Amerika
Pentagon, AUKUS nükleer denizaltı anlaşmasını gözden geçirmeye başladı

Pentagon, İngiltere ve Avustralya ile 2021 yılında imzalanan AUKUS denizaltı anlaşmasını gözden geçirmeye başladı.
Financial Times’ın konuya yakın altı kaynaktan aktardığına göre, ABD’nin projeyi iptal edip etmemesi konusunda karar verilecek gözden geçirme süreci, daha önce AUKUS hakkında şüphelerini dile getiren üst düzey savunma bakanlığı yetkilisi Elbridge Colby tarafından yürütülüyor.
Gözden geçirme, Londra ve Canberra’da endişe yarattı.
Bazı eleştirmenler ve uzmanlar, Çin’in deniz gücünün artmasıyla, donanmanın daha fazla Amerikan denizaltısı üretmekte zorlandığı için AUKUS anlaşmasının ülkenin güvenliğini zedeleyebileceğini söylüyordu.
Avustralya ve İngiltere, 2040’ların başında hizmete girecek SSN-Aukus adlı saldırı denizaltı sınıfını ortaklaşa üretmeyi planlıyor. Ancak ABD, mevcut filosunu emekliye ayırırken bu açığı kapatmak için 2032’den itibaren Avustralya’ya beş adet Virginia sınıfı denizaltı satmayı taahhüt etti.
ABD’nin AUKUS’tan çekilmesi halinde bu taahhüt neredeyse kesin olarak geçersiz hale gelecektir.
Geçen yıl, Colby X’te AUKUS’a şüpheyle yaklaştığını ve Tayvan konusunda bir çatışma durumunda ABD’nin SSN olarak bilinen nükleer güçle çalışan saldırı denizaltılarının sayısının azalmasının “delilik” olacağını yazdı.
Mart ayında Colby, Avustralya’nın SSN’lere sahip olmasının “harika” olacağını söyledi, ancak “önümüzdeki yıllarda çok gerçek bir çatışma tehdidi” olduğu ve ABD SSN’lerinin Tayvan’ı savunmak için “kesinlikle gerekli” olacağı konusunda uyarıda bulundu.
Nükleer teknoloji paylaşımı anlaşmasına şüpheyle yaklaşanlar, ABD’nin Avustralya’ya, Çin ile herhangi bir savaşta kullanma taahhüdü olmadan denizaltıları edinmesine yardım edip etmemesi gerektiğini de sorguladılar.
AUKUS’un ABD’li mimarı olan Biden yönetiminin dışişleri bakan yardımcısı Kurt Campbell, geçen yıl Avustralya’nın Tayvan üzerinde bir savaş durumunda ABD ile yakın işbirliği içinde çalışabilecek SSN’lere sahip olmasının önemini vurgulamıştı. Ancak Canberra, bu gemilere olan ihtiyacı Tayvan üzerinde bir çatışmayla ilişkilendirmemişti.
Bu gözden geçirme, ABD’nin müttefikleri arasında Trump yönetiminin bazı tutumlarına ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde geliyor. Colby, İngiltere ve diğer Avrupalı müttefiklere, Avrupa-Atlantik bölgesine daha fazla odaklanmalarını ve Hint-Pasifik’teki faaliyetlerini azaltmalarını söyledi.
AUKUS ile ilgili tartışmalara yakın bir kaynak, Canberra ve Londra’nın anlaşmanın gözden geçirilmesinden “inanılmaz derecede endişeli” olduğunu söyledi.
Campbell, Financial Times’a verdiği demeçte, “AUKUS, nesiller boyu ABD, Avustralya ve İngiltere arasında gerçekleştirilen en önemli askeri ve stratejik girişimdir” dedi.
“Koordinasyonu, savunma harcamalarını ve ortak hedefleri artırma çabaları memnuniyetle karşılanmalıdır. AUKUS’u baltalamaya yönelik her türlü bürokratik girişim, en yakın güvenlik ve siyasi ortaklarımız arasında güven krizine yol açacaktır” diye ekledi.
Savunma harcamalarını artırma baskısı
Pentagon, Avustralya’yı savunma harcamalarını artırmaya zorladı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, bu ay Canberra’yı harcamaları GSYİH’nin yüzde 2’sinden yüzde 3,5’e çıkarmaya çağırdı. Buna yanıt olarak Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, “Savunma politikamızı biz belirleyeceğiz” dedi.
Washington’daki CSIS düşünce kuruluşunda Avustralya uzmanı Charles Edel, “Avustralya’nın savunma harcamaları kademeli olarak artıyor, ancak diğer demokratik devletler kadar hızlı değil ve ne AUKUS ne de mevcut konvansiyonel kuvvetlerinin masraflarını karşılayacak düzeyde” dedi.
Hudson Enstitüsü’nde Avustralya savunma uzmanı John Lee, ABD’nin bu on yıl içinde Çin’i Tayvan’ı saldırmaktan caydırmaya odaklanması nedeniyle Canberra üzerindeki baskının arttığını söyledi.
Lee, Avustralya’nın savunma harcamalarını GSYİH’sinin yüzde 3’üne çıkarmazsa donanmasının hızla zayıflayacağını da sözlerine ekledi.
Lee, “Bu, Trump yönetimi için kabul edilemez” dedi. “Avustralya bu yolda devam ederse, Trump yönetiminin Avustralya’yı önümüzdeki beş yıl içinde askeri harcamalarını artırmaya zorlamak için Aukus’un 1. ayağını [denizaltılarla ilgili kısmı] dondurması veya iptal etmesi olasıdır” diye belirtti.
Önce Amerika
İncelemeye yakın bir kaynak, Colby’nin tek başına mı yoksa Trump yönetiminin daha geniş bir çabasının parçası olarak mı hareket ettiğinin belirsiz olduğunu söyledi. “Genel kanı, ilk seçeneğin doğru olduğu yönünde, ancak belirsizlik Kongre, diğer hükümet daireleri ve Avustralya’yı karıştırdı” dedi.
Pentagon sözcüsü, bakanlığın “önceki yönetimin bu girişiminin başkanın ‘Önce Amerika’ gündemiyle uyumlu olduğundan emin olmak için” AUKUS’u incelediğini söyledi. Hegseth’in “[savunma] bakanlığının öncelikle Hint-Pasifik bölgesine odaklanmasını sağlamak niyetinde olduğunu açıkça belirttiğini” de sözlerine ekledi.
Konuya yakın birkaç kişi, incelemenin 30 gün süreceğini söyledi, ancak sözcü zamanlamayla ilgili yorum yapmaktan kaçındı. “AUKUS’a yönelik yönetimin yaklaşımında herhangi bir değişiklik olması halinde, uygun olduğu zaman resmi kanallardan duyurulacaktır” dedi.
Bir İngiliz hükümet yetkilisi, Birleşik Krallık’ın incelemeyi bildiğini söyledi. “Bu, yeni bir yönetim için mantıklı” diyen yetkili, İşçi Partisi hükümetinin de AUKUS’u incelediğini kaydetti.
Yetkili, “Birleşik Krallık-ABD ilişkilerinin stratejik önemini yineledik, ek savunma harcamaları açıkladık ve AUKUS’a bağlılığımızı teyit ettik” diye ekledi.
Avustralya’nın Washington büyükelçiliği yorum yapmaktan kaçındı.
AUKUS anlaşması ve Çin’in tepkisi
ABD ve İngiltere’nin teknoloji transferiyle Avustralya’nın nükleer enerjiyle çalışan denizaltı filosu oluşturmasını hedefleyen AUKUS anlaşması, 16 Eylül 2021’de imzalanmıştı.
3 ülkenin isimlerinin İngilizcedeki kısaltmasından oluşan “AUKUS” adlı güvenlik anlaşması uyarınca Güney Avustralya eyaletinin başkenti Adelaide’deki tersanelerde nükleer enerjiyle çalışan en az 8 denizaltı inşa edilecek.
Anlaşma, Çin’in bölgedeki askeri gücünü dengelemeye yönelik bir pakt olarak değerlendiriliyor.
Çin, anlaşmaya tepki göstermiş, ittifakın bölgesel barış ve istikrarın yanı sıra nükleer silahların yayılmasına yönelik uluslararası çabalara zarar vereceğini vurgulamıştı.
AUKUS planları Çin’i mi endişelendirmeli yoksa Avustralya’yı mı?
Amerika
Cumhuriyetçiler, veri merkezleri karşıtı tepkiyi Çin’in kışkırttığına inanıyor

ABD Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçi bir lider, Çin’den para alan kuruluşların veri merkezlerine karşı yurt içindeki muhalefeti körüklediğini ve cezalandırılması gerektiğini söyledi.
Temsilciler Meclisi Yollar ve Araçlar Komitesi Başkanı Jason Smith, bir röportajda Çin’in, Amerikan halkını yapay zeka geliştirme açısından hayati öneme sahip veri merkezlerine karşı kışkırtmak için çok sayıda kâr amacı gütmeyen kuruluşa finansman sağladığını ileri sürdü.
Kendi soruşturmalarını başlatan Smith, Hazine Bakanı Scott Bessent’ten bu kuruluşların vergi muafiyetini kaldırmasını istiyor ve hükümetin “ulusal ve iktisadi güvenliğimizi tehlikeye atan” gruplara fiilen yardım etmemesi gerektiğini savunuyor.
Smith, “Çin’in hesaplama alanında hakimiyet kurmak istediği için veri merkezlerine karşı protestolar düzenleyen ABD’li kâr amacı gütmeyen kuruluşlara gelen Çin kaynaklı paranın izini sürdük. Eğer Amerikan halkı arasında ayrılık ve kaos tohumları ekebilirlerse, yapay zeka yarışında [Amerika’yı] yavaşlatacaklar ve kazanacaklar. Tetikte olmalıyız,” dedi.
Smith’in yorumları sorulduğunda, bir Hazine sözcüsü yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Vergi muafiyeti, yabancı etkiler için bir kalkan değildir. Yabancı çıkarları ilerletmek için hayır kurumlarını kötüye kullanan kuruluşlar, yasalarımızı, demokrasimizi ve halkın güvenini sarsmaktadır.”
ABD’deki kâr amacı gütmeyen kuruluşlara karşı yasal işlem başlatılması önemli bir adım ve teknoloji sektörünün iç muhalefeti aşmasına yardımcı olacak.
Hukuk uzmanları ayrıca bunun, Trump yönetiminin vergi kanununu siyasi amaçlar için bir silah olarak kullanmasının bir başka örneği olabileceği konusunda uyarıyor.
Vergi Mükellefleri Hakları Merkezi’nin yönetici direktörü Nina E. Olson, “İnsanlar, hoşlanmadıkları fikirlerin veya vergi mükelleflerinin peşine düşmek için vergi kanununu veya IRS’i [İç Gelir Servisi] kullanmadan önce iki kez düşünmelidir. Bu, vergi dairesine karşı güvensizliği besler ve mevzuata uyumu olumsuz etkiler… ve iktidardan düştüğünüzde aleyhinize kullanılabilir,” dedi.
Smith daha önce, Şanghay’da yaşayan eski teknoloji devi ve ABD vatandaşı Neville Roy Singham’dan aldıkları bağışlar nedeniyle BreakThrough News ve Tricontinental haber sitelerinin yanı sıra aktivist grup The People’s Forum’u hedef almıştı.
Smith, talep ettiği iç mali kayıtları teslim etmeyi reddederlerse bu gruplara mahkeme celbi göndereceği tehdidinde bulunmuştu.
Politika yapıcılar, ülke genelinde ortaya çıkan devasa yeni veri merkezlerine yönelik halkın endişesiyle boğuşuyor.
Geçen yılın sonundan bu yana en az 14 eyalet, bu tesisler için kısıtlamalar veya yasaklar önerdi.
Ülke genelinde ise onlarca belediye bunları çoktan yürürlüğe koydu.
Gallup’a göre, Amerikalıların yaklaşık 10’da 7’si artık yakınlarında yapay zeka veri merkezlerinin inşasına karşı çıkıyor.
Teknoloji şirketleri, yaklaşan yapay zeka patlamasını desteklemek için 2030 yılına kadar yaklaşık 7 trilyon dolarlık yeni fiziksel altyapı yatırımını hedefliyor.
Bazı Kongre üyeleri ve uzmanlar, yeni hükümet engellerinin ilerlemeyi durdurabileceğinden ve Çinli teknoloji firmalarıyla rekabet eden ABD’yi zayıflatabileceğinden endişe ediyor.
Smith, veri merkezlerine yönelik iç muhalefet hakkında, “Bunun kesinlikle yabancı aktörler tarafından kışkırtıldığına inanıyorum,” dedi.
Eleştirmenler, veri merkezlerine yönelik iç direniş için, kamu hizmetleri fiyatları ve çevre üzerindeki etkileri de dahil olmak üzere bir dizi başka açıklamaya işaret etti.
Anketler, birçok Amerikalının, işlerini kaybetme korkusu ve diğer birçok endişe nedeniyle, yapay zekadan fayda göreceklerine henüz ikna olmadıklarını gösteriyor.
Smith, veri merkezi muhalefetinden doğrudan Çin’i sorumlu tutan şu ana kadar en üst düzey Cumhuriyetçi gibi görünüyor, ancak son zamanlarda birkaç kişi daha benzer iddialarda bulundu.
İçişleri Bakanı Doug Burgum geçen hafta, veri merkezi muhalefetini körüklemede “yabancı kaynaklı propaganda”nın rolünden bahsetti ve “Shark Tank” programından milyarder Kevin O’Leary, Utah’ta 40.000 dönümlük bir veri merkezine karşı çıkan muhalefetten Çin Komünist Partisi’ni sorumlu tuttu.
Bitcoin Policy Institute de geçen ay, İsviçreli, İngiliz ve Çinli milyarderlerin “veri merkezi karşıtı kampanyayı yönlendiren” gruplara aktardığı milyarlarca doları ortaya koyan bir rapor yayınladı.
Bu rapor, birçok iddianın temelini oluşturuyor. Wired da geçen ay, ABD kolluk kuvvetlerinin “teknoloji karşıtı aşırılıkçılığı” soruşturduğunu bildirdi.
Smith, yapay zeka rekabetinin öneminin Hazine Bakanlığı’nın harekete geçmesi gerektiğini gösterdiğini savunuyor ve komitenin bulgularının sonuçlarını kamuoyuna duyurmak için baskı yapacağını söylüyor.
Smith, “Tetikte olmalıyız. Bunu kamuoyuna duyurmaya devam edeceğiz, çünkü bu delilik,” dedi.
Amerika
Musk halka arzla ilk trilyoner olmaya yaklaşıyor

SpaceX şirketinin 12 Haziran’da başlayacak halka arzı kapsamında hisse fiyatının 135 dolar olarak belirlenmesiyle Elon Musk’ın servetinin 988 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bloomberg’ün yaptığı hesaplamalara göre Musk’ın trilyoner unvanını alabilmesi için SpaceX hisselerinin ilk işlem gününde yüzde 2,2 oranında değer kazanması yetecek.
Uzay teknolojileri firması SpaceX’in gerçekleştireceği ilk halka arz (IPO) sonrasında milyarder iş insanı Elon Musk’ın kişisel servetinin 988 milyar dolara yükseleceği bildirildi.
Bloomberg’ün yaptığı hesaplamalara göre dünyanın en zengin insanı unvanına sahip olan Musk’ın ilk trilyoner statüsüne ulaşması için 12 milyar dolarlık bir bakiye kalıyor.
Ajans, bu eksik miktarın ünlü yönetmen Steven Spielberg’ün yaklaşık 12,2 milyar dolar değerindeki toplam servetine denk geldiğine dikkat çekti.
Halka arz sürecinde SpaceX hisselerinin birim fiyatının 135 dolar olarak belirlenmesi planlanıyor. Borsadaki işlemlerin 12 Haziran tarihinde başlayacağı belirtilirken, hisse değerinin ilk gün yüzde 2,2 oranında artarak 138 dolara yükselmesi durumunda Musk’ın serveti 1 trilyon dolar barajını aşmış olacak.
Halka arz için 1,75 trilyon dolarlık piyasa değeri hedefleniyor
Musk tarafından 2002 yılında kurulan SpaceX, bugüne kadar halka kapalı bir şirket olarak faaliyet gösterdi ve finansal verilerini resmi olarak kamuoyuyla paylaşmadı.
Musk, geçtiğimiz yaz döneminde SpaceX için halka arz sürecini başlatma teklifinde bulunmuştu. Reuters ajansının elde ettiği bilgilere göre şirket, halka arzda hisse başı sabit fiyatı 135 dolar olarak belirleyerek 75 milyar dolarlık rekor bir kaynak yaratmayı amaçlıyor.
Bu süreçte 555,6 milyon adet hissenin satışını planlayan şirketin hedeflediği toplam piyasa değeri ise 1,75 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Geçtiğimiz şubat ayında Musk, yapay zeka girişimi xAI ile SpaceX şirketlerini birleştirme kararı almıştı. Bloomberg ve The Wall Street Journal’ın konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberlerde, birleşen şirketlerin toplam piyasa değerinin 1,25 trilyon dolara ulaştığı aktarılmıştı.
Sabit fiyatlı halka arz yöntemiyle şirket, yatırımcı talepleri toplanmaya başlamadan önce her bir hissenin kesin satış bedelini önceden ilan etmiş oluyor.
Tesla hisselerinin performansı trilyonerlik sürecini etkileyebilir
Şu anda 54 yaşında olan Musk, dünyanın en zengin insanı konumunu sürdürüyor. Güncel verilere göre serveti 726 milyar dolar olarak hesaplanan Musk, Forbes’un en zengin milyarderler listesinde ilk sırada yer alıyor.
Musk, şubat ayında elde ettiği başarıyla tarihte serveti 800 milyar doları aşan ilk kişi unvanını kazanmıştı.
Bloomberg, Musk’ın gelecekteki servet seyrinin en büyük ikinci varlığı konumundaki Tesla Inc. hisselerinin performansına da bağlı olduğunu hatırlattı.
Tesla hisselerinin mayıs ayının ortasında kaydedilen 445 dolar seviyesine geri dönmesi durumunda, Musk’ın trilyoner unvanını alabilmesi için SpaceX hisselerinin ilk işlem gününde hızlı bir yükseliş kaydetmesine gerek kalmayacağı belirtiliyor.
Amerika
ABD Temsilciler Meclisi, Trump’tan İran savaşını bitirmesini istedi

ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump’ın Kongre onayı olmadan İran’la yürüttüğü savaşı sona erdirmesini öngören savaş yetkileri kararını kabul etti. Karar, dört Cumhuriyetçi vekilin Demokratlara katılmasıyla 215’e karşı 208 oyla geçti ve Temsilciler Meclisi’nin çatışma konusunda ilk kez Beyaz Saray’a karşı çıkmasına işaret etti.
ABD Temsilciler Meclisi çarşamba günü, Başkan Donald Trump’ın Kongre yetkilendirmesi olmadan İran’la yürütülen savaşı sona erdirmesini zorunlu kılacak tedbiri kabul etti.
Bu oylama, alt kanadın çatışma konusunda ilk kez Beyaz Saray’a karşı çıkması anlamına geliyor.
Temsilciler Meclisi, savaş yetkileri kararını dört Cumhuriyetçi vekilin desteğiyle 215’e karşı 208 oyla kabul etti.
Daha önceki üç başarısız girişimde karara karşı oy kullanan Maine Demokratı Jared Golden da bu kez tutumunu değiştirerek destek verdi. Böylece Demokrat Parti saflarında konuya ilişkin tam birlik sağlandı.
Kentucky’den Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie, Pensilvanya’dan Brian Fitzpatrick, Michigan’dan Tom Barrett ve Ohio’dan Warren Davidson Demokratlarla birlikte karar lehine oy kullandı.
Kararın kabul edilmesinin ardından Demokrat vekiller salonda alkışlarla tepki verdi.
Oylamanın, Kongre üyeleri Memorial Day tatili için Washington’dan ayrılmadan önce yapılması planlanıyordu. Ancak Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi liderler, kararı engelleyecek yeterli sayıya sahip olmadıklarının anlaşılması üzerine oylamayı son anda gündemden çıkardı. Birden fazla Cumhuriyetçi vekil oturuma katılmamıştı. Diğer bazı Cumhuriyetçilerin de kararı desteklemesi bekleniyordu.
ABD Senatosu da mayıs ayında Trump’ın İran konusundaki yetkilerini sınırlamayı amaçlayan benzer bir düzenlemeyi ilerletmişti.
Dört Cumhuriyetçi senatör, bir Demokrat dışında tüm Demokratlarla birlikte hareket ederek sürecin ilerlemesini sağlamıştı. Yedi başarısız oylamanın ardından gelen bu gelişmede üç Cumhuriyetçi senatörün yokluğu da etkili olmuştu.
Ancak Senato’daki usul oylaması yalnızca olası kabul sürecinin ilk aşamasıydı. Cumhuriyetçilerin önümüzdeki günlerde tasarıyı engellemek için yeniden fırsat bulması bekleniyor.
Senato’nun Temsilciler Meclisi’nden geçen versiyonu ne zaman oylayacağı ise henüz netleşmedi. Temsilciler Meclisi Demokrat liderleri yayımladıkları açıklamada Senato Cumhuriyetçilerine “doğru olanı yapmaları” çağrısında bulundu.
Bazı Cumhuriyetçilerin savaşa verdiği destek, çatışmanın 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nda öngörülen 60 günlük süreyi aşmasının ardından zayıflamaya başladı. Söz konusu yasa, Kongre savaş için yetki vermemişse başkanın silahlı kuvvetleri çatışma alanından çekmesini öngörüyor.
Çatışma 1 Mayıs’ta bu süreyi aşmıştı. Ancak Trump yönetimi, nisan ayının başlarında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesin süre hesabını durdurduğunu belirtti. Buna rağmen her iki taraf da o tarihten sonra saldırılar gerçekleştirdi.
Trump yönetimi ayrıca 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nın Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade ediyor. Ancak bu görüş şimdiye kadar herhangi bir mahkeme tarafından test edilmedi.
Trump’ın İran konusundaki askeri yetkilerini sınırlayan girişimlere destek veren Cumhuriyetçiler, savaşın Kongre onayı olmadan sürdürülmesinden ve çatışmayı sona erdirecek bir stratejinin bulunmamasından rahatsızlık duyuyor.
Bazıları savaşın kamuoyundaki düşük desteğinin ve ekonomik sonuçlarının, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından Cumhuriyetçilerin Kongre üzerindeki kontrolünü sürdürme ihtimaline zarar verebileceğinden endişe ediyor.
Senato adaylığı için kampanya yürüten Iowa Cumhuriyetçisi Ashley Hinson, geçen hafta bir seçim etkinliğinde yaptığı özel bir görüşmede savaşın “önümüzdeki birkaç haftanın ötesine” uzaması halinde siyasi açıdan yük haline gelebileceğini söyledi.
CBS News’in ulaştığı ses kaydına göre Hinson, savaşın devam etmesinin “siyasi bir yükümlülük” oluşturabileceğini ifade etti.
Trump ise geçen ay yaptığı açıklamada ara seçimler öncesinde İran’la anlaşmaya varmak konusunda acele etmediğini söyledi.
Trump, “Herkes ‘Ara seçimler geliyor, acele ediyorum’ diyor. Hiç acelem yok” ifadelerini kullandı.
Çarşamba günü kabul edilen karar, Nisan ayında Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi New York Temsilcisi Gregory Meeks tarafından sunuldu.
Karar, Kongre savaş ilan etmediği veya askeri güç kullanımına yetki vermediği sürece başkana “Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetlerini İran’la yürütülen çatışmalardan çekme” talimatı veriyor.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı olan Florida Cumhuriyetçisi Brian Mast ise çarşamba günü daha önce yaptığı açıklamada kararı “aptalca bir siyasi oylama” olarak nitelendirdi.
Mast, kararın “başkanın İran’la yürüttüğü müzakerelerde elini zayıflattığını” söyledi.
Oylamanın ardından konuşan Meeks ise savaş yetkileri kararlarının İran’la yürütülen müzakerelerde başkanı zayıflattığı yönündeki değerlendirmeyi reddetti.
Demokratların İran savaşını sona erdirmek için benzer oylamaları gündeme getirip getirmeyeceği sorulduğunda Meeks, gazetecilere, “Görevimizi yapmayı sürdüreceğimizi bekleyebilirsiniz” dedi.
Meeks, “Anayasal sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Mayıs ayında da benzer bir savaş yetkileri kararına destek veren Fitzpatrick ise, “Yasa yasadır” dedi.
Fitzpatrick, “Yasaya uymak zorundayız. Yürürlükte bir yasa var” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetçi vekil sözlerini şöyle sürdürdü:
“Önünüzde iki seçenek var. Ya yasaya uyarsınız ya da yasayı değiştirirsiniz. Yasayı ihlal edemezsiniz. Bu bir seçenek değil.”
20 Mayıs’taki genel kurul görüşmeleri sırasında Demokratlar, Cumhuriyetçilerin neden Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonlarına hukuki çerçeve sağlayacak bir askeri güç kullanım yetkisi oylaması düzenlemediğini sorguladı.
Meeks, “Cumhuriyetçi meslektaşlarım bunun haklı olduğuna inanıyorsa, askeri güç kullanım yetkisini öngören bir tasarıyı genel kurul gündemine getirmeliler” dedi.
Barrett tarafından mayıs ayının başlarında sunulan böyle bir askeri güç kullanım yetkisi tasarısının ise şimdiye kadar kayda değer destek toplamadığı belirtiliyor.
Cumhuriyetçilerle birlikte hareket eden Kaliforniyalı bağımsız Temsilci Kevin Kiley ise Kongre’nin yetkisini ortaya koyması için “daha iyi araçlar” bulunduğunu söyledi.
Kiley, Kongre’nin bütçe üzerindeki yetkisine atıfta bulunarak, “Fonların nasıl kullanılacağı konusunda yönlendirme yapma imkanımız var” dedi.
Kiley, “İnsanların eldeki bütün araçları kullanmak istemesini anlıyorum. Ancak Kongre’nin burada gerçekten etkili sonuçlar doğurabilecek gözetim araçlarını ve Anayasa’nın birinci maddesinden kaynaklanan yetkilerini kullanması gerektiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor











