Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Ürdün Kralı, Trump’ın Gazze planına karşı

Yayınlanma

urdun kralı-trump

ABD Başkanı Donald Trump, Gazze’nin kontrolünü ele geçirme ve iki milyon sakinini başka bir yere yerleştirme çağrısından sonra Beyaz Saray’a gelen ilk Arap lider olan Ürdün Kralı 2. Abdullah kamuoyu önünde Trump’la karşı karşıya gelmekten kaçınsa da Trump’ın planına destek vermedi.

Ürdün Kralı II. Abdullah, salı günü Oval Ofis’te Trump’ın yanında otururken, Trump tekrar Gazze’yi “alacağını” vaat etti. Bu sözler üzerine Abdullah rahatsız bir şekilde sandalyesinde kıpırdandı ve Ürdün, Mısır ve diğer Arap hükümetlerinin bu ayın sonlarında savaş sonrası Gazze için kendi planlarını açıklayacaklarını vurguladı.

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’da ağırladığı Ürdün Kralı 2. Abdullah ile görüşmesinden önce Oval Ofis’te basın mensuplarına Gazze’yi değerlendirdi.

Gazze’deki Filistinlilerin Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkelere gönderilmesine yönelik planını hatırlatan Trump, Gazze’nin yaşanabilir bir alan olmadığını ve yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtti.

ABD’nin Gazze’yi satın alıp almayacağına ilişkin değerlendirmeler yapan Trump, “Orada satın alınacak bir şey yok. Orayı devralacağız ve elimizde tutacağız. Eninde sonunda Orta Doğu’daki insanlar için pek çok iş imkânı yaratacak bu projeyi hayata geçireceğiz. Burası bence bir elmas olabilir” ifadelerini kullandı.

Trump, ABD’nin Gazze’yi ne şekilde elinde tutacağına yönelik soruya ise “ABD’nin yetkisi altında olacak” diye yanıt verdi.

ABD’nin Gazze’yi “kontrol etmesiyle” Orta Doğu’ya uzun zaman sonra ilk kez istikrarı getirebileceklerini savunan Trump, “Filistinliler ya da şu anda Gazze’de yaşayan insanlar, başka bir yerde güzel bir şekilde ve güven içinde yaşayacaklar” yorumunu yaptı.

Trump, Mısır ve Ürdün’den belli bir ölçekte toprak parçası alıp Filistinlilerin buralara yerleştirileceğini ifade ederek, “Filistinliler Gazze Şeridi’nde olmak istemiyorlar ama başka seçenekleri de yok” şeklinde görüşünü dile getirdi.

Oteller, ofis binaları ve konutlar inşa etme planı

Trump, Gazze planını Mısır’ın kabul edip etmeyeceğine dair, “Yüzde 100 olmasa da yüzde 99 bu sürecin Mısır’la yürütülebileceğini düşünüyorum” dedi.

Gazze’yi devraldıktan ve inşa ettikten sonra buranın nasıl değerlendirileceği konusunda ise Trump, “Burayı çok düzgün bir şekilde işleteceğiz. Çok büyük ölçekte, belki de bu alandaki en büyük ölçekte bir ekonomik kalkınmaya sahip olacak. Orada oteller, ofis binaları, konutlar ve diğer şeyler de dahil olmak üzere pek çok iyi şey inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.

İşgal altındaki Batı Şeria’ya ilişkin herhangi bir “planın” olup olmadığına ilişkin bir soruya yanıt veren Trump, gündemlerinin sadece Gazze olduğunu ve Batı Şeria ile ilgili bir durumun olmadığını belirtti.

Kral Abdullah temkinli konuştu

Öte yandan Ürdün Kralı Abdullah, Trump’ın Gazze açıklamaları karşısında temkinli ifadeler kullanırken net değerlendirmeler yapmaktan kaçındı.

Kral Abdullah, aralarında Suudi Arabistan ve Mısır’ın da olduğu Arap ülkelerinin Filistinliler konusunda herkesin yararına olan bir planın nasıl hayata geçirilebileceği konusunda görüşmeler yapacaklarını ve bu görüşmeleri beklemeleri gerektiğini belirtti.

Kral Abdullah, “Mısırlıların görüşlerini ortaya koymalarını bekleyelim” değerlendirmesini yaptı.

“Mısır ve Arap ülkelerinin bir planı olduğunu aklımızda tutmamız gerekiyor. (Suudi Arabistan Veliaht Prensi) Muhammed bin Selman tarafından Riyad’daki görüşmelere davet ediliyoruz. Bence asıl mesele, bunun herkes için iyi olacak şekilde nasıl yürütülebileceğidir” diye konuşan Kral Abdullah, bu süreci hem ABD hem Ürdün hem de diğer bölge ülkeleri lehine sonuçlandırmak istediklerini kaydetti.

Beyaz Saray’daki görüşmesinde, Trump’ın Gazze’deki Filistinlilerin yerlerinden edilmesine yönelik ifadeleri karşısında temkinli bir dil kullanan Kral Abdullah’ın, daha sonra yaptığı açıklamada bu konudaki net ifadeleri dikkati çekti.

Ürdün Kralı, X hesabından yaptığı açıklamada, Trump ile görüşmesinin yapıcı geçtiğini ve Gazze meselesini detaylı şekilde ele aldıklarını belirtti.

Kral Abdullah, Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’daki Filistinlilerin yerlerinden edilmesine karşı olduklarını bir kez daha dile getirdi.

Ürdün Kralı, “Ürdün’ün, Gazze ve Batı Şeria’daki Filistinlilerin yerlerinden edilmesine karşı kararlı tutumunu yineledim. Bu, Arapların ortak tutumudur. Filistinlileri yerlerinden etmeden Gazze’nin yeniden inşası ve vahim insani durumun ele alınması herkesin önceliği olmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“Filistin Filistinlilerin, Ürdün de Ürdünlülerindir”

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi de Filistinlileri yerinden etmeden Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına yönelik Arap-Mısır-Filistin planı olduğunu söyledi.

Bakan Safedi, Ürdün devlet televizyon kanalı Al-Mamlaka TV’ye verdiği röportajda konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Gazze Şeridi’ne yardım göndermeye devam edilmesi ve ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Safedi, Gazze Şeridi’nin Filistinlileri yerinden etmeden yeniden inşasına yönelik Arap-Mısır-Filistin planı olduğunu belirtti.

Ülkesinin çıkarlarının, “Ürdün’ün Ürdünlülere, Filistin’in de Filistinlilere ait” olduğu gerçeğine dayandığını dile getiren Safedi, Kral 2. Abdullah’ın, ABD Başkanı Donald Trump’a “pratik fikirler” sunduğunu söyledi.

Kral Abdullah’ın, Filistin devletinin Filistin topraklarında kurulmasının bölgede güvenlik ve istikrarın tek yolu olduğunu vurguladığını aktaran Safedi, ABD Başkanı Trump’ın da Ürdün’ün bölgedeki istikrarı desteklemede oynadığı önemli rolü vurguladığına işaret etti.

Bu anı bağımsız bir Filistin devletinin kurulması için kullanmak üzere yoğun Arap koordinasyonuyla çalıştıklarını dile getiren Safedi, Kral Abdullah’ın, Ürdün’ün Filistinlilerin kendi topraklarına göç etmesine izin vermeyeceğini açıkça teyit ettiğine dikkati çekti.

Bakan Safedi, Katar’ın Al Jazeera televizyonuna verdiği röportajda da “Önceliğimiz Ürdün’ü ve Ürdünlüleri korumaktır ve Trump ile diyaloğumuzu bu temelden başlattık” diye konuştu.

Arap koordinasyonunun Trump’ın planına alternatif sunabilecek ve Gazze’deki insani felaketi sona erdirebilecek kapasitede olduğunu vurgulayan Safedi, Arap koordinasyonunun yoğun bir şekilde devam ettiğini ve Trump’ın planına karşı Filistinlileri Gazze’de kendi topraklarında tutacak alternatif ve kabul edilebilir bir plan sunabileceklerini söyledi.

“Bizim vizyonumuz var, Trump’ın da vizyonu var ve Gazze’yi halkını yerinden etmeden yeniden inşa etmenin mümkün olduğuna inanıyoruz” diyen Safedi, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Trump’a ‘Filistin Filistinlilerin, Ürdün de Ürdünlülerindir’ dedik. Trump’a, adil ve kapsamlı bir barış için çalışma ve Filistinlileri yerinden etmeme yönündeki tutumumuzu sunduk.”

Ortadoğu

İsrail, Gazze’de geniş çaplı saldırıya hazırlanıyor

Yayınlanma

İsrail basınında yer alan haberlere göre İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Gazze Şeridi’nde askeri operasyonların genişletilmesine yönelik operasyonel planları onayladı. Hamas ise Kahire’de arabulucularla yürütülen görüşmelerde ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve savaşın sona erdirilmesine ilişkin kabul edilebilir yaklaşımlar üzerinde uzlaşı sağlandığını açıkladı.

İsrail ordusu, Hamas’ın yeniden örgütlendiği ve silah bırakmayı reddettiği gerekçesiyle Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonları genişletme ihtimaline yönelik hazırlıklarını sürdürürken, Hamas arabulucularla yürütülen temaslarda ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve savaşın sona erdirilmesi konusunda ilerleme sağlandığını açıkladı.

İsrail’in Haaretz gazetesi, çarşamba günü güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, Güney Komutanlığı Komutanı Yaniv Asor tarafından sunulan ve Gazze’de askeri operasyonların yeniden başlatılması ihtimalini içeren operasyonel planları onayladığını aktardı.

Gazeteye göre Asor, “Şu ana kadar Hamas’ın silahsızlandırılmasını sağlayabilecek ya da bunu yapmaya istekli uluslararası bir taraf ortaya çıkmadı” değerlendirmesinde bulundu.

Asor’un, “İsrail ordusu ilerleyen bir aşamada Gazze’ye karşı geniş çaplı bir saldırı düzenlemek zorunda kalabilir” dediği belirtildi.

Güvenlik kaynakları ayrıca Hamas’ın son aylarda askeri ve örgütsel kapasitesini yeniden inşa ettiğini, savaş sırasında zarar gören tünel ağının bazı bölümlerini de onardığını öne sürdü.

Haaretz, İran ve Lübnan cephelerinde ateşkesin yürürlükte olduğu bir dönemde İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde yeniden geniş çaplı çatışmalara dönülmesi ihtimaline hazırlandığını yazdı. Haberde, İsrail ordusunun, askeri kanadın çok sayıda komutanının hedef alınmasına rağmen Hamas’ın karargâhlarını ve komuta-kontrol sistemlerini de yeniden kurduğuna inandığı ifade edildi.

Gazeteye göre Güney Komutanlığı’ndaki bazı yetkililer onaylanan askeri planların daha hızlı uygulanmasını savunuyor. Asor’un ise Gazze’deki “sarı hat” boyunca devam eden faaliyetler nedeniyle İsrail’in mevcut durumla yetinemeyeceğini düşündüğü aktarıldı.

Hamas Kahire temaslarında ilerleme sağlandığını açıkladı

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, hareketin ve Filistinli grupların Kahire’deki son görüşmeler sırasında arabulucular tarafından sunulan önerilere olumlu ve esnek yaklaştığını söyledi.

Kasım, Filistinli grupların Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirme planının uygulanması ve sonraki dönemin yönetimine ilişkin mekanizmalar konusunda arabulucularla kabul edilebilir yaklaşımlar üzerinde uzlaştığını, bunun da ateşkesin kalıcı hale getirilmesine katkı sağlayacağını belirtti.

Sahada ise Gazze Şeridi’nde ateşkes ihlallerinin sürdüğü, farklı bölgelerde ölü ve yaralıların olduğu bildirildi. İsrail’in savaşı yeniden başlatabileceğine ilişkin tehditlerin arttığı bir dönemde, son 24 saat içinde düzenlenen saldırılarda iki kişinin öldüğü ve çok sayıda kişinin yaralandığı aktarıldı.

Vadi Gazze Köprüsü yakınında, orta kesimin kuzeyindeki Selahaddin Caddesi üzerinde bir araca açılan ateş sonucu beş kişinin yaralandığı belirtildi.

Süren ihlaller kapsamında İsrail ordusunun Gazze kentinin güneydoğusundaki Zeytun Mahallesi’nin doğusunda konut binalarını yıktığı, ayrıca topçu birliklerinin Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah’ın doğu bölgelerini bombaladığı bildirildi.

Gazze Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 7 Ekim 2023’ten bu yana hayatını kaybedenlerin sayısının 72 bin 980’e, yaralı sayısının ise 173 bin 171’e yükseldiğini açıkladı.

Bakanlık, son 24 saat içinde bölgedeki hastanelere sekiz kişinin cansız bedeninin ve 43 yaralının ulaştırıldığını bildirdi.

Açıklamada, geçen yıl 11 Ekim’de başlayan ateşkes döneminden bu yana ölü sayısının 970’e, yaralı sayısının ise 3 bin 63’e yükseldiği, ayrıca 782 cenazenin enkaz altından çıkarıldığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığı, çok sayıda kişinin hâlâ enkaz altında ve yollarda bulunduğunu, ambulans ve kurtarma ekiplerinin bu kişilere ulaşamadığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran, nükleer tesis saldırılarını görmezden gelen UAEK’ya tepkili

Yayınlanma

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Yönetim Kurulu’nun Haziran 2026 toplantısı için hazırlanan karar taslağı, İran’ın nükleer yükümlülüklerini ihlal ettiği iddialarını yeniden gündeme getirdi. Press TV’nin paylaştığı metinde, ABD ve İsrail’in nükleer tesislere düzenlediği saldırıların yol açtığı hasar görmezden gelinirken, Tahran yönetimi kurumun taleplerini siyasi baskı olarak nitelendirdi.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Yönetim Kurulu’nun Haziran 2026 toplantısında sunulması planlanan yeni karar taslağı, Tahran’ın nükleer denetim yükümlülüklerine uymadığı yönündeki daha önce çürütülen iddiaları yeniden dolaşıma soktu.

Press TV’nin ulaştığı belgelere göre taslak metin, nükleer tesislere yönelik askeri saldırıları ve bu saldırıların tesislerin denetlenebilirliği üzerindeki fiziksel sonuçlarını dışarıda bırakarak ülke üzerindeki siyasi baskıyı artırmayı amaçlıyor.

“İran İslam Cumhuriyeti’nde Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) Güvence Anlaşması’nın ve İlgili BMGK Kararlarının Uygulanması” başlığını taşıyan taslak, ABD ve İsrail tarafından bombalanan üç kritik nükleer tesis gerçeğini kapsam dışı tutuyor.

Metinde, İran’ın ilan edilmemiş nükleer maddeler ve faaliyetler konusunda kurumla zamanında iş birliği yapmadığı ileri sürülürken, erişim sorunlarının doğrudan askeri müdahalelerden kaynaklandığı gerçeğinin çarpıtıldığı ifade ediliyor.

Siyasi kararlar askeri saldırılara zemin hazırlıyor

Karar metninde, İran’ı yükümlülüklerini ihlal etmekle suçlayan Haziran 2025 tarihli karara atıf yapılıyor. Tahran yönetimi, somut kanıt sunulmadan alınan söz konusu kararın, İsrail’in İran’a yönelik doğrudan askeri saldırılarına siyasi bir zemin oluşturduğunu savunuyor. UAEK’nın bu tutumuyla, NPT imzacısı egemen bir devlete yönelik askeri saldırganlığa fiilen alan açtığı belirtiliyor.

Mevcut taslakta, İran’ın son bir yıldır dile getirilen endişeleri gidermediği savunuluyor. Tahran ise kurumun taleplerinin nükleer anlaşmalar kapsamındaki yasal yükümlülüklerini aştığını dile getirerek bu iddiaları reddediyor. Batılı devletlerin baskısı altındaki UAEK’nın, yasal çerçevenin ötesinde taleplerde bulunurken, İran’ın karşı karşıya kaldığı yaptırımları ve askeri tehditleri teşvik eden bir tutum sergilediği kaydediliyor. Kurumun, nükleer tesislere düzenlenen saldırıları kınamaktan kaçınarak İran aleyhine yeni raporlar üretmeye odaklandığı bildiriliyor.

Taslak metinde, kurumun yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumun da dahil olduğu nükleer maddelerin doğruluğunu teyit edemediği bilgisi yer alıyor. Ancak kararda, kurumun erişim sağlayamadığını ileri sürdüğü tesislerin, ABD ve İsrail hava saldırılarında ağır hasar gören noktalar olduğu gerçeğinin gizlendiği vurgulanıyor. Genel Direktör Rafael Grossi liderliğindeki kurumun, bu saldırılara dair bugüne kadar herhangi bir kınama yayımlamadığına dikkat çekiliyor.

Karar taslağında uranyum stoklarının yaklaşık bir yıldır doğrulanamadığı belirtilerek bu durum nükleer silahların yayılması açısından bir risk olarak tanımlanıyor. Tahran yönetimi ise denetim imkanının kesintiye uğramasının asıl nedeninin, UAEK’ya baskı uygulayan güçler tarafından düzenlenen hava saldırıları olduğunu ifade ediyor.

Taslakta, konunun yeniden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) taşınması dahil “ek önlemler” alınabileceği tehdidi yer alıyor. Tahran kaynakları, daimi üyeleri askeri saldırganlığın tarafı olan bir konseye şikayet edilme girişimini uluslararası hukuk açısından çelişkili buluyor.

ABD İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu için UAEK’yi devreye soktu

Tahran nükleer tesislere yönelik saldırıları belgeledi

İran yönetimi, nükleer tesislerine yönelik taleplere karşı, NPT imzacısı hiçbir ülkenin benzer bir askeri saldırı altındayken yükümlülük ihlaliyle suçlanmadığını vurguluyor. Bombalanan bir ülkenin, saldırıların fiziksel sonuçlarından sorumlu tutulmasının uluslararası bir örneği bulunmadığı ifade ediliyor. İran, bir yıldan kısa sürede iki askeri müdahaleye maruz kalmasına rağmen NPT taahhütlerine bağlı kaldığını belirtiyor.

Haziran 2025’teki ilk saldırıda İsrail savaş uçakları Natanz ve Arak nükleer reaktörlerini hedef almıştı. Ardından 22 Haziran tarihinde ABD’ye ait B-2 ağır bombardıman uçakları Fordo, Natanz ve İsfahan’daki tesisleri vurdu. Bu saldırılar karşısında UAEK’nın sessiz kalması üzerine İran Meclisi, geçen yıl kurumla iş birliğini askıya alan yasayı onaylamıştı. İran’ın Viyana’daki Daimi Temsilciliği, 2025 ve 2026 yıllarında nükleer tesislere yönelik 17 dalga halinde çoklu hava saldırısı düzenlendiğini açıklayarak bu eylemleri “nükleer terörizm” olarak niteledi.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, UAEK Genel Direktörü Rafael Grossi’nin iddialarına yanıt vererek, teknik raporların siyasi baskı aracına dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi.

Garibabadi, erişim eksikliğinin tesislerin kasten hedef alınmasından kaynaklandığını belirterek, “Tesislerde yaşanan tahribatın asıl kaynağını görmezden gelip, bu durumun fiziki sonuçlarını İran’a yönelik bir suçlama unsuru olarak kullanamazsınız” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

ABD İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu için UAEK’yi devreye soktu

Yayınlanma

ABD, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun akıbetini belirlemek amacıyla Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu’na karar taslağı sundu. Tahran yönetimi nükleer tesislere erişim taleplerini reddederken, kurumun hassas bilgileri İsrail’e sızdırdığını ve ABD’nin kurtarma operasyonu adı altında uranyum çalmaya çalıştığını belirtti.

Washington, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun akıbetini belirlemek amacıyla Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEK) Yönetim Kurulu’na başvurdu.

ABD tarafından hazırlanan ve üye ülkelere sunulan karar taslağına ulaşan Reuters’ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, İran’a nükleer madde muhasebesi ve denetim altındaki nükleer tesislere ilişkin ajansa kesin ve net bilgi sağlaması yönünde çağrıda bulunulduğu belirtildi.

ABD gecikmesiz erişim için baskı yapıyor

ABD’nin hazırladığı metinde, Tahran yönetiminden bu bilgilerin doğrulanması için gerekli olan tüm erişim izinlerini sağlaması talep ediliyor. Karar taslağında, İran’ın işbirliği yapmasının hayati ve acil bir zorunluluk olduğu vurgulanırken, sürecin hiçbir gecikme olmaksızın işletilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Mevcut metinde, İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini ilan eden bir UAEK kararının ardından beklenebilecek olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sevk maddesi ise henüz yer almıyor. Söz konusu ihlal kararı, geçen yıl ABD ve İsrail’in İran’a karşı 12 gün süren savaştan bir gün önce, 12 Haziran 2025 tarihinde çıkarılmıştı. Reuters’a konuşan diplomatlar, konunun BMGK’ye taşınması seçeneğinin halen değerlendirme aşamasında olduğunu aktardı.

Al Mayadeen kanalı da karar taslağının kendi ulaştığı kopyasına dayanarak, Washington’ın UAEK Yönetim Kurulu’ndaki üye devletlere kendi tezlerini desteklemeleri yönünde yoğun lobi faaliyeti yürüttüğünü bildirdi.

Grossi taraflara yeniden temas çağrısında bulundu

Bu diplomatik hamleler, UAEK Başkanı Rafael Grossi’nin Tahran’a yönelik yeniden temas kurma çağrısıyla aynı döneme denk geldi. Grossi yaptığı açıklamada, “İran’daki güvence denetimlerinin tam ve etkili bir şekilde uygulanmasını kolaylaştırmak adına İran’ı kurumla yapıcı bir şekilde çalışmaya çağırıyorum. Yeniden temas sağlamamız son derece büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Reuters, haziran ayının başlarında yayınladığı haberde de ABD’nin yaklaşan UAEK toplantısında İran’ı kınayacak bir karar taslağı hazırlığı içinde olduğunu duyurmuştu.

Tahran kurumları casuslukla suçluyor

Tahran yönetimi ise UAEK’yi hassas ve gizli bilgileri sistematik olarak İsrail’e sızdırmakla suçlamaya devam ediyor. Geçen yıl yaşanan 12 günlük savaşın sonunda ABD, İran’ın kritik nükleer tesislerini hedef almış ve Tahran’ın nükleer programının tamamını yok ettiğini ileri sürmüştü. Ancak o dönemdeki istihbarat değerlendirmeleri, Washington’ın bu iddialarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koymuştu.

Söz konusu saldırılardan bu yana UAEK, vurulan nükleer tesislere denetim amacıyla erişim talep ediyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise geçen yıl yaptığı açıklamada, kurumun bu talebini kötü niyetli olarak nitelendirmişti.

Kurtarma operasyonunun arkasında uranyum hırsızlığı iddiası var

Nisan ayının başlarında Washington, İran hava sahasında düşen bir pilotu kurtarma operasyonu başlattığını açıklamıştı. Ancak operasyon sırasında ABD güçleri İran askerlerinin sert direnişiyle karşılaşmış ve basına yansıyan iddialara göre çok sayıda hava unsurunu kaybetmişti.

Gelişmelerin ardından İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ABD’nin pilot kurtarma operasyonu adı altında yürüttüğü bu askeri hamlenin, asıl amacı zenginleştirilmiş uranyumu çalmak olan bir aldatmaca ve gizli operasyonun parçası olabileceği belirtildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English