Bizi Takip Edin

Diplomasi

AB’den Hindistan hamlesi: Leyen Yeni Delhi’de

Yayınlanma

AB, Hindistan ile ilişkilerini geliştirerek ABD ile ilişkilerde yaşanan hızlı kötüleşmeyi telafi etmeye çalışıyor ve Çin ile Rusya’ya karşı yeni müttefikler elde etmeye çabalıyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve çok sayıda Komisyon üyesi, yerel hükümetle görüşmelerde bulunmak üzere dün (27 Şubat) Yeni Delhi’ye gitti.

Ziyaretin amacı karşılıklı ticareti güçlendirmenin yollarını bulmak, özellikle de de ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergisi tehdidi nedeniyle ABD ile ticarette meydana gelmesinden korkulan zayıflamayı telafi etmek olarak açıklanıyor.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, kısa süre önce Trump’la görüşse de, hükümeti gümrük savaşlarına hazırlanıyor ve ABD’ye ihracatta yaşanacak olası kaybı telafi etmek için Avrupa’ya bakıyor.

Berlin ve Brüksel daha önce Yeni Delhi’yi Pekin’e karşı konumlandırmak amacıyla daha yakın işbirliği arayışındayken, örneğin Avrupa Dış İlişkiler Konseyi düşünce kuruluşu şimdi ABD ile ilişkilerde çalkantılara hazırlanmak ve “acilen alternatif jeopolitik ilişkiler kurmak” gerektiğini söylüyor.

Bir yandan AB üyesi ülkelerin ekonomileri için Çin’le ticarete bir alternatif yaratılması amaçlanırken, diğer yandan da kendisini Pekin’in geleneksel Asyalı rakibi olarak gören Hindistan’ın siyasi ve askeri olarak güçlendirilmesi gündemde.

Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Brüksel ve önde gelen AB ülkeleri de Yeni Delhi’yi Moskova ile olan yakın bağlarından kurtarmayı hedefliyor. Hindistan’ı Çin’e karşı bir güç olarak inşa etme niyeti Hindistan başkentinde düzenli olarak sempatiyle karşılanırken, ülke ile Rusya’nın arasını açma planı ise kızgınlığı tetikliyor.

Kasım ayında Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar İtalyan Corriere della Sera gazetesine verdiği bir mülakatta, “Dünyanın bu kısmı [Avrupa] dünyanın her kısmının kendi çıkarları olduğunu anlamalıdır,” demiş ve hayatın her zaman “diğer insanların çıkarlarına saygı duymakla ilgili olduğunu, her şeyi kendi fikirlerinize göre belirlemekle ilgili olmadığını” söyleyerek AB’yi eleştirmişti.

Mevcut durumda, ABD’ye yapılan tüm çelik ve alüminyum ithalatına yönelik gümrük vergileri 12 Mart’ta yürürlüğe girecek. Trump ayrıca karşılıklı gümrük tarifeleri de açıkladı; bu tarifeler ABD’den yapılan ithalata daha yüksek gümrük vergisi uygulayan ülkelere uygulanıyor.

AB söz konusu olduğunda, Trump çarşamba günü yaptığı açıklamada, karşılıklı tarifeler için ayrıntılı hesaplamalar yerine, 2 Nisan’da yürürlüğe girebilecek yüzde 25’lik sabit oranlı bir tarife düşündüğünü belirtti.

Bu, AB’yi ve özellikle de ABD’nin en büyük ihracat yaptığı AB ülkesi olan Almanya’yı sert bir şekilde vuracak. Bu nedenle Brüksel, Washington’u gümrük vergisi uygulamaktan caydırma girişimlerinin yanı sıra yeni ticaret seçenekleri de arıyor. Bu seçeneklerden biri de Hindistan.

Yeni siyasi müttefik arayışları da yoğunlaşıyor. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin (ECFR) kısa süre önce yaptığı bir açıklamaya göre “Brüksel’in acilen alternatif jeopolitik ilişkiler kurması gerekiyor.”

Bir yandan Yeni Delhi, Washington ile işbirliğini genişletmeye devam ediyor; Başbakan Narendra Modi bu amaçla şubat ortasında Washington’u ziyaret etti. Rusya ile işbirliğini kararlılıkla sürdüren Hindistan, Trump yönetiminin Moskova’ya yönelik yeni rotasının kendisini haklı çıkardığını düşünüyor. 

Fakat Hindistan, nispeten zayıf sanayisini korumak için nispeten yüksek gümrük vergileri uyguladığından, ABD’nin yeni gümrük vergileri tehdidinden ağır darbe alma riskiyle karşı karşıya. 

Yeni Delhi, Trump’ı planlarından vazgeçirmek için gümrükleri düşürürse, Hindistan’daki ABD tüketim malları, “Modi’nin oy bloğunun büyük bir bölümünü oluşturan” çok sayıda küçük ve orta ölçekli şirketin ürünlerinin yerini alabilir.

ECFR’ye göre, Trump’ın öngörülemezliği nedeniyle, Hindistan sadece iktisadi olarak değil, aynı zamanda üçüncü ülkelerle işbirliği yaparak siyasi olarak da kendini güvence altına almak zorunda kalacak. Bu kapsamda Avrupa, Yeni Delhi için “siyasi bir denge unsuru” olarak hizmet edebilir.

Ursula von der Leyen, Yeni Delhi’ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında AB ile Hindistan arasındaki iktisadi işbirliğini yoğunlaştırma konusunda özellikle istekli.

Brüksel ve Yeni Delhi şu anda bir serbest ticaret anlaşması müzakere ediyor; görüşmeler ilk olarak 2007’de başladı, 2013’te kesildi ve fakat 2021’de yeniden başladı.

Bu görüşmelerin zorlu olduğu düşünülüyor, zira Hindistan, kendi ekonomisini Avrupa’dan gelen aşırı rekabet karşısında savunmasız bırakmak istemiyor.

Her iki taraf da şu anda umutlarını dijital ekonomide işbirliğine bağlamış durumda. Bunu teşvik etmek amacıyla AB-Hindistan Ticaret ve Teknoloji Konseyi (TTC) 2022’de kuruldu ve Komisyonun şu anki Hindistan ziyareti sırasında 2023’ten bu yana ikinci kez toplanıyor.

ECFR’nin kısa süre önce yaptığı açıklamaya göre, Trump yönetimi çeşitli AB ülkelerinden modern yarı iletkenleri çekerken Amazon, Google, Facebook veya X gibi ABD teknoloji devleri lehine AB’nin dijital yasalarını eleştiriyor ve AB’yi “değerli bir ortak” yerine “dijital bir koloni” olarak görüyor. Konseye göre bu nedenle Brüksel, dijital ekonomide Hindistan ile işbirliğini güçlendirmeli.

Modi’nin kısa süre önce Paris’teki yapay zeka zirvesinde ABD’ye karşı değil de AB ülkeleriyle birlikte yapay zeka sektörünün net bir şekilde düzenlenmesi lehinde oy kullanması olumlu bir sinyal olarak görülüyor.

Alman ThyssenKrupp Marine Systems (TKMS) firmasının Hindistan Deniz Kuvvetlerine toplam altı denizaltı satışı Brüksel tarafından değil ulusal düzeyde başlatılmıştı ve bu nedenle Komisyonun Yeni Delhi’de yapacağı görüşmelerde ele alınması beklenmiyor.

Anlaşma henüz sonuçlanmadı fakat TKMS kalan son teklif sahibi. Son olarak İspanyol rakip Navantia elenmiş; Yeni Delhi ise Fransa ve Güney Kore’den gelen teklifleri reddetmeye karar vermişti.

TKMS denizaltıları 1980’lerde Alman tersanesi HDW ile birlikte denizaltı üretmiş olan Hindistan’ın Mazagon Dockyard Ltd (MDL) ile birlikte inşa edecek; HDW 2012’de TKMS ile birleşmişti.

Bununla birlikte, Hindistan silahlı kuvvetlerinin önde gelen tedarikçisi hâlâ Almanya değil, Scorpène sınıfı denizaltılar ve Rafale savaş uçakları tedarik eden Fransa. Rusya da 2019’dan 2023’e kadar olan beş yıllık dönemde Hindistan’ın savunma ithalatının yaklaşık yüzde 36’sını karşılayarak bir numara olmaya devam ediyor.

Diplomasi

Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Yayınlanma

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.

Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.

Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.

Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.

Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.

Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.

Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.

Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.

Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.

Sözcü şöyle devam etti:

“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”

Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.

Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.

Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.

Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.

Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.

JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.

Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.

“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

Yayınlanma

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.

Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.

Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.

Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.

Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.

Çin’de bir hafta

Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.

Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.

Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.

İstihdam, enerji ve teknoloji

Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.

Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:

“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”

Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.

Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.

Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.

Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.

“Zamanlama her şeyi anlatıyor”

Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.

Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.

Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.

Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.

Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.

Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.

Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.

Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?

Okumaya Devam Et

Diplomasi

UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

Yayınlanma

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.

İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.

Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.

En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.

Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.

Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.

The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.

FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.

Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.

Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English