Bizi Takip Edin

Amerika

Peter Thiel’in yatırım şirketi, Nijerya’da “şehir devleti” kuruyor

Yayınlanma

Nijerya’nın Gine Körfezine bakan kenti Lagos’ta kurulan bir serbest bölge, Silikon Vadisi’nin “şehir devleti” fantezilerine uyacak yatırımlar çekiyor.

2009 yılında, Lagos eyalet hükümeti, Gine Körfezi kıyısı boyunca 150 kilometrekarelik bir araziyi “Lekki Serbest Bölgesi” ilan etti ve buraya yerleşen şirketlere vergi muafiyeti ve diğer avantajlar sundu.

WIRED’a konuşan Michigan Üniversites Afro-Amerikan ve Afrika çalışmaları profesörü Omolade Adunbi, “Bu bölgeye girdiğiniz anda, Nijerya devletinin dışında kalmış olursunuz,” diyor.

Bu bölgenin kurulmasının gerekçeleri şunlardı: Uluslararası şirketleri, gelişen bir sanayi merkezi kurmaya teşvik etmek ve yeni yaratılan sermayenin ekonominin geri kalanına akmasını sağlamak. ​​

Şimdiye kadar, serbest bölgedeki projeler endüstriyel nitelikteydi; petrol rafinerisi, giyim fabrikaları ve diğer üretim tesisleri çalılarla kaplı arazinin üzerinde yükseliyordu. 

Fakat yeni bir projenin hedefleri işleri değiştirecek gibi görünüyor: Bu yılın sonlarında ilk tuğlaları atıldığında fiziksel bir şehre dönüşecek sanal bir “startup şehri.”

Nijerya’nın en bilinen teknoloji girişimcilerinden biri olan Iyinoluwa Aboyeji ve gayrimenkul girişimcisi Luqman Edu tarafından kurulan Itana, ülkedeki internet çalışanlarına ev sahipliği yapmayı ve yeni nesil teknoloji startup’larını yetiştirmeyi vaat eden bir teknoloji merkezi.

Lekki Serbest Bölgesi’nin “gezgin girişimcileri” çekmek için sunduğu mevcut vergi avantajlarından yararlanan kurucular, tamamlandığında bu şehrin, “Dubai’nin ışıltılı kuleleri ile dünyanın dört bir yanından 1,5 milyondan fazla şirketin kayıtlı olduğu küçük ABD eyaleti Delaware arasında bir yer” olmasını öngörüyorlar.

Silikon Vadisi eskatolojisi – 3: Kudretli elimle sizi özgür kılacağım

Projenin yatırımcıları arasında, Silikon Vadisi’nin ünlü milyarderi Peter Thiel tarafından desteklenen bir girişim fonu olan Pronomos Capital da dahil olmak üzere, dünya çapında özel kişilerin elinde olan şehir devletleri kurmak için tartışmalı bir hareketin sadık destekçileri yer alıyor.

Proje ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde yarı bağımsız, iş dünyası dostu bölgeler kurulmasını savunan Charter Cities Institute (CCI) ile de işbirliği yapıyor. Proje, kripto para ticaretini sıkı bir şekilde düzenleyen bir ülkede, yeni şehirde blok zinciri tabanlı bir finansal ekosistem kurulmasına yardımcı olmayı kabul eden, dünyanın en büyük kripto para borsası Binance ile ilk yüksek profilli ortağını şimdiden buldu.

Itana, Afrika’nın Silikon Vadisi olma hedefini güdüyor. Fakat tarihsel olarak, kıtadaki özel şehir projeleri ve özel ekonomik bölgeler, başlangıçta vaat edilen refahın simgesi haline gelmekte zorlanıyor. Bu tür girişimlern eleştirenler, bunların topluma genel olarak katkıda bulunmadığını, sadece zenginler için sığınaklar yarattığını ve Nijerya’da uzun süredir çatışmalara neden olan ekonomik eşitsizliği daha da kötüleştirme riski taşıdığını söylüyor.

Adunbi, “ulus-devletin çevresinde var olan düşük vergili, iş dünyası yanlısı bölgelerin temelindeki ideoloji”nin Afrika’nın ilerlemesine aykırı olduğunu düşünüyor.

İki unicorn şirketin (yani değeri 1 milyar doları aşan özel şirketler) kurucu ortağı olan Aboyeji’ye göre, Itana’nın (eski adıyla Talent City) arkasındaki itici güç, Nijerya’nın gerçekleşmemiş potansiyelinden kaynaklanıyor. 

Fakat yetenek pazarı Andela ve ödeme şirketi Flutterwave, her ikisi de Nijerya şirketi olarak kabul edilse de, diğer yerel unicorn şirket Paystack ile birlikte, çoğunlukla uluslararası yatırımcılarının beklentileri nedeniyle Delaware’de kayıtlı.

Nijeryalı şirketler 2022 yılında yaklaşık 1 milyar dolarlık risk sermayesi (VC) fonu topladı, fakat teknoloji girişimleri hâlâ temel altyapı eksikliği ve eğitimli profesyonellerin ülkeden sürekli olarak kaçmasıyla mücadele ediyor.

Regülasyonlar öngörülemez ve hükümet zaman zaman sektöre karşı muhalif bir tutum benimsedi, hatta 2021’deki protestoların ardından bir noktada kripto para birimlerini yasakladı ve Twitter’ı engelledi.

Mülk sahipleri için ütopya, mülksüzler için egemenlik kaybı

Edu, “Yatırımcıların Afrika’ya yatırım yaparken daha rahat hissetmelerini ve Afrika’daki teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte büyümesini sağlayacak, iyi tasarlanmış bir politika ortamı yaratmak mantıklı,” diyor.

Uygulamada bu, dijital ikamet için kayıt yaptıran şirketlerin vergi, şirket tescili, göçmenlik, hukuk sistemi ve offshore bankacılık ile ilgili özel kurallardan yararlanabilecekleri bir dijital serbest bölge kurulmasıyla başlıyor.

Dijital bölgenin ardından, Lekki Serbest Bölgesi’ndeki Alaro City adlı kentsel gelişim projesinde fiziksel bir şehir kurulacak. Bu proje, Lagos Eyalet Hükümeti ile hissedarları ABD, Yeni Zelanda, Norveç ve Birleşik Krallık’tan olan Afrika odaklı bir geliştirme şirketi olan Rendeavour arasındaki bir kamu-özel sektör ortaklığı.

Itana’nın internet sitesinde, inşaatın başlayacağı bataklık arazinin fotoğrafları, teknoloji merkezinin bir gün nasıl görüneceğine dair sanatsal çizimlerle yan yana sergileniyor: çimlerle kaplı dolambaçlı yürüyüş yolları ve güneş ışığı alan, küçük grupların toplanabileceği terasları olan yemyeşil bir iş parkı.

Edu, inşaatın ilk aşamasının 3.000 ila 5.000 kişiyi barındırmayı hedeflediğini ve maliyetinin 500 milyon dolara ulaşacağını söylüyor.

Itana, dijital serbest bölgeyi inşa etmek için Local Globe, Amplo, Pronomos ve Aboyeji’nin fonu Future Africa gibi risk sermayesi şirketlerinden 2 milyon dolarlık bir ön tohum fonlama turunu kısa süre önce tamamladı.

Kurucular, fiziksel bölge için Alaro City’de 7 hektarlık bir alanın (12,5 milyon dolar değerinde) satın alındığını ve ayrıca daha fazla finansman ve geliştirme için ayrı bir özel amaçlı araç oluşturulmasının da son aşamada olduğunu belirtiyor.

Edu, projenin ilk aşaması için 50 milyon dolarlık yatırım yapmak üzere Afrika Finans Kurumu adlı bir kalkınma finansmanı kuruluşunun ilgisini çektiğini de ekliyor.

Şu anda, Itana’nın yaklaşık 2.000 dijital üyesi ve 200 dijital sakini bulunuyor. Üyeler topluluğun faaliyetlerine katılabilirken, dijital sakinler yıllık 100 dolarlık abonelik ücreti ödeyerek şehirde yer bulma, dijital serbest bölgede işlerini kurma ve fiziksel bölgelere erişim konusunda öncelikli hak kazanıyor.

Quinn Slobodian: Ne ulusa, ne imparatorluğa benzeyen teritoryal örgütlenme biçimleri çoğalacak

Edu, Itana’yı, “Afrika’nın dört bir yanındaki bölgeleri kapsayan, merkezi olmayan bir Silikon Vadisi” oluşturan kıtadaki bir dizi merkezin ilki olarak gördüğünü söylüyor.

Itana, ünlü iktisatçı Paul Romer tarafından ortaya atılan charter city (özgür şehir) konseptini yaymak için kurulan Charter Cities Institute ile işbirliği yapıyor. Romer’in fikri, gelişmiş ülkeler tarafından kontrol edilecek, hazır yasalar ve kurumsal denetim içeren, zor durumdaki ülkelerde özerk yargı bölgeleri kurmaktı.

Özerk bölgenin başarısı, teorik olarak ülkenin geri kalanına olumlu bir örnek teşkil edecek ve iktisadi bir çekicilik etkisi yaratacaktı.

Itana’nın destekçilerinden biri olan Pronomos Capital, charter şehirler kurmaya da adanmış bir girişim şirketi. Şirket, Seasteading Institute’un liberteryen kurucusu Milton Friedman’ın torunu Patri Friedman tarafından yönetiliyor. Thiel’in de desteklediği “seasteading”, deniz ortasında kendi kendine yeter şehirler kurmayı hedefliyor.

Şu ana kadar bu fikri denemeye en yakın olan ülke Honduras. Burada şirketler şehir devletleri olarak tasarlanan araziler satın almış ve kendi yasal çerçevelerini ve yönetim sistemlerini kurmuştu.

Fakat Honduras hükümeti kısa süre önce, charter şehirlerine izin veren yasaları ve anayasa değişikliğini reddetti. Bu da, bu yeni projelerin geleceğinin şu anda belirsiz olduğu anlamına geliyor.

Itana’nın kurucuları, bu kadar radikal bir hedefleri olmadığını ve Nijerya hükümeti dışında değil, hükümetle birlikte çalıştıklarını belirtmiş olsalar da, Itana’nın işletme müdürü Coco Liu, Charter Cities Institute’un “kendilerinin yapmaya çalıştıkları şeyle benzer hedefleri paylaştığını” savunuyor.

Liu, “Onların fikri ideal yönetişim ve yabancı doğrudan yatırımı mümkün kılmanın en iyi yolu olarak özel ekonomik bölgeleri belirlemişler,” dedi.

Teknoloji milyarderi Peter Thiel’in sızdırılan gizli ‘Deccal’ dersleri

Itana, tartışmalı olabilecek “charter city” etiketini kullanmıyor. Eylül 2020’de, Amerikalı Dryden Wilson Tate Brown’un Twitter’da viral olan bir paylaşımında, girişimi Bluebook Cities ile Batı Afrika’da yeni bir şehir kurma niyetini açıkladı ve projeyi görüşmek üzere Nijerya ve Gana’da üst düzey yetkililerle görüştüğünü söyledi.

Eleştirmenler Twitter’da hemen tepki gösterdi ve çoğu bu fikri “beyaz adamın kurtarıcılığı” olarak nitelendirerek, bunun Fyre Festival ile karışık bir yeni-sömürgecilik koktuğunu söyledi. Pronomos Capital’in de artık var olmadığı anlaşılan Bluebook Cities’in destekçilerinden biri olduğu bildirildi.

Nijerya, CCI’nın charter city hedeflerinde ilerleme kaydettiği tek yer değil. Örgüt, charter city projeleri kurmak için Zambiya hükümetiyle de yakın işbirliği içinde çalışıyor ve Ruanda hükümetiyle şehir inşa planları konusunda işbirliği yapmak üzere yakın zamanda bir mutabakat zaptı imzaladı.

Charter şehirleri ve benzeri projeler giderek teknoloji odaklı hale geliyor. Thiel gibi yatırımcılar, büyük hükümetlerin müdahalesinden uzak, “anarko-kapitalist” bir toplum hayaline uzun süredir hayranlık duyuyorlar.

Kripto sektörü, devlet denetimine benzer şekilde düşmanca yaklaşan taraftarlarıyla, El Salvador’un Bitcoin City, Honduras’ın Prospera ve Senegal’in Akon City gibi yeni projelerde yoğun bir şekilde yer alıyor.

Itana’nın Binance ile olan ortaklığının ayrıntıları henüz açıklanmadı, fakat Edu, şehrin sanal serbest bölgede kripto paranın oynayabileceği rol ile ilgili politikalara danışmanlık yapacak, blok zinciri ve kripto para paydaşlarından oluşan bir komite kuracağını söyledi.

Lekki Serbest Bölgesi, projeye yer açmak için yerel toplulukların yerinden edildiği iddiaları nedeniyle tartışmalara konu olmuştu. Yerel sakinler, serbest ticaret bölgesinin kurulduğu Ibeju-Epe bölgesindeki bir düzineden fazla köyün hükümet tarafından tek taraflı olarak geri alındığını, bazılarının ise 2016 yılında inşaatına başlanan ve henüz faaliyete geçmemiş bir petrol rafinerisine yer açmak için geri alındığını söylüyor.

Trump’ın Silikon Vadisi’ndeki adamı Thiel’in antidemokratik distopyası

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English