Bizi Takip Edin

Diplomasi

Ukrayna’daki savaş küresel silah sanayisini ihya ediyor

Yayınlanma

Rusya-Ukrayna savaşı, başta ABD ve Avrupa olmak üzere küresel silah sanayisi devlerine kazandırmaya devam ediyor. Özellikle Avrupa’daki güçlü silah şirketleri siparişleri yetiştirebilmek için üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor.

Örneğin İngilizlerin ünlü şirketi BAE Systems, savaşta başarı kazanan M777 obüslerinin durdurulan üretimini yeniden başlatma kararı aldı. BAE’ye bakılırsa M777 ile Orta Avrupa ülkeleri ilgileniyor. Şirketin başkan yardımcısı Mark Signorelli, yeniden üretime başlamak için en az 150 yeni M777 siparişi almaları gerektiğini sözlerine ekledi.

Yeniden üretim için Amerikan ordusunun onayı bekleniyor. Yine Amerikan Himars ve Anglo-İsveç ortak yapımı NLAW taşınabilir anti tank füzeleri için de yeni siparişler geliyor. 

ABD’nin olağan şüphelileri Raytheon, Lockheed Martin ve L3Harris Technologies de savaşın kazananlarından. L3Harris, Ukrayna’ya 200 milyon dolarlık bir sipariş aldı. Raytheon, eski Stinger’ların parçalarını kullanıyor ve üretimi artırmak için emekli personelini yeniden göreve çağırdı. Lockheed Martin ise Javelin anti tank füzelerinin üretimini ikiye katlarken, Himars roket fırlatıcılarının ve GMLRS füzelerinin üretimini yüzde 60 artırdı.

Alman sanayisine savaş ‘morali’

Almanya’da, ucuz Rus gazının kesilmesiyle birlikte zora düşen sanayinin önüne savaş avuntusu atılmış durumda. Almanya’nın otomotiv ve savunma şirketi Rheinmetall AG ile Avrupa’nın önemli silah üreticilerinden Rheinmetall, İspanyol patlayıcı üretim şirketi Expal’ı 1,2 milyar avroya satın aldı. Şirketin CEO’su Armin Papperger, müşterilerin kapasite sahibi şirketlerle kontrat imzalayacağını söyledi. Rheinmetall’e göre, Expal 2023’te 400 milyon avroluk bir satış bekliyordu.

Rheinmetall hisseleri, 1 Ocak’tan bu yana yüzde 115 değer kazandı. Şirket, tank mühimmatı üretimini bir yılda 70.000’den 140.000’e çıkardığını açıkladı. Top üretimini de 70.000’den 110.000’e çıkaran Rheinmetall, havan topu üretim kapasitesini de ikiye katladı. Papperger, potansiyel orta kalibreli top üretim kapasitesini yıllık 1,2 milyondan 2,2 milyona yükselttiklerini, askeri kamyon üretme kapasitelerini de 2.500’den 4.000’e çıkardıklarını kaydetti.

Rheinmetall haricinde Alman askeri iletişim ekipmanları geliştiren Rohde & Schwarz, Rheinmetall ile birlikte askeri araçlar geliştiren Volkswagen’in Traton’u, Leopard 2 tanklarının üreticisi Krauss-Maffei Wegmann (KMW) da sipariş yetiştiremeyenlerden. 

Alman hükümeti, yakın zamanda Ukrayna’ya gönderilmek üzere 100 Panzerhaubitze 2000 kendinden tahrikli obüs sipariş etmişti. Bu üretimi KMW yapacak. Sözleşmenin 1,7 milyar avro değerinde olduğu belirtiliyor. Bu obüsler yakın zamanda Alman medyasında, bakımları nedeniyle güçlük taşıdıkları için Ukrayna’da şikayete konu oldukları iddiasıyla gündem olmuştu.

KMW’nin Fransız Nexter’le ortak şirketi KNDS ise hükümetlerin yeni silah sözleşmelerini şekillendirmesi gerektiğini söylüyor. KNDS CEO’su Frank Haun, yalnızca konuşmalar ve duyurularla kapasite artırımı riskine giremeyeceklerinin altını çiziyor.

Alman hükümetinin yeniden silahlanma programı da dardaki ekonomiye teşvik niteliğinde. İsveçli askeri giyim ekipmanı üreticilerinden Snigel Design’ın CEO’su Carl Jonasson, Mayıs ayında Almanya’dan aldıkları siparişin boyutları karşısında şaşırdığını gizlememişti. 

Doğu ve Orta Avrupa yeni ihracat pazarları buluyor

Alman silah şirketlerinin yanı sıra, eski Varşova Paktı ülkelerinin savaş sanayisi de Ukrayna savaşı ile birlikte önemli bir pazar elde etmiş durumda.

Polonya’da devletin elindeki silah ve mühimmat konsorsiyumu PGZ’nin CEO’su Sebastian Chwalek, yeni pazarlara girmek ve önümüzdeki yıllarda ihracat gelirlerini artırmak için önlerinde önemli bir fırsat olduğunu söyledi. PGZ konsorsiyumu, silahtan nakliyeye kadar 50’nin üzerinde şirketi kontrol ediyor.

Chwalek’in Reuters’a verdiği bilgilere göre, PGZ önümüzdeki on yılda 1,75 milyar avroluk yatırım yapmayı planlıyor. Bu rakam, savaş öncesindeki yatırım planındaki rakamın iki katından fazla. Yeni üretim tesislerinin güvenlik nedeniyle Rusya’nın müttefiki Belarus sınırlarından uzakta yapılacağı da belirtiliyor.

Chwalek, 2023’te Piorun MANPAD’larından 1000 adet üretebilecek kapasiteye eriştiklerini açıkladı. Bu rakam 2022’de 600, daha önceki yıllarda da 300 ila 350 idi. Şirketin savaş öncesi 2022 gelir tahmini 1,43 milyar avroydu. Yeni durumla birlikte yıl sonunda bu gelirin çok üstüne çıkılacağı düşünülüyor.

Çekya da silah sanayisini Ukrayna’da savaşın hizmetine sunan ülkelerden. Savunma Bakan Yardımcısı Tomas Kopecny’nin Reuters’a verdiği bilgilere göre Prag, Kiev’e 2 milyar avroluk silah ve ekipman satışı yaptı. Sosyalist blok döneminde SSCB’den sonra en büyük silah üretici olan Çekya (o zamanlar Çekoslovakya), 1989’dan bu yana en büyük silah ihracatını gerçekleştirmiş durumda. 

Çekya’nın en büyük mühimmat üreticisi STV Group CEO’su David Hac, düşük kalibreli mühimmatlar için yeni üretim hatları yaratacaklarını, yüksek kalibreli mühimmatlar içinse kapasite artırımını düşündüklerini söyledi. Hac, daralmış emek piyasası düşünüldüğünde, yeni işçileri yavaşlayan otomotiv sektöründen elde etmeye çalıştıklarını da sözlerine ekledi. 

Bir başka Çek savaş devi Czechoslovak Group, 2022’nin ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre gelirlerini neredeyse ikiye katladı. Grubun sözcüsü Andrej Cirtek, Ukrayna savaşının başlamasının ardından Ukrayna ordusuna yaptıkları satışın katlandığını belirtti.

Güney Kore’den sürpriz atak

Dünyanın en büyük dördüncü silah ihracatçısı konumuna gelen Güney Kore de Ukrayna savaşının kazananlarından. Hyundai-Kia Automotive Group bünyesinde yer alan ROTEM tarafından geliiştirilen K2 tankları şimdiden Meksika’dan Katar’a kadar birçok ülkenin hedefinde.

Seul, Ukrayna’ya doğrudan silah yardımı yapmayacağına ilişkin beyanda bulunmuşsa da ABD’nin Kore’den mühimmat satın alarak Ukrayna’ya transfer etmek istediği konuşuluyor. Anlaşmanın ayrıntıları Wall Street Journal’da ortaya çıktığında, Güney Kore Savunma Bakanlığı bir açıklama yaparak mühimmatların son kullanıcısının ABD olduğuna inandıklarını söylemişti.

Tüm sözlere rağmen Güney Kore’nin Ukrayna savaşı ile başlantısı yeni değil. Geçen Eylül ayında Polonya ile tarihinin en büyük silah anlaşmasını imzalayan Güney Kore, Varşova’ya 1000 K2 tankı, 600’den fazla Hanwha K9 motorlu obüs ve onlarca savaç uçağı tedarik edecek. Bu satış, Polonya’ya, Ukrayna’ya gönderdiği silahların yerini yenilerinin almasında yardımcı olacak.

Hanwha K9 obüslerinin müşterileri arasında Finlandiya, Hindistan, Norveç, Estonya, Avustralya, Mısır ve Türkiye de yer alıyor. 

Silah sanayisinin sınırları

Sanayisizleşme tehdidi altındaki Avrupa’nın savaş tesellisinin sınırları bulunuyor. Rönesans yaşayan savunma sanayisi, enerji ve malzeme fiyatlarındaki artış ile üçüncü ülkelerden ithalata bağımlılık nedeniyle tekrar inişe geçebilir.

EURACTIV’e konuşan Çekya Silah ve Savunma Sanayisi Birliği Balkanı Jiří Hynek, askeri ürünlerin üretilmesi için gereken hammaddelerin çoğunun ya Avrupa’dan çıkarılmadığını ya da çok az çıkarıldığını hatırlattı. Hynek, kritik malzemelerin çoğunun da Asya ve Afrika ülkelerinden ithal edildiğinin altını çizdi.

Başkanın belirttiğine göre bugün piyasada tedariği az olan malzemeler şunlar: tüm paketleme materyalleri, birçok kimyasal ama özelliği barut yapımında gereken selüloz, fiyatları astronomik seviyelerdeki sentetik kauçuk. Son materyal kurşun geçirmez yelekler için kullanılıyor ve AB bu madde konusunda, Asya’ya, özellikle de Çin’e bağımlı.

İtalyan askeri gemi yapımcısı Cantiere Navale Vittoria’nın Başkanı Paolo Può’nun verdiği bilgilere göre, çeliğin ton fiyatı 700 avrodan 3500 avroya yükseldi, alüminyumun kilo fiyatı ise 5 avrodan 15 avroya çıktı. Può, çoğu sözleşmelerinin devletle olduğuna dikkat çekerek sektöre devlet müdahalesi istediklerini de sözlerine ekledi. 

Rheinmetall de hammadde stokladıklarını açıkladı. Alüminyum ve önemli plastikleri önde satın aldıklarını söyleyen Alman silah üreticisi, orta vadede sorun yaşamamak için yarı iletkenler de elde ettiklerini belirtti. Şirket, bu yıl işletme sermayesini ciddi biçimde artırdıklarını da söyledi.

Fransa’da ise yarı iletken ve çip sorunu nedeniyle savaş sanayisi Ukrayna savaşının öncesinden bu yana üretim zorlukları yaşıyor.

Diplomasi

Polonya askerlik çağındaki Ukraynalıları zorla iade etmeyecek

Yayınlanma

Polonya Özel Hizmetler Bakanı Tomasz Siemoniak, ülkede bulunan ve Ukrayna’da seferberlik kapsamına giren erkeklerin yakalanarak zorla geri gönderilmeyeceğini açıkladı. Varşova yönetiminin Ukraynalıları ülkelerine dönmeye teşvik edecek çeşitli önlemleri değerlendirebileceğini belirten Siemoniak, sürecin zor kullanarak yürütülmesine karşı olduğunu vurguladı.

Polonya Özel Hizmetler Bakanı Tomasz Siemoniak, Radio Zet kanalının yayınında yaptığı açıklamada, Polonya’da bulunan ve Ukrayna’da seferberlik kapsamına giren Ukrayna vatandaşlarının gözaltına alınmayacağını ve zorla Ukrayna’ya gönderilmeyeceğini bildirdi.

Siemoniak, Polonya İçişleri Bakanlığının askeri çağdaki Ukraynalılara otomatik olarak koruma sağlanması konusunu Avrupa Birliğinin 15 Temmuz’daki kararından önce de defalarca ele aldığını belirtti.

Varşova yönetiminin, Ukraynalıların “vatanlarına karşı görevlerini yerine getirmelerini” teşvik etmek amacıyla çeşitli önlemleri değerlendirebileceğini kaydeden Siemoniak, “Bunu güç kullanarak yapmamız gerektiğini düşünmüyorum” ifadesini kullandı.

Avrupa Birliği ülkeleri 15 Temmuz’da Ukraynalı mültecilere yönelik geçici koruma mekanizmasının süresini Mart 2028’e kadar uzatma kararı almış, ancak askerlik yükümlülüğü bulunan kişileri bu kapsamın dışında tutmuştu.

Söz konusu yeni kuralın yalnızca yeni başvuruda bulunacak kişiler için geçerli olacağı, Avrupa Birliği ülkelerinde halihazırda geçici koruma statüsünden yararlanan Ukraynalıları etkilemeyeceği belirtilmişti.

Ukraynalı yetkililerle asker tedariki konusunu defalarca görüştüğünü aktaran Siemoniak, “Bu çok büyük bir eksiklik. Ukrayna için bir numaralı eksiklik durumunda. Bu nedenle bu tür kişilerin Ukrayna’ya dönmesiyle kesinlikle ilgileniyorlar” dedi.

Ukrayna’da 2022 yılında başlayan askeri harekatın ardından 27 ile 60 yaş arasındaki erkekler askere çağrılmıştı. Seferberlik yaşı 2024 yılında 25’e düşürüldü.

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı Pavel Palisa, seferberlik yaşının daha da düşürülmesinin şimdilik planlanmadığını açıkladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, nisan ayında Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Ukraynalı erkeklere cephedeki rotasyonun sağlanması amacıyla ülkeye dönmeleri çağrısında bulunmuştu.

Zelenskiy, 4 Ağustos’ta şartlı tahliye edilen belirli eski hükümlü kategorilerinin yalnızca muharip birliklerde değil, Bölgesel Asker Alma Merkezleri (TÇK) ve yardımcı birimlerde de sözleşmeli olarak görev yapmalarına imkan tanıyan yasayı imzaladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

FBI Direktörü Patel Çin ve Rusya ile ortaklık kurduklarını açıkladı

Yayınlanma

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Kash Patel, Çin ve Rusya ile sınır ötesi suçlar, siber dolandırıcılık ve çocuklara yönelik suçlarla mücadelede ortaklık ilişkileri kurduklarını duyurdu. Patel, geleneksel olmayan bu ortaklarla yürütülen girişimlerin seçici ve belirli suç türleriyle sınırlı olduğunu, personel değişimleri ve ortak operasyonları içerdiğini belirtti.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Kash Patel, sınır ötesi suçlar, siber dolandırıcılık ve çocuklara yönelik suçlarla mücadele kapsamında Çin ve Rusya ile ortaklık ilişkileri kurduklarını bildirdi.

Patel, söz konusu ortaklığın karşılıklı personel ziyaretlerini kapsadığını belirtti. Bu süreç dahlinde Çinli kolluk kuvvetleri ABD’yi ziyaret ederken, FBI ajanları da ortak çalışma yürütmek ve istihbarat paylaşımında bulunmak amacıyla Çin’e gitti. Taraflar ayrıca ortak baskınlar ve tutuklamalar da gerçekleştirdi.

FBI Direktörü, “geleneksel olmayan ortaklar” ile yürütülen bu girişimleri seçici olarak nitelendirdi ve bunların belirli sınır ötesi suç türleriyle sınırlandırıldığını vurguladı. Bu suç kategorilerinin arasında siber dolandırıcılık ve çocuklara karşı işlenen suçlar yer alıyor.

Reuters’ın aktardığına göre, ABD’li yetkililer uzun süredir Rusya ve Çin’i suçla mücadelede olası müttefikler olarak değil, aksine suçun ihracatçıları olarak tanımlıyordu. Patel ise bu tür risklerin kontrol altına alınabileceğini savundu.

Patel konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Bu yeni ve dinamik bir şekilde gelişen bir ilişki ve onların birçok konudaki düşmanca yaklaşımına karşı son derece dikkatliyiz. Durmaya niyetleri yok, ancak Amerika için zaferler elde edebileceksek diyalog kurmalıyız.”

Rusya ile 15 aydır süren temaslar

Patel, ABD kolluk kuvvetlerinin şiddet içeren suçlara müdahale etmeksizin aylardır Rusya ile işbirliği yaptığını açıkladı. Sürecin zaman aldığını belirten Patel, “Bu durum bir gecede gerçekleşmiyor. Bunun üzerinde zaten 15 aydır çalışıyoruz” dedi.

FBI, geçtiğimiz haziran ayında Çin kolluk kuvvetleriyle ortaklaşa hareket ederek çocuk pornografisi yayan uluslararası bir ağı çökertti. Yürütülen operasyon kapsamında 16 şüpheli gözaltına alındı.

Patel, Çin ve Rusya ile yürütülen çalışmalarda uygulanan metodolojinin diğer ülkelere de uyarlanabileceğini ifade etti. Patel, “Herkesin ‘bunu yapmayın’ ve ‘bunu yapamazsınız’ dediği bir dönemde bunu Çin ile başarmış olmamız, neredeyse herkesle neler yapabileceğimizi gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Pekin ziyareti tamamlandı, sıra Moskova’da

Reuters’ın yine FBI çalışanlarına dayandırdığı bilgilere göre Patel, temmuz ayı sonlarında gerçekleştirdiği Pekin gezisinden döndü. Direktörün Rusya ziyaretinin ise ön hazırlıklar kapsamında ekim ayı için planlandığı kaydedildi.

Diğer yandan Politico dergisi, bir kaynağa dayandırdığı temmuz tarihli haberinde, Patel’in yıl sonunda Rusya’yı ziyaret etmeyi planladığını duyurmuştu. Ancak FBI Direktörü’nün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşüp görüşmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise yaptığı açıklamada Patel’in Rusya ziyareti hakkında bilgi sahibi olmadığını belirtti.

FBI düzeyinde Rusya’ya yapılan son ziyaret 2013 yılında gerçekleşmişti. O dönemki FBI Direktörü Robert Mueller, Boston Maratonu bombalı saldırılarına ilişkin soruşturma çerçevesinde Moskova’ya gelmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Infantino, FIFA personelini acil toplantıya çağırdı

Yayınlanma

Gianni Infantino, üzerindeki baskıların artmasıyla birlikte çarşamba günü (5 Ağustos) Fas’ın Rabat kentinde FIFA personeli için acil bir toplantı çağrısında bulundu.

PA’nın edindiği bilgilere göre, toplantı hafta sonu sonrasında çağrıldı ve toplantıya genel sekreter Mattias Grafstrom ile birlikte, organizasyonun genel sekreter yardımcısı Daniel O’Toole, hukuk başkanı Emilio Garcia Silvero, üye federasyonlar başkanı Elkhan Mammadov, insan kaynakları başkanı Kimberly Morris, medya direktörü Bryan Swanson ve iletişim direktörü David Farrelly’nin de yer aldığı FIFA yönetim kurulu da katılacak.

Eski Arsenal teknik direktörü Arsene Wenger, FIFA’nın küresel futbol geliştirme başkanı olarak, salı günü yaptığı açıklamada, Dünya Kupası’nı düzenleyecek bir şirkete özel yatırım çekme planında “yer almadığını” belirtti. Fakat bu planın geri çekilme kararının “kesinlikle gerekli ve tartışmasız” olduğunu vurguladı.

Infantino’dan sonra organizasyondaki en kıdemli ikinci isim olan Grafstrom’un da, geçen hafta yaşanan ve “neyse ki projenin kalıcı olarak rafa kaldırılmasıyla sonuçlanan” “üzücü ve kınanması gereken olaylar dizisi”ne değinerek FIFA personeli ile iletişime geçtiği anlaşılıyor.

FIFA turnuvalarının ticari ve operasyonel yönlerini yönetecek bir şirket olan FIFA Forward Enterprise’ın (FFE) kurulmasına yönelik plan geçen hafta gündeme gelmişti.

En tartışmalı husus, FFE’nin %20’sinin özel yatırımcılara satılması fikriydi.

FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor

Plan, Avrupa futbolunun yönetim organı UEFA’nın yanı sıra Kuzey ve Orta Amerika ile Karayipler’deki ülkeleri temsil eden CONCACAF ve Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) tarafından kesin bir dille reddedildi.

UEFA ayrıca, plan iptal edilene kadar Dünya Kupası dahil olmak üzere FIFA turnuvalarını boykot etmekle tehdit etti.

UEFA, planın iptal edildiğinin açıklanmasına rağmen Infantino’ya olan “güvenini yitirdiğini” belirtti ve İngiltere ve Galler’inkiler de dahil olmak üzere bir dizi üye federasyon o günden bu yana Infantino’ya verdikleri desteği resmen geri çekti.

İskoçya Futbol Federasyonu’nun da UEFA’nın tutumuna katıldığı anlaşılıyor.

FIFA Konseyi üyeleri arasında, Infantino’yu bu planlar ve Folarin Balogun davasını ele alış biçimi konusunda hesap vermesi için bir toplantı talep etmek üzere 19 kişilik çoğunluğu sağlamak amacıyla çalışmaların sürdüğü bildiriliyor.

PA’nın edindiği bilgilere göre, çoğunluk sağlanamazsa veya Infantino bu talebi reddederse, ona karşı çıkan konsey üyeleri bir “yönetim boykotu” düzenlemeyi ve FIFA’yı fiilen işlevsiz hale getirmeyi planlıyor.

Wenger, son günlerde FFE planları konusundaki sessizliği nedeniyle eleştirilere maruz kalmıştı ancak salı günü yaptığı açıklamada projenin geri çekilmesini memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Oyuna bağlılık, şeffaflık ve dürüstlükle hizmet eden bağımsız bir FIFA’ya sarsılmaz bir inancım var,” dedi.

Grafstrom’un, Dünya Kupası sırasındaki çabaları için FIFA personeline teşekkür eden bir e-posta gönderdiği ancak onların şu anda “anlaşılması ve kabul edilmesi zor bir kargaşanın ortasına atıldıklarını” kabul ettiği belirtiliyor.

UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Grafstrom, personelin “şu anda yaşadığımız siyasi ortamdan korunacağını ve kollanacağını” vaat etti ve şu anlamlı sözleri ekledi:

“Bireyler, istikrarsız anlar ve talihsiz olaylar gelir geçer. Kurum, misyonu ve dünya futboluna karşı sorumluluğu ise devam eder.”

Bu açıklamalar, geçen hafta Infantino’nun kıdemli danışmanı Carlos Cordeiro’nun istifasının ve FIFA operasyon müdürü Kevin Lamour’un Associated Press’e yaptığı, kuruluşun personelinin Infantino tarafından “aldatıldığını” söylediği sert açıklamanın ardından geldi.

Afrika, Güney Amerika ve Okyanusya’nın büyük ölçüde Infantino’ya destek vereceği öngörülürken, Asya federasyonları onun geleceğinin anahtarını elinde tutabilir.

Aralarında Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Sri Lanka ve Lübnan’ın da bulunduğu bazı federasyonlar Infantino’ya destek verdiklerini açıkladı.

Fakat Ürdün, tam tersi bir tutum sergiledi. Ürdün Futbol Federasyonu Başkanı Prens Ali Bin el-Hüseyin, FIFA’yı şantajla suçladı.

X’te paylaştığı bir gönderide, Prens Ali, FIFA’nın Dünya Kupası sırasında kendisine, Infantino’ya oy vermesi halinde federasyona ödenmesi gereken parayı alacağını söylediğini iddia etti.

FIFA, Prens Ali’nin açıklamalarından haberdar ancak şu ana kadar yanıt vermekten kaçındı.

UEFA da Infantino’ya, FFE planı konusunda hukuki işlem başlatmayı “aktif olarak değerlendirdiğini” bildirdi ve Avrupa futbolu organı adına hareket eden avukatlar, Infantino ile diğer FIFA çalışanlarına projeyle ilgili tüm belgeleri tespit etmelerini, yerlerini belirlemelerini ve muhafaza etmelerini emretti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English