Diplomasi
Xi: ŞİÖ, hegemonyacılığa ve güç siyasetine karşı etkin bir güç haline geldi

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping pazartesi günü Rusya, Hindistan ve diğer Asya ülkelerinin liderlerine güvenlik ve ekonomik işbirliğini güçlendirme çağrısında bulundu, ŞİÖ’nün hegemonyacılığa ve güç siyasetine karşı etkin bir güç haline geldiğini söyledi.
Xi, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) 25. Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada bu açıklamayı yaptı. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de zirveye katılanlar arasındaydı.
Xi, üyelerin “Soğuk Savaş düşüncesine, blok çatışmasına ve zorbalığa karşı çıkmaları” gerektiğini söyledi. Ayrıca, “Dünya Ticaret Örgütü’nün merkezinde yer aldığı çok taraflı ticaret sistemini desteklemeleri” ve “eşit ve düzenli çok kutuplu bir dünya” savunmaları için çağrıda bulundu.
Çin lideri, örgüt üyelerine farklılıkları kenara koyup işbirliğini ve dayanışmayı geliştirme çağrısında bulunarak, “Eşit ve düzen içinde çok kutuplu bir dünyayı ve evrensel olarak kapsayıcı bir ekonomik küreselleşmeyi savunmalı, küresel yönetim sistemini daha eşit ve adil hale getirmeliyiz” ifadesini kullandı.
“ŞİÖ, uluslararası eşitliğin ve adaletin yanında olarak, uygarlıkların kapsayıcılığını ve birbirinden öğrenmesini savunarak hegemonyacılığa ve güç siyasetine karşı etkin bir güç haline geldi” dedi.
Xi, Çin’in ŞİÖ’yü “pratik” yollarla geliştirmeyi amaçladığını söyledi. Bu yıl içinde üye ülkelere 2 milyar yuan (280 milyon dolar) hibe yardımı sağlama, önümüzdeki üç yıl içinde ŞİÖ Bankalararası Konsorsiyumu’nun üye bankalarına 10 milyar yuan ek kredi verme ve gelecek yıldan itibaren ŞİÖ özel burslarının sayısını ikiye katlama planlarını açıkladı.
Xi ayrıca, güvenlik tehditlerini ele almak için bir merkezin ve bir uyuşturucu ile mücadele merkezinin bir an önce kurulmasını istedi.
Çin devlet medyasına göre, Pekin yakınlarındaki Tianjin şehrinde düzenlenen zirveye 20’den fazla yabancı lider katıldı ve bu, grubun şimdiye kadarki en büyük etkinliği oldu.

Xi-Modi buluşması
Xi, pazar günü Modi ile görüştü ve ABD Başkanı Donald Trump’ın, Rus petrolü satın alımlarını cezalandırmak amacıyla Hint mallarına ek gümrük vergileri uygulamasının hemen ardından Hindistan ile daha sıcak ilişkiler kurma niyetini ortaya koydu.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, zirve öncesinde Hindistan’a gitti ve Hindistan’ın yüksek teknoloji üretiminde kullanılan kritik metaller olan nadir toprak minerallerine olan ihtiyacını karşılama sözü verdi. Çin, ABD’nin gümrük vergilerine misilleme olarak nisan ayında nadir toprak elementleri ihracatına kısıtlamalar getirdi.
Çin ve Hindistan, sınır sorunlarından Çin’in Pakistan’a verdiği desteğe kadar çok çeşitli çelişkilerle karşı karşıya. Ancak analistler, kendi ülkesinde ekonomik yavaşlama yaşayan Çin’in, Hindistan’ın büyüyen tüketici pazarından ve altyapı ve sanayinin modernizasyonu talebinden faydalanabileceğini söylüyor. Ayrıca ABD tarafından yüzde 50 gümrük vergisi ile cezalandırılan Hindistan için de Çin’le yakınlaşma hamlesi stratejik görülüyor.
Xi-Putin dostluğu
Zirve, Çin ve Rusya arasındaki daha yakın ilişkilerin yanı sıra, iki liderin yıllar boyunca kurdukları dostluğun da bir göstergesi olarak yorumlandı ve Putin’in Xi ile olan yakın ilişkilerini vurguladı.
İki lider arasındaki kişisel uyum, pazar akşamı Xi ve eşi Peng Liyuan’ın katılımcı liderler için düzenledikleri hoş geldiniz yemeğinde ortaya çıktı.
Putin ziyafette Çin devlet başkanının yanında dururken fotoğraflandı ve ikili, salona girerken yan yana yürürken televizyonda görüntülendi.
Pezeşkiyan’dan iki öneri
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan zirvede yaptığı konuşmada, bölgesel krizlerin yönetimi için dışişleri bakanlarından oluşan bir kriz komitesinin kurulmasını teklif etti.
Komitenin, üyelerin egemenliğine yönelik ihlallerde hızlıca müdahale edebilecek bir yapıda olması gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “İran, uluslararası sistemin çok kutupluluğunun önemli sütunlarından biri olan Şanghay İşbirliği Örgütü’nün daha barışçıl ve ekonomik işbirliğine daha elverişli bir dünya oluşturmak için somut adımlar atması gerektiğine inanmaktadır” dedi.
Pezeşkiyan bu bağlamda, İran’ın “barışın inşasının gerekliliği” ve “tek taraflı yaptırımların etkisini azaltmak için mali işbirliğinin güçlendirilmesi gerekliliği” olmak üzere iki konuda özel öneri sundu: “Bölgesel barış ve güvenliği tehdit eden çeşitli krizler konusunda görüş alışverişinde bulunmak ve istişarelerde bulunmak, kriz yönetimine ilişkin operasyonel öneriler geliştirmek ve bunların takibi için bir mekanizma sağlamak amacıyla üye devletlerin dışişleri bakanlarından oluşan bir komitenin oluşturulması gerekmektedir. Bu komite, olası ve fiili çeşitli krizlerde bir üyenin talebi üzerine derhal toplanma yetkisine sahip olmalı ve örgütün entelektüel ve operasyonel kolu olarak uygun bir rol üstlenmelidir. Özellikle bir üyenin egemenliği ihlal edildiğinde, bu mekanizma derhal tepki vermeli ve egemenliği ihlal edilen üyeyi çeşitli kanallar aracılığıyla desteklemeye çalışmalıdır.”
Pezeşkiyan, Batılı ülkelerin tek taraflı yaptırımlarının üye ülkelerin ekonomik ilişkilerine zarar verdiğini hatırlatarak, bu sorunun çözümü için ulusal para birimleriyle ödemenin yaygınlaştırılması, dijital altyapıların kurulması ve çok taraflı para takas fonunun oluşturulmasını kapsayan “ŞİÖ Özel Hesaplar” mekanizmasının güçlendirilmesini önerdi.
Erdoğan-Xi görüşmesi
Zirve kapsamında Tianjin’de bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Çin lideri Xi Jinping ile bir araya geldi.
Xi, Çin ve Türkiye’nin bağımsızlık ruhuna sahip, yükselen büyük ülkeler olduğunu belirterek, ikili ilişkilerin üst düzeyde gelişmesinin her iki ülkenin temel çıkarlarına ve Küresel Güney’in ortak çıkarlarına hizmet ettiğini ekledi.
Xi, her iki ülkeyi barış, kalkınma ve kazan-kazan işbirliği gibi küresel eğilimleri kavramaya ve daha adil ve eşitlikçi bir küresel yönetişim sistemi oluşturmak için birlikte çalışmaya çağırdı.
Gelecek yılın Çin ve Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıldönümü olduğunu belirten Xi, iki tarafın bu fırsatı ikili ilişkileri güçlendirmek için değerlendirmesi gerektiğini söyledi. “İki ülke, siyasi karşılıklı güveni pekiştirmeli, kendi temel çıkarları ve önemli endişeleriyle ilgili konularda birbirlerini desteklemeli ve terörle mücadele ve güvenlik alanındaki işbirliğini güçlendirmelidir” dedi.
Xi, iki ülkenin pratik işbirliğini derinleştirmesi ve yeni enerji, 5G teknolojisi ve biyotıp alanlarında yeni işbirliği fırsatları araması gerektiğini söyledi. Ayrıca, uluslararası adalet ve hakkaniyeti korumak için her iki tarafın çok taraflı çerçeveler içinde koordinasyonu güçlendirmesi çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Çin ile yakın üst düzey ilişkilerini sürdürmeye, yüksek kaliteli Kuşak ve Yol işbirliğini ilerletmeye ve altyapı ve yeni enerji gibi alanlarda işbirliğini güçlendirerek ikili ilişkilerin sağlam büyümesini desteklemeye hazır olduğunu söyledi.
Erdoğan, Türkiye’nin ŞİÖ çerçevesinde Çin ile işbirliğini geliştirerek bölgenin ve dünyanın kalkınmasına ve refahına katkıda bulunmaya hazır olduğunu belirtti ve Çin’in Orta Doğu meselesindeki adil tutumunu övdü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin “Tek Çin” politikasına desteğini yinelerken iki ülke arasındaki ilişkilerin stratejik boyutuna dikkati çekti.
Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal da yer aldı.
Çin tarağında ise, Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri Cai Qi, Dışişleri Bakanı Wang Yi de dahil olmak üzere üst düzey Çinli yetkililer yer aldı.
Pazartesi günü sona erecek zirvede, Tianjin deklarasyonu olarak adlandırılan bir ortak bildiri ve 10 yıllık bir kalkınma planı hazırlanması bekleniyor.
Bazı yabancı liderler, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yıldönümünü anmak için çarşamba günü Pekin’de düzenlenecek askeri geçit törenine katılmak üzere Çin’de kalacak.
Şanghay İşbirliği Örgütü
ŞİÖ, ilk olarak 1996’da sınır güvenliği ve ekonomik işbirliği ittifakı olarak Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından oluşturuldu. O yıllarda “Şanghay Beşlisi” olarak anılan gruba 2001’de Özbekistan’ın da dahil edilmesiyle örgütün kuruluşu gerçekleşti.
2017’de Kazakistan’da düzenlenen Astana Zirvesi’nde Hindistan ve Pakistan’ın üyelik süreçleri tamamlanırken 2021’de Tacikistan’da düzenlenen Duşanbe Zirvesi’nde İran’ın, 2024’te Kazakistan’da düzenlenen Astana Zirvesi’nde Belarus’un katılımıyla örgütün üye sayısı 10’a ulaştı.
Moğolistan ve statüsü Eylül 2021’den bu yana aktif durumda bulunmayan Afganistan, örgütte “gözlemci” olarak yer alırken ŞİÖ’nün, aralarında Türkiye’nin de olduğu 14 ülkeyle “diyalog ortaklığı” bulunuyor.
Örgüt üyesi ülkelerin yüz ölçümlerinin toplamı, Avrasya kıta parçasının yaklaşık yüzde 65’ini kapsıyor, dünya nüfusunun yüzde 40’ını ve küresel gayrisafi hasılanın yüzde 30’unu temsil ediyor.
Diplomasi
Ermenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı

Ermenistan ve ABD, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (TRIPP) projesine ilişkin stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da imzalanan belgenin Ermenistan’a ulaştığını ve onay sürecine hazır olduğunu bildirdi.
Ermenistan ve ABD, Ermenistan topraklarında gerçekleştirilmesi planlanan “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (Trump Route for International Peace and Prosperity – TRIPP) projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Gelişme, Ermenistan Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden duyuruldu.
Ermenistan Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın ilgili belgeyi imzaladığı anlara ait bir video paylaşıldı.
İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Mirzoyan, “TRIPP projesine ilişkin çerçeve anlaşmasını az önce imzaladım. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da anlaşmayı imzalayarak belgeyi Ermenistan’a gönderdi. Böylece anlaşma onaylanmaya hazır hale geldi” ifadelerini kullandı.
Mirzoyan ve Rubio, 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da TRIPP projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını parafe etmişti.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ağustos 2025’te ortak bir deklarasyona imza atmıştı. Söz konusu deklarasyonda, Erivan yönetiminin Ermenistan topraklarında TRIPP projesinin çerçevesini oluşturmak üzere Washington ve üçüncü taraflarla birlikte çalışacağı taahhüt edilmişti.
Proje kapsamında Ermenistan topraklarında karayolu, demiryolu ile petrol ve doğalgaz boru hattı altyapısının inşa edilmesi planlanıyor. TRIPP projesi, Azerbaycan’ın ana topraklarını Ermenistan üzerinden geçecek 42 kilometre uzunluğundaki bir hatla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve ardından Türkiye’ye bağlamayı hedefliyor.
Mayıs ayında, Amerikan mühendislik ve danışmanlık şirketi AECOM yetkilileri, TRIPP projesinin hayata geçirileceği sahada inceleme çalışmalarına başlamıştı. AECOM ekibinin, ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı Fonu adına Erivan’a geldiği bildirilmişti.
Diplomasi
OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.
Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.
Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.
Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.
OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.
Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.
Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.
Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.
Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.
Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.
ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.
Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.
Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.
Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.
Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.
Diplomasi
İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.
İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.
Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.
Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.
Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.
Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.
Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.
Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.
Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.
Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor









