İsrail’in Batılı müttefikleri ve önde gelen siyasi partilerle stratejik ilişkilerine zarar verebilir,” diye ekledi.

Kariv, “Bu adım, İsrail’in antisemitizme karşı küresel mücadeledeki öncü rolünü zayıflatmakta ve Yahudi halkının yanı sıra dünya genelindeki birçok Yahudi toplumunun mevcut ve gelecekteki zorluklarına yönelik rahatsız edici ve tehlikeli bir geri dönüşü temsil etmektedir,” diye ekledi.

Kariv, söz konusu partilerin İsrail’e destek verdiklerini dile getirmelerine rağmen, yine de onlara “uluslararası bir onay damgası” verilmemesi gerektiğini savundu.

Sağın küresel yeni biçimi: Milli muhafazakârlık

Batının milli-muhafazakârlarına erişim Chikli’nin önceliği

Chikli’nin Avrupa “aşırı sağına” verdiği açık destek Avrupa ülkelerinden kınama alıyor.

Aralık ayında Romanya’nın İsrail Büyükelçisi, Holokost sırasında 280.000 Yahudi’nin ölümüne göz yuman Rumen liderleri öven cumhurbaşkanı adayı Calin Georgescu ile telefon görüşmesi yaptığı için Chikli’yi kınamıştı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da, son seçimlerde Ulusal Birlik’ten Marine Le Pen’in cumhurbaşkanlığı adaylığını açıkça desteklemesinin ardından Başbakan Netanyahu’ya Chikli’yi şikayet etmişti.

Chikli, geçen haftalarda da İspanyol Vox’un öncülüğünde Madrid’de düzenlenen “Avrupa’yı Yeniden Büyük Yap” konferansına katılmıştı.

Chikli’nin partisi Likud da, Batıdaki milli muhafazakâr akımın en önemli platformlarından Muhafazakâr Siyasi Eylem Komitesi’nin (CPAC) son toplantısında, birliğe “gözlemci üye” olarak katıldı.

“Milli muhfazakârlar” konferansı: Elektrikli testere ve “Roma selamı”nın ötesinde

Diplomasi

Çin, Alman silah tekeli Rheinmetall’i yaptırım listesine aldı

Yayınlanma

Çin Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketine misilleme olarak sekiz üye ülkedeki 14 kurumu İhracat Kontrol Listesi’ne ekledi. Karar kapsamında, aralarında Rheinmetall ve TATRA’nın da bulunduğu savunma ve teknoloji şirketlerine Çin menşeli çift kullanımlı ürünlerin tedariki yasaklandı.

Çin Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği (AB) Konseyi’nin 23 Temmuz 2026 tarihinde Rusya’ya karşı kabul ettiği 21’inci kısıtlayıcı tedbirler paketine yanıt olarak 14 Avrupalı kurumu İhracat Kontrol Listesi’ne ekledi.

AB’nin, mikroelektronik, bilgisayarlı sayısal denetimli takım tezgahları ve yarı iletken üretim ekipmanları bağlamında Rusya’nın ihracat kontrollerini aşmasına yardım ettikleri gerekçesiyle Çin anakarası ve Hong Kong merkezli 14 şirketi yaptırım listesine almasının hemen ardından, Pekin yönetimi 24 Temmuz’da 2026 tarihli 30 sayılı duyuruyu yayımladı.

Derhal yürürlüğe giren karar, Çinli ihracatçıların söz konusu kurumlara kontrole tabi çift kullanımlı ürünler tedarik etmesini ve yurtdışındaki tarafların Çin menşeli çift kullanımlı ürünleri bu kurumlara aktarmasını yasaklıyor.

Halihazırda devam eden işlemlerin derhal durdurulmasını emreden düzenleme, istisnai durumlar için bir lisans kanalı açık bırakıyor.

Ticaret Bakanlığı, İhracat Kontrol Yasası ile Çift Kullanımlı Ürünlerin İhracat Kontrolü Yönetmeliği’ne dayandırdığı bu adımı, AB’nin “korkunç davranışına” verilmiş bir yanıt olarak nitelendirdi.

Bakanlık sözcüsü basına yaptığı açıklamada, “AB tarafının 23 Temmuz akşamı Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketini resmen yayımlayarak 14 Çin anakarası ve Hong Kong işletmesine yaptırım uyguladığını” hatırlatarak, ulusal güvenliği ve çıkarları korumak amacıyla bu adımın atıldığını kaydetti.

Çin’in listesinin hızı, ölçeği ve bileşimi, kararın arkasında birden fazla etkenin bulunduğunu gösteriyor. İlk ve en belirgin gerekçe karşılıklı misilleme ilkesine dayanıyor.

AB’nin 14 Çinli ve Hong Konglu şirketi hedef almasından bir gün sonra Çin’in tam 14 Avrupalı kurumu listeye eklemesi, Pekin’in tepkisini orantılı ve kurallara dayalı bir hamle olarak sunmasını sağlıyor. Bu durum, Çinli firmalara yönelik olası yeni listelemelerin bir bedeli olacağı mesajını taşıyor.

Hedeflerin seçiminde tedarik zinciri dinamikleri de belirleyici bir rol oynuyor. Listeye alınan Avrupalı kurumların birçoğu, Çin’in galyum, germanyum, antimon, tungsten, nadir toprak ürünleri, kalıcı mıknatıslar veya doğrusal olmayan optik kristallere değişen derecelerde bağımlı olan sektörlerde faaliyet gösteriyor.

Çin’in 2023’ten bu yana bu malzemeler etrafında kademeli olarak inşa ettiği ihracat lisanslama rejimleri, artık yalnızca sınırda uygulanan genel bir kontrol mekanizması olmaktan çıkarak belirli yabancı son kullanıcılara karşı taarruz amaçlı kullanılabiliyor.

Bir diğer husus, Avrupa’nın savunma sanayisi tabanına yönelik caydırıcılık stratejisidir. Liste; önde gelen savunma yüklenicilerini, askeri araç ve insansız hava aracı üreticilerini, optoelektronik firmalarını ve çift kullanımlı araştırma kuruluşlarını kapsıyor.

Rheinmetall, TATRA, Cavok UAS, Opticoelectron ve III-V Lab, Ukrayna’yı destekleyen daha geniş Avrupa tedarik zincirinde farklı işlevler üstleniyor.

Çin menşeli girdilere erişimlerinin kısıtlanması üretimi tamamen durdurmasa da maliyetleri artırabilir, yeterlilik döngülerini uzatabilir ve halihazırda zorlu olan savunma üretim artışını karmaşıklaştırabilir.

Söz konusu duyuru, AB-Çin ticari ilişkilerindeki genel bozulma bağlamında da değerlendiriliyor. Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında JD.com‘un Ceconomy’yi satın alma teklifine yönelik soruşturma, Komisyon’un FSR’ye ilişkin ilk değerlendirmesi, Ticaret Genel Müdürlüğünün ithalat barometresini güçlendirmesi ve 2026/1540 sayılı Yönetmelik uyarınca Çin lastiklerine uygulanan anti-damping vergilerinin ardından gelen bu karar, Pekin’in AB yaptırımlarının Çinli firmalara genişlemesine karşı net bir çizgi çekme niyetini yansıtıyor.

2024 ile 2026 yılları arasında İhracat Kontrol Listesi’ne veya Güvenilmez Kuruluş Listesi’ne yapılan eklemelerin çoğu ABD’li savunma yüklenicilerini veya Tayvan’a tedarik sağlayan şirketleri kapsıyordu.

24 Temmuz eylemi, İhracat Kontrol Listesi’nin bir AB yaptırım paketine karşı bu hızda, sayısal simetride ve koordinasyonla kullanıldığı ilk örnek olarak kayda geçti.

Listeye alınan 14 kurum sekiz farklı AB üyesi ülkede faaliyet gösteriyor

Listede yer alan 14 kurum sekiz AB üye ülkesine dağılıyor: Almanya’dan Rheinmetall, Sindlhauser Materials ve Antraco Chemie; Fransa’dan InPACT, III-V Lab ve Cavok UAS; İtalya’dan Lafert ve Garnet; Polonya’dan Vigo Photonics ve Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi; Hollanda’dan IHC Merwede; Çek Cumhuriyeti’nden TATRA TRUCKS; Bulgaristan’dan Opticoelectron Group ve Litvanya’dan Ekspla. Bu sekiz ülkenin tamamının Ukrayna’ya destek bağlamında ulusal ticaret, finans veya savunma sanayisi taahhütlerinde bulunmuş olması belirleyici bir ortak özellik taşıyor.

Sektörel açıdan liste; savunma ve çift kullanımlı üretim, fotonik, kızılötesi sistemler, lazerler ve uzmanlık gerektiren malzemelere odaklanıyor.

Rheinmetall, TATRA, Cavok UAS ve Opticoelectron savunma ana yüklenicileri veya sistem entegratörleri olarak öne çıkarken; III-V Lab, Vigo Photonics, Ekspla ve Opticoelectron fotonik, kızılötesi algılama veya lazer alanlarında faaliyet gösteriyor. Sindlhauser, Antraco, Garnet ve InPACT malzeme, kimya veya özel mühendislik kapsamına giriyor. Lafert ve IHC Merwede sırasıyla endüstriyel motorlar ve deniz sistemleri üretiyor. Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ise listedeki tek akademik kurum konumunda.

İtalya merkezli Sumitomo grubu bünyesindeki Lafert, IE4 ve IE5 sabit mıknatıslı motorlar dahil olmak üzere yüksek verimli endüstriyel motorlar üretiyor.

Şirketin en belirgin zafiyeti, yüksek performanslı mıknatıs sistemlerinde kullanılan neodimyum, praseodimyum, disprosyum ve terbiyum ile sinterlenmiş neodimyum-demir-bor mıknatıslar üzerinden şekilleniyor.

Concorezzo merkezli endüstriyel mühendislik tedarikçisi Garnet’in riski ise doğrudan ham maddelerden ziyade hassas bileşenler ve elektronik alt montajlar üzerinden dolaylı olarak ortaya çıkıyor.

Almanya’da Kempten merkezli Sindlhauser Materials, kaplama ve vakum uygulamalarında kullanılan saçtırma hedefleri, lantan hekzaborür seramikler, bağlı nadir toprak metalleri ile tungsten, tantal ve molibden bileşenleri tedarik ediyor.

Listenin en büyük şirketi olan Alman savunma yüklenicisi Rheinmetall; mühimmat, zırhlı araçlar, hava savunması ve askeri elektronik alanlarında faaliyet gösteriyor. Şirketin etkilenebilecek girdileri arasında mühimmattaki antimon, deliciler ve zırhlardaki tungsten, nadir toprak malzemeleri, magnezyum ile galyum veya germanyum içeren elektronik bileşenler yer alıyor.

Çin, lisanslama gereksinimlerini daha da sıkılaştırmadan önce 2024-2025 yıllarında dünyadaki rafine antimon üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını gerçekleştirdi. Duisburg merkezli özel kimyasallar tüccarı Antraco Chemie ise Çinli kimyasal üreticileriyle doğrudan tedarik ilişkileri ve aracı rolü nedeniyle listeye dahil edildi.

Fransa’nın Saint-Marcel bölgesinde metalurji ve hassas işlenmiş bileşenler üzerine uzmanlaşan InPACT’ın tungsten, molibden ve belirli nadir toprak ürünleri gibi alaşım malzemelerine maruz kaldığı değerlendiriliyor.

Thales, Nokia Bell Labs ve CEA-Leti tarafından kurulan ortak araştırma laboratuvarı III-V Lab, galyum arsenit, indiyum fosfit ve galyum nitrür epitaksi üzerine çalışarak galyum, indiyum ve germanyuma doğrudan bağımlılık gösteriyor. Çin, küresel birincil galyum üretiminin yüzde 90’ından fazlasını sağlıyor.

Sainte-Menehould merkezli Cavok UAS ise savunma odaklı insansız hava araçları geliştiriyor ve Çin menşeli motorlar, elektronik hız kontrol cihazları, kameralar, kızılötesi veya optik modüller kullanıyor.

Polonyalı Vigo Photonics, kızılötesi dedektörler ve modüller üretirken galyum, indiyum, germanyum, kadmiyum ve tellür gibi özel yarı iletken hammaddelerine ihtiyaç duyuyor. Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi malzeme bilimi, fotonik, yarı iletkenler ve siber güvenlik alanlarında araştırmalar yürütüyor.

Kurumun listeye alınması, araştırma reaktifleri, test levhaları ve lazerlerin yanı sıra Çinli ortaklarla yürütülen programlara erişimini etkileyebilir. Hollandalı Royal IHC, tarak gemileri ve açık deniz kurulum gemileri inşa ediyor ve tahrik sistemlerinde sabit mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Çek Cumhuriyeti merkezli TATRA TRUCKS, askeri ve ağır hizmet kamyon şasileri üretiyor. Şirket; yüksek mukavemetli uygulamalarda tungsten ve molibden, tahrik ve kontrol sistemlerinde sabit mıknatıslar ve üçüncü taraflarca sağlanan kızılötesi ekipmanlarda Çin menşeli içerik kullanıyor.

Bulgar Opticoelectron Group, gece görüş cihazları ve termal nişangahlar gibi optoelektronik ekipmanlar üretiyor ve germanyum optikler ile antimon bileşiklerine ihtiyaç duyuyor. Litvanyalı Ekspla ise femtosaniye, pikosaniye ve nanosaniye lazerler üreterek Çinli tedarikçilerin küresel kapasitenin büyük bölümünü elinde tuttuğu BBO, LBO ve KTP gibi doğrusal olmayan optik kristalleri kullanıyor.

Çin’in kısıtlamaları dört farklı katmanda uygulanacak

Çin’in İhracat Kontrol Listesi’ne dahil edilmek, bir şirketin Çin’de faaliyet göstermesini veya varlıklarının dondurulmasını otomatik olarak gerektirmiyor; asıl etki, kontrole tabi Çin menşeli girdilere erişimde hissediliyor.

İlk katman olan doğrudan ihracat yasağı kapsamında, Çinli tedarikçiler kontrole tabi çift kullanımlı ürünlerin 14 kuruma ihracatını askıya almak zorunda. İkinci katmanda ise yurtdışındaki yeniden transfer kısıtlaması yer alıyor.

Çin dışındaki distribütörler ve bayiler, listelenen kurumlara Çin menşeli çift kullanımlı ürünler tedarik edemeyecek. Bu durum, Avrupa, ABD veya Japonya’daki aracılar üzerinden Çin menşeli içerik tedarik eden Rheinmetall, TATRA, Royal IHC ve Lafert gibi şirketleri doğrudan ilgilendiriyor.

Üçüncü katman sözleşme, bankacılık ve sigorta etkilerinden oluşuyor. Müşteriler, kreditörler ve sigortacılar, belirli bir işlem kontrole tabi bir ürün içermese bile Çin’in listesini kendi tarama sistemlerine ekleyebiliyor. Dördüncü katman ise itibar ve kurumsal ilişkileri kapsıyor. Çinli ortaklar, Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi veya Çin’de ortak girişimleri bulunan şirketlerle çalışmaktan kaçınabiliyor.

Ekonomik etki şirketler arasında farklılık gösterecek. 2025’te 10 milyar avroyu aşan yıllık grup geliriyle Rheinmetall, listedeki en büyük şirket konumunda bulunuyor.

Royal IHC, Lafert, TATRA ve III-V Lab da önemli bir ölçekte faaliyet gösteriyor. Vigo Photonics, Ekspla, Opticoelectron ve Sindlhauser gibi gelirleri on milyonlar ile düşük yüz milyonlarca avro bandında olan daha küçük uzman tedarikçiler için belirli bir Çin girdisinin kaybı, ciro içindeki payı bakımından daha sarsıcı olabiliyor.

Galyum, germanyum, antimon, nadir toprak malzemeleri ve doğrusal olmayan kristaller için alternatif tedarikler mevcut olsa da, yeterlilik süreci yıllar alabiliyor ve birim maliyetler katlanabiliyor.

Çin’in AB listelerine bir gün içinde ve listeye karşı liste temelinde yanıt verebileceğini kanıtlaması, gelecekteki AB yaptırım paketlerinin uzun süreli diplomatik protestolar yerine doğrudan Çin’in kontrol listesi yanıtını tetikleme ihtimalini artırıyor.

Bir devlet üniversitesinin listeye alınması ise Çin’in karşı tedbirlerinin laboratuvar tedarik zincirlerine ve kurumsal ortaklıklara kadar uzanabileceğini gösteriyor. Uygulamaya dair istisnai durumların kapsamı, yedek parçaların durumu ve Hong Kong üzerinden yönlendirilen işlemlerin nasıl ele alınacağı gibi sorular, Ticaret Bakanlığının vereceği ilk lisans kararlarıyla netleşecek.

Avrupa tarafında ise bir sonraki yanıtların Almanya, Fransa ve Çek Cumhuriyeti sanayi bakanlıkları ile Avrupa Komisyonu Ticaret Genel Müdürlüğünden gelmesi bekleniyor.

Komisyonun 2023/2675 sayılı Yönetmelik kapsamındaki Zorlama Karşıtı Aracı değerlendirmesi ihtimal dahilinde bulunsa da, bu adımın atılması Çin’in tedbirinin yönetmeliğin eşiğini karşıladığına dair mutabakat gerektiriyor ve önemli bir siyasi tırmanışı temsil ediyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Polonya’dan ABD’ye Patriot füzeleri için ortak üretim teklifi

Yayınlanma

Polonya, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’da Patriot üretim tesisi kurma fikrine karşılık, üretimin güvenliğini sağlamak amacıyla ortak bir proje teklif etti. Varşova yönetimi, bu kapsamda yasal ve mali hazırlıkları tamamlayarak Washington’a sunduğunu açıkladı.

Polonya hükümeti, ABD’ye Patriot hava savunma sistemi füzelerinin Ukrayna ile ortaklaşa üretilmesini teklif etti.

Polonya Savunma Bakan Yardımcısı Magdalena Sobkowiak-Czarniecka, PAP ajansına yaptığı açıklamada projenin detaylarını paylaştı.

Görüşmelerin odağında ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’daki NATO zirvesinde dile getirdiği Ukrayna’da Patriot füze fabrikası kurulması fikrinin yer aldığını belirten Sobkowiak-Czarniecka, Trump’ın yeni üretimin Ukrayna ile bağlantılı olmasını istediğini vurguladı.

Sobkowiak-Czarniecka, “Buradaki asıl mesele, üretimin güvenli bir yerde yapılarak emniyet altına alınmasıdır” dedi.

Polonya hükümetinin bu doğrultuda attığı adımları Washington’da ayrıntılı bir şekilde sunduğunu ifade eden Sobkowiak-Czarniecka, şöyle konuştu:

“Bakanlar Kurulunun bu konuda aldığı somut bir karar var. Ayrıca finansman sağlayabilecek bir kanun taslağı da hazırladık.”

Polonyalı yetkili, sundukları raporun Washington’da olumlu karşılandığını ekledi.

Askeri finansman ve SAFE mekanizması gündemde

Polonya, yabancı askeri finansman programı kapsamında ABD’den askeri teçhizat alımı için talep ettiği 4 milyar dolarlık kredi konusunu da Washington ile görüşmeye devam ediyor.

Sobkowiak-Czarniecka, kredi anlaşmasının birkaç hafta içinde imzalanmasını umduğunu belirtti.

Bakan Yardımcısı, Washington ziyaretinin Polonya’daki muhalefete SAFE mekanizmasının yürürlüğe girmesinin ABD’den yapılacak alımları engellemediğini göstermesi açısından önem taşıdığını kaydetti.

SAFE, Avrupa Komisyonunun üye ülkelere askeri alımlar için düşük faizli kredi sağladığı geçici bir finansman aracı olarak tanımlanıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz’da Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile yaptığı görüşmede, Ukrayna’ya Patriot önleme füzeleri üretmesi için lisans verileceğini açıklamıştı.

Reuters’ın aktardığına göre Trump, “Size Patriot üretimi için lisans vereceğiz. Bu oldukça harika bir şey. Böylece bize yeterince füze sağlamadığımız konusunda şikayet edemezsiniz” demişti.

Alman Welt gazetesinin askeri uzmanlara dayandırdığı haberinde ise Ukrayna’nın Patriot füzelerinin üretimine başlayabilmesi için bir ila iki yıllık bir süreye ihtiyaç duyabileceği belirtilmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB, Gürcistan’ın tek petrol rafinerisine yaptırım kararı aldı

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Rus ham maddesini işlediği gerekçesiyle Gürcistan’ın tek petrol rafinerisi olan Kulevi’yi 21’inci yaptırım paketine dahil etti. Yılın ilk altı ayında 650 bin tondan fazla ham madde işleyen tesis, Rus petrolüyle yapılan işlemleri durdurmazsa altı ay sonra yaptırımlar yürürlüğe girecek.

Avrupa Birliği (AB), Rus ham maddesini işlediği gerekçesiyle Gürcistan’ın tek petrol rafinerisi olan Kulevi Petrol Rafinerisini Rusya Federasyonu’na yönelik 21’inci yaptırım paketine dahil etti.

2026 yılının ilk altı ayında 650 bin tondan fazla ham madde işleyen petrol rafinerisiyle işlem yapılmasını yasaklayan kısıtlamalar, işletmenin Rusya’dan petrol alımından vazgeçmemesi halinde altı ay sonra yürürlüğe girecek.

AB, dün Moskova’ya yönelik yaptırım listesini genişleterek petrol sektöründen 18 kuruluş ve bir gerçek kişiyi kısıtlama kapsamına aldı.

Listeye üç Rus rafinerisinin yanı sıra Belarus’taki Mozyır Petrol Rafinerisi ve AB makamlarının verilerine göre Belarus rafinerilerinin Rusya’ya benzin satmak için kullandığı Avrupa Ticaret Şirketi de eklendi.

İlk etap kapasitesi yıllık 1,2 milyon tona ulaşan Kulevi limanındaki rafineri, ilk ham madde teslimatını Ekim 2025’te Russneft şirketinden aldı.

Avrupa Birliği, Rus petrolünün yeniden ihracatına katılması ve Avrupa kısıtlamalarının etrafından dolaşılması ihtimali nedeniyle Şubat 2026’da fabrikanın yaptırım listesine alınması seçeneğini müzakere etmeye başladı.

AB’nin Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketinde neler var?

AB Yaptırımlar Özel Temsilcisi David O’Sullivan, Tiflis’in Rus ham maddesi ithalatı yasağına ve tankerlerin Gürcü limanlarına girişine yönelik kısıtlamalara uyma yükümlülüklerine dikkat çekti.

Bu gelişmenin ardından Gürcistan makamları, Kulevi limanını yaptırım kapsamındaki Rus gemilerine tamamen kapatma ve petrolün yeniden ihracatını durdurma taahhüdünde bulundu.

Kulevi rafinerisini yöneten Black Sea Petroleum (BSP) yönetimi, temmuz ayı başında bir açıklama yaparak ham madde çeşitlendirmesi amacıyla 2026 yılının ağustos-eylül aylarından itibaren Rus petrolü alımını durduracaklarını duyurdu.

BSP Genel Müdürü David Potsveriya, mevcut Rus petrolünün tamamının yerini almak üzere Kulevi’deki rafineri için Türkmenistan ve Kazakistan ham maddesi ile diğer alternatif kaynaklardan sevkiyat başlatacaklarını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English