Diplomasi
Xi-Biden zirvesinden beklentiler

Merakla beklenen ABD-Çin zirvesine yaklaşık bir hafta kala, diplomatlar hızla bozulan ilişkileri güçlendirmek ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in altı yılı aşkın bir süredir gerçekleştirdiği ilk ABD gezisine hazırlanmak için yoğun bir çaba sarf ediyor.
Uzmanlar, birçoğu çalışma düzeyinde olmak üzere, yapılan görüşmelerin yoğunluğunu ve ölçeğini “şaşırtıcı” olarak nitelendirirken, denizcilik ve yüksek teknoloji alanlarındaki gerginliklerin arttığı bir dönemde rakip güçler arasında olası bir yumuşamaya işaret eden olumlu işaretler olarak değerlendiriyor.
Ancak uzmanlara göre, Xi’nin ABD Başkanı Joe Biden ile yapacağı zirvenin ilişkileri istikrara kavuşturmaya yardımcı olabilecek ve yanlış hesaplamalar ile istenmeyen krizleri önleyebilecek gerçek bir ilerleme sağlayıp sağlayamayacağı belirsizliğini koruyor.
Pennsylvania’daki Bucknell Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler profesörü olan Zhiqun Zhu, South China Morning Post’a verdiği demeçte, “Son dönemde üst düzey diplomatik temaslarda yaşanan telaş, ikili ilişkilerin geliştiğine ve iki tarafın San Francisco’da yapılması beklenen Biden-Xi zirvesi için ısındığına dair olumlu işaretler” dedi.
Ancak Zhu, yapısal sorunlar ve ilişkinin doğasına dair farklılıklar nedeniyle zirveden ve diğer ikili görüşmelerden çok fazla bir şey beklenmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu: “Pekin kazan-kazan işbirliğini vurgularken, ABD Çin’i alt etmeyi amaçlıyor.”
Zhu, “İki tarafın da güveni yeniden inşa etmesi ve ilişkiyi sadece konuşmanın ötesinde yönetmek için özel önlemler alması gerekiyor” dedi.
İkili diplomasi trafiği
Pekin, Xi’nin önümüzdeki hafta Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi için San Francisco’ya yapacağı ziyareti henüz resmi olarak teyit etmemiş olsa da, 2017’den bu yana ilk ABD ziyareti için hazırlıklar ve diplomatik temaslar son haftalarda hız kazandı.
Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi’nin ekim ayı sonunda Washington’a yaptığı ziyaretin ardından, Pekin’in Çin-ABD ekonomik ve ticari ilişkilerinden sorumlu Başbakan Yardımcısı He Lifeng’in de bu hafta ABD Hazine Bakanı Janet Yellen ile bir araya gelmesi planlanıyor. Pekin’in iklim elçisi Xie Zhenhua ile ABD’li mevkidaşı John Kerry arasında da cumartesiden salıya kadar Kaliforniya’da görüşmeler yapılacak.
Bu tür üst düzey temasların yanı sıra, her iki taraf da geçtiğimiz iki hafta içinde, pazartesi günü Washington’da silahların kontrolü ve yayılmanın önlenmesine ilişkin nadir bir toplantı da dahil olmak üzere bir dizi çalışma düzeyinde istişarede bulundu.
Pekin, Çin Dışişleri Bakanlığı’nın silah kontrol departmanının başında bulunan Sun Xiaobo ve ABD’nin silah kontrolünden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Mallory Stewart tarafından yönetilen bir günlük görüşmeler hakkında çok az ayrıntı verdi. ABD’li yetkililer bunun eski başkan Barack Obama döneminden bu yana özellikle nükleer silahlar konusunda yapılan ilk ikili görüşme olduğunu söyledi.
Dışişleri Bakanlığı görüşmeleri “samimi ve derinlemesine” olarak nitelendirirken, Reuters’e konuşan ve ismi açıklanmayan yetkililer toplantının “yapıcı” olduğunu ve ilerleme sağlandığını, ancak Pekin’in Washington’un Çin’in nükleer şeffaflığı ve hızla büyüyen nükleer kapasitesiyle ilgili endişelerine “esaslı bir yanıt vermediğini” söyledi.
3 Kasım’da her iki taraf da Pekin’de ihtilaflı Güney Çin ve Doğu Çin denizlerindeki durumla ilgili “esaslı, yapıcı ve samimi” görüşmelerde bulundu; gözlemciler denizlerde artan gerilimden kimin sorumlu olması gerektiği konusundaki tartışmanın “tehlikeli” olduğunu söyledi. Görüşmeler, bakanlığın sınır ve okyanus işleri departmanı genel müdürü Hong Liang ve Dışişleri Bakanlığı’nın Çin koordinatörü ve Çin ve Tayvan’dan sorumlu sekreter yardımcısı Mark Lambert tarafından yönetildi.
ABD, Çin’in 24 Ekim’de bir ABD savaş uçağını “güvenli olmayan bir şekilde durdurması” da dahil olmak üzere Güney Çin Denizi’ndeki “tehlikeli ve yasadışı eylemlerini” gündeme getirirken, Pekin ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve Çin’i hedef alan sık sık yapılan yakın keşif görevleriyle ilgili “ciddi endişelerini” dile getirdi.
Çin raporuna göre, yanlış hesaplama ve yanlış anlamadan kaçınmak için deniz durumunun yönetilmesi ve aynı zamanda işbirliği olasılığının araştırılması gerektiği konusunda ilkesel bir anlaşmaya varılmasına rağmen, hararetli görüş alışverişinin ardından belirgin bir ilerleme kaydedilmedi.
Bu görüşme, bakanlığın politika planlama departmanı başkanı Miao Deyu ile ABD Dışişleri Bakanlığı politika planlama personeli direktörü Salman Ahmed arasında 1 Kasım’da Viyana’da dış politika planlaması konusunda bakanlık düzeyinde yapılan bir görüşmenin ardından gerçekleşti.
He’nin ABD ziyareti öncesinde üst düzey Çinli ve Amerikalı ekonomi ve finans yetkilileri, Yellen’in temmuz ayındaki Çin gezisinin ardından eylül ayında iki çalışma grubunun başlattı ve ekim ayında finansal istikrar, denetim ve küresel finansal yönetişim konularında ilk görüşmelerini sanal ortamda gerçekleştirdiler.
Washington’ın Pekin’in kaygılarını ne kadar dikkate alacağı önemli
Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde ABD çalışmaları konusunda araştırma görevlisi olan Lu Xiang’a göre çalışma seviyelerindeki görüşmeler genellikle üst düzey toplantılar için gündem belirleme ya da üst düzey mutabakatın uygulanmasına yönelik ayrıntılar üzerinde çalışma amacını taşıyor: “Çalışma düzeyindeki bu görüşmeler hakkında çok az bilgi var. Ancak departman düzeyindeki yetkililer için kilit görev, ayrıntıları belirlemek ve üstleri ile liderler arasında daha ileri düzeyde görüşmelerin önünü açmaktır.”
Lu, çalışma düzeyindeki görüşmelerden bir ilerleme çıkmasının pek olası olmadığını ancak bu tür görüşmelerin atmosferi iyileştirmek ve Xi-Biden zirvesi için elverişli koşullar yaratmak açısından önemli olduğunu söyledi.
Lu’ya göre Çin açısından San Francisco’daki APEC zirvesinin kaderi büyük ölçüde Washington’un Pekin’in kaygılarını ne kadar dikkate alacağına ve Xi’nin ziyareti öncesinde anlamlı sonuçlar elde etmeye ne kadar istekli olacağına bağlı.
Çinli uzman, “Çin’in ABD’ye açılmasında bir sorun yok. Şimdi asıl mesele ABD’nin samimiyetini göstermesi ve ilişkileri yumuşatmak için bir şeyler yapması gerekiyor ama henüz bunu göremedik. Çin-ABD ilişkilerinde büyük bir iyileşme beklemek gerçekçi olmasa da, pratik sonuçlar hala elde edilebilir” dedi.
Lu, örneğin ABD’nin ticaret savaşının başladığı 2018’den bu yana Çin’e uyguladığı gümrük vergilerini istikrarlı bir şekilde kaldırabileceğini ve bunun Pekin’in yıllardır talep ettiği bir şey olduğunu söyledi:
“Bali mutabakatı [geçen yıl Ekim ayında Xi ve Biden arasındaki bir toplantıda varılan] geçtiğimiz yıl çoğunlukla ABD tarafı tarafından baltalandı. Şimdi, Çin ve ABD ilişkilerini düzeltirken, bir tür atılıma ihtiyacımız var ve bazı somut ve görünür sonuçlar görmeyi umuyoruz.”
Çin Dışişleri Bakanı Wang, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan ile yaptığı görüşmelerin ardından, Xi-Biden zirvesinin başarılı olması için birçok zorluğun çözülmesi gerektiğini vurgulamıştı.
Aradaki uçurumu kapatmak zor
Washington’daki Çin-Amerika Çalışmaları Enstitüsü’nde kıdemli politika uzmanı olan Sourabh Gupta, yoğun diplomatik temasların memnuniyet verici bir gelişme olduğunu ve her iki tarafın da Biden-Xi görüşmesinin başarılı bir sonucu olarak yansıtmak istediğini söyledi.
Gupta, “Şaşırtıcı, çünkü yelpaze geniş ve zengin ve bunlar finans ve ticaret kulvarlarındaki tartışmaların ötesinde” dedi.
Ancak Washington’un şubat ayında ABD üzerindeki ‘şüpheli’ bir Çin balonunu düşürmesiyle ilişkiler kesintiye uğramamış olsaydı, bu görüşmelerin çok daha önce gerçekleşmiş olacağını söyledi.
Asıl sorunun Amerikan tarafında yattığını söyleyen Gupta şöyle devam etti: “Biden yönetimi, iç siyasi duyguların önüne geçip Çin’i dış politika yelpazesine dahil edemeyecek kadar korkaktı. Ayrıca Pekin’le ilişki kurmadan önce ‘yatırım yapmak, uyum sağlamak ve rekabet etmek’ istedi.”
“Son altı ay içinde gerçekleşen şey, bir dizi sorun alanında çalışma gruplarının kurulması şeklindeki ‘süreç’tir. Bir noktaya kadar süreç kendi içinde bir ilerlemedir. Ancak Biden-Xi zirvesinde, ‘süreç’ somut çıktılarda olduğu gibi gerçek bir ‘ilerleme’ sağlamalıdır” diyen
Gupta, Xi-Biden zirvesinden sadece ortak bir basın açıklaması yerine ortak bir bildiri çıkmasının her iki taraf için de en önemli kazanım olacağını söyledi.
“Güney Çin Denizi, Rusya-Ukrayna, Gazze-İsrail, teknoloji kontrolleri gibi büyük ya da hassas konularda ilerleme kaydedilmesi söz konusu olduğunda, aradaki uçurumlar kapatılamaz. Umulabilecek en iyi şey, taraflardan birinin diğerine kötü bir sürpriz yapmaması ve alınan kilit kararlardan diğer tarafı haberdar etmesidir.”
Diplomasi
Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.
Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.
Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.
Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.
Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.
Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.
Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.
Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.
Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.
Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.
Sözcü şöyle devam etti:
“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”
Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.
Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.
Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.
Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.
Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.
Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.
JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.
Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.
“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.
Diplomasi
ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.
Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.
Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.
Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.
Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.
Çin’de bir hafta
Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.
Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.
Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.
İstihdam, enerji ve teknoloji
Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.
Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:
“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”
Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.
Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.
Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.
Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.
“Zamanlama her şeyi anlatıyor”
Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.
Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.
Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.
Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.
Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.
Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.
Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.
Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?
Diplomasi
UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.
The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.
İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.
Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.
En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.
Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.
Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.
The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.
FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.
Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.
Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya6 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını5 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı












